Ve cümle üç aded dârü't-tedrîs-i âlimânı vardır ve bir aded tekye-i Halvetîsi var, ammâ aceb hânkah-ı Hazret-i Alî'dir ve Alî Dede nâmıyla meşhûr şeyh-i pür-nûr ehl-i hâl kimesnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 177b ·
metinde göster ·
Ba‘zılar Summî Alî Dede, ba‘zılar Söylemez Alî Dede derlerdi. Ordu-yı İslâmın cânib-i cenûbîsinde Çamaşır deresi kenârında bir gâr-ı yetîmân içre erbâb-ı tîmârdan bir kimesne terk-i dünyâ olup halkdan münzevî bir kûşe-i vahdetde sâkin olup aslâ dünyâ kelâmın söylemeyüp işrâkıyyûn müştâkıyyûn (---)(---) -ıyyûn fukarâlığın kabûl edüp dâ’imâ summun bükmün durup gündüz sâ’im ve gece gündüz kâ’im tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl olup erbâb-ı tîmârdan bir dostu beher leyl birer çanak buğday çobrası getirüp anınla kifâflanırken bir gün cümle otuz iki dişlerin çıkarup bî-dendân kalup yine sâkin olduğu kehf-i garîbân anda tâ‘at [u] ibâdât ederek bir ferd-i âferîdeden bir nân nemek kabul etmeyüp subh [u] mesâ kırk vukıyye bir top güllesin mağârânın bir köşesine döğe döğe mağârânın kayasın un gibi etmeği kâr edinmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299a ·
metinde göster ·
Ba‘zılar Summî Alî Dede, ba‘zılar Söylemez Alî Dede derlerdi. Ordu-yı İslâmın cânib-i cenûbîsinde Çamaşır deresi kenârında bir gâr-ı yetîmân içre erbâb-ı tîmârdan bir kimesne terk-i dünyâ olup halkdan münzevî bir kûşe-i vahdetde sâkin olup aslâ dünyâ kelâmın söylemeyüp işrâkıyyûn müştâkıyyûn (---)(---) -ıyyûn fukarâlığın kabûl edüp dâ’imâ summun bükmün durup gündüz sâ’im ve gece gündüz kâ’im tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl olup erbâb-ı tîmârdan bir dostu beher leyl birer çanak buğday çobrası getirüp anınla kifâflanırken bir gün cümle otuz iki dişlerin çıkarup bî-dendân kalup yine sâkin olduğu kehf-i garîbân anda tâ‘at [u] ibâdât ederek bir ferd-i âferîdeden bir nân nemek kabul etmeyüp subh [u] mesâ kırk vukıyye bir top güllesin mağârânın bir köşesine döğe döğe mağârânın kayasın un gibi etmeği kâr edinmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299a ·
metinde göster ·
… zkûr münhezim olan Fransa kâfiri arbedesinden üç gün sonra azm-i râh-ı bî-zebân
Alî Dede
deyüp yedi aded yârân-ı zarîfân-ı nükte-şinâsân ile piyâdece giderken bir bârân …
"Elbette ben anı söyledirim" deyü niçe ahbâb yanında da‘vâ-yı merd edüp küffârın Göllük tarafında mezkûr münhezim olan Fransa kâfiri arbedesinden üç gün sonra azm-i râh-ı bî-zebân Alî Dede deyüp yedi aded yârân-ı zarîfân-ı nükte-şinâsân ile piyâdece giderken bir bârân-ı rahmet nâzil olup saf saf kürdeledüp(?) giderken beş aded yârânlarımız geri dönüp mîrî furûnlara esbâblarını kurutmağa gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299a ·
metinde göster ·
mağârâ kapusunun iç yüzünde oturduğunu görünce bir na‘ra-i yâ hû deyüp hemân De …
Hemân hakîr dahi ileri varup Alî Dede mağârâ kapusunun iç yüzünde oturduğunu görünce bir na‘ra-i yâ hû deyüp hemân Dede'nin gözü önünde çamurun içine yüzü koyu yatup yüzüm üzre çamur içre sürüne sürüne dirseklerimle yürüyerek cümle kürk ve esvâb-ı eskâl çamaşırım çamurda mülevves olarak gâr-ı yetîmin kapusu önüne vardıkda ayak üzre kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299a ·
metinde göster ·
… m" deyüp azm-i râh edüp orduya gelirken meğer benimle giden üç nefer yârânlarım
Alî Dede
mağârâsının sağ tarafında pinhân olup cemî‘i eylediğimiz musâhabetleri dinlerle …
"Allâh'a ısmarladım" deyüp azm-i râh edüp orduya gelirken meğer benimle giden üç nefer yârânlarım Alî Dede mağârâsının sağ tarafında pinhân olup cemî‘i eylediğimiz musâhabetleri dinlerler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299b ·
metinde göster ·
Ve sokak sokak olup gemilerde kapular gibi delikler pençere pençereler-misâl açılup içinde olan küffârlar dâr-ı cahîme giderlerdi. Küffâr gemilerle deryâdan asâkir-i İslâm karadan kâmil ale't-tevâlî dörd sâ‘at-i nücûmî ceng [u] cidâl-i mütemâdî olup hikmet-i kudret sâhibi Allâh ihsân ilhâm edüp Kulkethudâsı Zülfikâr Ağa topçubaşıyla müşâvere edüp mukaddemâ Söylemez Dervîş Alî'nin gönderdiği gülleli karakatır nâm topa Zülfikâr Kethudâ bir kerre niçe bism-i İlâh ile âteş edince cemî‘i küffâr kalyonlarının serdârı olan patur[una] nâm kapudan kalyonuna Alî Dede gönderdiği gülle isâbet edüp bi-emrillâhi te‘âlâ çak bârûd hazînesine gülle değüp el-azametullâh Deryâ-yı Sefîd bir kerre cûş [u] hurûşa gelüp tâ beri kara tarafında bir [zel]zele-i azîm olup derhâl deryâda olan dağ pâresi gibi kapudana kalyon ol isâbet eden Alî Baba güllesinden bir âteş-i sûzân zâhir olup gemi içinde olan cemî‘i küffâr tayr-ı ebâbîl gibi hevâya perrân münkalib olup doğancı pefteresi gibi ber-hevâ uçup kiminin kıçı ve başı ve kayalığı ve içinde olan iki bin aded kâmil cümle soltat mortatları ender hevâ mu‘allakast olup âteş-i Nemrûd ile büryân olup kimi karaya ve kimi deryâya düşüp mâ’idelere gıdâ-yı semek 300b oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300a–300b ·
metinde göster ·
… Alî Dede'nin mağârâsı içinde gasl olunan çirkâb suyundan kana kana içüp ol dahi
Alî Dede
gibi bî-zebân olup mağârâya girüp kaldı.
Hakîr dahi ale'l-acele techîz [ü] tekfînin görüp yetmiş yerden âb-ı zemzemli kefenler gelüp cümlesine Alî Dede'nin vücûdun sarup sarmalayup bir tâbût içre koyup yüz bin guzât-ı müslimîn namâzına hâzır olup edâ-yı salât oldukda hemân bir cân Alî Dede'nin mağârâsı içinde gasl olunan çirkâb suyundan kana kana içüp ol dahi Alî Dede gibi bî-zebân olup mağârâya girüp kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304a ·
metinde göster ·
ve hakîrin refîki Hindî Baba Mansûr Dede hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır, kad …
Hâlâ Yeşil Kol Sultân ve bu Söylemez Alî Dede ve hakîrin refîki Hindî Baba Mansûr Dede hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır, kaddesenâllâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304a ·
metinde göster ·
… îrin gasl etdiği Yeşil Kol Sultân ve refîkım Hindî Baba Mansûr Dede ve Söylemez
Alî Dede
cenblerinde kara mezâristânda bu şühedâların ter ü tâze cesed-i şerîflerin iki …
"Yigirmi yıl evvel Deli Hüseyin Paşa yürüyüşlerinde şehîd oldu" deyü şehâdet etdiler, gayrileri bu Sadrıa‘zam muhâsarasında şehîd oldukların bilüp bu şühedâları cümle yerlerinden kilimlerle nakl edüp bu hakîrin gasl etdiği Yeşil Kol Sultân ve refîkım Hindî Baba Mansûr Dede ve Söylemez Alî Dede cenblerinde kara mezâristânda bu şühedâların ter ü tâze cesed-i şerîflerin iki aded şehîd olan gulâmlarımın yanlarına defn edüp başları uçlarına yeşil boyalı tahtadan şühedâ bayrakları alâmeti etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a ·
metinde göster ·
… niçe âdemler şehre gelüp cür’et edüp savma‘a kapusun açup görseler kim na‘şe-i
Alî Dede
hücre içre kıbleye müteveccih olup vücûd-ı şerîfi henüz ter ü tâze ve ıssı olup …
Hattâ bu Alî Dost Dede merhûm oldukda cümle Ergiri Kasrı halkı bu "Alî Dost Dede tâ‘ûndan öldü" deyü dağlara ve gayr[i] kurâlar[a] firâr ederler. Azîz-i merhûmun cesed-i pâkleri kırk gün kırk gece savma‘asında kalup ba‘dehu kurâlardan niçe âdemler şehre gelüp cür’et edüp savma‘a kapusun açup görseler kim na‘şe-i Alî Dede hücre içre kıbleye müteveccih olup vücûd-ı şerîfi henüz ter ü tâze ve ıssı olup yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354b ·
metinde göster ·
… köyünde medfûnlardır. Bî-hisâb kerâmetleri görülmüşdür. Ve Eski Memi Dede oğlu
Alî Dede
merhûm olup musallâda cenâze namâzın niçe bin âdem edâ ederken na‘ş-ı şerîfi tâ …
Ve şehir içinde Memi Dede ve Eski Memi Dede. Bu iki sultânlar Vukûflar köyünde medfûnlardır. Bî-hisâb kerâmetleri görülmüşdür. Ve Eski Memi Dede oğlu Alî Dede merhûm olup musallâda cenâze namâzın niçe bin âdem edâ ederken na‘ş-ı şerîfi tâbûtiyle alâ-mele’i'n-nâs gâyib olup cümle huzzârân-ı âşıkânı âlem-i hayretde sergerdân kalırlar. Ba‘dehu üçüncü gün bâğlar içinde bir püşte üzre bulunup anda defn etmişlerdir. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve karîbü'l-ahd olmuşdur, cenâzesine hâzır olanlar ile müşerref olup anların nakli üzre tahrîr edüp ziyâret etdik. Kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50b ·
metinde göster ·
… tda sâhib-i vera‘, sulehâ-yı ümmetden Câmi‘-i Nûr imâmı ve Eskici Dede ve Attâr
Alî Dede
, hamd-i Hudâ şeref-i sohbetleri ile müşerref olup du‘â-yı hayırların alup dest- …
Ve hâlâ hayâtda sâhib-i vera‘, sulehâ-yı ümmetden Câmi‘-i Nûr imâmı ve Eskici Dede ve Attâr Alî Dede, hamd-i Hudâ şeref-i sohbetleri ile müşerref olup du‘â-yı hayırların alup dest-i şerîflerin bûs etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y154a ·
metinde göster ·