… râderi Elkâs Mîrzâ vilâyet-i Kum ve Kâşân'ı ve Isfehân-ı nısf-ı cihânı gâret ve
alan [u]
tâlân edüp mâl-ı ganâyimle Der-i devlete geldi, sene 955.
Feth-i kal‘a-i Şirvân ve kal‘a-i Şamâkı ve def‘â feth-i kal‘a-i Van ve kal‘a-i Tebrîz ve Şâh bürâderi Elkâs Mîrzâ vilâyet-i Kum ve Kâşân'ı ve Isfehân-ı nısf-ı cihânı gâret ve alan [u] tâlân edüp mâl-ı ganâyimle Der-i devlete geldi, sene 955.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 57b ·
metinde göster ·
… i pâre kal‘alar harâb olduğu andan Şehr-i Hemedân ve kal‘a-i Dergezîn cânibleri
alan u
tâlân ve ahâlîsi nâlân u giryân ve mâlları yağmâ olup uryân kaldukları cümle se …
Ve Husrev Paşa'nın Bağdâd'a azîmeti ve Şehrezûl haddinde Erkek Ahmed kal‘asın binâ etdüği ve Mihribân kal‘ası fethi ve Zeynel Hân'ın inhizâmı ve Acem diyârının nehb [ü] gâret olunduğu ve Bâğ-ı Cinân kal‘ası etrâflarında yigirmi pâre kal‘alar harâb olduğu andan Şehr-i Hemedân ve kal‘a-i Dergezîn cânibleri alan u tâlân ve ahâlîsi nâlân u giryân ve mâlları yağmâ olup uryân kaldukları cümle sene 1039 târîhinde vakı‘ olup.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61b ·
metinde göster ·
… Erdel içre nâm [ü] nişânımız güm olup sekiz ayda Erdel memleketin nehb ü gâret,
alan [u]
tâlân ve kâfirleri nâlân ederek tâ nehr-i Tise kenârına varup (---) vezîri Siyâ …
Alî Paşa Erdel diyârında Kemen Yanoş üzre serdâr olduğun beyân eder: Rûmeli ile Melek Ahmed Paşa, Anatolu ile Çavuşzâde Mehemmed Paşa (ve) ve'l-hâsıl yigirmi eyâlet sâhibi mîrimîrân ve yetmiş sancak ve yigirmi oda yeniçeri ve cebeci ve topcu ve dör[d] aşağı bölükler ile cümle seksen yedi bin asker sahrâ-yı Tımışvar'da cem‘ olup sene 1072 târîhinde Gâzî Seydî Ahmed Paşa'yı Serdâr Alî Paşa şehîd edüp ordu-yı İslâm cânsız cisme dönüp yine bi'z-zarûrî Erdel Demirkapusu'ndan içeri girilüp Haçek sahrâsında meks edüp yigirminci gün kırk bin Tatar ile Yalı ağası Şâh Polat Ağa gelüp asker-i İslâm tâze cân bulup Tatar askerine çapullar fermânlar olunup Kemen Yanoş askerinden habere gidüp niçe bin kâfir dil getirüp Kemen Yanoş üzre azîmet olunup 86a Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa çarkacı olup tuğlar ile talî‘a-i asker olup hulâsa-i kelâm Erdel içre nâm [ü] nişânımız güm olup sekiz ayda Erdel memleketin nehb ü gâret, alan [u] tâlân ve kâfirleri nâlân ederek tâ nehr-i Tise kenârına varup (---) vezîri Siyâvuş Paşa karındaşı Hüseyin Paşa'yı Tise nehrin ubûr etmek fermân olunup eyâleti askerinin güzîdesiyle nehr-i Tise'yi güzer edüp tâ Kaşa kal‘asına ve Husvar kal‘asına varup Zolomioğlu nâm kâfiri kırallığa taleb etdikde küffârlar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 85b–86a ·
metinde göster ·
… ca ve Çengelise şehirlerinde ve Pendik ve Kartal ve Darıca şehirlerin gâret [u]
alan [u]
tâlân edüp üç bin papası dendân-ı tîğdan geçirüp bu kadar mâl-ı ganâyimle maska …
Bu mahalde Seydî Battâl Gâzî üç bin bahâdırânıyla Üsküdar'da pusu edüp küffârdan ganîmet alup küffâr üzre musallat olmada idi. Battâl Gâzî İslâmbol içre bu kadar ibâdullâhın şehîd olduğun istimâ‘ edüp dâğ-ı derûnundan Üsküdar tarafında Kuzkunca ve Çengelise şehirlerinde ve Pendik ve Kartal ve Darıca şehirlerin gâret [u] alan [u] tâlân edüp üç bin papası dendân-ı tîğdan geçirüp bu kadar mâl-ı ganâyimle maskat-ı re’si olan Malatıyye kal‘asına, andan Bağdâd'a Hârûnu'r-Reşîd'e varup İslâmbol içre şehîd olanların ahvâllerin bir bir Hârûn'a takrîr edince hemân ol ân Hârûnu'r-Reşîd iki kerre yüz bin asker ile bir sene mürûrunda tekrâr İslâmbol'u muhâsara edüp üç gün üç gece ceng-i azîm edüp Seydî Battâl ve gayrı guzât on sekiz bin küffârı şemşîr-i âteş-tâbdan geçirüp yigirmi bin esîr nüfûsu kayd [u] bend edüp Tekur Yağfûr nâm kıralı dest-ber-kafâ Hârûnu'r-Reşîd huzûruna getirüp ol ân Yağfûr'a amân vermeyüp boğazından Ayasofya çanlığına salb edüp İslâmbol'u yağmâ ve alan [u] tâlân edüp hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür, mâl-ı ganâyim alup yine Koca Mustafâ Paşa mahallinde mukeddemâ binâ olunan kal‘aya on bin ibâd-ı müslimîn koyup Hârûnu'r-Reşîd Bağdâd'a müteveccih olup Seyyid Battâl Gâzî ki ism-i şerîfleri Ca‘fer ibn Hüseyin Gâzî'dir, anlar Üsküdar'da leb-i deryâda Kızkullesine havâle bir püşte üzre hayme ve hargâhların kurup anda muhâfaza edüp yedi sene bâğ u bâğçe yetişdirüp sâkin olurlardı. İlâ yevminâ hâzâ ol bâğlara Battâl bâğları ve Âl-i Bahâdır 141b bâğları ve Şücâ‘ bâğları ve Gâzîköyü bâğları derler, galat-ı meşhûr olup Kadıköy bâğı derler. Bu takrîb ile yedi senede ibtidâ Üsküdar'ı ve Kadıköyün Battâl Gâzî amâr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141a–141b ·
metinde göster ·
Bu mahalde Seydî Battâl Gâzî üç bin bahâdırânıyla Üsküdar'da pusu edüp küffârdan ganîmet alup küffâr üzre musallat olmada idi. Battâl Gâzî İslâmbol içre bu kadar ibâdullâhın şehîd olduğun istimâ‘ edüp dâğ-ı derûnundan Üsküdar tarafında Kuzkunca ve Çengelise şehirlerinde ve Pendik ve Kartal ve Darıca şehirlerin gâret [u] alan [u] tâlân edüp üç bin papası dendân-ı tîğdan geçirüp bu kadar mâl-ı ganâyimle maskat-ı re’si olan Malatıyye kal‘asına, andan Bağdâd'a Hârûnu'r-Reşîd'e varup İslâmbol içre şehîd olanların ahvâllerin bir bir Hârûn'a takrîr edince hemân ol ân Hârûnu'r-Reşîd iki kerre yüz bin asker ile bir sene mürûrunda tekrâr İslâmbol'u muhâsara edüp üç gün üç gece ceng-i azîm edüp Seydî Battâl ve gayrı guzât on sekiz bin küffârı şemşîr-i âteş-tâbdan geçirüp yigirmi bin esîr nüfûsu kayd [u] bend edüp Tekur Yağfûr nâm kıralı dest-ber-kafâ Hârûnu'r-Reşîd huzûruna getirüp ol ân Yağfûr'a amân vermeyüp boğazından Ayasofya çanlığına salb edüp İslâmbol'u yağmâ ve alan [u] tâlân edüp hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür, mâl-ı ganâyim alup yine Koca Mustafâ Paşa mahallinde mukeddemâ binâ olunan kal‘aya on bin ibâd-ı müslimîn koyup Hârûnu'r-Reşîd Bağdâd'a müteveccih olup Seyyid Battâl Gâzî ki ism-i şerîfleri Ca‘fer ibn Hüseyin Gâzî'dir, anlar Üsküdar'da leb-i deryâda Kızkullesine havâle bir püşte üzre hayme ve hargâhların kurup anda muhâfaza edüp yedi sene bâğ u bâğçe yetişdirüp sâkin olurlardı. İlâ yevminâ hâzâ ol bâğlara Battâl bâğları ve Âl-i Bahâdır 141b bâğları ve Şücâ‘ bâğları ve Gâzîköyü bâğları derler, galat-ı meşhûr olup Kadıköy bâğı derler. Bu takrîb ile yedi senede ibtidâ Üsküdar'ı ve Kadıköyün Battâl Gâzî amâr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141a–141b ·
metinde göster ·
… âdemlerdir. Biz anlara el kaldırırsak cümle şehri âteşe verüp mâl [u] menâlimiz
alan u
talan, evlâd [u] ıyâlimiz nâlân u giryân olup bu şiddet-i şitâda kande gidelim. …
Bu şehre dâhil olduğum gün Âsitâne-i sa‘âdet tarafından Berberbaşılıkdan çıkma kapucubaşı, kırk kapucusuyla "Diyârbekir eyâletin getirdim" deyü çav çaldırup paşaya girem zann edüp mümkün olmadı. Cümle kapu halkı sekbân ve sarıca ve deli ve gönüllü ve üç yüz iç gılmânı hâzır-baş olup "kapucubaşı gelsin" deyince kırk kapucusuyla gelüp berk-i hazân gibi dir dir ditreyüp içeri girince cümle levendât paşayı ortaya alup pür-silâh durdular. Hemân Paşa "Safâ geldiniz! Ne hizmete geldiniz", "Sultanım, Diyârbekir'e giderim" dedi. Paşa eyitdi "Ya bize Diyârbekir eyâletin getirmişsin, kani emirler", "İşte emr pâdişâhındır" deyü kırk kapucu ile paşa üzerine hücûm edince paşa yerinden pertâb etmezden evvel zeber-dest iç ağaları cümle kapucuları ve kapucubaşıyı kıskıvrak bağlayup hemân paşa "İskemle ve falaka-deyenek" deyüp sekbân, sarıca cellâdları meydân-ı muhabbete girüp on-ı orada, kapucubaşıya burada, kimisi der "vasvarada" kimisi der "Sultânım durma Varvara'da deh, durma burada" deyüp feryâd [u] figâna başladılar. Cümle vilâyet a‘yânları zemîn bûs edüp "Sultânım! Bunlar emir kullarıdır. Bu size nasîhat olduğuna şükrânedir. Bunları afv edin. Irz-ı pâdişâhî var, cümlesin âzâd edin" deyü ricâ etdiler. Mercâları hayyiz-i kabûlde vakı‘ olup cümlesin âzâd etdiler. Ammâ cümlesin deyenek altında katl etse gerek idi. Bunlar şehr kadısına varup Mîr-i livâ Alî Beği mahkemeye da‘vet edüp nefîr-i âm emirleri ve hatt-ı şerîflerin çıkarup "guluvv-i âm ile cümle askerin şehr içre çevirelim" derler. Cümle şehir a‘yânı "Vallahi, bu iş bu şehirde olamaz. Anlar câna başa kalmış on bin âteş kılıç âdemlerdir. Biz anlara el kaldırırsak cümle şehri âteşe verüp mâl [u] menâlimiz alan u talan, evlâd [u] ıyâlimiz nâlân u giryân olup bu şiddet-i şitâda kande gidelim. Anlar böyle ısyân edüp dosdoğru Varvar'a gidecekleri muhakkakdır" deyü Kapucubaşıya bu gûne şâfî cevâblar verince tarfetü'l-ayn içre bu haber-i meserreti şehrliden biri paşaya getirüp paşa herîfe ihsânlar etdi. Paşa, kapucular bölükbaşısın mahkemeye gönderüp "Tiz kapucubaşı bu ânda atlanup geldiği izine gitsin. Yohsa yüzünü tulum yüzüp geldiği yire gönderirim" deyü mahkemeye bölükbaşılar ta‘yîn eyleyüp cümlesin şehrden sürdüler. Ertesi gün bu ahvâl-i pür-melâli yazup Varvar Alî Paşa'ya Aliş tatar ile gönderdi. Andan cümle ehl-i belede ihsân [u] in‘âmlar edüp müşâvere etdiler. A‘yân-ı vilâyet gördüler kim bir vezîr-i âlîşân ve bir halûk u halîm ve selîm ve zî-şân, ehl-i şehr dediler kim "Sultânım! Gâfil me-bâş, sakının İslâmbol tarafına gitmen. Varvar Alî Paşa'yı kollayarak mâbeyniniz bir konak ve iki konak olsun. Şimdi sa‘âdetle gerü dönüp lokmacılık ederek Tokat ve Kazova ve Turhal ovası ganîmet yerlerdir. Anda deverân ve seyerân ederek geşt [ü] güzâr etdün. İnşâallah günden güne cemerâtlar da gelüp hevânın şiddet-i şitâsı def‘ olup bu gûne hareket buyurun" deyüp bu re‘y [u] tedbîri vech-i ahsen görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 350b ·
metinde göster ·
… kka ve Urfa ve Birecik kal‘aları etrâflarında diyâr-ı Ermenden niçe yüz yerleri
alan u
talan ve küffârlarını nâlân etmeğe başladılar. Âhir kendülere bir cây-ı me’men …
Bunların bu diyârda refâhiyyet-i hâtırların Mâhân diyârında sâ’ir kabâ’illeri istimâ‘ edüp niçe bin âdem Mâhân'dan gelüp bu Ca‘ber kal‘ası ve Ane ve Selme ve Balis ve Bomboç ve Rakka ve Urfa ve Birecik kal‘aları etrâflarında diyâr-ı Ermenden niçe yüz yerleri alan u talan ve küffârlarını nâlân etmeğe başladılar. Âhir kendülere bir cây-ı me’men ve cây-ı menâs olmağiçün sene 583 târîhinde merkûm Muhammed ibn Dânişmend bu Malatıyye kal‘asın müceddeden binâ etdi. Hâlâ bir kal‘a-i köhne-âbâddır. Ammâ seng-tıraşları gâyet kebîrdir. Dîvârının kaddi yigirmi altı arşındır. Cümle (---) aded kulledir ve cümle (---) aded (---) dendân-ı bedendir ve cümle (---) aded bâb-ı hadîd-i cedîdlerdir. Evvelâ Alaca kapu, Süpürge kapusu, Meşak kapusu, Bâzâr kapusu, bunlar şâhrâh kapulardır. Şimâli deredir. Etrâfında handakı (---) ve dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil beş bin yüz adımdır. Ol kadar vâsi‘ değildir. Derûn-ı kal‘ada (---) câmi‘i ve mesâcidleri ve cebehânesi ve gılâl anbarları ve üç yüz kadar hâneleri ve dizdârı ve iç el olmak 194a ile yetmiş aded neferi vardır. Gayri imâret ve bezzâzistân yokdur. Cümle sûk-ı sultânî taşradadır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 193b–194a ·
metinde göster ·
… un tuza ve kurd koyuna ve mirâs-hor mâl-ı mevrûsuna seğirdir gibi seğirdüp eyle
alan u
talan eyleyüp nisvânların nâlân u giryân eyleyüp ol kadar mâl-ı ganâ’im aldılar …
Bu iki Urbânın mâlı içre Firârî Mustafâ Paşa askeri koyun tuza ve kurd koyuna ve mirâs-hor mâl-ı mevrûsuna seğirdir gibi seğirdüp eyle alan u talan eyleyüp nisvânların nâlân u giryân eyleyüp ol kadar mâl-ı ganâ’im aldılar kim en ednâ harbende-i Ervâm bir katar deve yükü mâla mâlik olup harbende iken sârbân-ı revân oldu ve ednâ mertebe sayisler bir iki sürü koyun sâhibi oldular. Sâ’ir karakollukçuların mâlik olduğu bakır avânîleri ve sâ’ir kelepür makûlesi cacim ve haliçe ve kilim makûlelerinin hisâbların Cenâb-ı Bârî bilür. Ammâ iki binden ziyâde at-ı mu‘teber at-ı sâfinatü'l-ciyâd makûlesi mührât u hüssân küheylânları ve binden mütecâviz nîk ü bed zırhları ve ana göre sâ’ir âlât-ı silâhları cümle paşa tarafına kabz etdiler ve paşa beytü'l-mâlcısı cümle mevtâların kemerlerinde olan altun ve guruşları mîrîye kabz edüp bir ferde müdâhale etdirmediler. Ve Alî Fâris'in ve çöl pâdişâhının kara demir hayme vü hargâhlarında kalan mâl-ı bî-hisâbı cümle Firârî Mustafâ Paşa zabt etdi, ammâ ne mertebe mâl idi ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217a ·
metinde göster ·
… başıyçün ve azîmü'ş-şân Allah hakkiyçün eğer bu anda Bitlîs şehri içre yağma vü
alan u
talanda âdem bulup bir dahi feryâdcılar gelüp tazallum ederlerse sizi azl-i ebe …
Âhir a‘yân-ı vilâyetden cümle ulemâ vü sulehâ vü meşâyih-i sâdât-ı Ekrâd-ı Bitlîs ale'l-acele paşanın pây-ı semendine yüzler sürüp envâ‘-ı tazarru‘ [u] nâlişler edüp "Dâd u feryâd ey vezîr-i âlî-nijâd, hasmınız Hân idi, hamd-i Hudâ münhedim olup firâr etdi. Ya bu kadar ibâdullahı niçün gâret etdirirsüz?" deyü paşaya tazallum arz etdiklerinde cümle ricâları hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup, hemân paşa-yı müdebbir cümle Van eyâleti ümerâların ve cümle ocak beğlerin ve hemi ocak ağaların cümle at üstünde iken yanına getirdüp tenbîh ü te’kîd edüp der: "Pâdişâh başıyçün ve azîmü'ş-şân Allah hakkiyçün eğer bu anda Bitlîs şehri içre yağma vü alan u talanda âdem bulup bir dahi feryâdcılar gelüp tazallum ederlerse sizi azl-i ebed etmek ile mütesellî olmayup başlarınızı keserim. Tiz şehre gidüp yağmacılarınızın aldığı eşyâları ashâblarına redd edin. İşte ben de akîbinizce şehre giderim. Siz bilirsüz." deyü bu beğlere ve ağalara bir sıkı verdi kim sıkılarından dızıkları kopdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270a ·
metinde göster ·
… îlerin çalarak asker-i Âzerbaycân Pinyanişî vilâyeti üstüne düşüp niçe köylerin
alan u
tâlân ve ahâlîsin nâlân edüp Hasanî yaylasından kâmil kırk bin koyun dahi sürüp …
Fakîr Ekrâd-ı sâf-dil İpşir'in va‘de-i dürûğlarına i‘timâd edüp bir gice altı bin askerle Şâh Gediği'n aşup vakt-i Şâfi‘îde şehr-i Rûmiyye ve Dümbülî ve Salmas ovalarında olan kendleri gâret edüp yaylalarda olan koyunlardan on yedi bin Avşarî ve Dümbülî koyunu sürüp vilâyetlerine gelirler. Şâh-ı Acem bu hâl-i pür-melâli gûş edüp bir çapar ile bir nâme Haleb'de İpşir'e gönderüp İpşir asla nâmeye vücûd vermez. Âhir-ı kâr Acem dahi Kürd'den intikâm almak içün Rûmiyye hânı ve Çulan sultânı ve Biredos sultânı ve Dümdümî sultânı ve Dümbülî sultânı ve Salmas sultânları cümle on bin asker olup şâhî topların çekerek nefîr-i Efrâsiyâbların ve kerrenây-ı Menûçehrlerin ve kös-i hâkânîlerin çalarak asker-i Âzerbaycân Pinyanişî vilâyeti üstüne düşüp niçe köylerin alan u tâlân ve ahâlîsin nâlân edüp Hasanî yaylasından kâmil kırk bin koyun dahi sürüp şehr-i Rûmiyye'ye dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 284a ·
metinde göster ·
… isân kâsır ve kalemler kâsir idi. Bu sarây-ı behişt-âsâyı ân-ı vâhidde yağmâ ve
alan u
tâlâncılar ıhrâk bi'n-nâr edüp hâke berâber etdiler, ammâ bu cây-ı çemenzârda c …
Bu yer sarây-ı ibret-nümâ-yı musanna‘ idi kim ta‘rîf ü tavsîfinde lisân kâsır ve kalemler kâsir idi. Bu sarây-ı behişt-âsâyı ân-ı vâhidde yağmâ ve alan u tâlâncılar ıhrâk bi'n-nâr edüp hâke berâber etdiler, ammâ bu cây-ı çemenzârda cümle iş erleri bir yere gelüp ve Arapça fehvâsınca müşâvere olunup kal‘a-i Vaşarheld deresinde küffârın isyân [u] tuğyânı olması sebebiyle ol câniblere gitmek mümkün olmayup yine semt-i şimâle sarp dağlar ve beller ve sa‘b yollar aşup 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
… arın alup şehr[i] âteş-i sûzân ile ziyân ve halkını esîr [ü] nâlân ve kurâların
alan u
tâlân etmişler. Hakîr vardıkda ancak birkaç kârgîr binâ kenîseleri kalmış idi. …
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir. Bânîsi Matyaş kraldır kim vilâyet-i Ungurus'a ve vilâyet-i Leh'e mâlik olup Tuna Belgrad'ın Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e vermeyen kral-i dâllin oğlu Matyaş kral binâsıdır, ammâ Orta Macar'da Zolomioğlu milkidir. Ve Erdel krallarına tâbi‘ bir şehr-i Laboş'dur kim nehr-i Laboş kenârında bir sahrâya vâkı‘ olmuş ürd-i behişt bir şehr-i müzeyyen imiş. Tatar-ı saba-reftâr-ı adû-şikâr askeri serdârı olan Şâh Polad Ağa bu şehre uğrayup mâl-ı ganâ’im ve üsârâların alup şehr[i] âteş-i sûzân ile ziyân ve halkını esîr [ü] nâlân ve kurâların alan u tâlân etmişler. Hakîr vardıkda ancak birkaç kârgîr binâ kenîseleri kalmış idi. Anları dahi Âl-i Osmân askeri zîr-i zemînlerin kazup bir hayli defîne mâllar bulup kileseleri âteş-i Nemrûd ile göyündürdüler. Andan nehr-i Laboş'u ubûr edüp 4 sâ’atde bayırlar aşup nice köyler ıhrâk edüp giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8b ·
metinde göster ·
Hattâ altmış yedide ve yetmiş iki târîhine dek Erdel memleketi gâret ve
alan [u]
tâlân olacağın ve hattâ Rakofçi kralın başına bizim Seydî Ahmed Paşa kılıç ile …
Hattâ altmış yedide ve yetmiş iki târîhine dek Erdel memleketi gâret ve alan [u] tâlân olacağın ve hattâ Rakofçi kralın başına bizim Seydî Ahmed Paşa kılıç ile uracağın aceb tasvîr eylemiş kim tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18a ·
metinde göster ·
… rı İslâm ile şeref-yâb olup bu sahrâ-yı behişt-âbâd içinde olan kurâların cümle
alan u
tâlân ve keferelerin esîr [u] nâlân edüp ıhrâk bi'n-nâr olup eyle berbâd oldu k …
"Türk Seykel taburun alamaz" mülâhazasıyla cemî‘i küffâr evli evlerinde ayş [ü] işretde iken kimi esîr-i bend-i zincîr ve niçe bini tu‘me-i şemşîr ve niçe bini firâr-ı der-deyr(?) edem der iken anlar dahi dendân-ı tîğdan sîr olup evlâd [u] iyâllerinden muğân cüvânân bintân [u] nisvânları İslâm ile şeref-yâb olup bu sahrâ-yı behişt-âbâd içinde olan kurâların cümle alan u tâlân ve keferelerin esîr [u] nâlân edüp ıhrâk bi'n-nâr olup eyle berbâd oldu kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21b ·
metinde göster ·
… âletleri askerlerin ve gönüllüde(?) olan gâzîlerin vilâyet-i Nemse'yi urmağa ve
alan u
tâlân edüp dâr-i diyârlarin yakmağa fermân edüp yine Küçük Mehemmed Paşa'yi ser …
Bir tuğrâ-yi garrâli emr-i serdâ[r]i İsmâ‘îl Paşa destine verüp bir hil‘at-i fâhire geydirüp hemân ol ânda İsmâ‘îl Paşa Erdel'in kal‘a-i Kihalom altinda hayme vü hargâh [u] bâr [u] büngâhlarin bozup nefîr-i rihletlerin çalup cümle asâkir-i Budin ile Budim'e gitdiler, ammâ bu mahalde serdâr-i müdebbir 26b bir dîvân-i azîm edüp müşâvere eyleyüp Nemse çâsârindan intikâm almak içün cümle Tatar-i sabâ-re[ftâr-i] adû-şikâr askerin ve cümle Eğre ve Varat ve Timişvar ve Sirem ve Semendire eyâletleri askerlerin ve gönüllüde(?) olan gâzîlerin vilâyet-i Nemse'yi urmağa ve alan u tâlân edüp dâr-i diyârlarin yakmağa fermân edüp yine Küçük Mehemmed Paşa'yi serdâr nasb edüp kirk bin aded güzîde Âl-i Osmân askeri ve elli bin Tatar-i adû-şikâr asker kal‘a-i Kihalom altindan kalkup nehr-i Tise'yi karşu geçüp diyâr-i Nemse gazâsina gitdiler. Hudâ âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 26a–26b ·
metinde göster ·
… r-ı hâksâr gâyetü'l-gâye isyân u tuğyânlar ederek her cânibleri nehb ü gâret ve
alan u
tâlân ederek gelüp Keçkemet kırların ve Heves ve Çokrad kal‘aların ve Şarkez ve …
Evvelâ sene 1004 târîhinde Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis tâbe serâ[h] ve ce‘ale'l-cennetü mesvâhdır kim anların zamân-ı sa‘âdetlerinde küffâr-ı Macar-ı füccâr-ı hâksâr gâyetü'l-gâye isyân u tuğyânlar ederek her cânibleri nehb ü gâret ve alan u tâlân ederek gelüp Keçkemet kırların ve Heves ve Çokrad kal‘aların ve Şarkez ve Salanta sahrâların sahr edüp âbâdân olan kurâ vü kasabâtları cümle kabza-i tasarrufa alup Âl-i Osmân'ı Eğre kal‘ası gazâsına gitmeğe mâni‘ {olmak} içün bu cezîre-i Kovin'de küffâr yüz bin askerle konup kat-ender-kat taburlar çatup eğer Tuna'dan gemiler ve eğer karadan asâkir-i İslâm'a rehzenlikler edüp cüyûş-ı muvahhidîne hayli rahneler verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72b ·
metinde göster ·
… râhîm Paşa ile ma‘an Komaran ve Yanık ve Beç ve Prag tarafların nehb ü gâret ve
alan u
tâlân etmeğe Serdâr-ı mu‘azzamdan me’zûn olup anlar revâne olmada.
Hemân ol ân Boçkay Kral yüz bin askeriyle Serhoş İbrâhîm Paşa ile ma‘an Komaran ve Yanık ve Beç ve Prag tarafların nehb ü gâret ve alan u tâlân etmeğe Serdâr-ı mu‘azzamdan me’zûn olup anlar revâne olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 92b ·
metinde göster ·
… leri cümle yigirmi yedi bin askerle nehr-i Vo kenârında şehr-i Roy vilâyetlerin
alan u
tâlân ve harâb u yebâb edüp mâl-ı ganâ’im almağa me’mûr olup azîmet etdiler.
Ve bugün Erdel kralıyla Lipova ve Çanad ve Göle sancağı beğleri cümle yigirmi yedi bin askerle nehr-i Vo kenârında şehr-i Roy vilâyetlerin alan u tâlân ve harâb u yebâb edüp mâl-ı ganâ’im almağa me’mûr olup azîmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115a ·
metinde göster ·
… le sehel ileri gidince hemân cümle gâziyân küffârın bırakdığı eşyâları gâret ve
alan [u]
tâlân etdiler.
Âhir-i kâr cümle avret ve oğlanlarıyla piyâde olup niçe yüz bin guruşluk esbâb [u] eskâllerin bırağup Komaran kapusu önünde kalup kendüleri cümle bârhâneleri ile sehel ileri gidince hemân cümle gâziyân küffârın bırakdığı eşyâları gâret ve alan [u] tâlân etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119a ·
metinde göster ·
… şehri murâd [u] merâmımız üzre seyr [ü] temâşâ edemedik, zîrâ mahall-i yağmâ ve
alan u
tâlândır, ammâ kal‘ası kal‘a-i bî-amândır kim cümle Tatar askerine belki bin pâ …
Bu şehri murâd [u] merâmımız üzre seyr [ü] temâşâ edemedik, zîrâ mahall-i yağmâ ve alan u tâlândır, ammâ kal‘ası kal‘a-i bî-amândır kim cümle Tatar askerine belki bin pâre top atdı. Hamd-i Hudâ bir zarar isâbet etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127a ·
metinde göster ·
… rin tâ nehr-i Morava ve nehr-i Dırava ve nehr-i Raba'ya varınca nehb ü gâret ve
alan u
tâlân etmeğe me’mûr olup gitdiler, ammâ şiddet-i şitâ {şedîd} idi, Hudâ âsân ed …
Bu mahalde Kaplan Paşa elli bin asker ile Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu ve İslovin ve Mekemorya vilâyetlerin tâ nehr-i Morava ve nehr-i Dırava ve nehr-i Raba'ya varınca nehb ü gâret ve alan u tâlân etmeğe me’mûr olup gitdiler, ammâ şiddet-i şitâ {şedîd} idi, Hudâ âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 137a ·
metinde göster ·
… vret ve oğlan ve sığâr u kibâr bizim kal‘a altına varıncaya dak seğirdüp 157b
alan u
tâlân etmeğe girdiğimize nazar ederlerdi. Ve cümle evleri kayalarda biri biri ü …
İçindeki evlerinin şâhnişîn ve revzenlerinden cümle avret ve oğlan ve sığâr u kibâr bizim kal‘a altına varıncaya dak seğirdüp 157b alan u tâlân etmeğe girdiğimize nazar ederlerdi. Ve cümle evleri kayalarda biri biri üzre kat-ender-kat olup cümle pençereleri cânib-i şimâle deryâ-yı körfeze nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a–157b ·
metinde göster ·
… meks edüp bu kadar bâğları ve bâğçelerinde köşkleri ve niçe sarâyların gâret ve
alan u
tâlân ve harâb u yebâb etdik, aslâ bizim askere âdem demeyüp kal‘adan bize aslâ …
Ammâ bu Kotur kal‘ası kâfirleri ol kadar mağrûr ve müddemağ ve bî-pâk ü bî-pervâ küffârlardır kim beş sâ‘at Sührâb Mehemmed Paşa ile bu kadar asker bu kal‘a altında meks edüp bu kadar bâğları ve bâğçelerinde köşkleri ve niçe sarâyların gâret ve alan u tâlân ve harâb u yebâb etdik, aslâ bizim askere âdem demeyüp kal‘adan bize aslâ bir top atmayup dururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158a ·
metinde göster ·
… i Piresprim'e ve kal‘a-i Senmartin'e ve kal‘a-i Yanık'a varınca nehb ü gâret ve
alan u
tâlân ve cümle küffârları nâlân ederek kal‘a-i Budun'a çıkalım, {mısra‘}
"Amân devletli çeşteti vezîr yâ bu kal‘ayı ala, yere berâber ede, yâ bizim evlâdımızla cümlemizi kıra" deyü feryâd etdiklerinde hemân Köpürlüzâde-i Âsaf-dilîr "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp dâmen der-miyân edüp inşâallâh bu kal‘ayı mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla feth edüp Kanije gâzîlerinin nutukları üzre kal‘ayı lağımlar ile münhedim edüp ba‘dehu siz ihtiyârların müşâvere-i hayrları üzre nehr-i Raba cânibleri ve Ni‘met-Uyvar tarafların ve tâ kal‘a-i Tata'ya ve kal‘a-i Papa'ya ve kal‘a-i Piresprim'e ve kal‘a-i Senmartin'e ve kal‘a-i Yanık'a varınca nehb ü gâret ve alan u tâlân ve cümle küffârları nâlân ederek kal‘a-i Budun'a çıkalım, {mısra‘}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183b ·
metinde göster ·
tâlân ve esîr-i giryân ederek ol kadar mâl-ı ganâ’imle altışar ve sekizer hınto …
Ve câ-be-câ mücâhidîn etrâf [u] eknâfı gâret ü alan u tâlân ve esîr-i giryân ederek ol kadar mâl-ı ganâ’imle altışar ve sekizer hınto araba billûr ve necef u moran câmlı arabalar içre mahbûb u mahbûbe gonca-fem havâtînler ve niçe gûne mâl-ı ganâ’imler ile ordu-yı İslâma gelüp ganîmet edüp baş ve dil getirenlere yetmişer ve seksener altunlar ve hil‘at-i fâhire ve çelengler ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19a ·
metinde göster ·
… t edemeyüp ve bir ferd-i âferîde küffâra karşu duramayup der-ceng-i evvel cümle
alan u
tâlân ve pârekende vü perîşân olurlar.
Nemse ve Çeh ve Efrence ve Hırvad ve Macar'dan cümle yüz kat alay-ı hınzîr yürür kim her biri 39b deryâ-misâl küffâr alayları var kim yüz bin kadar leşkeri sâfî kırkar ve ellişer dirhem muşkat tüfengleri ve yine her bir keferelerin ellerinde ve bellerinde ve yakalarında ve eğer kaşlarında ve atlarının terkilerinde beşer onar aded kol tüfengleri ile asker üzre hücûm edüp dağlar gibi sırıklı orman olmuş küffâr yürüyüp kösleri ve erganon ve torompetelerin çalarak mevc ü mevc ve fevc ü fevc karınca gibi yab yab yürüyüp küffârın bu gelişine bizim asker mukâvemet edemeyüp ve bir ferd-i âferîde küffâra karşu duramayup der-ceng-i evvel cümle alan u tâlân ve pârekende vü perîşân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 39a–39b ·
metinde göster ·
… zîri olup derhâl deryâ-misâl asker ile Nemse'nin elin vilâyetin nehb ü gâret ve
alan u
tâlân edüp yüz bin aded esîr çıkarup el-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân deyüp kâmil …
Âhır-ı kâr bizim Osmânlı elçisi Osmân Paşa küffârın sulha avk-ı te’hîr hîlesi ve nihânîce asker cem‘ etdiğinü duyup ılgar ile Âsitâne-i sa‘âdete varup Budin vezîri olup derhâl deryâ-misâl asker ile Nemse'nin elin vilâyetin nehb ü gâret ve alan u tâlân edüp yüz bin aded esîr çıkarup el-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân deyüp kâmil otuz yıla sulh isteyüp küffâr elçi çıkarmışlar, zîrâ bu Nemse kâfiri lecûc ve mu‘ânid ve hîlekâr küffârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm kavm-i Sol‘ât-ı Tatar bu rûy-ı arzı dutmuşdur, ammâ li'llâhi'l-hamd bu cezîre-i Kırım Tatarı üzre Cenâb-ı Kibriyâ'nın nazarı ta‘alluk edüp her ne cânibe teveccüh ederlerse her bâr mansûr u muzaffer gelüp cemî‘i kâfiristâna bî-rahmlikleri velvele salup kavm-i Tatar'ın havf [ü] haşyetlerinden cemî‘i kâfiristân kâfirlerinin amânları kesilüp bî-îmân kalmışlardır. Hamd-i Hudâ bu kavm-i Tatar mü’min ve muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘atden bir alay gâzîyân-ı mücâhidânlar olup mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafa'nın du‘âsı berekâtıyla cezîre-i Kırım'da ve gayri bilâdlarda sâkin olup cânib-i erba‘ada olan küffâr-ı dûzah-karârların karârgâhları olan memleketlerin alan u tâlân ve keferelerin esîr-i nâlân edüp sığâr [u] kibâr evlâd nisvân bintânlarını esîr-i pây-beste ve dil-haste şikeste beste edüp niçe bin gûne şikence edüp at derisi ve at şikenbesi ve at bağırsakların esîrlere yedirerek cümle keferelerin evlâd [u] ensâbların diyâr-ı İslâm'a getirüp İslâm ile müşerref ederler. Hattâ bu kavm-i Tatar-ı adû-şikâr hakkında hadîs-i sahîh vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
… ahi Özü nehrin âsân vech ile ubûr edüp yıldız cânibine Berabaş Kazağı vilâyetin
alan u
tâlân ederek becenelerinde olan kâfirleri esîr ederek cânib-i garba gidüp,
Evvel ve âhir Maskov krallarına tâbi‘ elli bin kadar küffâr-ı Kazak'dır. Hân bunlara nâme ile bir elçi gönderüp nâmeyi kırâ’at etmeden kabûl etmeyüp "Hân bildiğinden kalmasın" deyü elçimizi kovdular. Derhâl Hân dahi Özü nehrin âsân vech ile ubûr edüp yıldız cânibine Berabaş Kazağı vilâyetin alan u tâlân ederek becenelerinde olan kâfirleri esîr ederek cânib-i garba gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111b ·
metinde göster ·
Buna dahi kavm-i Tatar bakmayup bir sahrâda koş kolan arkanlar ve alaçıklarımız ve yağmurlukdan çadırlarımızla ol şiddet-i şitâda meks edüp bu kal‘a-i Küyür vilâyetlerinde üç yüz pâre kal‘a ve yüz seksen pâre varoş-ı azîm ve niçe bin pâre kurâ ve kasabâtların mâl-ı ganâ’imlerin âmadânî nehb ü gâret edüp niçe bin esîr ü mâl-ı firâvân ile asâkir-i İslâm muğtenim olup cemî‘i mâl-ı ganâ’imi yedi bin Tatar ile Kırım'a gönderüp yine cümle asker salt u sebük-bâr kalup cemî‘i kart leşker ve yüz dânesi umûr-dîde ot ağalarıyla Maskov şehirlerin gâret ü alan [u] tâlân etmeğe keneşler edüp kasem billâh yemîn billâh ile vilâyet-i Maskov'a gitmek sadedinde iken anı gördük:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116a ·
metinde göster ·
… t burnuna Azak denizi sığlığından [yol] bulup Kırım'a girüp Kırım'ı ale'l-gafle
alan u
tâlân edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr-i firâv[â]nlar alup tâ Güleç …
"İşde biz Arbat burnundan Azak denizi sığ imiş, andan kaçup size gelüp haber etdik. Hemân durman, varalım Kırım adasın uralım ve Tatar'dan çok mâl alalım ve bu kadar esîrlerimiz kurtaralım" deyüp bu kadar küffâr Kalmık Kazaklar ile bu Arbat burnuna Azak denizi sığlığından [yol] bulup Kırım'a girüp Kırım'ı ale'l-gafle alan u tâlân edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr-i firâv[â]nlar alup tâ Güleçli Ahmed Efendi gölü câmi‘in ve Kerç kal‘ası etrâfların Kalmık urup yine bu Arbat burnundan Kalmık bu kadar mâl-ı ganâ’imle üç gün olur gideli, hemân Gâzî Mehemmed Geray Hân kırk yedi bin aded Tatar gâzîleriyle tarfetü'l-ayn içre atlanup Kırım'ın Or kal‘asından taşra çıkup gideli üç gün olmuş, Kalmığ'ın ardlarına düşüp bir gün bir gece yortup Heyhât içinde Kalmığ'a sataşup cümle Kalmıh'ı dendân-ı seyf-i Muhammedî'den geçirüp kırk yedi bin Kalmık atları ve Kırım'dan bile firâr eden Kazakları yine cümle esîr edüp Kırım'a gelirler. Ve her Kazak'ı birer eşedd-i ukûbetle katl ederler. Ba‘dehu bu Arbat kal‘asın inşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143a ·
metinde göster ·
… rmi gün gece seğirdüp tâ Bahr-i Muhît kenârında İsfaç kralı memleketin gâret ve
alan 169b u
tâlân edüp kırk iki bin esîr çıkardık. Lâkin ol asırda Kardaş Kazağı Tatar ile …
Zîrâ bu Sarây şehrinin Noğay Tatarları dâ’imâ Heyhât sahrâsın geçüp Çerkes vilâyetlerinde sâkin olan Noğay Tatarı ellerine esîr getirmede. Anlar da esîrleri diyâr-ı Kırım'a götürmededirler. Hattâ bu hakîr bin elli bir târîhinde İslâm Geray Hân devletinde Kırım'dan Sübhân Gâzî Ağa ile yüz bin Tatar-ı sabâ-reftâr ve altı kerre yüz bin aded ağırmak esb-i tâzîler ile yigirmi gün gece seğirdüp tâ Bahr-i Muhît kenârında İsfaç kralı memleketin gâret ve alan 169b u tâlân edüp kırk iki bin esîr çıkardık. Lâkin ol asırda Kardaş Kazağı Tatar ile henüz kardaş olup anların i‘ânetleriyle tâ İsfaç vilâyetine varılup guzât-ı müslimîn ganîmet aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169a–169b ·
metinde göster ·
… âzî Üsküb şehrinden sene (---) târîhinde ilgar edüp şebhûn ile bu şehri gâret ü
alan [u]
tâlân edüp ol kadar mâl-ı defâ’in hazâ’in alup bu kadar bin esîri bend-i zencîr …
Bânîsi Leka-yı bed-likâ-yı bî-bekânın bâğ-ı Merâmgâhıdır. Niçe divelden divele girüp ba‘dehu Venedik küffârı elinde amâr olup gûyâ ravza-i cinân oldukda hemân bir gece Yıldırım Bâyezîd Hân-ı Gâzî Üsküb şehrinden sene (---) târîhinde ilgar edüp şebhûn ile bu şehri gâret ü alan [u] tâlân edüp ol kadar mâl-ı defâ’in hazâ’in alup bu kadar bin esîri bend-i zencîr edüp kal‘ayı câ-be-câ münhedim edüp gider. Ba‘dehu sene 852'de Ebü'l-feth Sultân Mehemmed pederi Selânik'i ve Yenişehir'i feth eyleyüp ba‘dehu bu Tırhala dest-i Venedik'den alup içine asker-i İslâm kor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 238a ·
metinde göster ·
… er döküp karadan Corci nâm kapudan-ı bî-îmân gelüp bu şehri urup nehb [ü] gâret
alan [u]
tâlân edüp ihrâk bi'n-nâr edüp iki yüz aded esîr ve niçe bin guruşluk metâ‘-ı k …
Hikmet-i Hudâ bu fakîr bu kal‘aya gelmezden mukaddem yolda bir top u tüfeng sadâsı ve bir gülbâng-ı Muhammedî edâsı işidüp mukayyed olmadık. Bir de âheste âheste bu şehre gelirken niçe bin ümmet-i Muhammed ehl [ü] ıyâlleriyle başları kaba ayakları kaba piyâde olup kaçarlardı. Meğer bu kal‘a varoşuna küffâr donanması deryâdan leşker döküp karadan Corci nâm kapudan-ı bî-îmân gelüp bu şehri urup nehb [ü] gâret alan [u] tâlân edüp ihrâk bi'n-nâr edüp iki yüz aded esîr ve niçe bin guruşluk metâ‘-ı kâlây [u] zahâ’ir alup kadıyı dahi esîr edüp evlâd [u] ıyâlin alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244a ·
metinde göster ·
… vü berâyâlar pârekende ve perîşân olup ve niçe bin kurâ ve kasabâtları vîrân ve
alan u
tâlân ve harâb [u] yebâb ahâlîleri esîr [ü] kebâb ve eser-i binâları türâb olup …
Bu kal‘a eyle bir hisâr-ı üstüvâr-ı nîlgûn tâk ve lem-yekün mislühâ fi'l-bilâdi ve'l-âfâk olan bu Kandiye kal‘ası yigirmi yedi yıldan berü feth [u] teshîre gelmemiş idi. Niçe sipehsâlârân-ı mu‘azzamlar ile niçe kerre yüz bin asâkir-i İslâmlar gelüp bu zîr-i kal‘ada cümle şehd-i şehâdet câmların nûş edüp sarhoş-ı vâdî-i hâmûşân olup ve niçe kerre yüz bin ibâdullâh-ı müslimîn bu kal‘anın feth [u] teshîriyçün esîr-i bend-i zencîr olup niçe bin pâre keştîler pâre pâre olup ve niçe kerre yüz bin aded re‘âyâ vü berâyâlar pârekende ve perîşân olup ve niçe bin kurâ ve kasabâtları vîrân ve alan u tâlân ve harâb [u] yebâb ahâlîleri esîr [ü] kebâb ve eser-i binâları türâb olup niçe kerre yüz bin gûne zulm [ü] ta‘addî olduğu ma‘lûm-ı âlem ve mefhûm-ı kâffe-i benî ümem olup lâkin ol bî-nihâye müttesi‘a deryâ-yı Sefîd'in ortasında vâki‘ olmuş yedi yüz yetmiş mîl Girid adasının şimâlîsine nâzır tarafında bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenger ve dilgîn kilîdi olmağile ve dâru'l-küfrün rükn-i rekîni ve metânetde sedd-i metîni olup felek-vâr üstüvâr ve enderûn [u]308a bîrûnunda esbâb-ı âlât-ı cidâl ile pür ve hiyel ü şeytânatlar ile içi ve taşrası memlû idi. Ve ka‘r-ı handakı ka‘r-ı zemînde ve fark-ı cevsakı çarh-ı berînde Moton tılâl-ı ke'l-cibâl Koron geçirmek ile sedd-i Ye’cûc-misâl ve Kahkahâ-vâr âhenden kavî ve metîn bir kal‘a olmuş idi. Ve derûnu ehrimen küffâr ile kûh-ı Kâf-misâl dolmuş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307b–308a ·
metinde göster ·
… e yetişüp Karlıeli kralı Markonton kralın başını kesüp elini vilâyetini gâret ü
alan u
tâlân edüp niçe bin askerlerin dahi kılıçdan geçirüp bakıyyetü's-süyûfların esî …
Âhır bu Kirit pâdişâhı Martin nâm putperest bin pâre gemi asker ile Karlıeli pâdişâhının üzerine varup İnebahtı ve Aya Mavra ve Narda ve Pireveze dağlarında ceng-i azîmler edüp Karlı pâdişâhı firâr edüp tâ Yanya vilâyetine varınca kovup Yanine şehrinde yetişüp Karlıeli kralı Markonton kralın başını kesüp elini vilâyetini gâret ü alan u tâlân edüp niçe bin askerlerin dahi kılıçdan geçirüp bakıyyetü's-süyûfların esîr ü bend-i zencîr edüp yine sâlimîn ü gânimîn Martin kral cezîre-i Girid'e vâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318b ·
metinde göster ·