Yine alay-ı Muhammedî ile Edirnekapusu'ndan içeri girüp
alaya
muntazır olan ibâdullâha selâm vererek du‘â-yı hayr-ı ibâdullâhı alarak hâsoda …
Yine alay-ı Muhammedî ile Edirnekapusu'ndan içeri girüp alaya muntazır olan ibâdullâha selâm vererek du‘â-yı hayr-ı ibâdullâhı alarak hâsoda içre Hazret-i Resûl'un Hırka-i şerîfine yüz sürüp Hazret-i Yûsuf'un Gavrî hazînesinden alınan destâr-ı şerîfi ser-i sa‘âdetine geyüp iki rek‘at namâz kılup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63b ·
metinde göster ·
… âhrâh üzre sadâ-yı [Ma‘dî] Kereb Gâzî ve Mâlik Eşter'i icrâ ederek cümle askeri
alaya
terğîb eder.
Ba‘dehu cümle alay çavuşları küheylân atlara altışar pâre yancığla ve bahrî hotaslarla ve gûnâ-gûn zîller ile ve kemer-i raht u gaddâre ile atların zeyn edüp kendüler dahi gûnâ-gûn akmişe-i fâhirelere müstağrak olup ellerinde çevgân, dillerinde savt-ı Dâvûdî ile "Yâ Sübhân" esmâsı sadâsına rehâ buldurup bellerinde tîğ-ı gam gam ve serlerinde sîmurg-ı ankânın yedi yerde otağaların zeyn kılup şâhrâh üzre sadâ-yı [Ma‘dî] Kereb Gâzî ve Mâlik Eşter'i icrâ ederek cümle askeri alaya terğîb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b ·
metinde göster ·
… le sefere me’mûr vüzerâ ve emîr-i ümerâların mü’ezzinleri kadı‘asker ordusu ile
alaya
binerler. Pîrleri Hazret-i Bilâl-i Habeşî'dir, Hazret huzûrunda Hazret-i Alî be …
Esnâf-ı mü’ezzinân: Neferât 700, cümle sefere me’mûr vüzerâ ve emîr-i ümerâların mü’ezzinleri kadı‘asker ordusu ile alaya binerler. Pîrleri Hazret-i Bilâl-i Habeşî'dir, Hazret huzûrunda Hazret-i Alî belin bağlayup cümle mü’ezzinlere pîr olup bizzât Hazret'in mü’ezzini idi. Hakkında Hazret "Yâ Bilâl ganni'l-uzâl" buyurmuşlardır. Cümle mü’ezzinlerin silsilesi ana müntehîdir. Kabri Şâm'da Koyunkapusu'nun iç yüzünde etrâfı parmaklıklı bir kubbe-i sağîr içinde âsûdedirler. Üçüncü pîr bunlardır. Bu hakîrin dahi pîridir. Rahmetullâhi aleyh. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 156a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı bevvâbân-ı şerî‘at ve gayrı bevvâbân: Neferât sekiz yüz, bunlar dahi kadı‘asker ile kimi sefer eşer, kimi alaya çıkar, pîrleri Ebî Şeybe'dir, Selmân-ı Pâris belin bağlayup Hazret-i Resûl, Mekke-i Mükerreme'nin miftâhların ana teslîm edüp hâlâ yine zürriyeti inkırâz bulmayup Mekke'nin miftâhları Şeybe oğulllarındadır. Cümle bevvâbların pîri Şeybe'dir. Kabri Mekke Mu‘allâsında Ebî Tâlib cenbinde medfûndur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 156a ·
metinde göster ·
… thudâları ve ağaları at başı berâber teberrüken hünkâr çadır mehterbaşı da bile
alaya
binüp sekizer kat mehterhâne ile geçerler.
Bunlardan sonra yine çadırcıbaşının güzîde askeri ve şeyhleri ve nakîbleri ve çavuşları ve kethudâları ve ağaları at başı berâber teberrüken hünkâr çadır mehterbaşı da bile alaya binüp sekizer kat mehterhâne ile geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193a ·
metinde göster ·
… lâver Ağa'nın altından mızrak ile atın yıkup Dilâver Ağa piyâde oklaşarak bizim
alaya
gelüp derhâl yine atlandı ve anlardan yine biri bizim Melekli Deli Şâhin Ağa'yı …
Hemân Melek Ahmed Paşalı Kürd Haydar Ağa bu iki yiğidin üzerlerine at sürüp ikisin dahi şehîd eyledi. Aceb sırdır kim ma‘nî okudukda "Kesipsen cân bâğçesinden / İki nihâlim felek" dediği ikisi şehid olması imiş. O biri vâkı‘asında "Elimdeki mumu söndürüp başıma urup başım düşdü zannetdim" dediği vâki‘a vâkı‘ olup rûhı çerâğı sönüp kellesi galtân olması imiş. Netîce bu arsagâh-ı hûn-âlûdda çevgân [u] şemşîr ile guzât-ı şebhûnciyân kelleleri galtân edüp lu‘bedebâzlık ederken meğer Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza ağalar âkıbet-endîş olup haymelerin sahrâya kurup kelepürlerin meydân-ı muhabbete koyup kendüler cümle pür-silâh yiğitleriyle çengelistân ve ormanistân ve hıyâbânistân içre kemîngâh edinüp bu sahrâda hayme vü hargâhları ve karakollukçu makûlesi harbendeleri kelle paça ve nehb ü gâret olunurken bunlar dağlar içre âheste rûşen pür-silâh olup vakt-i Hanefî ki oldu, kemîngâhdan yedi sekiz yüz cirid atlı yedi koldan orman içre yaralanmış arslan kemîngâhdan çıkar gibi çıkup şîr-i nerrende-i dirrende gibi Allah Allah na‘rasına rehâ buldurup bizden Allah Allah, anlardan Allah Allah vâveylâh iki İslâm askeri birbirine karılup katılup cenge âğâze edüp bir hücûm etdiler kim gûyâ her biri birer ejder-i heft-ser idiler. Hanifi Halîfe kendü askerine takviyet verüp "Koma kurdlarım!" deyüp başı kaba meydân-ı ma‘rekede yedi sekiz âdem akdardı. Üstünde ok kirpi gibi dizilmiş idi. Meğer bir kerevge zırhı var imiş. Atı dahi geyimli idi. Anların atları dinç, bizim atlarımız iki gün üç gice birer yem ile yorgun argın ve durgun, atlarımızın niçesi bu mahalde sâhibin ele verdi ve askerimizin girisi dökülüp gelmede. Cemâpur askeri gibi henüz cem‘ olmada. İleri varanlarımızdan der ceng-i evvel elli üç benâm âdem hâke düşdü ve Melekli Deli Dilâver Ağa, Hanifi Halîfe üstüne hamle edüp dizgin aşrı ana bir hışt-ı ipşiri eyle zerk eyledi kim cübbesinden güzer eyleyüp uyluğundan atına geçüp atı kıçın serpüp bir kenara çıkup derhâl refîkleri Hanifi Halîfe'nin başına üşüp yedek yetişdirince anlardan {bir yiğit} bizim Sivaslı Dilâver Ağa'nın altından mızrak ile atın yıkup Dilâver Ağa piyâde oklaşarak bizim alaya gelüp derhâl yine atlandı ve anlardan yine biri bizim Melekli Deli Şâhin Ağa'yı hışt ile urup arkasından iki karış yalman gösterüp alayımıza gelüp hıştı çıkarup sardılar. Ve bizim elvend ağalarından iki âdem akdarup henüz ceng karışmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 100a ·
metinde göster ·
… lik olduklarından gûnâ-gûn libâs-ı fâhire ve elvân elvân akmişe-i nâdireler ile
alaya
çıkdıklarında cümle altunlu raht u gaddâre ve gümüş eğer ve bellerinde kılıç ve …
Hakkâ ki vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı ankâ ve mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i anber-pâki beyne'n-nâs mergûb ve mezra‘aları vâfir ve hayr [u] berekâtları mütekâsir ve niçe deşt-i hâmûnları tâ Krakov vilâyetine ve Daniska vilâyetine varınca nahlistân dırahtistânlı hıyâbân-ı Acem-misâl orman mahsûllü zemînleri var. Ve ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cümle ahâlîsi mün‘im ve mâldâr olup esbâb-ı ihtişâma mâlik olduklarından gûnâ-gûn libâs-ı fâhire ve elvân elvân akmişe-i nâdireler ile alaya çıkdıklarında cümle altunlu raht u gaddâre ve gümüş eğer ve bellerinde kılıç ve gaddâre ve ellerinde yeni dünyâ ağacından yalmanlı sırıklar ve başlarında gûnâ-gûn katîfe ve çukadan semmûrlu Tatar kalpakları üzre ablak 45b ve balıkçıl ve turna telli ve hümâ telli askerleri ellerinde niçe bin elvân harîr ve zerdûz sancağ u bayrağ ve alem şa‘şa‘asından gözlerimiz hîrelendi. Ve cümle esbâbları katîfe ve kâmha ve sof ve dârây ve semmûrdur ve atları cümle küheylân ve zer-ender-zer abâyîler ve kemer rahtlı ve dîbâ ve şîb ve zerbâf ve sereng ve harîr çadırlı kavimdir. Ve hinto arabalar içre me’kûlât [u] meşrûbâtları ve matbahları acâ’ibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45a–45b ·
metinde göster ·
… arabalar olup cebecibaşı ve topçubaşıdan dahi birkaç çorbacılar neferâtlarıyla
alaya
çıkup cebehâne ve topları alaydan sonra anlara teslîm edelim. Ve Kapudan paşa t …
{Hakîr eyitdim}: "Sultânım, asesbaşı ve subaşıya tenbîh buyurun. On bin meyhâneci ve bakkal ve çakkal ve Arnavud bozahâneci kefereleri ve yüz aded Sirem arabaları dahi gelüp cümle bin üç yüz arabalar olup cebecibaşı ve topçubaşıdan dahi birkaç çorbacılar neferâtlarıyla alaya çıkup cebehâne ve topları alaydan sonra anlara teslîm edelim. Ve Kapudan paşa tarafından birkaç kapudanlar ile elleri kırbaçlı ve Silisreli vardiyânları bile gelüp kâfirler keşân ber-keşân çeküp ba‘de alay Tershâne-i âmireye götüreler" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64a ·
metinde göster ·
… rüp ve birer küheylân raht ve bahtlı dikme som sırma dikdikli atlara süvâr olup
alaya
âmâde olup ibtidâ
Asesbaşıyla altı bin bozacı ve bakkal ve meyhâneci kefereleri gelüp âmâde durdular ve beş yüz aded topçu ve beş yüz aded cebeci neferâtları cümle müsellâh ve mükemmel ü mükellef çorbacılarıyla gelüp andan kâmil bin aded pür-silâh tüfengli pâk ve mülebbes ve müzeyyen azebistân askeri kapudanları ve vardiyân zebânîleri ve niçe boru ve tabıl 64b küffâr çalmak bilir pâyzen kefereleriyle gelüp cümle çorbacılara ve kapudanlara Kaya Sultân birer yağlık hedâyâlar ile cümle cebecilere ve topçulara ve Tershâne neferâtlarına birer kîse guruş ihsân edüp kelleleri getiren şâmlı Halîl Ağa'ya ve hakîre ve Kapu kethüdâsı Zühdü Efendi'ye üçümüze birer semmûr alay kürkü geydirüp ve birer küheylân raht ve bahtlı dikme som sırma dikdikli atlara süvâr olup alaya âmâde olup ibtidâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64a–64b ·
metinde göster ·
… kuğu gibi kal‘ayı kırmızı parankona çukaya geydirüp biz bu temâşâları ve bizim
alaya
karşu çıkan kara şapkalı deryâ-misâl küffârı seyr ederek kal‘anın bir kapusunda …
Hamd-i Hudâ bizim atlar top sadâsın seferlerde işide işide alışup bizleri yere urmayup aslâ alay tertîbimiz bozmayup ol top dumanında ber-hevâ çıkdıkda derhâl beyâz kuğu gibi kal‘ayı kırmızı parankona çukaya geydirüp biz bu temâşâları ve bizim alaya karşu çıkan kara şapkalı deryâ-misâl küffârı seyr ederek kal‘anın bir kapusundan girüp Varoş kapusundan çıkup Tuna kenârında meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48b ·
metinde göster ·
Bu dahi kızlar vilâyeti demekdir. Hakkâ ki cümle kızları nâz u na‘îm ile
alaya
karşu çıkup gûnâ-gûn pençe-i âfitâbe bânû-peyker Nemse kızları var kim gören be …
Bu dahi kızlar vilâyeti demekdir. Hakkâ ki cümle kızları nâz u na‘îm ile alaya karşu çıkup gûnâ-gûn pençe-i âfitâbe bânû-peyker Nemse kızları var kim gören benî âdem elbette ta‘aşşuk etmesi mukarrerdir ve ekseriyyâ manastırlarında cümle Hazret-i Îsâ içün keşîşe olmuş kızlar var kim her biri birer bânû-yı zamâneye mânend kızlardır. Ve şehri üç bin kadar ma‘mûr u müzeyyen ve manastırları ve çârsû-yı bâzârları kârgîr binâ bir şehr-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a ·
metinde göster ·
"Siz a‘lemsiz sultânım" deyüp kefereler bir tarafa durup cümle asâkir-i İslâm
alaya
âmâde olup yedişer kat mehterhâne ve cümle cebe ve cevşene müstağrak olup âmâde …
"Siz a‘lemsiz sultânım" deyüp kefereler bir tarafa durup cümle asâkir-i İslâm alaya âmâde olup yedişer kat mehterhâne ve cümle cebe ve cevşene müstağrak olup âmâde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54a ·
metinde göster ·
girdiler ve kollarında yürüdüler. Ve niçe gûne evzâ‘ u etvârları ve niçe acâ’ib …
Ammâ ertesi gün kavm-i Şîrînli cümle ceng silâhların kuşanup yigirmi bin kadar asker cebe ve cevşen ve kübelere ve sadak ve tonlara müstağrak olup hâna geldiler, ammâ aslâ atlarından enmeyüp at üstünden kalpakların başlarından çıkarup selâm alup yine gerüye kümeleriyle dönüp alaya girdiler ve kollarında yürüdüler. Ve niçe gûne evzâ‘ u etvârları ve niçe acâ’ib şîveleri hâna edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195b ·
metinde göster ·
… apukullarının beytü'l-mâlın bu kabz edüp mücrimlerinin hakkından ol gelür. Ammâ
alaya
ve dîvâna gelmek kânûn değildir. İktizâ ederse çağırdıklarında dîvâna gelir. Am …
Ammâ Mısır'da bir hâkim dahi kapukulu serdârı vardır. Âsitâne tarafından bir yeniçeri çavuşu gelüp ağa olur. Cümle kapukullarının beytü'l-mâlın bu kabz edüp mücrimlerinin hakkından ol gelür. Ammâ alaya ve dîvâna gelmek kânûn değildir. İktizâ ederse çağırdıklarında dîvâna gelir. Ammâ bir Mısır vezîri rağbet edüp, "Alaya çıksınlar ve dîvânda hâzır olsunlar" dese kapukulu Mısır'da iştihâr bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y66b ·
metinde göster ·
… İktizâ ederse çağırdıklarında dîvâna gelir. Ammâ bir Mısır vezîri rağbet edüp, "
Alaya
çıksınlar ve dîvânda hâzır olsunlar" dese kapukulu Mısır'da iştihâr bulur.
Ammâ Mısır'da bir hâkim dahi kapukulu serdârı vardır. Âsitâne tarafından bir yeniçeri çavuşu gelüp ağa olur. Cümle kapukullarının beytü'l-mâlın bu kabz edüp mücrimlerinin hakkından ol gelür. Ammâ alaya ve dîvâna gelmek kânûn değildir. İktizâ ederse çağırdıklarında dîvâna gelir. Ammâ bir Mısır vezîri rağbet edüp, "Alaya çıksınlar ve dîvânda hâzır olsunlar" dese kapukulu Mısır'da iştihâr bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y66b ·
metinde göster ·
… l‘a dizdârı ve kulle neferâtı ve mehterhâne kavmi ve mütekâ‘idîn kal‘adan taşra
alaya
ve melâya ve belâya çıkmağa kâdir değillerdir. Zîrâ dâ’imâ iç kal‘ada niçe bin …
Ammâ Mısır'ın kal‘a dizdârı ve kulle neferâtı ve mehterhâne kavmi ve mütekâ‘idîn kal‘adan taşra alaya ve melâya ve belâya çıkmağa kâdir değillerdir. Zîrâ dâ’imâ iç kal‘ada niçe bin kîse mâl-ı pâdişâhî vardır, dâ’imâ dîdebânlık ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y66b ·
metinde göster ·
… ydı vardır. Biri dahi bu muhtesib gecesi alay-ı azîmdir ki âşıkân [u] ârifân bu
alaya
ıyd-ı Nisvân derler. Zîrâ bu gece şehr-i Mısır'da avretin zabt etmek mümkin değ …
şehr-i azîm Mısır'ın on iki alay-ı ıydı vardır. Biri dahi bu muhtesib gecesi alay-ı azîmdir ki âşıkân [u] ârifân bu alaya ıyd-ı Nisvân derler. Zîrâ bu gece şehr-i Mısır'da avretin zabt etmek mümkin değildir, elbette ol gece alay temâşâsına giderler. Zîrâ akd-i nikâhda bu gece alaya gitmek şartıyla nikâh olunmuşdur, kânûn-ı Mısrî böyledir. Bir hafta evvel kirâ ile esvâk-ı sultânîde beş on guruşa ve bir guruşa dükkânlar dutmuşlardır yâhûd âşinâları hânelerine gitmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y165a ·
metinde göster ·
… değildir, elbette ol gece alay temâşâsına giderler. Zîrâ akd-i nikâhda bu gece
alaya
gitmek şartıyla nikâh olunmuşdur, kânûn-ı Mısrî böyledir. Bir hafta evvel kirâ …
şehr-i azîm Mısır'ın on iki alay-ı ıydı vardır. Biri dahi bu muhtesib gecesi alay-ı azîmdir ki âşıkân [u] ârifân bu alaya ıyd-ı Nisvân derler. Zîrâ bu gece şehr-i Mısır'da avretin zabt etmek mümkin değildir, elbette ol gece alay temâşâsına giderler. Zîrâ akd-i nikâhda bu gece alaya gitmek şartıyla nikâh olunmuşdur, kânûn-ı Mısrî böyledir. Bir hafta evvel kirâ ile esvâk-ı sultânîde beş on guruşa ve bir guruşa dükkânlar dutmuşlardır yâhûd âşinâları hânelerine gitmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y165a ·
metinde göster ·
"Hâzâ vekîlü's-sultân vâliyyü'l-vilâyet, hafizakallâh, illâ yansuru's-sultân" deyü temâşâya Y 166b çıkan âdem deryâsına emân-ı Osmân deyü tenbîh ederek gidüp subaşı dahi esbâb-ı ihtişâmıyla gelüp iki yanında sırıklar üzre niçe bin kanâdîlden eşâreler yanında çerâgân olup kırk elli pençe-i âfitâb mehtâb-misâl zırh [u] zireh-külâha müstağrak gulâmları ve ardı sıra dörder kat mehterhâneler ile ubûr ederler. Ammâ bu muhtesib gecesi alayında aslâ a‘yân [u] eşrâf ve ulemâ vü sulehâ ve meşâyih sâdât ve e’imme ve hutebâ ve mollâ ve kudât yokdur, cümlesi sûk-ı sultânîde alay temâşâsına muntazırlardır, yohsa alaya binmeğe me’mûr değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y166a–Y166b ·
metinde göster ·
… mastûrdur. Neferâtları ve dellâlları ile cümle iki bin âdemdir. Kahveciler ile
alaya
binerler.
Esnâf-ı duhân-fürûş: Altı yüz kırk üç kahvehânede birer tütün satıcı olduğundan mâ‘adâ şehr-i Mısır içre bin altmış dükkân-ı duhân-fürûş vardır. Subaşı defterinde mastûrdur. Neferâtları ve dellâlları ile cümle iki bin âdemdir. Kahveciler ile alaya binerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y168a ·
metinde göster ·
… si muhtesibe tâbi‘dir, mâ‘adâ ocaklar ve ağavâtlar himâyesindedir, ammâ yine bu
alaya
gelirler. Cümle neferât üç bin yüz altmış değirman-ı esbdir, ammâ hırsız yatağı …
Esnâf-ı değirmenciyân-ı esb: Cümle iki bin yüz altmış değirmendir. Yüz ellisi muhtesibe tâbi‘dir, mâ‘adâ ocaklar ve ağavâtlar himâyesindedir, ammâ yine bu alaya gelirler. Cümle neferât üç bin yüz altmış değirman-ı esbdir, ammâ hırsız yatağıdır. Ammâ değirmenlerin birer at yâhûd sığır döndürür, garîb temâşâ âsiyâblardır. Bunlardan mâ‘adâ sarây-ı âlîlerde birer değirman mukarrerdir, ammâ muhtesib beğe su’âl etmediğimizden ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y169b ·
metinde göster ·
… öğer, cümlesinin zabtı rabtı elindedir, muhtesib ağa vaz‘-ı yed edemez. Ammâ bu
alaya
aşçıbaşının baş halîfesi ve şehir aşçıbaşısı alayda atbaşı berâber olurlar. And …
Esnâf-ı Aşcıyân: Dükkân altı yüz, neferât bin yüz. Pîrleri Hazret-i İbrâhîm'dir. Bunlar paşa aşçıbaşısı himâyesindedir. Hâkimleri öldür[ür], döğer, kovar, söğer, cümlesinin zabtı rabtı elindedir, muhtesib ağa vaz‘-ı yed edemez. Ammâ bu alaya aşçıbaşının baş halîfesi ve şehir aşçıbaşısı alayda atbaşı berâber olurlar. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y170b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı kahve tüccârı: Ankâ bâzergânlardır. Cümle atlı yüz âdemdir. Ammâ bu
alaya
huddâmların gönderüp halk üzre kahve nisâr ederek ubûr ederler, pâk gulâmlardır …
Esnâf-ı kahve tüccârı: Ankâ bâzergânlardır. Cümle atlı yüz âdemdir. Ammâ bu alaya huddâmların gönderüp halk üzre kahve nisâr ederek ubûr ederler, pâk gulâmlardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y174b ·
metinde göster ·
girüp âheste âheste sabâha yakın cümle alay ile hânesine varup nüzûl etdikde he …
Bu üslûb üzre yine muhtesib alaya girüp âheste âheste sabâha yakın cümle alay ile hânesine varup nüzûl etdikde herkes esnâf şeyhlerin dahi alayları tarîk tarîk şakalar edüp bir hây hûy ile Mısır'ın için dolaşarak şeyhlerin hânelerine koyup herkes vatanına gider. Ammâ muhtesib ağa hânesine alay ile vâsıl oldukda Y 176b kerr ü ferr [ü] şevketile sandal-nişîn olup cümle yedi bölük ağalarına kahve ve şerbet ve buhûrdan sonra cümle askerî tâ’ifesine teşrîfâtda tahrîr olunduğu minvâl üzre iki Mısrî kîse hâliye bahşîşini verüp cümle asker Mısır'a giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176a–Y176b ·
metinde göster ·
… kürkcüler paşanın kürkcübaşısı himâyesindedir, bir şey vermezler. Ammâ cümlesi
alaya
çıkar. Ammâ bu esnâflar zâhiren muhtesib ağaya imdâd vermezler.
Ve cümle kürkcüler paşanın kürkcübaşısı himâyesindedir, bir şey vermezler. Ammâ cümlesi alaya çıkar. Ammâ bu esnâflar zâhiren muhtesib ağaya imdâd vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176b ·
metinde göster ·
Mısırlı alay-ı istikbâl derler. Paşa Mısır'a gelirken bir ay mukaddem asâkir-i …
Evvelâ bu alaya Mısırlı alay-ı istikbâl derler. Paşa Mısır'a gelirken bir ay mukaddem asâkir-i Mısır dârât [u] azamet ü şevket unvânların ve deryâ-misâl cüyûşların göstermek içün cânib-i erba‘adan asker cem‘ etmek içün vilâyetden vilâyete çavuşlar gidüp birden bine ve binden yüz bine varınca asker cem‘ edüp Mısır içinde deryâ-misâl asker olur. Ammâ beri tarafda paşa Mısır'a geç gelirse müsellimliğe gelen şehir havâlesinin kâr [u] kisbine çok ihtilâl verir. Evvelâ Mısır vezîrine elzem-i levâzımından olan oldur kim şehir havâlesine biribiri ardı sıra ulaklar gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y184a ·
metinde göster ·
… i önüne gelüp bir Fâtiha-i şerîf rûhiyçün tilâvet edüp savâbın rûhuna hibe edüp
alaya
gelür.
"Yaşın uzun olsun. Yarıcın Allâh olsun. Tanrı pâdişâhımıza ömürler versün. Devletile çok yaşa" deyüp alkışlayup sa‘d sâ‘atde müneccimbaşının izniyle sâfinâtü'l-ciyâdı sürüp Âdiliyye'de Sultân Tumanbay kabri önüne gelüp bir Fâtiha-i şerîf rûhiyçün tilâvet edüp savâbın rûhuna hibe edüp alaya gelür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186b ·
metinde göster ·
… ısır vezîrinin bu mukarreri Bilbeys şehrine gelince ileri haber gönderirler kim
alaya
hâzır olalar. Ol gün paşa kethudâsı alay çavuşlarına tenbîh edüp cümle ağavât a …
Evvelâ Mısır vezîrinin bu mukarreri Bilbeys şehrine gelince ileri haber gönderirler kim alaya hâzır olalar. Ol gün paşa kethudâsı alay çavuşlarına tenbîh edüp cümle ağavât alaya âmâde olup vekîlharc cümle matbahı Âdiliyye'ye getürüp ziyâfet tertîb olunur. Ol gün ol gece Mısır içinde bir gulgule vel‘ale velvele olup cemî‘i ahâlî-i Mısır alay temâşâsına dükkânları Bâb-ı Nâsır'a varınca icâreye dutarlar. Ertesi ale's-sabâh paşa kethudâsı paşanın izniyle sâde mehterhâne faslı ederek alaya gider. Ammâ Kethudâ İbrâhîm Paşa asrında mukarrer-i pâdişâhî ve hil‘at-ı şehriyârî ve seyf-i sultânîdir gelen dârât ile getirmek gerek, deyü kethudâsına umûmen mehterhâneyi ve cümle iç ağaların âlât-ı silâha müstağrak edüp giderken sâde mehterhâne ile gitdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y192b ·
metinde göster ·
… a hâzır olalar. Ol gün paşa kethudâsı alay çavuşlarına tenbîh edüp cümle ağavât
alaya
âmâde olup vekîlharc cümle matbahı Âdiliyye'ye getürüp ziyâfet tertîb olunur. O …
Evvelâ Mısır vezîrinin bu mukarreri Bilbeys şehrine gelince ileri haber gönderirler kim alaya hâzır olalar. Ol gün paşa kethudâsı alay çavuşlarına tenbîh edüp cümle ağavât alaya âmâde olup vekîlharc cümle matbahı Âdiliyye'ye getürüp ziyâfet tertîb olunur. Ol gün ol gece Mısır içinde bir gulgule vel‘ale velvele olup cemî‘i ahâlî-i Mısır alay temâşâsına dükkânları Bâb-ı Nâsır'a varınca icâreye dutarlar. Ertesi ale's-sabâh paşa kethudâsı paşanın izniyle sâde mehterhâne faslı ederek alaya gider. Ammâ Kethudâ İbrâhîm Paşa asrında mukarrer-i pâdişâhî ve hil‘at-ı şehriyârî ve seyf-i sultânîdir gelen dârât ile getirmek gerek, deyü kethudâsına umûmen mehterhâneyi ve cümle iç ağaların âlât-ı silâha müstağrak edüp giderken sâde mehterhâne ile gitdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y192b ·
metinde göster ·
… Ertesi ale's-sabâh paşa kethudâsı paşanın izniyle sâde mehterhâne faslı ederek
alaya
gider. Ammâ Kethudâ İbrâhîm Paşa asrında mukarrer-i pâdişâhî ve hil‘at-ı şehriy …
Evvelâ Mısır vezîrinin bu mukarreri Bilbeys şehrine gelince ileri haber gönderirler kim alaya hâzır olalar. Ol gün paşa kethudâsı alay çavuşlarına tenbîh edüp cümle ağavât alaya âmâde olup vekîlharc cümle matbahı Âdiliyye'ye getürüp ziyâfet tertîb olunur. Ol gün ol gece Mısır içinde bir gulgule vel‘ale velvele olup cemî‘i ahâlî-i Mısır alay temâşâsına dükkânları Bâb-ı Nâsır'a varınca icâreye dutarlar. Ertesi ale's-sabâh paşa kethudâsı paşanın izniyle sâde mehterhâne faslı ederek alaya gider. Ammâ Kethudâ İbrâhîm Paşa asrında mukarrer-i pâdişâhî ve hil‘at-ı şehriyârî ve seyf-i sultânîdir gelen dârât ile getirmek gerek, deyü kethudâsına umûmen mehterhâneyi ve cümle iç ağaların âlât-ı silâha müstağrak edüp giderken sâde mehterhâne ile gitdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y192b ·
metinde göster ·
… dahi bâlâda tahrîr olunan mukarrer alayı gibidir, aslâ farkı yokdur. Mısırlı bu
alaya
çıkmayup cümle paşa askeri sâde nakâre ile Âdiliyye'ye bir gün mukaddem matbah …
Bu dahi bâlâda tahrîr olunan mukarrer alayı gibidir, aslâ farkı yokdur. Mısırlı bu alaya çıkmayup cümle paşa askeri sâde nakâre ile Âdiliyye'ye bir gün mukaddem matbah gidüp ni‘metler tenâvül olunup gelen ağa ile paşa kethudâsı berâber Y 197a Bâb-ı Nâsır'dan içeri Mısır içinde temâşâcı benî âdem içinden alay-ı azîm ile ubûr edüp kal‘ada sarâya varup dîvân-ı pâdişâhîde emirler tilâvet olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y196b–Y197a ·
metinde göster ·
… Emîr-i hac geldi ve cümle asker alayile seyre muntazırlardır" deyince paşa dahi
alaya
binüp ibtidâ vâcibü'r-re‘âyâ ağaları piyâde ve kapucubaşılar birer at üzre bire …
"Emîr-i hac geldi ve cümle asker alayile seyre muntazırlardır" deyince paşa dahi alaya binüp ibtidâ vâcibü'r-re‘âyâ ağaları piyâde ve kapucubaşılar birer at üzre birer ikişer hizmetkârları ve perîşânî destârları ile ve selâm çavuşu ve kapucular kethudâsı ve tercümânbaşı ve müteferrikabaşı ve çavuşlar kethudâsı atlar üzre, andan paşa semmûr hil‘at ve selîmîsiyle ve enselerinde silihdâr ve çukadâr üsküfleri ve şalvârları ile ve yigirmi dörd mertebe sâhibi iç ağaları atlar üzre birer kılıclar ile Kara Meydân'da çetr-i mülemma‘a nüzûl edüp cümle çavuşân alkışlayup paşa yerinde karâr edince ibtidâ emîr-i hac dest-bûs edüp yerinde karâr eder. Ba‘de'lletî ve'l-letâ esnâ-yı kelâmda paşa emîr-i haccı, cümle a‘yân-ı Mısır içre huzûruna da‘vet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y200a ·
metinde göster ·
… c evvel gitdüği alaydaki gibi cümle fukarâ ve meşâyihân sancağ u bayrakları ile
alaya
çıkup mahmel-i şerîfi getürmezler ve bu alayda azebistân ve yeniçeriyân askeri …
Ve huccâc evvel gitdüği alaydaki gibi cümle fukarâ ve meşâyihân sancağ u bayrakları ile alaya çıkup mahmel-i şerîfi getürmezler ve bu alayda azebistân ve yeniçeriyân askeri dahi çıkmazlar, kânûn değildir. Ancak beş bölük halkı ve emîrü'l-hac alay ile ubûr eder. Cümle ata dona kâdir olan tüfeng-endâz bölüğü ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y209b ·
metinde göster ·
… rem pâk askerile hurûc edüp doğru Âdiliyye'de serâperdesinde meks edüp Mısır'ın
alaya
çıkan deryâ-misâl yedi bölük askerine on yedi kîse ihsân eyleyüp hayme ve hargâ …
Ertesi gün İbrâhîm Paşa bir alay-ı azîm ile ve bir kerr ü ferr ve dârât [u] azamet ile Mısır'dan mu‘azzez ü mükerrem pâk askerile hurûc edüp doğru Âdiliyye'de serâperdesinde meks edüp Mısır'ın alaya çıkan deryâ-misâl yedi bölük askerine on yedi kîse ihsân eyleyüp hayme ve hargâhlarında ve bâr [u] büngâhında kâmil yetmiş yedi gün tekâ‘üd edüp cümle ağavâtlarına zülbiyyât ve katr-ı nebât nefîs ta‘âm yedirerek ve firâvân ta‘[y]înât vererek ve niçe yüz atlar ihsân ederek zevk [u] safâ ile meks etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
çıkmak sadedinde iken hemân Ahmed Paşa ol gece vakt-i Şâfi‘îden bir sâ‘at mukad …
Ba‘dehu Defterdâr Ahmed Paşa sene 1087 Ramazânü'l-mübârekinin yigirmi ikinci cum‘a ertesi gün Âsitâne'ye revâne olacağın cümle yedi bölük askeri istimâ‘ edüp Ahmed Paşa'ya ri‘âyeten ale's-sabâh deryâ-misâl askere tenbîh olunup alaya çıkmak sadedinde iken hemân Ahmed Paşa ol gece vakt-i Şâfi‘îden bir sâ‘at mukaddem kendü askeriyle âlem ağyârdan bî-haber olup cümle ahâlî-i Mısır hâb-ı nâzda iken Ahmed Paşa'nın mehterhâneleri ve kös ve tabl [u] alemleri ve alay çavuşlarının velvele-i sît [u] sadâları Mısır içre gulgule verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
Bu şehirde on gün meks edüp niçe bin deve kuyu suları hâzır edüp Gazze câniblerine gitmek sadedinde iken paşa tarafından sinde Kürd İbrâhîm nâm çukadâr ılgar ile gelüp Müsellim Mehemmed Kethudâ'ya, "Ale's-sabâh sâhib-i devlet bundadır, alaya Ağa'ya hâzır olun" deyü müjde edüp Ümmü'l-Hasan çölü derdinden halâs olup cümle asker alaya hâzır ile berâber oldular. Ammâ hakîr müsellim ile nısfu'l-leylde ılgar ile Sâlihiyye['ye] varup andan (---) sâ‘at gidüp (---)(---) cümle askerile müfîd ü muhtasar hayme ve hargâhile meks (---)(---) kethudâ ba‘dehu (---)(---) Süleymân Ağa buluşdular. Hakîr ve (---) pûs etdükde Q 356a bir hayli i‘zâz [u] ikrâm edüp hâl hâtırımız sorup su’âl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… hâzır olun" deyü müjde edüp Ümmü'l-Hasan çölü derdinden halâs olup cümle asker
alaya
hâzır ile berâber oldular. Ammâ hakîr müsellim ile nısfu'l-leylde ılgar ile Sâl …
Bu şehirde on gün meks edüp niçe bin deve kuyu suları hâzır edüp Gazze câniblerine gitmek sadedinde iken paşa tarafından sinde Kürd İbrâhîm nâm çukadâr ılgar ile gelüp Müsellim Mehemmed Kethudâ'ya, "Ale's-sabâh sâhib-i devlet bundadır, alaya Ağa'ya hâzır olun" deyü müjde edüp Ümmü'l-Hasan çölü derdinden halâs olup cümle asker alaya hâzır ile berâber oldular. Ammâ hakîr müsellim ile nısfu'l-leylde ılgar ile Sâlihiyye['ye] varup andan (---) sâ‘at gidüp (---)(---) cümle askerile müfîd ü muhtasar hayme ve hargâhile meks (---)(---) kethudâ ba‘dehu (---)(---) Süleymân Ağa buluşdular. Hakîr ve (---) pûs etdükde Q 356a bir hayli i‘zâz [u] ikrâm edüp hâl hâtırımız sorup su’âl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·