kim iklîm-i hâmisde 29 dağdır. Cümlesinden bu Bingöl dağı mahsûldârdır. Niçe bi …
Mahsûlât-ı ibret-nümâ-yı Bingöl: Cümle hey’et sâhibleri müttefekun aleyhdirler kim iklîm-i hâmisde 29 dağdır. Cümlesinden bu Bingöl dağı mahsûldârdır. Niçe bin gûne nebâtât [u] giyâhâtı olduğundan mâ‘adâ kimyâ otu vardır. Niçe bin kerre koyunların dişleri altun ve gümüş gibi mutallâ görülmüşdür ve sarı tûtyâ ve kırmızı tûtyâ ve mor tûtyâlar var kim râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88b ·
metinde göster ·
âyeti nâzil olmuşdur kim cemî‘i müfessirîn müttefekun
aleyhdirler
kim Âl-i Abâ-yı Ehl-i Beyt'den murâd Penc-i Yâr-ı Âl-i Abâ'dır kim bizzât Hazre …
âyeti nâzil olmuşdur kim cemî‘i müfessirîn müttefekun aleyhdirler kim Âl-i Abâ-yı Ehl-i Beyt'den murâd Penc-i Yâr-ı Âl-i Abâ'dır kim bizzât Hazret-i Resûl-i Ekrem ve Hazret-i Alî ve Fâtımatü'z-Zehrâ ve Hasan ve Hüseyin'dir demişler. Ve bir rivâyetde Ehl-i Beyt'den murâd Çâr-yâr-ı güzîndir kim Ebâbekir, Ömer, Osmân, Alî'dir demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355b ·
metinde göster ·
Andan sonra yine Cûde şehri imâr olup Hulâgû Hân harâb etmişdir ve hâlâ cebel-i Cûde yaylağ-ı Ekrâd'dır. Hazret-i Nûh'un binâ etdüği Câmi‘-i Sülûpeyân ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve cemî‘i müverrihânın kavl-i sahîhleri üzre keştî-i Nûh Necî bu cebel-i Cûde üzre karâr etdiğine cümle müfessirîn müttefekun aleyhdirler kim sûre-i (---)(---) âyet
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 383b ·
metinde göster ·
… ş-şüyûh Hazret-i Ekber Arabî ya‘nî eş-Şeyh Muhyiddînü'l-Arabî bunlar müttefekun
aleyhdirler
kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân kavminden bir âbid ü zâhid gul …
Hülâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede niçe İblîs esmâları vardır ammâ biz muhtasar kıldık. Hatta ıstılâh-ı sûfiyyûnda ismine Nedîm derler. Hatta bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Risâlet ile {İblîs} yedi sâ‘at kelimât edüp anda dahi merdûd olup gitdikde Hazret-i Alî buyurmuşlardır kim "Eğer İblîs mel‘ûn olmasa iyi musâhib olurdu. Zîrâ devr-i dünyâdan berü mu‘ammer olup çok umûr u ser-encâmlar görmüşdür, ammâ la‘îndir." buyurmuşlardır. Ammâ cemî‘i elsinede ismi yâd olunsa la‘n edüp isminden nefret ederler. Ammâ sâhib-i sülûk olan kimesneler dillerin zabt eylemek içün İblîs'e ve Yezîd'e la‘net demeğe revâ görmemişler. Netîce-i kelâm bu edîm-i arzda ve yedi kat ka‘r-ı zemînde ve yedi kat gökde ismi vardır. Hatta lisânları olmayan kavm-i bî-zebânlarda ya‘nî dilsizler lisânı üzre şeytânın işâreti sağ elinin salavât parmağın sağ gözü yanına koyup parmağın eğri etse şeytân demek işâretidir. Ammâ be-kavl-i Cerîr-i Taberî ve be-kavl-i Keşşâf hazretleri ve Sultânu'ş-şüyûh Hazret-i Ekber Arabî ya‘nî eş-Şeyh Muhyiddînü'l-Arabî bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân kavminden bir âbid ü zâhid gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyikeleri imdâd verüp âsî olan cân kavimlerin kırup rûy-ı arzda İblîs yedi bin yıl pâdişâh olup zühd [ü] takvâsıyla bile Cenâb-ı Allah'a takarrub edüp kâhîce âsumâne urûc edüp yedi kat gökde ve sekiz kat uçmakda cemî‘i melâyike-i kerrûbânlara karışup emr-i Hak ile cümle meleklere mu‘allim olup yedi kat göğün her katında yedişer bin yıl ibâdet edüp âhir-ı kâr Hazret-i Âdem'e secde etmeyüp Allah'a âsî olduğu ecilden merdûd olup yine vatan-ı aslîsi olan 395b edîm-i arza Hazret-i Âdem ve Havvâ ve yılan ve tâvûs ile dördü rûy-ı zemîne dergâhdan hubût etdiklerinde cenâb-ı Allah Racîm'e ibtidâ nefsi havâle kıldı. Zîrâ Âdem ile Havvâ cennetde hırâmânî reftâr [u] güftâr ederlerken İblîs anların cimâ‘ına hased edüp Âdem'i ta‘kîb ederdi. Rûy-ı arzda ana dahi Allah şehveti havâle edüp serserî vü sergerdân ve zâr u giryân gezerdi ve dâ’imâ cânından bezerdi. Âhir sihr-i efsûn ile hâkden kendüye bir dişi peydâ edüp anınla cimâ‘ ederdi. Eşinün ismin Sanâ‘ koyup her anda niçe bin kerre serçe kuşu gibi cimâ‘ ederdi ve cimâ‘ı dahi hemân kuş gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a–395b ·
metinde göster ·
Bâlâda evsâfı tahrîr olunan Sebîl-i Allâm nâm mahalde bir gûne elvân hurde taşlar olur. Mısır'da Sebîl-i Allâm taşı meşhûrdur. Ol sahrâda yüz guruşa ve beş yüz guruşa lâ‘l ya‘kût ve elmâsdan mücellâ gûnâ-gûn taşlar bulunur. Ve beşer onar guruşluk aynü'l-hür ve aynü's-semek ve aynü'l-hir makûlesi taşlar firâvândır. Ba‘zı zamân şiddet-i rûzgâr-ı zorkâr cümle rimâli perîşân edüp bilâ-hadd ü lâ-gâyet taşlar bulunur. Ammâ hakkâk bu hâm taşları hakk edüp perdâht Y 230a edince herbiri bir sûrete girüp bî-kıymet iken zî-kıymet fürûht olunur. La‘l-i Bedahşân'dan âbdâr ve elmâsdan fertûr taşlar bulunur. Ammâ Mısır müverrihleri ve ulemâları bu zu‘m üzrelerdir kim İremezâtü'l-imâd binâ-yı Şeddâd ibnü'l-Âd bu Sebîl-i Allâm'da binâ etmişdir, deyü müttefikun aleyhdirler. Hakîkatü'l-hâl bu Sebîl-i Allâm vâdîsinde câ-be-câ binâ-yı azîm temelleri zâhir ü bâhirdir. Ve Kethudâ İbrâhîm Paşa hîn-i azilde bu Sebîl-i Allâm sahrâsında yetmiş yedi gün meks edüp âvâre huddâmlar mankala oynamak içün bu Sebîl-i Allâm taşlarından cem‘ edüp mankala oynarlardı. Ba‘zısı hakkâke verüp yüzük taşı etdirüp cümle huddâmân sâhib-i hâtem oldular. Ya‘nî bu mertebe zî-kıymet taşlar bulunur. Aceb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y229b–Y230a ·
metinde göster ·