İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

aleyk*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
174
isabet
131 cümle/beyitte
64,5
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
9
farklı biçim
32 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi17169,9
Dede Korkut Kitabı392,5

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 174

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“aleyk*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 7a … bism-i İlâh ile koyup mübârek vech-i şerîfinden bürka‘ın küşâde kılup "Esselamü aleyk yâ ümmetî" buyurdular. Cümle Huzzâr-ı meclis "Ve aleykümü's-selâm yâ Resûlallâh …
EÇS I 7a … n küşâde kılup "Esselamü aleyk yâ ümmetî" buyurdular. Cümle Huzzâr-ı meclis "Ve aleykümü's-selâm yâ Resûlallâh ve yâ Seyyide'l-ümem" deyü selâm aldılar.
EÇS I 7b … seb‘ü'l-mesânîyi tilâvet edüp hemân Hazret-i Risâlet-penâh mihrâbdan "Esselamü aleyküm eyâ ihvânûn" deyüp câmi‘den taşra revâne olunca cümle Sahâbe-i kirâm hakîre gûn …
EÇS I 38a "Es-selâmü aleyküm " etdükde cümle huzzâr-ı meclis,
EÇS I 38a "Ve aleykümü's-selâm " deyüp mezkûr yeniçeri Gülâbî Ağa'ya yer gösterüp anda bir hâk-i mezellet üzre …
EÇS I 39a … bir âdem kendüye selâm verse kâğıza bir selâm lafzı yazmış, ana nazar edüp "ve aleykümü's-selâm " der imiş. Cümle hükemâ ilâc etmede âciz olup tâ bu mertebe kendüye nisyân müst …
EÇS I 40b … kemerine bir bozdağan topuz alup bâb-ı şerî‘ata yüz sürerek gelüp ba‘de's-selâm aleyk alınup sadr-ı âlîde karâr etmek murâd edindikde (---) hazretleri,
EÇS I 68a " Aleyke avnullâh yâ Gâzî Murâd Hân murâdın alup vefk-i murâdın üzre bahtın müsâ‘id oldu …
EÇS I 69a … cümle kırk hâsodalılara ve sâ’ir musâhiblere selâm verüp cümle du‘â-i hayr ile aleyk alup bir taht-ı âlîde Efrâsiyâb-vâr karâr etdikde, hakîr pertâb edüp pâye-i ser …
EÇS I 149a "Es-selâmü aleyküm ehl-i şerî‘at, es-selâmü aleyk yâ ehl-i tarîkat ve ehl-i ma‘rifet ve ehl-i hakî …
EÇS I 149a "Es-selâmü aleyküm ehl-i şerî‘at, es-selâmü aleyk yâ ehl-i tarîkat ve ehl-i ma‘rifet ve ehl-i hakîkat" deyüp dörd kapu selâmların …
EÇS I 149a "Es-selâmü aleyk yâ ârif-i billâh" deye.
EÇS I 149a "Ve aleykümü's-selâm yâ tâlib-i ma‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i billâh kâmil-i ayâr" ded …
EÇS I 149a "Ve aleykümü's-selâm yâ tâlib-i ma‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i billâh kâmil-i ayâr" dediklerinde ol ferzendin sağ tarafında nakîb ve …
EÇS I 149a "Es-salâtü ve's-selâmu aleyke yâ Resûlallâh, es-salâtü ve's-selâmu aleyke yâ Seyyide'l-evvelîne ve'l-âhirîn v …
EÇS I 149a "Es-salâtü ve's-selâmu aleyke yâ Resûlallâh, es-salâtü ve's-selâmu aleyke yâ Seyyide'l-evvelîne ve'l-âhirîn ve selâmün ale'l-mürselîn" deyüp andan çâr-yâ …
EÇS II 238a … efâ-yı Mekkiyi Hazret-i Resûl muvâcehesine götürüp hemân Seyyid Emîr "Es-selâmu aleyke yâ Ceddî" der. Hemân Ravza-i Mutahhara içinden {"Ve aleykümü's-selâm} yâ veledî …
EÇS II 238a … yyid Emîr "Es-selâmu aleyke yâ Ceddî" der. Hemân Ravza-i Mutahhara içinden {"Ve aleykümü's-selâm} yâ veledî, Muhammed b. Alî" deyü sadâ-yı Resûl-i Kibriyâ gelüp "Yâ veledî, Rûh …
EÇS II 279b … yerde âsitânesine âdâb-ı ziyâret üzre varup atebe-i süflîsin bûs edüp es-selâmu aleyk ile kabr-i şerîfine dâhil olup bir hatm-i şerîfe rûh-ı şerîfiçün şürû‘ edüp ham …
EÇS II 285a–285b … e-i a‘lâsı ki eflâke ser çekmiş bir tula kulle-i bâlâdır, anın üzerinden ibtidâ aleykümü's-selâm şâhî topları atılmağa başladı. Andan yeniçerilerin iç kal‘asından toplar atıldı …
EÇS II 333a … et üzre yemin ü yesârına selâm vererek güzer etdükçe tarafeynde olan ibâdullah " Aleyke avnullah ey gâzî, seyfullah" deyü hayr du‘alar ederlerdi. Bu mahalde kal‘adan d …
EÇS II 353b–355b … arına yalın ayak bilâ-rikâb süvâr olduklarında biri üzerime at sürünce "Selâmün aleyküm ev sâhibleri! Müsâfir alır mısınız?" dedim. Biri eyitdi "Bre Akyakalıoğlu gelsi …
EÇS II 358a–358b … ın ile el ele verüp bu şehr içre reftâr ederek bana gelüp ziyâret eyle. Selâmün aleyküm " deyüp gâ’ib oldu. Hemân hâbdan bî-dâr olup pâk âbdest alup vakt-i sabâha munta …
EÇS II 358a–358b … taşra çıkup doğru Er Sultân kubbesine varup bâbın açup içeri girdikde "Esselâmü aleyküm yâ pîr-i azîz" deyü bükâ ederek atebe-i süflîsine bu âsî yüzüm rûmâlîde kılup e …
EÇS II 358a–358b … yine vâkı‘amda gördüğüm gibi Er Sultân'ı evvelki eşkâliyle görüp selâm verdi ve aleyk alup eyitdim: "Sultânım! Bana vesîle gönderdiğin âdemi yitirüp bî-vesîle kalıp …
EÇS II 359b–360a … döner gibi sihr-i halâl edüp döndükde cemî‘î âşıkân-ı sâdıkân sıdk-ı derûn ile " aleyke avnullah yâ pehlivân" deyüp cümle ehl-i teferrüc engüşt-ber-dehen edüp âlem-i h …
EÇS II 368b … billah oğlum" derlermiş. Hikmet-i Hudâ rahm-i mâderden müştakk olunca "Esselâmü aleyküm yâ ehl-i dünya" derler. Kemâl-i bülûğiyyete yetişüp meczûb-ı İlâhî'den bir kime …
EÇS II 369b–370a … kankısı idüğü ma‘lûmım değil. Hemân levendâne cümle huzzâra hıtâben "Es-selâmü aleyküm ey âşıkân" dedim. Hemân sadrdan "Ve aleyküm selâm! Hâmid Efendi Medresesi'nde Ş …
EÇS II 369b–370a … ne cümle huzzâra hıtâben "Es-selâmü aleyküm ey âşıkân" dedim. Hemân sadrdan "Ve aleyküm selâm! Hâmid Efendi Medresesi'nde Şeyh-zâde hakîrin şerîki karındaşım, cânım" d …
EÇS II 373b–374b … hakîre vâfir ta‘lîmler edüp Hasan Ağa ile Haydarzâde'ye buluşup hakîr "Esselâmü aleyküm beğim! Hoş geldin safâ geldin" dediğimde hemân Kara Haydaroğlu eyitdi: "Bre hây …
EÇS III 9a … nda mezâristâna sapup doğru kabr-i şerîfine atıla vardıkda bir kerre "Es-selâmü aleyküm yâ ehle'l-kubûr!" deyince hemen kabr-i Nasreddîn türbesi içinden "Ve aleykümü's …
EÇS III 9a … mü aleyküm yâ ehle'l-kubûr!" deyince hemen kabr-i Nasreddîn türbesi içinden "Ve aleykümü's-selâm ey cân-ı hümâm!" deyince altımdan atım "foh" deyü ürküp iki ayak üzre kalkup fı …
EÇS III 35b Bu cebele geldikde "Es-selâmü aleyke yâ Cebelü'l-Lübnân" dedikde cemî‘i ervâh-ı enbiyâ "Ve aleykümü's-selâm yâ Muham …
EÇS III 35b … eldikde "Es-selâmü aleyke yâ Cebelü'l-Lübnân" dedikde cemî‘i ervâh-ı enbiyâ "Ve aleykümü's-selâm yâ Muhammed"! deyü aleyk sadâsı geldüğü mahal hâlâ yüz yigirmi yerde, kayalarda …
EÇS III 35b … l-Lübnân" dedikde cemî‘i ervâh-ı enbiyâ "Ve aleykümü's-selâm yâ Muhammed"! deyü aleyk sadâsı geldüğü mahal hâlâ yüz yigirmi yerde, kayalarda mücellâ ve musaykal deli …
EÇS III 40a Selâmün aleyküm
EÇS III 40a Aleyküm selâm
EÇS III 43b … n takrîri üzre bu hurma şecerleri dibine üç ülu'l-azm peygamber gelüp "Esselâmü aleyk yâ şecereyn" dediklerinde bu şecerler aleyk alup kadd-i kemân etdiklerinde üç u …
EÇS III 43b … ülu'l-azm peygamber gelüp "Esselâmü aleyk yâ şecereyn" dediklerinde bu şecerler aleyk alup kadd-i kemân etdiklerinde üç ulü'l-azm peygamberler selâmın aldıklarına al …
EÇS III 67b … vvel salb etdikleri Abdî maslûb durur. Hemân Abdî Dede maslûb vücûda "es-Selâmü aleyküm yâ Abd-i Hakk!" der. Hemân maslûb cesedden "Ve aleykümü's-selâm yâ Abd-ı sırr-ı …
EÇS III 67b … maslûb vücûda "es-Selâmü aleyküm yâ Abd-i Hakk!" der. Hemân maslûb cesedden "Ve aleykümü's-selâm yâ Abd-ı sırr-ı Hakk!" dedüğün bu kadar bin âdem istimâ‘ etdikten sonra ale'l-i …
EÇS III 67b–68a … arasta başında mukaddem iki aded maslûb 68a Abdî Dede'leri görünce "es-Selâmü aleyküm yâ Abdeyn-i ümmet-i seyyidü'l-kevneyn" deyince hemân maslûbeyn-i mukaddemeyn "V …
EÇS III 67b–68a … â Abdeyn-i ümmet-i seyyidü'l-kevneyn" deyince hemân maslûbeyn-i mukaddemeyn "Ve aleykümü's-selâm yâ Abdurrahmân Hû! Hû!" deyü aleyke alup yine amân vermeyüp salb edüp üç Abdî D …
EÇS III 67b–68a … hemân maslûbeyn-i mukaddemeyn "Ve aleykümü's-selâm yâ Abdurrahmân Hû! Hû!" deyü aleyke alup yine amân vermeyüp salb edüp üç Abdî Dede na‘ş-ı şerîfi bir günde salb olu …
EÇS III 120a selâm ayıtdım / selâmün aleyküm .
EÇS III 128b … retlerinin harem-i muhteremine Bismillah ile kadem basup mü’eddebâne "Es-selâmü aleyke yâ ebü'l-fukarâ!" deyüp ber-zânû olup Yâsîn-i şerîfi hasbeten-lillah kırâ’at ed …
EÇS III 128b–129a … tâşiyân iki yüzden mütecâviz hâzır olup hakîri bâb-ı selâma durgurup "Es-selâmü aleyke yâ ehl-i şerî‘at ve ehl-i tarîkat ve ehl-i hakîkat ve ehl-i ma‘rifet!" deyüp hu …
EÇS III 128b–129a … ifet!" deyüp huzzâr-ı meclise dörd kapu selâmın verüp cümle huzzâr-ı meclis "Ve aleykümü's-selâm ey âşık-ı billah!" deyüp bir bir selâmımız aldıklarında hakîr eyitdik "Ey sâhib …
EÇS III 157a … lup bir pîr-i nâtüvân elinde bir mahbûb cüvân evlâdıyla nümâyûn olup "es-Selâmu aleyk " der. Kemâl Paşazâde aleyk alup niçe gûne kîl u kâlden sonra "Ey oğul, bu evlâd …
EÇS III 157a … e bir mahbûb cüvân evlâdıyla nümâyûn olup "es-Selâmu aleyk" der. Kemâl Paşazâde aleyk alup niçe gûne kîl u kâlden sonra "Ey oğul, bu evlâdımı sana Allah emâneti veri …