Sene (---) târîhinde Varat kal‘ası fethine giderken Façatlı
Ali Ağa
karındaşlığı Lâfîzâde'yi esîrlikten halâs etmeğe bu Deve kal‘asına gelüp bir ge …
Sene (---) târîhinde Varat kal‘ası fethine giderken Façatlı Ali Ağa karındaşlığı Lâfîzâde'yi esîrlikten halâs etmeğe bu Deve kal‘asına gelüp bir gece kapudanında mihmân olup bu Deve kal‘ası evsâfı tahrîr olunmuşdu, ammâ şimdi Serdâr Ali Paşa'ya kapudanı itâ‘at edüp hedâyâlar ile gelüp buluşdu. Ve asker-i İslâm vâfir bey‘ ü şirâlar edüp âsûde-hâl olundu. Andan kalkup cânib-i şimâle bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 4b ·
metinde göster ·
… tine elçilik ile giden Budinli Ömer Ağa ve Varatlı Panço Hüseyin Ağa ve Façatlı
Ali Ağa
Seykel'den gelüp, "Kâfir(in) itâ‘at etmeyüp nâmeyi pâre pâre edüp biz gücile ha …
Kenâr-ı nehr-i Kokol: Andan yine kenâr-ı nehr-i Kokol: Bu mahalde Seykel vilâyetine elçilik ile giden Budinli Ömer Ağa ve Varatlı Panço Hüseyin Ağa ve Façatlı Ali Ağa Seykel'den gelüp, "Kâfir(in) itâ‘at etmeyüp nâmeyi pâre pâre edüp biz gücile halâs oldu[k]. Ve Kuta nâm Seykel boğazında bir dağdan bir dağa üç kat tabur-ı azîm eyleyüp içine yigirmi bin tüfeng-endâz kâfirler diksek" [deyü] elçiler haberin getirüp müşâvere-i azîm olup kral ve cemî‘i serhad a‘yânları Seykel vilâyetlerin harâb u yebâb etmeğe netîce-i kelâm verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
nâmında bir ağa-yı zîşânı elçilik ile kal‘a kapudanına nâme ile gönderüp nâmesi …
Bu hâl üzre yedi ay kâmil savaş-ı perhâş ederken eyyâm-ı şitâ gelüp âhirü'l-emr guzât-ı müslimînde el ayak dutmadan ve hark u berf ü selc ü şiddet-i şitâdan bî-feth avdet edüp Budin'e geldikde Yeniçeri ağası olan Nakkâş Paşa-yı bî-ârın meterise girmeyüp yeniçerileri zabt etmedüğünü der-i devlete arz edüp Sadrıa‘zam Belgrad'a gelüp cemî‘i asâkir-i İslâm ile meştâ edüp evvelbahâr-ı rûz-ı nevrûz-ı Hârezmşâhî olunca Orta Macar nâmdarlarından Boçkay nâm bir benâm ban ibn ban iki kerre yüz bin asker ile Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa'ya gelüp mutî‘ [u] münkâd olup yine evvelbahârda gazâ-yı Üstürgon'a sene 1014 târîhinde revâne olup kat‘-ı menâzil ederek yer götürmez leşker-i cündullâh ile sahrâ-yı Üstürgon'da meks edüp etrâf-ı Üstürgon'un yemîn ü yesârında olan kılâ‘lardan Tata ve Papa ve Yanık ve Senmartin ve Perespirim ve Val ve Cânbeğ nâm kal‘aları ve niçe kurâ vü kasabâtları ve bukâ‘larını gâret ü hasâret etmeğile küffâr üzre tamâm galebe ve nusret ve niçe bin küffârı esîr edüp niçe felâket ederek kal‘a-i Üstürgon altına hisâbın Hallak-ı âlem bilir ol kadar mâl-ı ganâ’imle gelirler kim bir esîr bir guruşa bey‘ olunup bir kâfir kal‘asından çıkup Üstürgon imdâdına gelmeğe iktidârları olmayup ba‘dehu Serdâr-ı Mu‘azzam kal‘a-i Üstürgon'u henüz muhâsara edüp tokuz koldan meterislere girüp cenge âmâde olduklarında hemân Serdâr-ı âkıbet-endîş Solak Ali Ağa nâmında bir ağa-yı zîşânı elçilik ile kal‘a kapudanına nâme ile gönderüp nâmesinde eyle tahrîr etmişler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 92a ·
metinde göster ·
ile bu âdemleri ale'l-acele Sadrıa‘zama gönderüp Paşa efendimizin kayınbabası o …
"Vallâhi sultânım, kâfirin bayrakların görüp kaçdık. Sabâha kalmaz anlar burda sizi basarlar. Hemân ileride olan karavul kullarınıza âdemler gitsin" dediklerinde hemân Paşa-yı zevi'l-ukûl iki aded âdemlere ihsânlar edüp Arnavud Ali Ağa ile bu âdemleri ale'l-acele Sadrıa‘zama gönderüp Paşa efendimizin kayınbabası olan Re’îsü'l-küttâb Şâmîzâde Efendi'ye dahi küffârın kesret ü vefreti haberin bir mektûbunda i‘lâm edüp âdemler ile gönderüp beş aded Karaman âdemlerin yanında alıkodu. Andan bir ân geçdi geçmedi, hemân ince karavulumuzda olan Balı Bölükbaşı gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a ·
metinde göster ·
… lası Ünsî Efendi sicillâtında makyûd ve murakkam olup Dergâh-ı âlî cebecibaşısı
Ali Ağa
kethudâlarından ikinci kethudâ Mustafâ Ağa'yı bu cebehâne-i emânetullâh üzre ce …
Bu cebehâneyi Sadrıa‘zam gelüp niçe vüzerâlar ile seyr [ü] temâşâ etdikde cümle âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen edüp cümle mühimmât [u] levâzımâtları sâ’ir vüzerâların yanlarında firâdâ firâdâ tahrîr eyleyüp Ordu Monlası Ünsî Efendi sicillâtında makyûd ve murakkam olup Dergâh-ı âlî cebecibaşısı Ali Ağa kethudâlarından ikinci kethudâ Mustafâ Ağa'yı bu cebehâne-i emânetullâh üzre cebecibaşı edüp hil‘at-i fâhire ihsân olundu. Ve sekiz oda cebeciler çorbacıları dahi nâzıru'n-nuzzâr ta‘yîn olunup vakt-i hâcetde bu cebehâne açıldıkda bu çorbacıların ma‘rifetiyle açılup bir zerre şey bu çorbacıların izinleriyle sarf oluna ve bir şey serîka olunmasın deyü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132a ·
metinde göster ·
… mesâcidleridir. Evvelâ çârsû içinde Ahmed Efendi çeşmesinin karşusunda el-Hacı
Ali Ağa
mescidi, câmi‘-i latîf olmağa müsta‘id bir mezgit-i kadîmdir kim kıble kapusu ü …
Der-beyân-ı mesâcid-i muvahhidân-ı mü’minân: Cümle (---) aded mahalle mesâcidleridir. Evvelâ çârsû içinde Ahmed Efendi çeşmesinin karşusunda el-Hacı Ali Ağa mescidi, câmi‘-i latîf olmağa müsta‘id bir mezgit-i kadîmdir kim kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165b ·
metinde göster ·
… -ı Süleymân Hân'ı Silihdâr Ca‘fer Ağa ve Ferîdûn Beğ ve bizim pederimiz ve Kuzu
Ali Ağa
ve Abdî Efendi ile na‘ş-ı Süleymân Hân'ın karnını yarup ûd u amber ve müşg ü za …
"Dahi Seğitvar'ın iç kal‘ası alınmadı ise işte henüz benim vücûdum kal‘ası alındı" deyüp ol gün kasâvetinden Süleymân Hân sene 974 mâh-ı Safer'in 22 günü serîr-i saltanatın terk edüp dâr-ı bâkîye irtihâl etdikde hemân âkıl u müdebbir Sokollu Vezîr na‘ş-ı Süleymân Hân'ı Silihdâr Ca‘fer Ağa ve Ferîdûn Beğ ve bizim pederimiz ve Kuzu Ali Ağa ve Abdî Efendi ile na‘ş-ı Süleymân Hân'ın karnını yarup ûd u amber ve müşg ü za‘ferân ile tuzlayup Süleymân Hân'ın obası içre, vücûd-ı Süleymân Hân'ı "Amâneten" deyü yere defn edüp kalbini ve muzahrafât ve ciğerini hâlâ Türbe kal‘ası olan yere defn edüp Sokollu Vezîr bizim peder ile 173b beş ad[ed] musâhiblere yemîn verüp pâdişâhın merhûm olduğun ifşâ etmeyeler ve na‘ş-ı şerîfin defn olunduğu yerden taşra çıkmayup gûyâ Süleymân Hân hayâtda gibi yine
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173a–173b ·
metinde göster ·
… içre bir taht-ı âlîde na‘ş-ı Süleymân Hân'ın bol hil‘at-i fâhiresi ardına Kuzu
Ali Ağa
girüp Süleymân Hân'ın hil‘ati yenlerin za‘ferân sürülmüş elleriyle Ali Ağa geyü …
"Pâdişâhımızı ayak dîvânında görmek dileriz" deyü kul gulû etdikde hemân Sokollu vezîr-i müdebbir bu re’y [ü] tedbîri edüp na‘ş-ı Süleymân Hân'ın tuzlanmış salamurasını emânet olan yerden çıkarup geydirüp kuşadup serâperde-i Süleymânî içre bir taht-ı âlîde na‘ş-ı Süleymân Hân'ın bol hil‘at-i fâhiresi ardına Kuzu Ali Ağa girüp Süleymân Hân'ın hil‘ati yenlerin za‘ferân sürülmüş elleriyle Ali Ağa geyüp Süleymân Hân'ın başında yine âdet-i kadîmesi üzre destâr-ı Yûsufî üzre yüzünde siyâh nikâb ile vech-i şerîfi mestûr, ammâ mübârek lıhye-i şerîfi sarı olup burum burum ve büklüm büklüm sarı sakalı nikâbsız olup bu re’y [ü] tedbîr ile Süleymân Hân'ın meyyitin taht üzre oturdup hil‘ati ardında Kuzu Ali Ağa Süleymân Hân'ı göğsüne alup kucaklayu durup Süleymân Hân önüne bir perde-i zenbûrî çeküp cümle erbâb-ı dîvân vüzerâ ve vükelâ cümle yerlü yeründe sâf ve sâf durup hemân bir kerre Sakallı Mehmed Paşa taht üzre olan pende-i zenbûrî küşâde kılup Süleymân Hân hayâtda gibi girde bâlişlere dayanup bir kerre ardından Ali Ağa vücûd-ı Süleymân Hân'ı alup cümle askere selâm şekilli etdirdikde cemî‘i kullar ve dîvân çavuşları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173b ·
metinde göster ·
… Kuzu Ali Ağa girüp Süleymân Hân'ın hil‘ati yenlerin za‘ferân sürülmüş elleriyle
Ali Ağa
geyüp Süleymân Hân'ın başında yine âdet-i kadîmesi üzre destâr-ı Yûsufî üzre yü …
"Pâdişâhımızı ayak dîvânında görmek dileriz" deyü kul gulû etdikde hemân Sokollu vezîr-i müdebbir bu re’y [ü] tedbîri edüp na‘ş-ı Süleymân Hân'ın tuzlanmış salamurasını emânet olan yerden çıkarup geydirüp kuşadup serâperde-i Süleymânî içre bir taht-ı âlîde na‘ş-ı Süleymân Hân'ın bol hil‘at-i fâhiresi ardına Kuzu Ali Ağa girüp Süleymân Hân'ın hil‘ati yenlerin za‘ferân sürülmüş elleriyle Ali Ağa geyüp Süleymân Hân'ın başında yine âdet-i kadîmesi üzre destâr-ı Yûsufî üzre yüzünde siyâh nikâb ile vech-i şerîfi mestûr, ammâ mübârek lıhye-i şerîfi sarı olup burum burum ve büklüm büklüm sarı sakalı nikâbsız olup bu re’y [ü] tedbîr ile Süleymân Hân'ın meyyitin taht üzre oturdup hil‘ati ardında Kuzu Ali Ağa Süleymân Hân'ı göğsüne alup kucaklayu durup Süleymân Hân önüne bir perde-i zenbûrî çeküp cümle erbâb-ı dîvân vüzerâ ve vükelâ cümle yerlü yeründe sâf ve sâf durup hemân bir kerre Sakallı Mehmed Paşa taht üzre olan pende-i zenbûrî küşâde kılup Süleymân Hân hayâtda gibi girde bâlişlere dayanup bir kerre ardından Ali Ağa vücûd-ı Süleymân Hân'ı alup cümle askere selâm şekilli etdirdikde cemî‘i kullar ve dîvân çavuşları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173b ·
metinde göster ·
Süleymân Hân'ı göğsüne alup kucaklayu durup Süleymân Hân önüne bir perde-i zenb …
"Pâdişâhımızı ayak dîvânında görmek dileriz" deyü kul gulû etdikde hemân Sokollu vezîr-i müdebbir bu re’y [ü] tedbîri edüp na‘ş-ı Süleymân Hân'ın tuzlanmış salamurasını emânet olan yerden çıkarup geydirüp kuşadup serâperde-i Süleymânî içre bir taht-ı âlîde na‘ş-ı Süleymân Hân'ın bol hil‘at-i fâhiresi ardına Kuzu Ali Ağa girüp Süleymân Hân'ın hil‘ati yenlerin za‘ferân sürülmüş elleriyle Ali Ağa geyüp Süleymân Hân'ın başında yine âdet-i kadîmesi üzre destâr-ı Yûsufî üzre yüzünde siyâh nikâb ile vech-i şerîfi mestûr, ammâ mübârek lıhye-i şerîfi sarı olup burum burum ve büklüm büklüm sarı sakalı nikâbsız olup bu re’y [ü] tedbîr ile Süleymân Hân'ın meyyitin taht üzre oturdup hil‘ati ardında Kuzu Ali Ağa Süleymân Hân'ı göğsüne alup kucaklayu durup Süleymân Hân önüne bir perde-i zenbûrî çeküp cümle erbâb-ı dîvân vüzerâ ve vükelâ cümle yerlü yeründe sâf ve sâf durup hemân bir kerre Sakallı Mehmed Paşa taht üzre olan pende-i zenbûrî küşâde kılup Süleymân Hân hayâtda gibi girde bâlişlere dayanup bir kerre ardından Ali Ağa vücûd-ı Süleymân Hân'ı alup cümle askere selâm şekilli etdirdikde cemî‘i kullar ve dîvân çavuşları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173b ·
metinde göster ·
"Pâdişâhımızı ayak dîvânında görmek dileriz" deyü kul gulû etdikde hemân Sokollu vezîr-i müdebbir bu re’y [ü] tedbîri edüp na‘ş-ı Süleymân Hân'ın tuzlanmış salamurasını emânet olan yerden çıkarup geydirüp kuşadup serâperde-i Süleymânî içre bir taht-ı âlîde na‘ş-ı Süleymân Hân'ın bol hil‘at-i fâhiresi ardına Kuzu Ali Ağa girüp Süleymân Hân'ın hil‘ati yenlerin za‘ferân sürülmüş elleriyle Ali Ağa geyüp Süleymân Hân'ın başında yine âdet-i kadîmesi üzre destâr-ı Yûsufî üzre yüzünde siyâh nikâb ile vech-i şerîfi mestûr, ammâ mübârek lıhye-i şerîfi sarı olup burum burum ve büklüm büklüm sarı sakalı nikâbsız olup bu re’y [ü] tedbîr ile Süleymân Hân'ın meyyitin taht üzre oturdup hil‘ati ardında Kuzu Ali Ağa Süleymân Hân'ı göğsüne alup kucaklayu durup Süleymân Hân önüne bir perde-i zenbûrî çeküp cümle erbâb-ı dîvân vüzerâ ve vükelâ cümle yerlü yeründe sâf ve sâf durup hemân bir kerre Sakallı Mehmed Paşa taht üzre olan pende-i zenbûrî küşâde kılup Süleymân Hân hayâtda gibi girde bâlişlere dayanup bir kerre ardından Ali Ağa vücûd-ı Süleymân Hân'ı alup cümle askere selâm şekilli etdirdikde cemî‘i kullar ve dîvân çavuşları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173b ·
metinde göster ·
… Sokollu'nun tenbîhi üzre sâzende mehterbaşı bir fasl-ı kasîr ederken hemân Kuzu
Ali Ağa
kendünün hasta eli gibi za‘ferânlı sarımtırak elini Süleymân Hân'ın sakalına ya …
"Ve aleykümü's-selâm pâdişâhım, yaşın uzun olsun ve devletin dâ’im olsun. Tanrı pâdişâhımıza çok yıllar ömürler versin" dedikde 174a Sokollu'nun tenbîhi üzre sâzende mehterbaşı bir fasl-ı kasîr ederken hemân Kuzu Ali Ağa kendünün hasta eli gibi za‘ferânlı sarımtırak elini Süleymân Hân'ın sakalına yapışup tarak ister işâreti eder şekilli hareket edince hemân Silihdâr Ca‘fer Ağa tarak verüp Ali Ağa tarağı alup Süleymân Hân'ın sakalın hasta harekâtı eder gibi hareket ederek tararken cümle guzât,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173b–174a ·
metinde göster ·
… ister işâreti eder şekilli hareket edince hemân Silihdâr Ca‘fer Ağa tarak verüp
Ali Ağa
tarağı alup Süleymân Hân'ın sakalın hasta harekâtı eder gibi hareket ederek tar …
"Ve aleykümü's-selâm pâdişâhım, yaşın uzun olsun ve devletin dâ’im olsun. Tanrı pâdişâhımıza çok yıllar ömürler versin" dedikde 174a Sokollu'nun tenbîhi üzre sâzende mehterbaşı bir fasl-ı kasîr ederken hemân Kuzu Ali Ağa kendünün hasta eli gibi za‘ferânlı sarımtırak elini Süleymân Hân'ın sakalına yapışup tarak ister işâreti eder şekilli hareket edince hemân Silihdâr Ca‘fer Ağa tarak verüp Ali Ağa tarağı alup Süleymân Hân'ın sakalın hasta harekâtı eder gibi hareket ederek tararken cümle guzât,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 173b–174a ·
metinde göster ·
… ken mehterân sâzendegân faslı tamâm edince hemân Süleymân Hân'ın na‘şı ardından
Ali Ağa
eliyle dağılın işâreti etdikde yine dîvân çavuşları yine pâdişâhı alkışladıklar …
Kimisi, "Gördün mü sakalını bir hoş tarayamadı, zîrâ haste-hâldir, eyle olur. Hemân pâdişâhımız sağ olsun" deyü herkes birer gûne güft [u] gûda iken mehterân sâzendegân faslı tamâm edince hemân Süleymân Hân'ın na‘şı ardından Ali Ağa eliyle dağılın işâreti etdikde yine dîvân çavuşları yine pâdişâhı alkışladıklarında Silihdâr Ca‘fer Ağa perde-i zenbûrî çeküp cümle vüzerâ ve vükelâlar gürûh gürûh herkesin me’mûr olduğu eşgâline giderken hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174a ·
metinde göster ·
… n cemâ‘at-ı kesîre ile Hâmid Efendi kılup 175b andan Vezîr Ahmed Paşa ve Kuzu
Ali Ağa
ve Selîm Hân-ı Evvel'in Matbah Emîni Abdi Efendi ve Şeyh Nûreddînzâde Efendi ve …
Bu gûne re’y [ü] tedbîr ile Süleymân Hân'ın merhûm olduğundan ve'l-hâsıl bir ârifün billâh vakıf-ı esrâr olamadılar. Ol gün ki cemî‘i asâkir-i İslâm şehr-i Belgrad'a dâhil olunca gördüler kim Selîm Hân otağa gelüp sandal-nişîn-i pâdişâh olup cemî‘i erkân-ı devlet tecdîd-i bî‘at edüp Sokollu vezîr yine müstakil sadrıa‘zam olup Süleymân Hân'ın cesed-i şerîfin gasl edüp serâperde önünde namâzın cemâ‘at-ı kesîre ile Hâmid Efendi kılup 175b andan Vezîr Ahmed Paşa ve Kuzu Ali Ağa ve Selîm Hân-ı Evvel'in Matbah Emîni Abdi Efendi ve Şeyh Nûreddînzâde Efendi ve bu hakîrin pederi Ser-zergerân-ı dergâh-ı âlî Dervîş Mehemmed Zıllî ve Şeyh Ömer-i Gülşenî, bu nedîmân-ı Süleymân Hân refîk-i na‘şe olup vücûd-ı Süleymân Hân'ı İslâmbol'a götürüp câmi‘inin mihrâbı önündeki kubbe-i mehbıt-ı pür-envârda defn etmek fermân olunup revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175a–175b ·
metinde göster ·