… im müşted olup işte sergüzeşt [ü] serencâmım budur kim ne etdim ise bu Devlet-i
aliyyenin
hâyır-hâhı olduğum gayretiyle etdim. Yohsa pâdişâhım bu Abaza kulun yetmiş guru …
Ol günkü oldu, bu hakîr ahde vefâ edüp ibtidâ Erzurûm'un iç kal‘asın feth edüp cümle yeniçerileri kırdım. Sâ’ir vüzerâ ve ümerâlar beni peraya atup yan çaldılar. Benim adım âsî olup iş başa düşüp günden güne hâlim müşted olup işte sergüzeşt [ü] serencâmım budur kim ne etdim ise bu Devlet-i aliyyenin hâyır-hâhı olduğum gayretiyle etdim. Yohsa pâdişâhım bu Abaza kulun yetmiş guruşluk bir abd-i memlûkündür, âsî olup cihângîrlik ile pâdişâh olacak değilim" deyüp ahvâl-i mâcerâsın niçe bin âdem içinde bir bir bî-bâk [u] bî-pervâ takrîr edüp yine zemîn-bûs edüp el bağlayup hâmûş-bâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65b ·
metinde göster ·
… dûz-ı sahâyif-i âsâr u iber olan erbâb-ı nazara müstetir değildir kim silsile-i
aliyye-i
meşâyih-i kirâm bi-hasebi'l-meşârib bir kaç şu‘beye mensûb olup zikr-i cehri ih …
Dîde-dûz-ı sahâyif-i âsâr u iber olan erbâb-ı nazara müstetir değildir kim silsile-i aliyye-i meşâyih-i kirâm bi-hasebi'l-meşârib bir kaç şu‘beye mensûb olup zikr-i cehri ihfâ hasebiyle tarîk-i Nakşıbendiyye ve tarîk-i Halvetiyye'ye münkasımdır. Ve Halvetiyye tarîki bir kaç tabakaya münkasımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 116a ·
metinde göster ·
… l kal‘ası dâhilinde olan cemî‘i imârât ve hayrât [u] hasenât, ziyârât-ı makâm-ı
aliyyeler
ve cemî‘i âsâr-ı binâ-yı kadîmelerin sâhibü'l-hayrâtları ism [ü] resimleri ile …
Elhamdü lillâhi Ta‘âlâ İslâmbol kal‘ası dâhilinde olan cemî‘i imârât ve hayrât [u] hasenât, ziyârât-ı makâm-ı aliyyeler ve cemî‘i âsâr-ı binâ-yı kadîmelerin sâhibü'l-hayrâtları ism [ü] resimleri ile ve her imâretin dervezeleri üzre musanna‘ târîhleri ile tahrîr olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 116b ·
metinde göster ·
recâ etdiğimiz 240b tahrîr olunan sultânlardır kim her birine birer takrîb il …
Şehr-i Bursa içre niçe yüz bin kibâr-ı evliyâullah medfûndur ve niçe binin dahi ziyâret edüp birer Fâtiha-i şerîf ile rûh-ı şerîflerin yâd etdik. Ammâ ism-i şerîfleri ma‘lûmumuz olma[ma]ğile tahrîr olunmadı. Bu tahrîr etdiğimiz sultânlara birer Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp himmet-i aliyyelerin recâ etdiğimiz 240b tahrîr olunan sultânlardır kim her birine birer takrîb ile âşinâlık kesb eyleyüp hamd-i Hudâ ibtidâ seyâhatimizde bu kadar kibâr-ı evliyâullahın âsitâne-i merkad-i pür-envârlarının atebe-i süflâlarına rû-mâlîde eyledik. Himmetleri hâzır ola. Bu niyyet cümle ehl-i îmân rûhîçün, Allah rızâsıyçün, Fâtiha, ve's-selâm, rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240a–240b ·
metinde göster ·
… n Gâzî Yûsuf Paşa cidd ü cehd edüp Feyyâz-ı Mutlak'ın inâyet-i ezelîsi ve avn-i
aliyyesi
ve esrâr-ı hafiyyesi olup feth oldu. Yohsa bu Hanya gibi sedd-i İskenderin feth …
Bağğâz ve hasûd-ı münâfıkîn pâdişâha Yûsuf Paşa'yı gamz edüp "Pâdişâhım Yûsuf Paşa lalan, Hanya hazînesinden üç Husrevânî küp altun ve üç milyon mâl-ı Kârûn ve bir altun direk keçelerle sarılmış pâdişâhıma deryâda katre ve güneşde zerre vermeyüp anları hıfz etdi" derler. Ba‘de'l-katl 273b mâl [u] menâldan bir şey çıkmayup ol altun direk keçe ile sarılmış, dedikleri bir taş yerakânî direk idi. Hazîneye koyup hılâf-ı inhâ edenlerin dünyevî [ve] uhrevî yüzleri kara oldu. Ba‘dehû ol altun dedikleri sarı amûdı Mehemmed Hân-ı Râbî‘in vâlidesinin binâ etdüğü câmi‘in hünkâr mahfili altına sütun etdiler. Ammâ hakkâ kim bir sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ bir seng-i asferdir kim altun ve cevâhir anın yanında ne şeydir. Bir âdem sarılık marazına mübtelâ olsa ol amûdı üç kerre üç cum‘a ertesinde ale's-sabah yalasa bi-emrillah şifâ bulur. Eyle bir seng-i Hudâ'dır kim Yûsuf Paşa'nın sebeb-i katli olmuşdur. Hikmet-i Hudâ "el-abdu yüdebbiru vallahu yukaddiru" ve "elsinetü'l-halk aklamu'l-ha(l)kdır". Kaçan kim Sultân İbrâhîm Hân Sarâyburnu'nda Yûsuf Paşa ile Girid müşâveresin edüp "Hanya'yı feth etdikden sonra inşâallah sâlimîn ve gânimîn geldikde sâna ıvazın ederim" deyü yemin etdüğü meğer "şehîd ederim" demek imiş. Hakîkatü'l-hâl Hanya kal‘ası gibi bir hısn-ı hasînin ve sedd-i metinin fethi bir kerb-i azîm idi. Ammâ feth olunmasına sebeb Cenâb-ı Bârî yârî kılup küffâr-ı hâksârın donanma-yı nâ-mübâreki gelmeden Gâzî Yûsuf Paşa cidd ü cehd edüp Feyyâz-ı Mutlak'ın inâyet-i ezelîsi ve avn-i aliyyesi ve esrâr-ı hafiyyesi olup feth oldu. Yohsa bu Hanya gibi sedd-i İskenderin fethi {bir vechile} mümkün değil idi. Ve eyle kal‘a-i üstüvârın fethine ıvaz bir şey ile olmazdı, illâ şehâdet ola. Yûsuf Paşa-yı merhûm ve mağfûr, mahbûb-ı Hudâ imiş kim hem feth ve ba‘de'l-feth şehâdet müyesser oldu. Hamd-i Hudâ bu hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ böyle gazâ-yı ekberde bulunup sâlimîn ve gânimîn vatanımıza gelüp peder u mâder-i azîz ve azîzelerimizle müşerref olup dest-i şerîflerin bûs edüp "Ber-hurdâr-ı ömr ol oğul! Vekâletimiz eyleyüp Girid fethinde bulundun. Bizim varmamıza muhtaç etmedin" deyü buyurdular. Hakir eyitdim: "Benim peder-i azîzim, sultânım! Siz şimden gerü ihtiyâr oldunuz. Süleymân Hân asrından berü yetmiş gazâda bulundunuz. Bu ciğer-kûşenize hemân hayr du‘â edin. Niçe gazâlarda bulunup cenâb-ı şerîfinize sevâb-ı cezîl ola" deyü dest-bûs edüp hayr du‘âların alıp bu hikâyeye âğâze eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273a–273b ·
metinde göster ·
… azîm ve sevâd-ı kadîm yokdur. Ve âb [u] hevâsı ve mahbûb u mahbûbesi ve binâ-yı
aliyyesi
ve'l-hâsıl niçe bin hayrât [u] hasenât-ı vâfiresi var kadîm şehr-i azîmdir. Hud …
Nâhiye-i heftüm Bedûstân'dır. Cânib-i Şimâl-i Tebriz'dir. Nâhîye-i Rûdkat'ın halfindedir kim cümle yetmiş pâre âbâdân câmi‘li ve hân ve hammâmlı kurâlardır. Eğer Hân ile kâmil yigirmi gün bu kurâlarda etdiğimiz sayd [u] şikârları ve zevk [u] safâları rûz-merre Tebrîz'in cümle ahvâlâtına vâkıf-ı esrâr olduğumuz kadar evsâfın tahrîr ve tastîr eylesek Hudâ âlimdir bir mücelled kitâb olur. Zîrâ memâlik-i İrân-zemînde Tebrîz-i dilâvîz ve Isfahân-ı nısf-ı cihân kadar bir şehr-i azîm ve sevâd-ı kadîm yokdur. Ve âb [u] hevâsı ve mahbûb u mahbûbesi ve binâ-yı aliyyesi ve'l-hâsıl niçe bin hayrât [u] hasenât-ı vâfiresi var kadîm şehr-i azîmdir. Hudâ Âl-i Osmân'a yine müyesser ide. Ammâ yine harâb u yebâb olur. Hudâ-yı müte‘âl dâ’imâ ma‘mûr ve âbâdân eyleye. Zîrâ bu diyârda çok zevk u safâ ederek Hân ile yine şehre gelüp her bâr Hânın şeref-i sohbetiyle müşerref olup rûz-merre sohbet-i hâs ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
… d-cenkler tevârîhlerinde bu yaylada Hazret-i İsâ ve Şem‘ûn-ı Safâ'nın makâmât-ı
aliyyeleri
olduğun istimâ‘ edüp İskenderûn'dan cem‘-i vefîr ile 21a bu yaylalara gelüp z …
Sincan yaylası, anda cüzzâm ve miskîn varsa bi-emrillah-i Te‘âlâ altı ayda âb-ı hayât suları hâssasından tendürüst olup ol miskînin vücûdu dürr-i beyz-âsâ olup hayât-ı cân bulur. Zîrâ bu yaylada Hazret-i İsâ vâlidesiyle Nablus şehrinden bunda gelüp sâkin olduğu makâm-ı şerîfi ziyâretgâhdır ve Hazret-i İsâ halîfesi Şem‘ûn-ı Safâ hazretleri Mısır'ın Behnisa şehrinden seyâhat ederek bu yaylada Hazret-i İsâ makâmın ziyârete gelüp anda dahi Şem‘ûn-ı Safâ'nın makâmı vardır. Nazargâh-ı peygamberân olduğundan nûş etdikleri âb-ı zülâlden cüzzâm miskînler nûş etseler bi-emri Hudâ şifâ bulurlar, tevâtür ile meşhûr ziyâretgâh-ı hâs u âmlardır. Ve ba‘zı Freng-i pür-reng-i bed-cenkler tevârîhlerinde bu yaylada Hazret-i İsâ ve Şem‘ûn-ı Safâ'nın makâmât-ı aliyyeleri olduğun istimâ‘ edüp İskenderûn'dan cem‘-i vefîr ile 21a bu yaylalara gelüp ziyâret edüp kesb-i hevâ ederler. El-hâsıl ibret-nümâ vâcibü's-seyr yayla-yı azîmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20b–21a ·
metinde göster ·
rû-gerdân olup bir alay ipsiz ve sapsız, zabt [u] rabtsız, haşerât [u] cemâpûrı …
Mezkûr Gürcî Nebî harem-i hâsda neşv [u] nemâ bulup erbâb-ı hizmetden mün’im, mâldar, vaka‘ [u] vakâr sâhibi nâmdâr yarar âdem idi. Ekseriyyâ (---) mutasarrıf olurdu. Vezîria‘zam Murâd Paşa Sultân İbrâhîm Hân kanlısı ve Koca Mevlevî vezîr kâtili olması cihetiyle Gürcî Nebî Murâd Paşa'ya dilgîr olup Anadolu eyâletleri haşerâtlarına bezl-i mâl eyleyüp başına yigirmi bin asker-i mülevves-i telvîs ve telbîs ve refîk-i iblîs-i habîs-i vâcibü'l-izâle gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkât hezeleyi başına cem‘ edüp cibilliyetinde merkûz olan hıyânet ü habâset-i mel‘anet-i ezeliyyesi isyân u tuğyân cânibine meyl etdirüp nân u nemek-i Âl-i Osmân'ı ferâmûş eyleyüp âkibet-i serencâmı neye müncer olacağın fikr etmeyüp Devlet-i Aliyye'den rû-gerdân olup bir alay ipsiz ve sapsız, zabt [u] rabtsız, haşerât [u] cemâpûrı ser-i bî-devletine cem‘ edüp taht-ı Âl-i Osmân olan belde-i Tayyibe, ya‘nî mahmiyye-i Kostantiniyye haşerât-ı sekbân ve sarıca destinde berbâd edüp ahâlî-i İslâmbol'u İbrâhîm Hân hûniyçün zâr [u] zebûn ve hâllerin perîşân [u] diyergûn etmeğe ta‘ahhüd edüp seksen bin askerine yetmiş bin va‘de-i hulf-ı dürûğ ile boğazı tokluğuna aç u zâc ve muhtâc u ihtiyâc boğazı ipli kavmi başına cem‘ edüp ve niçe ma‘zûl beğlerbeğiler ve mültezimler ve bir tavuk içün kırk eve konar mukleciyânlar kendüye hem-dem ü hem-celîs-i bî-bâk u bî-pervâ Anadolu hâkinden cünd-i cünûb-i mühmelesiyle bir baş Üsküdar'a gelmeğe yemîn-billah ve kasem-tallah edüp gelmede, beri Devlet-i Aliyye tarafında hâs u âm ve bây [u] gedâ meşveret edüp Hazret-i Resûlullah'ın Alem-i şerîfin Üsküdar'a çıkarup "Her kim pâdişâhın birden bine; binden yüz bine varınca nân u nemekin yerse Âlem-i Resûlullah dibine gelsin" deyince el-azametullah hakîr Üsküdar'a vardıkda dağ u taş ve deşt [u] hâmûn ve bâğ u bâğçeler âdem deryâsı olup mevc urur. Hakîr bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp "Şâm-ı şerîfden ulaklığile bu cem‘iyyet-i kübrâyı görmeğe gelüp yine fânî cihânın nakşından gûnâ-gûn hisse almağa gelmişiz" deyüp seyr [ü] temâşâya mukayyed 30b olduk. İbtidâ alay-ı azîm ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın Alem-i şerîfiyle Sadrıa‘zâm Murâd Paşa niçe yüz bin asâkir-i İslâmı ile niçe bin kayıklar ve sandal ve çekelve donanma-yı hümâyûn keştîler ile Üsküdar sahrâsına geçüp serâperdesinde karâr-dâde olup Âsitâne-i sa‘âdet'de mevcûd bulunan yetmiş altı oda yeniçeri neferâtları ve korucuları ve dânişmendleri ve mütekâ‘idînleri ve cümle kul oğlu kul ve cümle acemiyân ile cümle kırk dörd bin yeniçeri askeri Üsküdar'a geçüp kat-ender-kat saf saf olup haymelerin kurup bağlar kenarında meterise girdiler. Andan on sekiz asâkir-i topcıyân-ı dergâh-ı âlî iki yüz pâre şâhî topları ve kırk pâre balyemez ve kolomborna topları yeniçeri meterisleri önüne zeyn edüp kûşe kûşe üç bin topcu askeri hizmetde olup cümle topları levâzımât [u] mühimmâtlarıyla âmâde etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30a–30b ·
metinde göster ·
… baş Üsküdar'a gelmeğe yemîn-billah ve kasem-tallah edüp gelmede, beri Devlet-i
Aliyye
tarafında hâs u âm ve bây [u] gedâ meşveret edüp Hazret-i Resûlullah'ın Alem-i …
Mezkûr Gürcî Nebî harem-i hâsda neşv [u] nemâ bulup erbâb-ı hizmetden mün’im, mâldar, vaka‘ [u] vakâr sâhibi nâmdâr yarar âdem idi. Ekseriyyâ (---) mutasarrıf olurdu. Vezîria‘zam Murâd Paşa Sultân İbrâhîm Hân kanlısı ve Koca Mevlevî vezîr kâtili olması cihetiyle Gürcî Nebî Murâd Paşa'ya dilgîr olup Anadolu eyâletleri haşerâtlarına bezl-i mâl eyleyüp başına yigirmi bin asker-i mülevves-i telvîs ve telbîs ve refîk-i iblîs-i habîs-i vâcibü'l-izâle gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkât hezeleyi başına cem‘ edüp cibilliyetinde merkûz olan hıyânet ü habâset-i mel‘anet-i ezeliyyesi isyân u tuğyân cânibine meyl etdirüp nân u nemek-i Âl-i Osmân'ı ferâmûş eyleyüp âkibet-i serencâmı neye müncer olacağın fikr etmeyüp Devlet-i Aliyye'den rû-gerdân olup bir alay ipsiz ve sapsız, zabt [u] rabtsız, haşerât [u] cemâpûrı ser-i bî-devletine cem‘ edüp taht-ı Âl-i Osmân olan belde-i Tayyibe, ya‘nî mahmiyye-i Kostantiniyye haşerât-ı sekbân ve sarıca destinde berbâd edüp ahâlî-i İslâmbol'u İbrâhîm Hân hûniyçün zâr [u] zebûn ve hâllerin perîşân [u] diyergûn etmeğe ta‘ahhüd edüp seksen bin askerine yetmiş bin va‘de-i hulf-ı dürûğ ile boğazı tokluğuna aç u zâc ve muhtâc u ihtiyâc boğazı ipli kavmi başına cem‘ edüp ve niçe ma‘zûl beğlerbeğiler ve mültezimler ve bir tavuk içün kırk eve konar mukleciyânlar kendüye hem-dem ü hem-celîs-i bî-bâk u bî-pervâ Anadolu hâkinden cünd-i cünûb-i mühmelesiyle bir baş Üsküdar'a gelmeğe yemîn-billah ve kasem-tallah edüp gelmede, beri Devlet-i Aliyye tarafında hâs u âm ve bây [u] gedâ meşveret edüp Hazret-i Resûlullah'ın Alem-i şerîfin Üsküdar'a çıkarup "Her kim pâdişâhın birden bine; binden yüz bine varınca nân u nemekin yerse Âlem-i Resûlullah dibine gelsin" deyince el-azametullah hakîr Üsküdar'a vardıkda dağ u taş ve deşt [u] hâmûn ve bâğ u bâğçeler âdem deryâsı olup mevc urur. Hakîr bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp "Şâm-ı şerîfden ulaklığile bu cem‘iyyet-i kübrâyı görmeğe gelüp yine fânî cihânın nakşından gûnâ-gûn hisse almağa gelmişiz" deyüp seyr [ü] temâşâya mukayyed 30b olduk. İbtidâ alay-ı azîm ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın Alem-i şerîfiyle Sadrıa‘zâm Murâd Paşa niçe yüz bin asâkir-i İslâmı ile niçe bin kayıklar ve sandal ve çekelve donanma-yı hümâyûn keştîler ile Üsküdar sahrâsına geçüp serâperdesinde karâr-dâde olup Âsitâne-i sa‘âdet'de mevcûd bulunan yetmiş altı oda yeniçeri neferâtları ve korucuları ve dânişmendleri ve mütekâ‘idînleri ve cümle kul oğlu kul ve cümle acemiyân ile cümle kırk dörd bin yeniçeri askeri Üsküdar'a geçüp kat-ender-kat saf saf olup haymelerin kurup bağlar kenarında meterise girdiler. Andan on sekiz asâkir-i topcıyân-ı dergâh-ı âlî iki yüz pâre şâhî topları ve kırk pâre balyemez ve kolomborna topları yeniçeri meterisleri önüne zeyn edüp kûşe kûşe üç bin topcu askeri hizmetde olup cümle topları levâzımât [u] mühimmâtlarıyla âmâde etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30a–30b ·
metinde göster ·
… e Hazret-i İsâ makâmâtları vardır. Ve'l-hâsıl cemî‘i mürsel nebîlerin makâmât-ı
aliyyeleri
vardır. Her bir mağaralara birer hayrât sâhibleri kayalar üzre târîhler de yazm …
Bu cebele geldikde "Es-selâmü aleyke yâ Cebelü'l-Lübnân" dedikde cemî‘i ervâh-ı enbiyâ "Ve aleykümü's-selâm yâ Muhammed"! deyü aleyk sadâsı geldüğü mahal hâlâ yüz yigirmi yerde, kayalarda mücellâ ve musaykal delikler vardır. Yüz yigirmi delik, yüz yigirmi dörd mürsel peygamber ervâhı sadâsı geldüğün alâmetdir. Anınçün hâlâ ol mahalle "Selâm kayası" derler. Bu Hızır makâmının yanında Makâm-ı Hazret-i İbrâhîm ve Hazret-i İsmâ‘îl ve Hazret-i İshâk ve Hazret-i Mûsâ ve Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i İsâ makâmâtları vardır. Ve'l-hâsıl cemî‘i mürsel nebîlerin makâmât-ı aliyyeleri vardır. Her bir mağaralara birer hayrât sâhibleri kayalar üzre târîhler de yazmışlar, hakkâ ki sikke-i mermerde kazmışlar. Ve bu makâmâtlar kurbunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35b ·
metinde göster ·
… aysâriyye'ye uğrayup kûh-ı Ercîs'de Baba Rüten ile müşerref olup anda makâmât-ı
aliyyeleri
vardır. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır.
Ve eş-Şeyh Fethullâh-ı Tennûrî ve makâm-ı Hazret-i Zeyne'l-âbidîn Anûşirvân asrında İmâm Zeyne'l-âbidîn âlem-i seyâhatde bu Kaysâriyye'ye uğrayup kûh-ı Ercîs'de Baba Rüten ile müşerref olup anda makâmât-ı aliyyeleri vardır. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67b ·
metinde göster ·
… olunup hâssına göre asker cem‘ edüp sefer eşer. Beğleri inkırâz bulsa devlet-i
aliyyeden
sancağı âhire tevcîh olunur. Hâssı kânûn-ı Süleymân Hân üzre 380.000 akçedir. B …
Sebeb-i tesmiyesi lisân-ı Moğolîde per-teng karakuşa derler. Kal‘ası üzre tûcdan bir karakuş timsâli var idi. Her sene nevrûz-ı Hârezmşâhîde safîr urup cümle Ekrâd ve Mığdîsî kavmi sayhasın istimâ‘ edüp bu şehir bâzârına cem‘ olup benî Âdem ile bir hengâme-i kübrâ olurdu. Hicret-i Nebeviyyenin sene 19 târîhinde Hâlid ibn Velîd (ibn Velîd) Diyârbekir kal‘asın feth edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Perteng'i feth edüp timsâl-i tuyûru hedm edüp cem‘iyet-i kübrâ olmaz oldu. Hâlâ ol murg tılsımı mahalli zirve-i kal‘ada ma‘lûmdur. Ol mutalsam murg ismiyle bu şehre pertengden galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm ile Pertek derler. İbtidâ bânîsi ekâsirelerden (---) binâsıdır. Anda niçe yüz sene niçe mülûke intikâl edüp Kürdistân'da Monlâ İdrîs i‘ânetiyle sene 921 târîhinde Selîm-i Evvel'e Pertek hâkimi itâ‘at edüp kal‘ayı Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya teslîm edüp mutî‘ [u] münkâd olduğundan yine hâkimine ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık tarîkıyla hâlâ beği mutasarrıfdır kim Âsitâne-i sâ‘adet tarafından vârid olan evâmir-i pâdişâhîde bunlar elkâbına Cem-cenâb yazılur. Mîr-i livâ elkâbı yazılmaz, zîrâ hükûmetdir. Zamân-ı 84a kadîmde taht-ı hükûmetlerinde timar ve ze‘âmetden bir şey yokdur. Hâlâ ebvâb-ı mahsûlâtları kendülerine hâss ifrâz olunup hâssına göre asker cem‘ edüp sefer eşer. Beğleri inkırâz bulsa devlet-i aliyyeden sancağı âhire tevcîh olunur. Hâssı kânûn-ı Süleymân Hân üzre 380.000 akçedir. Beği hîn-i gazâda sekiz yüz askere mâlikdir. Ber-vech-i adâlet beğine senevî on kîse hâsıl olur. Yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Kethüdâyeri ve serdârı ve müftîsi ve nakîbi yokdur, ammâ şehir subaşısı vardır. Kal‘ası nehr-i Murâd kenarında yalçın kayalı bir püşte-i ra‘nâ üzre şekl-i murabba‘ bir küçük Şeddâdî seng-tırâş bir kal‘a-i beyâz taşdır. Dizdârı ve neferâtları ve cebehânesi taraf-ı pâdişâhîden değildir, ancak beği hükm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83b–84a ·
metinde göster ·
… hânlı ve üç yüz hâneli Bulgar köyü ve ze‘âmetdir. Bu mahalde taraf-ı saltanat-ı
aliyyeden
paşa efendimize bir hünkâr haseki ağasıyla hatt-ı şerîf vârid olup "Benim Melek …
Menzil-i karye-i Fakılar: Kırkkilise sancağı kazası ve hâkinde bir dere içre bir hânlı ve üç yüz hâneli Bulgar köyü ve ze‘âmetdir. Bu mahalde taraf-ı saltanat-ı aliyyeden paşa efendimize bir hünkâr haseki ağasıyla hatt-ı şerîf vârid olup "Benim Melek lalam, Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa ol taraflara firâr etmişdir. Elbette ele getirüp kayd-bend ile der-i devletime gönderesin!" deyü hat gelüp haseki ağaya bir kise guruş ücret verildi. Andan yine cânib-i şimâle (---) sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… iri Eflâk'dır ve biri Boğdan'dır. Kâfiristân olmağıla beğleri her sene devlet-i
aliyye
tarafına biner kise-i Rûmî hizmet edüp mansıbları kendülere her sene mukarrer o …
Livâ-yı Silistre: Paşa sancağı tahtıdır. İki sancak dahi iltizâm ile zabt olunur. Biri Eflâk'dır ve biri Boğdan'dır. Kâfiristân olmağıla beğleri her sene devlet-i aliyye tarafına biner kise-i Rûmî hizmet edüp mansıbları kendülere her sene mukarrer olur. İsyânları zuhûr ederse elleri vilâyetleri nehb [ü] gâret olunup katl-i âm olunurlar. Ammâ bu Eflâk ve Boğdan sancakları iltizâm ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde Eflâk ve Boğdan ve Silistre paşasıyla sefer eşüp üçer bin kefere askeri getirüp hizmet-i pâdişâhî oldukda kal‘alar meremmâtına ve handaklar tathîrine ve kal‘aya toprak sürüp top çitleri yapmağa me’mûrlardır. Ve kırk bin asker dahi Bucak Tatarı derler, cebe vü cevşenli ve sadaklı ve savanlı ve zora batar yigitlerdir. Paşa her kankı sefere gitse bile me’mûrlardır. Paşası da hâssına göre cebelüsiyle sefer eşer. Hâssı 4.489.665 akçedir. Kendi sancağında erbâb-ı zü‘amâsı 75, erbâb-ı timarı 422 vardır. Cümle eyâletinde ze‘âmet 188 ve cümle eyâleti timarı 1186. Hîn-i gazâda bu eyâlet-i Özi'de kânûn üzre cebelüleriyle paşa askeriyle ve kırk bin Bucak Tatarıyla ve üç bin Eflâk ve üç bin Boğdan askeriyle elli altı bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
… erine bir kubbe-i âlî ve bir tekye-i dervîşân-ı Balı binâ edüp dâr-ı saltanat-ı
aliyyede
karâr eder. İşte bu Balı Efendi mesîregâhı bu gûne menâkıblı bir âsitâne-i yâğ …
Andan şehr-i Sofya'ya gelüp Balı Efendi'nin üzerine bir kubbe-i âlî ve bir tekye-i dervîşân-ı Balı binâ edüp dâr-ı saltanat-ı aliyyede karâr eder. İşte bu Balı Efendi mesîregâhı bu gûne menâkıblı bir âsitâne-i yâğ u balîdir. Hudâ nigâhbânı olup zıll-ı hıyâbânı dâ’imü'd-devrân ola, âmîn. Zîrâ bu hakîr ol cây-ı dilküşâda niçe dırahtın sâyesinde zevk u safâ ve tâ‘at [u] ibâdât etmişizdir. Hâlık-ı kevneyn kabûl ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142a ·
metinde göster ·
: Bâlâda tahrir olunan beş fersah haremli sevad-ı mu‘azzamın tâ vasatında İdrivn …
Vaz‘-ı esâs-ı kal‘a-i Edirne-i dâr-ı aliyye: Bâlâda tahrir olunan beş fersah haremli sevad-ı mu‘azzamın tâ vasatında İdrivne kral binâsı şekl-i murabba‘dan cânib-i garba tûlânîce binâ-yı Şeddâdî-misâl bir seng-âbâd, gûyâ üstâd-ı Ferhâd kârıdır, der-i dîvârı eyle musanna‘dır kim bir sıra la‘l-gûn tûla ve bir sıra seng-tıraş ile mebnî bir kal‘a-i metîn ve kavîdir. Dîvârının esâsı ka‘r-ı zemînde on zirâ‘ amîkdir. Kadd-i sûru kâmil kırk zirâ‘-ı melikîdir. Ve cümle etrâfında sağîr ü kebîr yüz altmış kulle-i Kâf-misâl ebrâcı metînlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149b ·
metinde göster ·
… kim i‘tikâdı pâk olan tâlib-i Hudâ bilür. Bu tahrîr olunan tokuz aded makâmât-ı
aliyyelerde
elbette ve elbette du‘â müstecâbdır. Meşhûr-ı âfâk olan bunlardır, ve's-selâm.
Ve müstecâbü'd-da‘ve cisr-i Mihal Bey ortasındaki Sefer Şâh Sultân âsitânesi tehî değildir. Elbette du‘â müstecâbdır. Zîrâ ol mahal merace'l-bahreyndir, kim üç aded enhâr-ı azîm cemâl-i kibriyâyı görüp cereyân ederek üçü bir yire geldüği mahaldir. Bu dahi bir du‘â hırmenidir kim i‘tikâdı pâk olan tâlib-i Hudâ bilür. Bu tahrîr olunan tokuz aded makâmât-ı aliyyelerde elbette ve elbette du‘â müstecâbdır. Meşhûr-ı âfâk olan bunlardır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 169a ·
metinde göster ·
… mesîregâhı ve dokuz kerre yüz bin bâğ u bâğçesi ve yetmiş bin aded ziyâretgâh-ı
aliyyesi
ve altı kerre yüz bin a‘yân-ı ulemâsı ve dörd kerre yüz bin ulemâ-yı tabî‘î ve …
{Lisan-ı Tatariyye}: Ammâ lisân-ı Çağatay'a ve lisân-ı Moğol'a karîb bir lehce-i gayr-i mükerrerdir. "İşven, gitmişven, kürümize, varmışmız, bizim Kay gebidir. Boğar eyitdi, dükeli geleserlerdir, meni suncamışdır. Şâd bay kişidir, ayıtdım: Şol kişi manka dinedür, savular sayladım, ya‘nî ağlaya kaldım. Barımız uruş kişisimiz, ya‘nî cümlemiz ceng 240a âdemiyiz" deyü bu gûne niçe kerre yüz bin elfâz-ı ibârâtlar tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu şehir imâr iken eyle tahrîr etmiş kim "Cümle otuz beş bin mihrâbdır", deyü rûy-ı dîvâra tahrîr etmiş. Hakkâ ki minârelerinin kesretinden ve imârâtının eser-i binâları vefretinden otuz beş bin mihrâb olsa lâğ değildir. Ve iki bin medrese ve bin aded hammâm ve iki bin hân ve bin aded dârü'l-hadîs-i Peygamberân ve altı bin mekteb-i tıflân ve sekiz yüz tekye-i dervîşân ve on sekiz bin çeşme-i âb-ı revân ve sekiz bin sebîlhâne-i cânsitân ve on bin mahalle-i Müselmân, gebr u tersâdan nâm u nişân yok imiş, ve iki kerre yüz bin büyût-ı Müselmân ve yetmiş bin sarây-ı a‘yân ve üç bin sarây-ı kârbân-ı âyende vü revendegân ve iki bin aded mihmânhâne-i gurebâ-yı mücerredân ve altı kerre yüz bin dükkân ve yüz elli mahalde kıbâb-ı âlîler ile bezzâzistân. Hâlâ niçesi imârdır kim mâr [u] mûr kânıdır. Ve yedi yüz aded imâret-i dârü'z-ziyâfe-i cû‘ân. Bu şehrin Van deryâsı kenârıyla üç günlük yol imâr iken kırk bin mesîregâhı ve dokuz kerre yüz bin bâğ u bâğçesi ve yetmiş bin aded ziyâretgâh-ı aliyyesi ve altı kerre yüz bin a‘yân-ı ulemâsı ve dörd kerre yüz bin ulemâ-yı tabî‘î ve yüz bin cerrâhı ve yüz elli bin sulehâ-yı meşâyihi ve niçe bin mazanne-i kerâme kimesneleri ve hemân kırk bin fetvâ sâhibi mezâhib-i erba‘ada şeyhülislâmı ve yetmiş bin sâdât-ı kirâmı ve altı kerre yüz bin pür-silâh askerî tâ’ifesi ve kırk bin pâsbânı ve iki bin yerde mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîni ve yedi yüz aded hâkimi örfü ve üç bin kapân ümenâları ve yaylalarının dâmenlerinde üç bin gâr-ı yetîmânlar var kim hâlâ zâhirdir. Niçesinin içinde halkdan münzevî yetmiş seksen yıldan beri fahfara ile kût edinir sâhib-i sülûk kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b–240a ·
metinde göster ·
vardıkda Arapça emrine imtisâlen dâr-ı bâkîye rıhlet etdüği sene 1048 Acem Be …
Kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu beş sancak hükûmetler cümle Van'a tâbi‘ler idi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Süleymân Hân vezîrlerinden Tavâşî Süleymân Paşa taht-ı Âzerbaycân olan şehr-i Tebrîz'i feth edüp bir kal‘a-i azîm inşâ etdikde mezkûr beş aded hükûmetler Van eyâletinden ifrâz olup eyâlet-i Tebrîz'e ilhâk olmuşdu. Ba‘dehû sene (---) asrında Acem Tebrîz'e el koyup kabza-i tasarrufa aldıkda mezkûr beş aded hükûmetler sâbit-kadem olup mâbeynde kaldılar. Âhir sene 1048 târîhinde Sultân Murâd-ı Râbi‘ Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp evdetde {Dâr-ı} Saltanat-ı aliyyesine vardıkda Arapça emrine imtisâlen dâr-ı bâkîye rıhlet etdüği sene 1048 Acem Benî Kutur kal‘asına asker koyup sulha muğâyir iş etmeğile bâlâdaki tahrîr olunan beş aded hükûmetler dahi bi'z-zarûrî Acem'e tâbi‘ olmuşlar. Zîrâ bunların hudûdları cümle Acem ile bâğ bâğa ve tarla tarlaya müşâdırlar. Ammâ beğleri şâhdan tâc giymemişlerdir. Ancak hoş-nişîn boy beğleridir. İnşâallah bunlar dahi mahalliyle aşağıda seyecî‘ü tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255a ·
metinde göster ·
… olunan makâm-ı sultânlar cümle kırk yerdedir ve cümle kavm-i Acem bu makâmât-ı
aliyyelere
i‘tikâd-ı pâk ile mu‘tekidlerdir kim leyle-i Cum‘ada ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilân …
mazmûnu üzre niçe bin hakân u şâhân ve sultân ü İncurân u keyâniyân ve ekâsire ve Sâsâniyân ve Bayındırân ve Abbâsiyân ve melik ve kan-ı kanân ve hân-ı hânân ve ulemâ-yı İrân u Turân yatır. Böyle bir meşhed-i gûristân-ı vâdî-i hâmûşândır. Ammâ cümleden Kırklar makâmı ve Hazret-i Hızır makâmı ve Penç Hüseyin makâmı ve Ricâlü'l-gayb makâmı ve Ümenâ makâmı ve Nücebâ makâmı ve Büdelâ makâmı ve Evtâd makâmı ve Nukebâ makâmı, bu zikr olunan makâm-ı sultânlar cümle kırk yerdedir ve cümle kavm-i Acem bu makâmât-ı aliyyelere i‘tikâd-ı pâk ile mu‘tekidlerdir kim leyle-i Cum‘ada ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în ve kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-mübîn. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324a ·
metinde göster ·
… ûde olan enbiyâ-yı ızâmın ve evliyâ-yı kirâmın merkad-i şerîflerin ve makâmât-ı
aliyyelerin
ale'l-infirâd beyân eder
Şehr-i kadîm Hille'de ve emâkin-i müteberrikde âsûde olan enbiyâ-yı ızâmın ve evliyâ-yı kirâmın merkad-i şerîflerin ve makâmât-ı aliyyelerin ale'l-infirâd beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352b ·
metinde göster ·
… ndırî binâ etdüği taraf sehel rahnedâr olmuşdur ve kıble kapusundan tâ mihrâb-ı
aliyyeye
varınca arzı (---) adımdır ve şarkdan garba tûlu (---) adımdır. Ve cümle (---) …
Haremi bir sahrâ-misâl vâsi‘dir. Sultân Uzun Hasan-ı Bayındırî binâ etdüği taraf sehel rahnedâr olmuşdur ve kıble kapusundan tâ mihrâb-ı aliyyeye varınca arzı (---) adımdır ve şarkdan garba tûlu (---) adımdır. Ve cümle (---) aded mihrâb add olunur kim niçe enbiyâ ve evliyâların mihrâblarıyla ârâste ve makâm-ı aliyyeleriyle pîrâste olmuş câmi‘-i latîf u mahfil-i münîfdir. Ve bu câmi‘ içre (---) aded sütûnlar üzre tâk-i Havernaklardır. Dahi mâfevkinde kıbâb sutûhları cümle kireç ve cıbıs ile mebnî sutûhlardır ammâ âvîze ve maslûbât-ı musanna‘âtlar ile müzeyyen değildir ve cemâ‘atden garîb kalmış bir câmi‘-i garîbdir. Eğer bir câmi‘in ahvâline vâkıf olduğumuz mertebe evsâfın tahrîr eylesek bir mücelled tomar-ı dırâz olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357a ·
metinde göster ·
… ihrâb add olunur kim niçe enbiyâ ve evliyâların mihrâblarıyla ârâste ve makâm-ı
aliyyeleriyle
pîrâste olmuş câmi‘-i latîf u mahfil-i münîfdir. Ve bu câmi‘ içre (---) aded sü …
Haremi bir sahrâ-misâl vâsi‘dir. Sultân Uzun Hasan-ı Bayındırî binâ etdüği taraf sehel rahnedâr olmuşdur ve kıble kapusundan tâ mihrâb-ı aliyyeye varınca arzı (---) adımdır ve şarkdan garba tûlu (---) adımdır. Ve cümle (---) aded mihrâb add olunur kim niçe enbiyâ ve evliyâların mihrâblarıyla ârâste ve makâm-ı aliyyeleriyle pîrâste olmuş câmi‘-i latîf u mahfil-i münîfdir. Ve bu câmi‘ içre (---) aded sütûnlar üzre tâk-i Havernaklardır. Dahi mâfevkinde kıbâb sutûhları cümle kireç ve cıbıs ile mebnî sutûhlardır ammâ âvîze ve maslûbât-ı musanna‘âtlar ile müzeyyen değildir ve cemâ‘atden garîb kalmış bir câmi‘-i garîbdir. Eğer bir câmi‘in ahvâline vâkıf olduğumuz mertebe evsâfın tahrîr eylesek bir mücelled tomar-ı dırâz olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357a ·
metinde göster ·
… İmâm Alî ve İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin ve Selmân-ı Pâk ve Kamber-i Alî makâm-ı
aliyyeleri
vardır. Rıdvânullahi aleyhim ecma‘în.
Evvelâ deryâ-yı Necef kenârında makâmât-ı İmâm Alî ve İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin ve Selmân-ı Pâk ve Kamber-i Alî makâm-ı aliyyeleri vardır. Rıdvânullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357a ·
metinde göster ·
zâhir ü bâhir olmuşdur, ammâ hakîr anda iken bir gün Abdî Çelebi çârsû-yı bâzâr …
Menâkıb-ı mazınne-i ehl-i hâl-i mecâzibân: Evvelâ büdelâ ve ümenâ ve nücebâ ve nükebâ mertebesinde mecâzibân-ı İlahî Abdî Çelebi bir pîr-i nâ-tüvân aşk-ı İlahî ile sermest [ve] medhûş hemîn-i zamân bî-hûş sâhib-i rumûz [ü] künûz kimesnedir. Niçe bin kerâmât-i aliyyesi zâhir ü bâhir olmuşdur, ammâ hakîr anda iken bir gün Abdî Çelebi çârsû-yı bâzârda gezüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
… m olunup tâ Kızıl Elma'ya gitmesi mukarrer idi, lâkin Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i
aliyyesi
böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû …
Hadd-i zâtında evsâfdan ve mersiyeden müberrâ bir Seydî Ahmed Paşa idi kim zamânın Rüstem-i Restân'ı ve Sâm-ı Nerîmân'ı idi ve cemî‘i düşmanın gûş-ı hûşlarına mengûş idi. Her diyârın düşmanları ru‘b u bîmlerinden cemî‘i küffârlar hâne-berdûş olmuşlardı, ammâ takdîr-i Lem-yezel'in ezelü'l-âzâli böyle idi kim dest-i İslâm'da hürr-i şehîd ola. Eğer bu kârhâne-i kadîm içre birkaç sene dahi şemşîrbâzlık etmesi mukadder olmuş olsa sene-i âtîde ne Erdel ve ne Nemse ve ne Orta Macar ve ne Leh ve ne Çeh ve ne İsfaç diyârlarını vücûd-ı sahîfe-i rûzâr-ı zorkâr-ı dehr-i denîde komayup seyf-i Muhammedî ile keferelerinin vücûdların hakk edüp dâr [u] diyârların küfr [u] dalâletden kurtarup memâlik-i İslâmiyye'ye zamm olunup tâ Kızıl Elma'ya gitmesi mukarrer idi, lâkin Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i aliyyesi böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû’-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş. Çün bu dehr-i denî ganî ve fakîre ve cüvân u pîre ve emîn ü vezîre cây-ı karâr değildir. Beyt-i müstezâd:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
… ltından sarâyına bâzâr gün gelüp bî-tâb u bî-mecâl kaldı. Ba‘dehu Salı gün oldu
aliyye
dîvân olup cemî‘i Âl-i Osmân kullarına beş bin kîse ulûfe çıkacağı gün idi, Paş …
Hikmet-i Hudâ ol gün Melek Ahmed Paşa dîvânda ta‘âmı çok yeyüp ve bîgâneler elinden gûnâ-gûn eşribeler nûş etmeğile sehel şikeste-hâtır olup Sadrıa‘zam izniyle Kubbealtından sarâyına bâzâr gün gelüp bî-tâb u bî-mecâl kaldı. Ba‘dehu Salı gün oldu aliyye dîvân olup cemî‘i Âl-i Osmân kullarına beş bin kîse ulûfe çıkacağı gün idi, Paşa "Dîvâna gidemem" deyü cümle tevâbi‘ine haber etdi. Hemân hakîr içerü paşa yanına girdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
dîvânı olup kula mevâcib çıksa gerek. Kul mâbeyninde bir fetret ü tuğyân olup k …
Hakîr eyitdim: "Ammâ bu gün aliyye dîvânı olup kula mevâcib çıksa gerek. Kul mâbeyninde bir fetret ü tuğyân olup kul çorba içmeyüp ulûfe kaldırmazlarsa (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
… etirdiği nâmeleri ulaklar ile ol ân der-i devlete gönderüp nâmeler vâsıl olunca
aliyye
dîvânı olup nâme-i kral-ı dâll kırâ’at olundukda müşâvere olup cümle ale'l-itti …
"Biz de sizin vilâyetlerinize sizin gibi belki dahi artık gûşmâller etdik" deyü elçi-i la‘în bî-bâk bu gûne cevâb edince hemân Serdâr Ali-i Kerrâr gazab-âlûd olup dîvândan elçiyi redd edüp getirdiği nâmeleri ulaklar ile ol ân der-i devlete gönderüp nâmeler vâsıl olunca aliyye dîvânı olup nâme-i kral-ı dâll kırâ’at olundukda müşâvere olup cümle ale'l-ittifâk Nemse çâsârından intikâm almak içün Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup ol ân Gâzî Sultân Mehemmed Hân "Niyyetü'l-gazâ" deyüp Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'de kemerine iki yerden gayret kılıcın kuşanup ertesi alay-ı azîm ile sa‘d sâ‘at-i tâli‘-i meymûnda cenâb-ı izzet-me’âbları sa‘âdetle mahmiyye-i Kostantiniyye'den âyîn-i kadîmeleri ve kâ‘ide-i amîmeleri üzre deryâ-misâl asâkir-i kerrâr ile Dâvûdpaşa fezâsında serâperde-i hümâyûnunda ber-karâr olup cemî‘i ocak halkına ihsân u in‘âmlar edüp sekizinci günde mahmiyye-i taht-ı sânî Edirne'ye dâhil olup bir müşâvere-i azîm dahi oldukda diyâr-ı Alaman'a sefer kal‘a-i Yanık ve kal‘a-i Uyvar üzre olması mukarrer olduğunun sebebi bu tahrîr olunan gibi ibtidâ sulha mugâyir iş Nemse çâsârından olmuşdur kim sebeb-i gazâ-yı Yanık ve Uyvar ale't-tahkîk böyle olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52b ·
metinde göster ·
… bâb-ı dilândır. Sene 1000 târîhinde hayâtda olup niçe bin gûne keşf ü kerâmât-ı
aliyyelerin
niçe ihtiyârlar şeref-i sohbetleriyle müşerref olanlar nakl etdiler. Cümleden b …
Ziyâret-i İdrîs Baba: Cebbânistân-ı Peçoy içre âşiyân-ı kabr-i münevveri üzre kubâb-ı âlî ile mebnî bir âsitâne-i sa‘âdetdir. Hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır. Sene 1000 târîhinde hayâtda olup niçe bin gûne keşf ü kerâmât-ı aliyyelerin niçe ihtiyârlar şeref-i sohbetleriyle müşerref olanlar nakl etdiler. Cümleden bir kerâmeti Bosna vezîri Hasan Paşa'ya haber gönderüp {eydir}:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69b ·
metinde göster ·
ile bir mihrâb ve bir minber ve bir mahâfil-i mü’ezzinân ve bir kürsî-i vâ‘iz ü …
"İnşâallâh Ta‘âla pâdişâhımın himmet-i aliyyesi ile bir mihrâb ve bir minber ve bir mahâfil-i mü’ezzinân ve bir kürsî-i vâ‘iz ü nâsıhân edeyim ki seyyâhân-ı cihân-bân görmemiş olalar" deyüp Süleymân Hân Ustolni-Belgrad gazâsına gidüp gelince bir mihrâb ve bir minber etmiş kim bu dahi diller ile ta‘bîr ve kalemler [ile] tahrîr olunmadan ârî Gâzî Mi‘mâr Sinân kârı bir kıble-i erbâb-ı hâcât ve bir minber-i kân-ı münâcâtdır kim hâlâ âyîn-i Muhammedî edecek makâm-ı ma‘bedgâh-ı müslimîndir, ammâ Koca Mi‘mâr Sinân pâdişâhlara mahsûs bir mahfel-i münîf eylemiş kim bu dahi makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
… Âl-i Osmân ile Orhân Gâzî'den berü her sene akd-i sulh eder, ammâ yine Devlet-i
Aliyye'nin
kanadı altında tâ‘ûn-ı ekber gibi sûret-i hakdan görünür bir hınzîr mel‘ûnlardı …
Gerçi Âl-i Osmân ile Orhân Gâzî'den berü her sene akd-i sulh eder, ammâ yine Devlet-i Aliyye'nin kanadı altında tâ‘ûn-ı ekber gibi sûret-i hakdan görünür bir hınzîr mel‘ûnlardır. Ve cümle küffâra hiyel ü şeytanat bu kâfirlerden sirâyet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a ·
metinde göster ·
… İslâmbol halkını Tuna'ya ve gayri suya muhtâc etmedi. Hak Te‘âlâ'nın [i]râdet-i
aliyyesi
ol imiş kim İslâmbol halkı Tuna suyu içmeyeler. Eğer içmiş olsalar 98a ehl [ü …
Ammâ şimdi Âl-i Osmân pâdişâhı murâd edinse yolların tathîr edüp nehr-i Tuna'yı İslâmbol'un Aksarây içinden akıtmak emr-i seheldir, ammâ çok hazîne gider, lâkin nef‘i az olur. Hak Te‘âlâ Sultân Mehemmed'e ve Sultân Bâyezîd'e ve Sultân Süleymân'a garîk garîk rahmetler eylesin, cümle İslâmbol halkını Tuna'ya ve gayri suya muhtâc etmedi. Hak Te‘âlâ'nın [i]râdet-i aliyyesi ol imiş kim İslâmbol halkı Tuna suyu içmeyeler. Eğer içmiş olsalar 98a ehl [ü] ıyâl ve sığâr [u] kibâr başka tabî‘atde olup zabt [u] rabtları mümkin olmayup tâ’ife-i nisvânları sâhib-i isyân olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97b–98a ·
metinde göster ·
… refeddîn seccâde-nişîn olup ol dahi sene 1004 târîhinde azîz-i mezbûr kerâmât-ı
aliyye
ile meşhûr iken merhûm olup pederleri cenbinde âsûdedirler. Ve (---)(---) (--- …
Ziyâret-i Kapudan Hasan Çelebi. Ve ziyâret-i Şâmî Yahyâ Efendi: Şâm-ı cennet-meşâmın Sâlihiyye nâm mahallesinde vücûda gelüp seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem iken Yenişehir'de tavattun edinüp Mehemmed Çavuş mescidi sâhasında medfûndur. Yerine mahdûm-ı nevcüvânları Seyyid Şerefeddîn seccâde-nişîn olup ol dahi sene 1004 târîhinde azîz-i mezbûr kerâmât-ı aliyye ile meşhûr iken merhûm olup pederleri cenbinde âsûdedirler. Ve (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 237a ·
metinde göster ·
… a bir hânı vardır. Mora'dan İnebahtı'ya iskele ol burundadır. Hâlâ ol kerâmât-ı
aliyye
bu Badra'da âsûde olan Sarı Sıddîk Sultân'ındır. Niçe keşf [ü] kerâmetleri dahi …
Anıniçün hâlâ Vostiçse tarafından bir mîl kadar yer kumsal burundur kim ucunda bir hânı vardır. Mora'dan İnebahtı'ya iskele ol burundadır. Hâlâ ol kerâmât-ı aliyye bu Badra'da âsûde olan Sarı Sıddîk Sultân'ındır. Niçe keşf [ü] kerâmetleri dahi vardır, ammâ bu kerâmeti ızhâr etdiğiyçün âhirete intikâl etmişlerdir. Hakkâ ki Rûm tevârîhlerinde çok menâkıbların yazmışlardır. Anların tahrîri üzre bu azîz Âl-i Osmân'ın Osmâncık pâdişâhı asrında Hacı Bektaş-ı Velî halîfesi imiş, eyle terkîm etmişler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262a ·
metinde göster ·