İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

allahü*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
34
isabet
33 cümle/beyitte
12,6
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
4
farklı biçim
33 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi3413,9

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–34 / 34

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“allahü*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS II 220b–221a … emâl edüp tebessüm-künân olup buyurdular kim "Şefâ‘atî ve seyâhatî ve ziyâretî, Allahümme yessir bi's-sıhhati ve's-selâme" deyü Fâtiha dediler. Cümle huzzâr-ı meclis ash …
EÇS II 232a … feth edüp "sâhib-i bahr" oldu. Bağdâd'ı feth edüp "Sultânü'l-berreyn" dediler. Allahümme âfinâ ya Bağdâd ya Rodos elden gitse "es-Sultânü'l-berreyn ve'l-bahreyn" demek …
EÇS II 277b … da bir tahta üç akçeye ve bir kantar odun beş akçeye olup hayrat-ı azîm olurdu. Allahümme yessirü'l-hayr.
EÇS II 302b–303a … katl ve salb etmezler. Darûga ve muhtesib, mücrimleri meydân-ı siyâsete getirüp Allahümme âfinâ cellâd-ı bî-emânlar ol mücrimlere 303a amân vermeyüp üstâd-ı kâmil cell …
EÇS II 302b–303a … ründen çıkarır. Ve niçesinin dübürün göbeğinden çıkarup sürresinden efşân eder. Allahümme âfinâ. Ve âdemin ödün koltuğu altından çıkarır. Ve sinirlerin kesüp hırsızları …
EÇS II 363a–363b … üzre ceng ide gelmişlerdir. Size lâyık olan yine afv ile mu‘âmele eylemekdir. " Allahümme inneke afuvvun tuhibbü'l-afve fa‘fu annî" buyurmuşlar" dedikçe musırr olup bir …
EÇS III 4b … eşâm üzre hacc-ı şerîfe gitmek arzûları düşüp niyyet-i hâlisa ile azîmet etdik. Allahümme yessir.
EÇS III 18a … e / Sa‘adetle ola dâ’im küşâde / Olupdur nâzır-ı vakf-ı peyâmber / Muîn ola ana Allahü Ekber / Ola vakfın re‘ayası safâda / Analar hayr ile dâim du‘ada / Tekellüfden, …
EÇS III 85a … tahrîr olunduğu mahalde cemî‘i nühûrları birer birer alâ tafsîl terkîm olunur. Allahümme yessir bi'l-hayri'l-âfiyet! Ammâ bu kal‘a-i Palu dibinde cereyân eden Murâd'ın …
EÇS III 115a … 'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine …
EÇS III 115a … mil bir âb-ı hayâtdır. Ammâ Ceyhûn ve Seyhûn küçük enhârlarmış, hakîr görmedim. Allahümme yessir...Ammâ
EÇS III 119a … rine gelüp bu sarâyı esâsından cedîd edüp "Bu şehir taht-ı pâdişâhî ola" dedi. " Allahümme yessir bi'l-hayr" denildi.
EÇS III 130a–130b … sîr mezkûr Çalıkkavak'da böyle bir temâşâya düş gelüp aklım başımdan gideyazdı. Allahümme âfinâ.
EÇS III 141a–141b … âlarda sâkin olan Bulgar ve Voynuk ve Sırf tâ’ifesi girüp frengi zahmetinden ve Allahümme âfinâ cüzzâm marazından ve âkile ve şîrpençeden halâs olur, gâyet mücerrebdir, …
EÇS III 173a … hakîr paşa efendimizle Dervîş Mehemmed Paşa'ya buluşup haste-hâl gördük. Meğer Allahümme âfinâ felç marazına mübtelâ olup bir kolu ve ağzı ve burnu eğilüp kec-dehân olm …
EÇS III 180b … bü'l-eşrâf (---) (---) Efendi ubûr etdükde bu alay-ı evlâd-ı Resûlü görenlerde " Allahümme salli alâ Muhammed ve alâ âli ve evlâdi Muhammed" deyü salavât getirüp ağlaşmad …
EÇS IV 205a … eyâhat etdiğimiz üzre ale't-tafsîl olmazsa da alâ kadri'l-imkân terkîm olunur / Allahümme yessir bi'l-hayr ve'l-âfiye.
EÇS IV 220a … mahallin hırsızı Tercil ve Atak ve Mührani ve Kulp'dan berü sökün edüp geldikde Allahümme âfinâ "Sürmeden gözü, ağızdan sözü çalarlar" ve gâyet cengâver ve dilâver ve ha …
EÇS IV 226b İnşâallah Papa Monta Hey’eti kitâbı tahrîr etdiğimizde böyle tahrîr oluna. Allahümmü yessir bi'l-hayr ve'l-âfiye. (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 243b … l‘a-i Ahlat ile bu Sübhân dağı mâbeynehümâlarında bir temâşâgâh-ı mahûf vardır. Allahümme afvenâ, ana Ayn-ı Çemenzâr derler, yalçın kayalardan tulû‘ edüp seng-i hârâlard …
EÇS IV 244a … -) (---) (---) râygândır, derler. Ammâ hakîr Hindistân'a varmamak ile görmedim. Allahümme yessir bi'l-hayr ve'l-âfiye.
EÇS IV 248b … âk-i amber-âsâ yığılmış bu toprak bu kal‘aya neden yığılmışdır kim bu toprakdan Allahümme âfinâ düşman bu kal‘aya zafer bulur deyü su’âl etdi.
EÇS IV 251a … esdûd durur. Hatta bu gârın bir tarafında püşte püşte hâk-i pâk yığılmış durur. Allahümme âfinâ bu nefte bir âteş isâbet etse üzerine bu toprağı döküp söndürürler.
EÇS IV 263a–263b … lmuşlardır. "Ahvâl neye müncer olur?" deyü anlar pusularda size muntazırlardır. Allahümme âfinâ eğer siz hân cenginde münhezim olursanız, anlar dağlardan sizin ardınız a …
EÇS IV 281b … lâk eder. Aşağısı çâh-ı derk-i esfel-i gayyâ deryâdır. Yukarusu yalçın kayadır. Allahümme âfinâ.
EÇS IV 283b … ya muşt ve sille ile çehresine urup elbette kanın akıdırdı. Ve ceng mahallinde Allahümme âfinâ ejder-i heft-ser olurdu. Ammâ gayrı zamân halûk u halîm ü selîm olup pek …
EÇS IV 290a … e şâha tâbi‘ oldular. Ammâ cümlesinden haber aldım, yine Âl-i Osmân'ı isterler. Allahümme yessir.
EÇS IV 312a Menzil-i Dergezîn Boğazı: Allahümme âfinâ iki cânibi teng ü târ yalçın kaya-yı kûhsârdır kim mîl minâre-vâr kayalar …
EÇS IV 328a Derteng Boğazı: Ne‘ûzü-billah Allahümme âfinâ bir mahûf u muhâtara ve dayk u teng ü târ bir râh-ı Derteng-i reng-i bârd …
EÇS IV 328a … ara etmek murâd edindikde bu mağaralara zahîre doldurup andan Bağdâd'a sarılır. Allahümme'l-hafız .
EÇS IV 357b … isinin postu burnundan tâ kuyruğu ucuna varınca otuz üç karış bir gazanfer idi, Allahümme âfinâ.
EÇS IV 394b … iha içre şeytân esmâların lahn-ı celî ile icrâ etmeden gâyet hazer etmişlerdir. Allahümme âfinâ ma‘nen tağayyür olup mahâric-i hurûf icrâ olunmasa namâz fâsid olup kazâ …
EÇS IV 395b … . Zîrâ ol âdemin şetm-i galîzi sebebiyle vücûda gelüp yine kendüye hizmet eder. Allahümme âfinâ söğmemek gerek.
EÇS IV 404b … atîf görmedim. Yetmiş yedi gûne emrâz-ı muhtelifeye dâ-i devâ olduğundan mâ‘adâ Allahümme âfinâ burnu ve dudakları düşmüş fireng zahmetine mübtelâ olmuş kimesneler kırk …