… deryâya atduğu yerden deryânın karşu tarafına üç sâ‘atde dolaşup Çomar'ın önün
almağa at
bırağırlar. Zîrâ Çomar kendüyi deryâya atduğu yer ile karşuda çıkacağı yere var …
Ve niçe yüz âdemler atlarıyla ve piyâdeleriyle Çomar'ın kendüyi deryâya atduğu yerden deryânın karşu tarafına üç sâ‘atde dolaşup Çomar'ın önün almağa at bırağırlar. Zîrâ Çomar kendüyi deryâya atduğu yer ile karşuda çıkacağı yere varınca üç sâ‘atde ancak dolaşılır Vastân kal‘ası boğazıdır kim ol boğaz kurbünde Hoşaf nehri deryâya karışır. Cümle Hakkarî askerleri Çomar'ı karşılamağa gitmede, ammâ hikmet-i Hudâ Çomar-ı yarar karşu tarafa yüz bin renc [ü] anâ çekerek at bürâderiyle çıkar. Ammâ bi-emri Hudâ bir bataklı ve çataklı kenâra çıkar, kendi yorgun ve atı durgun. Atdan inüp kâh atı kaldırır kendi batar ve kendi çıkar atı batar. Âhir çizmesi ve çakşırı bırağup pâbürehne atıyla bir sâ‘at kâmil ol bataklıkdan çıkmağa çalışırken Hakkarî'nin yüğrük atlılarının evvelleri gelüp yetişir. Çomar görür kim ne tüfengden ve ne de gedelecdeki yeleksiz okdan asla fâ’ide yok ve atında dahi dermân yok. Hemân bu ileri gelenlere dal satur olup yigirmi nefer Hakkarî'yi kaçırup yine kaya altından aziz atının yanına gelüp bir kerre "Yâ Hayy!" deyüp atı kaldırır. At dahi bir süheyl urup ayağı turâba basar. Hemân Çomar atına süvâr olup hasmına sunar, ammâ görse kim atta tâb u tüvân kalmamış, ammâ kazâ vü kader yine hasmları gitdikce çoğalup dörd yanından üşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282b ·
metinde göster ·
Hemân bu ceng içre Tatar'ın gerüde kalan nısfı taburu kabza-i tasarrufa
almağa at
sürüp gitdiler. Meğer dahi tabur içinde küffâr mâl-â-mâl imiş. Ve niçe bin gûne …
Hemân bu ceng içre Tatar'ın gerüde kalan nısfı taburu kabza-i tasarrufa almağa at sürüp gitdiler. Meğer dahi tabur içinde küffâr mâl-â-mâl imiş. Ve niçe bin gûne hıyel-i şeytanatlar ile tabur memlû imiş. Varan Noğay askerin âteş-feşânlıklar ile ihrâk bi'n-nâr edüp Arslan Beğelinden ve Çobaneli'nden ve Nevrûzelinden ve Devey elinden bî-hisâb zor-âver batır yiğitler ol ma‘rekede hâke helâk düşüp bakıyyetü'n-nâr olan asâkir-i Tatar yine büyük askerimiz içine girüp meydân-ı ma‘rekede olan küffârlara ihtimâm-ı tâm edüp küffâra bir sâtûr-ı Mehemmed Hânî uruldu kim vakt-i zuhurdan gurûba dek ceng mütemâdî olup vakt-i şâm mâni‘-i savaş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114b ·
metinde göster ·