… ark etdim, bir yetîmin merkebi idi. Hâkim-i zaleme o gemiyi mağrûk görüp mîrîye
almayup
geçer.
Andan bir gün Hazret-i Hızır bir yetîmin gemisinin dibin delüp nehr-i Nil'e gemiyi gark eyledi ve bir dîvârı münhedim eyledi ve bir nâresîde ma‘sûmu katl eyledikde Hazret-i Mûsâ gazab-âlûd olup "Yâ Hızır niçün böyle eyledin?" deyü su’âl etdikde Hazret-i Hızır eydür: "Yâ Mûsâ benim bi-emrillah me’mûr olduğum işlere karışma demedim mi? Ol gemiyi ki delüp gark etdim, bir yetîmin merkebi idi. Hâkim-i zaleme o gemiyi mağrûk görüp mîrîye almayup geçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406b ·
metinde göster ·
… e bu kadar esbâb [u] eskal yıkılup yatır. Meğer henüz dahi şikârların harâmîler
almayup
bizleri görüp firâr edüp kemîngâhda pinhân olmuşlar. Biz dahi "Uğrudan uğruya h …
{Sergüzeşt-i âmedânî}: Ormanlık içinde dörd re’s komor bârgîrleri, ya‘nî kirâ bârgîrleri bulduk, ammâ birinden kan akar. Dahi ileri vardık. Birkaç âdem leşleri yatır, ammâ biri dirice olup gâh yatır gâh düşer. Andan su’âl etdikde, meğer bunları ol ân harâmî haydukları bozup kırmışlar. Bu âdemi bir seğsâne üzre yükledüp dahi ileri vardık. Bir dere içinde on yedi âdem {leşi} ve bu kadar sepet sandukları ve bu kadar esbâb [u] eskal yıkılup yatır. Meğer henüz dahi şikârların harâmîler almayup bizleri görüp firâr edüp kemîngâhda pinhân olmuşlar. Biz dahi "Uğrudan uğruya hisse vardır" deyü pâymâl-ı rimâl olan emti‘a-i fâhirelerden ve akmişe-i nâdirelerden bir kutu beyâz ve bir kutu sarı sırma ve yedi parça Fireng katîfesi ve yedi donluk çukalar ile yedi re’s bârgîrler alup andan yine cânib-i cenûba gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… slemeğe kâdir değiller. Bu kavme yazığım gelüp ve zahîre-bahâ bir akçe ve habbe
almayup
kal‘a imâmı Nâ’imîzâde'ye bir sarık hibe edüp bu kal‘adan kırk aded refîkler il …
Bunlarda aslâ koyun ve kuzu ve keçi ve sığır ve at ve katır yokdur. Gerçi çemenzâr yerlerdir, ammâ kâfir derdinden bir kobla, ya‘nî bir kısrak beslemeğe kâdir değiller. Bu kavme yazığım gelüp ve zahîre-bahâ bir akçe ve habbe almayup kal‘a imâmı Nâ’imîzâde'ye bir sarık hibe edüp bu kal‘adan kırk aded refîkler ile bir günde cânib-i (---),
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157b ·
metinde göster ·
… okdur. 158a Ancak bu kal‘a Çernik sancağına tâbi‘dir. Bundan dahi zahîre-bahâ
almayup
bu kal‘adan cânib-i (---) tarafına 3 sâ‘atde dağlarda gidüp,
Lisân-ı Hırvat'da (---)(---)(---) demekdir, ammâ bânîsini bir serhad kavmi bilmediler. Ancak fâtihi sene 935 târîhinde Sultân Süleymân Nemse çâsârının pây-ı tahtı olan Beç kal‘asın muhâsara edüp bî-feth avdet etdikde asker-i İslâm uğuruna ve dîn-i mübîn yoluna kırk bin yiğit ile diyâr-ı küffâra kurbân olmağa gidüp cümle şehîd olanlara serdâr olan Ösekli Kâsım Voyvada sene 931 târîhinde Ösek'den seğirdüp bir günde bu kal‘a-i Belusitina'yı gelüp feth edüp ceng-i azîm etdiğin bilir gâzî ve pîr-i fânîler vardır, ammâ bu kal‘a bir ormanistân içre şekl-i murabba‘ kârgîr binâcıkdır. İçinde kapudanı ve yetmiş aded neferâtları ve bir câmi‘i ve bir anbârı var. Gayrı imâretden bir çârsû-yı bâzâr yokdur. 158a Ancak bu kal‘a Çernik sancağına tâbi‘dir. Bundan dahi zahîre-bahâ almayup bu kal‘adan cânib-i (---) tarafına 3 sâ‘atde dağlarda gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157b–158a ·
metinde göster ·
… ak yetmiş atlıyla cân ve baş halâsına düşüp firâr etdi. Ve Sibin kâfirleri esîr
almayup
Mehemmed Paşa askeri üç bin aded esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imler ile sîr olup …
Hemân derûn-ı hisârdan bir gece yetmiş bin asker-i kefere ve Mehemmed Paşa'dan dahi bu kadar asker-i İslâm kal‘adan çıkup vakt-i şâfi‘îde Rakofçi la‘în-i bî-dîn üzre şeb-hûn edüp bir koldan Barçay Kral ve bir koldan Mehemmed Paşa Rakofçi askerin basup kıra kıra kemân-ı iktidârın yasup ve cemî‘i mâlların ganîmet edüp Rakofçi la‘în ancak yetmiş atlıyla cân ve baş halâsına düşüp firâr etdi. Ve Sibin kâfirleri esîr almayup Mehemmed Paşa askeri üç bin aded esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imler ile sîr olup bu kadar cebehâne ile yetmiş aded balyemez ve düşmana amân u zamân vermez top-ı kal‘a-kûplar yerinde kalup cümlesin kal‘a-i Sibin'e korlar. Hâlâ kırmızı bir parankona çukalar ile mestûr altun-misâl toplar idiği cümle manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
aldırmayup irtişâ ile cemî‘i zamânda mansıb dahi almayup mânde azil kabûl ederd …
Ve cemî‘i zamânda irtişâ almayup aldırmayup irtişâ ile cemî‘i zamânda mansıb dahi almayup mânde azil kabûl ederdi, ammâ yine rikâb-ı hümâyûna ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâlara alâ tarîki'l-hedâye mutasarrıf olduğu diyârın memdûhâtlarından ba‘zı eşyâlar ve küheylân atlar pîşkeş gönderirdi. Yine bu hâl üzre Âl-i Osmân'ın memâlik-i mahrûselerinde zabt [u] rabt etmed[iğ]i menâsıb-ı âlîler kalmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49a ·
metinde göster ·
… cemî‘i zamânda irtişâ almayup aldırmayup irtişâ ile cemî‘i zamânda mansıb dahi
almayup
mânde azil kabûl ederdi, ammâ yine rikâb-ı hümâyûna ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâla …
Ve cemî‘i zamânda irtişâ almayup aldırmayup irtişâ ile cemî‘i zamânda mansıb dahi almayup mânde azil kabûl ederdi, ammâ yine rikâb-ı hümâyûna ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâlara alâ tarîki'l-hedâye mutasarrıf olduğu diyârın memdûhâtlarından ba‘zı eşyâlar ve küheylân atlar pîşkeş gönderirdi. Yine bu hâl üzre Âl-i Osmân'ın memâlik-i mahrûselerinde zabt [u] rabt etmed[iğ]i menâsıb-ı âlîler kalmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49a ·
metinde göster ·
… e luturyan boruların çalarak ve nâkûs ve tabılların döğerek bizim askeri gözüne
almayup
"Yajuj ve Yajuj" diyerek haçlı bayrakların çeküp gelmede. Subh-ı sâdık olunca L …
Ammâ bize asker-i İslâm tarafından aslâ bir âdem gelmez, illâ "Allâh Allâh" sadâsı imdâdı gelir. Bu ceng [ü] cidâlimiz ol mahalle vardı kim kâmil vakt-i Hanefî olup âfitâb-ı âlem-tâb acebâ Üstürgon tarafından doğdu mu doğmadı mı derken hemân sağ tarafda nümâyân olan on bin kadar piyâde Çeh ve Leh ve İsfaç kavmi kâfiri torompete ve luturyan boruların çalarak ve nâkûs ve tabılların döğerek bizim askeri gözüne almayup "Yajuj ve Yajuj" diyerek haçlı bayrakların çeküp gelmede. Subh-ı sâdık olunca Lara bayırı dibindeki meşeyistândan çinganeler ormandan çıkar gibi sürü sürü çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b ·
metinde göster ·
Hemân bu mahalde kal‘adan bin mikdârı küffâr Üstürgon kırkınından ibret
almayup
kal‘adan atlısı ve yayanları yeniçeriler üzre çıkup bir şemme elbeşte cengi edü …
Hemân bu mahalde kal‘adan bin mikdârı küffâr Üstürgon kırkınından ibret almayup kal‘adan atlısı ve yayanları yeniçeriler üzre çıkup bir şemme elbeşte cengi edüp niçe kâfirler dahi kırılup bir mu‘attal deyre girüp kemîngâh-ı penâgâh edinüp bâğa bâğçelere giden guzâta şergil olmağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
"Murâdım Beç kralı olan Ferdinand Kral'a kendü haddin bildirmek idi. Çünki altmış altı pâre kal‘asın kabza-i tasarrufa alup kal‘a-i Beç'i bu kıyâfete koyup cemî‘i burc-ı müşeyyedelerin hâke berâber edüp harâb u yebâb etdik. Hikmet-i Bârî kılıç gibi kış geldi. Hemân şimdi tedârik oldur kim on iki bin yiğit ile ba‘zılar kırk bin yiğit ile Kâsım Voyvada'yı serdâr edüp Tuna'yı karşu geçirüp Tuna cisrin keselim, karşu cânibde anlar eli vilâyeti âteşe urup şikâr esîr almayup hemân küffârları cümle kılıçdan geçirüp karşu geçsinler" dedikde Kâsım Voyvada fermân-ı pâdişâhî ile kırk bin ve on iki bin yiğit karşu tarafa Tuna'yı geçüp küffârı kılıçdan geçirirken beri tarafda küffâr bu ahvâl-i diyergûnı görünce cümle küffâr Süleymân Hân'ın ardın almağı ferâğat edüp Kâsım Voyvada askerini kovmağa gidince hemân Süleymân Hân sene 936 mâh-ı Saferin on altıncı günü kal‘a-i Beç altında bârgâh-ı Süleymânî'yi bırağup, ammâ Ösek'deki büyük topu ve hazîneyi ve Sancağ-ı Resûlullâh'ı selâmete çıkarup mâh-ı mezbûrun yigirmi ikinci günü Cânkurtaran'a gelüp anda cân kurtarırlar, ba‘dehu yine Budin'e gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Nemçe'ce (---) demekdir. Bânîsi Laslo Kral'dır. Sene 936 târîhinde Süleymân Hân Beç'i muhâsara etdikde Kâsım Voyvada kırk bin yiğit ile ale'l-gafle bu kal‘a-i Anperan'ı basup feth edüp mâl-ı ganâ’imden bir şey almayup cümle küffârların dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirüp varoşunu ihrâk bi'n-nâr eder, ammâ kal‘ası gâyet metîn ve müstahkemdir. Bir yalçın kırmızı kaya üzre beyâz kuğu gibi durur şekl-i müdevver bir kal‘a-i bâlâdır. İçinde bin kadar tahta örtülü evleri ve bir manastırı var, ammâ çârsû-yı bâzârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Bânîsi Seleşti Kral'dır. Sene (---) târîhinde Süleymân Hân Segedin kal‘ası fethine giderken salâbet-i pâdişâhiyye bu kal‘a Macarları tâkat getiremeyüp Orta Macar bu kal‘ayı mu‘attal bırağup firâr etmişlerdir. Hâlâ Mehemmed Hân-ı Sâlis tahrîri üzre Sonlok sancağı hükmünde emînlikdir kim kırk kiseye emânetdir. Ve nehr-i Tise kenârında şekl-i murabba‘ bir küçük palanka kal‘adır. Lâkin dolma rıhtım dîvârı on adım kalın dîvârdır. Ancak etrâfında iki kapusu ve beş aded metîn tabyaları var. Ve cümle iki yüz aded mevcûd kulları ve kal‘a dizdârı ve Sonlok kazâsı nâ’ibi ve Eğre yeniçeri serdârı ve mi‘mârı ve bâcdârı ve harâc ağası ve muhtesibi vardır. Lâkin Süleymân Hân câmi‘inden gayri câmi‘ yokdur. Mesâcidleri ve medrese ve tekyeciği ve mekteb-i sıbyânı ve bir hânı vardır, ammâ hammâmı yokdur. Çârsû-yı bâzârı azdır lâkin bâğı ve bostânları çokdur. Ve kal‘a-i Göle handaklarından cereyân eden nehr-i Keşuş(?) Erdel diyârlarında Macar dağlarında gelüp bu mahalde şehr-i Tise'ye mahlût olur müsta‘mel nehir olmağile suyu memdûh değildir. Ve küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr-ı Orta Macar-ı füccârın tuğyânından bu kal‘a-i Çon[g]rad kulları za‘îf olduklarında yoklama nâmıyla bu kal‘adan hakîr bir habbe almayup ancak cümle neferâtlarının nısfını pür-silâh etdirüp talika nâm arabalara doldurup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a ·
metinde göster ·
Hakîr dahi bu gâzîlere merhamet edüp kal‘a yoklaması bahâların
almayup
ancak bir Macar gulâmı ve iki çift karabina çarhlı tüfenglerin alup iki yüz yiğ …
Hakîr dahi bu gâzîlere merhamet edüp kal‘a yoklaması bahâların almayup ancak bir Macar gulâmı ve iki çift karabina çarhlı tüfenglerin alup iki yüz yiğit ile (---) sâ‘at cânib-i garba yine çöl-i çölistân kızlıkda giderken niçe hunka depelerini geçerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78b ·
metinde göster ·
Cümle altmış nefer kulu olmağile bunlardan bir şey
almayup
cânib-i kıbleye yigirmi nefer kul ile 10 sâ‘at bataklıklar ve sazlıklar içre gi …
Cümle altmış nefer kulu olmağile bunlardan bir şey almayup cânib-i kıbleye yigirmi nefer kul ile 10 sâ‘at bataklıklar ve sazlıklar içre giderek kâhîce çemenzâr ve ormanlar içre ma‘mûr Macar kurâlarını ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78b ·
metinde göster ·
ancak Pîrî Paşa'dan yüz altun ve bir at ve bu şehirde kışlayan Tatarların firâr …
Bu şehirden bir akçe yoklama nâmında almayup ancak Pîrî Paşa'dan yüz altun ve bir at ve bu şehirde kışlayan Tatarların firâr eden kölelerinden üç nefer köle ihsân edüp ve yarar refîkler alup bu şehr-i Sombor'dan cânib-i kıbleye sahrâ-yı bî-pâyân içre kâmil 8 sâ‘at gidüp, 79b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79a–79b ·
metinde göster ·
… er] fetâları var, ammâ fakîrlerdir. Bunlardan bu fakîr yoklama nâmına bir habbe
almayup
iki esîr kefere ve katana atı ve iki Macar tüfengi verdiler.
Dizdârı mükellef ağalıkdır ve üç yüz aded şecî‘ ve nâmdâr kulları var. Hattâ biz anda iken Orta Macar'dan dörd yüz katana kâfir gelüp kal‘adan taşra hunkalar yığınlarının ardlarında ümmet-i Muhammed'i kâfirler katlanup vakt-i seherde asker-i İslâm taşra çıkınca çet-a-çat gûnâ-gûn bir ceng-i azîm olup Beşli Ağası Sübhânzâde ve martolosân ağası ve on bir yiğit şehd-i şehâdet câmın nûş edüp âhır-ı kâr meydân-ı ma‘reke gâzîlerde kalup elli aded kâfiri dendân-ı tîğdan geçirüp kelleleri galtân olup otuz aded küffâr dahi esîr-i bend-i zencîr olup bir kapudanı sancağ u haçlı bayrağıyla ve silâhları ve seksen kadar atlarıyla cümle guzât muğtenim olup alay ile kal‘aya gelüp şâdımânlar ile şühedâ helvâları yeyüp şühedâların defn etdiler. Tâ bu mertebe nâmdâr ve yarar ve dilâver server hünerv[er] fetâları var, ammâ fakîrlerdir. Bunlardan bu fakîr yoklama nâmına bir habbe almayup iki esîr kefere ve katana atı ve iki Macar tüfengi verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81a ·
metinde göster ·
Bu gazâların mâl-ı ganâ’imlerinden bir habbe ve deyyâr katre almayup cümle mâlı karaçı halkına ve Osmânlı gâzîlerine bir-ender-bir keremkârây şehzâdedir. Hâlâ diyâr-ı Kırım'da yine görüşüp ihsânların aldık. Bu dahi bir dârât [u] azamet ve hadem ü haşeme ve esbâb [u] ihtişâma mâlik bir melek-sıfat nevhat cüvân-bahtdır kim dâ’imâ ilm-i ferese meşgûl olup erbâb-ı ma‘ârif ile ihtilât eder, ammâ haftada bir kerre taraş ve tula ve yetgen nâm tâzîleriyle sayd u şikâra gider. Ve dâ’imâ harîr libâslar geyüp gezer. Hudâ-yı Bîçûn mu‘ammer ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129b ·
metinde göster ·
… rbuna vardıkda iki yârânımız ileri varup Alî Dede'ye selâm verdiler. Aslâ selâm
almayup
bunlar dahi dönüp geldiler.
Üç kişi yolumuzdan dönmeyüp "Ol azîzi elbette ziyâret ederiz" deyüp giderek belimize dek çamura gark olup dedenin mağârâsı kurbuna vardıkda iki yârânımız ileri varup Alî Dede'ye selâm verdiler. Aslâ selâm almayup bunlar dahi dönüp geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299a ·
metinde göster ·
cümle dervîşe ihsân edüp başına turna telleri takup cümleden melik yakın nüdemâ …
Hâkimü'l-vakt dahi harâmîlerin bir şey'in almayup cümle dervîşe ihsân edüp başına turna telleri takup cümleden melik yakın nüdemâlarından eyleyüp dervîşe bu şehir içre bâğ u bâğçe ve bir hâne verüp bir bikr-i nâ-şüküfte verüp Demirci şehrinde kalır. Karîbü'l-ahd olmağla Dervîş Şecî‘'i görmüş âdemlerden istimâ‘ etdik. Nitekim mezkûr dervîş hayâtda imiş, bu Demirci belinde kurd ile koyun yağ u bali gezerlermiş. Ve Dervîş her sene başına bu kadar bin âdem cem‘ edüp ol sa‘b dağ u râğın râhların ve muğaylân ve hâr [u] hâşâklerin tathîr edüp kaldırımlar ve âb-ı hayât kaynak çeşmeler ve çemenzâr soffalar binâ edermiş. Hâlâ ol kûh-ı sa‘b içre ne kadar âsâr-ı hayrât güzer etdik ise mezkûr dervîşin tîri Y 24a berekâtıyla olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b–Y24a ·
metinde göster ·
… e ve tûl-i emele düşmüş hasîs ve denî halkı. Bu abd-i za‘îfi bir gece konukluğa
almayup
hadîs: Arapça hadîsine amel etmediniz ise bu hakîrin sizlere şu yâdigârı olsu …
"Ey Melemen'in meleme ve tûl-i emele düşmüş hasîs ve denî halkı. Bu abd-i za‘îfi bir gece konukluğa almayup hadîs: Arapça hadîsine amel etmediniz ise bu hakîrin sizlere şu yâdigârı olsun: Geceler safâ-yı hâtırınız olmasun. Her gece hâne-berdûş olasız" deyü elinde şem‘-i aselden bir sivrisinek sûretin bir kâğıd ile bu kuyuya bırakdı. Ol gece şehirde cümle halk nâmûs derdinden nâmûs [u] ârı terk edüp bâğlara firâr ederler. İlâ hâze'l-ân şehrimize ol zamândan berü sivrisinek müstevlî oldu deyü nakleylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a ·
metinde göster ·
bir hûrî ister" dedikde Cenâb-ı Bârî Cibrîl-i Emîn'e emr edüp Cennetden hulle t …
"Yâ Rabbî! Sana ma‘lûmdur. şîs kızlarımdan almayup bir hûrî ister" dedikde Cenâb-ı Bârî Cibrîl-i Emîn'e emr edüp Cennetden hulle tonuyla bir hûrî çıkarup bir mücevher tabak içre Cennet meyvelerinden üzüm ve incîr ve hurmâ ve zeytûn ve rummân ve pembe ile hûrîyi Cibrîl-i Emîn Hazret-i Âdem'e getirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y250b ·
metinde göster ·
… e Havvâ'dan olmuşdur, zîrâ Hazret-i şîs kendü ile bir rahimden müştak olan kızı
almayup
Hazret-i Âdem âye[t]:
Ve kavl-i akvâ dahi budur kim Hazret-i şîs Âdem ve Havvâ'dan olmuşdur, zîrâ Hazret-i şîs kendü ile bir rahimden müştak olan kızı almayup Hazret-i Âdem âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y1b ·
metinde göster ·
… Paşa'dan Mısırlı bu konakda havf etdiler. Zîrâ kimseden bir habbe ve bir cübbe
almayup
herkese isti‘dâdına göre ihsânlar edüp kadıasker gibi da‘vâlar fasl etmişdir ki …
İbtidâ Defterdâr Ahmed Paşa'dan Mısırlı bu konakda havf etdiler. Zîrâ kimseden bir habbe ve bir cübbe almayup herkese isti‘dâdına göre ihsânlar edüp kadıasker gibi da‘vâlar fasl etmişdir kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y185a ·
metinde göster ·
… ının paşa Mısır'a geldikde bir donanmış at hâliyesi vardır. İbrâhîm Paşa ol atı
almayup
Mısır mollâsı geldükde miskcibaşı mezkûr atı Mısır mollâsına verilmeği hâliye o …
Ve miskcibaşının paşa Mısır'a geldikde bir donanmış at hâliyesi vardır. İbrâhîm Paşa ol atı almayup Mısır mollâsı geldükde miskcibaşı mezkûr atı Mısır mollâsına verilmeği hâliye olunup miskcibaşının küşûfiyyesine mahsûb olunur. Ve sekiz bin para Mısır'ın arşın hizmeti miskcibaşıya iltizâm olunup paşaya teslîm [olunur]. Ve miskcibaşı paşa hazînedârına on bin ve kethudâ hazînedârına dörd bin, kethudâya bir kîse para verir. Ammâ hîn-i mahalde mîrîden malların kurtarmak tahtına verir. Zîrâ miskcibaşı paşaya ve kethudâya ne kadar misk ü amber lâzım ise ol Y 218b bulur, ve paşaya ve kethudâya ve şehir havâlesine ne kadar balmûmu giderse andan alınur, ve Mekke ve Medîne'ye ne kadar kantâr şem‘-i asel ve buhûr ve amber giderse andan alınur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y218a–Y218b ·
metinde göster ·
Ve bu diyâr-ı Fûncistân'da niçe elsine-i muhtelifeler vardır, ammâ ma‘lûmumuz olanları tahrîr eyledik. Ammâ bu lisân-ı nazîf ile Boruste şehri kavmi tekellüm etdiklerinde âdem hayrân kalır, zîrâ gâyet muğlak çependaz lisândır. Ammâ birbirlerine her söz başında ajandaji ya‘nî sultânım deyü ta‘zîmli tekellüm ederler. Bay u gedâya böyle derler. Ekseriyyâ halkı âfitâb-perestlerdirler. Melike harâc verirler. Ammâ gâyet ankâ bâzergânları vardır. Metâ‘ları ile Nîl'in başın ubûr edüp öte cânibinde sâhil-i Bahr-i Okyûnûs'da Portakal şehirlerine varup Freng ile bey‘ [ü] şirâ ederler, altun guruş almayup metâ‘ alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y423b ·
metinde göster ·