… ı memlûkümüzün dördü firâr edüp dörd ile bu hakîri dest-ber-kafa kayd-bend edüp
altımda
kısrağa bir süvâr olup hakîri bir âhir ata bindirüp gulâmlarımla derbeste. "Aşı …
Sergüşezt-i hakîr Evliyâ-yı pür taksîr: Vakt-i çâşt mahallinde at üzre evrâd [u] ezkârım tilâvet edüp giderken Sührâb nâm gulâmım eydür: "Ağa! Önümüzden dörd salt atlı gelir" dedikde nazar etdim, dörd küheylân atlı ve dev heybetli gelmede ve silâhlarına mukayyed olmada. Hakîr baş aşağı gitmede, anlar yokuş yukaru gelmededirler. Hakîr gulâmlarıma silâhlarınıza mukayyed olun deyü tenbih edüp birbirimize karîb olmada iken anı gördük, sağ tarafımızdan dörd atlı dahi pür silâh fitilleri ellerinde üzerimizde gelmede, ammâ mukaddem görünen dörd atlı hemân dal-mızrâk dördü bir hamleden hücûm edüp biri hakîri mızrâk altına alup tîrkeşe hakîr el edince biri üzerime at yıkup bir hışt niçe zerk etdiyse hamd-i Hudâ isâbet etmeyüp öbürleri seyishânelere sarılınca hakîr 92b yine huddâmlara "Allah!" deyüp hücûm etdükde seyishâneleri bırağup ale'l-ittifâk hakîrin üstine hücûm edüp bir kaç kurşum atdılar aslâ isâbet etmedi. Ammâ gördüm ki huddâmlarımdan bana imdâd eder yok. Hemân "Firâren an tevâli'l-kesürât" deyü nahviyyûn kâ‘idesi üzre kesretden firâr edüp âyet-i sûre (---)Arapça nassı üzre kendimi tehlikeye ilkâ etmeyüp huddâmlarımla firâr ederken akîbimce bir hışt-ı İpşîri atup zemîne üç karış güzer edüp altımdaki esb-i sabâ-sür‘at-i hussâna ikdâm-ı tâmm ile ökçe edüp firâr ederken sağ tarafımızda bir bâğ içre dörd atlı dahi zâhir olup ellerindeki peştemâller ile üzümleri bırağup dalkılıç üzerime gelüp elimiz kaldırmağa iktidârımız olmayup atdan aşağı ser-nigûn edüp sekiz huddâm-ı memlûkümüzün dördü firâr edüp dörd ile bu hakîri dest-ber-kafa kayd-bend edüp altımda kısrağa bir süvâr olup hakîri bir âhir ata bindirüp gulâmlarımla derbeste. "Aşın beğe götürelim! Yok öldürelim! Yok uryân edüp âzâd edelim!" deyü niçe gûne güft [u] gû etdiler. Hakîr eytdim: "Gâzîler bu kadar mâlım ve gulâmlarım aldınız. Allah aşkına olsun cânıma kıyman!" dedim. Biri eyitdi: "Bre mâlın kim aldı? Biz bâğda üzüm yemeğe geldik" dedikde "İşte mâlım götürüyorlar" dedükde hemân biri eydür: "Bre bakalım bu şikârı alanlar bizden midir. Bre Habîb sen bunları bir hoşca beğe götür! İsterse boyunların urup atların alsın, isterse âzâd etsin" deyü üçü bizim münhezim olduğumuz mahalle at bırağup gitdiler. Anların bir âdemi bizim beşimizi eşimizle kayd-bend edüp bâğlar içre at üzre götürmede. Bin adım mikdârı gitmeden anı gördüm bir çimenzâr öz içre on beş aded hurde tengtir çadırlar kurulmuş. Hakîr eyitdim: "Şehbâzım bu çadırlar nedir kim?" dedim. Ol yiğit eyitdi: "Bizim Çomar Beğ'dir" dedi. Hemân cânım başıma gelüp yüz bin hamd ü senâ edüp "İlâhi! Sen fettâhu'l-kulûbsun" deyüp hamd ü şükr-i bî-add ü senâ-yı bî-hadd etdim, zîrâ bu hakîri Şâm-ı şerîfden Murtezâ Paşa ulaklığile Âsitâne-i sa‘âdete gönderdikde Sadrıa‘zam Murâd Paşa ile Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu ve Çomar Bölükbaşı ceng edüp münhezimen Gürcî Nebî ve Katırcızâde ve Çomar Bölükbaşı'ya râst gelüp Şâm-ı şerîfe götürüp Murtezâ Paşa efendimize Bölükbaşı yazdırup vilâyet-i Dürüzistân'da Sıfet seferinde bile idik ve Sivas mansıbında bile olup Niksâr subaşısı idi. Bu kadar hukûkumuz var. Ba‘dehû,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a–92b ·
metinde göster ·
… ve bu geminin altına yağ lâzımdır, dedüğü yetmiş günden berü sâhib-i firâş olup
altımda
mak‘adım delik delik olup hakîkatü'l-hâl yağ sürmek gerek dediğidir. Ve dümen e …
Ammâ başında havâlesi çokdur, dediğü dağdağa-i âleme uğrayup tevâbi‘ çokluğu ve başım havâleli olup şişdiğidir. Ve gemi içinde safrası yokdur, dediği hâlâ perhiz ile karnım açdır ve fırtınaya dayanamaz dedüğü halk üzerime hücûm edüp teklîf-i mâlâ yutâk mu‘âleceler etdikleridir, ve fırtına-i rûzgâra paşayı çıkarman işâretidir ve bu geminin altına yağ lâzımdır, dedüğü yetmiş günden berü sâhib-i firâş olup altımda mak‘adım delik delik olup hakîkatü'l-hâl yağ sürmek gerek dediğidir. Ve dümen evinden kurbân edüp kan akıtmak gerek, dediği başım vücûdum gemisinin dümenidir. Hekimler hacamat edüp kan akıdup sıhhat buldukda kurbân eylemek işâretidir ve direği bu gemiye 'havâledir, kesmek gerek' dediği bir müdebbir âdemimin vücûdu amûdu keslüp benim sıhhatim alâmetidir, ve geminin yedi demirinin beşi kırılması beş aded sâhib-i lenger âdemlerim merhûm olup iki müdebbir âdemim kalması işâretidir ve gemi içinden gemiciler 'gemi batıyor' deyü feryâd etdikleri iç ağalarım havfe düşüp 'Paşa ölür' deyü feryâd etdikleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b ·
metinde göster ·
… e asker piyâde olup hakîr ile niçe yüz işlek atlılar atlarımızdan inmeyüp benim
altımda
Hersek atım hamd-i Hudâ taşlıkda işleyüp üç yüz mikdârı atlılar Porolok dağı ba …
Bism-i İlâh ile cümle guzât Porolok dağının kayalı sa‘b yerlerine varınca cümle asker piyâde olup hakîr ile niçe yüz işlek atlılar atlarımızdan inmeyüp benim altımda Hersek atım hamd-i Hudâ taşlıkda işleyüp üç yüz mikdârı atlılar Porolok dağı başına çıkınca cemî‘i piyâdeleri ol mahalden ileride gördük. Andan sehel ileri vardık. Sadâ-yı Allâh Allâh ile tüfeng sadâsı istimâ‘ etdikde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135b ·
metinde göster ·
Bu hakîr-i pür-taksîr-i acûl atıma süvâr olup gidem derim, ammâ
altımda
atım 101b bir kadem götürmez derim. Meğer atımı gulâmlar pây-bend ve kösdek i …
Bu hakîr-i pür-taksîr-i acûl atıma süvâr olup gidem derim, ammâ altımda atım 101b bir kadem götürmez derim. Meğer atımı gulâmlar pây-bend ve kösdek ile getirmişler. Hemân atın pây-bendlerin alup "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp at boynuna düşüp Paşa efendimiz yanına varup durdum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a–101b ·
metinde göster ·
… idüp serâsime kaldım ve atımla tâ kulağıma dak gark-ı âb oldum. Hemân bir kerre
altımda
atım süheyl urup at su içinde şinâverlik ederken gerüde kalan küffâr hakîre kur …
Aklım başımdan gidüp serâsime kaldım ve atımla tâ kulağıma dak gark-ı âb oldum. Hemân bir kerre altımda atım süheyl urup at su içinde şinâverlik ederken gerüde kalan küffâr hakîre kurşumu bârân-ı la‘net 125a gibi yağdırup hamd ol Hâfız Allâh'a kim bu hâfız-ı Kur’ân olan hakîri hıfz edüp bir zarar isâbet etdirmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124b–125a ·
metinde göster ·
… , sağ tarafımda bir meşeyistân içre bir beyâz gûsfend koç zâhir ola düşüp hemân
altımda
at eşinüp bir levendâne abraş-ı gülendâm-vâr ve aşkar-ı dîvzâd-kâr cünbüş ü har …
Bu hâl ile âlem-i hayretde kalup evrâd [u] ezkârıma mukayyed olup giderken, hikmet-i Hudâ-yı Sannâ‘-ı Lem-yezel, sağ tarafımda bir meşeyistân içre bir beyâz gûsfend koç zâhir ola düşüp hemân altımda at eşinüp bir levendâne abraş-ı gülendâm-vâr ve aşkar-ı dîvzâd-kâr cünbüş ü harekâtlar ve gûnâ-gûn rakslar etdiğinden cânım râhat olup bir kerre koça nazar etdim. Eyle beyâz ve kıvırcık ve mahbûb kara gözlü ve kara boynuzlu mülahham ve mücessem ve semîn ve Karaman kuyruklu bir nûr-ı mahz koyun hemân yanıma gelüp gûyâ atıma sürünür. Hakîrden aslâ kaçmayup at başı berâber gidüp gâhîce savt-ı hazîn ile bir gûne meleyüp bu âna dek müddet-i medîd-i ömrümde aslâ eyle bir mîş melemesi istimâ‘ etmemişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
atım kezâlik merdâne cünbüş ü hareket etmede. Bu koyun hemân atımın önüne düşüp …
Bu temâşâları ederken çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’idi cümle ferâmûş edüp gûyâ hayât-ı câvidân buldum. Altımda atım kezâlik merdâne cünbüş ü hareket etmede. Bu koyun hemân atımın önüne düşüp meleyerek iltifât nazarıyla nazar ederek yine dönüp hakîre bakup meleyerek gider. Hemân hakîr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
atımı zabt edemedim. Bir pertâb edüp Hamîs atım kendüyi suya urup su eğer hânes …
Hemân altımda atımı zabt edemedim. Bir pertâb edüp Hamîs atım kendüyi suya urup su eğer hânesin çalup yigirmi adım kadar gidüp su üzengiye gelüp karşu cezîreye çıkdım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
atım ikisi dîvâne olup at koyun ile ve koyun at ile gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar e …
Andan koyun ve altımda atım ikisi dîvâne olup at koyun ile ve koyun at ile gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar etdiler kim hakîr at üzre gücile durur olup safâ-yı hâtırımdan hâzâ min fazlı rabbî deyüp 125b dîdelerim pür nem oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a–125b ·
metinde göster ·
… b⟧ havâle edince hakîr yan verince meğer kurşum atımın boynuna isâbet edince at
altımda
bir kerre çavup kıçın serpüp gördüm ki atdan kan boşandı.
"Gulâmıma kafâdâr ve hâmiye çıkam" deyü at depüp sehel meydâna çıkdım. Meğer küffârın bir tüfengi dahi var imiş. Hakîre tüfeng-i pür-rengi 20b havâle edince hakîr yan verince meğer kurşum atımın boynuna isâbet edince at altımda bir kerre çavup kıçın serpüp gördüm ki atdan kan boşandı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20a–20b ·
metinde göster ·
Hamîs nâm bir atım ve bir gulâmım mecrûh olup anlardan iki mel‘ûn mürd olup sil …
Bu cisri geçüp el-ıyâzen billâh âsî Porgonat içidir. Bu menzilde giderken bir günde yolumuza iki kerre Porgonat harâmîleri enüp yarar refîklerimiz olmağile azîm savaşlar eyleyüp âhır refîkimiz Dervîş Râhî râh-ı Hakka şehd-i şehâdetle gidüp ve benim altımda Hamîs nâm bir atım ve bir gulâmım mecrûh olup anlardan iki mel‘ûn mürd olup silâhların alup hamd-i Hudâ Hudâ murğ-ı cânımız âzâd edüp Dervîş Râhî'yi şâhrâh üzre defn eyleyüp iki kelle ile mansûr u muzaffer Depedelen şehrine revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356a ·
metinde göster ·
Hattâ hakîr bir kumdan bayır üzre bir kara dağ parçası-misâl bir şey gördüm "Âyâ bu ne ola." deyü üzerine at sürüp yakın vardığımda harekete başlayup pervâz edince perlerinden sâdır olan gürüldüden altımda kısrağım ürküp hakîr gerüye döndüm. Hemân huccâc bu vahşî tayrı görünce huccâc içinden bir gırîv [ü] feryâd zâhir olup ol murg-ı ukkâb semâya urûc edüp gözden gâyib oldu. Bunun emsâli niçe zî-rûh cânverler vardır. Husûsan deve kuşları sür[ü] sürü hurde pîçeleri ile gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381b ·
metinde göster ·