… re top-ı gûnâ-gûnlar var idi kim her biri birer iklîm harâcı değer toplardı kim
altun gibi
şa‘şa‘a ururdu. Ve altmış pâre toplar var idi kim her birinde eskiciler işleyüp …
Ve bu âsitânelerin leb-i deryâsında Hâfız Ahmed Paşa sene (---) târîhinde Bağdâd-ı behişt-âbâd üzre serdâr-ı mu‘azzam oldukda bin yedi yüz pâre top-ı gûnâ-gûnlar var idi kim her biri birer iklîm harâcı değer toplardı kim altun gibi şa‘şa‘a ururdu. Ve altmış pâre toplar var idi kim her birinde eskiciler işleyüp ba‘zısı içinde garîb {hâne-berdûş, beze-miskîn} gurebâlar sâkin olurdu. Hâlâ ol topların gülleleri dağlar gibi yığılup durur ve ol toplardan ancak altı pâre top-ı azîm kalmışdır. Ammâ anlardan mâ‘adâ niçe zî-kıymet üstâd-ı kâmil topları vardır. Münakkaş Alî Paşa topu {gâyet ibret-nümâ müsaykal u mücellâ ve müzehheb toplardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132a ·
metinde göster ·
… lurlar. Bu cebelde bir gûne ot vardır {ol otu yeyen} koyunun ve keçinin dişleri
altun gibi
olur. Anın erbâbı olanlar bulup kimyâya idhâl edüp altun 35b ederler, ammâ nâ …
Şâm'ın cânib-i garbında üç menzil ba‘îd Bukâ‘ sahrâsının şimâlinde evc-i âsumâne çıkmış bir kûh-ı bülend-i ma‘mûr [u] âbâdândır kim cemî‘i Dürüzî ve Nusayrî ve Timânî mezhebinde olan fırâk-ı dâlle mezhebinde olanlar bu dağda mevcûddur. Bir ucu Antakıyye kurbunda Gülbin dağında nihâyet bulur. Bir ucu cânib-i kıblede kırk konak Mekke-i Mükerreme kurbunda vâdî-i Hicâz'da nihâyet bulur. Böyle bir tûl [u] dırâz cebel-i mümtâzdır. Bunda olan uyûn-ı câriyeler bî-nihâyedir ve bî-hisâb gûnâ-gûn eşcârât-ı müsmirrâta hadd u hasır yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbe Dürüzî cüvânları olur kim gûyâ la‘l-gûn dürrâkî şeftâlû yanaklı ve kiras dudaklı, sîmîn-ten, mükahhal gözlü, mümtâz [ü] müstesnâ meh-pâre mahbûbları olur. Ve cümle Frenk ve Arab hukemâları ve cümle kimyâgîrler bu dağlara mevsim-i bahârda urûc edüp niçe kerre yüz bin elûl-i edviye haşâyîş-i nâfi‘a-i bî-nihâye cem‘ edüp niçe bin garâr yükü ahşâbâtı dâ’-i devâ içün diyâr diyâr götürürler. Ve kimyâgîrler niçe elvân otlar bulurlar. Bu cebelde bir gûne ot vardır {ol otu yeyen} koyunun ve keçinin dişleri altun gibi olur. Anın erbâbı olanlar bulup kimyâya idhâl edüp altun 35b ederler, ammâ nâdirâtdan bir gûne giyâhdır. Hakîr bu cebelin ziyâretine urûc etdikde niçe yüz gârlar içre sulehâ-yı ümmetden büdelâ ve melâmiyyûn ve mecâzibûndan kimesneler vardır kim kırkar ellişer senedir bıçağ ile boğazlanmış zî-rûh kısmından bir şey tenâvül etmemişlerdir. Ve haftada bir iftâr edüp gündüz sâ’im ve gice kâ’im kuvvet-i kudsiyye sâhibi cânlar vardır kim haftada bir hurma ve üç bâdem ve bir filcan süd içer hâl sâhibi âdemler vardır ve cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîler bu kûh-ı bâlâyı ziyâret etmeyince nebî olmamışlardır. Zîrâ bu cebel-i azîmiye Cenâb-ı İzzet yetmiş kerre tecellî-i cemâl etmişdir. Ale's-sabâh bu cebele nazar olundukda, Hudâ âlim ve dânâdır, gûyâ nûr-ı berk urur. Anınçün bu dağda cümle enbiyâların i‘tikâfhâne-i gâr-ı pür-envârları vardır. Cebelü'l-Lübnân ismiyle müsemmâ olmasının aslı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35a–35b ·
metinde göster ·
… i Tokat: Evvelâ beyâz pembe bezi ve câm tasları diyâr-ı Lahor'da yapılmaz. Gûyâ
altun gibi
mücellâdır. Ve kalemkârî basma yorgan yüzleri ve münakkaş perdeleri ve kazancı …
Der-beyân-ı memdûhât-ı kâr-ı ahâlî-i şehr-i Tokat: Evvelâ beyâz pembe bezi ve câm tasları diyâr-ı Lahor'da yapılmaz. Gûyâ altun gibi mücellâdır. Ve kalemkârî basma yorgan yüzleri ve münakkaş perdeleri ve kazancı kârından suhûn ve tancereleri Kastamonu ve Belgrad ve Bosna'da işlemek ihtimâli yokdur, zîrâ cümle âvânîsi kalemkâr işi savatlıdır. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24a ·
metinde göster ·
… bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin hâtemi gümüş olsa ol ân
altun gibi
olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
(---) hâkinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at ba‘îd bir çemenzâr-ı sahrâ-yı sebzezârda Mihâloğlu binâsı bir kubbe-i âlî ılıcadır kim Rûm ve Arab u Acem'de ve İsfaç ve Nemse ve Çeh u Leh ve Alman diyârında böyle bir nâfi‘ germâb ılıca görmedim. Hattâ benî Âdem girdikde aslâ kîse ve sabuna ihtiyâc olmaz. Vücûd-ı insânı dürr-i beyz-âsâ eder ve beden-i insân eyle nerm ü ter olur kim gûyâ kulak şâhmesi gibi vücûd-ı benî Âdem yumuşak olup ten-dürüst olur. Hâssiyeti ol mertebededir kim cüzâm ve miskin ve Fireng uyuzu âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem anadan doğma olur ve suyundan kırk sabâh aç karnına nûş edenin vücûdunda behak ve baras ve zâti'l-cenb ve hafakan marazları cümle gider ve ba‘zı müsta‘mel altunları bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin hâtemi gümüş olsa ol ân altun gibi olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28b ·
metinde göster ·
… ya alup geçdiler. Andan cümle yigirmi altı pâre münakkaş ve musaykal ve mücellâ
altun gibi
şâhâne topları cümle at arabaları çeküp her atlar kim fîl kadar Krakov ve Danis …
İbtidâ cümle Paşalı askeri andan asesbaşı ve subaşı askeri ikişer ikişer geçüp gitdiler. Andan kelle ve esîrleri getiren Akkirmân askeri andan Özü kal‘ası askeri çifte çifte küheylân atlar üzre ubûr etdiler. Andan cümle bin üç yüz aded arabalar içre gûnâ-gûn âlet-i silâh ve cebehâneler ile mâl-â-mâl altı bin yetmiş aded musaykal ve mücellâ dirhemli Kazak tüfenglerin mezkûr arabalar üzre zeyn edüp ve cümle üç yüz altmış aded haçlı bayrakları baş aşağı arabalar üzre edüp bu cebehâneleri cümle cebeciler çorbacıları ikişer ikişer dizilüp mükellef alayı ile cebehâne arabaların ortaya alup geçdiler. Andan cümle yigirmi altı pâre münakkaş ve musaykal ve mücellâ altun gibi şâhâne topları cümle at arabaları çeküp her atlar kim fîl kadar Krakov ve Daniska {vilâyeti} atları kim her {atın} ayaklarında ikişer okka na‘lları var idi. Bu topları cümle topçular askeri ve çorbacıları keşân ber-keşân getirdiler. Anlardan sonra iki bin aded yine kefere atların bakkal kefereleri çeküp küçük imrahor askeri getirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64b ·
metinde göster ·
… ve bizim bu Vârat kal‘asında olan üç yüz aded toplarımız bu terkîb ile dökülmüş
altun gibi
berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ bu toplar döküldükde germâ-germ otuz altı s …
Kıssîs eydir: "Bunların ibtidâ ma‘denleri diyâr-ı Acem'de Nahçuvan'dan gelüp hâlâ bunlar polad-ı Nahşivânî'dirler. Tuç ise iki şeyden mürekkebdir. Nısfı kalay ve nısfı bakır ola, hâlis tuç olur ve tuç-ı esferü'l-levn olsun deyü içine tutiya korsan sarı altun-misâl tuç olur. Ve hâlâ cümle kâfiristânda ve bizim bu Vârat kal‘asında olan üç yüz aded toplarımız bu terkîb ile dökülmüş altun gibi berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ bu toplar döküldükde germâ-germ otuz altı sâ‘at göyner çam ile âteş edüp kaynar kal olur. Ba‘dehû top dökerler. Yine hîn-i mahalde âteşde ol top kırıkların eritmek kabildir, ammâ bu bizim Vârat'da Alî Ağa'nın kılıç ile urduğu sûretler polad-ı Nahşivânî tucu olmağile ne âteşden ve ne eğeden ve ne çürümeden bâk [u] pervâsı yokdur, ammâ bu Alî Ağa niçe çalım ile bu putları kılıç ile çaldı" deyü bu ahvâl-i timsâlleri nakl eden ruhbân engüşt ber-dehen edüp nakl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·
… lesinde kesret-i râyihası istişmâm olunup her kişinin parmağındaki gümüş hâtemi
altun gibi
zerdâlûde olur. Eğer altun ise nûrun alâ-nûr olur. Ve her germâbın suları ol ka …
Hulâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede birer gûne ismi vardır, ammâ bu Köstendil'de on iki yerde kârgîr binâlar ile müstahkem kubâb-ı âlîli ve müte‘addid havuz ve kurnalı ve müte‘addid halvetli köstenler vardır. Cümleden Beğ kösteni ve Alaybeği ılısı ve Koca Murâd Hân kavzası mükelleflerdir ve her birinde birer camekân ve dârü'l-gusullerde kurnalar var ve pâk ü pâkîze futa ve havlı makramalar ile dellâklar hidmet ederler, ammâ her birinde birer gûne menâfi‘-i kesîreler var, zîrâ cümlesinde kesret-i râyihası istişmâm olunup her kişinin parmağındaki gümüş hâtemi altun gibi zerdâlûde olur. Eğer altun ise nûrun alâ-nûr olur. Ve her germâbın suları ol kadar suhûniyet üzre halk olunmuşdur kim âb-ı bârid karışdırmasalar çimmek mümkün değildir. Hattâ niçesinde baş ve paça ütülenüp yumurta bişirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174a ·
metinde göster ·
… de kat-ender-kat balyemez ve küffâra amân u zamân vermez kırkar ve ellişer pâre
altun gibi
mücellâ kırmızı keçeler ile örtülü ve üzerleri tahta damlı toplar var kim her b …
Ve bu kal‘anın dörd köşesinde Çâryâr-ı güzîn aşkına dörd aded tabya-i azîmleri var kim kal‘adan taşra birer burun gibi yüzer arşın göl içine çıkmış her biri birer Mardin ve Van kal‘alarına mânend tabyalardır. Ve her birinde her cânibe nâzır ikişer kat suya berâber şayka toplar ve mâ-fevkınde kat-ender-kat balyemez ve küffâra amân u zamân vermez kırkar ve ellişer pâre altun gibi mücellâ kırmızı keçeler ile örtülü ve üzerleri tahta damlı toplar var kim her biri birer kal‘a değer. Bu topların eşlerini(?) Akdeniz'de Rodos kal‘asında görmüşüm ve her topların elzem-i levâzımından olan mühimmât u levâ[z]ımâtları ve gülleleri ve paça[v]ra ve keçeleri ve masdarları ve lunbarların cümle âmâde olduğundan mâ‘adâ cümlesi ağızlı olup fitilleri ve topçuları şeb [ü] rûz her topun yanlarında yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181a ·
metinde göster ·
… ed balyemez serâmed Nemse ve Macar topları var kim bunda olan topların her biri
altun gibi
şa‘şa‘a verir mücellâ toplar var kim her biri ikişer kal‘a değüp âlât-ı silâhla …
Ve bu mezkûr tabyaların her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez serâmed Nemse ve Macar topları var kim bunda olan topların her biri altun gibi şa‘şa‘a verir mücellâ toplar var kim her biri ikişer kal‘a değüp âlât-ı silâhlarıyla âmâde toplardır kim bu toplara mânend toplar meğer Kanije'de ola. Ve cümle sağîr ve kebîr iki yüz altmış üç topdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14a ·
metinde göster ·
… ardin'dir. On iki aded balyemez topları var kim her biri beşer dâne kal‘a değer
altun gibi
musaykal ve mücellâ kırmızı çullu serâmed toplardır. Bir topuna şâhîn topu derl …
Alî Paşa Tabyası: Gûyâ sedd-i Mardin'dir. On iki aded balyemez topları var kim her biri beşer dâne kal‘a değer altun gibi musaykal ve mücellâ kırmızı çullu serâmed toplardır. Bir topuna şâhîn topu derler. Hudâ âlimdir bir serhadde misli yokdur. Siperinin ardında ejder-i heft-ser gibi durur. Ve Alî Paşa Tabyası'ndan beri tâ Macar hisârı ortasında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… iha-i tayyibeli may-ı sâfîdir. Ve bunda otlayan koyunların niçe bininin dişleri
altun gibi
sarı olur derler, ammâ hakîr görmedim. Niçe gâzîler bu vâdîlerde kîmyâ otu vard …
"Yâ nehr-i azîm bi-emrillâhi te‘âlâ yağ-ı sâfî sarı semîn ak" dedikde bi-iznillâh ol ân nehr-i Turla sarı say yağı akmağa başlayup üç gün üç gece yağ akup Karadeniz'in yüzünü yağ bürüyüp Akdeniz'e bile yağ cereyân edüp cemî‘i leb-i deryâda olan benderlerin ahâlîleri ol kadar yağ cem‘ ederler kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Böyle keşf [ü] kerâmet etdiklerinde rûh teslîm edüp ol mahalde defn ederler. Ba‘dehu üzerlerine selef hânları bir kârgîr binâdan bir kubbe-i âlî edüp hâlâ anda âsûde-hâldir. Ve cenbinde niçe bin şehîd-i şühedâlar dahi medfûnlardır. Ve zamân-ı evâ’ilde bu Mayak Baba Sultân kurbunda bir kal‘a-i metîne var imiş. Âsâr-ı binâları hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve hâlâ bu mahalde otlayan hayvânâtların yağı eyle çok olur kim Mayak yağı deyü rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâk olup misk [ü] anber-i hâm gibi râyiha-i tayyibeli may-ı sâfîdir. Ve bunda otlayan koyunların niçe bininin dişleri altun gibi sarı olur derler, ammâ hakîr görmedim. Niçe gâzîler bu vâdîlerde kîmyâ otu vardır, derler. Hattâ niçe kerre Leh ve Freng kâfirlerinin bu mahalden nebâtât [u] giyâhât cem‘ etdiklerin görmüşlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
… ’ib 305b ü garâ’ib nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn serâmed toplar idi. Cümlesi
altun gibi
sarı olup eyle sihr-i i‘câz medfa‘lardır kim bilâd-ı Frengistân'da eyle bir mus …
Ve dahi deryâda ihrâk olan Fransa'nın paturuna kalyonunun cemî‘i topların deryâdan çıkarup elçi kâfirinin konakları önüne ale't-tertîb dizüp şeb [ü] rûz şâdımânlarda atarlardı. Ammâ hakkâ ki acâ’ib 305b ü garâ’ib nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn serâmed toplar idi. Cümlesi altun gibi sarı olup eyle sihr-i i‘câz medfa‘lardır kim bilâd-ı Frengistân'da eyle bir musanna‘ toplar dökülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 305a–305b ·
metinde göster ·
… şimale mekşuf bâb-ı Cennet ve garba nâzır bâb-ı (---). Ve bu kapular ikişer kat
altun gibi
saru pirinçden yapılmış bâblardır kim bu asırda bir sûhânın urur üstâd yokdur. …
Ve bu âsitânenin dörd kapusu vardır. Kıbleye nâzır bâb-ı (---) ve şarka nâzır bâb-ı (---) ve şimale mekşuf bâb-ı Cennet ve garba nâzır bâb-ı (---). Ve bu kapular ikişer kat altun gibi saru pirinçden yapılmış bâblardır kim bu asırda bir sûhânın urur üstâd yokdur. Ve her birinin kaddi onar arşın âlîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y212b ·
metinde göster ·
… a‘dehu kal ederiz, gâyet latîf ü nerm su altunu olur" deyü cevâb etdi. Hakkâ ki
altun Y 313a gibi
sakîl gubârdır.
"Mısır diyârında Buhayre hâkinde hâsıl olur, gâsûl otu derler bir otluğun külüdür. Bunu tîzâb suyuna çeküp altunun çıkarırız, ba‘dehu kal ederiz, gâyet latîf ü nerm su altunu olur" deyü cevâb etdi. Hakkâ ki altun Y 313a gibi sakîl gubârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y312b–Y313a ·
metinde göster ·
Hâssa-i râbi‘: Bu gâsûl otun dahi nev-zuhûr sebzgûn iken koyun otlasa dişleri
altun gibi
olur. Hakîr gayrı kemiğe sürdüm, te’sîr etmeyüp ke'l-evvel beyâz kemik kaldı.
Hâssa-i râbi‘: Bu gâsûl otun dahi nev-zuhûr sebzgûn iken koyun otlasa dişleri altun gibi olur. Hakîr gayrı kemiğe sürdüm, te’sîr etmeyüp ke'l-evvel beyâz kemik kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y313a ·
metinde göster ·