… mahal yevmiyye on kantâr gümüş işlenüp ve bir kantâr altun işlenüp memsûk olup
altununa
şerîfî derler kim hattında,
On üçüncü, evsâf-ı emîn-i Darbhâne-i Âl-i Osmân: -İslâmbol içre birdir kim Sultân Bâyezîd kurbünde darbhâne-i azîmdir. {Kefere asrında kîmyâ sâhibi bir papasın dârü'l-bevârı idi. Ba‘dehu mâl-ı kîmyâ ile bir deyr-i azîm inşâ etdi. Sultân Mehemmed Hân deyri ve hâneyi münhedim edüp darbhâne edüp hâlâ eser-i deyri ma‘lûmdur ve hâlâ} cânib-i erba‘ası kal‘a-misâldir. Emîni ba‘zı zamân kubbe-nişîn vezîrler olur. Zîrâ ol mahalde cülûs olup sikke tasîh olduğu mahal yevmiyye on kantâr gümüş işlenüp ve bir kantâr altun işlenüp memsûk olup altununa şerîfî derler kim hattında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176b ·
metinde göster ·
… umda gümüş yâhûd altun olsa ekseriyyâ kâr-ı kadîmlerde kalan altun mutallâ olup
altunun
rende ile kazırken gümüş dahi böyle kazılur, bu gûne gümüşleri altundan, altunl …
Bu tâ’ifeler dahi cümle Yahûdîlerdir. Kârları oldur kim bir gümüşde altun olsa yâhûd bakırda ve kurşumda gümüş yâhûd altun olsa ekseriyyâ kâr-ı kadîmlerde kalan altun mutallâ olup altunun rende ile kazırken gümüş dahi böyle kazılur, bu gûne gümüşleri altundan, altunları gümüşden ayırmak için iri şîşeler içre gümüşü pâre pâre koyup ibtidâ nerm âteş ile şîşeyi âteş üzre koyup içine tîz-âbı te’ennî ile dökerek kaynayup altunu dâne-i haşhâş-misâl şîşe dibinde kalup gümüşü sâfî su olur. Ba‘dehu altunun alup ana su altunu derler, balmûmu gibi iki parmak mâbeyninde ezilir bir gûne za‘ferân sarısı altundur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a ·
metinde göster ·
… ayup altunu dâne-i haşhâş-misâl şîşe dibinde kalup gümüşü sâfî su olur. Ba‘dehu
altunun
alup ana su altunu derler, balmûmu gibi iki parmak mâbeyninde ezilir bir gûne z …
Bu tâ’ifeler dahi cümle Yahûdîlerdir. Kârları oldur kim bir gümüşde altun olsa yâhûd bakırda ve kurşumda gümüş yâhûd altun olsa ekseriyyâ kâr-ı kadîmlerde kalan altun mutallâ olup altunun rende ile kazırken gümüş dahi böyle kazılur, bu gûne gümüşleri altundan, altunları gümüşden ayırmak için iri şîşeler içre gümüşü pâre pâre koyup ibtidâ nerm âteş ile şîşeyi âteş üzre koyup içine tîz-âbı te’ennî ile dökerek kaynayup altunu dâne-i haşhâş-misâl şîşe dibinde kalup gümüşü sâfî su olur. Ba‘dehu altunun alup ana su altunu derler, balmûmu gibi iki parmak mâbeyninde ezilir bir gûne za‘ferân sarısı altundur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a ·
metinde göster ·
… ndandır, cânın âdem katarı üzre kosa ne olur. Beyâbânda kar içine niçe akıl ile
{altununu}
gömer dedim. Ya ol zemistânda el dutmaz ayak dutmaz, zemîn polâd-ı Nahşivânî gi …
Yine paşa nüdemâlarından niçe kimesneler eydür: "Yavaşça Mehemmed Ağa'yı biz biliriz. Bir Oğuz ve sâhib-i sülûk âdem idi. Ol altun anın helâl mâlı olmağıla buldu" dediler. Hemân paşa dahi bu altun kıssasına "şâhidim" deyü nâfile şehâdet edüp Yahyâ Efendi-yi kezzâbı tasdîke çıkardı. Hâlâ ki Murtezâ Paşa ol asırda Revân seferine giderken ol sefer-i berzahda dünyâ ve âhireti bilmez bir karakaşlı sekiz yaşında sarıkçı şâkirdi idi. Sefere gitmeğe iktidârı olmayup anlar Haleb'de kalmışlar idi. Yahyâ-yı Kizbî Efendi'nin bu Revân hikâyeti sahîh olduğuna hakîr dahi vâkıf-ı esrârım. Ammâ Yavaşça Mehemmed Ağa ol zemistânda karı eşüp yine altun defn edüp âsumândaki ebr-i kebûdu nişân etdüğü kelâm-ı dürûğu istimâ‘ edince hakîr güftâra gelüp eyitdim: "Bre cânım, o seferde niçe bin tüvânâ yiğitler hayme vü hargâhların ve bâr-ı bengâhların bozup ester-i üştürlerine tahmîl edüp niçe bin âdemler bellerinde tîrkeş ve kılıçların ve altun ve guruş kemerlerin bellerinden çıkarmadan selâmete çıkdılar. Ya Yavaşça Mehemmed Ağa ol seferde iki katar, katır ile vara gele 52b belindeki kemerinden âciz oldu ise hüddâmlarının heybesine ve katarları üstüne kodu yâhûd bir tevâbi‘ine verdi, selâmete çıkarup geldi. İş temâm oldu, bitdi. Altun dedikleri mâl cândandır, cânın âdem katarı üzre kosa ne olur. Beyâbânda kar içine niçe akıl ile {altununu} gömer dedim. Ya ol zemistânda el dutmaz ayak dutmaz, zemîn polâd-ı Nahşivânî gibi olmuş. Hançer ile değil ferhâdî külünkler ile bir kırat kopmayan zemîni hançer ile niçe kazup altun kemerin defn eder ve on aydan sonra varup nişân etdüğü âsumândaki buludu ber-karâr bulup bulut altındaki zemînden altunu çıkara. Bu ne kizbdir kim ilâ mâşâallah cemî‘i ebr-i kebûdlar vech-i âsumânda deverân ve seyerân etmek üzre halk olunmuşdur. Niçe ber-karâr bulut ola" dedim. Hemân nedîmin birisi "Ol sene eyle şiddet-i şitâ oldu kim bir kaç ay âfitâb-ı âlemtâbın ziyâsı müncemid olup rûy-ı zemîne pertev vermez olup ol şitâda bulutlar dahi ber-hevâ donup ber-karâr kaldığından Yavaşça Mehemmed Ağa nişân koduğu buludu bulup nişânıyla zemînde altunu bulmasının sebebi oldur" deyü bu gûne hüsn-i teveccüh etdiklerinde hemân Murtezâ Paşa-yı sâde-dil "Belî ol sene eyle kış olup gökde bulutlar birkaç ay yürümeyüp yerinde kaldı" deyü Molla Yahyâ Efendi'nin kelâm-ı dürûğun tasdîk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 52a–52b ·
metinde göster ·
… ü hakîre gûnâ-gûn evhâm-ı garîbe vü acîbeler ârız oldu. Ba‘dehû paşanın iki yüz
altunundan
yüz altun dahi ihsân eyleyüp bâki yüz altunları on nefer kayıkçılarımıza onar o …
Zîrâ Melek Ahmed Paşa hâl sâhibi dervîş u dilrîş âdem idi ve dâ’imâ sulehâ-yı ümmet ile ihtilât ederdi. Bu kerre bu Dervîş Sünnetî ile kâmil beş sâ‘at cân sohbeti edüp ta‘âm geldikde hemân Dervîş Sünnetî Paşa ile musâfaha edüp yerinden bir pertâb edüp kapudan taşra berk-i hâtif gibi çıkup gidince hakîre {paşa} "Bre yetiş bak Evliyâm {Dede} gitmesin" dedikde ardı sıra seğirdüp nâm [u] nişânından ne bevvâblar, ne ehl-i sûk ve ne hakîr bir nişân görmedik. Âhir hakîr paşaya gelüp bu ahvâli dedikde iki yüz altun ve iki Keşmirî şâl verüp "Tiz Evliyâm, ol cânı kande bulursan bizden selâm edüp bunları ver. Lûtf eylesin, her bâr bize gelsin" deyü paşa ricâ edüp akîbince hakîri gönderdi. Bu abd-i kemter ata binüp sarây kapusundan taşra çıkıp "Bre ümmet-i Muhammed, şu eşkâlde bir torlak u parlak u mudallak ışık-ı âşık göndünüz mü?" deyü ona buna su’âl ederken Bayrâm Paşa Sarâyı önünde "İşte Ahûrkapu'ya doğru bir âşık boru çalarak gidiyor" dedikde hakîr at bırağup Ahûrkapu'dan taşra çıkup gördüm ki fi'l-hâl bir kayık ile tâ deryânın vasatında bâdbân-ı cenâhın açup uçarak gitmede. Hemân hakîr dahi beş çifte bir kayığa süvâr olup palpa ribaçsa kürek ve yelken edüp deryâ ortasına vardıkda Dedemin kayıkçılarına makrama saldım. Anlar dahi âheste kürek çekdiklerinde varup mülâkât olup kayığına sürüp azîzin dest-i şerîfin bûs edüp "Paşa oğlunuz selâm eyleyüp şu iki yüz altunu harc-râh eylesin ve bu iki Keşmirî şâlı ridâ eylesin ve gâhîce bize teşrif eylesin, dediler" dedim. Hemân "El-hedâyâ teşterük ve lev kâne müşterek, Hak berekât-ı Halîl versin. Şallar bizim, altunlar kayıkçılar ile sizin" dedikde "Lutf eyle sultânım, cümle sizindir" deyü ibrâm [u] ilhâh edince "Âh işte bu teklîf-i mâlâ-yutakdır" deyü hemân girîbân-ı tennûresinden cilbend-i muhabbetin çıkarup, "Destûr der, sok elin şu ummân-ı kerâmeye" deyü izin verdikde bu hakîr elim cilbend-i muhabbete sokup des-dırâzlık etdim. İçi mâl-â-mâl mümessek ve ıssıcak furûnî altun-ı bundukânî ve la‘l [u] yâkût ve elmas, zümürrüd-i Sudânî ile memlû bir cilbend-i kerâmedir. Hemân aklım gidüp eyitdim "İmdi sultânım, siz a‘lemsiz, bu hakîr size teslîmiz" dediğimde hemân cilbendine al al edüp bu hakîre bir avuç altun verüp cümle seksen yedi sikke-i hasene ve yedi taş yâkût u zümürrüd ve elmas [u] la‘l ve seylân ve pîrûze ve zeberced taşları verüp eydür, "Ey ömrüm Evliyâ, bu altunların her birin birer sene harc eylesen berekât-ı Halîl ile sana kifâyet edüp ömrün oldukça harc eyle" dedikde "Ha benim ömrüm seksen yedi sene ola" deyü hakîre gûnâ-gûn evhâm-ı garîbe vü acîbeler ârız oldu. Ba‘dehû paşanın iki yüz altunundan yüz altun dahi ihsân eyleyüp bâki yüz altunları on nefer kayıkçılarımıza onar onar 176b bezl eyledi. Ve şalın birin külâhı üzre sarup birisin gerdenine bend eyledi. Ve "Paşaya bizden selâm eyle. Biz gayri diyâr-ı Rûm'a kadem basmazız. Fer[d]âsı arz-ı mukaddeseye geçüp Mekke ve Medine câniblerine gitmeğe me’mûruz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a–176b ·
metinde göster ·
Ve ol gün yine Paşa efendimiz bu hakîr ile iki yüz altun ve iki Keşmirî şal ve bir destmâl Vanî Efendi'ye hedâyâ gönderüp altunları kabûl etmeyüp iki aded şâlları alup elli altunun hakîre verüp mâ-bâkîsinden fukarâlarına üçer altun bezl edüp ziyâdesin bir fukarâsıyla mühürleyüp Paşa'ya gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18b ·
metinde göster ·
… an marazları cümle gider ve ba‘zı müsta‘mel altunları bu su ile yıkasan sarı su
altununa
döner ve bir âdemin hâtemi gümüş olsa ol ân altun gibi olup bir haftada reng-i …
(---) hâkinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at ba‘îd bir çemenzâr-ı sahrâ-yı sebzezârda Mihâloğlu binâsı bir kubbe-i âlî ılıcadır kim Rûm ve Arab u Acem'de ve İsfaç ve Nemse ve Çeh u Leh ve Alman diyârında böyle bir nâfi‘ germâb ılıca görmedim. Hattâ benî Âdem girdikde aslâ kîse ve sabuna ihtiyâc olmaz. Vücûd-ı insânı dürr-i beyz-âsâ eder ve beden-i insân eyle nerm ü ter olur kim gûyâ kulak şâhmesi gibi vücûd-ı benî Âdem yumuşak olup ten-dürüst olur. Hâssiyeti ol mertebededir kim cüzâm ve miskin ve Fireng uyuzu âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem anadan doğma olur ve suyundan kırk sabâh aç karnına nûş edenin vücûdunda behak ve baras ve zâti'l-cenb ve hafakan marazları cümle gider ve ba‘zı müsta‘mel altunları bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin hâtemi gümüş olsa ol ân altun gibi olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28b ·
metinde göster ·
… igirmi dörd sâ‘atde me’kûlât [u] meşrûbâtdan bir şey tenâvül etmeyüp illâ kimyâ
altununda
onar dâne nohud kadar habbe altunlar yudup aslâ ekmek su yemezdi. Anıniçün kemâ …
"Azîz-i merhûm kimyâya mâlik olup yigirmi dörd sâ‘atde me’kûlât [u] meşrûbâtdan bir şey tenâvül etmeyüp illâ kimyâ altununda onar dâne nohud kadar habbe altunlar yudup aslâ ekmek su yemezdi. Anıniçün kemâl-i riyâzât ile merhûm olduğıyçün cesed-i şerîfi çürümedi" deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
… şek (---)(---)(---) Ancak bunların zâbitlerine pirinc-pirim derler kim yaldız
altununda
bir bodurca Hacivad külâhlı sûret ibtidâ pirinc-pirim olan keferenin suver-i me …
Kavm-i Bundukanî, ya‘nî milel-i Fireng-i bed-reng-i seng-i pür-ceng-i Venedik vilâyetin keferelerinin târîhlerinde bu kal‘ayı ibtidâ kavm-i Venedik'e pirinc-pirim, ya‘nî ban ve hersek olan Pirinç Pirnik nâm bir keferenin binâsıdır. Bu Venedik cümle milel-i Nasârâ kralları mâbeyninde ne kral ve ne hersek ve ne ban ve ne çarna ve ne çâsâr ve ne iğranduka ve ne irşek (---)(---)(---) Ancak bunların zâbitlerine pirinc-pirim derler kim yaldız altununda bir bodurca Hacivad külâhlı sûret ibtidâ pirinc-pirim olan keferenin suver-i menhûsudur, ammâ başdaki sivri şekilli tâcları kendü zu‘m-ı fâsidlerince Hazret-i İsâ'nın kadem-i şerîfi çorabı ola kim diyâr-ı Kürdistân'da şehr-i Rıkka'da, ya‘nî Urfa şehrinde ellerine girmiş ola ve sahîhdir. İşte bu şibenik kal‘asın evvelki pirinc-pirim binâ etmişdir, ammâ lisân-ı Latin'de şibenik (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144b ·
metinde göster ·
gümüş âvânî eşyâlara gayrı altun beyâz olur. İllâ bu Venedik altunu gâyet ahmer …
Kendülerinin nakl-i sahîhleri üzre muhakkak kimyâdır, zîrâ bir kral-ı dâll-ı bed-fi‘âller eyle altuna mâlik olmamışlardır. Anıniçün diyâr-ı Rûm'da yaldız altunundan gümüş âvânî eşyâlara gayrı altun beyâz olur. İllâ bu Venedik altunu gâyet ahmerü'l-levn mutallâ yaldız olur ve bakıra ve gümüş üzre gâyet imtizâc edüp şa‘şa‘a verir. Hattâ zamân-ı kadîmde Hazret-i Mevlânâ nezerâtı içün kesdikleri altunun çubuğu üzre bir çatal bayraklı kan gibi kırmızı altundur. Anı bir zor-âver yiğit elinde ovalasa hamîr gibi yuvarlayup ezilir. Andan bulunup yaldız etseler anın bir altunu elli altun kadar mutallâ eder. Sultân Ahmed-i Hânî'de ol altunu pederimizde çok gördük, ammâ fî-zamânina vüzerâlarımızda değil bâlâlarda dahi göremeyüp hâlâ penez ile ve onu bir dirhem akçe-i nühâs ile geçiniriz. Hemân Hudâ berekât vere, ammâ gayret-i İslâmîmiz yok mu? Sikke tas[h]îh olup zabt u rabt gerek idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 150a ·
metinde göster ·
çubuğu üzre bir çatal bayraklı kan gibi kırmızı altundur. Anı bir zor-âver yiği …
Kendülerinin nakl-i sahîhleri üzre muhakkak kimyâdır, zîrâ bir kral-ı dâll-ı bed-fi‘âller eyle altuna mâlik olmamışlardır. Anıniçün diyâr-ı Rûm'da yaldız altunundan gümüş âvânî eşyâlara gayrı altun beyâz olur. İllâ bu Venedik altunu gâyet ahmerü'l-levn mutallâ yaldız olur ve bakıra ve gümüş üzre gâyet imtizâc edüp şa‘şa‘a verir. Hattâ zamân-ı kadîmde Hazret-i Mevlânâ nezerâtı içün kesdikleri altunun çubuğu üzre bir çatal bayraklı kan gibi kırmızı altundur. Anı bir zor-âver yiğit elinde ovalasa hamîr gibi yuvarlayup ezilir. Andan bulunup yaldız etseler anın bir altunu elli altun kadar mutallâ eder. Sultân Ahmed-i Hânî'de ol altunu pederimizde çok gördük, ammâ fî-zamânina vüzerâlarımızda değil bâlâlarda dahi göremeyüp hâlâ penez ile ve onu bir dirhem akçe-i nühâs ile geçiniriz. Hemân Hudâ berekât vere, ammâ gayret-i İslâmîmiz yok mu? Sikke tas[h]îh olup zabt u rabt gerek idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 150a ·
metinde göster ·
… lçinin Konya'da yazduğu sâ‘at mahallinde bir yed-i beyzâ ile alınan on bin aded
altunun
ahvâlin nakl etdiklerinde pirinc-pirim dahi müşâvere edüp beher sene Hazret-i M …
Elçileri dahi Konya'da gördükleri altun ahvâlin pirinc-pirimlerine nakl ederler. Ve darbhâne içinde altun işleten mahpûslar dahi elçinin Konya'da yazduğu sâ‘at mahallinde bir yed-i beyzâ ile alınan on bin aded altunun ahvâlin nakl etdiklerinde pirinc-pirim dahi müşâvere edüp beher sene Hazret-i Mevlânâ'ya onar bin aded bayraklı mümessek altunu her sene Konya'da Hazret-i Mevlânâ'ya gönderirlerdi. Anlar dahi, mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 150a ·
metinde göster ·
olan çubuğun sağ tarafındaki uzun tasvîr bu kerâmât-ı Mevlânâ zâhir oldukdan so …
Ya‘nî Venedik'in yaldız altununda olan çubuğun sağ tarafındaki uzun tasvîr bu kerâmât-ı Mevlânâ zâhir oldukdan sonra altunlarına tasvîr etdiler ve çubuğun karşu sağ tarafındaki Hacivad takyeli bodur külâhlı tasvîr pirinc-pirimleri, ya‘nî kırk aded beğlerin başları olan kralları tasvîridir, ammâ pirinc-pirimin başında olan külâh ve tâc değildir. Hazret-i İsâ aleyhi's-selâmın pây-ı şerîfindeki koyun yününden kalçındır, ya‘nî çorabdır kim Rıkka, ya‘nî Urfa şehrinden bir takrîb ile Venedik eline girmişdir. Kırk kefereden biri beğ pirinc-pirim oldukda (ve) bir bednâm günlerinde başına geyüp sonra hıfz ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 150b ·
metinde göster ·
ve gayrı ahvâlâtlarının sıhhat-i haberlerin alup ve şehirlerin murâd [u] merâmı …
Bu altunun ve gayrı ahvâlâtlarının sıhhat-i haberlerin alup ve şehirlerin murâd [u] merâmımız üzre seyr [ü] temâşâ edüp ceneralden paşanın mektûb ve nâme ve paşaya hedâyâ tüfengler ve yigirmi top dîbâ ve yedi pastav elvân saya çuka hedâyâlar alup ve on aded esîrlikden halâs olmuş âdemlere birer at ve birer donluk çukalar alup ceneral bizimle bir sâ‘at bile kendü şâhrâh üzre vedâ[‘]laşdıkda anlar şehr-i İspilet'e avdet edüp bizler yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 150b ·
metinde göster ·
… ş Ungurus altunu var idi. Bu altunları alup ummân-ı kerâmeye torbiçe edüp beşer
altunun
gulâmlarıma verüp küffârların dörd re’s atlarına nazar etdim.
Birer güderi meşin kemerleri var, birinde yetmiş Sivilye talar guruşları var ve kırk aded Ungurus altunu var, birinde on Sivilye guruş ve yüz beş Ungurus altunu var idi. Bu altunları alup ummân-ı kerâmeye torbiçe edüp beşer altunun gulâmlarıma verüp küffârların dörd re’s atlarına nazar etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b ·
metinde göster ·
… arila Son nâm duhter-i pâkîze-ahteri mürde olup bin milyon mâlını ve yüz milyon
altununu
bu deyre vakf edüp hâlâ durur. Ve niçe bunun emsâli milyon mâllar bunda medfûnd …
Ve Ustolni-Belgrad dest-i küffârdan gideli niçe kralları ve niçe irşekleri ve niçe başpapasları bu deyrin mihrâbı önüne ve derûn-ı deyre gömerler, iki tarafı sâfî maşâdlık mezârlığıdır. Ortası tâ mihrâba varınca iki yüz amûd üzre mahzendir kim bunda olan altun hazînesinin hisâbın Hâlık-ı Kevneyn bilir. Guruş hazînesi taşra harem altındadır. Hatta kral-ı selef kızlarından İzarila Son nâm duhter-i pâkîze-ahteri mürde olup bin milyon mâlını ve yüz milyon altununu bu deyre vakf edüp hâlâ durur. Ve niçe bunun emsâli milyon mâllar bunda medfûndur. Anıniçün İsfaç kralı bir dolu kâse şarâb zehr-i nâbı nûş edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
… u Ungurus tibir getirdüp ve cemî‘i bâzergânları her metâ‘ın sikkeli ve sikkesiz
altunun
getirüp tekrâr kal edüp bir gûne zer-u hâlis-i Ungurus altunu keserler kim bir …
Bunların bir darbhânesi vardır kim bir kral ve bir pâdişâh mâlik olmamışdır. İllâ Venedik kralı mâlikdir. Hele Venedik kimyâya mâlikdir, ammâ bu Ungurus tibir getirdüp ve cemî‘i bâzergânları her metâ‘ın sikkeli ve sikkesiz altunun getirüp tekrâr kal edüp bir gûne zer-u hâlis-i Ungurus altunu keserler kim bir kralın altununa benzemez. Hattâ Venedik'in yaldız altununa yan başı gelir gâyet hâlisdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
… p tekrâr kal edüp bir gûne zer-u hâlis-i Ungurus altunu keserler kim bir kralın
altununa
benzemez. Hattâ Venedik'in yaldız altununa yan başı gelir gâyet hâlisdir.
Bunların bir darbhânesi vardır kim bir kral ve bir pâdişâh mâlik olmamışdır. İllâ Venedik kralı mâlikdir. Hele Venedik kimyâya mâlikdir, ammâ bu Ungurus tibir getirdüp ve cemî‘i bâzergânları her metâ‘ın sikkeli ve sikkesiz altunun getirüp tekrâr kal edüp bir gûne zer-u hâlis-i Ungurus altunu keserler kim bir kralın altununa benzemez. Hattâ Venedik'in yaldız altununa yan başı gelir gâyet hâlisdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
… gurus altunu keserler kim bir kralın altununa benzemez. Hattâ Venedik'in yaldız
altununa
yan başı gelir gâyet hâlisdir.
Bunların bir darbhânesi vardır kim bir kral ve bir pâdişâh mâlik olmamışdır. İllâ Venedik kralı mâlikdir. Hele Venedik kimyâya mâlikdir, ammâ bu Ungurus tibir getirdüp ve cemî‘i bâzergânları her metâ‘ın sikkeli ve sikkesiz altunun getirüp tekrâr kal edüp bir gûne zer-u hâlis-i Ungurus altunu keserler kim bir kralın altununa benzemez. Hattâ Venedik'in yaldız altununa yan başı gelir gâyet hâlisdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
… yıtbay Mısır sultânı iken hemşîresi Ka‘be-i şerîfe geldikde Mekke şerîfi üç bin
altunun
almayınca ziyâret ve tavâf etmeye izin vermezler.
Cümle a‘yân-ı Mekke Y 312b küheylân kısraklar üzre ellerinde cıdaları ile cümlesi beyâz sâdeler ve sûzenî libâs-ı fâhireler ile melbûs bir alay çelebileri, ammâ ser-i sa‘âdetlerinde yeşil destârları yokdur. Meğer Sultân Kayıtbay'ın la‘neti imiş. Sebeb-i aslı oldur kim: Sultân Kayıtbay Mısır sultânı iken hemşîresi Ka‘be-i şerîfe geldikde Mekke şerîfi üç bin altunun almayınca ziyâret ve tavâf etmeye izin vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y312a–Y312b ·
metinde göster ·
… ıl olur, ol turâbı âteşde yaksalar altun çıkar. Ammâ odun kaht olduğundan çıkan
altunun
harcı hâsılından mahsûl olmaz. Hâkim Bi-emrillâh halîfe iken yedi sene çıkardup …
Mısır'ın cânib-i kıblesine iki sâ‘at ba‘îd cebel-i Cûşî ardında Ayn-ı Mûsâ dağlarına cebel-i Becâmîm derler, anda bir kızıl reng kireç toprağı hâsıl olur, ol turâbı âteşde yaksalar altun çıkar. Ammâ odun kaht olduğundan çıkan altunun harcı hâsılından mahsûl olmaz. Hâkim Bi-emrillâh halîfe iken yedi sene çıkardup ba‘dehu mesdûd etmiş, hâlâ âsârları zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231b ·
metinde göster ·
… kinde hâsıl olur, gâsûl otu derler bir otluğun külüdür. Bunu tîzâb suyuna çeküp
altunun
çıkarırız, ba‘dehu kal ederiz, gâyet latîf ü nerm su altunu olur" deyü cevâb et …
"Mısır diyârında Buhayre hâkinde hâsıl olur, gâsûl otu derler bir otluğun külüdür. Bunu tîzâb suyuna çeküp altunun çıkarırız, ba‘dehu kal ederiz, gâyet latîf ü nerm su altunu olur" deyü cevâb etdi. Hakkâ ki altun Y 313a gibi sakîl gubârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y312b–Y313a ·
metinde göster ·