169 soŋ ḳaldı olarda kiḍin yawuz ḫalf miras aldılar bitigni
alurlar
bu yaḳınrak neŋin ayurlar: munu yarlıḳanur-miz. eger kelse olarḳa ᶜaraz anıŋ me …
169 soŋ ḳaldı olarda kiḍin yawuz ḫalf miras aldılar bitigni alurlar bu yaḳınrak neŋin ayurlar: munu yarlıḳanur-miz. eger kelse olarḳa ᶜaraz anıŋ meŋizlig alurlar anı alınmadı mu olar üze bitig bütünlüki aymaġu--ları üze meger haḳnı oḳıdılar ol kim anıŋ içinde soŋ saray yėgrek anlarḳa kim saḳnurlar ap uḳmazlar mu
anı alınmadı mu olar üze bitig bütünlüki aymaġu--ları üze meger haḳnı oḳıdılar …
169 soŋ ḳaldı olarda kiḍin yawuz ḫalf miras aldılar bitigni alurlar bu yaḳınrak neŋin ayurlar: munu yarlıḳanur-miz. eger kelse olarḳa ᶜaraz anıŋ meŋizlig alurlar anı alınmadı mu olar üze bitig bütünlüki aymaġu--ları üze meger haḳnı oḳıdılar ol kim anıŋ içinde soŋ saray yėgrek anlarḳa kim saḳnurlar ap uḳmazlar mu
… dârı ve yüz mikdârı neferâtları vardır. Vazîfe-i mu‘ayyenelerin Mardin beğinden
alurlar
. Kifâyet mikdârı cebehânesi ve hurde topları vardır.
Derûn-ı kal‘ada ancak üç yüz müfîd u muhtasar türâb ile mestûr bâğlı u bâğçeli hânecikleri vardır kim ahâlîsi cümle Ekrâd u Urbândır. Ve hâlâ Diyârbekir eyâletinde sancak beği hükmündedir. Beğinin hâssı (---) akçedir. Timârı (---) ve zu‘amâsı (---) ve alâybeği ve çeribaşısı vardır. Hîn-i gazâda cümle altı yüz asker olur. Hâlâ beği Urbân tarafından mîr-i şedîddir. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Dizdârı ve yüz mikdârı neferâtları vardır. Vazîfe-i mu‘ayyenelerin Mardin beğinden alurlar. Kifâyet mikdârı cebehânesi ve hurde topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213b ·
metinde göster ·
Bu cisr-i bî-hemetânın Hazzo tarafındaki hânda Hazzo beği âdemleri ubûr eden tüccârdan bâc alurlar. Mefârikîn tarafındaki hânda (---) beği âdemleri bâc alırlar, ammâ bu hân dediğimiz binâdan taşralarda bir âsâr-ı binâ yokdur. Cümle cisrin iki tarafı altında hân-ı azîmlerdir. Gerçi eyâlet-i Erzurûm'da 220a Hasan kal‘ası sahrâsında nehr-i Araz üzre Sultân Çoban cisri dahi bir azîm muvassatdır ammâ bu cisr-i Batmân'a mânend değildir. Hatta Bursa şehri içre cebel-i Ruhbân'dan gelen nehr-i Irgandı üzre cisr-i Irgandı'yı bu Batmân cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i Batmân kehkeşân-âsâ semâya kad çeküp zirve-i evce kemend-i bî-mânend atmışdır. Hakkâ ki üstâd-ı mühendis var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu cisrde tasarruflar etmişdir kim atlas-ı gerdûnda eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Zîr u bâlâsından zirve-i a‘lâsına varınca Diyârbekir kal‘ası taşından taş döşenmişdir kim çakmak taşı anın yanında rahmetdir. Yedi yüz seneden berü bu cisr üzre bu kaldırım asla fenâ bulmayup gûyâ bennâ elinden henüz çıkmışdır. Bu hakîr at ile ubûr etmeğe havf edüp piyâdece ubûr edüp selâmetle karşu tarafa vâsıl olduk. Hülâsa-i kelâm bu cisrin midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Cenâb-ı Kayyûm ınkırâzu'd-deverân metîn ü müstahkem eyleye, âmîn ve yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b–220a ·
metinde göster ·
… bâz-ı bâzân bu meydân-ı muhabbetde arz-ı ma‘rifetler edüp hândan ihsân u in‘âm
alurlar
.
Cümle dörd kapusu vardır. Biri cânib-i şarka Değirmân deresine nüzûl edüp şehre gider yokuş aşağı sarp kayadır. Biri cânib-i garba Kefindir kapusu, biri cânib-i garba Dağ kapusu ve biri cânib-i şimâle harem tarafında Taklaban mahallesi deresine mekşûf kapulardır. Bu taşra sarâyın ta vasatında bir meydân-ı azîm vardır kim bir habbe-i fûl kadar hacer yokdur, serâpâ sâ‘at rimâli döşenmişdir kim cümle cündîler bu meydânda silâhşörlük edüp icrâ-yı silâh ederler ve cemî‘i sûrahbâz u hokkabâz ve âteşbâz u zorbâz ve gürzbâz ü şîşebâz ve kadehbâz u kûzebâz ve humbarabâz u kumarbâz ve perendebâz u şebbâz ve kuklabâz u tasbâz ve resenbâz u meymunbâz ve ayubâz u hımârbâz ve kelbbâz u keçibâz ve darbbâz u matrakbâz (---)(---)(---)(---)(---) u şemşîrbâz ve küştegirân-ı pehlivân ve'l-hâsıl cümle bâz-ı bâzân bu meydân-ı muhabbetde arz-ı ma‘rifetler edüp hândan ihsân u in‘âm alurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b ·
metinde göster ·
… rgâhından izin olmayınca bir kral taht-nişîn olamaz. Elbette bir tarîk ile izin
alurlar
.
Niçe devletden devlete intikâl edüp bir zamân 91b kral-ı Alaman ve bir zamân kral-ı Erdel-i erzel ve bir zamân Kurs Macarı ve bir zamân Orta Macar destinde yedi yüz sene durup ba‘dehu Ungurus kralı olan Lagoş Kral mâlik olup millet-i Nasârâ-yı Nemse'nin bilâ-teşbîh müftîleri olan irşek nâm papas ki irim papadan bir tabaka aşağıdır, irim papadan âlî mertebe İslâmbol bıtrikidir kim cemî‘i millet-i Mesîhiyye keferelerinin kralları ve banlarına Kostantinopol patirgâhının hükmü nâfizdir. Hattâ İslâmbol patirgâhından izin olmayınca bir kral taht-nişîn olamaz. Elbette bir tarîk ile izin alurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a–91b ·
metinde göster ·
… echeyn kâr ederler. Ve âyende vü revendeden bu demir kapu dibindeki kullede bâc
alurlar
. Ve hâna girince yük yıkmadan mâhazar tahte'l-kahve gelüp leyle-i cum‘a ise pil …
Ve bu hândan taşra varoş nev-binâ üç yüz seksen toprak örtülü hânelerdir. Ve cisirden hâna girecek mahal cânibinde yigirmi kâ[r]gîr dükkândır ve dîdebânlardır kim vecheyn kâr ederler. Ve âyende vü revendeden bu demir kapu dibindeki kullede bâc alurlar. Ve hâna girince yük yıkmadan mâhazar tahte'l-kahve gelüp leyle-i cum‘a ise pilâv zerde ve yahnî gelir. Ammâ şa‘îr kendü mâlları ile hâncılardan alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y157a ·
metinde göster ·
… eden ihtiyâr cüvân-ı bî-karâr bilâ-vâsıta kuc kucağ olup sîne ber-sîne olup kâm
alurlar
. Ve her bâr ûd [u] amber râyihasından gâsillerin demâğı mu‘attar olur.
Ve bu hammâmın tâ vasatında aşren fe-aşr bir havz-ı azîmi var. Mevsim-i erguvânda ve vakt-i verd-i handânda bir kaç şele berk-i gülü âb-ı havz (---) edüp havz içre neheng-i bahr-i ma‘ânî-vâr şinâver gavvâsân-ı âşıkân mahbûb-ı cüvânânın sîm-i hâm-vâr endâmına berk-i gül-i hamrâ yapışup gûyâ havz-ı Kevser'den bir perî zâhir olup cümle uşşâk Subhâne'l-Hallâk deyü vâlih [ü] şeydâ olurlar. Ve bu havz içre mâhî-vâr şinâverlik eden ihtiyâr cüvân-ı bî-karâr bilâ-vâsıta kuc kucağ olup sîne ber-sîne olup kâm alurlar. Ve her bâr ûd [u] amber râyihasından gâsillerin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y246a ·
metinde göster ·
… ı olur. Ve Cenâb-ı Bârî (---)(---)(---) iki ayda bir buğday hâsıl olup mahsûl
alurlar
. Ahâlî-i vilâyet Hazret-i Hûd'un mu‘cizesidir derler. Ve bir latîf (---)(---) …
Ve bu şehir içre bir âb-ı hayât-ı cânfezâ cereyân eder kim cümle huccâc nûş edüp tâze cân buldular. Bu ayn şehrin cümle bâğ [u] bâğistân [ve] gülistânının tûlu bir sâ‘atlik yerdir. Âdem kellesi kadar ekşi ve lezîz limonu ve turuncu ve kebbâtı olur. Ve Cenâb-ı Bârî (---)(---)(---) iki ayda bir buğday hâsıl olup mahsûl alurlar. Ahâlî-i vilâyet Hazret-i Hûd'un mu‘cizesidir derler. Ve bir latîf (---)(---)(---) muhtasarı yokdur. Lâkin cümle ahâlî-i beledin pîr ü cüvânı ve pençe-i âfitâbesi merâlî ve gazâlî Yed-i Kudret ile mükehhal gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü sittîleri meydân-ı mahabbete çıkup yetmiş bin nâz [u] cünbüş ile kâlâ-yı metâ‘ların bey‘-i Q 113b men-yezîd edüp huccâcı ganîmet ederler. Ve cümlesi siyâh izâr bürünürler. Bu bâzâr içre altun ve maksûs paradan gayri bir şey râyic değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y272b ·
metinde göster ·
… in yerinde yeniçeri çorbacıları âyende vü revende metâ‘ sâhiblerinden bâc hakkı
alurlar
, azîm zulüm hânedir. Hudâ ref‘ ede. Bir fukarâ mâlının nısfın vermeğile halâs o …
Bu tekyenin yerinde yeniçeri çorbacıları âyende vü revende metâ‘ sâhiblerinden bâc hakkı alurlar, azîm zulüm hânedir. Hudâ ref‘ ede. Bir fukarâ mâlının nısfın vermeğile halâs olmaz. İbtidâ Fir‘avn'ın bâc alduğı mahal bu Eski Mısır'dadır. Kıbtîler bu mahalden ubûr etdükçe âdâb-ı sernigûn edüp geçerler, meşhûr-ı âfâk yerdir. Fir‘avn-ı la‘înin seyyi’esidir kim bu zulüm hâlâ cihângîr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y142b ·
metinde göster ·
… hutebâsı ve meşâyihânı cümle sekiz yüz âdem evkâf-ı Bedevî'den vazîfe ve cirâye
alurlar
. Ve imâretinde yevmiyye üç erdeb buğday ve bir erdeb mercimek ve bir sığır ve b …
Ve Bedevî câmi‘inin bir imâreti var, âyende ve revendeye ve cümle fukarâya merreteyn buğday ve mercimek şorbası ve birer nân pâresi mebzûldür. Câmi‘in e’imme ve hutebâsı ve meşâyihânı cümle sekiz yüz âdem evkâf-ı Bedevî'den vazîfe ve cirâye alurlar. Ve imâretinde yevmiyye üç erdeb buğday ve bir erdeb mercimek ve bir sığır ve beş koyun tabh olup mevlûd günleri fukarâya bezl olunur. Ammâ sâ’ir zamânda kifâyet mikdârı tabh olup sofra-i bî-imtinânı fukarâ ve mesâkîn ve zu‘afâya mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288a ·
metinde göster ·
… ar. Ve aşkıyâlar içerden "Yâ Bedevî, yâ Bedevî" deyü taşradaki askeri istihzâya
alurlar
. Tecrîde halkı dahi var kuvveti bâzûya getürüp dilîrâne ol kadar ceng edüp aslâ …
Akîblerince asker-i Mısır yetişüp Seyyid Ahmed el-Bedevî kasabasın muhâsara edüp bir gün bir gece kal‘a-misâl âsitânede mutahassın olup câmi‘in minârelerine Y 288b çıkup asâkir-i Mısır'a kurşum urdular. Ve aşkıyâlar içerden "Yâ Bedevî, yâ Bedevî" deyü taşradaki askeri istihzâya alurlar. Tecrîde halkı dahi var kuvveti bâzûya getürüp dilîrâne ol kadar ceng edüp aslâ şakîlere göz açdırmayup kasabanın her tarafından hücûmlar eylediler. Bir fırka asker havfe düşdüler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288a–Y288b ·
metinde göster ·
… n rey edüp bu şehr-i Bilbeys'i rey edüp Bilbeys'e gemiler gelüp zahîre ve metâ‘
alurlar
.
Suları kuyulardır, ammâ âb-ı hayâtdır. Ve bu şehir Nîl'den iki merhale yer ba‘îd çöldedir. Ammâ kaçan Nîl tuğyân etse Mısır'da Nîl kesimi olduğu mahalde Ebü'l-meccâne nâm cisr dibinden Nîl kesimi olur, ol cisrin altından cereyân eden Nîl cümle Kalyûb vilâyetin rey edüp andan Şarkıyye vilâyetin rey edüp bu şehr-i Bilbeys'i rey edüp Bilbeys'e gemiler gelüp zahîre ve metâ‘ alurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… -mecâl kalan cemâl u hussânları ve bagal u hımârları cümle bu şehir halkı varup
alurlar
, besleyüp yine huccâca satarlar. Ve fetâları dâ’imâ rehzenlik edüp âdem katl ed …
Ve bu şehrin halkı gâyet ankâlardır. Zîrâ âyende vü revendeye niçe kerre yüz bin deve yükü su satarlar. Zîrâ bu şehirden kasaba-i Ümmü'l-Hasan çölünde altı konak yerde lezîz su yokdur. Sahrâ-yı Tîh'in nihâyeti bir rimâlistân ve çöl çölistân ve berr ü beyâbân bî-emân yerdir. Bu Sâlihiyye'den sular ve kirâ ile develeri yükü ile dutup azm-i râh olunur. Anıniçün bu kavm ankâdır. Ve Ümmü'l-Hasan çölünde bî-tâb u bî-mecâl kalan cemâl u hussânları ve bagal u hımârları cümle bu şehir halkı varup alurlar, besleyüp yine huccâca satarlar. Ve fetâları dâ’imâ rehzenlik edüp âdem katl ederler bir alay kuttâ‘u't-tarîk âsîlerdir. Ammâ Cenâb-ı Bârî dahi her Mûsâ'ya bir Fir‘avn ve her Fir‘avna bir Mûsâ halk etdüği gibi bu kavme dahi Cenâb-ı İzzet çöl Urbânın Mûsâ gibi bu fir‘avnîlere musallat etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·