… şöhret bulmamışlardır. Hemân kelâm-ı Hazret-i Alî ve kelâm-ı düvâzde imâmân ile
amel ederler
. Hatta "kâle Hazret-i Alî sallallahu Te‘âlâ aleyhi ve sellem" deyü kelâm-ı Alî …
Der-sitâyiş-i dârü'l-hadîs: Cümle yedi yerde dârü'l-hâdîs-i Nebevî vardır. Lâkin ulemâları ilm-i hadîs ile şöhret bulmamışlardır. Hemân kelâm-ı Hazret-i Alî ve kelâm-ı düvâzde imâmân ile amel ederler. Hatta "kâle Hazret-i Alî sallallahu Te‘âlâ aleyhi ve sellem" deyü kelâm-ı Alî tilâvet ederler. Belî hadîs-i sahîh dahi nakl ederler ammâ kelâm-ı Alî makbûldür. Niçe bin hadîs-i Murtazâ kitâbları vardır. (---)(---)(---)(---)(---)299b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a–299b ·
metinde göster ·
… hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz ile
amel ederler
, başka bir ilimdir" buyurdular.
Ammâ paşa ile bu ikisi bir gûne tekellüme başladılar. Hudâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâdır ol kelâm-ı dürer-bârlarından bir hurûf ve bir kelâm anlayamayup mebhût [u] mütehayyir kaldım. Anlar bir gûne sürûr [u] şâdımânda olup kâh el-hamdülillah ve kâh eş-şükrülillah ve kâh hâzâ min fazlı Rabbî dediklerin anlardım. Bu hâl üzre esnâ-yı kelâmda yine sadede gelüp Dervîş Sünnetî eydür "Bu âyet-i şerîfi size gönderdiklerinde ma‘nâ-yı sübhân üzre Melek Dede'ye beşâret eyle kim Şeyhü'l-kurrâ Sûsî hazretleri takrîb-i kırâ’atları üzre Arapça âyetinde hâzâ ile ebşer mâbeyninde olan elifi vasl edüp mâ hâzâ ile ibşirâ okurlar. Ve mâ hâzâ mâ sî mâin (---)(---) dir, ya‘nî ibşir değildir, mün‘adimdir. Arapça ya‘nî yine sen sâbit-kadem olup hayâtda melek-i sâhib-i keremsin işâreti vardır" dedi. Ve yine "Hâşâ ki müfessirîn kavli üzre bu âyet-i şerîfin ma‘nâsı böyle olup siz Melek ve İpşir ola, hâşâ sümme hâşâ ehl-i şer‘ bu tefsîre râzî değillerdir, ancak meşâyihân-ı bâtınân, ulûm-ı Arabiyye ve acîbeye mâlikân rümûz [u] künûz sâhibleri ve ilm-i ledünde cifr-i câmi‘ mâlikleri hurûf-ı Alî'den ve kelâm-ı Muhyiddîn'den böyle istihrâc edüp tesellî haberi gönderdiler" dedikde paşa eyitdi "Ben bu âyet-i şerîfden safâ-yı hâtır buldum. Bu bilinmez bir rumûz-i ehl-i dildir. Kur’ân-ı azîmin ve Furkân-ı mecîdin her elfâz-ı dürerbâr kelimesinde ve her hurûf-ı hâldârında ilm-i Alî üzre niçe kerre rümûzât-i İlâhiyyeler var kim anın ehli olan bilüp her hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz ile amel ederler, başka bir ilimdir" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a ·
metinde göster ·
… [ü] harekât [u] sekenâtından ne mâhiyyet ve keyfiyyetde olduğın bilüp ana göre
amel ederler
.
Ammâ netîce-i kelâm elçi paşalara cümleden elzem-i levâzımından olan bu diyârda sahî ve sâhib-i kerem ve halûk ve havsalalı olup ırz-ı pâdişâhı ve gayret-i dîn-i mübîni gözedir âdem gerekdir. El-ıyâzan billâh eğer elçi bir hasîs ve le’îm ü denî ve lecûc ve fâsık u sefîh âdem olursa aslâ rağbet ü izzet etmeyüp aslâ sözüne amel ü i‘tibâr etmeyüp maymûn gibi oynadırlar, zîrâ bu diyârın küffârı eyle nakkâş ve fassâl ve zemmâm ü nemmâm ü dahhâldirler kim bir âdemin reviş-i cünbüş [ü] harekât [u] sekenâtından ne mâhiyyet ve keyfiyyetde olduğın bilüp ana göre amel ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
… [u] şirâ ederler. Ammâ düğünleri cem‘iyyetine aşk olsun. Zîrâ bu hadîs-i şerîfe
amel ederler
, hadîs:
Ve üç aylar olunca vâlî tarafından dellâllar nidâ edüp tâ sabâha dek kahvehâneler ve civârında olan me’kûlât [u] meşrûbâtcı dekâkînleri cümle meftûh olup sabâha dek Y 245b bey‘ [u] şirâ ederler. Ammâ düğünleri cem‘iyyetine aşk olsun. Zîrâ bu hadîs-i şerîfe amel ederler, hadîs:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245a–Y245b ·
metinde göster ·
… temâşâdır. Ve hâlâ Mısır'da ilm-i kâfa mukayyed olan kimesneler bu gâsûl otiyle
amel ederler
.
Hâssa-i hâmis: Bu gâsûl nebâtâtı henüz ahzar-gûn iken İskenderiyye'den Frengler gelüp cem‘ edüp Frengistân'da sâ‘atçilere ve kuyumculara bey‘ ederler, anlar dahi cüz’î altun yaldızı râyihası olan âvânî makûlesi eşyâları kurşum yâhûd bakır şeb-küleh(?) ta‘bîr ederler kuyumcular ve sâ‘atcilere mahsûs tâs gibi bir eşyâdır, anda altunlu âvânî[yi] bu gâsûl otiyle ve kükürd ile mezkûr şeb-külehlerde kaynadup eyle mutallâ altun olur kim gûyâ kırkar ellişer altun sürülmüş mertebesinde altun yaldızlı olur. Hâlâ Alman diyârında inşâ olunan yaldızlı sâ‘atler bu gâsûl ve kükürd ile yaldızlanır, garîb temâşâdır. Ve hâlâ Mısır'da ilm-i kâfa mukayyed olan kimesneler bu gâsûl otiyle amel ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y313a ·
metinde göster ·
… cerî midir ve ebleh midir veyâ hâki[m] midir? Bu dîvânda haberdâr olup ana göre
amel ederler
. Ba‘de'd-dîvân summât-ı Halîlü'r-rahmân tenâvül olunup alay ile gelen Mısır ask …
Andan kalkup ibtidâ alay-ı azîm ile kasaba-i Sâlihiyye'ye P 350a dâhil olunca otağı önünde yüz koyun kurbân olunup du‘â ve senâ ile azîm vezni üzre bir dîvân-ı Âsaf-ı Berhıyâ oldu kim cümle a‘yân-ı Mısır evzâ‘ [u] etvâr-ı paşaya vâkıf oldular. Zîrâ Mısır'ın cemî‘i ârifân-ı nüktedân-ı zamîr-şinâsı bu Sâlihiyye'ye gelüp paşa ne tabî‘atdedir, cerî midir ve ebleh midir veyâ hâki[m] midir? Bu dîvânda haberdâr olup ana göre amel ederler. Ba‘de'd-dîvân summât-ı Halîlü'r-rahmân tenâvül olunup alay ile gelen Mısır askerine hâliyeleri üzre bahşîşleri ihsân olunup herkes haymelerine varup hedâyâların paşaya arz etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·