… tmiş mihrâb, kırkı minâreli câmi‘ler ve hân ve hammâmı ve esvâkları vefret üzre
ammâ henüz
dahi imâr olmadadır. Ve hevâsının letâfet cihetinden vech-i hüsnlü mahbûb u mah …
Evsâf-ı şehr-i Azîm Karabâğlar: Bu şehri ibtidâ Menûçehr binâ etmişdir. Şehr-i atîkdir kim hâlâ Nahşıvân hâkinde başka sultânlıkdır. Zamân-ı kadîmde azîm imaristân imiş. {Sene 1012 Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında dest-i Osmânlıda iken Acem zafer buldu} Sene 1045 târîhinde Fâtih-i Revân Murâd Hân-ı zamân ba‘de'l-feth-i Revân bu şehre gelüp meks etdikde kadîm-i eyyâmda İreme zâtü'l-‘imâd misilli ma‘mûr olan şehri asker-i deryâ-misâline fermân edüp ân-ı vâhidde harâb u yebâb ve der-i dîvârların türâb, halkının ciğerin kebâb edüp hâlâ âsâr-ı inhidâmları zâhir u bâhirdir. Tîmur Hân bu Karabâğlar'da kışlayup refâhiyyet üzre geçinmişlerdir. Tâ bu mertebe ma‘mûr [u] âbâdân sahrâ-yı bî-pâyândır. Ve üç kerre Süleymân Hân ve niçe kerre serdârlar asâkîr-i bî-pâyânlar ile beşer altışar ay meks edüp ganîmet üzre geçinmişlerdir. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘in harâb etdüğünden beri yine imâr olmadadır. Ammâ güneşde zerre ve deryâda katre-misâl imâr olmamışdır. Huddâmlarımız kırk minâre addetmişlerdir. Hamd-i Hudâ bu şehrin âb [u] hevâsı letâfetinden tabî‘atımız hoş olup esb-süvâr ba‘zı refîkler ile şehri sehl temâşâ etdik. Mihmândârımız takrîri üzre on bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli hâneler ve yetmiş mihrâb, kırkı minâreli câmi‘ler ve hân ve hammâmı ve esvâkları vefret üzre ammâ henüz dahi imâr olmadadır. Ve hevâsının letâfet cihetinden vech-i hüsnlü mahbûb u mahbûbelerine râst gelirdik. Ve me’kûlât ü meşrûbâtının [ve] memdûhât-ı müsmirrâtının kesreti bir diyârda yokdur. Kara Bâğlar desek vechi vardır. Elçi ile bir bâğda teferrüc ederken Yezdan Kulu nâm bir bâğbân yigirmi altı gûne emrûd-ı âbdâr getirdi. Meleçe ve Abbâsî ve Ürdibâri demek ile ma‘rûf ve memdûh emrûd-ı hoş-horları olur kim tenâvül edenin üzerine elbette âb-ı zülâli cüllâb-ı katr-ı nebât gibi cereyân eder. Gâyet lezîz emrûdları ve la‘lgûn gülnârları olur. Ve esvâk-ı şâhîsinde pâk u pâkîze işbâzlarında gûnâ-gûn Revân pirinci pilâvları ve herîsesi güyâ sıfr gibi leziz ve râyiha-i tayyibesi vardır. Ve işbâzları gâyet pâkdir. Zîrâ cümlesi müslimdir. Bu Acem diyârında cümle me’kûlât [ü] meşrûbât füruht edicilerde aslâ Ermeni ve Urum yokdur. Aslında Urum keferesi aslâ ve kat‘â yokdur. Meğer ticâret ile gelüp gide. Ammâ Yahûdî ve Şi‘î ve Teberrâ‘î ve Kurâyî çokdur. Ve melâhide ve zenâdıka ve Ca‘ferî ve Cebrî ve Kaderî ve Hurûfî ve Zemînî (---)(---)(---)(---) Bu mezheb-i bâtıllı furak-ı dâlle gâyet çokdur. Bu Karabâğ'ı seyr [u] temâşâ edüp yine cânib-i kıbleye 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
… kelesinde yigirmi pâre gemi âmâde idi, ihtimâldir sefer ol tarafa ola derlerdi,
ammâ henüz
kimesne seferin asl [u] fer‘in bilmezdi" deyü çaşıt cevâb etdikde,
Hemân çaşıt eyitdi: "Vallahi hânım, Evliyâ aka danışık itdiği kimi, Van iskelesinde yigirmi pâre gemi âmâde idi, ihtimâldir sefer ol tarafa ola derlerdi, ammâ henüz kimesne seferin asl [u] fer‘in bilmezdi" deyü çaşıt cevâb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
… gün ol gece kal‘adan sekiz yüz balyemez topları asker-i İslâm üzre endâht idi,
ammâ henüz
dahi asâkir-i İslâm'dan top u tüfeng atılmayup ancak çerâhorân silihdârân ve er …
Zîrâ sene 1007 târîhinde fâtih-i Egre olan Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis ibn Sultân Murâd Hân vüzerâlarından Satırcı Mehemmed Paşa bu kal‘a-i Vârat'ı muhâsara etdikde cümle asâkir-i İslâm meterise girmeyüp Vârat'ın yedi aded varoşları içre cümle guzât meks edüp evlerden âlât-ı mülâhaza kal‘ayı üç aded topçuklar ile döğüp kurşum urup otururlar imiş. Kırkıncı gün kış kıyâmet ve tûfân ve boran olup herkes evlerinin meterislerinden çıkup Satırcı Mehemmed Paşa üzre gulû edüp bî-feth ve bî-meserret cümle asker-i İslâm Belgrad'a geldiklerin serdârımız Alî Paşa-yı âkıbet-endîş Satırcı Paşa'nın ahvâl-i pür-melâlin tevârîhlerde görüp "Eyle olmasın" deyü kal‘a-i Vârat'ın cümle varoşların âteşe urup ıhrâk bi'n-nâr oldukda kal‘a-i Vârat meydân-ı arbedede sögele kaldıkda hemân derûn-ı hisârda mahsûr olan küffârın dahi derûnlarına taşra varoşun ateşleri te’sîr edüp derûn-ı dilden cenge âhenk etmeğe cidd ü ihtimâm edüp ol gün ol gece kal‘adan sekiz yüz balyemez topları asker-i İslâm üzre endâht idi, ammâ henüz dahi asâkir-i İslâm'dan top u tüfeng atılmayup ancak çerâhorân silihdârân ve erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr meterisler ve sıçan yolları kazarak ileri gidüp toplara çitler ve siperler urup çul ve tobralar ve gayrı tedârikler görmede idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123a ·
metinde göster ·
atlarımız deşmeden kendülerin pâre pâre ediyorlar. Anı gördük bir ânda dağlar i …
"Âya bu ne ola" deyü cümle hâzır-bâş oldular ve cümle atlar bir yerden süheyl-i azîm urdular, niçeleri pây-bend ve kösdeklerin kırdılar. Bi'z-zarûrî cümle guzât bilâ-rikâb atlarına süvâr olup âmâde durdular, ammâ bizden ileri ince karavullarımızın bu atlar hareketlerinden haberleri olmayup hâb-âlûd gâfil yatırlarmış. Derhâl anlara birkaç yiğit gönderdik. Niçesi karavul bekler, niçesi Ashâb-ı Kehf vâkı‘asın gözler. Hele bunlar cümle hâbdan bîdâr olup pür-silâh esb-i tâzîlerine bilâ-rikâb süvâr olup tarfetü'l-ayn içre yanımıza geldiler, ammâ henüz atlarımız deşmeden kendülerin pâre pâre ediyorlar. Anı gördük bir ânda dağlar içre küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr Macar-ı füccârın erganon ve torompete ve luturyanî borularının ve nâkûs-ı kebirgeleri ve tabıllarının sadâları istimâ‘ olunup vakt-i Şâfi‘î ki oldu, haçlı peykerleri ayân u beyân olunca anlar dahi bizleri görüp at başın çeküp durdular, ammâ bizim atlar kudurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20a ·
metinde göster ·
kal‘aya ciğerdelen yapmışlar, zîrâ bir düşman gelse bu kullelere der-ceng-i evv …
Bir dereli ve depeli ve havâle yere vâkı‘ olmuş bir kal‘a-i azîmdir, lâkin havâlesi yıldız rûzgârı cânibinde muhâlif yere vâkı‘ olmağile ihtiyâten ol mahalle iki aded kal‘a-misâl metîn tabya-i hasînler inşâ edüp kal‘ayı havâleden halâs olmuş zann ederler, ammâ henüz kal‘aya ciğerdelen yapmışlar, zîrâ bir düşman gelse bu kullelere der-ceng-i evvel sarılup ba‘de'l-feth kal‘ada kaz ve tavuk girmez olur. Ve havâleleri dahi çok kayalı püşteler vardır. Gûyâ hemân Venedik'in Hersek vilâyetinde kal‘a-i Nova'mız kurbunda Kotur kal‘ası gibi bu Praşo da eyle havâleli kal‘a-i sefîldir, ammâ şin kal‘ası kadar vâsi‘ değildir, ammâ şeddâdî binâ rıhtım-ı husûn-ı metînedir ve mu‘azzam tabyaları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28a ·
metinde göster ·
… neleri var, ammâ gâyet daracıkdır. Süleymân Hân'ın bir câmi‘i var. Hammâmı yok,
ammâ henüz
Gürcî Mehemmed Paşa bir nev binâ bir hân-ı ra‘nâ etmeğe mübâşeret etdi. Ve hân …
Derûn-ı hisârda yüz mikdârı tahta örtülü neferât hâneleri var, ammâ gâyet daracıkdır. Süleymân Hân'ın bir câmi‘i var. Hammâmı yok, ammâ henüz Gürcî Mehemmed Paşa bir nev binâ bir hân-ı ra‘nâ etmeğe mübâşeret etdi. Ve hân kurbunda beş aded dükkânı var. Dizdârı ve Üstürgon kazâsı nâ’ibi ve cümle iki yüz aded gâzî kal‘a neferâtları var. Budin ile kal‘a-i Üstürgon mâbeyninde bu kal‘a bir cây-ı amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… r ile suları yıldırdığımız gibi nehr-i azîm Tuna'yı yıldırmağa hâzır-bâş oldum,
ammâ henüz
gerüden küffârın dahi büyük alayları gelmedi.
Çünki hakîr bu hâl-i ahvâl-i pür-melâli gördüm, hemân çadırıma gelmeyüp yanımda ne hidmetkâr ve ne refîk-i ber-karâr var, cümle cân bâzârına düşmüş bir alay inhizâmdan firâr etmiş âdemler ile Tuna kenârına gelüp hemân atdan enüp atın zîr-i zeber tengin berk edüp atımın yelesini halka gibi düğümleyüp yine atıma süvâr olup Tatar ile suları yıldırdığımız gibi nehr-i azîm Tuna'yı yıldırmağa hâzır-bâş oldum, ammâ henüz gerüden küffârın dahi büyük alayları gelmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a ·
metinde göster ·
… erd köçeklerine döndüler, ammâ küffâr kırmadan dahi bî-tâb u bî-mecâl kaldılar.
Ammâ henüz
bizim yayan gâzîlerimiz yayan küffârları kırmadan intikâm aldılar. Ve ol kadar …
Azametullâh bu ânda cümle cünûd-ı müslimîn ü mü’minîn elleri ve kolları ve cümle esvâbları la‘l-gûn kan revân olup her bir gâziyân-ı dilâverân serbâzânlar Kassâb-ı Cömerd köçeklerine döndüler, ammâ küffâr kırmadan dahi bî-tâb u bî-mecâl kaldılar. Ammâ henüz bizim yayan gâzîlerimiz yayan küffârları kırmadan intikâm aldılar. Ve ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenem oldular ve cümlesi hamd ü senâ edüp tâze cân buldular. Ammâ münhezim olan küffârı dinç atlı olan gâzîlerimiz kova kıra Uyvar'a karîb tâ Patka gölü batağı ve hanâzîr ve Mujik yatağı nâm mahalle dek yüz dutup firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105a ·
metinde göster ·
imdâda gelmiş Tatar ve Eflak ve Boğdan ve Kazak ve Macar kâfirleri böyle hengâm …
Ammâ henüz imdâda gelmiş Tatar ve Eflak ve Boğdan ve Kazak ve Macar kâfirleri böyle hengâme-i velvele ve gulgule-i Âl-i Osmân'ı görmemişler ve işitmemişlerdi. Cemî‘isi âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen ve nâhun der-dehen etdiler, ammâ niçesinin atları topların sâ‘ikalarından kuyrukların hotas-vâr edüp sahrâlara gitdiler, ammâ yine sâhibleri akîblerine düşüp dutdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114a ·
metinde göster ·
… hisâr-ı üstüvâr çevirildi kim beş yılda tamâm olmayacak bir binâ-yı hümâm idi,
ammâ henüz
içine elli kadar sazlı evler binâ olunup bunun dahi cümle sokakları sadranc nak …
Komaran kapusunun taşrasında Sadrıa‘zam Köpürlüzâde serdâr-ı mu‘azzam Ahmed Paşa bir câmi‘-i kebîr binâ edüp kal‘a handakına gelen nehr-i Litre kenârınca kâmil beş bin adım ihâta eder bir varoş-ı azîm handakı kazup birkaç günün içinde dıraht-ı müntehâ direklerinden bir palanka çevirme bir metîn hisâr-ı üstüvâr çevirildi kim beş yılda tamâm olmayacak bir binâ-yı hümâm idi, ammâ henüz içine elli kadar sazlı evler binâ olunup bunun dahi cümle sokakları sadranc nakşı tarh olup iki yerinde tahta kapular vaz‘ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132a ·
metinde göster ·
Gerçi bu kal‘a altında Süleymân Hân gibi bir pâdişâh-ı cem-cenâbdan ayrılındı,
ammâ henüz
devlet-i Âl-i Osmân böyle bir kal‘a-i sedd-i İskender'e mâlik oldu. Andan sonra …
Gerçi bu kal‘a altında Süleymân Hân gibi bir pâdişâh-ı cem-cenâbdan ayrılındı, ammâ henüz devlet-i Âl-i Osmân böyle bir kal‘a-i sedd-i İskender'e mâlik oldu. Andan sonra bir dahi kal‘a-i Kanije'ye mâlik olundu. Cenâb-ı Allâh şerr-i düşmandan bu kal‘ateyni ve gayrilereyni hıfzeyn eyleye, âmîn yâ mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174b ·
metinde göster ·
… e leşkerin izlerine im‘ân-nazar ile nazar etdik, ammâ deryâ-misâl cüyûş izleri,
ammâ henüz
ubûr etmişler. Andan yine cânib-i garba bir gün gidüp,
Hemân esîrlerimizden su’âl etdikde "Bu Fransa vilâyeti yoludur. Allâh bilir Fransa kralı Donkarkız vilâyeti ve Danimarka vilâyeti ve Dış Fransa vilâyetlerinin askerlerin bizim krala imdâd gönderüp Alaman dağların aşup Yanık kal‘asına gitdiler" dediklerinde leşkerin izlerine im‘ân-nazar ile nazar etdik, ammâ deryâ-misâl cüyûş izleri, ammâ henüz ubûr etmişler. Andan yine cânib-i garba bir gün gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
… bir telatin derisinden kefere çizmesi bulduk. Bildim ki kefere taburu yurdudur,
ammâ henüz
kaçmışlar yâhûd kalkup gitmişler. Hakîr eyitdim:
"Ayâ bu ne asker yurdu ola?" deyü zîr [u] bâlâyı tecessüs ederken bir kefere çantası, ya‘nî silâh kîsesi içinde bir kara şapka ve bir telatin derisinden kefere çizmesi bulduk. Bildim ki kefere taburu yurdudur, ammâ henüz kaçmışlar yâhûd kalkup gitmişler. Hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25a ·
metinde göster ·
… din bulup yüz bin renc-i anâ ile nehri ubûr edüp Uyvar hâki taraflarına düşdük,
ammâ henüz
kâfiristânın katana yerlerine geldik. Bunda dahi niçe yüz ihrâk olmuş kurâ ve k …
El-hâsıl bir gece haymemizle nehr-i Vak sâhilinde bir çemenzâr yerde yatup 76a andan ertesi ale's-sabâh nehr-i Vak'ın geçidin bulup yüz bin renc-i anâ ile nehri ubûr edüp Uyvar hâki taraflarına düşdük, ammâ henüz kâfiristânın katana yerlerine geldik. Bunda dahi niçe yüz ihrâk olmuş kurâ ve kasabâtlar ubûr etdik ve niçe ihrâk etdiğimiz köylere ve şehirlere râst gelüp âşinâ çıkup alâmetleriyle bildim, ammâ niçe yüz kârgîr binâlı kenîse ve manastırlar Şeddâdî binâ olmağile meydânda sögeli kalmışlar idi, zîrâ bu mahalleri tâ Komaran ve Uyvar ve Litre ve nehr-i Vak aşırı tâ henüz geçdiğimiz Pojon kal‘ası ve Akyaylalar ve Sucever kal‘ası ve Ban kal‘asına varınca yigirmi konak yerleri tâ Tot vilâyetine varınca bu vilâyetleri berbâd etmişdik. Lâkin henüz amâr olmada, ammâ yüz yüz elli bin esîrleri alınup bu kadar mâl-ı ganâ’imleri alındığından bu üç seneden berü bir hoş amâr olmamış. Hamd-i Hudâ üç seneden sonra yine harâb etdiğimiz yerleri amâr olur görmek müyesser oldu. Andan bu sahrâları dahi bir günde ılgar ile geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75b–76a ·
metinde göster ·
Hemân Hudâ-yı Bîçûn kal‘a-i Uyvar'ı dest-i düşmandan hıfz-ı emânda ede. Hattâ bu kal‘ayı binâ etmek bahânesiyle bu kal‘a etrâfına yüz bin kadar küffâr-ı hâksâr cem‘ olmuşdu, ammâ henüz derûn-ı hisârda hâne-i menhûsları ve manastır-ı güraşları(?) binâ olunmayup cümle küffâr kal‘a hâricinde hayme ve hargâhları ile sâkin olduklarından Uyvar paşası Kurd Paşa küffârın gulgulesin Dergâh-ı Âlî tarafına arz etdikde Kurd Paşa'nın arzına i‘timâd etmeyüp yerini Küçük Mehemmed Paşa'ya verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
… yeti hattım ve niçe âsâr-ı ibret-nümâlarım durup bozmamışlar, vâfir hazz etdim,
ammâ henüz
bu kenîse âyingâh-ı millet-i Mesîhiyye olup kefere vü fecereler ile mâl-â-mâl b …
âyeti hattım ve niçe âsâr-ı ibret-nümâlarım durup bozmamışlar, vâfir hazz etdim, ammâ henüz bu kenîse âyingâh-ı millet-i Mesîhiyye olup kefere vü fecereler ile mâl-â-mâl bir kal‘a olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
Bir câmi‘ dahi mahalle içinde Köpürlü Mehemmed Paşa câmi‘i la‘lgûn kırmızı kiremit ile mestûr bir kârgîr minâreli ve bir vâsi‘ haremli câmi‘-i ma‘mûrdur, ammâ henüz Köpürlü'den fermân gelüp câmi‘i kurşum örtmek isterlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… mi‘i hakkâ kim küçükdür kim ism-i müsemmâsına mutâbık olup sütûhu kiremitlidir,
ammâ henüz
minâresi yokdur. Bunlardan mâ‘adâ bu varoşda mahalle mesâcidleridir.
Andan bir câmi‘ dahi taş kapusu dibinde Küçük Mehemmed Paşa câmi‘i hakkâ kim küçükdür kim ism-i müsemmâsına mutâbık olup sütûhu kiremitlidir, ammâ henüz minâresi yokdur. Bunlardan mâ‘adâ bu varoşda mahalle mesâcidleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86b ·
metinde göster ·
… Vezîria‘zam Ahmed Paşa hayrâtı olmak ile ismine Ahmedâbâd deyü tesmiye etdiler.
Ammâ henüz
niçe bin aded ummâl ve bennâ ve üstâdânlar cem‘ olup amâr etmededirler. Hâlâ cü …
Menzil-i kasaba-i Ahmedâbâd: Bu dahi Köpürlüzâde Fâzıl Vezîria‘zam Ahmed Paşa hayrâtı olmak ile ismine Ahmedâbâd deyü tesmiye etdiler. Ammâ henüz niçe bin aded ummâl ve bennâ ve üstâdânlar cem‘ olup amâr etmededirler. Hâlâ cümle iki yüz aded kiremit ve saz örtülü bâğsız ve bâğçesiz nev-binâ hânelerdir. Ve bir câmi‘-i muhtasarı ve bir zâviyesi ve 2 aded nev-binâ kiremitli hânları ve 25 aded çalaş ve malaşdan mebnî müfîd [u] muhtasar dükkâncıkları var, henüz amâr ol[ma]dadır. Hudâ-yı müte‘âl dahi ziyâde ma‘mûr edüp inkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola. Bu rabta-i nev-binânın şimâlindeki püşte-i âlî üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215b ·
metinde göster ·
… bir buçuk yılda kal‘a handakı kenârına varup kal‘a dîvârın görmeğe başladılar.
Ammâ henüz
cümle guzât murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde ceng etmeğe başladılar.
Bu mahalde bizim asâkir-i İslâm henüz küffâra tuçdan ve sırçadan el kumbaraları atmağa başladılar, zîrâ küffâr askere pek yakın gelmeğe başladı ve asker-i İslâm dahi henüz bir buçuk yılda kal‘a handakı kenârına varup kal‘a dîvârın görmeğe başladılar. Ammâ henüz cümle guzât murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde ceng etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 292a ·
metinde göster ·
… erân-ı berr [ü] bihârdır kim her metâ‘-ı zî-kıymet ve bî-minnet râygân bulunur,
ammâ henüz
dahi hânlar binâ olunmadadır.
Der-manzara-i hân-ı hâcegân: Cümle on yedi aded hân-ı sevdâgerân-ı berr [ü] bihârdır kim her metâ‘-ı zî-kıymet ve bî-minnet râygân bulunur, ammâ henüz dahi hânlar binâ olunmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
üstâd-ı bennâ elinden çıkmış gibi dürr-i beyz-âsâ cânib-i erba‘ası bâğ-ı Merâm …
Evsâf-ı kal‘a-i Platyalı: Hâlâ ma‘mûr değildir, ammâ henüz üstâd-ı bennâ elinden çıkmış gibi dürr-i beyz-âsâ cânib-i erba‘ası bâğ-ı Merâm gibi kal‘a-i üstüvârdır. Zamân-ı kadîmde Ikrît kralın karısı binâ etmişdir, zîrâ şark tarafındaki kapusu üzre bu sûrı binâ eden avretin tasvîri tahrîr olunmuşdur. Bir kayalı yerde cirmi üç bin hatve ihâta eder bir hisâr-ı boşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b ·
metinde göster ·
… üp piyâde yalın ayak deveciklerin yederek eniş aşağı giderek düz sahrâya endik.
Ammâ henüz
çamur deryâsına geldik ve yine bârân-ı rahmet göz açdırmayup yağmada. Âhir bir …
"Sultânım, bu Balka sahrâsı üç sâ‘at yerdir. İnşâallâh dahi yağmur te’sîr etmemişdir, geçeriz. Hemân fırsat ganîmetdir, hareket edelim" deyüp altı pâre toplar atılup nefîrler çalınup herkes yola müteveccih olup eniş aşağı gidüp huccâc-ı müslimîn içinden bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup cemî‘i âdemler develerinden enüp piyâde yalın ayak deveciklerin yederek eniş aşağı giderek düz sahrâya endik. Ammâ henüz çamur deryâsına geldik ve yine bârân-ı rahmet göz açdırmayup yağmada. Âhir bir kadem ileri gitmeğe mümkin olmayup 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y263b ·
metinde göster ·