… bir köşe etdi. Bu dahi âlem-i dalâlet içre mürd olup yerine Tekfur nâm pelîd-i
anîd
kıral-ı dâl oldu. Tâ beş bin yedi yüz elli seneye gelince niçe kayâsıra ve batâ …
Meselâ Avret 12a bâzârındaki Dikilitaş'da Yanko ibn Mâdyân'ın Hindistân'a gitdiği askerinin alay-ı bî-misâlin timsâl edüp ayân u beyân etdi. Ve ol amûdun için cevf edüp minâre-vâr ruhbânlar çıkup İslâmbol'a bir bâğî ve dağî asker gelse çan çalarlardı. Hemân sâ‘at cümle asâkir-i bî-pâyân hâzırbâş olurlardı. Ve niçe bin âsâr-ı acîbe ve garîbe ve mutalsamâtlar binâ etdüği inşâ’allâh mahallinde tahrîr olunur. Hülâsa-i kelâm bu Yağfûr Kıral İslâmbol'u ol mertebe ma‘mûr u âbâdan etdi kim gûyâ ravza-i cinândan bir köşe etdi. Bu dahi âlem-i dalâlet içre mürd olup yerine Tekfur nâm pelîd-i anîd kıral-ı dâl oldu. Tâ beş bin yedi yüz elli seneye gelince niçe kayâsıra ve batâliseler ve niçe bıtrîk ve kıssîs ve efârîkaların tahtgâhı ve karârgâhları olup günden güne şehr-i Makdon'u amâr etdiler. Ve niçe yüz sene hükûmet üzre müstakarr olup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b–12a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû bu Kayseriyye (---) sene mu‘attal yatup kör Harkil kayser oğlu (---) nâm bir nâm-ı bed-nâm velîd-i pelîd-i anîd ta‘annüd edüp cemî‘i dâr-ı diyârlardan âdem sürüp Kayseriyye'yi imâr edüp Mekke ve Medîne ve Kudüs taraflarına çeri çekmeğe başladıkda hicret-i nebeviyyenin sene (---) târîhinde Hazret-i Mu‘âviye Şâm-ı dârü'l-İslâm'da halîfe-i âl-i Emeviyyûn iken seksen bin askere Hazret-i Ubeyde ibn Cerrâh'ı serdâr edüp cebren ve kahren yetmiş günde dest-i kahr ile Rûm keferesi destinden Kayseriyye'yi feth edüp fâtih-i sânî Hazret-i Mu‘âviye be-dest-i Ubeyde ibn Cerrâh oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63b ·
metinde göster ·
… n u beyân [u] tahrîr u tastîr kılmışdır kim kaçan kim Nemrûd-ı la‘în ve pelîd-i
anîd
hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında oldukda âlemi geşt ederek Van diyârının i …
Eşkâl-i deryâ-yı Van, ibret-nümâ-yı sun‘-ı Kahhâr-ı Kayyûm-ı Mutlak: Cümle müverrihân-ı Acem ve bi-kavli sâhib-i târîh-i Mıkdısî eyle ayân u beyân [u] tahrîr u tastîr kılmışdır kim kaçan kim Nemrûd-ı la‘în ve pelîd-i anîd hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında oldukda âlemi geşt ederek Van diyârının irtifâ‘-ı arzın alup cümle arâzîden âlî bulup anda cemî‘i bennâları ve kûhkenleri ve ekâlîm-i seb‘anın âdemlerin cem‘ edüp kırk yılda bir sedd-i Nemrûd eder kim ta esâsından zirve-i a‘lâsına yedi günde ummâller seng-i hârâ ve kireç ve cıbıs ve hârâ çıkarırlarmış. Nemrûd-ı la‘în bu binâ etdüği amelî kûh-ı bülendin a‘lâsına urûc edüp bir sandûka içre kendüsü girüp sandûkaya niçe yüz kerkes ve kartal murgları bağlayup kerkes murglarının mâfevkinde bir sütûn üzre lahm-ı gûnâ-gûn salb edüp mezkûr kerse ve kartallar def‘-i cû‘ etmeğe bu üzerlerindeki maslûb etlere hücûm edince Nemrûd-ı la‘înin sandûku evc-i âsumâna münkalib oldukda hemân Nemrûd kerrûbiyânın sadâların istimâ‘ idince "Hay gök tanrısı bundadır." deyü kemânından şast ber-kabza tîrine rehâ buldurup Cenâb-ı Bârî Nemrûd'un okuna kan bulaşdırdup okunu yine Nemrûd'un sandûkasına düşürdür. Nemrûd-ı la‘în "Hay gök tanrısını ok ile urdum." mülâhazasıyla kartal ve kerkeslere mezkûr lahimden gıdâ verüp anlar gıdâ tenâvül ederek Nemrûd-ı la‘în yine binâ etdüği kûhu üzre nüzûl edüp kanlı oku askerine gösterüp "Müstakillen yerin ve göğün tanrısı oldum." deyüp enâniyyet da‘vâsında olduğu cemî‘i tefâsîrlerde bu hikâye-i garîbe musarrahdır kim bizim ihtisâr üzre tahrîr etmemize dahi hâcet yokdur. Ammâ münâsibiyle bir şemme terkîm etmek iktizâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237a ·
metinde göster ·
İbtidâ bânîsi Dadan 46b oğlu Maskov Acem ve Maskov Gürcî iki karındaş binâsıdır kim bu şehirden neşv ü nemâ bulmuşlardır. Anıniçün hâlâ kanûn-ı Maskov eyledir kim bir kralları mürd olup lâşe-i murdârların bu Kiyu'da meşâd edüp cülûs eden şehzâdelerin bu şehre getirüp iclâs-ı âcâs bid‘at ederler. Eğer kralları bilâ-veled-i pelîd mürd olursa Gürcistân Dadyanından bir kefere-i anîd getirüp kûh-ı Elburz dâmeninde Arâk-ı Dadyan şehrinde tâ cedd-i nâ-pâklarından Maskov ve Masko kralı meşâdın bilâ-teşbîh ziyâret edüp andan bu Gürlev kal‘asında kılıç kuşanup ibtidâ bu şehirde cülûs etmese cilâsları sahîh olmaz, zîrâ bu kal‘a-i kadîm Leh'in ve Maskov'un bilâ-teşbîh Kuds-i şerîfleridir ve cemî‘i kâfiristânda dahi bu Gürlev'e i‘tibâr edüp ruhbânlar hedâyâ ve nezerâtlar gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 46a–46b ·
metinde göster ·
… olundu, ammâ çi fâ’ide. Arada bir kral edecek bir ağaçdan bir kefere-i pelîd-i
anîd
yok. Cümle a‘yân-ı devlet ve erkân-ı şeytanet (?) bir yere cem‘ olup müşâvere e …
Bu mahalde atlarımıza cümle yem kesdirüp ale's-sabâh Hudâ'ya sığınup potlar ve sallar ve tulumlarla tekrâr nehr-i Tise'yi yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr edüp ancak iki âdem gark-ı âb şehîd olup on at gâ’ib oldu. Ol gün sırsıklam ordu-yı serdâra dâhil olup kral vermediklerin seraskere cümle ahvâli bir bir takrîr edüp Kaşa kapudanı mektûbun verüp kırâ’at olundu, ammâ çi fâ’ide. Arada bir kral edecek bir ağaçdan bir kefere-i pelîd-i anîd yok. Cümle a‘yân-ı devlet ve erkân-ı şeytanet (?) bir yere cem‘ olup müşâvere edüp âhirü'l-emr bu Tise kenârından gerü dönmeğe azîmet olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
… gerüp mıhladılar. Esîrlerin nakli üzre meğer bu kapdan-ı mel‘ûn gâyet cebbâr ve
anîd
mel‘ûn-ı pelîd imiş kim niçe esîr olan ümmet-i Muhammed'e böyle îzâ ve işkencel …
Ba‘dehu kapudanı meydân-ı siyâsetde en en doğrayup niçe kıt‘a lahmından kendüye yedirdiler ve kızgın tasları başına geydirdiler ve at dağlağılarıyla vücûdun dağladılar, derisin yüzüp kal‘a kapusuna çarmıha gerüp mıhladılar. Esîrlerin nakli üzre meğer bu kapdan-ı mel‘ûn gâyet cebbâr ve anîd mel‘ûn-ı pelîd imiş kim niçe esîr olan ümmet-i Muhammed'e böyle îzâ ve işkenceler edermiş. Herkes aleyhi mâ yestahık deyü mel‘ûna la‘net tekrâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23b ·
metinde göster ·
Evvelâ sene (---) târîhinde Erdel kralı olan Rakofçioğlu la‘în-i bî-dîn pelîd-i anîd diyâr-ı Erdel'de isyân edüp Budin ve Tımışvar serhadlerinde niçe kılâ‘ vü kasabât ve kurâlarımız nehb ü gâret edüp bu kadar ümmet-i Muhammed esîr-i bend-i zincîr etdiğinden mâ‘adâ üç sene kâmil Âl-i Osmân'a harâcları gelmediğinden Kapudan Ali Paşa'yı Erdel diyârı gazâsına serdâr-ı mu‘azzam ta‘yîn olunup Budin ve Bosna ve Kanije ve Eğre ve Tımışvar ve Varat ve Rûmeli cümle eyâletleri sancaklarıyla Erdel gazâsına me’mûr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52a ·
metinde göster ·
… âlâ münhezim olan Fargaçi la‘înin üçüncü dedesi olan Holando nâm ban ve pelîd-i
anîd
ibtidâ kal‘ayı palankadan inşâ eder.
Lisân-ı Macar'da ismi Uğvar'dır, ya‘nî "Yeni kal‘a" demekdir. İbtidâ bânîsi sene 858 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Gâzî İslâmbol'u 108b feth etdiği sene 857 hâlâ münhezim olan Fargaçi la‘înin üçüncü dedesi olan Holando nâm ban ve pelîd-i anîd ibtidâ kal‘ayı palankadan inşâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108a–108b ·
metinde göster ·
… bu kal‘ayı döğüp bî-feth avdet etdiklerinde Fargaçi la‘înin babası olan pelîd-i
anîd
bu kal‘ayı böyle Şeddâdî binâ-yı ra‘nâ edüp ba‘dehu bu Fargaçi dahi zamîme-i am …
Evvelâ lisân-ı Macar'da Uyvar kal‘ası demek yeni kal‘a demekdir. Hakîkatü'l-hâl sene 1005 târîhinde Eğre gazâsı yılında bu kal‘a-i Uyvar ağaç palanka imiş. Ol senelerde Erdel Kralı Betlen Gabor ve Kara Mustafâ Paşa ve niçe vüzerâlar bu kal‘ayı döğüp bî-feth avdet etdiklerinde Fargaçi la‘înin babası olan pelîd-i anîd bu kal‘ayı böyle Şeddâdî binâ-yı ra‘nâ edüp ba‘dehu bu Fargaçi dahi zamîme-i amâr ederek altmış yıldan berü böyle bir hisâr-ı üstüvâr olmuş kim gulgule-i Rûm ve velvele-i Rûm ve debdebe-i Rûm ve tantana-i Rûm iki kerre yüz bin asker-i bî-hadd [ü] bî-pâyân ile bu kal‘a altına gelüp otuz bin {top} gülle urup ve otuz sekiz günde gücile sene 1074 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ ibn Şehîd İbrâhîm Hân asrında be-dest-i Fâzıl Ahmed Paşa-yı Sadrıa‘zam vezîr-i dilîr ibn Köpürlü Mehemmed Paşa'nın kuvvet-i bâzûsıyla kal‘a-i Uyvar feth olduğuna târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
… ultân Mehemmed Hân fethidir, zîrâ Hersekoğlu Ahmed Paşa'nın babası olan pelîd-i
anîd
keferenin tahtgâhı idi. Gâyetü'l-gâye dûşvâr ceng-i bî-şümâr ile feth olmuşdur. …
Lisân-ı Latince (---) demekdir. Bânîsi Hersek banlarıdır. Sene (---) târîhinde bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân fethidir, zîrâ Hersekoğlu Ahmed Paşa'nın babası olan pelîd-i anîd keferenin tahtgâhı idi. Gâyetü'l-gâye dûşvâr ceng-i bî-şümâr ile feth olmuşdur. Hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre Hersek paşasının subaşılığıdır ve yüz elli akçe pâye ile kazâdır, ammâ hâlâ Mostar müftîsi olan (---) Efendi'ye ber-vech-i arpalık ihsân olunmuşdur. Kal‘a dizdârı ve elli adem merdüm-i hisârı var, gayri hâkimleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b ·
metinde göster ·
… hâb-ı nâzda iken ol gün Seğitvar kal‘ası banı olan Zirniski Mikloş nâm pelîd-i
anîd
beş bin atlı ve üç bin yaya küffârlar ile mezkûr beğleri ol yağmur ve kar mahal …
Ba‘dehu Süleymân Hân sene-i mezbûrda mâh-ı Şevvali'l-mükerremin onuncu gününde âdet-i kadîmeleri ve kâ‘ide-i amîme-i şehinşâhîleri üzre Vezîr-i Sânî Ferhâd Paşa'yı ve Vezîr-i Râbi‘ Ahmed Paşa [ve] Vezîr-i Hâmis Kızıl Ahmedlü Mustafâ Paşa ve Şemsî Paşa'yı ve Kadıasker Hâmid Efendi'yi ve sâ’ir erbâb-ı dîvânları cümle götürüp hattâ müsinn ü ihtiyâr umûr-dîde musâhiblerden Matbah 172b Emîni Selîm Hânlı Abdî Efendi'yi ve Kuzu Ali Ağa'yı ve mütekâ‘id Yeniçeri ağası Ali Ağa'yı ve bu hakîr Evliyâ'nın pederi Kuyumcubaşı Dervîş Mehemmed Ağa'yı ve İbrâhîm-i Gülşenî hazretlerinin başhalîfesi Ser-hânendegân Dervîş Ömer-i Gülşenî ve niçe bunların emsâli pîr-i fânî vâcibü'r-ri‘âyâ umûr-dîde müsin ihtiyârları ma‘an Seğitvar seferine götürüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek gitmede, ammâ mübârek vücûd-ı şerîflerine pîrlikden za‘af u fütûr ve derd-i belâ-yı nikrîs ile dâ’imâ rencûr olup dâ’imâ taht-ı revân ile râha revâne olarak kal‘a-i Belgrad'dan nehr-i Sava'yı ubûr edüp sahrâ-yı Zemon'da meks-i hıyâm buyurduklarında cümle asâkir-i İslâm deryâ-misâl cem‘ olup pâdişâh-ı gerdûn-vakâr deryâ-misâl asker ile Eğre gazâsına gidüp mukaddemâ Nemse çâsârı Ferdinand Kralın Erdel'de istîlâ etdiği Sakmar ve Tokay ve sâ’ir kılâ‘ları halâs etmeğe azm-i hümâyûnları oldukda hikmet-i Hudâ mukaddemâ Peçoy kal‘ası muhâfazasına ta‘yîn olunan üç aded sancakbeğleri Şikloş kal‘ası altında meks-i hıyâm edüp bârân-ı rahmetden bu beğler gözlerin açamayup herkes haymesinde başun hırkaya çeküp âlem ağyârdan bî-haberdir deyü hâb-ı nâzda iken ol gün Seğitvar kal‘ası banı olan Zirniski Mikloş nâm pelîd-i anîd beş bin atlı ve üç bin yaya küffârlar ile mezkûr beğleri ol yağmur ve kar mahallinde ale'l-gafle basup beğleri ve niçe yüz aded gâzîleri cümle şehîd edüp ve niçe yüzünü esîr-i bend-i zincîr edüp cümle guzâtın mâl-ı ganâ’imiyle kal‘a-i Seğitvar'a gidüp şâdumânlar ederek karâr-dâde olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172a–172b ·
metinde göster ·
… arafına nâzır Began kal‘asına gidilir bâb-ı kebîrdir, ammâ kara pelîd ağacından
anîd
kapudur ve iki katdır ve cisr-i azîmi var. Ve bir kapusu dahi semt-i garba Pola …
Ve cümle iki kapusu var, biri kıble tarafına nâzır Began kal‘asına gidilir bâb-ı kebîrdir, ammâ kara pelîd ağacından anîd kapudur ve iki katdır ve cisr-i azîmi var. Ve bir kapusu dahi semt-i garba Polata kapusudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15b ·
metinde göster ·
Meykel tercümân biz bunda haps olup ziyâfet yemeğe ve kâr [u] kisb etmeğe gelme …
"Baka pelîd-i anîd Meykel tercümân biz bunda haps olup ziyâfet yemeğe ve kâr [u] kisb etmeğe gelmedim. Hemân bana bir şâfî haber verin, yohsa Allâh âlimdir sabâhın Budin'e giderim" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b ·
metinde göster ·
… iriz} zann ederdik. Meğer küffâr havfinden Süd nehrine arka verüp cümle cünûd-ı
anîd
velîd-i pelîdiyle ol sahrâya konup üç kat handaklı bir tabur-ı azîm kazup kırk …
Ve cümle asker tarfetü'l-ayn içre küffârın taburuna çatdı. Hân hazretleri ise deryâ-misâl asker ile âheste âheste bir çapul yerden gelmede. Ammâ biz küffârı sahrâda coluguruz {râst geliriz} zann ederdik. Meğer küffâr havfinden Süd nehrine arka verüp cümle cünûd-ı anîd velîd-i pelîdiyle ol sahrâya konup üç kat handaklı bir tabur-ı azîm kazup kırk elli bin arabaların ve yigirmi bin hınto arabaların dâ’iren-mâdâr cümle kanad kanada ve tekerlek tekerleğe çitüp tabur etrâflarına arabaları dizüp cümlesin birbirlerine kalın zencîrlerle bağlayup arabaların iç yüzlerine derin handaklar kazup cümle handak toprakların dağlar gibi iç yüzlere yığup üstlerine balyemez ve şâhî topları koyup kırk yerde kûh-ı Demâvend-misâl toprakdan tabyalar ihdâs edüp durur ve yedi yerde bu tabur-ı azîme şarampavlı sarp parmaklı ağaç kapular yapmış. Bu taburun tâ ortasında bir küçük tabur-ı azîm dahi kazup anda avret ve oğlanları ve cebehâne ve mâl-ı hazâ’inleri koyup kamanup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… r-ı hâksâr kal‘a içinde serserî râhat ile gezemez oldu. Ceneral-i la‘în pelîd-i
anîd
bu hâl-i pür-melâli görüp şaşdı, ammâ ne çâre, Osmânlı kal‘aya lağımsız yerleri …
Ammâ bir buçuk sene mukaddem böyle yüksek tabya yok idi. Hattâ bu tabyalar binâ olundukdan sonra kal‘a içindeki sarâylar ve kenîse ve manastırlar ve nâkûshâne misilleri sademât-ı top ile münhedim olup derûn-ı şehirde ma‘mûr [u] âbâdândan bir yer kalmamağa başlayup küffâr-ı hâksâr kal‘a içinde serserî râhat ile gezemez oldu. Ceneral-i la‘în pelîd-i anîd bu hâl-i pür-melâli görüp şaşdı, ammâ ne çâre, Osmânlı kal‘aya lağımsız yerlerinden yapışdı. Ve cümle asâkir-i İslâm taşlıklı yerde ve leb-i deryâda konmuş, lağımsız yerlerde olmak ile emn [ü] emân olmuş. Küffâr-ı hâksâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294a ·
metinde göster ·
… misâl bir alçak hayt-ı üstüvârdır. Kızıl tabyanın feth olduğun küffâr-ı pelîd-i
anîd
görüp bu yeni kal‘a dîvârı üzre yetmiş pâre balyemez toplar kolup ve Avret taby …
Ammâ yeni kal‘a dîvârı gûyâ sedd-i Kahkahâ-misâl bir alçak hayt-ı üstüvârdır. Kızıl tabyanın feth olduğun küffâr-ı pelîd-i anîd görüp bu yeni kal‘a dîvârı üzre yetmiş pâre balyemez toplar kolup ve Avret tabyası üzre dahi yetmiş pâre toplar koyup birbirlerini korudup yeniden henüz bir nev-zuhûr ceng [ü] cidâle başlandı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296a ·
metinde göster ·
… e kurâlardan iki binden mütecâviz tüfeng-endâz kefere çıkar, gâyet ankâ pelîd-i
anîd
keferelerdir.
Ve cümlesi Mizistre sancağına tâbi‘ şekilli ze‘âmet köylerdir, ammâ her zamân harbe ucuyla söyleşir keferelerdir. Sehel sıklet etsen cümle iç Manya vilâyetine gidüp köyleri harâb kalır. Ol ecilden bunlara mudârâ ederler kâh mutî‘ u kâh ısyân şeklin gösterirler, ammâ yine cümle keferelerinin ısyân [u] tuğyânları yine bunlardan hâsıl olur, zîrâ bu altı pâre kurâlardan iki binden mütecâviz tüfeng-endâz kefere çıkar, gâyet ankâ pelîd-i anîd keferelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332b ·
metinde göster ·
… olduğu mahal Koyunkapusu'nun iç yüzünde âyende vü revende ubûr etdükde "Yezîd-i
anîd
mezârıdır" deyü tebevvül ü tegavvüz ederler.
Ve kabri içine fermân edüp cümle Tatar'a yesteh bârânzede etdirdi. Hâlâ ol Yezîd'in meşâdı olduğu mahal Koyunkapusu'nun iç yüzünde âyende vü revende ubûr etdükde "Yezîd-i anîd mezârıdır" deyü tebevvül ü tegavvüz ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242a ·
metinde göster ·
… sker dahi imdâd yetişüp kuvvet-i bâzû ile Hâlid ibn Velîd Kral Hırkîl-i pelîd-i
anîd
elinden şâm-ı şerîfi feth edüp bu kadar mâl-ı ganâyimle Medîne-i münevverede Ha …
Bu mahalde Hazret-i Risâlet-penâh dahi küffâr-ı hâksâra rağmen Hazret-i Ömer'i seksen bin asker ile Kudüs'e gönderüp Hazret-i Ömer bi-nefsihi Kudüs-i şerîfi feth etti. Akîbince Hazret-i Hâlid ibn Velîd'i kırk bin askerle şâm üzre serdâr edüp şâm'ı muhâsara etdikde kırk bin asker dahi imdâd yetişüp kuvvet-i bâzû ile Hâlid ibn Velîd Kral Hırkîl-i pelîd-i anîd elinden şâm-ı şerîfi feth edüp bu kadar mâl-ı ganâyimle Medîne-i münevverede Hazret-i Risâlet'e buluşup Hazret-i Risâlet, Hâlid'e Seyfullâhi'l-meslûl buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y12a ·
metinde göster ·
… mağlûbun avreti karnın yarup karnındaki oğlunı katl eder. Böyle bir cebbâr [u]
anîd
kavimdir. Ve âb-ı Nîl'i nûş eden atları dahi şerrânîdir. Ve yine anların hakkın …
Ve cümle re‘âyâ ve berâyâsı kavm-i ferâ‘inedir. Âb [u] havâsının hükmü üzre cebbârlardır. Hâbil [ü] Kâbil'den berü iki fırkadırlar. Biri Benî Harâm ve biri Benî Cüzâm'dır. Subh u mesâ birbiriyle ceng edüp gâlib olan mağlûbun avreti karnın yarup karnındaki oğlunı katl eder. Böyle bir cebbâr [u] anîd kavimdir. Ve âb-ı Nîl'i nûş eden atları dahi şerrânîdir. Ve yine anların hakkında Cenâb-ı Allâh bu âyeti nâzil etmişdir. Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y13b ·
metinde göster ·
… anlar muttali‘ olup bî-pâk ü bî-pervâ mâl-ı gılâl tahsîl ederler. Gâyet akûr ve
anîd
ü pelîd ve şecî‘ ve hayyâl fetâ Urbânları ve sıbyânları var. Bu diyârda sıbyân …
Hulâsa-i kelâm kânûn-ı Selîm Hân üzre Circe hâkiminin bu üslûb-ı merkûm üzre îrâd [u] masârıfı vardır, kırat-be-kırat hisâb olunmuşdur. Ammâ bu kadar mâl-ı firâvânı yine külfe verdiği askerî tâ’ifesi kuvveti ile tahsîl eder. Zîrâ eyâlet-i azîm olmağile isyân tuğyân eder Urbânlar zimmetinde olan mâlları cüyûş-i Circe tahsîl eder. Cemî‘i diyârın kurâ ve kasabâtlarının ve ahâlî-i vilâyetin ahvâline anlar muttali‘ olup bî-pâk ü bî-pervâ mâl-ı gılâl tahsîl ederler. Gâyet akûr ve anîd ü pelîd ve şecî‘ ve hayyâl fetâ Urbânları ve sıbyânları var. Bu diyârda sıbyân ta‘bîri levendât makûlesi Urbânına derler. Bu diyâr-ı azîm anlar ile mâl-â-mâldir, zîrâ serhadd-i Q 307aP 304a Fûncistân'dır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y374a ·
metinde göster ·
… e rüz ve ades ekseler altun biter. Ammâ bir alay behâyim makûlesi kuru kadîd ve
anîd
ü abîd kavmdirler.
Nîl içinde bir cezîre-i azîmde şekl-i murabba‘ tula-binâ bir küçük kal‘adır. Fîl inciğinden vâfir toplar atdı. Handakı ve çârsû-yı bâzârdan bir imâret yokdur. Y 402b Ancak minâresiz bir câmi‘i vardır. Bu kal‘a Berberistân hükmünde olmağile Berbere melikine ol kadar hedâyâ geldi kim ta‘bîr olunmaz. Hedâyâ bu diyârlarda bezdir, andan azîz bir şey yokdur, ol dahi Sa‘îd-i âlî'den ve Mısır'dan gelir. Bu diyârın kavmi za‘îf ü nahîf olduklarından zirâ‘at edici kavm değillerdir. Yohsa Nîl kenârlarında pembe ve ketân ve bersîm ve simsim [ve] fûl ve rüz ve ades ekseler altun biter. Ammâ bir alay behâyim makûlesi kuru kadîd ve anîd ü abîd kavmdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y402a–Y402b ·
metinde göster ·