… düşüp imri'l-kays heccâv idi, bî-dîn gitti. Muhammed Bûsırî dahi heccâv idi ve
anadan
doğma a‘mâ idi. Ebû Leheb ve Ebû Cehil ve niçe yüz kibâr-ı Kureyş sohbet edüp H …
Ba‘dehu bu fenn-i taklîd ve fenn-i hicv, füsahâ [ve] büleğâ-yı Benî Kureyş kabîlesi içine düşüp imri'l-kays heccâv idi, bî-dîn gitti. Muhammed Bûsırî dahi heccâv idi ve anadan doğma a‘mâ idi. Ebû Leheb ve Ebû Cehil ve niçe yüz kibâr-ı Kureyş sohbet edüp Hazret-i Risâlet'i meclislerine da‘vet edüp Bûsırî'ye tenbîh etdiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 210a ·
metinde göster ·
… i Mücâb ve Abbâs ve Kâsım ve Hamza nâm büzürgvârân-ı me‘âlî {cenâb-ı} cümle bir
anadan
olmağla İmâm Mûsâ'nın otuz yedi evlâdı miyânında memdûh ve mümtâz olmuşlardı. Y …
Bu takdîrce sâdât-ı Horâsân'ın, Hünkâr hakkında sahîhü'n-neseb olduğuna şübheleri yokdur. Şüphe eden âsim olur, el-ıyâzen billah. Ammâ Tevârih-i Ayn-ı Âlî'de böyle tahrîr eylemiş, lâkin karîne yakındır. Ammâ künye-i ecdâdlarıyla tahrîr eylemiş. Evvelâ Seyyid Muhammed Hacı Bektâş b. Seyyid Mûsâ Nişâbûrî b. Seyyid İshak es-Sâkin-i Râye b. Seyyid İbrâhîm-i Mükerremü'l-Askerî b. Seyyid Mûsâ eş-şehîr bi-Ebî Sebha b. Seyyid İbrâhîm el-Murtazâ el-Asgar b. el-İmâm Mûsâ Kâzım rahmetullahi aleyhim ecma‘în. Fe lâcerem İbrâhîm el-Mücâb Muharrem Sultân-ı Horâsân İmâm-ı Alî b. Mûsâ Rızâ'nın li-ebin ve ümmin birâder-i kihteridir. Zirâ ki imâm-ı velâyet-me’âb İbrâhîm-i Mücâb ve Abbâs ve Kâsım ve Hamza nâm büzürgvârân-ı me‘âlî {cenâb-ı} cümle bir anadan olmağla İmâm Mûsâ'nın otuz yedi evlâdı miyânında memdûh ve mümtâz olmuşlardı. Ya‘nî ki sıfât-ı "Necmetü'n-nübüvve" diye şöhret bulmuşlardı. Pes Hacı Bektâş-ı Velî'nin peder-i azîzi Seyyid Mûsâ-yı Mükerrem, "Nişâbûrî" lakabıyla şöhret bulmuşdur. İmâm Mûsâ Rızâ vefâtından sonra Horâsân vilâyetinden göçüp şehr-i Nişâbûr'da sâkin oldular. Anda Şeyh Ahmed nâm bir azîzin Hateme nâm bir duhterin alup Hacı Bektâş-ı Velî ol kerîmeden tevellüd etdi ve beyne's-sıbyân salâh [u] diyânetle ser-efrâz olup Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî'nin halîfelerinden Şeyh Lokmân ki Horâsân erenlerindendir. Vâlid-i büzürgvârı Hacı Bektâş'ı Şeyh Lokmân'a tilâmîzliğe verüp Hacı Bektâş anlardan ulûm-ı zâhire ve bâtınayı tahsîl eyledi. Azîz hazretleri Horâsân'da ulu sultân idi. Hatta İmâm Ca‘fer asrında olmağıla İmâm-ı Ca‘fer mübârek kendü hırka-i şerîfin Bâyezîd-i Bistâmî eliyle mezbûr Şeyh Lokmân hazretlerine giydirdi ve "Bu hırka sâhibi geldikde emânetdir, anlara teslîm eyle" deyü emâneten gönderüp teberrüken Şeyh Lokmân giyüp yine hıfz etdiler. Anlar dahi cemî‘î Horâsân erenleri huzûrunda hırkayı Hacı Bektaş-ı Velî'ye teslîm edüp tevhîd [u] tezkîr ile hırkayı Bektâş-ı Velî giymişlerdir kim hâlâ fukarâ-yı Bektâşiyânın giydikleri on iki imâm işâretli on iki terkli tâc-ı beyâz ve cübbe yenli abâ-yı beyâz hırka idi. Ammâ irşâdı Hoca Yesevî'den görüp Rûm erenlerinden olmağla izin taleb edüp yedi yüz fukarâ ile Seyyid Muhammed-i Buhârî-i Saltık ile Hacı Bektâş'ı Rûm'da Osmâncığa gönderüp Mevlânâ-yı Rûmî ve Hacı Bektâş-ı Velî ve Şems-i Tebrîzî ve Muhyiddîn-i Arabî ve Karaca Ahmed Sultân ve gayrı yetmiş kibâr-ı evliyâullahların bin yirde haşr olup sohbet-i hâs edüp Orhân Gâzî asrında Hacı Bektaş-ı Velî iştihâr bulup yeniden çeri ya‘nî yeni-çeri peyda edüp Rûm diyârların Orhân ile ma‘an feth edüp yedi yüz fukarâlarının cümlesin feth olunan şehrlerde sâhib-i seccâde edüp Muhammed Buhârî Sarı Saltık Bây'ı Kâfiristân'a gönderüp Dobruca ve Eflâk ve Boğdan ve Leh ve Moskov'da çok gazâlar edüp "Saltık" nâmıyla iştihâr verdi. Anınçün hâlâ Rûm'da yedi yüz âsitâne-i Bektaşiyân vardır. 234a Ba‘dehû Hacı Bektâş-ı Velî sene (---) târîhinde yine Orhân hilâfetinde merhûm olup Orhân, cenâze-i Sultân'a hâzır olup Kırşehri'nde defn etdiler. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233b–234a ·
metinde göster ·
doğma kul oğlu kul yeniçeri doğar. İsimleri: Ali Peşe [Beye], Veli Peşe, Hutâve …
Ve hâlâ cümle halkı yeniçerilerdir kim, anadan doğma kul oğlu kul yeniçeri doğar. İsimleri: Ali Peşe [Beye], Veli Peşe, Hutâverti Peşe ve Câfer Peşe, Peşîr Peşe ve Fasli Peşe ve Memi Peşe ve Meyeser Peşe ve Fahrad Peşe ve Mahmet Peşe künyeli esmaları bunlardır. Fırtuloğlu ve Foduloğlu ve Fazaraz oğlu ve Koşumburoğlu ve Kotarazoğlu ve Kalafat oğlu ve Kosdiçoğlu ve Cündeoğlu ve Ali-Pelioğlu ve Sürmenelioğlu Pipolı ve Kaşidiyarı ve Siyâmi ve Corkali ve Hacı Çeço ve Kotoz Musli ve Ali Pişar ve Göneli Alî Peşe merdânelerinin bu gûne esmâlı lakabları vardır kim yiğitliğiyle nâmdâr ve yarar tüvânâ fetâ bahâdırları vardır. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 249b ·
metinde göster ·
… eyitdim "Vallahi ve billahi ve tallahi Hazret-i Alî'nin pâk rûhiyçün bu âna dek
anadan
müştakk olalı muharremât, mükeyyefât, mu‘âcenât [ve] müskirâtdan bir şey müyess …
Ve mine'l-bedâyi‘i'l-münâzarât: Bir gün hân ile cân sohbeti ederken Hân hakîre şarâb-ı nâb teklîf etdi. Bu hakîr eyitdim "Vallahi ve billahi ve tallahi Hazret-i Alî'nin pâk rûhiyçün bu âna dek anadan müştakk olalı muharremât, mükeyyefât, mu‘âcenât [ve] müskirâtdan bir şey müyesser olmamışdır. Tâ ecdâd-ı ızâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Mehdî'den berü ecdâdlarımızdan şarâb [u] mükeyyefât yimiş içmiş yokdur. Bizi meclis-i hâssınızda ma‘zûr edüp afv ile mu‘âmele buyurun" deyü ricâ etdim. Hân eyitdi: "Ey birâder-i cân-berâber-i mâ! Gör ki menim nûr-ı dîdem ve sürûr-ı sînem çığı çığı mirza şâhım sana ber-ayak durup bir ayak çakır-ı nâb verir. Anın hatıriyçün ben câm-ı bâde-i lâ‘l-ı fâmı nûş etmeyüp kimin destinden piyâle çekesin. Ohum! Kimden korkarsın?. Eğer Kayser-zemîn şâhından korharsan şâhınız beş aylık yoldadır, eğer hânınızdan korharsan Tebrîz'den Erzurûm kırh konah yerdir. Pes imdi kimden korharsın. Men ki İrân [u] Tûran Şâhının hânlar hânı Kelb Alî Hânım. Güzelce Şâhım böyle kadâğa etdiğim menim Sultân-ı hân-ı hânânlarımdan ve çöreğim çekenlerden kim ki çakır nûş ederse bağrın sınıkdırırım, deyü kadağa ide. Men güzelce şâhın kadağasın sıyup nihâyetince meclis-i ıyş [u] tarab kurup bâde-i nâb, çakır şarâb nûş ederim. Pes sen kimden korharsın, elbette çakır içersin" dedi. Hemân hakîr eyitdim "Ey güzelce hânım! Sana güzelce şâh şarabı kadağa etdi ise mana Şâhlar Şâhı Pâdişâh niçün nass-ı kâtı‘la âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
… e olur. Belki ol Abdullah oğlu evlâdların bırağup kâfire firâr edüp, "Evlâdları
anadan
Âl-i Resûl" diyemeniz. Zîrâ sizin mezhebinizce nazar tohmadır deyü kâfir karısı …
Hüsniyyât-ı düvüm oldur kim her giz Âl-i Muhammedîden şerîfe bâkireleri kul kısmına ve Abdullah oğluna vermeyüp yine kefinne verirler. Hakîr su‘âl edüp eyitdiler kim "Siz bir Kâfire avreti nikâh ile alup nazar-ı tohmadır, aslı müslimdir, deyü kâfire alırsız, ma‘kûl mezhebdir. Ammâ kızları kefinne vermeyüp kâfirden müslime versek, ihtimâldir nihâni mürted olup, nazar tohma olunca evlâd niçe olur. Belki ol Abdullah oğlu evlâdların bırağup kâfire firâr edüp, "Evlâdları anadan Âl-i Resûl" diyemeniz. Zîrâ sizin mezhebinizce nazar tohmadır deyü kâfir karısını alırsız. Bu kerre ol seyyideden tevellüd eden mürted-i billah evlâdları ne olmış olur" deyü bu mes’ele[y]i su’âl etdiler. Hemân hakîr eyitdim: "Cenâb-ı Bârî cemî‘î milel-i muhtelifenin, isterse Yahûd [ve] Nasâr olsun bellerinden inen evlâdları İslâm ile tevellüd edüp sonra peder u mâder ta‘lîmiyle dalâlete düşer" deyü bu hadîsi tilâvet etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302a ·
metinde göster ·
… moran câm-ı münevverler ile rûşendir kim gûyâ derûn-ı hammâma nûr doğmuşdur ve
anadan
doğma nûr-ı İlâhî sîm-ten ü sîmîn-beden dilberin dellâk-i bî-bâk cüvânlar kâkül …
Memdûhât-ı musanna‘ hammâmların bildirir: Cümle (---) aded hammâmdır ammâ Arnavud Mehemmed Paşa hammâmı kadar hammâm-ı rûşenâ bir diyârda görmedim. Evvelâ diyâr-ı Kırım'da Bâğçesarây içinde Muhammed Girây hammâmın gördüm ammâ bu nev binâ olmağile cemî‘i kıbâblarında billûr ve necef ve moran câm-ı münevverler ile rûşendir kim gûyâ derûn-ı hammâma nûr doğmuşdur ve anadan doğma nûr-ı İlâhî sîm-ten ü sîmîn-beden dilberin dellâk-i bî-bâk cüvânlar kâküllerin perîşân edüp her âdemin huzûrunda hizmete dururlar. Cümle futaları elvân harîr peştemâllerdir ve silecek ve havlı makrameleri cümle pâk u pâkîze bisâtdır ve derûn-ı hammâmda cemî‘i Hanefî kurnalarının ve havz-ı Şâfi‘înin lüleleri ve cümle taşları altun yaldızlı lüleler ve taşlardır. Ve'l-hâsıl cemî‘i huddâmları hûr [u] gılmân-misâl dilberân-ı urbândır. Andan (---) hammâmı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26a ·
metinde göster ·
… etgâh-ı eş-Şeyh Ebü'l-Alâ-yı Ma‘arravî: Kibâr-ı evliyâullahdan bir darîr, ya‘nî
anadan
doğma a‘mâ idi. Bâlâda Hârûnu'r-Reşîd ile hikâyesi geçen Ebü'l-Alâ'dır. Niçe bi …
Ziyâretgâh-ı eş-Şeyh Ebü'l-Alâ-yı Ma‘arravî: Kibâr-ı evliyâullahdan bir darîr, ya‘nî anadan doğma a‘mâ idi. Bâlâda Hârûnu'r-Reşîd ile hikâyesi geçen Ebü'l-Alâ'dır. Niçe bin menâkıbları vardır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51a ·
metinde göster ·
on bin guruş ve doğurandan ve vâlideyninden kırk elli bin guruş alun!" deyü ibr …
"Hey sultânım! Şu ma‘sûm fili boğan anadan on bin guruş ve doğurandan ve vâlideyninden kırk elli bin guruş alun!" deyü ibrâm [u] ilhâh edüp buyurdu ile cümle ahâlî-i kurâyı ve vaz‘-ı haml-i fil eden kızı ve cümle akrabâlarını ihzâr etmeğe çadır mehterbaşısı me’mûr oldu. Üç günde dîvân-ı Rûm'a yetmiş nefer kimesne kayd-bend ile ihzâr edüp ibtidâ vaz‘-ı haml-i fil eden kızı söyletdiler. Kız eydür:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 79a ·
metinde göster ·
… binâ büyûtları vardır. Ekseriyyâ a‘yânı Laz-ı zebân-dırâz tâ’ifesidir kim cümle
anadan
doğma kuloğludur. Hatta Laz ta’ifesi beyninde latîfe gûne böyle derler, bir âde …
Ve cümle (---) aded kiremitli ve şındıra tahta örtülü ma‘mûr u müzeyyen ve metîn kal‘a-misâl hâneleri vardır. Ankâ re’îs bâzergânları çok olmak ile Kazak-ı Ak havfinden kavî binâ büyûtları vardır. Ekseriyyâ a‘yânı Laz-ı zebân-dırâz tâ’ifesidir kim cümle anadan doğma kuloğludur. Hatta Laz ta’ifesi beyninde latîfe gûne böyle derler, bir âdemin Ka‘be'ye gitmeğe iktidârı olmasa "Bre câhil Mankaliyye'ye gitsene, garîblerin ka‘besidir" derler. Tâ bu mertebe Lazlar bu şehre i‘tibâr ederler. Ve Rûm u Yahûd tâ‘ifesi dahi çokdur. Ammâ şeb [u] rûz mahkeme-i şer‘de Laz ile Yahûd da‘vâsından geçilmezdir. Zîrâ Lazlar Yahûd kavmin aslâ sevmezler. Tarabefzûn şehrinde Lazlar Yahûdî görseler emân u zemân vermeyüp katl ederler. Zîrâ Selîm-i Evvel'den berü ellerinde müte‘addid hatt-ı şerîfler vardır. Anınçün Tarabefzûn'da aslâ ve kat‘â Yahûdî yokdur. Ammâ bu Mankılya'da bir Laz Yahûdî'ye bir sille ursa şer‘ ile hakkından gelirler. Anınçün mahkemede Laz ve Çufud da‘vâsı çok olur. İkisi de şerîr tâ’ifesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124b ·
metinde göster ·
… dem olun. Ve illâ bir kadem-i mukaddem taşra çıhmağa tekaddüm edin." deyü hemân
anadan
doğma uryân olup şallak u mellak bu meydânda bir hayli deverân etdi.
Manzara-i ibret-nümâ ve mine'l-garâ’ib ü acâ’ib san‘at-ı ilm-i simyâ: Mukaddemâ şehr-i Bitlîs'e alây-ı azîm ile girerken esb-i lâğara süvâr olan Monlâ Muhammed meydân-ı muhabbete yine ol kirli ve bezirli ve pelâs pelâs destârıyla ve hırka-i hezârpâre-i nemed peşmînesiyle huzûr-ı paşaya gelüp yüz du‘âdan sonra Kürd lehcesiyle "Meni bu siyaset meydâna ne çağırmışsuz. Ziyâfet meydânına çağırmışsuz kim pelâs pelâs esbâbı vardır, dersüz. Şimdi menden ma‘rifet istersiz" deyü gazabâne niçe kelimât-ı zebân-dırâzlıklar edüp eydür: "Hayya ale's-salâ, hân ocağı dâ’im ola, Melek Ahmed Hân kâ’im ola, rûh-ı Fisagores-i Tevhidî ve Ebû Alî Sînâ ve bürâder-i cân-berâberi Ebü'l-Hâris ervâhları şâd ola." deyüp meydân-ı muhabbete bir çuval koyup pehlivân ve nökerün yârdihleri dâ’ire ve kudüme el urdular. Hemân Monlâ Muhammed el kaldırup eydür: "Eyâ huzzârân yârân-ı ihvânân! Bilin, âgâh olun! Eğer katı yürekli merd-i Hudâ kişiler iseniz benim temâşâma sâbit-kadem olun. Ve illâ bir kadem-i mukaddem taşra çıhmağa tekaddüm edin." deyü hemân anadan doğma uryân olup şallak u mellak bu meydânda bir hayli deverân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231a ·
metinde göster ·
Hemân halk gördüler kim hândan ve paşadan imdâd yok. Yüzmek bilenler cümle
anadan
doğma uryân olup deryâda yüzer gibi bu sarây meydânında niçe bin âdem şinâverli …
Hemân halk gördüler kim hândan ve paşadan imdâd yok. Yüzmek bilenler cümle anadan doğma uryân olup deryâda yüzer gibi bu sarây meydânında niçe bin âdem şinâverlik edüp kimi birbirinden amân dileyüp birbirin kucaklamış, kimisi nerdübân kademlerinde kat-ender-kat olmuş, kimisi dîvârlara tırmaşmış, kimisi biri biri üzre çıkmış, kimi altında kalmış, kimi boğulurken şehâdet kelimesi getirir, kimi gır gır derdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231b ·
metinde göster ·
Hazret'in dedesi Abdülmuttalib cânı gibi gözedüp anadan babadan yetîm kalup ismine Muhammed-i Yetîm derlerdi. Hazret-i Resûl ile Hazret-i Hamza ve Ebû Seleme b. Abdullahi'l-Mahzûmî ve Abdullah b. Cahşi'l-Esedî ile Hazret-i Muhammed bunlar ile uhuvvet-i rıdâ‘a sû[re]t buldu. Ammâ rıdâ‘an hâherleri Selmâ nâm ferişte-sîmâ kız ile Hazret-i Resûl süd karındaşlar idi. Ve Hazret'in pederinden intikâl eden Birke nâm câriye Hazret'e huddâme idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354a ·
metinde göster ·
… vücûda geldi. Hazret'den otuz sene kiçidir ve ammîzâde-i Resûl'dür. Babadan ve
anadan
Hâşimî'dir. Vâlidesi Fâtıma binti'l-Esed b. Hâşim b. Abdî Menâf'dır.
Hazret-i Resûl'in mevlûd-i şerîfi 30. senesinde Hazret-i Alî ibn Ebî Tâlib ibn Abdülmuttalib ibn Hâşim Mekke-i Mükerrem'in Beyt-i şerîfi hareminde vücûda geldi. Hazret'den otuz sene kiçidir ve ammîzâde-i Resûl'dür. Babadan ve anadan Hâşimî'dir. Vâlidesi Fâtıma binti'l-Esed b. Hâşim b. Abdî Menâf'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354a ·
metinde göster ·
… m ve miskin ve Fireng uyuzu âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem
anadan
doğma olur ve suyundan kırk sabâh aç karnına nûş edenin vücûdunda behak ve bara …
(---) hâkinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at ba‘îd bir çemenzâr-ı sahrâ-yı sebzezârda Mihâloğlu binâsı bir kubbe-i âlî ılıcadır kim Rûm ve Arab u Acem'de ve İsfaç ve Nemse ve Çeh u Leh ve Alman diyârında böyle bir nâfi‘ germâb ılıca görmedim. Hattâ benî Âdem girdikde aslâ kîse ve sabuna ihtiyâc olmaz. Vücûd-ı insânı dürr-i beyz-âsâ eder ve beden-i insân eyle nerm ü ter olur kim gûyâ kulak şâhmesi gibi vücûd-ı benî Âdem yumuşak olup ten-dürüst olur. Hâssiyeti ol mertebededir kim cüzâm ve miskin ve Fireng uyuzu âdem kırk kerre girse bi-emr-i Hayy-i Kadîr ol âdem anadan doğma olur ve suyundan kırk sabâh aç karnına nûş edenin vücûdunda behak ve baras ve zâti'l-cenb ve hafakan marazları cümle gider ve ba‘zı müsta‘mel altunları bu su ile yıkasan sarı su altununa döner ve bir âdemin hâtemi gümüş olsa ol ân altun gibi olup bir haftada reng-i hâtem mütegayyir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28b ·
metinde göster ·
"Bu oğlan benim karındaşım Abdullâh'ın oğludur kim babası Medîne kurbunda Dâru'n-Nâbığa nâm mahalde ticârete gidüp Şam'dan gelirken Nâbığa'da merhûm olup na‘şın Medîne'de Bakî‘'e getirdüp anda defn etdirdim. Ve bu Muhammed'in vilâdetinden altıncı sene vâlidesi Emîne Hâtûn ehli Abdullâh karındaşımın mîrâsın ahz u kabz etmeğe Medîne'ye gidüp bu Muhammed'i altı yaşında iken bile götürüp bir ay Yesrib şehrinde oturup muhallefât-ı Abdullâh'dan cüz’î ve küllî şeyler bulup Yesrib'den yine Mekke'ye bu Muhammed anasıyla gelirken Mekke kurbunda Ebû Enâm nâm mahalde vâlidesi dahi merhûme olup na‘şını Mekke'ye getirdüp anda defn edüp bu Muhammed babadan ve anadan öksüz kaldığından cümle kabâ’il-i Kureyş buna Muhammed-i yetîm derler. Karındaşım evlâdı olmak ile benimle bile ticâret ile kâh Şam'a ve kâh bu Busrâ şehrine getiririm" deyü Ebû Tâlib bu hikâyeleri nakîr kıtmîr cümle Bahîrâ papasa nakl etdikde Bahîrâ papas-ı ehl-i vukûf-ı zû-fünû[nı]'d-dehr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100b ·
metinde göster ·
… de bânû-sıfat duhter-i pâkîze-ahter alup (---)(---) Hân ol kızdan vücûda gelüp
anadan
evlâd-ı Resûllerdir kim niçe tevârîhlerde musarrahdır. Ammâ Ertuğrul'dan öte am …
Elli birinci atada Âl-i Osmân'ın silsileleri Yâfes ibn Hazr[et-i] Nûh aleyhi’s-selâ[ma] müntehîdir. Cümle hasîbü'n-nesîbleri anane ile pâdişâh ve pâdişâhzâdelerdir. Anıniçün Tatar hânlar ile ammîleri tarafından akrabâlardır. Ammâ vâlideleri tarafından sülâle-i zülâl-i Hüseynî sâdât-ı kir[â]mlardır, zîrâ (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) nâm sâdât-ı kir[â]mdan bir seyyide bânû-sıfat duhter-i pâkîze-ahter alup (---)(---) Hân ol kızdan vücûda gelüp anadan evlâd-ı Resûllerdir kim niçe tevârîhlerde musarrahdır. Ammâ Ertuğrul'dan öte ammîzâdeleri tarafından Âl-i Cingiz'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 130b ·
metinde göster ·
… im Medîne'[ye] Hicret'den sonra olmuşlardır. Ammâ İsmâ‘îl ve dörd kızlar Hadîce
Anadan
olmuşlardır.
Evvelâ Kâsım, Mekke-i Mükerreme'de müştak olmuşdur. Tayyib ve Tâhir ve Abdullâh bu üçleri Hadîce-i Kübrâ'dandır. Ammâ İbrâhîm, Mısır'dan Mukavkıs nâm Kıbtî meliki hedâyâ gönderdiği câriye Mâriye nâm Kıbtî kızından mütevellid olmuşdur kim Medîne'[ye] Hicret'den sonra olmuşlardır. Ammâ İsmâ‘îl ve dörd kızlar Hadîce Anadan olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132a ·
metinde göster ·
… beş on adım yerden nazar eden âdem Kalmık'ın gözleri mıh gibi yokdur zann eder.
Anadan
doğdukları zamân ba‘zısının gözleri köpek balası gibi bir haftada açılır. Ba‘zı …
Bu vâdilerde tuz ma‘deni olmamak ile gözleri gâyet küçükdür, ammâ nigerân etdikde mağribden maşrıkı seçer. Gûyâ gözleri dûrbîn âyînesidir, ammâ beş on adım yerden nazar eden âdem Kalmık'ın gözleri mıh gibi yokdur zann eder. Anadan doğdukları zamân ba‘zısının gözleri köpek balası gibi bir haftada açılır. Ba‘zısının gözleri açılmayup ustura ile gözlerin yarup açarlar ve sehel tuz sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176a ·
metinde göster ·
… â’ifesi çokdur. Ammâ Tarabefzûn vilâyetinin Laz tâ’ifesi gibi bu şehir halkının
anadan
doğan sıbyânları yeniçeridir.
Nâhiyesi yüz altmış pâre kurâdır. Müftîsi ve nakîbi ve kethudâyeri ve serdârı vardır. Ve ankâ tüccârı ve a‘yânı ve askerî tâ’ifesi çokdur. Ammâ Tarabefzûn vilâyetinin Laz tâ’ifesi gibi bu şehir halkının anadan doğan sıbyânları yeniçeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y31b ·
metinde göster ·
Mâbeynimizden bir kaç ruhbân, ‘Muhammed ol Muhammed'dir kim
anadan
doğunca cümle kıblelerimiz yıkıldı ve âteşgedeler söndü ve Tâk-ı Kisrâ ve Ayaso …
Mâbeynimizden bir kaç ruhbân, ‘Muhammed ol Muhammed'dir kim anadan doğunca cümle kıblelerimiz yıkıldı ve âteşgedeler söndü ve Tâk-ı Kisrâ ve Ayasofya ve bu İşpanya deyri yıkıldı. İşte başınız ucundadır. Bin kerre yapdık. Mümkin olup binâ tutmadı. Ve selef ruhbânlarımızdan tevârîhimizde mastûr olan Papa Mîkâ’îl ve Papa Angeli ve Papa Mîhâ'il ve Papa Aya Yorgi cümle on iki ruhbân Dobra Venedik'in Latin ruhbânlarından on iki dahi Mekke'ye varup Muhammed'e buluşdular ve elin öpüp görüşdüler ve harâc-ı ruhbân afv olunması içün ahidnâmeler alup barışdılar. Ol zamân Muhammed'in âlem-i sabâveti imiş vücûdunun gölgesi yere düşmezmiş ve ne cânibe gitse vücûdu üzre bir pâre bulut bile gezermiş, deyü eski papalarımız Muhammed'i görüp böyle yazmışlar. Ey imdi bu evsâf ile muttasıf olan Muhammed'in kabri hâfızı Allâh'dır. Ve Arabın kitâbında yazar kim Dürüst Muhammedî olan çürümez, meyyiti tâze durur, derler. Ey imdi ümmeti çürümeyen Muhammed'in kendi vücûdu çürür mü’ deyü bir kaç papaslarımız bu bizim bu Medîne'ye gelmemizi men‘ etmek istediklerinden cümle papaslarımız bu men‘ edem diyen on iki papasa hitâb etdiler kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·
Ve vâlideleri Emîne Hâtûn ehlinden intikâl eden mâlı taleb içün Mekke'den Hazret-i Resûl ile Medîne'ye geldükde Hazret altı yaşında idi. Pederi mirâsın alup vâlidesi ile Mekke'ye gelirken İbn Yemâm nâm mahalde vâlidesi Emîne Hâtûn dahi merhûm olup Hazret yedi yaşına bâliğ idi. Anadan dahi yetîm kalup vâlidesi akrabâları Emîne Hâtûn'un na‘şın Mekke'ye götürdüler. Bir rivâyetde anda defn edüp Hazret-i Risâlet ba‘de'l-hicre Ebû Enâm nâm mahalden vâlidesi cesedin çıkarup Bakî‘de defn etdi, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351b ·
metinde göster ·
… ret-i şu‘ayb'ın niçe bin ganemleri var idi. Ve gâyet mün‘im peygamber idi. Ammâ
anadan
doğma a‘mâ idi. Bundan gayri a‘mâ peygamber gelmemişdir.
Bu nâhiye Mısır hâkinde evlâd-ı Benî şâhin hudûdunda anların direğidir. Yollarda bir şey zâyi‘ olsa anlardan ilzâmdır. Ve bunda Hazret-i şu‘ayb'ın hânesi ve hurmâ bâğları içinde makâmı bir mağâradır. Ve dest-i şerîfleri ile kazduğu kuyuları hâlâ zâhir ü bâhirdir. Hattâ Hazret-i şu‘ayb'ın kerîmeleri koyun güderlerken bir kuyuya gelüp koyunlarına su vermek isterler. Ammâ kuyunun bir azîm taş kapağı var. Kaldırmağa iktidârları olmayup ol duhter-i pâkîze-ahterler âlem-i hayretde kalmışlar. Hikmet-i Hudâ Hazret-i Mûsâ âlem-i seyâhat içre bu mahalle gelüp ol bâkireleri bu hayretde görüp derhâl kuyunun üzerinden mezkûr taşı kaldırup Hazret-i şu‘ayb'ın cümle koyunların saky eder. Kızlar dahi hânelerine varup vâkı‘-i hâli pederine beyân ederler. Hazret-i şu‘ayb bildi kim ol taşı kaldırmak mu‘cize kuvveti ile olur. Tîz Hazret-i Mûsâ'yı bağrına basup ol bint-i mükerremenin birin Hazret-i Mûsâ'ya nikâh ile verüp Hazret-i Mûsâ niçe zamân Hazret-i şu‘ayb'ın dâmâdı olup Hazret-i şu‘ayb'ın koyunlarına çobanlık ederdi. Zîrâ Hazret-i şu‘ayb'ın niçe bin ganemleri var idi. Ve gâyet mün‘im peygamber idi. Ammâ anadan doğma a‘mâ idi. Bundan gayri a‘mâ peygamber gelmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y377a ·
metinde göster ·
dedesi olan Kalîmûn kâhin bu Mısrâyim'e çok ulûm-ı acîbeler ta‘lîm eyleyüp ferî …
Otuz evlâdından bu âkil ve âlim âmil olup anadan dedesi olan Kalîmûn kâhin bu Mısrâyim'e çok ulûm-ı acîbeler ta‘lîm eyleyüp ferîdü'd-dehr bir fetâ-yı tüvânâ oldu. Ve cemî‘i künûzları Kalîmûn bu Mısrâyim'e göstermiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6b ·
metinde göster ·
… ü'l-hazen gârında medfûnlardır. Ammâ Hazret-i ibn Yâmen, Hazret-i Yûsuf ile bir
anadan
olmağla Hazret-i Yûsuf'la Feyyûm'da kaldı.
Ba‘dehu pederleri gelüp Hazret-i Ya‘kûb merhûm olıcak cümlesi Sıfet'e gidüp anda Beytü'l-hazen gârında medfûnlardır. Ammâ Hazret-i ibn Yâmen, Hazret-i Yûsuf ile bir anadan olmağla Hazret-i Yûsuf'la Feyyûm'da kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y10a ·
metinde göster ·
… rmanlıkda hâsıl olur. Mısır sevâhil olmağile doğan durmaz; gerçi cemî‘i diyârda
anadan
doğan durmaz, ammâ Mısır'da doğan hiç durmaz olur. Beyt:
Ve ormanistân ve çengelistân olmamak ile Mısır diyârında dâl doğanı yokdur, sâ’ir diyârdan gelse dahi yaşamaz, zîrâ yayla kuşudur, ormanlıkda hâsıl olur. Mısır sevâhil olmağile doğan durmaz; gerçi cemî‘i diyârda anadan doğan durmaz, ammâ Mısır'da doğan hiç durmaz olur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y210b ·
metinde göster ·
Ve niçe bini Mağrib küpü kadar çuka kenârlarından sarık sarınır kim bir pehlivân yiğit yerinden kaldırmağa kâdir değildir, seksen toksan ve yüz vukiyye gelir sarıklardır. Ve ba‘zısı hûrmâ lîfinden sarık sararlar, bunlar dahi hammâm kubbesi gibidir, ammâ hafîfdir, bunlara Ebüllîf derler. Ve ba‘zısı anadan doğma uryân gezerler. {Hammâma girseler fûta tutarlar, taşra çıksa beyne'l-halk uryân gezerler.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y246b ·
metinde göster ·
… yyâtından biri budur kim niçe bin pençe-i âfitâbe ve meh-rû gulâm-ı mehcebînler
anadan
doğma uryân olup mâlik-i Nîl-misâl nehr-i Nîl'de şinâverlik edüp bilâ-vâsıta ve …
Ve bu mevlûd Nîl kenârında olmak ile cümle ehl-i züvvâr ve ehl-i tüccâr ve ehl-i bihâr bilâ-te’essüf gemilerle gelüp cem‘iyyet-i uzmâ olup mezeden hâlî değildir. Cümle hüsniyyâtından biri budur kim niçe bin pençe-i âfitâbe ve meh-rû gulâm-ı mehcebînler anadan doğma uryân olup mâlik-i Nîl-misâl nehr-i Nîl'de şinâverlik edüp bilâ-vâsıta ve bî-fûta âşık ile ma‘şûk birbirlerin dirâgûş edüp kuc kucağ ve ber-bucağ ve bî-bıçağ râm olurlar. Bunun dahi erbâbı vardır, kimi vahdetde kimi işretde kimi âlem-i hayretde. Bu âlem bir özge temâşâgâhdır. Elhâsıl bu cem‘iyyet-i kübrânın midhatinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y300b ·
metinde göster ·
… kim] âdem hayrân olur. Ve elinde olan mahbûb bu doğana nazar edüp doğan gibi bu
anadan
doğan şâhbâz dahi bâza bakup tebessüm etmiş. Eyle tasvîr etmiş kim hıtâyî ⟦Y 42 …
Ammâ bu serâperde-i Süleymânî içre niçe bin eşkâl-i pesendîdelerin içinde sihr-i i‘câz bir ma‘rifet gördüm: bir mahbûb gulâm kâküllerin perîşân edüp sağ elinde bir doğan kuşu vardı. Bu doğana üstâd-ı mermerbür bir tülek kanat yelekler göstermiş [kim] âdem hayrân olur. Ve elinde olan mahbûb bu doğana nazar edüp doğan gibi bu anadan doğan şâhbâz dahi bâza bakup tebessüm etmiş. Eyle tasvîr etmiş kim hıtâyî Y 427b kâğız üzre Mânî ve Bihzâd bu sûreti yazmağa kâdir değildir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y427a–Y427b ·
metinde göster ·
… eftûnesi olup evlâd yerine Mûsâ'yı bağrına basar. Fir‘avn ise keheneler söziyle
anadan
doğan ma‘sûmları katl ederdi. Zîrâ keheneler bâtıl ilimleri ile Fir‘avn'a,
Hikmet-i Bîçûn meğer kim Hazret-i Mûsâ'nın pederi Fir‘avn'ın hâcibi idi, hemân ilhâm-ı Rabbânî Mûsâ'nın babası İmrân'ın dil-i cânına te’sîr edüp cân pâresi olan sandûkayı Nîl'den çıkarup Âsiye Ana'ya teslîm eder. Ol dahi sandûkayı keşf edüp görse içinde bir sa‘âdet tâcı sâhibi nûr-ı mübîn gibi berk urup görünce meftûnesi olup evlâd yerine Mûsâ'yı bağrına basar. Fir‘avn ise keheneler söziyle anadan doğan ma‘sûmları katl ederdi. Zîrâ keheneler bâtıl ilimleri ile Fir‘avn'a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
elinde hüneri var ise didi tekür aydur bu yigidi anadan ṭoġma ṣoyuŋ ṣoydılar ḳan ṭuralı altunlu ince keten bizini biline ṣardı ḳan ṭuralıyı alup meydana getürdiler
… aval ma'budı ögdi aydur yücelerden yücesin kimse bilmez niçesin 'aziz taŋrı sen
anadan
ṭoġmaduŋ sen atadan olmaduŋ kimse rızḳın yimedüŋ
pes każılıḳ ḳoca oġlı yigenek taze yigitçük yaradan allaha ṣıġındı bī-zaval ma'budı ögdi aydur yücelerden yücesin kimse bilmez niçesin 'aziz taŋrı sen anadan ṭoġmaduŋ sen atadan olmaduŋ kimse rızḳın yimedüŋ