… öhret şevketin âyîn-i Süleymân Hân üzre tahrîr eylesek bir mücelled dîvân olur.
Ancak bu
kadar ile iktifâ olundu.
Hülâsa-i kelâm Âl-i Osmân'ın bu kânûn [u] kâ‘ide-i dîvânın ve alay-ı dârât-ı azamet, şöhret şevketin âyîn-i Süleymân Hân üzre tahrîr eylesek bir mücelled dîvân olur. Ancak bu kadar ile iktifâ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 57a ·
metinde göster ·
… tarz [u] tavrı vaz‘-ı binâsın ma-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled olur.
Ancak bu
câmi‘ içre olan ilm-i mi‘mârî bir câmi‘de yokdur.
Ve cümle (---) mihrâbdır ve (---) hutbedir. Ammâ cümleden mükellef ü mükemmel Zâl Paşa câmi‘i bir bâğ-ı İrem içinde iki tarafı tarîk-i âm bir câmi‘-i rûşendir kim memâlik-i Âl-i Osmân'da vüzerâ câmi‘lerinde böyle bir münevver câmi‘ binâ olunmamışdır kim cümle üç yüz altmış altı câm-ı billûr ile meşhûr-ı âfâk bir câmi‘-i müzeyyendir. Şimâl tarafından haremine (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunup altı serâpâ talebe hücreleridir. Cânib-i cenûbunda haremine (---) kademe nerdübân ile su‘ûd olunur. Zîrâ bu câmi‘in bir tarafı mürtefi‘ bayırlı zemîndir. Eğer bu câmi‘in tarz [u] tavrı vaz‘-ı binâsın ma-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled olur. Ancak bu câmi‘ içre olan ilm-i mi‘mârî bir câmi‘de yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118a ·
metinde göster ·
… bu bâğların meyve-i memdûhâtların tahrîr eylesek bir kitâb-ı felâhatnâme olur.
Ancak bu
bâğbânlar bâzâ[r]cılar ile bey‘ [ü] şirâ etmeğin bunlar dahi iki bin âdem müsel …
Eğer bu bâğların meyve-i memdûhâtların tahrîr eylesek bir kitâb-ı felâhatnâme olur. Ancak bu bâğbânlar bâzâ[r]cılar ile bey‘ [ü] şirâ etmeğin bunlar dahi iki bin âdem müsellah olup meyvelerinin mevsiminde niçe bin tabla sun‘-ı Hudâ müsmirâtları başlarında götürüp sun‘-ı Hudâyı halka arz ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… ildiklerimizi tahrîr eylesem Hudâ âlimdir, başka bir fütüvvetnâme-i edvâr olur.
Ancak bu
tahrîr olunan üstâd-ı kâmil hânendeler pâdişâhların şeref-i sohbetleriyle müşer …
İhvân-ı bâ-safâya şöyle ma‘lûm ola kim eğer İslâmbol içre meşhûr-ı âfâk üstâd-ı kâmil zâkirleri ve hânendeleri cümle bildiklerimizi tahrîr eylesem Hudâ âlimdir, başka bir fütüvvetnâme-i edvâr olur. Ancak bu tahrîr olunan üstâd-ı kâmil hânendeler pâdişâhların şeref-i sohbetleriyle müşerref olup her biri muhteşem kârhâne sâhibleri nedîm-i vüzerâ ve a‘yân-ı {kibârlardır cümle 35}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206a ·
metinde göster ·
Bu alay içün İslâmbol içre üç gün üç gece kâr olmayup bir alay tertîbi gulgulesi, velvelesi oldu kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olmak mümkün değildir. Ancak bu abd-i hakîr, Evliyâ-yı pür-taksîr küstâhâne alâ kadri'l-imkân bu mertebe tahrîre kâdir olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215b ·
metinde göster ·
… mak ihtimâli yokdur. Ol diyârın kavmine mahsûs bir turfe lehçe-i mahsûsadır kim
ancak bu
kadar tahrîr olundu. Bu Gerede şehrinden yine
Bu lugat-i mühmelelerden mâ‘adâ niçe bin kelimât-ı türrehâtları vardır kim ne kadar nedîm âdem olsa bir kimesne onların bir kelâmın anlamak ihtimâli yokdur. Ol diyârın kavmine mahsûs bir turfe lehçe-i mahsûsadır kim ancak bu kadar tahrîr olundu. Bu Gerede şehrinden yine
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278b ·
metinde göster ·
Niçe gûne ıstılâhâtları var ammâ iki günde ihtılât etdiğimizde
ancak bu
kadar tahrîr olundu. Bu Kaytak kavminin aslı Mâğân diyârından gelme Moğol Etrâk …
Niçe gûne ıstılâhâtları var ammâ iki günde ihtılât etdiğimizde ancak bu kadar tahrîr olundu. Bu Kaytak kavminin aslı Mâğân diyârından gelme Moğol Etrâkı olmağıla lisân-ı Moğolca kelimât ederler. Bir elsine-i nâsa müşâbeheti yok lisân-ı kadîmdir. Bu tâ’ifeleri Mahmûd-âbâd ülkesinde seyr [u] temâşâ edüp yine cânib-i şimâle sâ‘at (---) gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311b ·
metinde göster ·
… hânına verildiği sûr-ı zifâfı tahrîr ve takrîr eylesek bir müdevven kitâb olur.
Ancak bu
şehrde on beş gün zevk [u] safâlar edüp hândan ve gayrı hânândan pençe, parçe v …
Bu Bakü şehrinin niçe gün seyr [u] temâşâsın ederken bir tarafdan Acem diyârının sûrların ve a‘yân-ı kibârının zevk u şevklerin görüp seyr [u] temâşâ ederdik. Eğer bu Revân Hân'ı Takî Alî Hân'ın hemşîresinin Bakü hânına verildiği sûr-ı zifâfı tahrîr ve takrîr eylesek bir müdevven kitâb olur. Ancak bu şehrde on beş gün zevk [u] safâlar edüp hândan ve gayrı hânândan pençe, parçe ve akmişe-i fâhire ve yedi at ve üç re’s çâker Gürcî ve bir semmûr Acemâne kürk ve dâmâd-ı Revân hânı olan Bakü Hânı Eşref Hân bir çapar yorğa ve bir şemâme amber ve iki tâvûsî şütür ve niçe ihsân [u] in‘âmlar alup Revân hânı bin baş kârbân Erzurûm'a göndermeğe ta‘ahhüd edüp Paşa efendimize bir semmûr kürk ve on çift Gîlân yayı ve altı Gürcî gulâmı ve on çift dendân-ı semek ve üç aded semâme-i amber hedâyâlar verüp muhabbetnâmesinde cümle tahrîr edüp hakîre harc-ı râh on tümen bisitî ve kırk beş âdemlerimize dahi on tümen Abbâsî ihsân edüp cümle a‘yân-ı Bakü ve hânlar ile vedâlaşup hân dahi muhabbeten bizimle kal‘a-i Bakü'den cânib-i kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b ·
metinde göster ·
… ı ve binâsı latîf hammâm-ı tarz-ı kadîmdir. Ve bu varoş etrâfında ribât yokdur.
Ancak bu
varoşdan yukaruda kal‘a-i azîmdir kim evce kad çekmişdir.
Karye-i Marik: Ma‘mûr Ermeni köyüdür kim Erzurûm kal‘ası kulunun hâssıdır. Hikmet-i Hudâ bu köydeki mağaraların içinde mâh-ı temmûzda cereyân eden âb-ı zülâller donup buz olur. Kış günleri hammâm suyu gibi ıssı olur. Aceb hikmet-i Perverdigârdır. Ve cümle vilâyet halkı bu mağaralarda katık peyniri ta‘bîr etdikleri peynirlerin bu gârlarda hıfz ederler. Bir serdâb-ı gâr-ı yetîmânlardır. Ve bu yerlere Erzurûm'dan gelirken nehr-i Furât üzre bir göz cisr-i azîmden ubûr edüp beş yüz âdem yokuş yukaru gidüp Keban nâm kayalı yerleri aşup eflâke ser çekmiş kayalardır. Kal‘aya çıkarken bu Kebân kayaları sağ cânibe düşmüş derk-i esfel-vâr câh-ı gayyâ gibi uçurumdur. Ve ayn-ı Munzır dedikleri nehrcik, bu mahalde nehr-i Furât'a mahlût olur. Bu nehr-i Munzır'ın menba‘ı cebel-i Munzır'dan tulû‘ edüp şehrin bâğçeleri içre olan Satır deresiyle bir olup Keban altında nehr-i Furât'a karışır, Âb-ı hayât-ı berrâk bir âk âb-ı nâbdır. Ve Keban kayası nâm mahal kal‘a dibidir, bir âb-ı hayât su kaynar ve bu mahalle karîb Alî kayası derler bir kaya vardır. Bu şehir halkının zu‘munca 340a Hazret-i Alî gelüp belin dayayup istirâhat etdiğiyçün hâlâ bel ağrısına mübtelâ olan kimesne ol kayaya bellerin koysa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur, ammâ hâssası Allah'dandır. Bi-emrillah seng-i mıknatıs gibi bir taşdır. Bu şehr ahâlîsi bu kayaya Eğerli kaya derler. Bu kayadan yokuş yukaru gidip varoş kefere mahallesidir. Cümle (---) aded toprak ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz hânelerdir. Ve cümle re‘âyâsı Ermenilerdir. Ve cümle çârsû-yı bâzâr bu varoşdadır. Cümle sağîr [u] kebîr üç yüz dükkândır. Ammâ kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. İki hânları var ve iki hammâmı, biri ulu câmi‘ ile mahkemeye muttasıl Çorbacı hammâmı derler ve Keban'a karîb nehr-i Furât kenarında Kethüdâyeri hammâmı; âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı tarz-ı kadîmdir. Ve bu varoş etrâfında ribât yokdur. Ancak bu varoşdan yukaruda kal‘a-i azîmdir kim evce kad çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339b–340a ·
metinde göster ·
Bu lisân-ı Arabî bahr-i bî-pâyândır; bunun gavvâs-ı me‘ânîsi olan bilir.
Ancak bu
hakîr bu lisânda dahi müsevvedâtımız içre bulunsun deyü tahrîr olundu. Ve's-sel …
Bu lisân-ı Arabî bahr-i bî-pâyândır; bunun gavvâs-ı me‘ânîsi olan bilir. Ancak bu hakîr bu lisânda dahi müsevvedâtımız içre bulunsun deyü tahrîr olundu. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 29b ·
metinde göster ·
… ma‘mûr ve âbâdân kurâları var, terkîm etsek, bir mücelled-i tomar-ı dırâz olur.
Ancak bu
vâdîden cânib-i şimâle giderken nehr-i Murâd'ı at ayağıyla ubûr etdik, zîrâ men …
Van eyâleti hükmünde Bitlis hânı ve Atak ve Tercîl hânları hudûduyla müşâ‘ bir sahrâ-yı vâdî-i Hâmûndur kim vasatında cereyân eden nehr-i Murâd'da nûn-ı gûnâgûn bulunur kim gûyâ her biri mâ’ide-i Mûsâ'dır. Bu sahrânın çemenistânı üzre Çemâpûr askeri meks etse devvâbâtına ve sâ’ir hayvânâtına yedirse yine ke'l-evvel cemî‘i kiyâhâtı sâbit u nâbite olmadadır kim Cenâb-ı Bârî bu sahrâya nazar etmişdir. Şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup tûlı kâmil üç menzildir. Arzı iki konakdır ve dahi akalldır. Bu sahrânın cânib-i kıblesinde kal‘a-i Meyyâfârikîn'dir. Mâbeyninde iki merhale-i dırâzdır. Bu sahrâ-yı ferah-fezânın evsâfın manzûrumuz olduğu üzre nemene aşâ’ir [u] kabâ’il meks eder anları tahrîr eylesek ve ne kadar ma‘mûr ve âbâdân kurâları var, terkîm etsek, bir mücelled-i tomar-ı dırâz olur. Ancak bu vâdîden cânib-i şimâle giderken nehr-i Murâd'ı at ayağıyla ubûr etdik, zîrâ menba‘-ı tulû‘ı kûh-ı Bingöl'de karîbdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a ·
metinde göster ·
… katre ve güneşde zerre mikdâr tahrîre cür’et etdik. Zîrâ birkaç gün meks etmede
ancak bu
kadarca ahvâlât-ı Edirne'ye vâkıf olabildik. Kemâl mertebe dakîki üzre dikkat e …
Bâ-husûs bunda olan eşcâr-ı müsmirrâtın gûnâ-gûnu Konya Merâmı'nda ve Malâtiyye Aspozusunda ve Adaliyye'nin Istanaz'ında yokdur. Zîrâ bu hadîka-i hıyâbân nazargâh-ı Sultân Mehemmed Hân'dır. Hulâsa-i kelâm bu bâğın evsâfında lisân kâsırdır, ammâ bu hakîr küstâhâne deryâda katre ve güneşde zerre mikdâr tahrîre cür’et etdik. Zîrâ birkaç gün meks etmede ancak bu kadarca ahvâlât-ı Edirne'ye vâkıf olabildik. Kemâl mertebe dakîki üzre dikkat etmek mümkün olmayup Arapça deyü muhât-ı ilm-i râkımu'l-hurûf olunan bu mertebe evsâfıyla iktifâ edüp tayy-ı kelâm olundu, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161a ·
metinde göster ·
… de olmuş olur. Bu hakîr-i pür-taksîr im‘ân-ı nazar ile nazar edüp böyle gördük.
Ancak bu
kal‘a nehr-i Şat ile nehr-i Batmân mâbeyninde vâki‘ cezîrede mebnî olup nehreyn …
Evsâf-ı eşkâl-i kal‘a-i Meyâfârikîn: Müverrihân-ı Rûm bu kal‘a hakkında cezîre-i Şat ve nehr-i Furât mâbeynindeki cezîre-i azîm içredir deyü tahrîr etmişler ammâ galat-ı fikr etmişler. Hakîr bu mahalde on sene mikdârı tek ü pûm vardır kim selîkam bu fenne düşmek ile kırat-be-kırat dakîkiyle ma‘lûmumdur. Nehr-i Furât u Murâd Malatıyye kurbünde Kömürhânı cenbinde cereyân edüp kırk menzilde kal‘a-i Kurna kurbünde nehr-i Şatt'a munsabb olup Şattu'l-Arab olur ve nehr-i Şat Diyârbekr'in Fızkayası dibinden geçüp iner, Hasankeyfâ ve Cizre ve Musul ve Bağdâd ve Kurna dibinde yine nehr-i Furât'a rîzân olur. Bu kerre Diyârbekir'den cisri geçüp şimâle iki gün gidüp bu kal‘a-i Mefârikîn'e gelir. Bu takdîrce bu kal‘a niçe Şat ile Furât mâbeynindeki cezîrede olmuş olur. Bu hakîr-i pür-taksîr im‘ân-ı nazar ile nazar edüp böyle gördük. Ancak bu kal‘a nehr-i Şat ile nehr-i Batmân mâbeyninde vâki‘ cezîrede mebnî olup nehreyn-i azîmeyn mâbeynlerini fark etdiğiyçün Mâ-fârıkayn derler. Hakkâ ki böyledir. 218a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 218a ·
metinde göster ·
… eydânda ne bir katre su ve ne Monlâ Muhammed'e zeker ve kuburdan bir nişân yok.
Ancak bu
meydânda bu kadar bin âdem şellak u mellak ve uryân, kimi sarâyın pencerelerine …
Andan yine Monlâ Muhammed harârından bir tıhtab tas çıkarup tasa bir taş ile urdukda tasdan sâ‘at çanı gibi bir sadâ istimâ‘ olup bu meydânda ne bir katre su ve ne Monlâ Muhammed'e zeker ve kuburdan bir nişân yok. Ancak bu meydânda bu kadar bin âdem şellak u mellak ve uryân, kimi sarâyın pencerelerine yarasa kuşu gibi sarılmışlar, kimisi sarây dîvârına çıkmışlar. Uryân u büryân meydânda kalanlara paşa ve hân ve gayrı a‘yân gülmeden mebhût oldular. Fakîr herîfler hicâblarından kimi uryân yere çöker, kimi halk arasına pinhân olup "Bre esbâblarım, bre bıçağ u hançerim!" deyüp feryâd edenin hadd [ü] pâyânı yok. Bu hâl-i pür-melâlde bir şaka-yı pür-meâl olmuşdur kim bin sene seyâhat eden bu temâşâ-yı ibret-nümâyı görmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231b ·
metinde göster ·
kârhâne-i dünyâ da bir hây [u] hû ile kurulmuş bir dünyâdır ve benî Âdem böyle …
Ancak bu kârhâne-i dünyâ da bir hây [u] hû ile kurulmuş bir dünyâdır ve benî Âdem böyle kırıla gelmiş bir kadîm dünyâdır kim netîce-i kelâmı lâ yüs’elü ammâ yef‘al'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
Ancak bu hakîrin akl-ı kasîrı üzre Cenâb-ı Hallâk, âlem[e] sun‘un ızhâr içün ve kullarına kudretin bildirmek içün Tûfân-ı Nûh'da temevvüc-i deryâya emr edüp bu kûhun türâbın sahrâ-yı Hemedân'a çekdirüp kayanın altı boş kalup görenler engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır. Bu dünyâda nazîri yok bir kûh-ı Bî-sütûn'dur. Ammâ zirve-i a‘lâsı bir yaylağ-ı azîmdir kim bunda olan gül-i gülistânlar ve cârî âb-ı revânlar içre niçe bin elvân mâhîler ve cemî‘i Bağdâd halîfelerinin harâb u yebâb âsâr-ı binâları zâhir maksûreleri var ve niçe Ekrâd ve Türkman Avşarı ve Yakaman u Sadak yaman Türkmanları yaylalanırlar. Ve niçe kerre yüz bin aded hayvânâtlarıyla altı ay safâlar edüp vakt-i şitâ irince Dümdümî ve Dümbülî ve Sehend ve Rûmiyye ve Salmas sahrâlarında sevâhillenirler. Böyle bir kûh-ı Bî-sütûn'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309b ·
metinde göster ·
… u Âl-i Abâ hakkında cümle evsâflar mufassal tahrîr olunmuşdur, ana nazar oluna.
Ancak bu
mahalde bu kadarca ile iktifâ olundu.
Bâlâda Bağdâd ziyâretlerinde bu Âl-i Abâ hakkında cümle evsâflar mufassal tahrîr olunmuşdur, ana nazar oluna. Ancak bu mahalde bu kadarca ile iktifâ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351a ·
metinde göster ·
… m başka bir mücelled Vâkı‘anâme-i Veysî gibi ümmü'l-ahbâr nâm bir tevârîh olur.
Ancak bu
kadarla iktifâ etdik.
Eğer bu mahalde olan vakayi‘ât-ı turrehâtı birer birer tahrîr eylesem başka bir mücelled Vâkı‘anâme-i Veysî gibi ümmü'l-ahbâr nâm bir tevârîh olur. Ancak bu kadarla iktifâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7b ·
metinde göster ·
… ilim. Ceng oldu ve vilâyet harâb oldu ve gâret ü yebâb oldu. Ben anları bilmem.
Ancak bu
hakîr bir du‘âgûyunuzum ve kendi hânedânınıza gelmiş yigirmi yıldan berü müştak …
Hemân hakîr eyitdim: "Vallâhi beğlerim, bu dünyâda dervîşân gûnâ-gûndur. Ben dahi âvân-ı nâs mâbeyninde bu gûne atlı ve donlı ve bârhâne ve hidmetkârlı dervîşim. Ben umûr-ı dünyâ kaydında değilim. Ceng oldu ve vilâyet harâb oldu ve gâret ü yebâb oldu. Ben anları bilmem. Ancak bu hakîr bir du‘âgûyunuzum ve kendi hânedânınıza gelmiş yigirmi yıldan berü müştak [u] garîbiniz idim. Hamd-i Hudâ bugünkü gün Hân-ı âlîşân hazretleri pederiniz boyahâne hüccetleri verüp çerâğ etdi. Dahi gayrı şân-ı şerîfinize ne lâyık ise anı eylen. Hâlâ bu âsitânenin müsâfiriyim. Size mahabbetimden gelüp âlüfte vü âşüftelik ederim" deyü vâfir tevâzu‘-âmîz kelimâtlar edüp tahta'l-kahve yerim, ammâ semm-i helâhil yeyüp ensemden geçer. Hemân Bedir Beğ mu‘ammer olsun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9b ·
metinde göster ·
… ır hazîneliği mâlımız gâret olunup bu kadar bednâmlığımız olup mâl [u] menâlden
ancak bu
sandukacığı ehlimiz Zâl Paşa kızı Hânıma Sultân kucağında götürüp halâs eyledi. …
Hân eyitdi: "Evliyâm, işte paşan bu hânedânımızı seksen bin asker ile berbâd edüp on Mısır hazîneliği mâlımız gâret olunup bu kadar bednâmlığımız olup mâl [u] menâlden ancak bu sandukacığı ehlimiz Zâl Paşa kızı Hânıma Sultân kucağında götürüp halâs eyledi. Ve sizin paşa dahi üzerime gelmeden yedi katar katır yükü mâl-ı hazâ’îni Mudiki dağlarına kaçırmışdım. Hâlâ anlar dahi diyâr-ı Mudiki'dedir, ammâ hele bu pîş-tahtaya bir kerre îm‘ân-ı nazar ile nazar eyle" deyü sandukanın kapağın küşâde etdikde bir kerre nazzâreye aldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10b ·
metinde göster ·
… ecde mevzi‘ine bir karış mukaddem inüp alnı mahall-i secdeye konmağa mâni‘ olup
ancak bu
manzûm beyt üzre:
Bu Varna şehrinde fuzelâyi'd-dehrden bir muta‘assıb kadı var idi. Efvâh-ı nâsda lakabına "Paçavra Kadı" derlerdi, ammâ ol kadar zemmâm u nemmâm ve fassâl u dehhâl u kaddâh idi kim lisân-ı sinânından bir ferd-i âferîde halâs olamazdı, ammâ el-kudretülillâh bir turfe ve ucbe-lika ve bed çehre-i gûl beyâbânî idi kim enf-i ankâ-yı Semerkandîsi hakîkatü'l-hâl bilâ-cidâl yarım akçe tahtası kadar burnu var idi. Hattâ görenler "Minkârîzâde'nin zâdesidir" derlerdi. Hattâ ol mertebe minkâr-ı koknus-ı la‘lgûnu ol kadar büyük ve uzun idi kim gazab-âlûd olup hışıldasa Tatar bârgîri gibi burnu kışır kışır öterdi, ammâ gâyet musallî idi. Evkât-ı hamsesin terk etmeyüp ibâdetine meşgûl idi, ammâ burnunun büyüklüğünden Cenâb-ı Bârî'ye secde içün ser ber-zemîn etdikde alnı yere değmeyince secdesi sahîh olmazdı. Eyle olsa bu mezkûr Paçavra Kadı'nın burnu secde mevzi‘ine bir karış mukaddem inüp alnı mahall-i secdeye konmağa mâni‘ olup ancak bu manzûm beyt üzre:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30b ·
metinde göster ·
… bundan gayrı kal‘a yokdur. Cümlesin sulh içinde Yıldırım Bâyezîd Hân yıkmışdır.
Ancak bu
kal‘a ol asırda Leh kralı hükmünde olmağın münhedim olmayup sonra Boğdan bu kal …
Evsâf-ı kal‘a-i bâlâ, ya‘nî Hisâr-ı Seçova: İbtidâ bânîsi Leh Kralı (---) nâm kral-ı dâllindir. Ba‘dehû Boğdan keferesi istîlâ edüp anların destinde kalmışdır. Sebeb-i tesmiyesi oldur kim lisân-ı Boğdan'da Seçva sarp yere derler. Bu kal‘a bir yalçın kaya üzre olmak ile Seçva'dan galat Seçova derler. Hakkâ ki seço üzre gâyet sa‘b ve metîn kal‘adır, ammâ sefer üstü olmak ile içine girüp ne cirimdedir ve ne kadar âsâr-ı binâları vardır görmek müyesser olmadı. Ancak seng-i hârâ üzre seng binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır kim diyâr-ı Boğdan'da kal‘a nâmıyla bundan gayrı kal‘a yokdur. Cümlesin sulh içinde Yıldırım Bâyezîd Hân yıkmışdır. Ancak bu kal‘a ol asırda Leh kralı hükmünde olmağın münhedim olmayup sonra Boğdan bu kal‘aya mâlik olmuşdur. Kal‘a-i Hotin'e bir merhale yer karîbdir ve nehr-i Turla aşrı kal‘a-i Rıdvaniçse ve kal‘a-i Kamaniçse'ye iki konak karîb kal‘a-i Seçova'dır. Hakîkatü'l-hâl kıblesi tarafı bir vâsi‘ ovaya vâsıl olmuşdur. Bu kal‘anın hâkimi Boğdan Beği tarafından hatman ve boyar ve porkalabları üç bin asker-i tarabansa mâlik olup bizim yalı ağası ve Kalga Sultân'a arabalar ile me’kûlât [ü] meşrûbât hedâyâlar getirüp kal‘adan yetmiş seksen aded toplar atup şâdumânlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
… nle cehenneme girir ola. Bu ise müselmânın ve kâfirlerin kitâbında bile yokdur.
Ancak bu
serhadlerde bu bed-âyîn çokdur" dediklerinde,
İşte şimdi bu gâzînin bu kâfir karındaşı olup bu müselmânı esîrlikden kurtarmış. şimdi bu kâfir bunların elinde esîr olup saklayup halâs etse gerek kim ahd [ü] emânı yerine gelüp kâfirden îmânın alup kâfire îmânın vermiş ola. Bu kerre şimdi kâfir katl olursa cennete gitmiş ola. Bu ölürse kâfirin bî-dînle cehenneme girir ola. Bu ise müselmânın ve kâfirlerin kitâbında bile yokdur. Ancak bu serhadlerde bu bed-âyîn çokdur" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a ·
metinde göster ·
… bir câmi‘i ve bir anbârı var. Gayrı imâretden bir çârsû-yı bâzâr yokdur. 158a
Ancak bu
kal‘a Çernik sancağına tâbi‘dir. Bundan dahi zahîre-bahâ almayup bu kal‘adan câ …
Lisân-ı Hırvat'da (---)(---)(---) demekdir, ammâ bânîsini bir serhad kavmi bilmediler. Ancak fâtihi sene 935 târîhinde Sultân Süleymân Nemse çâsârının pây-ı tahtı olan Beç kal‘asın muhâsara edüp bî-feth avdet etdikde asker-i İslâm uğuruna ve dîn-i mübîn yoluna kırk bin yiğit ile diyâr-ı küffâra kurbân olmağa gidüp cümle şehîd olanlara serdâr olan Ösekli Kâsım Voyvada sene 931 târîhinde Ösek'den seğirdüp bir günde bu kal‘a-i Belusitina'yı gelüp feth edüp ceng-i azîm etdiğin bilir gâzî ve pîr-i fânîler vardır, ammâ bu kal‘a bir ormanistân içre şekl-i murabba‘ kârgîr binâcıkdır. İçinde kapudanı ve yetmiş aded neferâtları ve bir câmi‘i ve bir anbârı var. Gayrı imâretden bir çârsû-yı bâzâr yokdur. 158a Ancak bu kal‘a Çernik sancağına tâbi‘dir. Bundan dahi zahîre-bahâ almayup bu kal‘adan cânib-i (---) tarafına 3 sâ‘atde dağlarda gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157b–158a ·
metinde göster ·
… udâ mezkûr olan yedi aded gazâlarda cümle küffâr kralları mürd olurlardı, lâkin
ancak bu
Kosova cenginde ba‘de'l-ceng âsûde-hâl mahallinde hîle ile Gâzî Murâd Hân şehîd …
Hamd-i Hudâ mezkûr olan yedi aded gazâlarda cümle küffâr kralları mürd olurlardı, lâkin ancak bu Kosova cenginde ba‘de'l-ceng âsûde-hâl mahallinde hîle ile Gâzî Murâd Hân şehîd olup kalb-i şerîfi bu türbe-i mehbat-ı pür-envârda kalup mübârek cesed-i şerîfleri hâlâ Bursa'da Eski Kaplıca nâm mahalde câmi‘-i kebîrinin sâhasında bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168b ·
metinde göster ·
… eddâdî beş tabyalı ve beş aded kenîseli bir kal‘a-i beyâz idi, yanına varılmaz.
Ancak bu
kadar temâşâ etdik, zîrâ top serpindisinden yakın varmağa âdem cür’et edemezdi, …
Nemse çâsârı tarafından beş bin tüfeng-endâz kâfir kal‘ada aslâ amân dilemedi. Ve bu sûr hâricinde bir müzeyyen varoşu var idi. Kal‘ası kâfirleri itâ‘at etmedikleri ecilden Eğre ve Budin ve Kanije gâzîleri bu varoşa şergil olup hâh-nâhâh bî-bâk u bî-pervâ şehre girüp cümle mâl-ı ganâ’im [ü] üsârâların alup şehrin âteşe urup ancak kal‘ası bir sahrâ-yı vâsi‘de sögele kaldı. Ve yine asker-i İslâm'a kırkar ellişer vukiyye top gülleleri urdu. Gâyet metîn ü müstahkem şekl-i muhammes bir kal‘a-i Şeddâdî beş tabyalı ve beş aded kenîseli bir kal‘a-i beyâz idi, yanına varılmaz. Ancak bu kadar temâşâ etdik, zîrâ top serpindisinden yakın varmağa âdem cür’et edemezdi, ammâ sahrâları gayet mahsûllü yerlerdir. Andan 4 sâ‘at sahrâlarda gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b ·
metinde göster ·
… revân ve bin yedi yüz aded kılâ‘ ve şehr-i âbâdân belde-i mu‘azzamları var kim
ancak bu
bizim tahrîr etdiğimiz kılâ‘ ve medyenler yolumuz üzre vâkı‘ olanlardır.
Hattâ bu zemîn-i Erdel bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr-ı diyârdır kim deyyâr bu edîm-i arzda misli yokdur, zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ kefereleri ankâ ve mesrûr 25a kal‘aları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-kefere mergûb ve mezra‘aları vâfir ve muhassenât-ı berekâtları mütekâsir ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları her nâhiyelerde cârî ve revân ve bin yedi yüz aded kılâ‘ ve şehr-i âbâdân belde-i mu‘azzamları var kim ancak bu bizim tahrîr etdiğimiz kılâ‘ ve medyenler yolumuz üzre vâkı‘ olanlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24b–25a ·
metinde göster ·
fısdık sâyesin kabûl etmişlerdir. Hattâ zamân-ı hayâtlarında buyururlarmış kim,
Mezkûr bâğlar arasında mezâristân içre âsumâna ser çekmiş bir fısdık ağacı var kim diyâr-ı Rûm'da fısdık dırahtı yokdur. Bu şecere-i tayyibenin zıll-ı himâyesinde merkad-i Gâzî Porça kubâb ve âsâr-ı binâ kabûl etmemişlerdir. Ancak bu fısdık sâyesin kabûl etmişlerdir. Hattâ zamân-ı hayâtlarında buyururlarmış kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a ·
metinde göster ·
… zîneleri ve bir at âhûru ve bir su kuyusu var, andan gayri bir şey amâr yokdur.
Ancak bu
nârin kal‘a köşesinde evc-i semâya ser çekmiş bir serâmed kullesi var. İç kal‘a …
Bu kapudan içeri bir demir küçük kapu dahi var, andan içeri iç kal‘adır. İçinde ancak dizdâr ağa hânesi ve gılâl anbârları ve cebehâne hazîneleri ve bir at âhûru ve bir su kuyusu var, andan gayri bir şey amâr yokdur. Ancak bu nârin kal‘a köşesinde evc-i semâya ser çekmiş bir serâmed kullesi var. İç kal‘a içinden bu kulleye elli ayak taş nerdübân ile çıkılır, çâr-kûşe ve kiremit örtülü Sinân Paşa kullesidir. Bu kullenin tâ ortasında bir küçücük demir kapusu var, andan içeri beş kat demir kafesli çâh-ı cahîmden nişân verir zindanı var, şehrin cümle mücrimlerin bunda haps ederler Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57b ·
metinde göster ·
… ng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ve muhâsara ve feth [ü] fütûhların yazmışlardır.
Ancak bu
hakîr ü pür-taksîr pederimizi ve Fâtih-i Budin Süleymân Hân'ı hayr ile yâd eyle …
İmdi azîz-i men, men hakîr u fakîr bu Budin hakkında bu kadar tatvîl-i {kelâm} edüp dörd kerre muhâsarasıyla tahrîr etdiğimiz cümle peder-i azîzimizden istimâ‘ etdiğimiz üzre ale'l-ihtisâr tahrîr etdik, zîrâ elbette gayri tevârîhlerde cemî‘i ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ve muhâsara ve feth [ü] fütûhların yazmışlardır. Ancak bu hakîr ü pür-taksîr pederimizi ve Fâtih-i Budin Süleymân Hân'ı hayr ile yâd eylemek içün fütûhât-ı Budin'i bu kalîlü'l-bizâ‘a bu yüzden tahrîr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 78a ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı çeşme-sâr-ı âb-ı revân: Olancası bir aded çeşmedir.
Ancak bu
şehir bir yalçın kaya başında bir kal‘a-i âlî olmağile bunda sudan azîz bir hay …
Der-vasf-ı çeşme-sâr-ı âb-ı revân: Olancası bir aded çeşmedir. Ancak bu şehir bir yalçın kaya başında bir kal‘a-i âlî olmağile bunda sudan azîz bir hayrât [u] hasenât yokdur kim beher yevm on bin at yükü Tuna suyu kırbalar ile taşıyup bu kal‘a ahâlîsi saky olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… müzeyyen değildir, zîrâ kavm-i Tot, Macar'ın ve Nemse'nin re‘âyâları olmak ile
ancak bu
kadar kenîseye mâlik olmuşlardı. Hamd-i Hudâ ol dahi ma‘bedgâh-ı müslimîn oldu.
Andan Tot kenîsesin Haseki Sultan Hâtûn'a câmi‘ olmak içün alıkodular, ammâ cemî‘i guzât-ı müslimînin peksumat zahâ’irlerine anbâr etdiler, ammâ bu dahi büyük câmi‘dir, lâkin müzeyyen değildir, zîrâ kavm-i Tot, Macar'ın ve Nemse'nin re‘âyâları olmak ile ancak bu kadar kenîseye mâlik olmuşlardı. Hamd-i Hudâ ol dahi ma‘bedgâh-ı müslimîn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131a ·
metinde göster ·
varoşda kiliseleri ve bî-hisâb bâğ u bâğçeleri kalmış.
Ba‘dehu bu mahalde Kaplan Paşa kal‘a-i Novigrad muhâsarasına gelirken bu kal‘a-i Diregel kefereleri Tatar havfından kal‘a içinde olan hânelerinden çıkup kal‘ayı hâli üzre mu‘attal bırağup firâr etmişler. Ve aşağı varoşun Tatar-ı adû-şikâr mâl-ı ganâ’imlerin alup ıhrâk bi'n-nâr etmişler. Ancak bu varoşda kiliseleri ve bî-hisâb bâğ u bâğçeleri kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134a ·
metinde göster ·
El-hâsıl derk-i esfel-vâr bir dâr-ı diyârdır. Ve havâsı dahi gâyet sakîldir.
Ancak bu
rabtanın şarkîsi tarafındaki kal‘a kayası dibinde niçe yüz yerden âb-ı hayât bu …
El-hâsıl derk-i esfel-vâr bir dâr-ı diyârdır. Ve havâsı dahi gâyet sakîldir. Ancak bu rabtanın şarkîsi tarafındaki kal‘a kayası dibinde niçe yüz yerden âb-ı hayât buz pâresi gibi suları cereyân edüp âsiyâb-ı mâları deverân etdirir mâ-i kevserlerdir kim mâh-ı Temmûz'da bu uyûn-ı zülâllerden üç yudum huzûr ile mük. 137a içilmez. Tâ bu mertebe sovuk suları var kim iki âdem bir toklu kuzuyu yemeğe kâdir olur, bu serî‘u'l-hazm âb-ı sâfî suları nûş etmeğile bu kasaba halkı ten-dürüstlerdir. Yohsa havâsı sakîldir, ammâ halkı gâyet halîm ve selîm ve oğuz ve garîb-dost ve sofra sâhibi âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 137b–137a ·
metinde göster ·
… ije buheyresini doldurmağa çalışırlardı. Anıniçün bu varoş ve bâğlar harâb olup
ancak bu
Berezense kal‘ası tarafında Kanijelinin mezâristânları kaldı ve Kanije'nin topr …
Yedi yüz kadar bâğ u bâğçeli ve etrâfı handaklı, ammâ kal‘asız varoş imiş. Küffâr henüz ıhrâk edüp bâğ u bâğçelerinin ba‘zısı kalmış. Kanijelinin şehrinde bir ağaçlı bâğçe olmamak ile cümle hadîka-i ravza-i rıdvânları ve niçe bin cinîn-i gaytânları ve âb-ı hayât sulu kuyuları cümle bu tarafda olup Kanijelinin mesîregâh [u] teferrücgâhları cümle bunda idi, ammâ Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu Kanije kal‘asın bu sene döğerken cümle bu semtden döğüp bâğları ve bâğçeleri cümle harâb u yebâb edüp ol mahsûllü şecere-i müntehâları cümle kırup Kanije buheyresini doldurmağa çalışırlardı. Anıniçün bu varoş ve bâğlar harâb olup ancak bu Berezense kal‘ası tarafında Kanijelinin mezâristânları kaldı ve Kanije'nin topraklı ve mahsûllü yerleri bu mahaldir, ammâ düşmandan ekin ekemezler. Zahîreleri cümle Başka ve Laşka vilâyetlerinden gelir, ammâ yine ganîmet şehirdir. Ve Cenâb-ı Kibriyâ berekât-ı Halîl vermişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b ·
metinde göster ·
Der-hakk-ı hân-ı hâcegân-ı tüccârân: Olandası beş aded hân-ı sağîrlerdir.
Ancak bu
hânların birine ağır bâzergânlar konarlar. 38b Âyende vü revendegân ve müsâfi …
Der-hakk-ı hân-ı hâcegân-ı tüccârân: Olandası beş aded hân-ı sağîrlerdir. Ancak bu hânların birine ağır bâzergânlar konarlar. 38b Âyende vü revendegân ve müsâfirînden ekser re‘âyâ kefereleri konarlar. Yohsa cümle müsâfirîn a‘yân-ı kibâr hânedânlarına konup aslâ bir kimesnenin kapuları mesdûd değildir. Hemân gelene salâ der kim niçe hânedânların kapuları üzre bu ebyât tahrîr olunmuşdur. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38a–38b ·
metinde göster ·
… ve Âlî Efendi mufassal yazmışlar, bizim tekrâr tahrîr etmemize ihtiyâc yokdur.
Ancak bu
meydân-ı ma‘rekeyi gördüğümüz münâsebetiyle bu kadarca tesvîd olundu.
"Hırıştoş sahrâsı küffâr leşiyle mâl-â-mâl olduğundan mâ‘adâ küffârı bir cân kurtarmayup suyu 40a geçdikleri yerde biri biri üzre ta‘kîb edüp suda gark olmuşlardır" deyü Edirneli Mehemmed Çelebi ve Âlî Efendi mufassal yazmışlar, bizim tekrâr tahrîr etmemize ihtiyâc yokdur. Ancak bu meydân-ı ma‘rekeyi gördüğümüz münâsebetiyle bu kadarca tesvîd olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 39b–40a ·
metinde göster ·
… ih Çelebi tevârîhlerinde mufassal yazmışlardır. Bizim yazmamıza ihtiyâc yokdur.
Ancak bu
hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr Beç kal‘asın görüp temâşâ etmemiz sebebiyle ba‘zı ah …
Tafsîl üzre Lem‘î Çelebi ve Edirneli Mehemmed Çelebi ve Celâlzâde Sâlih Çelebi tevârîhlerinde mufassal yazmışlardır. Bizim yazmamıza ihtiyâc yokdur. Ancak bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr Beç kal‘asın görüp temâşâ etmemiz sebebiyle ba‘zı ahvâlâtların tahrîr etmek iktizâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b ·
metinde göster ·
derenin cânib-i şarkîsinde Eski Salâcık yolu ve taraf-ı garbında Eski Yurd yolu …
Ancak bu derenin cânib-i şarkîsinde Eski Salâcık yolu ve taraf-ı garbında Eski Yurd yolu ve şimâlinde Akmescid yolu ve cenûbunda Gözlev kal‘ası yolu var. Bu dörd yoldan gayri Bâğçesarây'a şâhrâh yollar yokdur, ammâ kayalardan keçi gibi tırmanır piyâde yolları elbette çokdur, ammâ gayri yerleri gâyet sarpdır. Ve dörd tarafdan gelen yolların tâ kayaları bâğına gelmeyince aşağı dere içinde Bâğçesarây şehri görünmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 124b ·
metinde göster ·
… Her kal‘anın sâhibleri vardır. Anıniçün her kal‘alarına zafer bulmak mümkindir.
Ancak bu
Mesköv ve Âl-i Osmân ve Hind ve Acem pâdişâhlarının kal‘aları kendilerinindir.
Ve cümle tokuz bin kal‘aya mâlikdir. Ve niçe bin şehir ve niçe yüz bin kend-i köye mâlikdir kim cemî‘i kal‘a ve şehirler krallarının milk-i mevrûslarıdır. Ammâ gayri kâfiristân krallarının kal‘aları kendülerinin değildir. Her kal‘anın sâhibleri vardır. Anıniçün her kal‘alarına zafer bulmak mümkindir. Ancak bu Mesköv ve Âl-i Osmân ve Hind ve Acem pâdişâhlarının kal‘aları kendilerinindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
… şrık tarafındaki bölüğüne Freng hisârı derler. Gedik Ahmed Paşa'nın feth etdiği
ancak bu
kal‘adır. Cümle yeniçeriler ve ağası ve kal‘a dizdârı ve cebeci ve topçular ve …
Ve bu kal‘a-i Azak kâmil üç bölükdür. Maşrık tarafındaki bölüğüne Freng hisârı derler. Gedik Ahmed Paşa'nın feth etdiği ancak bu kal‘adır. Cümle yeniçeriler ve ağası ve kal‘a dizdârı ve cebeci ve topçular ve çorbacıları cümle bu Freng hisârda sâkin olup cümle cebehâne ve mühimmât ve levâzımât ve gılâl anbârları bundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184b ·
metinde göster ·
… birer birer ta‘rîf ü tavsîf etsem imâretnâme nâmında bir gûne müsevvedât olur.
Ancak bu
câmi‘lerin niçesi kurşum örtülü kubâblar ile ma‘mûr u âbâdân cevâmi‘lerdir.
Eğer bu mezkûr cevâmi‘lerin cümlesin vaz‘-ı esâs-ı binâsı üzre cemî‘i tarz-ı tavr-ı eşkâliyle birer birer ta‘rîf ü tavsîf etsem imâretnâme nâmında bir gûne müsevvedât olur. Ancak bu câmi‘lerin niçesi kurşum örtülü kubâblar ile ma‘mûr u âbâdân cevâmi‘lerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 219b ·
metinde göster ·
… ve deşt-i hâmûnlardan Ferhâd gibi su getirmişdir kim kat-ender-kat kemerlerdir.
Ancak bu
varoş içinde Mustafâ Paşa câmi‘i önünde elli aded kemer gözler var kim her biri …
Diğer binâ-yı ibret-nümâ-ı hayrât-ı mâ-i kevser: Mukaddemâ bu şehr-i azîm susuz olmak ile sene (---) târîhinde Kapudan Halîl Paşa bu şehre beş sâ‘atlik yerden dağlardan ve deşt-i hâmûnlardan Ferhâd gibi su getirmişdir kim kat-ender-kat kemerlerdir. Ancak bu varoş içinde Mustafâ Paşa câmi‘i önünde elli aded kemer gözler var kim her biri kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kavs-ı kuzah-misâl tâk-i Kisrâlardır kim aceb hayrâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249a ·
metinde göster ·
… lup tahrîr olunan cebehâne ve mühimmâtları firâden firâdâ gördüm desem kizbdir,
ancak bu
tahrîr olunanları görüp defter-i sicillâtdan sûretlerin alup ve niçesin defâtir …
Ve bize teslîm eyledüğü altı bin altı yüz altmış altı aded miftâhların mahâzinleri içinde olup tahrîr olunan cebehâne ve mühimmâtları firâden firâdâ gördüm desem kizbdir, ancak bu tahrîr olunanları görüp defter-i sicillâtdan sûretlerin alup ve niçesin defâtir-i mev[kû]fâtdan istihrâc etdim ve niçesin cebecibaşı kâ’imesinden beyâza geçirdim. Eğer gayri mahâzinler içindeki mevcûdâtları cihân küttâbları bir yere gelüp ve niçe müverrihler cem‘ olup bu cebehânelerin evsâf-ı ta‘dâdların tahrîr edelim deseler deryâda katre ve güneşde zerre ve şemme mikdârı tahrîr etmeleri kâbil-i imkân değildir. Hemân bir ihsân-ı Hudâdır kim hamd-i Hudâ Âl-i Osmân'a nasîb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 306a ·
metinde göster ·
… me-sârlarının târîhlerin tahrîr eylesek başka bir mücelled manzûm tevârîh olur.
Ancak bu
kadar ile iktifâ etdik. Lakin bu târîhleri mastûr olan on sekiz aded cevâmi‘-i …
Eğer bu Kandiye'nin cemî‘i câmi‘ ve mesâcid ve hân u hammâm ve çeşme-sârlarının târîhlerin tahrîr eylesek başka bir mücelled manzûm tevârîh olur. Ancak bu kadar ile iktifâ etdik. Lakin bu târîhleri mastûr olan on sekiz aded cevâmi‘-i selâtîn ve vüzerâ-yı mücâhidîn ma‘bedgâhlarından mâ‘adâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315a ·
metinde göster ·
… em'i mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir mücelled kitâb-ı müstetâb olur.
Ancak bu
bâğı gören ârif-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe …
El-hâsıl bu bâğ-ı İrem'i mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir mücelled kitâb-ı müstetâb olur. Ancak bu bâğı gören ârif-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün ile halk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmıştır" deyüp dâr-ı fânînin bu bâğlarına meyl ü rağbet etmeyüp dâr-ı bâkîde bâkî merâm içre karâr etmeğe üzleyüp terk [ü] tecrîdlik isteriz. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a–324b ·
metinde göster ·
… me-sârları var ey şehr-i azîmdir, ammâ zâlim şehrin cereyân eder suları yokdur,
ancak bu
iki çeşmedir. Kal‘a halkı cümle âb-ı hayât gölden nûş ederler. Taşra varoş halk …
Der-terkîmât-ı çeşme-sâr-ı âb-ı hayât: Ümmetâsı iki aded çeşme-sârları var ey şehr-i azîmdir, ammâ zâlim şehrin cereyân eder suları yokdur, ancak bu iki çeşmedir. Kal‘a halkı cümle âb-ı hayât gölden nûş ederler. Taşra varoş halkı cümle kuyu suları nûş ederler, ammâ âb-ı hayât serî‘u'l-hazm kuyuları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348b ·
metinde göster ·