Ve ikinci ricâmız oldur kim bir pabucu bir günde gücile çıkarup
ancak on
akçe eder, beş akçesi masrafına, beş akçesi emek bahâ kalır. Bizim kârlarımız B …
Ve ikinci ricâmız oldur kim bir pabucu bir günde gücile çıkarup ancak on akçe eder, beş akçesi masrafına, beş akçesi emek bahâ kalır. Bizim kârlarımız Bedâsten'de bin akçe hisâbiyle satıla.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195a ·
metinde göster ·
… tasıdır. Şındıra tahta örtülü bir câmi‘i ve iki hânı var, gayri imâreti yokdur.
Ancak on
aded dükkânı ve üç mekteb-i sıbyânı vardır. Cümle halk Tatar kavmidir. Câmi‘ini …
Babadağı hükmü nâhiyesinde bir vâsi‘ vâdîde bin aded hâneli müselmân rabtasıdır. Şındıra tahta örtülü bir câmi‘i ve iki hânı var, gayri imâreti yokdur. Ancak on aded dükkânı ve üç mekteb-i sıbyânı vardır. Cümle halk Tatar kavmidir. Câmi‘inin minâresi tahta örtülü sivri kubbenin alemi yerinde evc-i semâya münkalib olmuş binâ bir tahta minâreli câmi‘-i ibret-nümâdır kim bu gûne minâre-i musanna‘ bir diyârda görülmüş değildir. Ve minâre şerîfesi ve külâhı bir gûne şîrîn kârlı vâcibü's-seyr şerîfe-i bang-ı Muhammedî mahallidir. Andan yine cânib-i cenûba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129b ·
metinde göster ·
… du. Zîrâ mâl ü hazîne tedâhülün fikr edüp "Mevâcibe on gün var. Bâb-ı hümâyûnda
ancak on
yedi kîse var ve bahr-i Sefîd'de cümle cezîrelere küffâr-ı bed-kirdârın istilâs …
Cevâb-ı Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘: Pâdişâh-ı Cem-kişver eydür: "Bak a lala! Bu dergâhda niçe Celâlî ve Cemâlî ve zorba ve aşkıyâların kelleleri galtan-ı por-potur olmuşdur. İnşâallah an-karîbi‘z-zamân anların da haklarından gelinüp murâd [u] merâmın üzre cemî‘i ibâdullah anların şûr [u] şerlerinden halâs olur" deyüp sa‘âdetlü pâdişâh derhâl gazab-âlûd olup ayak üzre kalkıp bizzât kendü mübârek dest-i şerîfiyle mühr-i şerîfi bizim Melek Ahmed Paşa'ya verüp bir hil‘at-i semmûr giydirüp eydür: "Yürü Allahu Te‘âlâ her umûrunda Bârî [vü] yârî ola. Ve her işinde cenâb-ı Bârî mu‘în u zahîrin ola. Ve her kârında Rabbü'l-izzet tevfîkin mukadder refîk etmiş ola. Göreyim seni her umûr-ı dîn-i mübîn içün niçe sa‘y-i himmet edersin. Ve uğur-ı hümâyûnuma niçe bezl-i kudret edersin. Hazîne cem‘ine takayyüd edüp cemî‘i birden bine, binden yüz bine varınca vazîfe-hârân kullarıma mevâciblerin niçe verirsin, göreyim seni!" deyü du‘â vü senâ-yı firâvân edince her taraafdan "Allah mübârek eyleye!" deyü cümle a‘yân mübârek-bâd deyüp derhâl sa‘âdetlü pâdişâh, efendimize bir semmûr lipâçe dahi giydirüp ol gün iki kürk oldu. Ammâ paşa koynuna mührü kodu ammâ gûyâ bir akreb-i Kâşiyân koynuna girüp aslâ hazz etmeyüp muğber-hâtır oldu. Zîrâ mâl ü hazîne tedâhülün fikr edüp "Mevâcibe on gün var. Bâb-ı hümâyûnda ancak on yedi kîse var ve bahr-i Sefîd'de cümle cezîrelere küffâr-ı bed-kirdârın istilâsı var. Beri tarafda mühimmât [u] levâzımât-ı Tershâne-i âmire var ve Anadolu'da Celâlî ve Cemâlî haşerâtının zulm-i sarîhi var. Ol taraflardan bir filûs-i ahmer gelmemesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174a ·
metinde göster ·
gün tekâ‘üd edüp bin altmış altı ıydının dördüncü günü
"Sabâhın mansıbınıza teşrîf buyurun" deyüp Paşa anlar ile dahi öpüşüp görüşüp vedâ[‘]laşup ağlaşarak birbirlerinden ayrılup paşa, sarâyına gelüp ol ân yedi yüz pür-silâh yiğit ile konakçı Himmet Ağa tuğu Edirnekapusu'ndan taşra Otakçılar nâm mahalde Melek Ahmed Paşa'nın Topçular Sarâyı'na tuğu getürdüler. El-hâsıl Van'dan İslâmbol'a geldikde ancak on gün tekâ‘üd edüp bin altmış altı ıydının dördüncü günü
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27a ·
metinde göster ·
… ları ve bâğçeleri hâkile yeksân olup andan cânib-i kıbleye giderken bâğlar içre
ancak on
aded bârgîrler şikâr bulunup sürdük.
Ve bâğ u bâğçesinin hadd [ü] hasrı yok iken bu kadar bin asâkir-i İslâm bu bâğlarda meks edüp meyve-i âbdâr-ı gûnâ-gûnların ekele ye’külü bâbına çeküp ba‘dehû cemî‘i bâğ-ı İremlere teber-i Müslimî üşürüp harâb [u] yebâb etdiler, zîrâ küffâr-ı dûzah-karâr askerin geleceğinden haberdâr olup aslâ bir şikâr makûlesi bulunmayup bâğları ve bâğçeleri hâkile yeksân olup andan cânib-i kıbleye giderken bâğlar içre ancak on aded bârgîrler şikâr bulunup sürdük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146b ·
metinde göster ·
… lâkin şimdi sancağı Bosna vüzerâlarına 153a ilhâk olunup kâ’immakâm hâkimdir.
Ancak on
bir on iki bin guruş hâsıl olur.
Lisân-ı Latin'de banya ılıcaya derler. Bu şehrin kıblesi cânibindeki bâğlar başında bir ılıcası olduğıyçün banya derler. Ba‘dehû şehri nehr-i Virbaz ile nehr-i Pileve kenârında bir uzun şehir olduğıyçün Luka, ya‘nî Uzun şehir derler. Ba‘dehû efvâh-ı nâsda tahfîf-i kelâm içün Banyaluka dirler. Ba‘de'l-feth bu şehir Süleymân Hân tahrîri üzre eyâlet-i Bosna'da sancakbeği tahtıdır kim beğinin hâssı taraf-ı pâdişâhîden (---) akçedir ve sancağı hâkinde ze‘âmet (---) ve tîmârı (---) ve alaybeği ve çeribaşı vardır, lâkin şimdi sancağı Bosna vüzerâlarına 153a ilhâk olunup kâ’immakâm hâkimdir. Ancak on bir on iki bin guruş hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152b–153a ·
metinde göster ·
… mekdir. Kal‘ası nehr-i Lena kenârında evce berâber bir küçük taş binâ ve içinde
ancak on
hânesi ve bir küçük kenîsesi var, ammâ aşağı sahrâda Barçay kralın bir musanna‘ …
Erdel kralları hükmündedir, ammâ Solom Gargor Batori mülküdür kim Yanova beği (kral) olan Barçay kraldır. Kal‘a-i Seyk lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Kal‘ası nehr-i Lena kenârında evce berâber bir küçük taş binâ ve içinde ancak on hânesi ve bir küçük kenîsesi var, ammâ aşağı sahrâda Barçay kralın bir musanna‘ sarâyı var idi kim resm ü tarh u tarzı nakş-ı bûkalemûn-ı cihân-pesend idi. Asâkir-i İslâm bu sarâyı âteşe urup cümle der [ü] dîvârları âteş-i Nemrûd içinde kaldığın kal‘a kapudanı görüp vâfir hedâyâlar ile seraskere gelüp itâ‘at etdi. Andan kalkup Lena boğazın aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3a ·
metinde göster ·
Ve cümle asâkir-i İslâm yüz bin renc [ü] anâ çekerek ubûr edüp
ancak on
yedi âdem atdan ayrılup şehîd oldular. Bu mahalde sehel ârâm edüp herkes esbâbl …
Ve cümle asâkir-i İslâm yüz bin renc [ü] anâ çekerek ubûr edüp ancak on yedi âdem atdan ayrılup şehîd oldular. Bu mahalde sehel ârâm edüp herkes esbâbların kurudup fî'l-hâl atlara süvâr olup ol sahrâ-yı çemenzâr-ı azîmin maşrık cânibine 8 sâ‘atde ma‘mûr u âbâdân kurâ vü kasabâtlar ve ibret-nümâ musanna‘ manastırlar ve bâğ u bâğçeler ubûr ederek (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12a ·
metinde göster ·
… l]kovar kapusu derler, ammâ bedenleri bunun dahi yokdur. Ve Panayur kapusu üzre
ancak on
aded şâhî topları vardır, ve bevvâbları şeb [ü] rûz âmâdedir. Lâkin bu varoş ka …
Der-sıfat-ı eşkâl-i taşra kal‘a-i varoş: Mezkû[r] Ortahisâr'ın kıble kapusu önünden yerlü(?) şâhrâh ile tâ lodos cânibinde Panayur kapusuna varınca tûlu bin yüz aded adım tavîl bir varoş-ı azîmdir. 62b Ammâ bu varoş kal‘a-i Ösek yalın kat çit dîvârlı palanka kalın ağaç direkden metîn hisârdır, lâkin tabyaları ve ebrâcları ve mazgal delikleri sıkdır. Bu dahi iki kapudur. Cânib-i lodosa Panayır Çârsûsu kapusu ve cânib-i kıbleye Val kapusu Vu[l]kovar kapusu derler, ammâ bedenleri bunun dahi yokdur. Ve Panayur kapusu üzre ancak on aded şâhî topları vardır, ve bevvâbları şeb [ü] rûz âmâdedir. Lâkin bu varoş kal‘asının handakı mürûr-ı eyyâm ile rimâl-i türâb ile memlû olmuş. Hâlâ tathîre muhtâcdır. Ve bu kal‘anın kara tarafı dâ’iren-mâdâr beş bin tokuz yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a–62b ·
metinde göster ·
… teş-tâbdan geçiren yüz bin asker idi ve anların içinden de şemşîrbâzlık edenler
ancak on
iki bin server-i hünerver idi, hâzâ min fazlî rabbî. Böyle bir gazâ-yı garrâ se …
Andan ma‘lûmdur kim dörd kerre yüz bin kefereler katl olunmuş. Hamd-i Hudâ bu yedi kerre yüz bin küffârı dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçiren yüz bin asker idi ve anların içinden de şemşîrbâzlık edenler ancak on iki bin server-i hünerver idi, hâzâ min fazlî rabbî. Böyle bir gazâ-yı garrâ selef pâdişâhlarının birine müyesser olmadı, illâ Selîm Şâh'ın Şâh İsmâ‘îl ile Çaldıran gazâsı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
aded evler vardır, ammâ içinde âdemleri yokdur. Kal‘a kapusunu bevvâblar sedd e …
Ve bu kal‘a içre ancak on aded evler vardır, ammâ içinde âdemleri yokdur. Kal‘a kapusunu bevvâblar sedd edüp dizdârdan gayri neferâtların ellisi de cümle aşağı dere kenârındaki bâğ-ı İrem köyde olurlar. Hîn-i havfde aşağı varoşda olanlar ve etrâf köylerde ve leb-i deryâda olan kurâların cümle ahâlîleri bu kal‘aya gelüp girirler, zîrâ ekseriyyâ Kazak'dan havf ederler. Kifâyet mikdârı cebehâneciği ve beş pâre şâhî topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120a ·
metinde göster ·
… p hânelerinin bâbların dahi küşâde bırağup bâğlara giderler. Hemân şehir içinde
ancak on
aded âdem pâsbân kalup şebrevânî esbâblar geyüp ve yüzlerin ve gözlerin nikâb b …
Cümle şehir halkı evlerinde cemî‘i hevâyicleri ve bisât evânîleri ile bırağup hânelerinin bâbların dahi küşâde bırağup bâğlara giderler. Hemân şehir içinde ancak on aded âdem pâsbân kalup şebrevânî esbâblar geyüp ve yüzlerin ve gözlerin nikâb burka‘lar ile sarup sarmalayup ve boğazlarına birer davul geçirüp tâ sabâha dek bu on aded âdemler tabıllara meçikler urup şehri muhâfaza edüp gezerler. Bir ân durmağa kâdir değillerdir. Ve davul berekâtiyle sivrisinekden halâs olurlar, zîrâ sivrisinek sazlıkda hâsıl olmağile neyzen-misâl sâzendedir. Her âdeme nîzesin darb etmeğe geldikde neyzenlik ederek fasıl ile gelir. Anıniçün Melemen halkı her şeb sivri sineğe davul çalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a ·
metinde göster ·
… en hâneli ve cümle toprak örtülü evlerdir. Hân u hammâmsız bir garîb kasabadır.
Ancak on
dükkânı var ve âb-ı revânı çok olmak ile kırk elli tabbâğhâne dükkânları var. G …
Ve bu şehir iki dağ miyânında bir vâsi‘ öz içinde bâğ u bâğçeli ve âb-ı hayât sulu üç mahalle ve iki yüz seksen hâneli ve cümle toprak örtülü evlerdir. Hân u hammâmsız bir garîb kasabadır. Ancak on dükkânı var ve âb-ı revânı çok olmak ile kırk elli tabbâğhâne dükkânları var. Gâyet latîf gönü olur, zîrâ dağlarında mazısı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y101a ·
metinde göster ·
Ve bu mağâranın şarkında beş yüz adım ba‘îd şehrin limanıdır.
Ancak on
pâre küçük gemiler alır. Ve bu limanda bir sivri kaya üzre bir küçük kubbecik v …
Ve bu mağâranın şarkında beş yüz adım ba‘îd şehrin limanıdır. Ancak on pâre küçük gemiler alır. Ve bu limanda bir sivri kaya üzre bir küçük kubbecik vardır. Cânib-i erba‘asın deryâ döğer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y181a ·
metinde göster ·
… , ulûfeleri yokdur. Ve cebehâne ve topu ve tüfengleri dahi yokdur. Kal‘a içinde
ancak on
hânesi var. Ammâ taşra varoşu bir vâsi‘ çemenzâr dere içre yedi yüz aded toprak …
Kal‘ası iki tarafı yalçın kayalı derenin ortasında bir sivri cebel-i sağîre üzre şekl-i murabba‘ bir küçük sengîn bünyâd kal‘acıkdır. Kulu ve neferâtı Arabdır, ulûfeleri yokdur. Ve cebehâne ve topu ve tüfengleri dahi yokdur. Kal‘a içinde ancak on hânesi var. Ammâ taşra varoşu bir vâsi‘ çemenzâr dere içre yedi yüz aded toprak örtülü ma‘mûr u müzeyyen hâneleri cümle kal‘a-misâl dîvârı metîn evlerdir. Ve halkı cümle Mâlikiyyü'l-mezheb lecûc kavmi vardır. Ve her hânelerinde birer âb-ı hayâtlı bâğ [u] besâtînli (---)(---) cennet bâğlarıdır. Bu belîde içre olan elif hurmâsı Mısır'da ve Sa‘îd'de ve Elvâhât'da olmaz. Gâyet latîf (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y272b ·
metinde göster ·
… relden berü âl-i Çerâkeseye inkırâz gelüp bu Kayıtbay'da hânedânları harâb olup
ancak on
bir sarây ve bin mikdârı hâne-i fukarâ ve yetmiş dekâkîn ve bir hammâm ve yetmi …
Mısır'ın şark tarafına Bâb-ı Nâsır'dan taşra tâ Âdiliyye'ye varınca İslâmbol yolu ve hac yoludur ve Kayıtbay bu şâhrâh üzre vâki‘ olup ol tarîk-ı âmmın yemîn [ü] yesârında on bin ma‘mûr [u] âbâdân sarây-ı âlîler etmiş. Âl-i Osmân'ın kabza-i tasarrufuna Mısır girelden berü âl-i Çerâkeseye inkırâz gelüp bu Kayıtbay'da hânedânları harâb olup ancak on bir sarây ve bin mikdârı hâne-i fukarâ ve yetmiş dekâkîn ve bir hammâm ve yetmiş mihrâb ve on yedi câmi‘-i selâtîn kalmışdır, ammâ her biri binâ-yı azîm ve selâtîn-i kadîm câmi‘leridir kim tahrîr olunur. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y136a ·
metinde göster ·
… dır. Bundan gayrı hân ve hammâm ve medâris ve zâviye ve mekteb ve sebîl yokdur.
Ancak on
aded mikdârı çalaşdan ya‘nî külbe-i ahzândan dükkânlar vardır.
Kal‘asında üç yüz mikdârı hasırdan ve neyden müfîd [ü] muhtasar evler vardır. Süleymân Hân câmi‘i ve Özdemir mescidi vardır. Bundan gayrı hân ve hammâm ve medâris ve zâviye ve mekteb ve sebîl yokdur. Ancak on aded mikdârı çalaşdan ya‘nî külbe-i ahzândan dükkânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y393a ·
metinde göster ·
beş mîl vardır. Yine bu boğazdan içeri Bahr-i Kulzüm'dür kim cânib-i garba tâ S …
Ve bu diyârın incü çıkaran gavvâsları nakli üzre bu boğazın aslâ nihâyeti yokdur, gâyet amîkdir deyü nakl etdiler. Hakkâ ki âyet-i şerîfe üzre fecc-i amîkdir. Ve bu boğaza ehl-i Habeş ve mellâhlar Bâbü'l-Mendûb derler. Azîm kûh-ı Bîsütûn boğazdır. Karşı Yemen dağları râyegândır, ancak on beş mîl vardır. Yine bu boğazdan içeri Bahr-i Kulzüm'dür kim cânib-i garba tâ Süveys benderine varınca bu körfezin tûlü bin beş yüz mîldir. Kıble tarafı Yemen ve Aden ve Mekke ve Medîne ve Yenbû‘ ve Muveylah ve Tûr'dur. Cenûb tarafı serâpâ Habeş diyârı ve Kuseyre iskelesidir. Ve bu Bâb-ı Mendûb boğazı kayası üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·