Pâdişâh na‘ş-ı Cem'i Bursa'da Murâd-ı Sânî ki Ebü'l-feth'in pederi, Bâyezîd-i Velî'nin dedesidir, anda defn olunmağı emr edüp na‘ş-ı Cem'i Bursa'ya götürüp Murâd-ı Sânî cenbinde defn etmeğe mezâr kazarken kubbe-i pür-envâr içinden bir sâ‘ika ve bir kıyâmet kopdu kim cümle huddâmlar firâr edüp üç gün ol âsitâneye bir ferd-i âferîde girmek muhâl oldu. Âhirü'l-emr yine Murâd-ı Sânî türbesi kurbünde Sultân Şehinşâh türbesine na‘ş-ı Cem Şâh deyü defn edüp bu vakâyi‘âtı Âsitâne'ye arz etdiler. Târîh-i fevt-i Şehzâde Cem Şâh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29a ·
metinde göster ·
… ed [ü] mînâ içinde medfûndur ve cemî‘i müselmân tevâbi‘leri ve gayr-ı üsârâları
anda defn
ederler" deyü nakl etdiler.
"Ve hâlâ Cem Kıral, Paris şehrinin hâricinde bir bâğ-ı İrem-misâl mesîregâhda bir kubbe-i zeberced [ü] mînâ içinde medfûndur ve cemî‘i müselmân tevâbi‘leri ve gayr-ı üsârâları anda defn ederler" deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29b ·
metinde göster ·
Üsküblü Çeşmesi dibinde yedi yol ağzı ki İslâmbol içre bu gûne yedi râh cem‘ olmamışdır, anda Defterdâr Süleymân Çelebi câmi‘i: Çâr-kûşe harpüşte kurşum kubbeli Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 90a ·
metinde göster ·
… iderken Gazze kurbünde katl olunup mâlı ile anda bir kal‘a ve câmi‘ binâ olunup
anda defn
olunduğıyçün hâlâ râh-ı Mısr'da Hân-ı Yûnus derler bir câ-yı menâsdır. Ve,
Yûnus Paşa: Mısır'a giderken Gazze kurbünde katl olunup mâlı ile anda bir kal‘a ve câmi‘ binâ olunup anda defn olunduğıyçün hâlâ râh-ı Mısr'da Hân-ı Yûnus derler bir câ-yı menâsdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 101a ·
metinde göster ·
ederler. Ba‘de'd-defn üzerlerine bir kubbe-i pür-envâr ve bir ayn-ı câriye edüp …
"Murâd cenâzemi Ebü'l-feth'de kılmağa hâzır olup yine beni hânemde defn edüp üzerime bir kubbe ve bir tekye ve bir çeşme inşâ et kim dünyâda elli bir sene su içmedim" deyü menâm-ı pâdişâha girüp ale's-sabâh Murâd Hân, Sultân Mehemmed câmi‘inde Dede'nin cenâzesine hâzır olup sâ’ir ümmet-i Muhammed gibi nevbet ile Murâd Hân teberrüken na‘ş-ı Dede'yi iki kerre ketfine alup tâ hâne-i Dede'ye getirüp anda defn ederler. Ba‘de'd-defn üzerlerine bir kubbe-i pür-envâr ve bir ayn-ı câriye edüp hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Pederimizin güftesiyle çeşmeye târîh, (---)(---)(---)(---) ve fevtine târîh, Bursevî Cinânî demişdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 111a ·
metinde göster ·
… şerîfi bu Ebâ Eyyûb'un hânesi yeridir kim Hazret-i Ebûbekir, Resûl-i Kibriyâyı
anda defn
etdi. Bu Ebâ Eyyûb böyle yâr-ı gâr-ı Resûl'dür. Hazret'den (---) hadîs nakl ede …
Evvelâ Ârif-i Samedânî ve (---)(---)(---) Hazret-i Ebâ Eyyûb-ı Ensârî ibn (---)(---) Sahâbe-i kirâmdan râvî-i hadîsdir ve Ensârdandır. Ve Hazret-i Risâlet-penâh Mekke'den Medîne'ye hicret etdükde nâka-i Resûlullâh'ı Cibrîl-i Emîn licâmından çeküp bu Ebâ Eyyûb hânesi önüne çökerüp Hazret-i Risâleti bu Ebâ Eyyûb hânesine müsâfir alup Ebâ Eyyûb gayrı hâneye nakl etdi. Ve hâlâ Hazret-i Risâlet'in kabr-i şerîfi bu Ebâ Eyyûb'un hânesi yeridir kim Hazret-i Ebûbekir, Resûl-i Kibriyâyı anda defn etdi. Bu Ebâ Eyyûb böyle yâr-ı gâr-ı Resûl'dür. Hazret'den (---) hadîs nakl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120b ·
metinde göster ·
… ine akındıya karşu semâ‘ ederek kayalar dibinde Durmuş Dede tekyesi önüne varup
anda defn
etdiklerinde kâmil on gece üzerlerine nûr yağdığın müşâhede etmiş cânlar ile mü …
"Pâdişâhım bunları nâ-hak katl etdiğine arzuhâle geldiler" deyince Hünkâr giryeler eyler. Kâmil bir sâ‘at semâ‘dan sonra yine akındıya karşu semâ‘ ederek kayalar dibinde Durmuş Dede tekyesi önüne varup anda defn etdiklerinde kâmil on gece üzerlerine nûr yağdığın müşâhede etmiş cânlar ile müşerref olmuşuz. Rahmetullâh.} 137b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137a–137b ·
metinde göster ·
… neleri ortasında Kümsek Dede medfûndur, âlem ağyârdan bî-haber iken mücrimlerin
anda defn
ederler. Gerçi aşkıyâlardır ammâ bir hâkime mağlûb olmazlar.
Kârhâneleri cümle 3400, neferât yekûn 4000. Mercân çârşûsunda yedi bekârhâne vardır. Cümle sekiz bin pabuccu bekârı pür-silâh anda mevcûddur. Başka odabaşıları ve hâkimleri vardır. Anlar[a] hâkim hükm edememek içün ellerinde Süleymân Hân'dan hatt-ı şerîfleri vardır. Mücrimlerin bir gece kendüleri katl edüp kârhâneleri ortasında Kümsek Dede medfûndur, âlem ağyârdan bî-haber iken mücrimlerin anda defn ederler. Gerçi aşkıyâlardır ammâ bir hâkime mağlûb olmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195a ·
metinde göster ·
Bu âsitâne-i bâ-sa‘âdetin sebeb-i inşâsı oldur kim sene (---) târîhinde bizzât Muhammed Hacı Bektâş-ı Velî Yesev şehrinde Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp diyâr-ı Rûm'da sâhib-i seccâde olmağa me’zûn olup üç yüz yetmiş fukarâ ve bu Keliğra Sultân cümle fukarâlara ser-çeşme olup Hacı Bektâş-ı Velî ile Rûm'da Orhân Gâzî'ye gelüp Bursa fethinden sonra Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ı yetmiş fukarâsıyla Moskov ve Leh ve Çeh ve Dobruca diyârlarına gönderüp Rûm erenleri olmağa izn verüp "Dobruca'da bir böcük vardır, anı katl edüp ibâdullahı şerrinden emîn eyle" deyü Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ın destine bir tahta kılıç ve bir seccâde ve tabl ve kudüm ve alem ve sıraf ve def ve nakkâre verüp Keliğra Dede kal‘a-i Sinop'a gelüp alâ mele’i'n-nâs yetmiş nefer fukarâsıyla postların deryâ üzre döşeyip "Yâ Hayy [u] yâ Kayyûm" esmâsına müdâvemet edüp def ve kudümlerin çalarak bir günde Rûm cânibinde diyâr-ı Kırım'a andan vilâyet-i Moskov'da Heşdek tâ’ifesin ve Leh diyârında Libka tâ’ifesin cümle İslâm ile müşerref edüp tebdîl-i câme ile Leh diyârında Danıska iskelesinde İsveti Nikola nâm ya‘nî Sarı Saltık isimli bir bıtrîk ve kıssîs-i dalâlet-âyîn ile hem-sohbet olup ol Sarı Saltık'ı katl edüp lâşe-i murdârın pinhân edüp niçe zamân savma‘adan çıkmayup "Ben Sarı Saltık'ım" deyü niçe bin âdemi nihânice dîn-i Muhammedî'ye da‘vet edüp İslâm ile müşerref ederdi. Niçe zamân bu hâl ile Sarı Saltık nâmıyla seyâhat etdi. Ve kendülerinde alâ-sûret-i asfaru'l-levn olmağıla Şeyh Ahmed Yesevî hazretleri kendülere Saltık Bây nâmıyla künye demişler idi. Ammâ ism-i şerîfleri Muhammed Buhârî'dir. Ba‘dehû seyâhât ile "Pırarvardı" ya‘nî Pravadi kal‘asına gelüp sâkin olmağıla "Bir er vardı"dan galat Pravadi kal‘ası derler. Anda def ve kudûmün çalarak Dobruca kralına buluşdukda kral-ı dâll-i bed-fi‘âl eydür: "Ey Sarı Saltık! Eğer sende kerâmet varsa benim diyârımda bir ejdehâ peydâ olup Karadeniz sâhilinde bir yalçın kaya içinde âşiyân edinüp cümle re‘âya vü berâyâm yidi. Ve hâlâ dâr-ı dünyâda iki ciğer-kûşe kızlarıma tâli‘-i kur‘a düşüp ejdere gıda olmağiçün Dobruca sahrâsında bir amûd-ı azîme kızlarım bağlamışız. Vakt-i zuhr olunca gelüp yise gerek, ammâ bu ejdere bir çâre eyle" deyü Dobruca kralı ricâ edince Sarı Saltık Sultân eydür "İmdi kral, Muhammed dînin hak bilüp İslâm ile müşerref olursan senin kerîmelerin ol böcüğün gıdâsı olmadan bi-emrillah ve bi-himmeti'l-pîr halâs ideyim" dedikde kral cân u gönülden yemin billah eyleyüp dürür, hemân Saltık Bây-ı Velî fukarâlarına "üzkürullah" deyüp yetmiş aded dervîş-i dil-rîşiyle def u kudûmlerin çalup alem ve sıraf kaldırup Saltık Velî tahta kılıcın gılâfından çıkarup "niyyetü'l-gazâ" deyüp bir papas kulağuz ile Dobruca sahrâsında kral kızlarının amûda bağlı olduğu yire 266b varup kızları halâs edüp bir yerde hıfz eder. Kendüsü amûd dibinde durur. Ejdehâ dahi şiddet-i hâr olunca Dobruca sahrâsından bir ejder-i heft-ser gıjgırup dâmen-ber-hevâ kec kılup mu‘tâd-ı kadîmesi olan mile yakın gelince hemân Sarı Saltık Sultân fukarâlarına işâret edüp def ü kudüm ve nefîr ü zil çalınca ejder mil dibine yakın geldikde Saltık Bây Sultân "Yâ Ma‘bûd-ı bî-hemtâ" deyüp dal-satûr-ı Muhammedî olup Arapça âyetiyle bir na‘raya rehâ buldurup ejderin aşağı kellesine bir tahta kılıç niçe urursa kelle galtân olup bir şimşîr levha dahi urup bir kellesin kesüp hemân ejder dem çekim sınup bi-emri Hudâ dem-beste olup dörd başıyla firâr eder. Ardı sıra Şeyh Saltık Sultân ejderi kovarak ejder cân acısından gârına girüp Şeyh dahi akîbince girüp dörd kellesin dahi keserken ejder şeyhi der-âğûş edüp sıkar. Şeyh dahi "Yâ Hâfız-ı Müste‘ân" deyüp arkasın gârın bir cânibine dayayup şeyhin vücûdu kayaya girdüğü yer hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve iki dest-i şerîfleri ve iki kadem-i sa‘âdetleri kayaya te’sîr etdüğü alâmetleri zâhirdir. Ba‘dehû ejderin tâb [u] tüvânı kalmayup Saltık Sultân'ı koyverir. Sultan-ı merkûm eli kan, kılıcı kan, sînesi uryân, dilinde Hazret-i Kur’ân tilâvet ederek fukarâlarının yanına gelüp kralın iki kerîmesin yanına alup Dobruca kralına gitmede. Mukaddemâ kızların bağlı olduğu amûdun dibinde azîz hazretleri ejderin üç kellesin kesüp ardı sıra kovagiderken beri tarafda kulağuzluk ile gelen papas ejderin iki kulağın ve bir dilin kesüp seğirderek Dobruca kralının huzûruna kulakları ve dilleri bırağup "Müjde olsun kralım, ejderi katl edüp kızları halâs etdim, işte alâmeti" deyü kizb [u] iftirâ eder. Ân-ı sâ‘atde Saltık Sultân dahi kralın kızlarıyla gelüp tahta kılıcı kanıyla kralın huzûruna kor. Kızları kral bağırlarına basup "Ejderi kim katl etdi" deyü Dobruca Kral kerîmelerinden su‘âl eder. Kızlar dahi mâ-vak‘ı üzre Saltık Bây Sultân'ın katl etdüğün bir bir takrîr ederler. Ruhbân-ı mel‘ûn musırr olup "Elbette ben katl etdim" der. Saltık Sultân eydür "İmdi ey kral. Ejder öldürmek kerâmetdir. Bu râhib ile beni bir kazana koyup su içinde fıkır fıkır kaynadın. Kangımız ejderi öldürdü ise pişmeyüp halâs olur. Kizb söyleyüp ben öldürdüm diyen büryân olur" deyü bu da‘vâ-yı merdi edince papas-ı bî-dîn bu kavle rıza vermeyüp kral "eyle olsun" deyüp Pravadi garbında Kazan Balkanı demekle ma‘rûf ol balkanda bir kazan içre su doldurup gayrı ruhbânlar Saltık Sultân'ın ellerin ardına bağlayup kazana korlar. Dervîşânlar dahi papası muhkem kayd-bend edüp kazan içine korlar. Kazan altına âteş edüp alev-ber-alev âteş-i Nemrûd içinde iki cân kaynamada. Beri Anadolu tarafında Kırşehri'nde Hacı Bektaş-ı Velî, destmâliyle bir kayayı silüp "Saltık Muhammed'im ıztırâbda terlemededir. Hak dest-gîr [u] mu‘în u zahîri ola" dedikde kayadan tuzlu su akardı. Hâlâ Hacı Bektâş-ı Velî tuzu ol günde hâsıl oldu. Ba‘dehû kazanın ağzın açup gördüler kim Saltık Bây Sultân arak-âlûd olup "Yâ Hayy" ismine meşgûl, ruhbân-ı mel‘ûn herse olup ancak üstühânları ve siyâh ruklesi kalmış. Bu hâli Dobruca Kral görüp hâk-i pây-i şeyhe düşüp şehâdet parmağın kaldırup derûn-ı dilden bende-i Sübhân olup ta‘allukâtından ol sâ‘at yedi bin âdem ile İslâm'a geldiler. İslâm'a gelmeyenlere gazâlar edüp feth [ü] fütûhâtlar etdiler. Dobruca Kral Orhân Gâzî'ye elçiler gönderüp mutî‘ [u] münkâd oldu. Orhân'dan Dobruca Krala kadı ve tuğ u alem gelüp ismi Alî Muhtâr oldu. Ba‘dehû sene-i mezbûrda Saltık Sultân vasıyyet eyledi kim "Beni gasl edüp yedi tâbût âmâde edin. Zîrâ benim içün yedi kral ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtal etseler gerekdir" deyü vasiyyet-i şerîfi üzre cümle fukarâları cem‘ olup yedi tâbût hâzır edüp azîz hazretleri dahi sene (---) târîhinde 267a dâr-ı bâkiye irtîhal edüp cümle hulefâları tevhîd [u] tezkîr ile azîzi gasl edüp bir tâbût içre kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 266a–267a ·
metinde göster ·
… kal‘ası kurbunda bir çengelistân u hıyâbân yerde bir deyr-i kadimleri var idi.
Anda defn
etdiler kim hâlâ ol deyr yerinde Bâyezîd-i Velî, Akkirmân fethinden sonra bir c …
Altıncısı Boğdan Kralı Yirvan nâm kral kendi gelüp bir tâbût alup Bozav kal‘ası kurbunda bir çengelistân u hıyâbân yerde bir deyr-i kadimleri var idi. Anda defn etdiler kim hâlâ ol deyr yerinde Bâyezîd-i Velî, Akkirmân fethinden sonra bir câmi‘ ve bir imâret ve medrese ve hân ve hammâm ve imâret ve Saltık Bây-ı Muhammed-i Buhârî üzre bir kubbe-i pür-envâr inşâ edüp der-i sa‘âdeti üzre târîhi budur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a ·
metinde göster ·
… zrâ’îl imiş. Amr'ın girîbânın değşirüp şehâdet-i kelime etdirüp kabz-ı rûh edüp
anda defn
ederler. Şehrin içinde bir âsitâne-i azîmde medfûndur. Cemî‘i âyende vü revende …
Ziyâret-i sâhib-i âfitâbe-i nihânî, şems [u] kamer-i zindegânî, müsâfir u hâzır u gâ’ib, pîşvâ-yı peyk-i Resûl-i nâ’ib, mahrem-i esrâr, makdem-i ebrâr, mücâhid-i ebvâr, âdem-i tayyâr Hazret-i peyk-i Resûl Amr-ı Ayyâr: İsm-i şerîfleri (---)(---) Hazret-i Risâlet-penâhın peyki ve musâhibi idi. Hâzır cevâb ve nüktedân ve nükteşinâs olduğundan Amr-i Ümeyyetü't-Damîrî derler idi. 28a Hazret-i Resûl-i İzzet ile cümle gazâlarda ve serdâr-ı mu‘azzamlar ile sefer-i seriyyelerde bulunup âhir Hazret-i Resûl'den sonra terk-i dünyâ edüp deydevî vü dehdevîsin kemerine bend kılup âfitâbesin ser-i sa‘âdetine giyüp niçe zamân cihânbân-ı seyyâh-ı âlem olup geşt [ü] güzâr ederek bu Hımıs şehrine geldikde görse iki kişi bir mezâr kazmışlar. "Acabâ uzun mu, kısa mı" deyü mücâdele ederler. Amr eydür: "Merhûm olan âdem biz kadar var mıdır" der, "Vardır" derler. Hemân Amr sıçrayup kabr içine girüp "Bismillah" deyü yatınca meğer mezâr kazanın biri Hazret-i Azrâ’îl imiş. Amr'ın girîbânın değşirüp şehâdet-i kelime etdirüp kabz-ı rûh edüp anda defn ederler. Şehrin içinde bir âsitâne-i azîmde medfûndur. Cemî‘i âyende vü revende dervîşân-ı seyyâhânın sapan-ı Dâvûdîleri ve asâ-yı Mûsâları ve cimcime-i İsâları ve nabût-ı Mûsâları ve âftâbe-i Veysü'l-Karanîleri ve keşkülleri ve pâlheng ve cürezân ve harazân ve ummân-ı kirâmeleri ve tennûre ve dağarcıkları ve gûnâ-gûn tarîklerin külâhları ve zîl-bem ve kantura ve deydevî ve dehdehî ve cığcığa ve teber-i müslimîn ve nefîr-i Horasanî ve niçe def ve kudûmleri ile ve niçe bunun emsâli cihâz-ı fakr-ı fukarâlar ile bu âsitâne-i Hazret-i Baba Amr müzeyyen olup şeb [u] rûz âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl bir ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır, kuddise sırruhu'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27b–28a ·
metinde göster ·
… inde amûd-ı müntehânın zirve-i âlîsinde bir mermer sandûka içre yılan havfinden
anda defn
etdiler. Ertesi gördüler kim ol sandukanın içi mâl-â-mâl yılan ve akreb ve çıya …
Ezîn-cânib el-kelâmu tecürrü'l-kelâm fehvâsınca yine sadede rücû‘ edelim. Bu Sofya şehrin binâ eden Sırfa ibn Sırfâyil merhûm olup evlâdları birbirlerine düşüp Bulgarya evlâdından mâyil gelüp Sırfiye şehrine müstevlî olup üç yüz sene Sırfiye şehrinde hükûmet edüp imâr etdi. Tâ Hazret-i İsâ asrında Alina kral İslâmbol'u imâr ederken Makedonya olan Filibe şehrinde Aysof nâm bir kızı nâmdâr olup serîr [ü] devletine asker cem‘ edüp kavm-i Sırfa elinden şehr-i Sırfa'yı alup yüz elli sene mu‘ammere olup Vitoş dağında niçe künûz-ı dahme-i Sırfiyâyiller bulup ol defîne-i gencîne ile Sırfiye şehrin müceddeden imâr etdiğiyçün Aysofya dediler. Ba‘dehû bu Aysof nâm kralın dahme-küşâ olduğun babası Alina kral İslâmbol'da istimâ‘ edüp bin araba ve hıntav mâl ile kızı Aysof'u İslâmbol'a da‘vet edüp Aysof kız ol mâl-ı kenz ile kırk yılda Ayasofya deyrini imâr etdiğiyçün Ayasofya dediler. Ba‘dehû bânî-i Ayasofya kız mürd olup Yeniodalar başında Kadı‘asker hammâmının dibinde amûd-ı müntehânın zirve-i âlîsinde bir mermer sandûka içre yılan havfinden anda defn etdiler. Ertesi gördüler kim ol sandukanın içi mâl-â-mâl yılan ve akreb ve çıyan leb ber-leb olmuş ammâ kızın vücûduna aslâ zarar gelmemiş. İşte şehr-i Sofya'nın bânî-i evveli Tûfân-ı Nûh'dan sonra Sırfiyâyil'dir. Ba‘dehû oğlu Sırfa'dır. Ba‘dehû Alina kral-ı dâll kızı Aysofya'dır. Hulâsa-i kelâm niçe yüz düvelden düvele nakl edüp bu felek-i atlas-ı bukalemûnda şehr-i Sofya kâh imâr u kâh harâb olup âhir hicret-i Nebeviyye'nin sene 786 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'ın vüzerâlarından Balaban Paşa deryâ-misâl asker ile belde-i Sofya-yı muhâsara edüp kâmil yetmiş günde {küffâra} gelen imdâdların kıra kıra derûn-ı kal‘ada Bulgar ve Sırp ve Voynuk ve Laz ve Rûm cümle pür-gumûm olup ale'l-umûm kaht [u] galâdan "Aman el-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân!" deyü derûn-ı kal‘adan feryâd etdiler. Zîrâ kal‘a içinde yüz yetmiş bin kâfir-i fâcir var idi. Kıllet-i gılâl olunca hemân der-ceng-i evvel Latin kavminin eşbehleri emân ile sûrdan taşra çıkup Balaban Paşa'nın hâk-i pâyine rûmâlîde edüp şehr-i Sofya'da bir cây-ı karâr istediler. Ricâları hayyiz-i kabûlde olduğun derûn-ı kal‘adaki kavm-i Latin istimâ‘ edüp hemân ol dem emân ile taşra çıkdıkları kapunun miftâhın serdâra teslîm edüp bir tarafa durdular. Andan sonra emân ile Bulgar kavmi çıkup şehirde mekân ricâ etdiler ve ricâları kabûl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137b ·
metinde göster ·
ederler. Hâlâ âsitâne-i Kassâb'da medfûndur, kuddise sırruh.
Ve ziyâret-i Monlâ Kâsım-ı Bağdâdî: Yine Bağdâd monlâsı iken bin otuz târîhinde Acem ile Çopur Bekir Subaşı yek-dil ve ü-cihet olup Bekir Subaşı'ya Kızılbaş tâbi‘ olmuşken bir gice Bekir Subaşı oğlu Muhammed Dede kal‘a kapusun açup kavm-i Acem Bağdâd'a doluşup cümle Osmânlı ve Bağdâd monlâsı Monlâ Gânim'i dahi şehîd edüp Bağdâd'a Acem istîlâ edüp monlâ-yı mezbûru Kassâb-ı Cömerd civârında şehîd edüp kassâblar anda defn ederler. Hâlâ âsitâne-i Kassâb'da medfûndur, kuddise sırruh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 347a ·
metinde göster ·
… nümûnlar ile niçe bin künûzlar defn etmişlerdi ve niçe bin mülûkların na‘şların
anda defn
etmişlerdi. Hâlâ üstühân-ı benî Âdem mâl-â-mâldır. Hatta 1081 târîhinde Kethudâ …
Andan diyâr-ı Yunan'a ve diyâr-ı Acem'e ve diyâr-ı Rûm'a ve niçe bin gûne tevârîh münteşir olmuşdur. Meğer bu kitâb-ı mu‘tebereler zâyi‘ olmasın içün Hazret-i İdrîs aleyhi's-selâm emr-i Hak ile Tûfân-ı Nûh olacağın bilüp Surîd Hâkim-i Mekik'e emr edüp bu Heremeyn cebellerin inşâ etdirüp cümle kitâbları anda pinhân edüp gûnâ-gûn mutalsamât-ı ibret-nümûnlar ile niçe bin künûzlar defn etmişlerdi ve niçe bin mülûkların na‘şların anda defn etmişlerdi. Hâlâ üstühân-ı benî Âdem mâl-â-mâldır. Hatta 1081 târîhinde Kethudâ İbrâhîm Paşa vâlî-i Mısır iken bu abd-i kemter niçe yüz kimesneler ile fânûs ve şem‘a ve meş‘aller çerâğân edüp künc künc benî Âdem üstühânları gördük ammâ genc-i âdem ile genc-i Kârûnları görmedik. Bâlâda cild-i (---)(---) mastûrdur kim tatvîl-i kelâma hâcet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 400a ·
metinde göster ·
… ümlesin mağârâlardan çıkarup halâs etdik, ammâ niçesi güneş görünce merhûm olup
anda defn
etdik. Niçesi bizimle atlara binüp giderken merhûm olup anlardan az kimesne hal …
Kûh-ı Okna: Cümle dağı ve taşı tuzdur kim dağları esîr ve mücrimler delüp mağârâlardan kaya kaya tuz çıkarırlar. Başka vâmoş kefere hâkimi vardır. Bunda iki yüz aded ümmet-i Muhammed esîr bulup cümlesin mağârâlardan çıkarup halâs etdik, ammâ niçesi güneş görünce merhûm olup anda defn etdik. Niçesi bizimle atlara binüp giderken merhûm olup anlardan az kimesne halâs oldu. Eğer bu Okna mağârâları cahîmin mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek gûyâ çâh-ı gayyâ-yı ve derk-i esfeli vasf eylemiş oluruz. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
ederken lâşesi üstüne bir çeleng sokduğu Vilagoş kral binâsı bir kal‘a-i metînd …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Bânîsi Süleymân Hân ile Mihaç gazâsında ceng ederken batakda gark olup lâşe-i murdârını Süleymân Hân Ustolni-Belgrad'a gönderüp anda defn ederken lâşesi üstüne bir çeleng sokduğu Vilagoş kral binâsı bir kal‘a-i metîndir. Asker(e) itâ‘at etmeyüp gorof nemeşleri gelmeyüp bizim askere eyle top gülleleri urdu kim kelle gibi gülleler sahrâda çöpik(?)-vâr galtân olurdu. Hamd-i Hudâ ferd-i âferîdeden bir kese zarar isâbet etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b ·
metinde göster ·
… bin kabûl edüp mezkûr papası ve kralzâdenin lâşelerin Gerz İlyâs dağına çıkarup
anda defn
edüp üzerlerine Kanadin nâm bir manastır ve bir tekye ve mukaddemâ mürd olan İş …
"Bu eyi alâmet değildir ve bu kralzâde ile bu papası öldürdük. Bunlar tekin değildir. Bizi Îsâ dinine da‘vet etdiler. Hak dîn imiş ve dürüst Hıristiyanlarmış. Kanları düşdüğü yerden ılıca çıkup kanları Tuna'ya varınca hâlâ Tuna ol kandan aşağı kırmızı kan gibi akıyor" deyüp ol gün üç bin kâfir dîn-i Îsâ'ya girüp Hıristiyan mezhebin kabûl edüp mezkûr papası ve kralzâdenin lâşelerin Gerz İlyâs dağına çıkarup anda defn edüp üzerlerine Kanadin nâm bir manastır ve bir tekye ve mukaddemâ mürd olan İştivan Kral mâlıyla bir kal‘a yaparlar. Kefere zamânı bir ma‘bedgâh [u] ziyâretgâh-ı millet-i Mesîhiyye imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·
ederler. Ba‘dehu cemî‘i şühedâları da anda defn ederler. Hâlâ biz dahi anların …
"Evliyâ efendim, hakkâ eyi su’âl etdin. Bizim kıble cânibimiz Kile sahrâsıdır. Zamân-ı kâfirden berü ol taraflar kâfirlerin maşatlığı idi ve her bâr kâfirleri asâkir-i İslâm anda kırup kâfir üstühânlarıyla mâl-â-mâl olup bir karış arz-ı hâliye yokdur. Anıniçün bizim cebbânemiz kıble tarafında değildir. Ba‘dehu vilâyetimiz dest-i İslâma girdikde ibtidâ Gül Baba, ‘Beni ol semte gömün, ser-çeşme-i hâmûşân olayım’ dedikde anda defn ederler. Ba‘dehu cemî‘i şühedâları da anda defn ederler. Hâlâ biz dahi anların şerefiyyetine cümle mevtâlarımız anda defn ederiz" deyü cevâb etdiler. Hakkâ ki yahşı haber verdiler. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90b ·
metinde göster ·
… çeşme-i hâmûşân olayım’ dedikde anda defn ederler. Ba‘dehu cemî‘i şühedâları da
anda defn
ederler. Hâlâ biz dahi anların şerefiyyetine cümle mevtâlarımız anda defn ederi …
"Evliyâ efendim, hakkâ eyi su’âl etdin. Bizim kıble cânibimiz Kile sahrâsıdır. Zamân-ı kâfirden berü ol taraflar kâfirlerin maşatlığı idi ve her bâr kâfirleri asâkir-i İslâm anda kırup kâfir üstühânlarıyla mâl-â-mâl olup bir karış arz-ı hâliye yokdur. Anıniçün bizim cebbânemiz kıble tarafında değildir. Ba‘dehu vilâyetimiz dest-i İslâma girdikde ibtidâ Gül Baba, ‘Beni ol semte gömün, ser-çeşme-i hâmûşân olayım’ dedikde anda defn ederler. Ba‘dehu cemî‘i şühedâları da anda defn ederler. Hâlâ biz dahi anların şerefiyyetine cümle mevtâlarımız anda defn ederiz" deyü cevâb etdiler. Hakkâ ki yahşı haber verdiler. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90b ·
metinde göster ·
… rı da anda defn ederler. Hâlâ biz dahi anların şerefiyyetine cümle mevtâlarımız
anda defn
ederiz" deyü cevâb etdiler. Hakkâ ki yahşı haber verdiler. Rahmetullâhi aleyhim …
"Evliyâ efendim, hakkâ eyi su’âl etdin. Bizim kıble cânibimiz Kile sahrâsıdır. Zamân-ı kâfirden berü ol taraflar kâfirlerin maşatlığı idi ve her bâr kâfirleri asâkir-i İslâm anda kırup kâfir üstühânlarıyla mâl-â-mâl olup bir karış arz-ı hâliye yokdur. Anıniçün bizim cebbânemiz kıble tarafında değildir. Ba‘dehu vilâyetimiz dest-i İslâma girdikde ibtidâ Gül Baba, ‘Beni ol semte gömün, ser-çeşme-i hâmûşân olayım’ dedikde anda defn ederler. Ba‘dehu cemî‘i şühedâları da anda defn ederler. Hâlâ biz dahi anların şerefiyyetine cümle mevtâlarımız anda defn ederiz" deyü cevâb etdiler. Hakkâ ki yahşı haber verdiler. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90b ·
metinde göster ·
… ları penâh edinüp firâr etdiler, ammâ bizim gâzîlerden on yedi yiğit şehîd olup
anda defn
etdik. Ve elli nefer kefere-i Dobra-Venedik dahi hazîne-i pâdişâhî üzre ceng ed …
Der-akab bin aded gâzîler ile ol gün ılgarup hapahap Venedikli Uskok kâfirleri ile germâ-germ cengde iken yetişüp aslâ meydân-ı ma‘reke boğazına varmayup hemân Uskok kâfirlerinin Kotur'a firâr edecekleri derelere pusular koyup ve atlı ve yayanlarımızla dağlara çıkup ceng mahalli boğazı üzre havâleye çıkup aşağıdaki kâfirlere bir yaylım kurşumu serpüp tarfetü'l-ayn içre üç yüzden mütecâviz küffâr kurşum zahmından serpilüp cân ber-cehennem gitdiklerinde hemân Uskok kâfirleri hazîneden geçüp cân bâzârına düşüp gerü Kotur'a cân havliyle firâr ederken hemân bizim 160a mukaddemâ pusuda koduğumuz guzât-ı müslimîn Allâh deyüp kâfire hücûm edüp cenâhân ceng-i germâ-germde iken bizler dahi gerüden yetişüp cümle küffârları ortaya alup topa dutulmuş maymuna, okla urulmuş hınzîra döndürüp ân-ı sâ‘atde üç yüz kâfir dahi dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp kelleleri galtân olup bakıyyetü's-süyûflarından azı dağları penâh edinüp firâr etdiler, ammâ bizim gâzîlerden on yedi yiğit şehîd olup anda defn etdik. Ve elli nefer kefere-i Dobra-Venedik dahi hazîne-i pâdişâhî üzre ceng ede ede ellisi mürd olup ol mahalde anları da meşad etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159b–160a ·
metinde göster ·
… eşlerin soyup ve bellerinde cümle kemerleri ve silâhların alup ve şühedâlarımız
anda defn
edüp cümle mâl-ı ganâ’imle terkilerimiz bırakdığımız refîklerimiz yanına gelüp,
Biz dahi cümle küffârı kayd [u] bend edüp ve mürd olan keferelerin leşlerin soyup ve bellerinde cümle kemerleri ve silâhların alup ve şühedâlarımız anda defn edüp cümle mâl-ı ganâ’imle terkilerimiz bırakdığımız refîklerimiz yanına gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8b ·
metinde göster ·
… mân Ağa bu menzilde merhûm olup na‘şını Sadrıa‘zam Ustolni-Belgrad'ına gönderüp
anda defn
etdiler.
Mukaddemâ Çobaniçse kal‘ası altında top ile zahm-hurde olan Beksumat Emîni Osmân Ağa bu menzilde merhûm olup na‘şını Sadrıa‘zam Ustolni-Belgrad'ına gönderüp anda defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27a ·
metinde göster ·
… u âhûr halîfeleri varup merhûm atı {şehîd} Çerkez'in atı önünde bir hafir kazup
anda defn
etdiler. Ve cümle halk bu ata engüşt ber-dehen etdiler.
Ba‘dehu âhûr halîfeleri varup merhûm atı {şehîd} Çerkez'in atı önünde bir hafir kazup anda defn etdiler. Ve cümle halk bu ata engüşt ber-dehen etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
etdirdim. Ve bu Muhammed'in vilâdetinden altıncı sene vâlidesi Emîne Hâtûn ehli …
"Bu oğlan benim karındaşım Abdullâh'ın oğludur kim babası Medîne kurbunda Dâru'n-Nâbığa nâm mahalde ticârete gidüp Şam'dan gelirken Nâbığa'da merhûm olup na‘şın Medîne'de Bakî‘'e getirdüp anda defn etdirdim. Ve bu Muhammed'in vilâdetinden altıncı sene vâlidesi Emîne Hâtûn ehli Abdullâh karındaşımın mîrâsın ahz u kabz etmeğe Medîne'ye gidüp bu Muhammed'i altı yaşında iken bile götürüp bir ay Yesrib şehrinde oturup muhallefât-ı Abdullâh'dan cüz’î ve küllî şeyler bulup Yesrib'den yine Mekke'ye bu Muhammed anasıyla gelirken Mekke kurbunda Ebû Enâm nâm mahalde vâlidesi dahi merhûme olup na‘şını Mekke'ye getirdüp anda defn edüp bu Muhammed babadan ve anadan öksüz kaldığından cümle kabâ’il-i Kureyş buna Muhammed-i yetîm derler. Karındaşım evlâdı olmak ile benimle bile ticâret ile kâh Şam'a ve kâh bu Busrâ şehrine getiririm" deyü Ebû Tâlib bu hikâyeleri nakîr kıtmîr cümle Bahîrâ papasa nakl etdikde Bahîrâ papas-ı ehl-i vukûf-ı zû-fünû[nı]'d-dehr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100b ·
metinde göster ·
… bunda Ebû Enâm nâm mahalde vâlidesi dahi merhûme olup na‘şını Mekke'ye getirdüp
anda defn
edüp bu Muhammed babadan ve anadan öksüz kaldığından cümle kabâ’il-i Kureyş bun …
"Bu oğlan benim karındaşım Abdullâh'ın oğludur kim babası Medîne kurbunda Dâru'n-Nâbığa nâm mahalde ticârete gidüp Şam'dan gelirken Nâbığa'da merhûm olup na‘şın Medîne'de Bakî‘'e getirdüp anda defn etdirdim. Ve bu Muhammed'in vilâdetinden altıncı sene vâlidesi Emîne Hâtûn ehli Abdullâh karındaşımın mîrâsın ahz u kabz etmeğe Medîne'ye gidüp bu Muhammed'i altı yaşında iken bile götürüp bir ay Yesrib şehrinde oturup muhallefât-ı Abdullâh'dan cüz’î ve küllî şeyler bulup Yesrib'den yine Mekke'ye bu Muhammed anasıyla gelirken Mekke kurbunda Ebû Enâm nâm mahalde vâlidesi dahi merhûme olup na‘şını Mekke'ye getirdüp anda defn edüp bu Muhammed babadan ve anadan öksüz kaldığından cümle kabâ’il-i Kureyş buna Muhammed-i yetîm derler. Karındaşım evlâdı olmak ile benimle bile ticâret ile kâh Şam'a ve kâh bu Busrâ şehrine getiririm" deyü Ebû Tâlib bu hikâyeleri nakîr kıtmîr cümle Bahîrâ papasa nakl etdikde Bahîrâ papas-ı ehl-i vukûf-ı zû-fünû[nı]'d-dehr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100b ·
metinde göster ·
… -ı Dâdyân'a varınca haber alır kim vilâyet-i Ejderhân'da Cingiz Hân merhûm olup
anda defn
ederler.
"Cingiz Hân Kırım vilâyetine gitdi" derler. Hemân Mu‘âz yine azm-i râh-ı Kırım deyerek vilâyet-i Irâk-ı Dâdyân'a varınca haber alır kim vilâyet-i Ejderhân'da Cingiz Hân merhûm olup anda defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132a ·
metinde göster ·
… eş on âdem bir hurme hâtûnu "Vahdehu lâ-şerîke leh" ile cebbâne seyrine götürüp
anda defn
ederler. Bir dahi evine girmezler. Avretlere bu ömr-i nâzenînlerinde büyük temâ …
Evvelâ bu diyârın ne mahbûbun ve ne mahbûbesin görmek olmayup hüsn-i bâ-kemâl bâ-cemâllerinin reng-i rûyları tahrîr olunmadı. Nisâ tâ’ifesi bu diyârda kapusundan taşra yalnız çıkamaz. Elbette beş on âdem bir hurme hâtûnu "Vahdehu lâ-şerîke leh" ile cebbâne seyrine götürüp anda defn ederler. Bir dahi evine girmezler. Avretlere bu ömr-i nâzenînlerinde büyük temâşâdır. Tâze gulâmları hod on yaşında saç sakal sâhibi olur. Sakalına ustura değiren gulâmı ve berberi katle berâber ibret-i âlem ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163a ·
metinde göster ·
… tde sergerdân kalırlar. Ba‘dehu üçüncü gün bâğlar içinde bir püşte üzre bulunup
anda defn
etmişlerdir. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve karîbü'l-ahd olmuşdur, cenâzesine hâ …
Ve şehir içinde Memi Dede ve Eski Memi Dede. Bu iki sultânlar Vukûflar köyünde medfûnlardır. Bî-hisâb kerâmetleri görülmüşdür. Ve Eski Memi Dede oğlu Alî Dede merhûm olup musallâda cenâze namâzın niçe bin âdem edâ ederken na‘ş-ı şerîfi tâbûtiyle alâ-mele’i'n-nâs gâyib olup cümle huzzârân-ı âşıkânı âlem-i hayretde sergerdân kalırlar. Ba‘dehu üçüncü gün bâğlar içinde bir püşte üzre bulunup anda defn etmişlerdir. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve karîbü'l-ahd olmuşdur, cenâzesine hâzır olanlar ile müşerref olup anların nakli üzre tahrîr edüp ziyâret etdik. Kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50b ·
metinde göster ·
… " deyüp şâdumânlar etdik. Ve iki şaykadan yetmiş şühedâ namâzın hakîr kılıverüp
anda defn
etdik.
Öbür küçük şayka dahi öbür kalyondan ol kadar mâl-ı ganâyim akdarup deryâdan çıkan kâfirlerden cümle yüz elli Freng ve niçe zî-kıymet eşyâlar alup anlar dahi bizim şayka sandalın ve kendü sandalın donadup yedeğe alup direk ve yelken yok. Bizim ardımız sıra yetişüp gelince mel‘ûn küffârın altı pâre gemisi yetişüp bizi toplaya toplaya hamd-i Hudâ fî'l-hâl Sönbeki limanına cân atup halâs Y 112b olunca cümle guzât-ı müslimîn kan ile âbdest almışlar-misâl kanlı âbdest ile secde-i şükr edüp cümlesi bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedî çeküp liman içre bir yaylım top ve iki yaylım tüfeng şâdumânları etdik ve birbirimiz ile öpüşüp görüşüp, "Siz bize Hızır yetişdiniz" deyüp şâdumânlar etdik. Ve iki şaykadan yetmiş şühedâ namâzın hakîr kılıverüp anda defn etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112a–Y112b ·
metinde göster ·
… ı hayât sulu bir konakdır. Ammâ suyu az olmağın gavgâ olup bir yiğit şehîd olup
anda defn
olundu. Anı ubûr edüp bir sâ‘at dahi gidüp bir kayalı boğazda beyne's-salâtda y …
Bir kayalı çöl [ü] çölistân yerde âb-ı hayât sulu bir konakdır. Ammâ suyu az olmağın gavgâ olup bir yiğit şehîd olup anda defn olundu. Anı ubûr edüp bir sâ‘at dahi gidüp bir kayalı boğazda beyne's-salâtda yem kesdirüp kalkındı ve çavuşlar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y273b ·
metinde göster ·
… bından çeker, işâretin eder. Hazret-i Ömer andan fehm ederler kim kendüler dahi
anda defn
oluna.
"Ta‘al indî yâ evvele'r-refîk ta‘al" sadâsı gelüp cümle ehl-i Medîne bu sadâyı istimâ‘ edüp ale's-sabâh hâzır edüp Hazret-i Ömer lahde nüzûl etdirirken hazretin dest-i mübâreki nûr-ı münevver gibi merkad-i pür-envârından çıkup cenb-i şerîflerinde yer ederler. Ve Hazret-i Ömer'in dahi mübârek kâ’bından çeker, işâretin eder. Hazret-i Ömer andan fehm ederler kim kendüler dahi anda defn oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y289b ·
metinde göster ·
… rabistân tarzı bir küçük kemer fıskıyye ola. Hâsıl-ı kelâm Hazret-i Ebâ Bekir'i
anda defn
ederler. Sebeb-i mevtin ba‘zı müverrihîn böyle tahrîr ederler kim Hazret-i Ebâ …
Bu mahalde ehl-i siyer eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Risâlet'in Kabr-i şerîfi Arabistân tarzı bir küçük kemer fıskıyye ola. Hâsıl-ı kelâm Hazret-i Ebâ Bekir'i anda defn ederler. Sebeb-i mevtin ba‘zı müverrihîn böyle tahrîr ederler kim Hazret-i Ebâ Bekir Hayberistân'a gidüp anda bir Hayber Yahûdîsinin zehirli (---)(---)(---)(---)(---)(---) ta‘âmından tenâvül edüp bir seneden sonra semm-i helâhil vücûd-ı şerîflerine te'sîr edüp [[(---) (---) (---)]] Hazret-i Risâlet ile dünyâ gârında refîk iken gâr-ı gûrda dahi refîk oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y289b ·
metinde göster ·
… olup Medîne'ye (---) merhale yer kaldıkda Dâru't-tâbığa nâm mahalde merhûm olup
anda defn
etdiler. Müddet-i ömrü 25 sene.
Ve bu Halîme süd ana kubbesi içre Hazret'in razâ‘an süd kız karındaşı Selmâ Hâtûn ve hazretin pederinden intikâl eden câriye-i Bereke Hazretin beşiği ve mehdi hidmetinde idi. Nâmına Ümmü Eymen derler. Halîme Hâtûn cenbinde bir kubbe içre medfûnlardır. Her sabâh ziyâret edüp Hazret anlara du‘â edermiş. Bu husûsda sikât-ı ehl-i Sükker rahimehullâh eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Resûl'ün pederi ticâret ile şâm-ı şerîfe gidüp ba‘de't-ticâre şâm'dan rücû‘ edüp âlâm [u] şedâyid-i râhdan haste-hâl olup Medîne'ye (---) merhale yer kaldıkda Dâru't-tâbığa nâm mahalde merhûm olup anda defn etdiler. Müddet-i ömrü 25 sene.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y298a ·
metinde göster ·
Ve vâlideleri Emîne Hâtûn ehlinden intikâl eden mâlı taleb içün Mekke'den Hazret-i Resûl ile Medîne'ye geldükde Hazret altı yaşında idi. Pederi mirâsın alup vâlidesi ile Mekke'ye gelirken İbn Yemâm nâm mahalde vâlidesi Emîne Hâtûn dahi merhûm olup Hazret yedi yaşına bâliğ idi. Anadan dahi yetîm kalup vâlidesi akrabâları Emîne Hâtûn'un na‘şın Mekke'ye götürdüler. Bir rivâyetde anda defn edüp Hazret-i Risâlet ba‘de'l-hicre Ebû Enâm nâm mahalden vâlidesi cesedin çıkarup Bakî‘de defn etdi, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351b ·
metinde göster ·
Ol asırda bu Ehrâm dağları ziyâretgâh-ı hâs [u] âm idi. Zîrâ cümle melikleri anda defn ederlerdi. Tâ Hazret-i İbrâhîm'e gelince Ka‘be-misâl bu Ehrâmları tavâf ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y7a ·
metinde göster ·
Andan Yâfes'e andan Nûh aleyhi's-selâma müntehîdir. Bunların ırk-ı tâhirinden ibtidâ Rûm'a kadem basan âl-i Selçukıyândır. Sene 476 târîhinde ümerâ-yı Dânişmendiyye ile yek-dil [ü] yek-cihet olup Malatıyye ve Kayseriyye ve Alâ’iyye ve Konya diyârlarına müstevlî olup müstakil pâdişâh oldular. Tulû‘ları Mâverâ’ü'n-nehir'dendir. Hikmet-i Hudâ bu mahalde Mâhân memleketinden âl-i Osmân'ın ecdâdı Süleymân şâh ve Ertuğrul, Moğol u Boğol-ı gûl-i beyâbân Tatarı derdinden terk-i vatan edüp Ahlât şehrine gelüp anda (---) sene Y 39a sâkin olup andan dahi Rûm ârzûsıyla Murâd nehri kenârına geldikde serdârları Süleymân şâh Ca‘ber kal‘ası dibinde gusl ederken gark olup anda defn edüp Erduğrul cümle erleriyle Selçukıyân Alâ’eddîn'e toğrulup gelürken bir püşte başına çıkup Konya sahrâsına nazar etdükde görseler kim iki deryâ-misâl asker biribiriyle germ-â-germ ceng-i perhâşda, ammâ Tatar askeri gâlib, beyâz destârlı Konya askeri münhezim oluyor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y38b–Y39a ·
metinde göster ·
… Ümmü'l-kıyâs havuzu altına ol mermerden timsâh sûretine bir vakf-ı a‘zam konup
anda defn
eder. Hâlâ ol zamândan berü timsâh bu Ümmü'l-kıyâs'dan Y 163a aşağı geçse hem …
Ba‘dehu şeyh Batrinî hazretleri mermerden bir timsâl-i timsâh etdirüp Ümmü'l-kıyâs havuzu altına ol mermerden timsâh sûretine bir vakf-ı a‘zam konup anda defn eder. Hâlâ ol zamândan berü timsâh bu Ümmü'l-kıyâs'dan Y 163a aşağı geçse hemân arkası altına gelüp kenâra çıkınca depelerler. Anıniçün Mısır'dan aşağı aslâ timsâh yokdur, ve's-selâm.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162b–Y163a ·
metinde göster ·
… e Safâlar eyle. Andan kırk günde vatan-ı aslîn olan Nehâriyye'ye varup cemelini
anda defn
edüp sen yine bana gel" buyururlar.
"Yâ Muhammed ibn Zeyn, Allâhu Rabbü'l-âlemîn dahi kabûl etdi. Ve benim şefâ‘atim seninledir. Ve hedâyâ devenin rûhu Hakk'a teslîm oldu. Var yâ İbn Zeyn, şimdengerü devene ot su şa‘îr kaydında olmayup devenin meyyitine süvâr olup Mekke-i mükerremeye ve Arafât ve Merve'ye varup Umre ve Safâlar eyle. Andan kırk günde vatan-ı aslîn olan Nehâriyye'ye varup cemelini anda defn edüp sen yine bana gel" buyururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y299b ·
metinde göster ·