… aksûd Sultân'a hadden efzûn i‘zâz [ü] ikrâm edüp bir sarây-ı âlî tathîr etdirüp
anda meks
ederler. Şeyh Maksûd görse kim İslâmbol içre niçe bin şühedâ yedi günden berü t …
Bu ceng esnâsında Kayser Hırkîl'in kızı evlâdlarından Grando Mihal, Frengistân'dan gelmiş idi. Anı kıral etdükleri gün hikmet-i Hudâ imâm Hüseyin evlâdlarından Seyyid Baba Ca‘fer Sultân ve Veys el-Karanî hazretlerinin hulefâlarından Şeyh Maksûd hazretleri üç yüz fukarâsıyla ve üç yüz tevâbi‘iyle Baba Ca‘fer Sultân, Hârûnu'r-Reşîd tarafından elçilik ile İslâmbol'a dâhil olup yeni kıral olan Grando Mihal'e buluşup nâmelerin verüp cevâbnâme kıralın mefhûmu olup Baba Ca‘fer Sultân'a ve Şeyh Maksûd Sultân'a hadden efzûn i‘zâz [ü] ikrâm edüp bir sarây-ı âlî tathîr etdirüp anda meks ederler. Şeyh Maksûd görse kim İslâmbol içre niçe bin şühedâ yedi günden berü ter ü tâze pâymâl-i rimâl olup yatırlar. Ahvâl-i cidâlin haber-i sıhhatin alup derhâl kırala gelüp bir hayli kelimât edüp kıral Şeyh Maksûd'un maksûd [u] merâmı zamîrinden anlayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22a ·
metinde göster ·
… İslâmbol'u temâşâ içün bir kenâr sedd-i dîvâr-ı pes çekilmişdir. Cümle cemâ‘at
anda meks
edüp Hünkâr sarâyı ve Üsküdar'ı ve Boğazhisâr'ı ve Beşiktaş'ı ve Tophâne ve Gal …
Ve cânib-i şarka nâzır Hammâmkapusu, bu dahi (---) kademe nerdübân ile hammâma nüzûl olunur. Ammâ bu tarafda haremin dîvârı olmayup şehr-i İslâmbol'u temâşâ içün bir kenâr sedd-i dîvâr-ı pes çekilmişdir. Cümle cemâ‘at anda meks edüp Hünkâr sarâyı ve Üsküdar'ı ve Boğazhisâr'ı ve Beşiktaş'ı ve Tophâne ve Galata ve Kâsımpaşa ve Okmeydânı serâpâ nümâyândır. Ve halîc-i İslâmbol ve Boğaz içre bâdbânların küşâde edüp niçe bin pereme ve kayık ve gayrı keştîlerin şinâverlik etdikleri birer birer râyegân bir harem-i seyr-i cihân yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
eder. Ba‘zı cânlar haymeleri ile meks edüp sohbet eder.
Mesîregâh-ı Akbaba Sultân: Beyâz kiraz mevsiminde ve kestâne mevsiminde Beğkoz iskelesinden niçe bin araba ihvân-ı bâ-safâ ehl [ü] iyâlleri ve zahâyirleri ile Akbaba köyüne gidüp iki üç ay kestâne faslın ederler. Kayık ile İslâmbol'dan bir günlük mesâfedir. Mezkûr Akbaba köyü yüz hâneli ve bir cevâhir mihrâblı câmi‘ ve yigirmi aded dükkânlı ve bir hammâmı, havzlı ma‘mûr kurâdır. Akbaba tekyesi, âbâdân tekyedir. Ba‘zı yârân anda meks eder. Ba‘zı cânlar haymeleri ile meks edüp sohbet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
… Nehr-i Süd: Bunu dahi cümle atlar ile yeldirüp kenarı bir çemenzâr yer olmağıla
anda meks
olundu. Lâkin çatak ve batak u sazlı yatak yer olmağıla yüz mikdârı at ve elli …
Menzil-i kenar-ı Nehr-i Süd: Bunu dahi cümle atlar ile yeldirüp kenarı bir çemenzâr yer olmağıla anda meks olundu. Lâkin çatak ve batak u sazlı yatak yer olmağıla yüz mikdârı at ve elli esîr gark-ı âb oldu. Bu ehr-i Süd dahi Moskov diyârının cânib-i garbîsinde Gürleviçse nâm şehr-i azîmin ve kal‘a-i kadîmin dağlarından cem‘ olup bu mahalde Azak bahrine mahlût olur. Ammâ bakır ve gümüş ma‘denlerine uğramak ile süd gibi beyâz-levn olduğundan ismine Süd suyı derler. Kanlı sudur, bu dahi bî-nef‘ sudur ve nûş edenlerin ekseriyyâ boğazlarında urları olur. Ammâ bu nehrin tarafeyninde yetmiş pâre ma‘mûr [u] âbâdân ve metîn kal‘aları vardır. Lâkin cümlesi Tatar havfinden âcizlerdir. Kırım'dan haftada bir iki kerre beş baş çetecileri bu kal‘a altına seğirdüp şikâr alıp Kırım'a mâl-ı ganâ’imle vâsıl olurlar. Ve bu mezkûr kal‘alar cümle Moskov'a tâbi‘lerdir. Ve bu nehr-i Süd kenarından yine kalkup bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263a ·
metinde göster ·
… hr-i Zubad kenarında bir soffa-i âlîsi vardır. Sâfî çimşir dırahtı hıyâbânıdır,
anda meks
edüp yine guzât-ı muvahhidîn cânib-i erba‘aya şebhûnlar salup nısfu'l-leyde Çar …
Sahrâ-yı Boğdu; Selîm Hân-ı Evvel, şehzâdeliği âleminde bu ferah-fezâya Tarabefzûn hâkimiyken gelüp meks etdüğü nehr-i Zubad kenarında bir soffa-i âlîsi vardır. Sâfî çimşir dırahtı hıyâbânıdır, anda meks edüp yine guzât-ı muvahhidîn cânib-i erba‘aya şebhûnlar salup nısfu'l-leyde Çarkacı Ketağaç Paşa kolundan iki dil tutulup serdâr Seydî Ahmed Paşa huzûrunda söyledip "Biz Mikril Beği Zaposho âdemleriyiz. Gönye kal‘asın Urus alup oturur mu, yohsa Osmânlı yine kal‘ayı alır mı, varup göresiz, deyü bizi gönderdiler. Emr Hudâ'nın işte giriftâr-ı bend-i esîr olduk. Emr sizindir" deyü şâfî haber verüp niçe ganâ’imli kuralar kulağızlayıp, anları Seydî Paşa vesîle eyleyüp önü sıra götürürdü. Ammâ bu iki dilin delâletine i‘timâd etmeyüp cümle asker-i İslâm bir topdan pür-silâh âmâde olup cümle kemândârân şaşt-ber-kabza âmâde menâzil kat‘ ederek Tomris Hân ülkesine dâhil olduk. Meğer bu kabîle Ahıçka Vezîri Sefer Paşa'ya tâbî‘ler imiş. Anın ili vilâyeti gâret etmeden avdet olundukda Tomris Hân oğlu üç bin müsellah ve mükemmel giyimli gök demire gark olmuş eli sırıklı küheyl atlı Aznavur Gürcî şehbâzları ve iki bin piyâde çarık-pây tüfenk-endâz Gürcî dilâverleriyle gelüp giysûları fetîle fetîle olmuş kırk ve ellişer yaşında mutarraş ser-bürehne güzîde asker kim birbirine mugâyir kavm-i acûbe-heykel âdemler ile alay gösterüp ordu-yı İslâm'ın bir tarafında meks edüp Seydî Ahmed Paşa'ya hedâyâların arz eylediler. Meğer bu Tomris Hân oğlunun dilgîr olduğu ba‘zı Mikril aşîretlerinin vilâyetleri var imiş, asker-i İslâm'a delîl olup yine
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 332a ·
metinde göster ·
… ırların gümüş kuşakları ve gümüş tasların, Gümüş şehrinde pişirüp yedik. Üç gün
anda meks
edüp hamd-i Hudâ sehl selc ü melc ârâm edüp hayât-ı câvidân bulduk. Ammâ her ki …
Evsâf-ı me‘âdin-i sîm, hevâsı bâd-ı nesîm kal‘a-i Gümüş şehrine dâhil olup şâtırların gümüş kuşakları ve gümüş tasların, Gümüş şehrinde pişirüp yedik. Üç gün anda meks edüp hamd-i Hudâ sehl selc ü melc ârâm edüp hayât-ı câvidân bulduk. Ammâ her kim ki âteş başına oturdu ayneynlerine tezzâb-vâr Gümüş şehrinde gümüş suyu inüp nâ-bînâ oldu. Kim ki evlere girmeyüp sutûhlar ve hayât ve dâm u bâm altında meks edüp âteşe bakmadı, bî-basarlıkdan halâs olup sâhib-nazar oldu. Ammâ bu şehr içre on yedi âdemin dest [ü] pâları ol şiddet-i şitâdan üşüyüp erre-i Zekeriyyâ-yı belâ ile kat‘ olup kaynar katrana sokulup feryâd [u] figânları evce peyveste olup anda kalup bu Gümüş halkı cümlemize Hızır Nebî gibi yetişüp, mihmândarlık etdiler. Cenâb-ı Bârî ol şehr halkının izzet [u] şevketin ve vakârların ziyâd-ber-ziyâd edüp gümüşleri gibi sa‘âdet-i dâreynde yüzleri ak ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… d-ı akçe ve iki yüz boğça verüp bir sarây-ı âlîyi zer-ender-zere müstağrak edüp
anda meks
edüp cemî‘i sohbeti şâh ile olup sayd [u] şikârda cân sohbeti ederlerdi. Bir gü …
Ba‘dehû Bâyezîd Hân şâh ile müşerref oldukda Şâh Tahmâsb Bâyezîd'in başına cevâhir nisâr edüp sene 967 târîhinde Bâyezîd Hân'a Şirvân hanlığı verüp kabûl etmeyüp bî-hadd ü bî-kıyâs ta‘yînât u nukûd-ı akçe ve iki yüz boğça verüp bir sarây-ı âlîyi zer-ender-zere müstağrak edüp anda meks edüp cemî‘i sohbeti şâh ile olup sayd [u] şikârda cân sohbeti ederlerdi. Bir gün Bâyezîd Hân, Şâhı hânesine da‘vet edüp bir ziyâfet-i azîm edüp niçe yüz bin guruş değer zî-kıymet mücevher hançer ve kılıç ve gaddâre ve zeheb-i hâlis ile mebnî elli aded mücevher suhûnlar ve sîm âvânî siniler ve leğen ve ibrîk ve buhûrdân ve gülâbdân ve münebbed Hıtâyî kâseler pîşkeş verüp şâhın başına cevâhir nisâr edüp ba‘de's-sohbe şâh sarâyına giderken üç re’s mücevher zeynli küheylân at keşîde kılup şâh süvâr oldukda koltuğuna girüp yine farkına cevâhir ve dürr-i yetîm nisâr eder ve akîb-i şâhca üç kîse altun gönderüp şâhın cemî‘i nevkerlerin ihsân ile Bâyezîd Hân bây-ı yezîd eyledi. Vilâyet-i İrân-zemînin efvâh-ı nâsında bu gûne gütf ü gû olurdu kim "Allahu A‘lem Bâyezîd Hân ihsân [u] in‘âm ile İran-zêmine şâh olacakdır derlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77b ·
metinde göster ·
Karye-i Gelinlik: Sâfî âsî Bulgar keferesi köyüdür,
anda meks
olunup cümle ağırlık nehr-i Kamçı'dan ubûr etdiler. Andan cânib-i cenûba yüz bi …
Karye-i Gelinlik: Sâfî âsî Bulgar keferesi köyüdür, anda meks olunup cümle ağırlık nehr-i Kamçı'dan ubûr etdiler. Andan cânib-i cenûba yüz bin renc [ü] anâ çekerek baş yukarı giderek gücile bir günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a ·
metinde göster ·
… mârâtının evsâfıyla dillerde dâsitândır. Her çend ki bizzât pâdişâh-ı Cem-cenâb
anda meks
etse cemâ‘at-ı kesîre olup Câmi‘-i Mehemmed Han'da ibâdet olunur.
Ba‘dehû bir haftada Edirne şehri a‘yânlarından bu tekye inhidâmın arz edenler cümle mürd oldular. Niçe bin kibâr-ı evliyâullahın nazargâhı bir makâm-ı Hazret-i Hızır idi. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile hâlî ü mu‘attal kalarak sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ sa‘âdetle Edirne'ye gelüp bu mürtefi‘ makâm-ı mekân-ı dilküşâdan hazz edüp bâki olan ebniye-i harâbesin hâke beraber edüp ve anda medfûn olan kibâr-ı evliyâları kel-evvel zîr-i türâbe beraber edüp bir câmi‘-i âlî ve bir sarây-ı vâlî olunmasın fermân edüp bir senede eyle sarây-ı azîm-i ibret-nümâ-yı cihânnümâ olmuşdur kim her cihetle imârâtının evsâfıyla dillerde dâsitândır. Her çend ki bizzât pâdişâh-ı Cem-cenâb anda meks etse cemâ‘at-ı kesîre olup Câmi‘-i Mehemmed Han'da ibâdet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158a ·
metinde göster ·
"Emânet olsun, şedd-i rihal çeküp imdâdımıza gelmeğe me’mûr olan beğ oğullarımıza bu hil‘atleri vekîlimiz olup giydiresin." deyü tenbîh {idüp} mezkûr Ramazân Ağa'yı Yûsuf Kethudâ'ya konak verüp anda meks etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
olunup cânib-i erba‘aya karavullar ve çarkacılardan ileri çaşıtlar ta‘yîn olunu …
Anda meks olunup cânib-i erba‘aya karavullar ve çarkacılardan ileri çaşıtlar ta‘yîn olunup cümle cünûd-ı cünübân-ı taraban pür-silâh âmâde oldular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101a ·
metinde göster ·
olundukda cümle iş erleri ve serhad ihtiyârları ile Arapça âyeti hükmünce cüm …
Ba‘dehû Danilova sahrâsının kıblesi tarafına azîmet olunup anda meks olundukda cümle iş erleri ve serhad ihtiyârları ile Arapça âyeti hükmünce cümle müsinn ve umûr-dîde baba-yı âlem kokonos kocalar ile müşâvereler edüp, "Hamd-i Hudâ kâfiri kırdık geçirdik. Bir yerden baş göstermeğe iktidârları yokdur. Hemân Marina câniblerine on bin yiğit cürd atlıya İsmâ‘îl alaybeğin serdâr edelim. şâyed ki bî-hisâb esîr [ü] mâl-ı ganâ’imle geleler" denildikde, hemân asker-i İslâm içinden sekiz bin atlı ve üç bin aded güzîde piyâde Hırvat yiğitleri seçilüp gülbâng-ı Muhammedî çekilüp İsmâ‘îl Beğ sancağı açılup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146b ·
metinde göster ·
… şa tarafından ordumuz kalkup top güllesi gelmez yerde serdâr ordusuna nakl edüp
anda meks
etdik. Ertesi gün cümle asker me’mûr olup kal‘a varoşun ıhrâk etmeğe bin aded g …
Âhir efendimiz Melek Ahmed Paşa tarafından ordumuz kalkup top güllesi gelmez yerde serdâr ordusuna nakl edüp anda meks etdik. Ertesi gün cümle asker me’mûr olup kal‘a varoşun ıhrâk etmeğe bin aded güzîde bahâdır serdengeçdi yazup cümlesi uryân kılıçları ağızlarına alup varoş dibinde nehr-i şamos'u ubûr [u] hubûr edüp karşu varoşa bu kadar uryân yiğitler uryân sâtûrlarıyla varoşda bî-bâk ü bî-pervâ duran küffâr-ı hâksâra bir seyf-i uryân ururken küffâr bu çıplak uryân ve biryân ve şallak ve mallak ve cellâk âdemleri görünce "Bire meded Türk deli olmuş" deyüp dem-beste hayretde iken bu keferelere deli çatlak gâzîler bir sâtûr-ı uryân urdular kim niçe kâfirler kendülerin nehre urup kimi beri tarafa çıkup esîr olup kimisi gark-ı âb olup dendân-ı tîğdan rehâ bulanlarının karârları firâra mübeddel olup ol varoş-ı azîmi azharun mine'ş-şems âteşe urup tâ kal‘a altında şarampav içinden esîr [ve] mâl-ı ganâ’imler alınup topdan alarka guzât-ı uryân su kenârına gelüp gûnâ-gûn ahşâbâtlar ve fıçılar ile aldıkları esîrleri ve eşyâ-yı kelepürleri beri ordu tarafına selâmete geçirüp ol varoş-ı müzeyyen âteş-i gâziyân ile çerâğân oldu. Ve ba‘zı fetâlarımız yine karşu 27b geçüp yine şikârlar alup nehirden şinâverlikler ederek sâlimîn ü gânimîn İslâm tarafına güzer etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27a–27b ·
metinde göster ·
… h Haleb vâlîsi Ebü'l-hayr Kethudâ İbrâhîm Paşa koluna bir alay-ı azîm ile gidüp
anda meks
etdikde Su kullesine göz açdırmayup bir gecede niçe yerlerin rahnedâr edüp sene …
Bu eyyâm-ı nusret-encâmda sa‘âdetlü Kapudan Kaplan Mustafâ Paşa hazretleri donanma-i hümâyûn ile Hanya'dan ordu-yı hümâyûna dâhil olup Göllük'de müşârun-ileyh Haleb vâlîsi Ebü'l-hayr Kethudâ İbrâhîm Paşa koluna bir alay-ı azîm ile gidüp anda meks etdikde Su kullesine göz açdırmayup bir gecede niçe yerlerin rahnedâr edüp sene (---) mâh-ı Muharremü'l-Harâm'ın yigirmi ikinci gün bu kolda dahi cebehâne ve müstevfâ ıhzâr olunmağile meterislere mübâşeret olunup iki koldan serdengeçdi yeniçeriler ve bir koldan serdengeçdi sipâhîler tersâhâneye doğru meterisler alup üç kol dahi meterisler günden güne ileri kal‘aya yür[üy]üp Haleb vâlîsi İbrâhîm Paşa ve Anatolu askerleri top ile münhedim olmuş yerlerden Kumlu tabyaya doğru kal‘aya duhûl olmak üzre yürüdülüp içerüde mahsûr olan düşmen-i bî-dîn dahi ziyâde zebûn ve bî-dermân olmuş iken küffârın istinsâr ve dervîze eyledüğü mülûk-i nasârâdan Efrence ve Duka ve Papa ve Malta küffârlarından seksenden mütecâviz paturuna nâm kalyonlar ile yigirmi binden ziyâde küffâr-ı dûzah-karâr imdâd erişüp a‘dâ-yı müşrikîn takviyet ve germiyyet bulup âteş-i cengî fürûzân olup bu hâl üzre nâ’ire-i kıtâl iştigâlde iken imdâddan gelen kilâb-ı Françelenin leşker-i hezîmet eseri sene (---) mâh-ı Muharremü'l-harâmın yigirmi altıncı gün alâ hîni gafletin Şâfi‘î vaktinde deryâ tarafından cümle küffâr gemileri cümle meterisleri toplayup germâ-germ ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâlde iken hikmet-i Bârî yârî kılup Sadrıa‘zam kolunda karakatır nâm bir topa Kulkethudâsı Zülfikâ[r] Ağa nice âteş etdiyse bi-emri Hayy [u] Kadîr top güllesi kalyonun bârûd anbârına isâbet edüp ân-ı sâ‘atde kalyonun kıçı ve başı ve güverte ve palavraları ve cümle direkleri ve serenleri hevâya perrân uçup nass-ı kâtı‘ üzre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 328a ·
metinde göster ·
… l kırk ocaklı ve kırk kubbeli hân-ı kebîrdir kim cümle Arab u Acem bâzergânları
anda meks
ederler. İsmine Hâtûniyye hânı derler. Ve Alî Ağa hânı ve Acemler hânı ve Kuyum …
Ve cümle (---) hân-ı azîmlerdir. Evvelâ Tahılbâzârı hânı kurşumlu kal‘a-misâl kırk ocaklı ve kırk kubbeli hân-ı kebîrdir kim cümle Arab u Acem bâzergânları anda meks ederler. İsmine Hâtûniyye hânı derler. Ve Alî Ağa hânı ve Acemler hânı ve Kuyumcu Mahmûd Ağa hânı Y 36b ve Alî Beğ vakfı Eski hân ve Karaköy'de Bekir Ağa hânı ve Çaybaşı'nda Hacı Alî Ağa hânı ve isimleri ma‘lûmumuz olmayan niçe yüz hânlar vardır. Ammâ kurşumlu kal‘a gibi kârgîr binâ-yı kadîm olan hânlar bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y36a–Y36b ·
metinde göster ·
… Kal‘a-misâl bir meydân-ı azîmdir. Andan Süleymân Hân Rodos fethine ubûr ederken
anda meks
edüp bu kurâ ve kasabât halkları vâfir hedâyâ ile istikbâle çıkarlar. Süleymân …
Ve bu kasabadan şimâle bir ok menzili ba‘îd bir düz yerde Süleymân Hân'ın otağı yeri vardır. Kal‘a-misâl bir meydân-ı azîmdir. Andan Süleymân Hân Rodos fethine ubûr ederken anda meks edüp bu kurâ ve kasabât halkları vâfir hedâyâ ile istikbâle çıkarlar. Süleymân Hân safâ edüp buyururlar kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y100b ·
metinde göster ·
… fir olup yüz bin renc [ü] anâ ile atlarımıza yem ve bizlere biraz ta‘âm getirüp
anda meks
edüp Yonmataş nâm kayaya bir sâ‘atde çıkup seyr [ü] temâşâ etdik. Bir sahrâda v …
Karye-i Yonmataş, demekle ma‘rûf bir yalçın kaya dibinde yetmiş seksen evli bir Etrâk-i bî-idrâk köyünde müsâfir olup yüz bin renc [ü] anâ ile atlarımıza yem ve bizlere biraz ta‘âm getirüp anda meks edüp Yonmataş nâm kayaya bir sâ‘atde çıkup seyr [ü] temâşâ etdik. Bir sahrâda vâki‘ olmuş zirve-i a‘lâya ser çekmiş bir sivri kaya üzre bi-emrillâh at eğeri gibi yonulmuş bir musaykal kırmızı kayadır. Ol diyâr kavminin zu‘mu "Ûc bin Unûk bu kayaya gelüp at gibi binerdi" deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘dir ammâ lağvdir. Lâkin vâcibü's-seyr ibret-nümâ kûh-ı bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137b ·
metinde göster ·
… sîregâh-ı cihân çemenzâr yerlerde dıraht-ı azîmler sâyesinde Alâ’iyye müsellimi
anda meks
edüp Çerçisli karyesinden bize refîk olan yigirmi tüfeng-endâz bizi müsellime t …
Karye-i Alara: Alâ’iyye hâkinde altmış yetmiş mikdârı müselmân Y 138b evleridir. Bir câmi‘leri var. Ve bu Alara nehri kenârında azîm hıyâbân mesîregâh-ı cihân çemenzâr yerlerde dıraht-ı azîmler sâyesinde Alâ’iyye müsellimi anda meks edüp Çerçisli karyesinden bize refîk olan yigirmi tüfeng-endâz bizi müsellime teslîm edüp bizden sıhhat kâğıdları ve bir kaç guruş hakk-ı tarîk alup avdet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y138a–Y138b ·
metinde göster ·
Ve şehr-i Ka‘be içre yetmiş sekiz tekye-i meşâyih-i kibâr vardır. Cümlesinde müsâfirîn ü mücavirîn ile mâl-â-mâldir. Ammâ cümleden Mu‘allâ'da âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ bir bâğ-ı İrem-misâl bir ferah-fezâ mevlevîhânedir kim semâ‘ [u] safâhânesi ve müte‘addid fukarâlar hücreleri ve câ-be-câ gül [ü] gülistân içre maksûreleri ve fıskıyye ve havz u selsebîl ile müzeyyen bir mesîregâh [u] ârâmgâh bir makâm-ı hânkâhdır. Cümle zürefâ-yı Mekke ve erbâb-ı ma‘ârif-i şehr-i Bekke zarîfleri bu mecma‘hânede cem‘ olup zevk [u] safâ edüp âyîn-i Mevlânâ ederler. Bu âsitâneyi Dervîş Muhammed Hindî-i Lâhorî kendü mâlıyla binâ edüp Konya'da Mevlânâzâde Çelebi Efendiler izniyle şeyh olmuşdu. Ammâ zamân-ı seyâhatimizde vâ‘ız u nâsıhı Gemici Alî Ağazâde Ferhâd Çelebi seccâdenişîn şeyh idi. Mağz-ı Kur’ân olan Mesnevî ü Ma‘nevîde tekmîl-i fünûn edüp ilm-i tasavvuf gavvâsı bir bahr-i ma‘ârif zât-ı şerîf idi. Y 355a Hattâ serdâr-ı mu‘azzamımız olan veliyy-i ni‘am Hüseyin Paşa hazretleri efendimiz deryâ-misâl asker-i İslâm ile Mekke-i mükkerremeye teşrîf buyurduklarında şeyh-i mezkûr paşa hazretlerin hıyâbân-ı mevlâhâneye da‘vet edüp cümle iç huddâmları ile anda meks edüp tekyenin hâricinde çetr-i mülemmâ‘lar tınâb tınâba kurılup sâ’ir huccâc ve asâkir dahi hayme [vü] hargâhları ile bîrûn-ı vâdî-i Ebtah'da yigirmi gün yigirmi gece meks edüp mezkûr şeyh ile sohbet-i hâs olundu. Gâyetü'l-gaye ma‘mûr [u] âbâdân tekye-i uşşâkân mevlevîhâne-i mecma‘ü'l-irfân ve cây-i ferah-ı cân tekye-i dervîş-i cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y354b–Y355a ·
metinde göster ·
… Selîm Hân andan kalkup hâlâ şâtırların odaları altı kârgîr mahfûz binâ olmağile
anda meks
edüp iç sarây kal‘asın serâpâ beyâz vere bayrakları ile zeyn ederler. Aşağıdan …
Andan Selîm Hân Kayıtbay dîvânhânesinin nerdübânı dibinde meks ederken kal‘adan bir şâhî top güllesi tâ Selîm'in başı ucuna dokunup Selîm Hân andan kalkup hâlâ şâtırların odaları altı kârgîr mahfûz binâ olmağile anda meks edüp iç sarây kal‘asın serâpâ beyâz vere bayrakları ile zeyn ederler. Aşağıdan şehir halkı görürler kim Mısır'ın iç kal‘ası feth olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52a ·
metinde göster ·
Bunlar Mısır'dan dördüncü günde Sâlihiyye şehrine varup
anda meks
edüp cümle asker paşanın gelmesine muntazır olurlar. Zîrâ andan öte Gazze'ye va …
Bunlar Mısır'dan dördüncü günde Sâlihiyye şehrine varup anda meks edüp cümle asker paşanın gelmesine muntazır olurlar. Zîrâ andan öte Gazze'ye varınca Arîş ve Katıyye Y 185a Ümmü'l-hasan çölleridir, el-ıyâzu billâh, susuz bir vâdî-i Tîh ve çöl çölistân ve berr-i bî-amân yerdir. Ammâ paşa müsellimi hedâyâ ve mühimmâtları ile Sâlihiyye'den şarkıyye kâşifi bin atlısı ile şehir havâlesin bu çölden Arîş'e paşaya vâsıl eder, paşaya hedâyâların teslîm edüp elzem-i levâzımından ne cevâbları var ise söyleşirler. Ammâ bu mahalde şehir havâlesi hayırhâh-ı devlet olup gâyet mu‘tedil âdem gerekdir. Ol gece paşaya şarkıyye kâşifi bir ziyâfet edüp bir küheylân at haddince çeküp ve iki yelkendez at çeküp paşa ol gece Arîş'den kalkup sabâha dek altı sâ‘atde (---) cisrine gelüp anda sahâbeler kurup istirâhat ederken çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümânbaşı ve kâ’immakâm kethudâsı cümle hedâyâları ile bu mahalle gelüp paşaya buluşup hedâyâları arz olunup kabûl olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y184b–Y185a ·
metinde göster ·