… r yokdur, ammâ câna safâ, rûha gıdâ verir âb-ı câriyeleri ve gûn-a-gûn mürgân-ı
andelîb-i
hoş-elhân ile memlû bir cây-ı sürûrdur.
Ferahgâh-ı Kaplıkaya: Bir kûhsâr-ı çengelistân ve dırahtistân ve çemenistân-ı Hüdâyî yerdir. Eser-i binâdan bir âsâr yokdur, ammâ câna safâ, rûha gıdâ verir âb-ı câriyeleri ve gûn-a-gûn mürgân-ı andelîb-i hoş-elhân ile memlû bir cây-ı sürûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229b ·
metinde göster ·
… içün ol ayn-ı zülâlin cânib-i erba‘asında gül-i gülistân ve sünbül ü reyhân ve
andelîb-i
hoş-elhân u gûnagûn murgân feryâd ü figân ederek pervâz u tayerân etmede, yine …
Sitâyiş-i tekyegâh-ı Urfa: Cümle (---) aded tekye-i dervîşân-ı zî-şândır, ammâ cümleden âsitâne-i Hazret-i İbrâhîm Halîl derûnı kal‘ada, zeyl-i iç hisârda binâ-yı Me’mûn Halîfe Hazret-i Halîlü'r-rahmân Âsitânesi Rûm u Arab u Acem'de ve'l-hâsıl cemî‘i memâlik-i İslâmiyye'de meşhûr-ı âfâkdır ki Nemrûd-ı la‘în rübûbiyyet da‘vâsında olup kartal kuşlarıyla göğe urûc edüp hâşâ sümme hâşâ "Gök tanrısı ile ceng ederim", deyü semâya ok atup bi-emri Hudâ oku kanlı yine kartal kuşlarına bağlı sandûkasına yine kanlı ok düşüp hâşâ ve kellâ "İşte gök tanrısın öldürdüm, müstakil yer ve gök tanrısı benim" deyü da‘vâ-yı ulûhiyyet etdikde Cenâb-ı Bârî Hazret-i İbrâhîm'i gönderüp îmâna da‘vet etdükde bu şehr içre Hazret-i İbrâhîm'i kayd-bend ile bir gâr-ı azîmde haps edüp dağlar kadar odunlar yığup bir azîm âteş-i Nemrûd edüp hâlâ âteş-gede-i Nemrûd-ı merdûd meşhûrdur kim Urfa şehri içre Hazret-i İbrâhîm tekyesi zemîninde idi. Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştakk oldukları mâh-ı mevlûdün on ikinci gice isneyn gicesi olduğu leyle-i mübârekede Medâyin'de tâk-i Kisrâ ve İsvân şehrinde aynü'l-leben kuruyup Mekke şehrinde Safâ ve Merve mâbeyninde sanemler ser-nigûn olup İskenderiyye'de amûdu'l-hayt münhedim olup Tarabefzûn'da tılsım-ı semek amûdu gark olup Makedon-ı Kostantiniyye'de berren u bahren üç yüz altmış altı tılsımât cümle münhedim olup ve Ayasofya kubbesi ve Roma papa kubbesi ve bunun emsâli niçe mutalsamâtlar münhedim olup ol leyle-i mevlûd-ı Nebî'de bu Urfa şehri içre âteş-i Nemrûd söndü. Ol âteşe Nemrûd-ı la‘în Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşe atup tâ derûn-ı âteşe hevâdan tayerân ederek meyân-ı âteşe düşünce Cenâb-ı Bârî sûre-i (---)(---)Arapça emriyle nâra ferman-ı Hudâ olunca ol ân İbrâhîm'e nâr gülzâr-ı gül‘izâr olup âteş içinden bir aynü'l-hayât tulû‘ edüp Rabbü'l-izzet kudret-i hikmetin ızhâr içün ol ayn-ı zülâlin cânib-i erba‘asında gül-i gülistân ve sünbül ü reyhân ve andelîb-i hoş-elhân u gûnagûn murgân feryâd ü figân ederek pervâz u tayerân etmede, yine etrâfında âteş-i Nemrûd yanmada. Bu hikâye cümle tefâsir ve gayri kütüb-i mu‘teberelerde u mastûr ve muşarrahdır. Tatvîl-i kelâma hâcet yokdur, ammâ hâlâ mezkûr âteş-i Nemrûd içinden zâhir ü bâhir olan âb-ı hayât tekye-i Halîlü'r-rahmân içre bir kaynak-ı azîmdir kim cümle şehrin cevâmi‘leri ve hân u hammâmları cemî‘i hânedânları ve sarrâchâne ve debbâğhâneyi reyy eden ol âb-ı hayvân-ı uyûn-ı Halîlü'r-rahmân'dır kim içinde niçe bin elvân mâhîler şinâverlik ederler. Hattâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimiz Bağdâd fethine giderken bu âsitâne ziyâretine gelüp temâşâ ederken iki aded mâhî sayd etdirüp gûşlarına birer altun mengûş geçirmişlerdir. Hulâsa-yı kelâm acîb u garîb âsitâne-i teferrücgâhdır kim medhinde lisân kâsırdır. Müte‘addid kâ‘alar ve gül-i gülistânlı hücreler ve kilâr ve matbah ile ârâste ve gûnâ-gûn müsâfirhâneler ile pîrâste olmuş bir âsitâne-i kübrâdır. Şeyhi Hazret-i eş-Şeyh Alî Efendi yârândan ârif-i billâh sofra sâhibi garîbü'd-diyâr muhibbi bir er, server-i hünerver sâhib-i nefes, pîşvâ-yı tarîk, âmil-i sıddîk, âlim-i tahkîk kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56a ·
metinde göster ·
Der-sitâyiş-i teferrücgâh-ı İremezâtu'l-İmâdiyye : Evvelâ kal‘anın hâricinde aşağı Kophan medresesi deresi kurbünde nehr-i Kehniyâsinçe kenârında bir hıyâbân u kûyâh gölgelik sâyesinde buhayre-misâl bir havz-ı azîm vardır kim niçe 381a bin âşıkân-ı sâdıkân-ı mahbûbân ol havz-ı azîmde şinâverlik edüp âşık ma‘şûk birbirleriyle bilâ vâsıta kuç kucağ ve bir künc-i puv bucağ olurlar, ayıb değildir. Ve bu hıyâbânda olan çınar u bîd-i ser-nigûn ve şimşâd ü serv-i ar‘ar ve gül-i gülistân zeyn olup görenin aklı gider. Bu ayn-ı câriyenin etrâfında gûnâ-gûn nişîmen ü mastaba ve dikke vü soffa ve maksûreler ile tezyîn olup cemî‘i erbâb-ı ma‘ârif havz u şadırvân ve selsebîl ü fevvâreler kenârında cân sohbeti ederler. Niçe yüz bin elvân andelîb-i murgân-ı hoş-elhânın nevâhânlığı uşşâka makâm-ı uşşâkı âğâze etdirüp Bûselikde ve Gerdâniyye makâmın deverân ederek bedürüstî âlem-i ağyârdan bî-haber ise râst karâr eder. Tâ böyle sohbet-i hâs idecek cây-ı safâdır kim Arab u Acem'de ve cemî‘i Kürdistân'da hıyâbân-ı İmâdiyye Kopanhânı meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380b–381a ·
metinde göster ·
Ve dîvârının cânib-i erba‘ası gül [ü] gülistân ve murgzâristândır kim niçe bin
andelîb-i
beyâbânîlerin asvât-ı hazînleri âdeme cân bağışlar. Ve bu musallâya sayf u şitâ …
Ve dîvârının cânib-i erba‘ası gül [ü] gülistân ve murgzâristândır kim niçe bin andelîb-i beyâbânîlerin asvât-ı hazînleri âdeme cân bağışlar. Ve bu musallâya sayf u şitâda aslâ ve kat‘â şems-i âteş-tâbın te’sîri olmayup cemî‘i eşcârların zıll-ı himâyelerinde cümle mü’minân muvahhidân tâ‘at-ı Yezdân edüp şehrin cemî‘i a‘yân-ı kibârı ve erbâb-ı me‘ârif ve âşıkân-ı sâdıkânları bu menzilgâhda cem‘ olup mubâhase-i ilm edüp gûy gûy sohbet-i hâs ederler, bir aceb mesîregâh u teferrücgâh ve pâk ibâdetgâhdır, ammâ cânib-i vakfından dörd aded bevvâbları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140b ·
metinde göster ·
gûyâyı gûyâ dem-beste edüp bu cây-ı müferrahda dahi başka bir cân sohbeti edece …
Ve bu bâğ-ı İremün bir köşe cânibi bin adım mikdârı yeri cânib-i erba‘asının ve üstünün her tarafı kalın sarı pirinç tel çekilmişdir. Başka telden örülmüş kapusu var, bunun içinde mâl-â-mâl bülbül ve karatavuk ve sarıasma ve iskete ve filironya ve saka kuşu ve başdankara ve ispinoz ve tûtî ve papağala ve mina ve bozbakal ve niçe bunların emsâli safîr urucu murğân-ı hoş-elhânın nağamât-ı hoş-nevâları ve hezâr tarafda hezârân hezârın asvât-ı hazînleri andelîb-i gûyâyı gûyâ dem-beste edüp bu cây-ı müferrahda dahi başka bir cân sohbeti edecek maksûreler ve cümle murğânlar içün âşiyâneler var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52b ·
metinde göster ·
… ülistân ve reyhân sünbülistânı ve müşebbek bostânları içre hoş-elhân tuyûrun ve
andelîb-i
gûyânın asvât-ı hazînleri âdeme hayât verir.
Ve bâğ [u] bâğçesinin gül [ü] gülistân ve reyhân sünbülistânı ve müşebbek bostânları içre hoş-elhân tuyûrun ve andelîb-i gûyânın asvât-ı hazînleri âdeme hayât verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87b ·
metinde göster ·