… gök demire gark olup cümle tüfengleriyle ubûr edüp andan Potkalı ve Berabaş ve
Andirya
ve İhmilniç ve Şeremet ve Zaporoska ve Durujunka ve Sirge ve Çoçka (---)(---) …
Ve mâh-ı Muharrem'in yigirmi ikinci çehârşenbe gün Tatar Hân oğlu Ahmed Giray Sultân kırk bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâriyle ve yüz elli bin ma‘dûd esb-i sabâ-sür‘atleriyle alay alay koş koş olup tuğları ve direfş-i alem-i kâviyânîlerin açarak ve tabl [u] kudûm-i Cingiziyân'ın ve nefîr-i kerrenây-ı Efrâsiyâb'ın çalarak ve kös-i hâkâniyânına turralar urarak ve Âl-i Osmân ihsân etdiği mehterhâne-i te’lîf-i Cemşîdî'yi çalarak Hânzâdenin kırk bin Tatarı ve yüz elli bin ağırmak küheylân atlarıyla mevc u mevc ve sâf u sâf alaylarıyla ubûr edüp ardı sıra on iki bin piyâde Kazak-ı Ak Kardaş Kazak gök demire gark olup cümle tüfengleriyle ubûr edüp andan Potkalı ve Berabaş ve Andirya ve İhmilniç ve Şeremet ve Zaporoska ve Durujunka ve Sirge ve Çoçka (---)(---) nâmân yetmiş aded hotmanlar haçlı bayrakların açup her birisi atlar üzre muhteşemâne ubûr edüp ardları sıra dankiyo ve torompete boruların çalarak niçe bin arabalarıyla sürü sürü ubûr eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112b ·
metinde göster ·
… ov ile Leh mâbeyninden gelüp Sirge Kazağı içinden geçüp Doğan kal‘asından aşağı
Andirya
adasında nehr-i azîm Özü'ye dâhil olur. Ve nehr-i Özü kâh şimâle ve kâh kıbleye …
Bu Aksu tâ Maskov ile Leh mâbeyninden gelüp Sirge Kazağı içinden geçüp Doğan kal‘asından aşağı Andirya adasında nehr-i azîm Özü'ye dâhil olur. Ve nehr-i Özü kâh şimâle ve kâh kıbleye akarak tâ Maskov ile Leh diyârı arasından gelüp bu mahalden ubûr edüp Özü kal‘ası önünde Hasan Paşa kal‘ası burnunda Karadeniz'e munsabb olduğu bin altmış yedide mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a ·
metinde göster ·
Kazağı ve Sirge Kazağı ve Sarıkamış Kazakları pâdişâhımın sefere gidüp bozuldu …
"Amân pâdişâhım! Andirya Kazağı ve Sirge Kazağı ve Sarıkamış Kazakları pâdişâhımın sefere gidüp bozuldu deyü haber çıkarup ‘Şimden gerü Hân'ın uğuru döndü ve Osmânlı kendiden yüz çevirdi ve Akkirmân'da Hân elindeki yalı ağalığın alup kışlaların cümle âteşe urdu. Fursat ganîmetdir. Biz de Özü kal‘ası askerinin mâlların sürelim’ deyü bu vakt-i seherde on bin kâfir gelüp cümle hayvânât hergelelerimiz sürüp işte henüz Andirya adasına doğru gitmededirler. Lâkin hayvânâtları pek süremeyiyorlar. Eğer pâdişâhım, bu kadar bin askerle murâd edinirseniz ılgar edüp sürülen(?) mâlımız kurtarup mansûr [u] muzaffer olursuz" dediklerinde Hân eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116b ·
metinde göster ·
… akt-i seherde on bin kâfir gelüp cümle hayvânât hergelelerimiz sürüp işte henüz
Andirya
adasına doğru gitmededirler. Lâkin hayvânâtları pek süremeyiyorlar. Eğer pâdişâ …
"Amân pâdişâhım! Andirya Kazağı ve Sirge Kazağı ve Sarıkamış Kazakları pâdişâhımın sefere gidüp bozuldu deyü haber çıkarup ‘Şimden gerü Hân'ın uğuru döndü ve Osmânlı kendiden yüz çevirdi ve Akkirmân'da Hân elindeki yalı ağalığın alup kışlaların cümle âteşe urdu. Fursat ganîmetdir. Biz de Özü kal‘ası askerinin mâlların sürelim’ deyü bu vakt-i seherde on bin kâfir gelüp cümle hayvânât hergelelerimiz sürüp işte henüz Andirya adasına doğru gitmededirler. Lâkin hayvânâtları pek süremeyiyorlar. Eğer pâdişâhım, bu kadar bin askerle murâd edinirseniz ılgar edüp sürülen(?) mâlımız kurtarup mansûr [u] muzaffer olursuz" dediklerinde Hân eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116b ·
metinde göster ·
"At ve ton ve mâl ve rızık ve kul ve karavaş isteyen bu adaya bir hâl edüp koyulsunlar" deyince el-azametullâh yetmiş yedi bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer dâne iri 117a temrenli tabur okların yay çilelerine gezleyüp cümle asâkir-i İslâm kat-ender-kat Andirya cezîresin ihâta edüp bir gezden cümle gâzîler sadâ-[yı] Allâh Allâh'a rehâ buld[ur]up cezîre üzre her tarafdan at bırağup cezîre içre bir yaylım tabur okların atınca bi-emrillâhi te‘âlâ cemî‘i oklar cezîrenin içinde olan hayvânâtlara ve âdemlere hadeng-i belâ isâbet edince bu kadar yüz bin hayvân hemân bir kerre ürküp cezîre etrâfında meterise girmiş kefereleri çiğneyerek cümle hayvânâtlar suya urup beri bizim tarafımıza geçerken Tatar gördü kim cezîreye geçmek mümkin. Bu hâlde küffâr dahi hayvânât çiğnediğinden şaşup bir tüfeng atmağa iktidârları olmayup serserî gezerlerken hemân Tatar bir kerre dahi Allâh Allâh ile bir yaylım okların dahi perrân edüp hemân cümle guzât cezîrenin her tarafından göle at bırağup bî-bâk [ü] bî-pervâ batağı geçüp küffâra kılıç urup tîr-i bârân atmağa başlayınca küffârın niçe bini cezîreden beri bizim tarafımıza yüzüp selâmet kenârına çıkdım derken melâmet yakasın ele verüp esîr-i bend-i zencîr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116b–117a ·
metinde göster ·
… ikde Kırım vilâyeti boşdur deyü fi'l-hâl Sirge Kazağı'ndan ve Berabaş Kazağı ve
Andirya
Kazağı ve Zaporoska Kazaklarından yedi hatmanla on bin Kazak ve iki bin Kalmık …
Lisân-ı Tatarca araba yolu demekdir. Bu mahalde Şâhîn Geray Hân bir tabur kazmış dururdu. Meğer Hân hazretleri kâfiristânı urmağa gitdikde Kırım vilâyeti boşdur deyü fi'l-hâl Sirge Kazağı'ndan ve Berabaş Kazağı ve Andirya Kazağı ve Zaporoska Kazaklarından yedi hatmanla on bin Kazak ve iki bin Kalmık Tatarı kefereleri Kazak ile bir olup Kırım'ı urmak içün bu mahalle gelüp kapanırlar. Hikmet-i Hudâ bu kâfir[ler] Kırım'da Or kal‘asına gitmek sadedinde iken Hân askerinin atları eşkincilerin görünce tarfetü'l-ayn içre tabur içre kamanup biz dahi asker-i deryâ-misâl ile tabur etrâfında meks edüp Hân-ı âlîcâh cümle karaşı kartlar ve Şîrînli ve Mansûrlularla müşâvere edüp ale'l-ittifâk cenge âheng etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117a ·
metinde göster ·