nâm mahalle karîb oldukda dağı ve taşı Urbânın sırık ormanı dutmuş. Bir hayli b …
"Vallâhi sizi Benî Zühd ve Benî Âl-i Umûr ursa gerekdir, gâfil olman" deyü evvelki dillerin diline bu dil dahi muvâfık gelüp derhâl paşa cebehâneyi meydân-ı mahabbete döküp cümle asker-i İslâm pür-silâh olup on iki katâr yan yana huccâcı koyup taht-ı revânlar iki tarafda üç kat Türkmân huccâcın ve Acem huccâcın ortaya, şâm askeri sol cânibe, paşa askeri sağ cânibe zü'l-cenâheyn-vâr, sekbân ileri çarka ile sarıca gerüde dündâr ile huccâc içinde salt atlı olan pür-silâh askeri dahi yemîn ü yesâra ale't-tertîb âmâde edüp kendüleri iç ağaları ile kalb-i askerde rikâb rikâba bu minvâl üzre gök demire müstağrak asker mevc ü mevc ve fevc ü fevc cümle huccâc huzûr-ı kalb ile gidüp sekiz sâ‘at mehterhâne-i Osmâniyân güm güm ötüp tağ u taşlar ra‘d-vâr gürleyerek Aneze nâm mahalle karîb oldukda dağı ve taşı Urbânın sırık ormanı dutmuş. Bir hayli bulandılar ve çalkandılar. Ammâ gördüler kim bu geliş sâ’ir huccâc gelişi gibi değil. Bilâhire karârları firâra mübeddel olup târumâr misâl-i mûr-ı mâr olup 19 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
: Bu mahalde kurâ ve kasabâtdan bir şey yokdur. Ancak bir vâsi‘ sahrâdır. Bu mah …
Evsâf-ı menzil-i Aneze: Bu mahalde kurâ ve kasabâtdan bir şey yokdur. Ancak bir vâsi‘ sahrâdır. Bu mahalde paşa cümle askeri tınâb tınâba kurup âmâde dururken Aneze Urbânı'ndan ve Vahîdât'dan ve Benî Zühd'den âdemler gelüp surre istediler. Hüseyin Paşa buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
… vâsi‘ sahrâdır. Bu mahalde paşa cümle askeri tınâb tınâba kurup âmâde dururken
Aneze
Urbânı'ndan ve Vahîdât'dan ve Benî Zühd'den âdemler gelüp surre istediler. Hüse …
Evsâf-ı menzil-i Aneze: Bu mahalde kurâ ve kasabâtdan bir şey yokdur. Ancak bir vâsi‘ sahrâdır. Bu mahalde paşa cümle askeri tınâb tınâba kurup âmâde dururken Aneze Urbânı'ndan ve Vahîdât'dan ve Benî Zühd'den âdemler gelüp surre istediler. Hüseyin Paşa buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
… müteveccih olup âlem ağyârdan bî-haber kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek
Aneze
nâm mahalde nüzûl edüp sehel istirâhat mahallinde Nûreddîn fikr edüp
"Yetiş yâ Nûreddîn! Senin gelmene tevfîz olunmuşdur. Bu hidmet-i celîle sana müyesser olmuşdur. Ve benim şeş cihetim hadîd ve tuçlar ve Horasânî kârgîr binâlar ile mazrûf ve niçe mâl-ı hazîne masrûf eyle. Senin gelmende sırrullâh vardır. Hidmetin mukâbelesinde sana şehâdet müyesser olup benim alemim dibinde haşr olup, sana şefâ‘at ederim" dedikde hemân Nûreddîn hazretleri hâbdan bîdâr olup görse kim hâne-i Nûreddîn nûr-ender-nûr ve kendü dahi pür nûr olmuş. Tîz pâk tecdîd-i vuzû‘ edüp nısfu'l-leylden tâ vakt-i sabâha dek on iki bin heccân ve küheylân hussân cem‘ edüp altı bin âdem ile heccânlara zâd-ı râhilelerin tahmîl edüp, "Tevekkülen alellâh" deyüp şâm'dan kıble cânibine müteveccih olup âlem ağyârdan bî-haber kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Aneze nâm mahalde nüzûl edüp sehel istirâhat mahallinde Nûreddîn fikr edüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y284a ·
metinde göster ·