… urlar ve mu‘âşerât-ı latîf ü şîrîn, sühan-perdâz [u] sâhib-cemâlleri vardır kim
anların hakkında
. "İnne'l-kebîre ahlâ mine'ş-şebâb" denilmişdir kim cîhân-ârâ dilberi vardır.
Sitâyiş-i mahbûbe [vü] mahbûbân: Cümlesi ebyazu'-levn ve hoş-sûret ammâ mütekebbir [ve] sâhib-i nahvet olurlar ve mu‘âşerât-ı latîf ü şîrîn, sühan-perdâz [u] sâhib-cemâlleri vardır kim anların hakkında. "İnne'l-kebîre ahlâ mine'ş-şebâb" denilmişdir kim cîhân-ârâ dilberi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
… ammâ şâhrâhda aslâ mestâne bir kimesne yokdur. Gâyet mü‘eddeb halkı vardır kim
anların hakkında
bu şi‘r-i belîğ denilmişdir:
deyüp üç murabba‘ ve bir semâ‘î ve ba‘dehû bir dü-beyt ile faslı tamâm etdiğimde cümle huzzâr-ı meclis engüşt-ber-dehen edüp hemân Hân eyninden tarz-ı Acemâne semmûr libâçesin kendi eliyle eynime giydirüp hezâr-ahsend deyüp bir Gürcî gulâmı ihsân etdi. Ve "sad-i lek bârekallah ey Kayser-zemîn âlüftesi" deyüp on tümen Abbâsî ve bir karaçabuk esb-i sabâ-reftâr hîbe eyleyüp bizden artık emîn olup bâde teklîfinde olmadı. Kâmil bir ay her şebimiz leyle-i kadr ve her rûzumuz yevm-ı ıyd-ı adhâ olup niçe bunun emsâli cân sohbetleri edüp şehr-i Tebrîz-i dilâvîzi seyr [u] temâşâ ederdik. Ammâ adl-i adâlet ve emn [u] emânlarına ve re‘âyâ vü berâyâ perver olmalarına ve zabt u rabt ve çârsû-yı bâzârının pâklığına ve narh-ı Şeyh Safîlerinin nizâm [u] intizâmlarına aşk-ı sad-lek aşk olsun. Zîrâ cemî‘î halkı ehl-i zevk ve ehl-i şevk ve ıyş [u] ışret sâhibleridir ammâ şâhrâhda aslâ mestâne bir kimesne yokdur. Gâyet mü‘eddeb halkı vardır kim anların hakkında bu şi‘r-i belîğ denilmişdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302a ·
metinde göster ·
… ] âfitâbe cüvânlar cem‘ olur kim görenin aklı gider, özge temâşâdır. Bu mısra‘ı
anların hakkındadır
. Husûsan la‘l-gûn tebekanî elma yanaklı ve kiraz dudaklı, şîrîn sözlü ve ala gö …
Ve haftada bir kerre bu şehr içre bâzâr-ı azîm durup yigirmi otuz bin âdem Dizdâr köyünden ve Köprü köyünden ve Çenek'den ve'l-hâsıl etrâf kurâlardan âdem deryâsı cem‘ olup ol kadar 110b mahbûb u mahbûbe niçe âfitâb [ü] âfitâbe cüvânlar cem‘ olur kim görenin aklı gider, özge temâşâdır. Bu mısra‘ı anların hakkındadır. Husûsan la‘l-gûn tebekanî elma yanaklı ve kiraz dudaklı, şîrîn sözlü ve ala gözlü Bulgar güzelleri olur kim her birinin nigâhında yüz bin hüsn-i nazarı vardır. Her biri hüsn-i cemâlde ve lütf-ı i‘tidâlde olup geysû-yı müşk-bârların çîm ender-çîm ve ham-ender ham edüp kelimâtları mevzûn lü’lü dişleri gûyâ dürr-i meknûn tendürüst duhter-i nâ-şüküfteleri vardır. Her biri bâzâr-ı hüsn içre metâ‘ın meydâna çıkarup hüsn-i ülfet ile bey‘ (u) şirâ edüp kâr ederler. Zîrâ bu şehrin âb [u] hevâsı latîfdir. İklîm-i (---) vasatında olmağıla hevâsı mu‘tedildir. Ve âbdâr engürü memdûhdur. Ve cemî‘i halkı tüccârdır. Ve Latin kavmi gâyet çokdur. Başka bir mahalledir. Ve bir mahalle Yahûdîsi var. Ve iki kefere deyri var. Bu şehirde üç gün meks edüp paşaya üç ziyâfet-i azîm edüp birer gulâm ve bir salihli küheyl at hedâya verdiler. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110a–110b ·
metinde göster ·
… l-i gayb gibi küffârın inhizâmına sebeb olan niçe kerre yüz bin develer kim var
anların hakkında
Cenâb-ı Kibriyâ hadîs-i kudsîsinde Arapça buyurdukları şütürlerin hatab u hav …
Hattâ ricâl-i gayb gibi küffârın inhizâmına sebeb olan niçe kerre yüz bin develer kim var anların hakkında Cenâb-ı Kibriyâ hadîs-i kudsîsinde Arapça buyurdukları şütürlerin hatab u havudları üzre sârbânlar ve şütürbânlar balmûmları ve her şütürün kec gerdânlarına fânûslar asup katâr katâr develeri ve katâr katâr katırları dahi cümle semerleri üzre mûmlar yakup ve ardala ve bin burc nâm çanların takup ordu içr[e] hüddâmları bu hayvânlar deverân ve seyerân etdirdiklerinde gûyâ ordu-yı bâzâr içre bir âteş deryâsı gezüp semâvâtda olan kevâkibân-ı nücûmânların şu‘leleri muzmahil oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesine nihâyet yokdur. Gâyet çokdur kim
anların hakkında
niçe kasâyid ve penç beyt ve şehrengîzler etmişlerdir. Gerçi Anatolu'da Türkist …
Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesine nihâyet yokdur. Gâyet çokdur kim anların hakkında niçe kasâyid ve penç beyt ve şehrengîzler etmişlerdir. Gerçi Anatolu'da Türkistân vilâyetdir, ammâ ulemâsı ve fuzalâsı ve şu‘arâsı gâyet çokdur. Zîrâ halkı safâ ve zevk ile alûdedirler. Gam ve gussadan berîlerdir. Ve sıbyân [u] tıflânları gâyet necîb ü reşîd olurlar. Ve erbâb-ı ma‘ârif kânıdır. Ve cümle halkı fukarâ muhibbidir. Ve erbâb-ı askerîsi küheylân esb-i sabâ Y 13a peymâlara süvâr olup sayd [u] şikâra mâyillerdir. Ve dest-i bâzûlarında bâzlar ve balaban ve şâhinler ile ve kelb-i mu‘allemler ile dâ’imâ şikâra mâyillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y12b–Y13a ·
metinde göster ·
… vâmîndir. Etek dermiyân edüp müsâfirîn önüne diz çöküp hidmet ederler. Bu ebyât
anların hakkındadır
. Beyt:
Ve bunda olan mûğpîçe tıfl-ı nâ-resîde ve nâr-ı cahîme nâ-müstahak geysûdâr kâkül-i perîşân âşık-perest dilberân keretseler var kim her biri huddâm-ı revâmîndir. Etek dermiyân edüp müsâfirîn önüne diz çöküp hidmet ederler. Bu ebyât anların hakkındadır. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y60b ·
metinde göster ·
anların hakkında nâzil olmuş. Masdar-ı benî âdemdir. Gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ile zer-ender-zere müstağrak olup serâpâ cevâhire gark olup serlerinde zer-i hâlisden ve sîmâbdan takye ile ve ba‘zılar zerdûz [u] zerbâf takyeler üzre siyâh izâr-ı harîr bürünüp yüzlerinde nikâb burka‘ı ve duduk ve saravuşı elvân reng harîr ile vech-i münevveri mestûr olup mükehhal çeşm-i gazâlinden gayri bir yerleri görünmez, gâyetü'l-gâye mestûre havâtînlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y359a ·
metinde göster ·
… ebbâr [u] anîd kavimdir. Ve âb-ı Nîl'i nûş eden atları dahi şerrânîdir. Ve yine
anların hakkında
Cenâb-ı Allâh bu âyeti nâzil etmişdir. Âye[t]:
Ve cümle re‘âyâ ve berâyâsı kavm-i ferâ‘inedir. Âb [u] havâsının hükmü üzre cebbârlardır. Hâbil [ü] Kâbil'den berü iki fırkadırlar. Biri Benî Harâm ve biri Benî Cüzâm'dır. Subh u mesâ birbiriyle ceng edüp gâlib olan mağlûbun avreti karnın yarup karnındaki oğlunı katl eder. Böyle bir cebbâr [u] anîd kavimdir. Ve âb-ı Nîl'i nûş eden atları dahi şerrânîdir. Ve yine anların hakkında Cenâb-ı Allâh bu âyeti nâzil etmişdir. Âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y13b ·
metinde göster ·
… Dahl [ü] ta‘arruz etmemek gerek. Zîrâ anlar fakr u fâka ihtiyâr etmişlerdir kim
anların hakkında
Fahr-ı Âlem buyurur, hadîs: Arapça Beyt:
bunların hakkındadır. Dahl [ü] ta‘arruz etmemek gerek. Zîrâ anlar fakr u fâka ihtiyâr etmişlerdir kim anların hakkında Fahr-ı Âlem buyurur, hadîs: Arapça Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y246b ·
metinde göster ·