… Esmâ-yı kulları bunlardır: Usef ve Yivan ve Kanenin ve İllah kuli ve Ristem ve
Aparti
ve Canesi ve Hali.
Nisâ tâ’ifesi esmâları böyledir: Ümmihân ve İsmihân ve Râpiye ve Âsiye ve Hânîfe ve Âfife ve Sapiha ve Fatîme ve Honti ve Toniti ve Gülşahi ve Mihrimah ve Hava ve Humâ ve Zâhile ve Râpişe ve Ânife. Esmâ-yı kulları bunlardır: Usef ve Yivan ve Kanenin ve İllah kuli ve Ristem ve Aparti ve Canesi ve Hali.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 249b ·
metinde göster ·
… âd ve Kâmil ve Kâbil ve Selâmet ve İslâm Kubâd ve Fürûdûn ve Sevindik ve Zâl ve
Apardı
ve Çöke ve Hüsref.
Gülşân ve Kenân ve Sıyâmî ve Müstedâm ve Ferrûh ve Gazanfer ve Tekgül ve Sührâb ve Atabay ve Âzâdlı [ve] Hândan ve Hamşâd ve Cemşîd ve Fehrâd ve Kâmil ve Kâbil ve Selâmet ve İslâm Kubâd ve Fürûdûn ve Sevindik ve Zâl ve Apardı ve Çöke ve Hüsref.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203b ·
metinde göster ·
… n orduda deryâ-misâl asker içre cem‘ olup ös kes Mehemmed Beği iki yüz atlı çar
aparabilmedik
. Âhir boş gitmeyelim deyü karavula gelirken sizi geriden gördük. Ammâ seçemezik …
Hulâsa-i kelâm ân-ı vâhide kalmayup iki yüz Ekrâd'dan cân kurtulup hâna cânlarıyla varamadılar. Bir kaçın paşa söyledüp "Vallahi iki yüz yiğit hândan ihsân-ı da‘vâ-yı merd ile adû-yı cânım olan Malazgird Beğini katl etmeğe Bitlîs'den iki yüz yiğit birer birer çıkup sizin orduda deryâ-misâl asker içre cem‘ olup ös kes Mehemmed Beği iki yüz atlı çar aparabilmedik. Âhir boş gitmeyelim deyü karavula gelirken sizi geriden gördük. Ammâ seçemezik ve otluğa gelirler derdik. Âhir sizi gâ’ib edüp karavula sataşdık. Ol ma‘rekede siz de bize sataşdınız. Emîr Hudâ'nındır. Hak belâ versin, hân bizi cândan etdi. kûr-be-kûr ola" deyü hâna beddu‘â etdiklerinden paşa ikisin âzâd edüp bir kaçı da piyâde firâr edüp yüz seksen beş kelle ve iki yüz küheylân atları ganîme olup ve cümle kelleleri ârâyiş-i nîze edüp mansûr u muzaffer orduya kable'l-gurûb dâhil olup bizimle bile olan Van ağaları Paşa'nın Fâtiha okuyup "Bu ileride gidenler kimdir?", deyü sorup "Şimdi görürsüz?" deyü niçe gûne rümûz-ı künûzâne kelimât söyleyüp "Hakkâ keşf ü kerâmetdir" deyü yemîn ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266b ·
metinde göster ·
… yü haberler gelince paşa dilşâd olup gûyâ raks-ı Zühre etdi ve safâsından haber
aparıcıya
yüz mümessek altun ihsân edüp ol ân yine mektûblar ile çaşıd-ı mezbûru gönderüp …
Hikmet-i Hudâ, yine ol gün Diyârbekir'e gönderdiğimiz asker talebine çaşıtlar dağdan dağa geçe geçe yürüyüp Muş sahrâsından Paşa'ya gelüp vâlî-i Diyârbekir'den ve imdâda me’mûr Diyârbekir serdârından mektûblar gelüp "Benim efendim! Fermân-ı şerîfiniz ile (---)(---) sancak yerin güzîde askerin taleb edüp Ramazânu'l-mübârekin yigirmi beşinci bâzârertesi gün sa‘d sâ‘atde Bitlîs şehrine giresüz, deyü fermân etmişsiz. Hâlâ bu mektûb tahrîrinde Kefindir kal‘ası altına gelinmişdir. Ol fermânınız hisâbı üzre yarınki gün şehr-i Bitlîs üzre Allah deyüp girmeğe kavl-i karâr olunmuşdur. Hemân sultânımın bir haberine dahi muntazırız." deyü haberler gelince paşa dilşâd olup gûyâ raks-ı Zühre etdi ve safâsından haber aparıcıya yüz mümessek altun ihsân edüp ol ân yine mektûblar ile çaşıd-ı mezbûru gönderüp elbette yarın vakt-i çâştda "Bitlîs üzre yürüyesüz" deyü pes perdeden çaşıtlar gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267a ·
metinde göster ·
… s edüp kırâat etdirüp mefhûmu ma‘lûm olıcak "Vallah men Pinyanişden bir gûsfend
aparmamışam
. Ancak Rûmiyye hânıyla şehrlerin talava durmuşum." dedikde, "Ey imdi birkaç gün …
Menzil-i Çevlân Sultân: Bir kûh-ı bülendin dâmeninde bin hâneli bâğ u bâğçeli câmi‘ ve hân u hammâmlı ve yüz mikdârı çârsû-yı şâhlı bir kend-i azîmdir. Çevlân Sultân bir kırçıl koca tülüngiyân istikbâle çıkup alây ile bizi sarâyına ziyâfete götürüp cümle tevâbi‘imizi kendi bâğına kondurdu. Murtazâ Paşa ağası karındaşımızı oğlunun hânesine kondurdu. Bu Çevlân Sultân aslı Gâzîkıran Kürdü'ndendir. Şâhdan tâc giyüp sultân olmuşdur. Sultân, bu diyâr-ı Acem'in sancak beğlerine derler. Bir kırçıl koca âdemdir kim bin aded nökere mâlikdir, ammâ kal‘ası yokdur. Paşa efendimizin mektûb-ı dürer-bârını verüp bûs edüp kırâat etdirüp mefhûmu ma‘lûm olıcak "Vallah men Pinyanişden bir gûsfend aparmamışam. Ancak Rûmiyye hânıyla şehrlerin talava durmuşum." dedikde, "Ey imdi birkaç günden, sizinle Rûmiyye hânı dîvânında müşerref oluruz." deyüp konağımıza gidüp ale's-sabâh hedâyâsın alup cânib-i cenûba 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289b ·
metinde göster ·
… k, bir gece 291a bu Pinyaniş kavmi şebhûn edüp bu kal‘a dibinden kelle ve dil
aparur
. Çevlân Sultân ve Biredos Sultân ve gayrı sultânların ülkesinden on iki gûsfend …
Hân eyitdi: "Evliyâ akam. Sen hoş gelmişsen, sen safâ gelmişsen ve sen bözörklü ve bir buyuruk kuhsan. Bu kâr-ı evkârdan seni âgâh idem. Danışığıma gûşını mengûş dut galan." Kaçan kim biz öz hâlimizle bu şehrimizde âsûde-hâl oturup şâh-ı İrân [u] Turan'ın du‘â ve senâsında iken anı gördük, bir gece 291a bu Pinyaniş kavmi şebhûn edüp bu kal‘a dibinden kelle ve dil aparur. Çevlân Sultân ve Biredos Sultân ve gayrı sultânların ülkesinden on iki gûsfendlerimizi aparılardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290b–291a ·
metinde göster ·
… Sultân ve Biredos Sultân ve gayrı sultânların ülkesinden on iki gûsfendlerimizi
aparılardır
.
Hân eyitdi: "Evliyâ akam. Sen hoş gelmişsen, sen safâ gelmişsen ve sen bözörklü ve bir buyuruk kuhsan. Bu kâr-ı evkârdan seni âgâh idem. Danışığıma gûşını mengûş dut galan." Kaçan kim biz öz hâlimizle bu şehrimizde âsûde-hâl oturup şâh-ı İrân [u] Turan'ın du‘â ve senâsında iken anı gördük, bir gece 291a bu Pinyaniş kavmi şebhûn edüp bu kal‘a dibinden kelle ve dil aparur. Çevlân Sultân ve Biredos Sultân ve gayrı sultânların ülkesinden on iki gûsfendlerimizi aparılardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290b–291a ·
metinde göster ·
… sultân ve yigirmi bin asâkir-i İrân ile ülke-i Pinyaniş'i talayup bir kaç kelle
aparup
ve yigirmi bin koyunların alup sâlimîn ü gânimîn Rûmiyye'ye geldik" dedikde hem …
Evvel nâmerd İpşir vezîr-i dilîrin yazuğı gelmeyüp "Men anların haklarından gelirem." deyü ığmâz-ı ayn etdikde yine Pinyaniş kavmi Salmas ve Tesûy elinden başlar kesüp niçe kârbân-ı sevdâgerânları talan urdular. Biz dahi gördüh olmayıser kâr mekârdır Tebrîz hânımızın fermânıyla birkaç sultân ve yigirmi bin asâkir-i İrân ile ülke-i Pinyaniş'i talayup bir kaç kelle aparup ve yigirmi bin koyunların alup sâlimîn ü gânimîn Rûmiyye'ye geldik" dedikde hemân hâzırda olan koyun sâhibleri kavm-i Pinyanişli eydür: "Hayır kırk bin koyunumuz ve yüz elli âdemimiz gâ’ibdir. Cümlesin siz aldınız.." deyü feryâd edüp "Şâha gideriz." dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 291a ·
metinde göster ·
… ik edüp Pinyaniş diyârın harâb edüp kâmil 291b kırk bin koyun ve üç yüz kelle
aparılup
hâlâ bu kadar âdemleri mecrûhdur ve ülkelerini harâb gördüm ve câmi‘lerin darab …
"Hânım, baban cânına rahmet ola. Ya sen İrân-zemîn şâhının hemin vekîl-i mutlakı ve serdâr-ı mu‘azzamısın. Sulhnâme mûcibince niçün yağmacıları ve hırsız Kürdleri dutup haklarından gelmeyüp sehel bahâne ile nakz-ı ahd eyledin? Yigirmi aded sultân ile kırk bin asker cem‘ edüp top u tüfeng ile ceng ederek alâ melei'n-nâs ahid-şikenlik edüp Pinyaniş diyârın harâb edüp kâmil 291b kırk bin koyun ve üç yüz kelle aparılup hâlâ bu kadar âdemleri mecrûhdur ve ülkelerini harâb gördüm ve câmi‘lerin darabât-ı top-ı kûpdan yebâb görmüş idim." dedim. Hemân hân eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 291a–291b ·
metinde göster ·
, âdem depeyleye. Niçe Ekrâdları kuyluğa çaklaya. Anın işin güzel şâh yahşı bili …
"Bes neylese gerek! Münâfık sözüne uyup Osmânlı ülkesin ura, mâl apara, âdem depeyleye. Niçe Ekrâdları kuyluğa çaklaya. Anın işin güzel şâh yahşı bilir. Şimdi varanda iki gözlerine mil çeker ve başına kızgın demir tas giydirer. Ertesi ödün ağzından çıkarar ve ciğerin ve yüreğin koltukları altından çıkarar ve bu kırk nefer bâğlı âdemlerin dahi birer gûne işkence-i şikence ve lomça ile heresinin özlerini sokar kim İrân-zemînde nişân olur." dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 299b ·
metinde göster ·
… n danışık etdim. Vakt-i seher bir pâk-zebân elçi gönderirem. Hele Van'dan haber
aparıcılarımız
gele, ana bakarım." dedi.
Hân eyitdi: "Vallahi cânım Evliyâm, bu kelâmları seninle anınçün danışık etdim. Vakt-i seher bir pâk-zebân elçi gönderirem. Hele Van'dan haber aparıcılarımız gele, ana bakarım." dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302b ·
metinde göster ·
… Alî'nin pâk rûhiyçün bu kadar cüst ü çâlâklik edüp çaşıtladım, yek zerre haber
aparabilmedim
ki sefer ne cânibe ola bilmedim" deyü cevâb-ı nâ-savâb verdikde,
Çaşıt Gökdolak eydür: "Hânım kayser-zemîn hânı Van'da Gökmeydânı'nda serâperdesin kurmuş. Heze başına nöker birikdirüp hayme vü hargâhıyla ve bâr [u] bengâhıyla ol çerâgâhda meks edüp diha diha kal‘a-i Van'da balyemez toplar ve gülle gülle kûblar hânın çetr-i mülammâ‘ı pîşine koyalardır ve azîm sefer tedâriki idelerdir. Ammâ hânım Van şehri kazgan min kepçe olmışam Îzid-i Yezdân ve Perverdigâr hakkiyçün ve kırmızı Murtezâ Alî'nin pâk rûhiyçün bu kadar cüst ü çâlâklik edüp çaşıtladım, yek zerre haber aparabilmedim ki sefer ne cânibe ola bilmedim" deyü cevâb-ı nâ-savâb verdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302b ·
metinde göster ·
Hakîr eyitdim: "Hânım, çaşıt yahşı çaşıt ammâ sefer ne cânibedir haber
aparamadım
der. Hânım ise mütehayyir bakar elbette sefer bu cânibedir deyü vücûd verirsin. …
Hakîr eyitdim: "Hânım, çaşıt yahşı çaşıt ammâ sefer ne cânibedir haber aparamadım der. Hânım ise mütehayyir bakar elbette sefer bu cânibedir deyü vücûd verirsin. Ammâ hânım alimallah şehidallah ve Bâb-ı âlî âlimdir kim sefer yine Bitlîs hânı üzre ola. Zirâ firâr eden hân ele girmemiş 303a idi. İşte hânım men bu Tebrîz'deyem. Eğer böyle değilse menim her kelâm-ı sahîhim dürûğ u lâğ olsun" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302b–303a ·
metinde göster ·
… -i fünûn etmiş Arab u Hind ü Özbek Tatar seyyâhı çaşıtlardır. Gayri zamân haber
aparırlardı
. Şimdi sizin hânınız zamânında niçe haber aparabilmezler. Men ana hayrânam" ded …
Hân eyitti: "Evliyâ akam, bu mizim çaşıtlarımız şâhdan ve bizden donluh giyerler ve çörek yerler. Her biri tekmîl-i fünûn etmiş Arab u Hind ü Özbek Tatar seyyâhı çaşıtlardır. Gayri zamân haber aparırlardı. Şimdi sizin hânınız zamânında niçe haber aparabilmezler. Men ana hayrânam" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
… lardır. Gayri zamân haber aparırlardı. Şimdi sizin hânınız zamânında niçe haber
aparabilmezler
. Men ana hayrânam" dedikde,
Hân eyitti: "Evliyâ akam, bu mizim çaşıtlarımız şâhdan ve bizden donluh giyerler ve çörek yerler. Her biri tekmîl-i fünûn etmiş Arab u Hind ü Özbek Tatar seyyâhı çaşıtlardır. Gayri zamân haber aparırlardı. Şimdi sizin hânınız zamânında niçe haber aparabilmezler. Men ana hayrânam" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
… yrı nâbekâr-ı bîkâr hîlekârda yokdur. Cümle söz paşada olmağile çaşıdınız haber
aparabilmemiş
. Osmânlı hemîşe her işe böyle endîşe eder kim çaşıda muhtâc değillerdir ve {Mel …
Hakîr eyitdim: "Hânım, el-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir mazmûnu üzre paşa-yı kâm-kârdadır. Yohsa söz gayrı nâbekâr-ı bîkâr hîlekârda yokdur. Cümle söz paşada olmağile çaşıdınız haber aparabilmemiş. Osmânlı hemîşe her işe böyle endîşe eder kim çaşıda muhtâc değillerdir ve {Melek Ahmed Paşa efendim} cümle {Acem} hânları ile ve mîr-i aşâ’irler ile ve bâ-husûs Rûmiyye ülkesiyle ve sizin Tebrîz ülkesiyle cümle sulh u salâh üzredir. İllâ Bitlîs hânı üzre seferi vardır. Bir gün işidirsiz kim Van deryâsında gemilere toplar komuşlar. Bitlîs üzre {sefere} gitmişler derler." dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
… n ve Kertbây Sultân ve Memi Cân Sultân ve Bayat ümerâsından Seyfî Sultân ve Cân
Apardı
Hân ve Alî Sultân ve Dünür Halîfe Sultân ve Memkendî Sultân ve Aları Gözübüyük …
Andan ılgar edüp Kehrevân u Marâğa ve Ucân u Tebrîz ve Kumla vü Rûmiyye ve Hoy u Menend ve Tesûy u Salmas ve Ordubâr ve tâ Nahşevân'a varınca İmâdiyye hâkimi diyâr-ı Âzerbaycân'ı harâb u yebâb ve halkın kebâb edüp mâl-ı ganâ’imin cümle Süleymân Hân'a gönderüp kendüsi şehr-i Sehend üzre diyâr-ı imâdü'l-İslâm olan dâr-ı diyârına girüp karâr-dâde olur. Ba‘dehû Şâh-ı Acem ile İrân-zemîn hânlarından ve sultânlarından Hamîs oğlu Hamza Sultân ve Kertbây Sultân ve Memi Cân Sultân ve Bayat ümerâsından Seyfî Sultân ve Cân Apardı Hân ve Alî Sultân ve Dünür Halîfe Sultân ve Memkendî Sultân ve Aları Gözübüyük Sultân ve niçe yüz sultân hânlar ile Şâh-ı Bağdâd-ı behişt-âbâd üzre asker-keş olduğun yine mezkûr İmâdiyye Hâkimi Sultân Hüseyin {haber alup} Cizre ve İmâdiyye ve Akra ve Kelerni ve Hiron ve Espa‘ird ve Kesân ve Şervî ve Müküs ve Hasankeyfâ beğlerin ve askerlerin cem‘ edüp bir gice içre Taht-ı Maşa altından ubûr edüp Şâh ordusun basup cümle Acem'i kırup kemân-ı kuvvetlerin yasup Hüseyin Hân kılıcın arşa asup Bağdâd'ı muhâsaradan halâs edüp yine mansûr u muzaffer niçe bin bâr-ı şütür genc-i Kârûn ile İmâdiyye'ye dâhil olur. Ba‘dehû Süleymân Hân kendüye Musul eyâletin dahi ihsân eder. {Âhir-ı kâr} bi'z-zarûrî Şâh sulha rağbet eder. Ba‘dehû yine şehr-i Sehend'i imâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306b ·
metinde göster ·
… gulâmın biri bana sadağın versin. Men yahşi tîr-endâzem. Anların birinin cânın
aparabilemiz
, ey Perverdigâr" deyüp Behrâm gulâmın sadağın ana verüp beline bağlayup şâhrâha …
"Aman şu gulâmın biri bana sadağın versin. Men yahşi tîr-endâzem. Anların birinin cânın aparabilemiz, ey Perverdigâr" deyüp Behrâm gulâmın sadağın ana verüp beline bağlayup şâhrâha yöneldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368a ·
metinde göster ·
… dılar ne çoġ olsun amma bizüm bir bigümüz oġlı vardur bu üç nesneyi aŋa armaġan
aparsavuz
gerek idi didiler oġlan aydur mere bigüŋüz oġlı kimdür ayıtdılar pay pürenüŋ oġ …
bazirganlar ayıtdılar ne çoġ olsun amma bizüm bir bigümüz oġlı vardur bu üç nesneyi aŋa armaġan aparsavuz gerek idi didiler oġlan aydur mere bigüŋüz oġlı kimdür ayıtdılar pay pürenüŋ oġlı vardur