… . Cevrî Çelebi Şeyhzâdeyi on iki lisân ile Kasîde-i düvâz-deh lisânında lisân-ı
Arab'da
beyt:
Evvelâ fenn-i kesme ve bağla ve tanı ve haddâd ve bağal ve muhâlif ve sürme ve gazel ve kulak ve serre ve zîr ve hevâ ve bağla top ve rehâ top ve fidye ve cângûş ve top kafâ ve hevâkes bu makûle fünûnları icrâ etdikde âdem hayrân kalırdı. Hattâ üstâdı olan Başdarda Cânbâzı Taslak Kapudan bir şâtır-ı tayyâr [u] ayyâr çâpük levend [ü] elvend bir âdem idi. Cevrî Çelebi Şeyhzâdeyi on iki lisân ile Kasîde-i düvâz-deh lisânında lisân-ı Arab'da beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72b ·
metinde göster ·
… âvet ederdi. Süleymân Hân'ın kırk sekiz sene hayâtı(?) gazâ ile geçüp dörd sene
Arab'da
ve dörd sene Acem'de ve dörd sene Venedik kâfirinde ceng edüp otuz altı sene kâ …
Evvelâ Alman kıralı amân demeyüp dâ’imâ adâvet ederdi. Süleymân Hân'ın kırk sekiz sene hayâtı(?) gazâ ile geçüp dörd sene Arab'da ve dörd sene Acem'de ve dörd sene Venedik kâfirinde ceng edüp otuz altı sene kâmil Nemse çâsârıyla ceng edüp âhir anların diyârlarında Süleymân Hân maraz-ı zahîrden merhûm oldu. Nemse böyle kuvvetli ve cengâver, muhîl şeytanat sâhibi kalın kâfirlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b ·
metinde göster ·
… di. Ba‘dehû kendüye bu türbe-i pür-envârı inşâ etdirüp Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı
Arab'da
ve Irâk-ı Dâdyân'da mühendisân [u] mi‘mârân ve berr [u] bihâr seyyâhân çeşm-i i …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Hazret-i Muhammed Şâm-ı Gazan: Zamân-ı kadîmde Âl-i Cengiziyân asrında bu mahal bâğ-ı İrem olup Şâm-ı cennet-meşâm gibi olup ve Şâm tarafı olmağıla bu mahalle Şâm derler imiş. Sene 694 târîhinde Muhammed Şâm-ı Gazan bu mahalde bir kal‘a-i metîn ve hısn-ı hasîn inşâ edüp ismine Şâm-ı Gazan dediler ve on bin ma‘dûd re‘âyâ vü berâyâyı tekâlif-i örfiyyeden mu‘âf ve müsellem 304a edüp bu kal‘ada iskân etdirdi. Ba‘dehû kendüye bu türbe-i pür-envârı inşâ etdirüp Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Dâdyân'da mühendisân [u] mi‘mârân ve berr [u] bihâr seyyâhân çeşm-i ibretler ile böyle bir ibret-nümâ-yı âlî binâ görmüş değildir. Hâlâ İslâmbol'da Galata kullesi-misâl eflâke ser çekmiş bir burc-ı Kahkahâ'dır, ammâ hakîr gördükde kapusu tarafının bir cânibi zelzeleden münhedim olup cümle seng-i cibzi pâymâl-ı rimâl olup yatardı. Vâcibü's-seyr bir binâ-yı azîm ve ziyâret-i kadîmdir. Hamd-i Hudâ, Hân ile girüp ziyâret edüp rûh-ı şerîfiyçün bir Fâtîha-i şerîf tilâvet etdik. Kabr-i münevveresinin mermer sandûkasında böyle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 303b–304a ·
metinde göster ·
kat-ender-kat birbirine girişmiş olmağıla kal‘a-i Mutabbak derler ve Kayser Har …
Sebeb-i tesmiyye-i elkâb-ı Engürü: Cemî‘î mülûk içre meşhûr-ı âfâk bir kal‘a-i berrâkdır kim şimâl cânibinde bir menzil ba‘îd Erkeksu nâm karye tarafından nazar olundukda her tabakası biri birinden âlî, dürr-i yektâ gibi, beyâz kuğu gibi kat-ender-kat kal‘a-i mutabbakdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da nümâyişli bir kal‘a dahi sedd-i İslâm kal‘a-i Budin'dir kim şimâl cânibinde Tuna nehri aşrı bir menzil ba‘îd Vaç kal‘asından nazar olundukda Engürüs serhadlerinde Budin kal‘ası gibi nümâyişli kal‘a-i metîn yokdur. Eşkâlde, gûyâ direklerin dikmiş kaçan başun zeyn etmiş mavuna gemisi gibi görünür bir kal‘a-i Budin'dir. Biri dahi diyâr-ı Azerbaycân'da Âl-i Osmân destinde sedd-i îmân kal‘a-i Van'dır kim vasfında lisân kâsırdır. İnşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Biri dahi bu Engürü kal‘asıdır kim hasretü'l-mülûk kâr-ı insân ile mebnî bir ibret-nümâ kal‘a-i kavîdir kim cemî‘î elsine-i muhtelife kralları ve şâhları ve pâdişâhları ve hâkâniyânları tevârîhlerinde mestûr bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Evvelâ İrân-zemîn târîhlerinde bu kal‘anın üzümü vefret üzre olduğundan diyâr-ı Acem'de bu kal‘aya Engüriyye derler. Kayser-i Rûm asrında yedi sene her gün kırkar bin ırgad ummâller işleyüp beher yevm kırkar bin âdeme kırkar cevz ve birer nân-pâre ile işledüp Ankariyye ya‘nî sahrâ, ya‘nî mecy ile itmâm bulduğiyçün kal‘a-i Ankariyye derler. Kırkar cevz ve birer nân-pâre verüp ol hesâb ile inşâ olunduğıyçün Kayseriyye ve Engürü hesâbiyle yapılmışdır, deyü elsine-i nâsda dâstândır. Ammâ tevârîh-i Arab'da kat-ender-kat birbirine girişmiş olmağıla kal‘a-i Mutabbak derler ve Kayser Harkîl, Hazret-i Risâlet-penâh vücûda geldüğü sene bu kal‘a dâiren-mâdâr yedi kat demir zincirler ile kuşatdığından Târîh-i Tuhafe'de kal‘a-i Selâsil deyü tahrîr etmişdir. Ve lisân-ı Moğolîde kal‘a-i Enağra derler. Ammâ lisân-ı Nemse'de Âl-i Osmân bu kal‘aya mâlik olmağıla Engüriyeopol ve Kostantinopol derler. Lisân-ı Tatar'da Kirmen-i Angar derler, ammâ lisân-ı Etrâklerde Engürü ve Ankırı ve İnkırı ve Aydınkırı ve Unkuru ve Enguru ve niçe gûne ıstılâh ile ma‘rûf bir kal‘a-i mevsûfdur. Ammâ Defterhâne-i pâdişâhîde ismi Ankara'dır. Bir kal‘a-i verd-i handân-ı ebyaz-misâl sûr-ı mutabbak ve fethi muğlak ve bir hisâr-ı muhandakdır kim hakkında şu‘arâlar şehrengîzlerinde medh etmişlerdir. Beyt
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356a ·
metinde göster ·
"Hamâ" derler. Tûfândan sonra ibtidâ bânîsi Hâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Gâyet …
Bu Hamâ şehrine lisân-ı Yunan'da "Hamutân" derler, lisân-ı Parsî'de "Dârşenbit" derler. Lisân-ı Dürüzî'de "Şehrezûl" derler. Lisân-ı Arab'da "Hamâ" derler. Tûfândan sonra ibtidâ bânîsi Hâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Gâyet imâristân olup Âsî nehri gelmezden mukaddem dörd kerre yüz bin bi’r-i azîmler ile reyy olur bir şehr-i azîm idi. Cümle kavmi Benî İsrâ’îlî olmak ile Hazret-i Yahyâ a.l.m. hûnını Buhtunnasr {kavm-i İsrâ’îl'den almak içün} bu şehr-i Hamutân'ı harâb [u] yebâb edüp ba‘dehû İskender-i Kübrâ asrında sehel imâr olmada iken İskender otuz iki sene hilâfetden sonra merhûm olup bu kal‘a-i Yunaniyân'dan kayâsıralar bir amel-i yığma püşte üzre bir kal‘a binâ etdi ve gâyet ma‘mûr olup kralı Şâm-Tarabulus'da İşpaniye Frengiyle ittifâk edüp Şâm ve Mekke ve Medîne yolların ve niçe şehirlerin harâb [u] yebâb etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25a ·
metinde göster ·
… tesmiyyesi oldur kim Birberistân'da basduğu yerde yeşil ot bitdiğiyçün lisân-ı
Arab'da
Hızır dediler. Ahzar, yeşil demekdir. Tahfîf-i kelâm edüp elifin hazf edüp Hızı …
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Hızır aleyhi's-selâm: Muhakkak Sâm b. Nûh Nebî evlâdındandır. İskender-i Zülkarneyn'in askerî tâ’ifesinden olup zulümâta bile gidüp âb-ı hayât ana müyesser olup hâlâ hayâtdadır. Ammâ bir rivâyetde Hazret-i Risâlet-penâh buyurmuşlar kim "Eğer Hızır sağ olsa bize buluşurdu" demiş deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘-i lisândır. Amâ hayâtda olduğu ve Hazret-i Mûsâ ile Mısır'dan İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât'da Merece'l-bahreyn nâm mahallerde refîk olduğuna sûre-i (---) âyet-i şerîf ile delîl-i kat‘îler vardır. Âyet, Sûre-i Rahmân Arapça ve sûre-i (---) âyet: Arapça(---)(---)(---) ve niçe âyetler dahi vardır. Ba‘zılar peygamber-i mürseldir demişler. Ba‘zılar İskender ve Lokmân ve Habîb-i Neccâr'ın (---)(---) nübüvvetinde ihtilâf edüp ilm-i akâyide müte‘allık Yekûlü'l-abdü fî yedi'l-emâlî, bi-tevhîd ve nazmı dâllâlî" risâlesi 36a manzûmunda (---) oldukların mufassal tahrîr etmişdir. Ammâ bi-emrillah hayâtda olduklarına şübhe yokdur. Zîrâ seyyâhân-ı berr [u] bihâr ve gâziyân [u] mücâhidîn-i kerrâr olan kimesnelerin niçesi râst gelmişlerdir. Hâlâ Hazret-i Hızır ile İlyâs Nebî haydırlar ve birbirleriyle refîklerdir. Lâkin Hazret-i Hızır deryâ hizmetine me’mûrdur. Hazret-i İlyâs kara hizmetine me’murlardır. Lâkin yine şeb [u] rûz her ân zâhiren ve bâtınen birbirleriyle müşerref olurlar. Ve ricâlü'l-gayb ve nücebâ ve nukebâ ve evtâd ve nukebâ ve büdelâ ve (---)(---)(---) Hızır-İlyâs'ın emrine me’mûrlardır. Subh [u] mesâ birbirlerinden müfârakatları yokdur. Hazret-i Hızır, Hazret-i Nûh ile gemide bile idi kim Hazret-i Nûh du‘âsı berekâtiyle zinde olup ol zamandan berü deryâda gezer ve Hızır ismiyle müsemmâ olduğunun vech-i tesmiyyesi oldur kim Birberistân'da basduğu yerde yeşil ot bitdiğiyçün lisân-ı Arab'da Hızır dediler. Ahzar, yeşil demekdir. Tahfîf-i kelâm edüp elifin hazf edüp Hızır derler. Himmeti hâzır ola. Bir acâyib ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35b–36a ·
metinde göster ·
… n tevârîhi ve Yunaniyân tevârîhi kadar mu‘temed tevârîhler yokdur. Ammâ diyâr-ı
Arab'da
Kabâbıta tevârîhlerinin dahi mu‘temed târîhleri vardır. 137b İle'l-ân rûz-mer …
İşpaniye ve Fransa ve Ceneviz ve Portukal ve Donkarkıza ve Danimarka ve İngiltere ve Fiyamenk {ya‘nî Felemenk} ve İsfeç ve Çeh ve Korol, bu zikr olunan on bir aded krallık ki hâlâ ban ve krallardır kim sikke ve ülke sâhibleridir. Cümlesi Sırfâyil oğlu Roma ve Romaoğlu bu on bir aded evlâdları mezkûr diyârlara gidüp tenâsül bularak hikmet-i Hudâ ile arz-ı Rûm böyle imâr oldu. Ba‘dehû Sırfâyil yedi yüz sene mu‘ammer olup âhir intikâlinden sonra Sofya'da Vitoş dağında kalan evlâdları defn etdiler. Hâlâ Latin tâ‘ifesi bednâm günlerinde "Peygamberimizdir" deyü Sırfâyil kabrin bulup ziyâret ederler. Sırfâyil'in bir oğluna Sırfa derlerdi. Babasının ismiyle müsemmâ olup ol kadar mu‘ammer olup hâk-i Sofya'da yüz pâre kal‘a ve şehir binâ edüp Sırfa nâmıyla Sofya'yı eyle ma‘mûr etdi kim gûyâ hadîka-i Rıdvân olup niçe kerre yüz bin askere mâlik olup Sırfa askeri derlerdi. Hâlâ Sırf tâ’îfesi Sırfâyil oğlu Sırf'dan tenâsül bulup ibtidâ Sofya {kal‘asına} temel uran bu Sırfa veled-i Sırfâyil'dir, be-kavl-i Tevârîh-i Latin ve kavl-i Târîh-i Sırf. Bu bâlâdâ zikr olunan Sırfâyil'in kırk evlâdı ve Roma'nın on bir aded evlâdları cümle Hazret-i Nûh Necî îmânı üzre idiler. Aslâ şerîk koşmadıklarından ilâ hâze'l-ân evlâd-ı evlâdları inkırâzu'd-deverân krallardır deyü kütüb-i mu‘teberelerinde eyle tahrîr etmişlerdir. Ve millet-i Mesîhiyye tevârîhlerinde Latin tevârîhi ve Yunaniyân tevârîhi kadar mu‘temed tevârîhler yokdur. Ammâ diyâr-ı Arab'da Kabâbıta tevârîhlerinin dahi mu‘temed târîhleri vardır. 137b İle'l-ân rûz-merre vekâyi‘âtları diyâr-ı Mısır'da Kıbtîler tahrîr etmededirler. Ammâ Nasârânın Latin tevârîhleri cümle Sırfâyil'den beri ve oğlu Sırfa'dan beri tahrîr etmişler ammâ Sırfa tâ’îfesi cengâver ve dilâver-i hünerver olduklarından kemâl-i ma‘rifet ile cihânârâ olmayup devletleri de mümted olmadıklarından târîhleri azdır ammâ özdür ve gâyet sahîhdir. Anların ibtidâ sened-i târîhleri Eb-i Sânî Hazret-i Nûh Necî'den Sırfyây'ın kalemiyle zabt etmişler. Ammâ Yunaniyân-ı Rûm Nasârâ mevlûd-i İskender'den {târîh} tutmuşlar. Latin ve sâ’ir millet-i Nasârâ-yı üsârâ cümle İskender'den sened-i târîh etmişlerdir ammâ ümmet-i Muhammed hicret-i Resûl-i Ekrem'den târîh zabt etmişlerdir. İnkırâzu'd-devrân târîhleri, devletleri mü’ebbed ola, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137a–137b ·
metinde göster ·
ve Süryân'da ve Kıbtî'de ve lisân-ı İmrân'da ve yüz kırk lisân üzre şeytânın is …
208. Kur'ân-ı Azîm'de ve lisân-ı Arab'da ve Süryân'da ve Kıbtî'de ve lisân-ı İmrân'da ve yüz kırk lisân üzre şeytânın ismin beyân eder kim makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 189b ·
metinde göster ·
… kender-i Zülkarneyn'in iki et parçasından pekçe iki boynuzları var idi. Lisân-ı
Arab'da
karn boynuza derler. Ya‘nî iki boynuz sâhibi demekdir. İskender bu iki boynuzla …
Sebeb-i âmeden-i İskender-i Kübrâ, Încâ (---) bi-kavli tevârîh-i Mıkdısî-i Yarmenî "İskender-i Zülkarneyn'in iki et parçasından pekçe iki boynuzları var idi. Lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Ya‘nî iki boynuz sâhibi demekdir. İskender bu iki boynuzların veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhata varamazdı. Âhir veca‘ı karneynine dâ-i devâ içün cihân-geşt olup cemî‘i nedim-i musâhibleriyle ve hukemâlarıyla ve niçe yüz bin askeriyle tâ zulumâta gidüp ‘âb-ı hayâtdan derdine bir dermân bulam’ deyü âb-ı hayât arardı. Hikmet-i Hudâ meğer ol asırda Hızır İskender'in askerî tâ’ifesinden idi. Hızır âb-ı hayâtı bulup ilâ hâze'l-ân zinde-i peygamberândır, ammâ nübüvvetinde ihtilâf-ı kalîl-i za‘îf de vardır. Âhir İskender âb-ı hayât bulmadan el yuyup hâ’ib ü hâsir yine boynuzlarının veca‘iyle yine cihânı geşt [u] güzâr ederek şehr-i Basra'ya gelüp Şattu'l-Arab'ı nûş idince karneyninin veca‘ayni teskîn olup sehel hâb-ı râhata varır. Netîce-i kelâm kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek nehr-i Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirleriyle mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş eder. Ammâ âb-ı Şatt'ın nef‘in müşâhede edüp boynuzunun vec‘i teskîn olduğundan sâhil-i Şatt'ı kovarak Diyârbekir'e gelüp andan yukaru bu Palu kal‘ası kurbünda Şatı bâğına gelüp nûş edüp karneyn veca‘ayni teskîn olur. Anınçün bu mahalde çetr-i mülammâ‘ın kurup bu mahalde bir sedd-i İskender-i neşimin binâ eder. Hâlâ ber-devâm bir mastaba-i hâss u âmdır. Anınçün İskender bu mahalle gelmişdir." deyü müverrih Mıkdısî böyle tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… 'de yılan ve çıyan ve ejderhâ kânı olduğundan kal‘a-i Mâr-ı dîn derler. Diyâr-ı
Arab'da
kal‘a-i Şâhika derler, diyâr-ı Rûm'da Mardin derler.
Bu kal‘a-i yed-i kudret hakkında niçe bin müverrihân-ı Arab u Acem ve Rûm u Yunaniyân ve gayrı milel-i edyân-ı bâtılân bizâyeleri zu‘munca çok evsâfın tahrîr etmişlerdir, ammâ târîh-şinâs Mıkdısî kavlince bu kal‘a-i Mardin'in imâretine sebeb bizzât Hazret-i Yûnus Nebî aleyhisselâm idi. Zirâ Yûnus Nebî vakt-i şitâda Musul kurbünde Beledü'l-hatîb şehrinde sâkin olurdu. Vakt-i yayda yaylaya çıkup bu cebel-i Mardin'de sâkin olup kisb-i tarâvet edüp ibâdet ederdi. Hâlâ kûh-ı Mardin'de niçe gâr-ı azîmler vardır, anda sâkin olup hâlâ savma‘a-i Yûnus Nebî derler bir gâr-ı yetîmân-ı kân-ı züvvârândır. Ol asırda bu cebele Kûh-ı Şâhika derlerdi. Bu cibâlin gârları içre bir ejderhâ peydâ olup Hazret-i Yûnus'a imân getürenlerden niçe bin ümmet-i Yûnus'u tenâvül etdi. Ba‘dehû Hazret-i Yûnus'dan niçe münkerîn mu‘cize isteyüp niçe bin kavm-i Yahûd. "Bu cebel-i Şâhika'da ejderi katl eyle, sana imân getirelim", dediler. Andan Hazret-i Yûnus aleyhisselâm nübüvvet kuvvetiyle ol ejdere bir taş urup katl edüp üç bin aded münkerîn İslâm ile müşerref olup bu cebelde sâkin olup Hazret-i Yûnus ile hem-civâr oldular ve günden güne bây oldular. Bu cebelde ejder hâsıl olduğundan bu kûh-ı bülende kûh-ı Mâr dediler. Bir sebeb-i tesmiyyesi dahi yine ümmet-i Yûnus Nebî'den bir ulu beğ var idi, mâl-ı firâvâna mâlik idi. Cenâb-ı Kibriyâ ana Yûnus Nebî du‘âsıyla ol sene ikiz doğar iki evlâdı hâsıl olup Hazret-i Yûnus isimlerini Merâdin deyü nâm buyururlar. Bu iki fetâ kırkar seneye bâliğ olduklarında Hazret-i Yûnus'un ta‘lîmiyle bu iki karındaş Cebel-i Mâr üzre bir sûr-ı kebîr edüp itmâm etdiklerinde Hazret-i Yûnus bu kal‘aya Merdeyn buyurdular. Zirâ iki merd-i meydân binâ etmişdir. Anınçün Merdeyn'den galat Mardin derler, ammâ diyâr-ı Acem'de yılan ve çıyan ve ejderhâ kânı olduğundan kal‘a-i Mâr-ı dîn derler. Diyâr-ı Arab'da kal‘a-i Şâhika derler, diyâr-ı Rûm'da Mardin derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210a ·
metinde göster ·
Bu kal‘a-i atîkin ibtidâ bânîsin ve sebeb-i tesmiyyesin beyân idelim. Evvelâ müverrihân-ı Rûm u Arab u Acem, müverrih-i hakîkî Mıkdısî ibn Beyhakî Yarmenî ve bi-kavli Hazret-i Sultân Şerefeddîn-i Abbâsî ki, Şerefnâme sâhibidir, kim Âl-i Abbâsiyân'dan hân-ı âlîşânın cedd-i ızâmıdır. Anların kavl-i sahîhleri üzre İskender'in iki et pâresinden pekçe alnında iki boynuzları olduğundan İskender-i Zülkarneyn dediler. Bir kavlde otuz iki seneye bir karn derler kim bu eflâk otuz iki yılda devr eder. İskender iki kerre devr-i felek karnı sâhibi olmağile Zülkarneyn dediler, ammâ lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Esahh-ı rivâyet boynuzu olduğundan Karneyn dediler. Ammâ İskender bu boynuzların veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhata varamazdı ve cemî‘i hukemâları ana ilâc bulamazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a ·
metinde göster ·
… -i Kûfe ve şehr-i Bağdâd-ı atîk ve şehr-i Musul ve şehr-i Meyâfârikîn ve Irâk-ı
Arab'da
şehr-i Antakiyye ve vilâyet-i Ma‘arra'da şehr-i İskenderiyye ve şehr-i Askalân …
Evvelâ Irâk-ı Acem'de şehr-i Kûfe ve şehr-i Bağdâd-ı atîk ve şehr-i Musul ve şehr-i Meyâfârikîn ve Irâk-ı Arab'da şehr-i Antakiyye ve vilâyet-i Ma‘arra'da şehr-i İskenderiyye ve şehr-i Askalân ve şehr-i Taberistân ve şehr-i Busrâ-yı Havrân ve şehr-i Tarsus ve vilâyet-i Anadolu'da şehr-i Balat ve şehr-i Milas ve şehr-i Ayasluk ve şehr-i İdincik (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve diyâr-ı Rûm'da şehr-i Atina ve şehr-i Kavala ve diyâr-ı Kırım'da Eski Kırım ve şehr-i İnkirmân ve kûh-ı Elburuz dâmeninde Irâk-ı Dâdyân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b ·
metinde göster ·
… den ve diyâr-ı Rûmiyye'den ve hâk-i Isfahân-ı nısf-ı cihândan güzer edüp Irâk-ı
Arab'da
ve diyâr-ı Hemedân'da ve ülke-i Şehrezûl'da ve eyâlet-i Musul'dan tâ Bağdâd-ı b …
Sene 1065 mâh-ı Zilhiccesi'nde diyâr-ı Âzerbaycân-ı Tebrîz'den ve diyâr-ı Rûmiyye'den ve hâk-i Isfahân-ı nısf-ı cihândan güzer edüp Irâk-ı Arab'da ve diyâr-ı Hemedân'da ve ülke-i Şehrezûl'da ve eyâlet-i Musul'dan tâ Bağdâd-ı behişt-âbâda varınca temâşâ etdiğimiz kılâ‘ları ve belde-i mu‘azzamaları ve kûhmendleri ve enhâr-ı azîmleri ve cümle imâretleri ayân u beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû bu şehr-i Kâşân bu vakf-ı dünyâ içre niçe bin mülûkdan mülûka intikâl edüp kâh imâr ve kâh harâb olup sene (---) târîhinde Bağdâd Halîfesi El-Mustansır Billah üzre Moğol kavmi gelüp Bağdâd'ı kabza-i tasarrufa alup bu Kâşân'da Aka Bây nâm vezîri hâkim olup eyle imâr eder kim gûyâ Dımışk-ı Şâm-ı cennet-meşâm eder. Âhir Moğol Pâdişâhı İnçul Şâh Bağdâd'dan bu Kâşân'a gelüp pây-i taht-ı İnçoliyân olup dahi âbâdân olur. Kavm-i Moğolî'de şâhlara İnçoliyân derler ammâ cümle Moğol-ı İnçuliyân üç neferdir. Üçü de bu Kâşân'dan İnçul olup üçünü de bu Kâşân'da katl eylemişlerdir. Hâlâ hâric-i Kâşân'da bir kıbâb-ı serâmed içre medfûnlardır kim Meşhed-i İnçuliyân-ı Moğol deyü ma‘rûfdur. Ammâ niçe târîhde bu kavm-i Moğol lisânı üzre bu şehre Kışvân derler. Lisân-ı Ekrâd'da Keşân derler, lisân-ı Hindî'de Kejdimân ya‘nî akreb diyârı, lisân-ı Arab'da Kâsibân ya‘nî kâr idiciler derler. Lisân-ı Çağatay'da Keşân-bür derler. Lisân-ı Pârsîde Kâşân ve Kaşân derler. Zirâ kaf ve kâfın birbirlerine kurb-ı mahreci vardır. Ammâ niçe efvâh-ı nâsda Kâşiyân ve Kasıyân {derler}. Ammâ lûgat-i sahîhi Kâşân'dır. Zîrâ ism-i kadîmi şehr-i Kılmân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
… derler ammâ bu İmâdiyye kal‘asına lisân-ı İbrî'de Til Harîr derler. Ve lisân-ı
Arab'da
Cebel-i Akreb derler ve lisân-ı Pârisîde kûh-ı Kerdüm derler ve lisân-ı Ekrâd-ı …
İmâdiyye diyâr-ı Kürdistân'da ulu hükûmetdir, andan Hakkarî'dir, andan hâkim-i Bitlîs'dir, andan hâkim-i Cezîre-i Ömer'dir ammâ İmâdiyye hâkimine ülkesinden ber-vech-i adâlet beher yevm birer kile-i Âmidî mâl tahsîl olunur ve eyâletinde asla timâr u ze‘âmet ve alâybeği ve çeribaşı ve serdâr u dizdâr ve kethudâyeri hâkimleri yokdur. Cümleten melik kendüsü hâkim-i dünyâdır ve ba‘zı müverrihler hâkim-i Behdînân derler. Ve hâkim-i Seyyid Hân ve hâkim-i İmâdiyye ve hâkim-i Âmidiyye, Âmide bir melike ismidir. Bir zamân bu diyârda Hânzâde Hanım'e diyârında melike olduğu gibi Âmide dahi bu diyârda melike olmağın hâkim-i Âmidiyye derler, ba‘zılar İmâdiyye, Âmidiyye'den galatdır derler ammâ bu İmâdiyye kal‘asına lisân-ı İbrî'de Til Harîr derler. Ve lisân-ı Arab'da Cebel-i Akreb derler ve lisân-ı Pârisîde kûh-ı Kerdüm derler ve lisân-ı Ekrâd-ı Lulu'da Baytanûr derler ve lisân-ı Zaza-i Ekrâd'da Âmidiyye, fasîh u belîğleri İmâdiyye derler ve lisân-ı Moğolî'de ibtidâ Keyûmers binâ etdiğiyçün Til Keyüm derler ve lisân-ı Rûm'da Dârâ Şâh'ın yaylağı olmağile bu İmâdiyye'ye Dârâ Piğados derler ve lisân-ı kadîm-i Ermen'de (---) derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377a ·
metinde göster ·
Dokat, ya‘nî Arabistân'da bakla gibi türmüs nâm bir habbe olur. Anı un edüp sab …
Lisân-ı Arab'da Dokat, ya‘nî Arabistân'da bakla gibi türmüs nâm bir habbe olur. Anı un edüp sabun gibi el yıkarlar. Elde olan ta‘âmın zifirin izâle eder, ana dokat derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 20a ·
metinde göster ·
Ol asırda bu kal‘a ol kadar beyâz ve münevver idi kim gûyâ nûr idi. Ol ecilden kavm-i Tatar bu kal‘a-i Pirgaz Konman'a Akkirmân derlerdi. Lisân-ı Tatar'da kirmân kal‘aya derler. Lisân-ı Yunan'da pirgaz derler. Lisân-ı Arab'da kal‘a derler. Lisân-ı Acem'de (---) derler ve lisân-ı Etrâk'da (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35b ·
metinde göster ·
… tâblarında yazdıkları üzre Hazret-i Ebâbekir'in şehâdet parmağı, ki ana lisân-ı
Arab'da
sebâbe parmak derler, anın tırnağı boğumu yok idi, radıyallâhu anh.
Ammâ Ali paşa-yı vezîr-i dilîr gâyet dil-nüvâz ve müdebbir ve mubsır ve halûk u halîm ve selîm ü havsala sâhibi sâhib-i tedbîr bir vezîr-i mesîr idi ve bizzât Hazret-i Ebâbekiri's-Sıddîk'in ırk-ı tâhirinden olup Silivri'de câmi‘leri ve hayrât [u] hasenâtları olan Selîm Hân-ı Evvel vezîri Kara P[î]rî Paşa evlâdı evlâdıdır kim nesl-i Ebâbekir'in sağ elinde salavât parmaklarının bir boğumları yokdur, ırk-ı tâhir-i Ebâbekir olduklarına ol alâmet şâhiddir, zîrâ cemî‘i siyer kitâblarında yazdıkları üzre Hazret-i Ebâbekir'in şehâdet parmağı, ki ana lisân-ı Arab'da sebâbe parmak derler, anın tırnağı boğumu yok idi, radıyallâhu anh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 26a ·
metinde göster ·
… a] Çârkes, ya‘nî dör[d] kişi derler. Ve lisân-ı Moğolîde Çerkız derler. Lisân-ı
Arab'da
Serâkîse-i nâkîse derler, zîrâ Mısır'da kavm-i Çerkez çok olup evlâd-ı Arab'ı g …
Lisân-ı Çağatay'da Çârkes derler, zîrâ ibtidâ bu Çerkezistân'a kadem basanlar Şağake ve Berberî ve Mamaluk ve Bozoduk dörd kişi geldiklerinden kavm-i Çağatay bunlar[a] Çârkes, ya‘nî dör[d] kişi derler. Ve lisân-ı Moğolîde Çerkız derler. Lisân-ı Arab'da Serâkîse-i nâkîse derler, zîrâ Mısır'da kavm-i Çerkez çok olup evlâd-ı Arab'ı gadr(?) ile urduklarından Çerkez kavmine Serâkîse-i nâkîse derler. Mısır fellâhlarının yüreklerin kavm-i Çerkes hûn eylemişdir. Ve lisân-ı Kumuk'da Cârkes, ya‘nî komşumuz âdemleri demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149b ·
metinde göster ·
… ân'da ve Lazistân ve Gürcistân ve Kürdistân ve Acemistân ve Hindistân ve Irâk-ı
Arab'da
ve Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Dâdyân'da ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve A …
El-hâsıl bu Santoron adası nâr-ı Hudâ ile ihrâk olup kudret topları atılup sâ‘ikaları tâ vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve işfet ve Korol'da ve Yenidünyâ'da ve Lonçat'da ve İngiltere'de ve Ungurus'da ve İslovin ve Macar ve Erdel'de ve Eflak ve Boğdan ve Kırım'da ve Dağıstân ve Türkistân ve Abaza ve Çerkezistân'da ve Lazistân ve Gürcistân ve Kürdistân ve Acemistân ve Hindistân ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Dâdyân'da ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve Aden ve Habeş'de ve Tübbet(?) ve Funcistân ve bilâd-ı Sûdân ve Kırmanika ve Bağaniski ve Daco ve Rümeyletü'l-hımâl'de ve Bornu Arabları ve Berberistân ve Afno ve Fes ve Merânkûş ve Telemsân ve Tanca ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve Kudüs ve Şâm ve Anatolu ve Rûm'da ve Kızılelma'da ve Dib Frengistân'larda ve'l-hâsıl cemî‘i ekâlîmlerin büldân-ı azîmlerinde ve cemî‘i sâhil-i Bahr-i Sefîd ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Harez ve Bahr-i Kulzüm ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Okyunûs ve Bahr-i Mağaylan ve Bahr-i Zulumât kenârlarında olan şehirlerde Santoron adasının kudret topları atıldığı istimâ‘ olunup Rûm vilâyetinde kıyâmet kopuyor derlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·
… e Mısır'dır ve Şâm Haleb'dir. Benî İsrâ’îli memleketlerinin atîkidir. Tevârîh-i
Arab'da
ismi Zâtü'l-avâmîd'dir, zîrâ cümle iç kal‘ası temelleri amûdlar üzre binâ olunm …
Cemî‘i kütüb-i tevârîhânda bu Haleb hakkında niçe kîl ü kâl etmişlerdir. Ammâ Tûfân-ı Nûh'dan sonra binâ olunan ibtidâ rû-yı edîmde Mısır hâkinde arz-ı Hâsân'da Arîş'dir ve Şark Ahmîm'dir, ve Mısır'dır ve Şâm Haleb'dir. Benî İsrâ’îli memleketlerinin atîkidir. Tevârîh-i Arab'da ismi Zâtü'l-avâmîd'dir, zîrâ cümle iç kal‘ası temelleri amûdlar üzre binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y168b ·
metinde göster ·
Beyt-i Mukaddes ve Kudüs derler. Yüz yigirmi dörd bin peygamberin âsitâneleridi …
Lisân-ı Yûnân'da vilâyet-i ilyâ derler. Lisân-ı Süryân'da Makdine derler. Lisân-ı İbrî'de Hâs derler. Lisân-ı Arab'da Beyt-i Mukaddes ve Kudüs derler. Yüz yigirmi dörd bin peygamberin âsitâneleridir. Kable't-Tûfân ve bade't-Tûfân ibn âdemin kıblegâhı idi. Ba‘dehu Hazret-i Risâlet-penâh Mekke'den Medîne-i Münevvere'ye emr-i Hak ile hicret-i şerîfleri elli bir yaşında ve 9 mâh iken vâki‘ olmuşdur. Ve 10 sene Medîne-i Münevvere'de sâkin olup ikinci senede Cenâb-ı Bârî'den Cibrîl-i Emîn vâsıtasıyla sûre-i Bakara'da âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y208a ·
metinde göster ·
… leri bu gârlarda âsûdedirler. Tevârîh-i Kabâbıta ve Yûnâniyân'da ve tevârîhât-ı
Arab'da
müverrihînler kavli üzre bu Serdâb gârında üç bin peygamber medfûndur(dur).
Ziyâret-i Serdâb-ı şerîf: Bu câmi‘in altı serâpâ mağâralardır. Hazret-i Risâlet-penâh'ın hadîs-i sahîhi üzre bu şehrin ulemâları nakliyle cemî‘-i enbiyâ-yi güzîn ve ûlü'l-azm mürselînin zuhûr ve sudûr bulan menkabet-i şerîfleri ve türbet-i latîfleri bu gârlarda âsûdedirler. Tevârîh-i Kabâbıta ve Yûnâniyân'da ve tevârîhât-ı Arab'da müverrihînler kavli üzre bu Serdâb gârında üç bin peygamber medfûndur(dur).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229b ·
metinde göster ·
(---)(---) demekdir. Bu dahi yâbis ve pis bî-fâ'ide konakdır. Bir vâsi‘ dağlı …
Menzil-i Haneki'l-Kurâ: Lisân-ı Arab'da (---)(---) demekdir. Bu dahi yâbis ve pis bî-fâ'ide konakdır. Bir vâsi‘ dağlı öz içinde vâki‘ olmuş muğaylânlı otsuz ve susuz bir konakdır. Ammâ hevâsı ol kadar memdûh değildir. P 153b Bu dahi şerîf hükmündedir. Ve gâyet emn [ü] emândır. Y 373a Andan kalkup yine cânib-i garba bir vâsi‘ öz içre 16 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372b–Y373a ·
metinde göster ·
ezlem (---) demekdir. Sene (---) târîhinde bu kal‘ayı Mısır pâdişâhlarından (-- …
Menzil-i kal‘a-i Ezlem: Lisân-ı Arab'da ezlem (---) demekdir. Sene (---) târîhinde bu kal‘ayı Mısır pâdişâhlarından (---) binâ etmişdir. Bir vâsi‘ Y 374a vâdî içinde kayalı yerde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i metîndir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi dörd yüz adımdır. Ve cânib-i cenûba nâzır bir kapusu vardır. Ve her köşesinde birer kullesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y373b–Y374a ·
metinde göster ·
(---)(---) demekdir. Sâhil-i Selme ve menzil-i Kifâfî dahi derler. Mekke kurbu …
Menzil-i Kastal: Lisân-ı Arab'da (---)(---) demekdir. Sâhil-i Selme ve menzil-i Kifâfî dahi derler. Mekke kurbunda Râbi‘ eşmesinden beri Süveys deryâsı gâyib idi. P 154a Bu menzilde nümâyân oldu. Merzûk-ı Kifâfî hazretleri leb-i deryâya nâzır bir kaya üzre inşâ olunmuş bir kubbe içre Y 374b medfûnlardır. Merzûk-ı Kifâfî anlardır kim Sultân Selîm-i Evvel İslâmbol'da iken bunlar Ebussu‘ûd-ı Cârihî ile Mısır'dan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y374a–Y374b ·
metinde göster ·
şeker kamışı ırmağı demekdir yâhûd şeker kuyusu demekdir. Âb-ı hayât kuyuları v …
Menzil-i Uyûnü'l-kasab: Lisân-ı Arab'da şeker kamışı ırmağı demekdir yâhûd şeker kuyusu demekdir. Âb-ı hayât kuyuları vardır. Evlâd-ı Sâlih Nebî kabîlesi şeyhleri hükmündedir. Bir şey gâyib olsa anlara ilzâm olunur. Bunda bir sâ‘at meks edüp develere yemlerin verüp nefîrler çalınup vakt-i zuhurda yola revâne olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y375b ·
metinde göster ·
Eşek Arkası demekdir. Hakîkatü'l-hâl bir kumsal sırt üzre niçe bin hurmâ ağaçla …
Menzil-i Zahrü'l-hımâr: Lisân-ı Arab'da Eşek Arkası demekdir. Hakîkatü'l-hâl bir kumsal sırt üzre niçe bin hurmâ ağaçları içinde kırk elli hâneli bir Arab kurâsıdır. Ve kuyuları acıdır, ammâ yine hayvânâta nâfi‘dir. Mısırlı Ka‘be'ye giderken bunda meks ederlermiş. Ammâ bu mahalde sehel istirâhat edüp yükler çözülmeden kalkup giderken leb-i deryâya gelüp mu‘tâdımız beher gün cânib-i garba gitmek idi. Bu kerre deryâ mâni‘ olup bir körfez sâhiliyle cânib-i şarka gitmek iktizâ etdi. Leb-i deryâ ile sarp taşlık yalçın kayalar dibiyle kâh cümle hayvânât deryâ içre yürüyerek cümle hayvânât ve benî âdem cânlarından bîzâr oldular. Ve iki konak yer olduğundan bî-tâb u bî-mecâl kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378a ·
metinde göster ·
(---) demekdir. Suyu yok bir yâbis bî-ma‘nâ konak olmak ile sehel ârâm edüp vak …
Menzil-i Re’îs-i Tuğrâ: Lisân-ı Arab'da (---) demekdir. Suyu yok bir yâbis bî-ma‘nâ konak olmak ile sehel ârâm edüp vakt-i zuhurda nefîrler çalınup yine cânib-i garba yalçın kayalı dere ve depeli yollar ile 8 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381a ·
metinde göster ·
(---) demekdir. Bu dahi bir dereli ve depeli ve kara kayalı susuz konakdır. And …
Menzil-i Nevâtîr: Lisân-ı Arab'da (---) demekdir. Bu dahi bir dereli ve depeli ve kara kayalı susuz konakdır. Anda da vakt-i zuhra dek ârâm edüp cümle develere yemlerin verüp vakt-i zuhurda ol şiddet-i hârda nefîrler çalınup dellâllar nidâ etdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381a ·
metinde göster ·