… ve arabalar üzre gûnâ-gûn üç yüz altmış aded haçlı {ser-nigûn} bayraklar ve her
arabada
ellişer aded kâfir kellelerinden {cümle 6.000 kelle} ve nice bini tuzlu yüzülmü …
Andan Akkirmân kal‘ası kulu, andan pür-silâh Paşalı kimi yaralı ve kimi bereli ve kimi mecrûh hele anlar da ubûr edüp andan sekbân bayrakları, andan bin iki yüz at arabaları üzre mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetleri ve cümle altı bin yetmiş aded tüfenglerin cümlesi arabalar üzre zeyn olup ve arabalar üzre gûnâ-gûn üç yüz altmış aded haçlı {ser-nigûn} bayraklar ve her arabada ellişer aded kâfir kellelerinden {cümle 6.000 kelle} ve nice bini tuzlu yüzülmüş kelle ile arabalar geçüp andan yigirmi altı pâre şâhâne topları arabalarıyla ubûr edüp andan on bir bin altmış aded piyâde zincirlerin sekbân ve sarıca cellâdları pür-silâh olup esîrleri keşân ber-keşân çeküp geçmede, andan yetmiş nefer hatmanları, andan Krakov kralı oğlu Holandiye nâm mel‘ûn at üzre elleri bağlı ve ciğeri dağlı ve gerdânı zincir tavklı kâfirin önü sıra cümle tabıl ve nefîr ve erganon ve nâkûs ve tulumların çalarak ubûr edüp dahi ardları sıra bir hayli Özü kulları ardları sıra Özü ağaları ve başbölükbaşı hakîr ile atbaşı berâber bir alay-ı azîm ile kâfirin haçlı bayrakların ser-nigûn ederek kal‘a-i Akkirmân altında Paşa otağında otururken huzûrundan bu tertîb üzre cümle esîr ve mâl-ı ganâ’imler geçince Paşa safâsından hakîre ve Hüseyin Bölükbaşı'ya birer hil‘at-i fâhire ve birer çelenk dahi kendü eliyle başımıza sokup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 63a ·
metinde göster ·
… i araba dağdan uçup pâre pâre oldu. Ve altı aded esîrlerimiz öldü. Ve mukaddemâ
arabada
olan şehîdimiz şişüp koktu. Ve bu derenin iki cânibi evce berâber kayalar üzre …
Ba‘dehu ale's-sabâh ol dere içre akan nehr-i Şiçova'yı yüz on üç kerre ubûr ederek cânımızdan bîzâr olduk. Ve elli yerde samakov, ya‘nî demir ma‘denleri kârhâneleri geçdik. Ve eniş ve yokuş ve kaya ve sular geçmeden dahi niçe sığır ve koyunlar kaldı. Ve iki araba dağdan uçup pâre pâre oldu. Ve altı aded esîrlerimiz öldü. Ve mukaddemâ arabada olan şehîdimiz şişüp koktu. Ve bu derenin iki cânibi evce berâber kayalar üzre şâhin ve ispiri ve zağanos yuvaları var. Hudâ hakkıyçün bu âna gelince yigirmi bir yıl seyâhatimde böyle mahûf u muhâtara ve bî-amân dere görmedim. Hattâ bu dere içre kâmil on iki sâ‘at gitdik, aslâ selâmetden bir iz yok.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 4a ·
metinde göster ·
… ından yedi aded vezîrlere birer aded câmlı hınto arabaları altışar at çeküp her
arabada
onar kîse talar guruş ve bu kadar akmişe-i fâhire ve bu kadar emti‘a-i nâdirele …
Ve ba‘de't-ta‘âm kral tarafından yedi aded vezîrlere birer aded câmlı hınto arabaları altışar at çeküp her arabada onar kîse talar guruş ve bu kadar akmişe-i fâhire ve bu kadar emti‘a-i nâdireler hedâyâlar gitdi ve sâ’ir mîr-i mîrânlara arabasız beşer kîse guruş ve çukalar ve harîr kumaş hedâyâlar gitdi ve sâ’ir ümerâlara birer kîse guruş ve birer pastav çukalar ve zahîreler araba araba gitdi ve cümle a‘yân-ı orduya gûnâ-gûn zahâ’irler gidüp cümle asâkir-i İslâm ni‘met-i gûnâ-gûnlar ile muğtenim olup devâm-ı devlet-i pâdişâhîye hayr du‘âda oldular. Hulâsa-i kelâm bu ziyâfet bir devletde olmamışdır ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b ·
metinde göster ·
… Hay gidi serdâr bizi kâfir içinde bırakdı" deyü müşâvere-i gûnâ-gûn edüp, âhir "
Arabada
mâlı bırağup salt esîrler ile bir cânibe çıkalım" deyü netîce verdik.
"Hay gidi serdâr bizi kâfir içinde bırakdı" deyü müşâvere-i gûnâ-gûn edüp, âhir "Arabada mâlı bırağup salt esîrler ile bir cânibe çıkalım" deyü netîce verdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22b ·
metinde göster ·
… zın marazı müşted olup böyle tulum gibi şişdi", dediklerinde hemân ol ân herîfi
arabadan
yağ tulumu gibi endirüp bir çârpâylı serîr üzre yatırup, ammâ serîrin başı tara …
"Biz Filimenk vilâyetinde Amıstırdam şehrinden oluruz. Yigirmi gündür kim araba ile size gelirken günden güne bu kapudanımızın marazı müşted olup böyle tulum gibi şişdi", dediklerinde hemân ol ân herîfi arabadan yağ tulumu gibi endirüp bir çârpâylı serîr üzre yatırup, ammâ serîrin başı tarafı yüksek ve ayakları tarafı alçak ve ortası tebevvül ve tegayyuz edecek havruz deliği var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… üp bir yanından buz üzre kalup dîvân efendisi fakîr İbrâhîm Çelebi cân havliyle
arabadan
taşra kendüyi buz üzre atup sürünerek arabadan alarka gidüp altı dâne muta‘assı …
"Tiz geçsinler, yohsa kendüleri bilir" deyü sıklet edince dîvân efendisinin keyf-i küyûfu yetişmeyüp araba içinden taşra çıkmayup kendüsi ile kalan Dağıstân kavmi muta‘assıbları efendinin arabasın piyâde çekerken kimi mu‘avvezateyn ve kimi esmâü'l-hüsnâdan "Yâ Dâfi‘ ve yâ Hâfız ve yâ Râfi‘ ve yâ Allâh" deyü geçerlerken hemân dîvân efendisinin arabası buza geçüp bir yanından buz üzre kalup dîvân efendisi fakîr İbrâhîm Çelebi cân havliyle arabadan taşra kendüyi buz üzre atup sürünerek arabadan alarka gidüp altı dâne muta‘assıb Dağıstân müselmânları buz altına geçüp gark oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193b ·
metinde göster ·
… akîr İbrâhîm Çelebi cân havliyle arabadan taşra kendüyi buz üzre atup sürünerek
arabadan
alarka gidüp altı dâne muta‘assıb Dağıstân müselmânları buz altına geçüp gark o …
"Tiz geçsinler, yohsa kendüleri bilir" deyü sıklet edince dîvân efendisinin keyf-i küyûfu yetişmeyüp araba içinden taşra çıkmayup kendüsi ile kalan Dağıstân kavmi muta‘assıbları efendinin arabasın piyâde çekerken kimi mu‘avvezateyn ve kimi esmâü'l-hüsnâdan "Yâ Dâfi‘ ve yâ Hâfız ve yâ Râfi‘ ve yâ Allâh" deyü geçerlerken hemân dîvân efendisinin arabası buza geçüp bir yanından buz üzre kalup dîvân efendisi fakîr İbrâhîm Çelebi cân havliyle arabadan taşra kendüyi buz üzre atup sürünerek arabadan alarka gidüp altı dâne muta‘assıb Dağıstân müselmânları buz altına geçüp gark oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193b ·
metinde göster ·