"Sultânım üç sene mukaddem Hind pâdişâhından Sultân İbrâhîm Hân'a iki fil hedâyâ giderken bizim Turhal sahrâsında meks etmişler. Cümle ehl-i beled ve cemî‘i kurâ ve kasabât halkı seyr [u] temâşâlarına gitdiler. Biz dahi beş on kız gökçek bir yere gelüp arabalara binüp seyrine vardık. İşte yakın geldik inin arabalardan deyü giderken yanımdaki hatunlar ‘Allah, bu ne ulu hayvân olur!’ deyü söyleşirler. Ben de ‘A nene, kanı fil?’ deyü ileri vardım. Beş direk üstünde bir kara dam gördüm. Bir direği sallayup kımıldardı. ‘Anama! kanı filcik?’ deyü ileri vardım. Hemâm cümle âdemler ‘Bre bre kız! İleri varma!’ derken anı gördüm. Ol kara büyük dam yürüyüp bir şey beni kapup hevâya kaldırup bir karanlık ıssı yerde kaldım. ‘Meded hây’ deyü feryâd edüp dörd yanıma çıblaklandım. Elim ayağım ısıcak ete yapışırdı. Bir sâ‘atden sonra anı gördüm beni bir şey alup taşra aydınlığa bırakdı. Aklım başımdan gidüp üç sâ‘at cânsız yatdım. Beni alup eve götürmüşler. Anı bilirim kim günden güne karnım şişüp üç yıldan bu filceğizi doğurdum. Bir ay yaşayup sonra ebe karı subaşı iğvâsıyla fil oğlumu katl eylediler. Hakkımı hakk eyle!" deyü feyrâd etdikde cümle ahâlî-i Turhal ve ehl-i İnebâzâr ve kavm-i Kazova böyle şehâdet edüp Murtezâ Paşa yetmiş aded kimesneleri cümle zencîre urup haps edüp yigirmi günde cümlesinden yigirmi bin guruş alup fil yavrusun tuzlayup "Âsitâne-i sa‘âdete 79b gönderirim" deyü hıfz ederdi. Bi-sırr-ı Hudâ bu hâl böyle olup manzûrumuz olmuşdur. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 79a–79b ·
metinde göster ·
… aded {küffâr kal‘adan} taşra avret ve oğlanlarıyla çıkup varoşda üç yüz mikdârı
arabalarına binüp
Şimatorna beği ve Budun gönüllü gâzîleri bu küffârları selâmetle Ma‘den kal‘ala …
"Amân el-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân-ı gâziyân" deyü feryâd ü fiğân ederek kal‘a-i Litre'nin Uyvar kapusu üzre Hüseyin Paşa'ya mukâbil beyâz amân bayrakları diküp kal‘adan taşra kapudanı ve birovları ve gorofları ve bin mikdârı Nemse küffârları piyâde olup cümle 5.000 aded {küffâr kal‘adan} taşra avret ve oğlanlarıyla çıkup varoşda üç yüz mikdârı arabalarına binüp Şimatorna beği ve Budun gönüllü gâzîleri bu küffârları selâmetle Ma‘den kal‘alarına götürmeğe me’mûr olup gitdiklerinde hemân kapukulu yeniçerileri kal‘a-i Litre içine dâhil olunca hemân hakîr-i fakîr kal‘a-i Litre'nin Uyvar kapusu üzre urûc edüp elime dal tîğ-i uryânım alup bir kerre derûn-ı dilden i‘lân-ı Muhammedî zafer-âyât ezânın tilâvet etdikde cümle ocak ağaları ve Hüseyin Paşa Kethudâsı Hüseyin Ağa doğru hazîneye ve cebehâneye varup gördüler kim kal‘a kapusunun ve cebehâne ve hazînenin miftâhları iki yüz yaşında bir papas elinde imiş. "Hoş geldiniz" deyü 123a cümle miftâhları Hüseyin kethudâsına teslîm edüp mezkûr papas kal‘adaki deyrinde kalmağı ricâ etdikde hemân Hüseyin Ağa-yı müdebbir "Sen bu kal‘ada durdukça bu kal‘a fitneden hâlî olmaz" deyü kal‘adan taşra papas-ı hannâsı çıkarup hazîne ve cebehâneyi zabt etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122b–123a ·
metinde göster ·