… ânibinden olursa dost [u] düşman der [ü] dîvârlarının münhedim olan yerlerinden
arabalar ile
girüp çıkılır. Ekâlîm-i seb‘a pâdişâhları mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir İslâmb …
"Sultânım İslâmbol tokuz kerre amâr ve tokuz kerre harâb olmuşdur. Ammâ dest-i Âl-i Osmân'daki gibi ilâ-hâze'l-ân bir zamânda böyle harâb olmamışdır kim her ne cânibinden olursa dost [u] düşman der [ü] dîvârlarının münhedim olan yerlerinden arabalar ile girüp çıkılır. Ekâlîm-i seb‘a pâdişâhları mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir İslâmbol ola ve pâ-yı taht-ı Âl-i Osmân ola, lâyık değildir kim sizin zamân-ı hükûmetinizde bu kal‘a böyle harâb [ü] yebâb ola. Ve bu kadar bin yıldan berü cümle der [ü] dîvârları siyâh-rû kala. Dîn-i mübîn gayretine ve Âl-i Osmân şevketine şunun ta‘mîr [ü] termîmine bezl-i himmet buyurun. Pâdişâh-ı zıll-ı İlâh inşâ’allâh Revân'dan mansûr [u] muzaffer geldükde âşiyânı olan Belde-i Tayyibeyi dürr-i beyz-âsâ gördükde cihân cihân safâlar kesb edüp inşâ’allâh hidmetiniz mukâbelesinde ihsân-ı azîmeye mazhar olup inkırâzu'd-devrân nâm-ı şerîfiniz hayr ile yâd olunur" dedükde cümle huzzâr-ı meclis taraf taraf ma‘kûl deyüp derhâl pederimiz bu niyyete El-Fâtiha deyüp seb‘ü'l-mesânî kırâ’at olundukda derhâl İslâmbol mollâsı ve Eyyûb ve Galata ve Üsküdar mollâlarının dördün dahi cem‘ edüp ve şehremînin ve dör[d] mi‘mârbaşı ve sekbânbaşı ve'l-hâsıl cemî‘i ser-i kârda olan iş erlerine fermân olunup İslâmbol'un cümle dörd bin yedi yüz mahallesinin imâmlarına tenbîh ü te’kîd olup ta‘mîr ü termîm-i kal‘a-i İslâmbol içün imdâd teklîf olunup deryâ-misâl bennâ ve ummâller ile niçe bin âdem cem‘ olup Sultân Murâd Hân Revân fethine revâne olup feth edüp gelince bir senede Koca Bayram Paşa İslâmbol'u ve Galata kal‘aların ve cemî‘i câmi‘-i selâtînleri ta‘mîr ü termîm edüp İslâmbol henüz bir tim iken beyâz bir dürr-i yetîm olup ahâlî-yi İslâmbol'dan kesâfet gidüp ferahnâk oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14b ·
metinde göster ·
… menzâr soffalar vardır, mahfîce sohbet murâd edinen ehl-i ırz tâ’ifesi atlar ve
arabalar ile
{gelüp} bundaki dırahtlar sâyesinde ayş [u] nûş ederler. Ve,
Bu mahalde niçe çemenzâr soffalar vardır, mahfîce sohbet murâd edinen ehl-i ırz tâ’ifesi atlar ve arabalar ile {gelüp} bundaki dırahtlar sâyesinde ayş [u] nûş ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… an bârûdları der-mahzen etdiklerinden sonra tarîk-ı âm üzre niçe bin at yükü ve
arabalar ile
deryâ kenârından kum getirüp yola dökerler. Tâ bu mertebe ihtirâz ederler. Zîrâ …
Ve bu beş kârhânede hâsıl olan bârûd-ı siyâhlardan mâ‘adâ Tophâne'de ve Selânik ve Belgrad ve Mısır'da hâsıl olan bârûd-ı siyâhlar, Mısır'dan hazîne olup Der-i devlete geldikde Silivrikapusu'ndan Yenikapu'ya varınca kal‘a dîvârında ne kadar üstü örtülü çâr-kûşe kubbe-i azîmler var ise anlara der-mahzen edüp leb-ber-leb niçe kerre yüz bin şedde bârûd-ı siyâhlar ile memlûdur. Her birinde beşer onar müstahfızân-ı cebeciyân vardır. Ne kâdirler kim ol mahalle karîb bir kimesne duhân içe. Zîrâ ol tarafların şâhrâhları bile cümle bârûd döğülmüşdür. Kaçan Selânik ve Mısır'dan bârûdları der-mahzen etdiklerinden sonra tarîk-ı âm üzre niçe bin at yükü ve arabalar ile deryâ kenârından kum getirüp yola dökerler. Tâ bu mertebe ihtirâz ederler. Zîrâ Mustafâ Hân cülûsunda bir kulleye ra‘d isâbet edüp kullenin der [ü] dîvârların evc-i âsumânâ perrân edüp ba‘zı pâreleri dörd sâ‘at yerde Çekmecelere düşdü. 176b Ve bir vaslası Üsküdar'a düşdüğü müsbetdir kim karîbü'l-ahd vâkı‘ olmuşdur. Anıniçün âteşden ihtirâz edüp cümle bârûdu bir yere komayup kulle kulle korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a–176b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
… ğup yatarlar. Bu gemi re’isleri kayalar üzre olan kuyu ağızlarında re‘âyâlardan
arabalar ile
arpa ve buğdayı alup kuyulara döküp aşağıda gemi anbârlarına dökülüp buğday ile …
Bu tekyenin yemîn u yesârında kayalar üzre niçe yüz kuyu delikleri vardır. Bu cümle kayalar evc-i âsumâna çıkmak ile kûh-ı bî-sütûn-misâl altları serâpâ boşdur. Deryâ döğer limânlardır. Yüzer arşın alabur direğiyle gemiler kayaların altına girüp demir bırağup yatarlar. Bu gemi re’isleri kayalar üzre olan kuyu ağızlarında re‘âyâlardan arabalar ile arpa ve buğdayı alup kuyulara döküp aşağıda gemi anbârlarına dökülüp buğday ile mâl-â-mâl olur. Bu kuyuları zamân-ı kadîmde Ferhâd-vâr kefereler kazup gemiler yanaşır garîb ve acîb temâşâgâhdır kim bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ bu gemilere çuvallar ile arpa ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafdan üçer dörder sâ‘at ba‘îd yolları vardır. Anlardan dahi piyâde âdem keçi gibi tırmaşup sarmaşup çıkmağa muhtâcdır. Karadeniz sahilinde dâiren-mâdâr böyle evc-i semâya ser çekmiş kûh-i bî-sütûn-misâl kayalar yokdur. Lodos rûzgârı ve kıble ve gün doğusu fırtınası bu kayalara urdukda ra‘d-vâr gürleyüp Silistre kurbunda Afalatar ve Alhanlar bir konak yerdir, gürüldüsü tâ Alhanlar'da istimâ‘ olunur, böyle kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kûh-ı bülendlerdir. Kayalarda şahin ve zağanos ve miskî kartal âşiyânları var kim her bir kartal birer koyun kadar vardır. Ba‘zı âdemler tekyede kurbânlar edüp miskî kartallara bezl ederler. Ba‘zı âdemlerin kurbânın yerler, hâcet kabûl derler ba‘zı kurbânları aslâ yemezler kabûl olmadı derler, efvâh-ı âlemde böyle şâyi‘dir. Ve bu Keliğra Sultân'ın niçe yüz menâkıbı vardır ammâ ihtisar üzre tahrîr etdik. Ve bu tekyeye karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267b ·
metinde göster ·
… alın latîf levhaları olur kim bu diyâra mahsûsdur. İskelesi Akçaşark İzmit'dir.
Arabalar ile
kerâste ve tahtaları iskelelere gelüp andan gemiyle İslâmbol'a ve gayri diyâra …
Memdûh-ı dîğer: Dağlarında onar zirâ‘ tavîl ve ikişer zirâ‘ arîz kalın latîf levhaları olur kim bu diyâra mahsûsdur. İskelesi Akçaşark İzmit'dir. Arabalar ile kerâste ve tahtaları iskelelere gelüp andan gemiyle İslâmbol'a ve gayri diyâra gider. Ve cümle re‘âyâ vü berâyâsı gâyet rençber kavmdirler. Ve ehl-i sünnet ve sâhib-i vera‘ sulehâ-yı ümmetden garîb-dostlardır. Cümle ehl-i tevhîd ve ehl-i salât âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95b ·
metinde göster ·
… a ve Donkarkız'a ve Danimarka ve Dip Frengistân'a ve'l-hâsıl cemî‘i kâfiristâna
arabalar ile
ve keştîler ile havyar ve mersin ve morina balığın götürürler. Tuna ile Azak'da …
Bu müteferrika ta‘bîr olunan morina mâhîleri eyle mefret balıklardır kim her biri sekizer dokuz arşın gelir pereme kalınlığı ve Üsküdar kayığı cüssesi kadar balıklardır kim bi-emrillahi Te‘âlâ her birinin karnında üçer ve beşer ve onar kantar havyarı çıkar, bal fıçıları içre bu havyarı tuzlarlar. Bu mertebe mâhîleri emînden bâzergânlar birer ikişer kîseye alup havyarın ve balık dutkalı dedikleri beyâz dutkalın balık kassâbları çıkarup balığın kassâblar dilim dilim çilim, çilim edüp tuzlayup diyâr-ı Leh'e ve Moskov'a ve Donkarkız'a ve Danimarka ve Dip Frengistân'a ve'l-hâsıl cemî‘i kâfiristâna arabalar ile ve keştîler ile havyar ve mersin ve morina balığın götürürler. Tuna ile Azak'da nehr-i Ten'e mahsûs balıklardır. Gayri sularda olmak ihtimâli yokdur. Gûyâ her biri birer ejdehâdır. Bi-emrillahi Te‘âlâ karnında cîfe ve muzahrafâtdan bir şey çıkmaz ve vücûduna göre bağırsakları ve dendânları azdır. Ammâ mersinin arkasına yapışmış dutkalı çokdur. Tuna nehrinin ejdehâsı bu morina müteferrikasıdır. Mısır diyârında nehr-i Nîl'in ej[de]hâsı nehenk timsâhıdır. Ammâ timsah muzır mel‘ûndur. Cebrîler ve Kenuzîler yerler. Gayri âdem timsahı yemezler. Ammâ bu Tuna morinası bir zararsız mâhîdir. Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezeliyyesi oldur kim balık balığı yiyüp kût edinirler kim eyle halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a ·
metinde göster ·
… bin guruşluk su içirmemişdir. Böyle bir kaht mâlı şehirdir kim re‘âyâ paşalara
arabalar ile
fıçı fıçı su taşırlar. Bu zulm-i sarîh bir diyâra mahsûs değil iken yine Köprül …
Medrese ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur. Ammâ on bir aded mekteb-i sıbyân-ı ebcedhânı ve üç aded hammâmı ve üç aded hânları ve iki yüz aded dükkânları var. Sene (---) târîhinde Köprülüzâde Ahmed Paşa Kethüdâsı Ebü'l-hayr İbrâhîm Ağa çârsû içinde iki başı dervezeli ve kârgîr kiremit örtülü bir şâhrâh üzre yüz aded dekâkîn-i nev-binâ bir bezzâzistân inşâ edüp şehre şöhret vermiş. Hudâ âfet-i şöhretden emîn ede. Ve kurbunda bir bezzâzistân hammâmı binâ etmiş kim bir bezek-ârâdır. Ve bu şehir susuzluk ile meşhûr idi. Cümle ahâlîsi çâh-ı mâ-i şûrelere muhtâclar idi. Hattâ Dervîş Mehemmed Paşa vâlî-i Özi iken bu şehirde muhâfaza beklerken bu Hacıoğlu kazâsından askerine kırk bir bin guruş su içirdiği kütüb-i sicillât-ı mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînde mürakkâmdır. Bu mâl cümle re‘âyâ vü berâyâ kîsesinden çıkmışdır. Hâttâ efendimiz Melek Ahmed Paşa aslahu'z-zalame iken üç ayda askerine üç bin guruşluk su içirmemişdir. Böyle bir kaht mâlı şehirdir kim re‘âyâ paşalara arabalar ile fıçı fıçı su taşırlar. Bu zulm-i sarîh bir diyâra mahsûs değil iken yine Köprülüzâde kethüdâsı İbrâhîm Ağa bu şehre hasbeten-lillah yetmiş bin guruş masrûf edüp Rûznâmeci İbrâhîm Efendi çerâğı Babadağlı Bekir Ağa ilkâsı ve mübâşeretiyle iki konak yerden dağları ve deşt-i hâmûnları deşüp kehrîzler ile bir âsiyâb yürüdür âb-ı hayâtı bir senede şehr-i Hacıoğlu'na getirüp dokuz mahallede dokuz aded uyûn-ı câriye inşâ edüp ahâlî-i şehir harâret-i atşândan müstağnî olduklarından mâ‘adâ cemî‘i hayvânâtları ve bâğ u gaytânları Arapça le hayât bulup 122b cümle besâtîn ve hadîkaları ravza-i rıdvândan nişân verir oldu. Bu kerre ehl-i beled "Sâhibü'l-hayrât şehrimiz sele aldırup çamur olur oldu" deyü sâhib-i hayra teşekkî etdiler. Ol keremkâr dahi merdüm-kârlık edüp mâlından üç bin guruş dahi ifrâz edüp çeşme râhlarına ve gayri şâhrâhlara memerr-i nâs içün kaldırımlar yapup şehri tathîr eyledi. Mezkûr çeşmelerin târîhleridir ki tahrîr olundu:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122a–122b ·
metinde göster ·
meydân kapusundan içeri araba girüp ocağa iki araba hatabı dağlar gibi yığup gû …
Bu âsitânede ma‘rifetsiz dervîş-i dilrîş yokdur. Hattâ niçesi kara çalı kökünden beş yüz pâreli ve doğrama saplı kaşık ve keşkül ve çevgân ve arka kaşağısı ve hançer kabzası ve gayri gûnâ-gûn yapup Arapça deyü her gelen yârâna birer hedâyâ verüp hırka-bahâ edinirler. Ammâ lokmaları mâh u sâl bi'l-gudüvvi ve'l-âsâl pîr ü cüvân ve gebr u tersâya ni‘metleri mebzûldur kim pîr hazretleri asrından berü âteşgedeleri matbah-ı Keykâvûslarında sönmeyüp dâ’ima ta‘âm-ı lahışeleri dâ’imdir. Zîrâ nezerâtdan ve pârsâ ve "şeyu'llah"dan ve gayri evkâfdan gelirleri çokdur. Ve değirmânları ve koruları ve koyun ve hergele ve sığırları ve tarlaları gâyet çokdur. Hattâ yevm-i şitâda korularından meşe ağaçların kesüp arabalar ile meydân kapusundan içeri araba girüp ocağa iki araba hatabı dağlar gibi yığup gûyâ nâr-ı Nemrûd olup meydân içi germâ olup cümle dervîşân-ı müsâfirîn safâ-yı hâtırla dem ederler. Tâ bu mertebe araba girer meydândır kim kapuları ve revzenleri vakt-i şitâda keçe perdelidir kim gûyâ hammâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123b ·
metinde göster ·
… okdur. Ve küşâde diyâr olmağıla şiddet-i şitâsı katı olur. Suyu Tuna halicinden
arabalar ile
gelir.
Üç mahalle ve bin aded kiremitli ve tahta örtülü hâne-i tahtânî ve fevkânîlerdir. Dobruca diyârı olmağıla bâğı ve bâğçesi yokdur. Ammâ bostânında kavunu ve karpuzu ve buğday mahsûlü çokdur. Ve küşâde diyâr olmağıla şiddet-i şitâsı katı olur. Suyu Tuna halicinden arabalar ile gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129b ·
metinde göster ·
… üp sâhib-i hâneleri müflis mendebûr edüp kendülere hüddâm etmişlerdir. Bir alay
arabalar ile
göçer evli fâhişe-i cihân-ârâlardır. Ne‘ûzü billah bir gûne mekr-i şeytândır. H …
Hâkim-i şer‘ ü hâkim-i örf men‘ etmeğe kâdir değillerdir. Zîrâ men‘ine cümle ahâlî-i vilâyet râzî değillerdir. Hâlâ ki bu gûyendeler niçe hânedânları berbâd edüp sâhib-i hâneleri müflis mendebûr edüp kendülere hüddâm etmişlerdir. Bir alay arabalar ile göçer evli fâhişe-i cihân-ârâlardır. Ne‘ûzü billah bir gûne mekr-i şeytândır. Hulâsa-i kelâm ol fâhişe gûyendeler Karasu şehrine kadem basdıklarından ol kadar ma‘mûr şehir değildir. Allah ıslâh eyleye, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129b ·
metinde göster ·
… ıyâbânları vardır kim vakarel nâm odunu ve kömürü cümle bu taraflardan niçe bin
arabalar ile
gelir.
Ve dahi vilâyet-i vâsi‘ ma‘mûr ve dâ’imâ halkı şâdân [u] mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i amber-i pâki beyne'n-nâs mergûbdur. Cânib-i şarkîsi İslâmbol tarafına Solak çeşmesi râhı cânibine varınca bir sahrâ-yı lâlezâr mezâri‘âtlı vâdî-i ma‘mûr u âbâdân bâğ u besâtînler ile ârâste vü çiftlikler ile pîrâste olmuş imâristân kurâlardır. Ve cânib-i garbîsinde nehr-i Meriç'in yemîn ü yesârındaki vâdîler tâ livâ-yı Çirmen'e varınca rabta-misâl kend kurâlarla zeyn olup mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir niçe deşt-i hâmûnları ve nahlistân [ü] dırahtistânlı kiyâh-ı hıyâbânları vardır kim vakarel nâm odunu ve kömürü cümle bu taraflardan niçe bin arabalar ile gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 166b ·
metinde göster ·
… r ma‘mûr ve mahsûllü kurâdır kim kiraz mevsiminde cümle İslâmbol halkı niçe bin
arabalar ile
bunda gelüp hayme vü hargâhları ile meks edüp zevk u safâlar edüp niçe bin züvv …
Menzil-i karye-i Sarıkadı: Üsküdar mevleviyyeti nâhiyesinde bir hıyâbân-ı Acem-misâl bir koru içinde bir kûhî zemîn-i mesîregâhda bâğ u bâğçeli ve iki yüz aded hâneli bir ma‘mûr bir câmi‘li ve bir mekteb ve bir tekyeli ve bir hânlı ve bir hammâmlı dükkânsız bir ma‘mûr ve mahsûllü kurâdır kim kiraz mevsiminde cümle İslâmbol halkı niçe bin arabalar ile bunda gelüp hayme vü hargâhları ile meks edüp zevk u safâlar edüp niçe bin züvvârlar evlere ve tekye-i Sarı Gâzî Sultân âsitânesine konup kisb-i tarâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b ·
metinde göster ·
… ltı şevvâl'inin on yedinci bâzâr günü Topçular'dan kalkup Kaya Sultân bile koçu
arabalar ile
,
Üç gün Topçular'da meks edüp ertesi gün Haydar Ağazâde mâlından cümle atları ve develerin ve yetmiş kîse mâlın sa‘âdetlü pâdişâh Bostâncıbaşı İdrîs Ağa eliyle Melek Ahmed Paşa efendimize teslîm etdikde paşa dahi beş kîsesin bostâncıbaşıya ihsân edüp mâ-bâkîsin cümle karakullukçulara ve iç ağalarına ve taşra tevâbi‘lere bahşîşler ihsân olunup altmış altı şevvâl'inin on yedinci bâzâr günü Topçular'dan kalkup Kaya Sultân bile koçu arabalar ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27b ·
metinde göster ·
… ve kirazı ve emrûdu ve eriği firâvân olduğundan bu şehir halkı cümle meyvelerin
arabalar ile
Kamaniçse'ye götürürler.
Evsâf-ı kal‘a-i Zingü: Lisân-ı Leh ile (---)(---) demekdir. Bânîsi Krakov Kral'ınındır. Nehr-i (---) kenârında iç kal‘ası evc-i âsumâna berâber bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes metîn ve müstahkem taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır. Cebehânesi ve mükellef topları ve üç bin askeri vardır, ammâ Kamaniçse hükmündedir, ammâ aşağı varoşı gâyet büyükdür. Cümle üç bin tahta ve saz örtülü ma‘mûr evlerdir ve deyr-i kebîrleri gâyet çokdur. Ve çârsû-yı bâzârı ve aşağı palankası etrâfı sarp taşlık yerde etrâfı sarp handaklı ve yedi kapulu sarp varoşdur. Ve bâğçelerinin hadd [ü] hasrı olmayup elması ve kirazı ve emrûdu ve eriği firâvân olduğundan bu şehir halkı cümle meyvelerin arabalar ile Kamaniçse'ye götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40a ·
metinde göster ·
… azîm top şâdumânları edüp zîr-i kal‘ada meks olunup gerüde kalan kırk elli bin
arabalar ile
bize imdâd gelen kefereler dahi gelüp kara nahır gibi kara çadırlarla konup tar …
Ammâ bu kal‘a asker-i İslâm'ı görünce azîm top şâdumânları edüp zîr-i kal‘ada meks olunup gerüde kalan kırk elli bin arabalar ile bize imdâd gelen kefereler dahi gelüp kara nahır gibi kara çadırlarla konup tarfetü'l-ayn içre etrâflarına tabur handakı kazmağa başladılar. Meğer Rakofçi kralın Erdel memleketinden çıkup geliyorduğun haber almışlar. Gerçi Tatar askeri dahi haber aldılar, ammâ cümlemiz yağmurluklardan çadırlarımız kurup donlarımız çıkarup cümle atlarımız soyup arkanlarla çayırlara salup atlar dahi bizim gibi râhat olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… emîn billâh ile çapul civerecek olup Leh ve Kazak askeri salt olup atlar ile ve
arabalar ile
anlar dahi seğirdecek olup Fâtiha tilâvet oldukda el-azametullâh cümle koş atlı …
Andan bir sâ‘at ileri varup sahrâ-yı Boraj'da bir handak tabur yeri gördük kim dörd kat handak-ı azîm kim handakının umkuna âdem bakamaz. Meğer Rakofçi kral üç gün mukaddem konup kazup kalkup İlvov kal‘ası altına gitmiş. Hemân Nûreddîn Sultân hazretleri ot ağaları ve cümle kart kişiler ile keneş, ya‘nî müşâvere edüp cümle yemîn billâh ile çapul civerecek olup Leh ve Kazak askeri salt olup atlar ile ve arabalar ile anlar dahi seğirdecek olup Fâtiha tilâvet oldukda el-azametullâh cümle koş atlı sadaklı ve savatlı zor-batır yiğitler koşkol atların kollarına alup Kazaklanmış ağırmak atlarına süvâr olup "Tevekkülen-alallâh niyyetü'l-gazâ" deyüp seksen yedi bin Kırım ve Bucak Tatarı iki kerre yüz bin atlar ile bir kerre yortup gird-i siyâh evc-i âsumâna peyveste olup at ayağı altına râst gelen ağaç kökleri sofî misvâkı gibi tiftik tiftik olup Allâhümme âfinâ bir âdem atdan tökezlense ol âdemin âhirete ulaklık ile gidişidir, zîrâ bu çapul civerildiği mahalde Tatarın mahşerden nişân verir bir günüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42a ·
metinde göster ·
… nlar eni konu kova kıra ân-ı vâhidde yedi bin esîr ve üç bin kelle ve sekiz yüz
arabalar ile
on aded şâhî toplar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’im ve mühimmâtlar ile ol gün kal‘a-i Öz …
Hikmet bu kim mukaddemâ kılıç yeyüp firâr eden kâfirler yine bu kılıcı görüp yine anlar bozgunluk verüp firâr edince Andırya Kazağının dahi karârları kalmayup "Firâren an-tevâlîyi'l-kesürât" dediği gibi hemân küffâr-ı dûzah-karâr "Kuskuna kuvvet, kamçıya berekât" deyüp kaçarlarken guzât-ı müslimîn bunların bu sahrâda ağırlıklarına bakmayup çapul ile bu sahrâ içre bunlar eni konu kova kıra ân-ı vâhidde yedi bin esîr ve üç bin kelle ve sekiz yüz arabalar ile on aded şâhî toplar ve sâ’ir mâl-ı ganâ’im ve mühimmâtlar ile ol gün kal‘a-i Özü altına cümle guzât sâlimîn ü gânimîn bir azîm şâdumânlar ile geldiklerinde hemân cümle a‘yân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61a ·
metinde göster ·
Hocabay kal‘ası altında meks edüp kal‘a vîrânı altında cümle
arabalar ile
esîrleri anda gizleyüp yine etrâf [u] eknâfa muhkem karavullar koyup kazanlar a …
Hocabay kal‘ası altında meks edüp kal‘a vîrânı altında cümle arabalar ile esîrleri anda gizleyüp yine etrâf [u] eknâfa muhkem karavullar koyup kazanlar asup aşlar yeyüp atlara yemler kesüp hemân anda yatmadan yine semt-i cenûba Dallığ'ı ve Böremoyin'i 8 sâ‘atde geçüp hamd-i Hudâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62b ·
metinde göster ·
beş altı konak yerlerden gûnâ-gûn metâ‘ ve kerasteler ve odunlar gelüp ba‘dehû …
Sitâyiş-i külliyât-ı Gemleyik: Bu şehr-i müzeyyen içre İznik gölünün ayağı cereyân edüp bu Gemleyik körfezi içre Bahr-i Rûm'a munsabb olur. Hattâ Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'r-rıdvân hazretleri mezkûr İznik gölünün ayağın açup deryâyı göle karışdırup gemiler tâ İznik'e yanaşup iskele ola, andan arabalar ile beş altı konak yerlerden gûnâ-gûn metâ‘ ve kerasteler ve odunlar gelüp ba‘dehû İznik gölünden gemilerle İslâmbol'a her şey gelüp ganîmet ola deyü Süleymân Hân bu re’y-i ahseni eyledi, ammâ Rûm tarafında Varadin {kal‘ası} gazâsı peydâ olup bu tedbîr-i ahsenden ferâgat olundu, ammâ eğer böyle olsa İznik şehri bender iskele olup amâr olurdu, zîrâ mezkûr Gemleyik körfezi İznik cânibine girmiş hayli uzun körfezdir. Eyle olsa kasaba-i Gemleyik dahi amâr olurdu. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 84a ·
metinde göster ·
… ç günde istîlâ edüp herkes cânlarından bîzâr olmağa başlayup âhir cümle leşleri
arabalar ile
asesbaşı Nilüfer suyuna dökerdi.
Ve her gün rûz-merre kırkar ve ellişer ve yüzer aded kelleler her dîvânda kelle paça olup na‘ş-ı benî Âdem ile Filedar sahrâsı zeyn olmağa başlayup zemîn hûn-ı insândan la‘lgûn olup yine sinekler ordu-yı İslâma üç günde istîlâ edüp herkes cânlarından bîzâr olmağa başlayup âhir cümle leşleri arabalar ile asesbaşı Nilüfer suyuna dökerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i bâlâ, ya‘nî Hisâr-ı Seçova: İbtidâ bânîsi Leh Kralı (---) nâm kral-ı dâllindir. Ba‘dehû Boğdan keferesi istîlâ edüp anların destinde kalmışdır. Sebeb-i tesmiyesi oldur kim lisân-ı Boğdan'da Seçva sarp yere derler. Bu kal‘a bir yalçın kaya üzre olmak ile Seçva'dan galat Seçova derler. Hakkâ ki seço üzre gâyet sa‘b ve metîn kal‘adır, ammâ sefer üstü olmak ile içine girüp ne cirimdedir ve ne kadar âsâr-ı binâları vardır görmek müyesser olmadı. Ancak seng-i hârâ üzre seng binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır kim diyâr-ı Boğdan'da kal‘a nâmıyla bundan gayrı kal‘a yokdur. Cümlesin sulh içinde Yıldırım Bâyezîd Hân yıkmışdır. Ancak bu kal‘a ol asırda Leh kralı hükmünde olmağın münhedim olmayup sonra Boğdan bu kal‘aya mâlik olmuşdur. Kal‘a-i Hotin'e bir merhale yer karîbdir ve nehr-i Turla aşrı kal‘a-i Rıdvaniçse ve kal‘a-i Kamaniçse'ye iki konak karîb kal‘a-i Seçova'dır. Hakîkatü'l-hâl kıblesi tarafı bir vâsi‘ ovaya vâsıl olmuşdur. Bu kal‘anın hâkimi Boğdan Beği tarafından hatman ve boyar ve porkalabları üç bin asker-i tarabansa mâlik olup bizim yalı ağası ve Kalga Sultân'a arabalar ile me’kûlât [ü] meşrûbât hedâyâlar getirüp kal‘adan yetmiş seksen aded toplar atup şâdumânlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
… kelesidir kim Hind pirinci ve biber ve darçın ve karanfil ve dâr-ı fülfül cümle
arabalar ile
Daniska şehrinden gelir kim bu şehre yigirmi merhale cânib-i şimâle karîb yerdi …
Bu şehrin iskelesi Leh diyârında Bahr-i Muhit kenârında Daniska iskelesidir kim Hind pirinci ve biber ve darçın ve karanfil ve dâr-ı fülfül cümle arabalar ile Daniska şehrinden gelir kim bu şehre yigirmi merhale cânib-i şimâle karîb yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107a ·
metinde göster ·
… rı dahi bunda sâkin olurlar, lâkin bu şehirde aslâ çeşmesâr yokdur. Cümle halkı
arabalar ile
çılır ta‘bîr etdikleri fıçılarla su taşıyup nûş ederler, bir âb-ı hoş-güvârdır.
Ve bir aded müsâfirhânesi var kim Âsitâne-i devlet tarafından gelen ağavâtlara mahsûs kırk elli hücreli ve ahurlu ve matbahlı mihmân-sarâydır kim sarâydâr kefereleri dâ’imâ herkese hidmet ederler. Bu hânedânı Tatar ıhrâk etmemişdir, zîrâ Hân tarafından gelen Tatar ağaları dahi bunda sâkin olurlar, lâkin bu şehirde aslâ çeşmesâr yokdur. Cümle halkı arabalar ile çılır ta‘bîr etdikleri fıçılarla su taşıyup nûş ederler, bir âb-ı hoş-güvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107a ·
metinde göster ·
Lisân-ı Latince Tatlı şarâb kal‘ası demekdir. Biz bunda mukaddemâ zahîre-bahâ içün gelüp eyâletimiz olmamak ile bir şey vermeyüp ancak hakîre harc-ı râh-ı kalîl verdiler. Bu kadar askerle bizi görüp şaşdılar. Hele cümle mâlı arabalar ile kal‘aya girüp yine kal‘a kapudanında meks edüp kapudanı yorgalanmağa başladım. Hikmet-i Hudâ ol sâ‘at Yakova[lı] İbrâhîm Paşa'dan yüz koyun ve on araba beksümât ve beş yüz yiğit ile bir keskin Bosnevî kadı kim hakkâ ki hem kadı ve gâzî idi. Ol gün vezîr önünden bir cüvân mehpâre Firengzâde gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161a ·
metinde göster ·
… idelim. Av da bir seyr u temâşâdır" deyüp bizi alıkoyup ale's-sabâh yetmiş aded
arabalar ile
toplar gidüp ale's-sabâh pür-silâh yüz bin harbe ve tüfengli atlı ve yaya küffâ …
"Geleli üç gün oldu. Birkaç gün dahi oturup zevk eyle. Sabâhın ava gidelim. Av da bir seyr u temâşâdır" deyüp bizi alıkoyup ale's-sabâh yetmiş aded arabalar ile toplar gidüp ale's-sabâh pür-silâh yüz bin harbe ve tüfengli atlı ve yaya küffâr semmûr yeşil ve kırmızı kalpak geyerler Fireng şapkası geymezler. Erganon ve torompete ve nâkûsların çalarak o şehr-i Ligradçık'dan taşra çıkdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b ·
metinde göster ·
… ır olup ol gün seğirdüp dağ içinde on sekiz aded münakkaş ve billûr câmlı hınto
arabalar ile
üç yüz mikdârı Macar-ı füccâr kaçarken yetişüp bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp …
Ba‘de't-tilâvet-i Fâtiha piyâdelerimizi Tatarların boş atlarına bindirüp üç yüz süvârî bahâdır olup ol gün seğirdüp dağ içinde on sekiz aded münakkaş ve billûr câmlı hınto arabalar ile üç yüz mikdârı Macar-ı füccâr kaçarken yetişüp bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp kılıç urduk. Ve beş sâ‘at kâmil ceng edüp on sekiz hıntovu ikişer atlarıyla ve içinde olan kırk aded pâk ve pâkîze duhter-i nâ-şükefte-i nâçîze pençe-i âfitâb-ı mehtâb kızları ve pençe-i âfitâb gulâmları ve pençe-i nâziş-i dûşiz avretleri ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle cümle yüz otuz bir aded esîrleri dest-ber-kafâ bağlayup kimisi ağlayup kimi ciğer dâğlayup "Zanca Türk" deyerek elleri cenge kâsır kâfirlerin birkaçların kelle ve paça edüp niçesi dağlara firâr edüp anlara ığmâz-ı ayn edüp halâs oldular. Ve bizden ancak bir âdem şehîd olup arabaya koduk. Ve iki âdem dahi mecrûh olup cengden halâs olup selâmet tarafına sâlimîn ü gânimîn gelirken cânib-i erba‘adan sekiz yüz sığır ve altı yüz koyun sürüp yetmiş aded ganîmet atlara Tata[r] gâzîlerimiz ve bazı kefere esîrlerimiz bindirüp ol gece yürüyüp nısfu'l-leylde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
… iken ancak üç yiğit şehîd olup bu kadar üsârâlar ve bu kadar atlar ve bu kadar
arabalar ile
bir azîm asker olup yola revâne olduk.
Cânib-i erba‘ayı dahi ararken serhadli refîklerimiz "Gidelim hay" deyü feryâ[d] vây çağrışmağa başladıklarında "Bire refîklerimiz gidiyor" deyü şikâr a[r]amadan fâriğ olup derhâl sarâyın âhûruna girüp yigirmi re’s at ve altı atlı bir münakkaş hınto araba çıkarup cümle üsârâları atlara ve cümle mâl-ı ganâ’imleri arabaya tahmîl edüp andan cümle şehri âteşe urup ıhrâk bi'n-nâr edüp şehirden taşra cümlemiz bir yere cem‘ olup mukaddemâ sekiz yüz yiğit iken ancak üç yiğit şehîd olup bu kadar üsârâlar ve bu kadar atlar ve bu kadar arabalar ile bir azîm asker olup yola revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22b ·
metinde göster ·
Andan ertesi gün biz dahi bu kadar esîr [ü] mâl-ı ganâ’imler ve (---)
arabalar ile
bir alay-ı azîm olup ordu-yı İslâm'a dâhil oldukda Serdâr-ı Mu‘azzam Ali Paşa o …
Andan ertesi gün biz dahi bu kadar esîr [ü] mâl-ı ganâ’imler ve (---) arabalar ile bir alay-ı azîm olup ordu-yı İslâm'a dâhil oldukda Serdâr-ı Mu‘azzam Ali Paşa otak-ı nüh-tâkda bir dîvân-ı azîm olup Serdâr Ali Paşa, İsmâ‘îl Paşa'ya bir semmûr kürk ve Cerrâh Kâsım Paşa'ya ve Yentür Hasan Paşa'ya ve Hüseyin Paşa'ya ve sâ’ir ümerâlara ve Melek kethudâsına ve cümle yeniçeri şorbacılarına ve'l-hâsıl üç yüz on aded zerdûz hil‘at-i fâhireler geydirilüp Melek Paşa kethudâsı Yûsuf Ağa karavulda yüz aklığı etdiğiyçün iki hil‘at biri biri üzre geyüp başına serdâr-ı zafer-şi‘âr bir şâhin kanatı çeleng sokup cümleden ser-firâz ve mümtâz olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24a ·
metinde göster ·
hastaları getirüp birkaç günde ifâkat bulur. Gerçi dörd ay şiddet-i şitâsı şedî …
Der-vasf-ı havâ-yı nesîm-i hûb-ı câvidân: Bu şehr-i Budin'in âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir kim bâd-ı sabâ vü bâd-ı nesîm-i subh-dem esüp âdeme cân bağışlar. Hattâ gayri şehirlerden arabalar ile hastaları getirüp birkaç günde ifâkat bulur. Gerçi dörd ay şiddet-i şitâsı şedîd olur, ammâ Temmûz'u ve rûz-ı nevrûzu hayât-efzâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu cümle cebehâne ve toplar ve gayri ganâ’im ve hazîne ve hınto
arabalar ile
bir mükellef alay tertîb edüp huzûr-ı serdâra giderken Sadrıa‘zamdan haber gelü …
Ba‘dehu cümle cebehâne ve toplar ve gayri ganâ’im ve hazîne ve hınto arabalar ile bir mükellef alay tertîb edüp huzûr-ı serdâra giderken Sadrıa‘zamdan haber gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 106a ·
metinde göster ·
… Osmân in‘âm etdiği tuğların ve sancağ u bayrakların açarak ve ardı sıra iki bin
arabalar ile
sâ’ir hüddâmları ubûr etdiler.
Andan Âsitâne tarafından Boğdan beğleriyle bile hükûmetde olan yüz aded mükellef ü müzeyyen ve müsellem kapucubaşılar ve dîvân efendisi ubûr edüp andan üç bin aded piyâde kefere tarabans tüfengliler ubûr edüp ardları sıra bin aded müselmân sekbân ve sarıcalar, andan yedekler, andan şatır ve mataracı ve tüfengciler, andan Gika Beğ semmûr kürkiyle ve başında kırmızı semmûr kalpağıyla ve pâk müsellah atıyla ve iki yüz kadar mûğpîçe-i mahbûb gılmân-ı muğânlarıyla ve Âl-i Osmân ihsân etdiği mehterhânesin çalarak ve Âl-i Osmân in‘âm etdiği tuğların ve sancağ u bayrakların açarak ve ardı sıra iki bin arabalar ile sâ’ir hüddâmları ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112b ·
metinde göster ·
… gümüş servî ve gayri sîm-i hâlis âvânî hedâyâları ve sîm ü zer-i hâlis münakkaş
arabalar ile
gelmek üzre ve dahi tarafeynin elçilerine beher yevm yüz altmışar aded riyâl gu …
Ve beher sene kânûn-ı Süleymân Hân üzre (---) bin Ungurus altunu harâcların ve yetmiş aded gümüş kupa birer vukıyye olmak üzre iki bin vukıyye gümüş âvânî sandûka gibi ve havz u şâzrevân gibi ve gümüş leğenler ve gümüş mescid ve gümüş servî ve gayri sîm-i hâlis âvânî hedâyâları ve sîm ü zer-i hâlis münakkaş arabalar ile gelmek üzre ve dahi tarafeynin elçilerine beher yevm yüz altmışar aded riyâl guruş harc-ı ma‘kûl verilüp tarafeynin elçileri mu‘azzez ü mükerrem varup geleler. Elçilerin vücûdlarına dîvân-ı pâdişâhîde bir zarar gelmeyüp bir yerleri rahnedâr olmaya, ya‘nî elçinin burnu ve kulağı kesilmeye" deyü çâsâr ricâ etdikde hemân elçi paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65b ·
metinde göster ·
… çâre çünki sabâh oldu, kal‘adan beş bin kadar atlılar ve üç bin kadar Tatarlar
arabalar ile
Kalmık Tatarların hayli kovdular. Anlarsa bâd-ı sabâ gibi esüp gitdiler. Yine k …
Çûn sabâh oldu, gördüler kim varoşda âdemden ve evlerden bir nâm u nişân kalmayup ancak kârgîr binâ manastır ve hân ve dekâkînler kalmış. Kâmil on üç bin altmış âdem esîr almış. Mâ-bâkî kefereler gemilere binüp deryâda halâs olmuş. Ne çâre çünki sabâh oldu, kal‘adan beş bin kadar atlılar ve üç bin kadar Tatarlar arabalar ile Kalmık Tatarların hayli kovdular. Anlarsa bâd-ı sabâ gibi esüp gitdiler. Yine kal‘a kefereleri hâ’ib ü hâsir geldiler ve varoşun bakıyyetü'n-nâr olanların söndürdüler ve yine amâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
… . Sahrâ-yı Heyhât kâfir lâşesiyle zeyn olup sâhibi olan lâşe-i murdârları henüz
arabalar ile
taşırlardı. Andan yine bir günde,
Pije Bohaça: Bu dahi ma‘mûr köydür. Meğer Heşdek Tatarları bu köy altında Maskov askerine yetişüp eyle kırmışlar. Sahrâ-yı Heyhât kâfir lâşesiyle zeyn olup sâhibi olan lâşe-i murdârları henüz arabalar ile taşırlardı. Andan yine bir günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173b ·
metinde göster ·
ileri ve on pâre şâhî topların geri koyup at başı berâber gidüp ertesi bir gün …
Hemân elçi ban-ı müdebbir on pâre topların arabalar ile ileri ve on pâre şâhî topların geri koyup at başı berâber gidüp ertesi bir gün cânib-i şimâle gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b ·
metinde göster ·
… kılâ‘ ve kasabât ve kurâları muhâfaza etdiklerinde bu şehir halkı vüzerâya suyu
arabalar ile
bir merhale yerden su götürürlerdi.
Tulça kal‘asından tâ bu mahalle gelince Dobruca vilâyeti add olunur. Bu memleket Hacıoğlu Bâzârı'dır ki zamân-ı kadîmde bu şehr-i Hacıoğlu ve kal‘a-i Pravadi Dorobruca kralının tahtgâhı imiş. Sene (---) târîhinde Edirne'de pâdişâh olan Sultân Îsâ Çelebi ibn Yıldırım Bâyezîd Hân bu Hacıoğlu'nu Dobruca kralından feth edüp kal‘aların hâke berâber etdü[ğ]i şehrin evsâfıyla bâlâda mastûrdur, ammâ ol zamân bu kasaba-i Hacıoğlu'nda aslâ su olmadığından cemî‘i Özü muhâfızı olan vüzerâlar bu Hacıoğlu'nda ordu-yı bâzârlarıyla meks edüp sâhil-i Karadeniz'de olan kılâ‘ ve kasabât ve kurâları muhâfaza etdiklerinde bu şehir halkı vüzerâya suyu arabalar ile bir merhale yerden su götürürlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 201b ·
metinde göster ·
… e bu sahrâda cümle arabaları Anatolu vilâyetindeki gibi iki tekerlekli kan[g]lı
arabalar ile
yük taşırlar. Ve cümle (---) aded âb-ı hayât çeşmeleri vardır. Cümleden Kâsım Ç …
Ve bu sahrâda cümle arabaları Anatolu vilâyetindeki gibi iki tekerlekli kan[g]lı arabalar ile yük taşırlar. Ve cümle (---) aded âb-ı hayât çeşmeleri vardır. Cümleden Kâsım Çavuş câmi‘i önündeki çeşmenin târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241b ·
metinde göster ·
… attâ Manya muhâfazasına giden asker-i İslâma bundan bin kantâr beksumât Dırac'a
arabalar ile
gidüp andan gemilerle Manya'ya gitdiler.
Ve bu kal‘a içre bu Sinân Paşa câmi‘i cemâ‘at[i] çok ma‘bedgâh-ı rûhânîdir, ammâ içinde leb-ber-leb Venedik'in Kotur kal‘asına gitmek içün asker-i İslâm beksumâtı me[m]lûdur. Hattâ Manya muhâfazasına giden asker-i İslâma bundan bin kantâr beksumât Dırac'a arabalar ile gidüp andan gemilerle Manya'ya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı mesken-i meydân-ı fukarâ: Bu mezkûr Bâyezîd-i Velî kasrının karşu cânibinde kâr-ı kadîm ibret-nümâ bir fukarâ meydânı var kim içine beş altı yüz kadar fukarâ alur. Buna kış meydânı derler. Bir acâ’ib mihmânhâne sarây-ı dervîşândır kim etrâfında niçe yüz dollâblar vardır. Her dollâbın birer dervîşi olup postu üzre cülûs edüp tâ‘at [u] ibâdâta meşgûllerdir. Kapusu bir sarâ[y]-ı azîm dervezesi gibi vâsi‘ olup bu meydân içre arabalar ile odunlar gelüp ocakda âteşler yanup etrâfında cümle fukarâlar cem‘ olup "Herkes kıssadan hisse" deyü sergüzeşt [ü] serencâmların nakl edüp gûnâ-gûn mübâhase-i ilm-i şer‘iyye ve niçe gûne tevârîhler kırâ’at olunup cân sohbetleri ederler. Ve niçe kurbânları kebâblar edüp ve mümessek helvâlar pişüp nısfu'l-leylde cümle ahbâb ta‘âmları yeyüp sâhib-i hayrâtlara hayr du‘âlar edüp ba‘dehu üç kerre gülbâng-ı Muhammedî çeküp herkes postlarında merkezlerine ve niçe cânlar savma‘alarına revâne olurlar. İlâ hâze'l-ân bu kış meydânında altı ay bu tertîb üzre tâ‘at-ı Sübhân edüp sohbet-i hâssu'l-hâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 378b ·
metinde göster ·
… ehirlerden barça galyonlar ile cemî‘i metâ‘-ı firâv[â]nlar bunda çıkup niçe bin
arabalar ile
cümle metâ‘ iki günde Edirne şehrine var[ır]. Edirne'nin gâyet yakın bender isk …
Leb-i deryâda bir liman-ı azîmi olup Mısır'ın ve cemî‘i sâhil-i Bahr-i Siyâh ve Bahr-i Sefîd'in iskelesidir kim cümle dâr-ı diyâr bender şehirlerden barça galyonlar ile cemî‘i metâ‘-ı firâv[â]nlar bunda çıkup niçe bin arabalar ile cümle metâ‘ iki günde Edirne şehrine var[ır]. Edirne'nin gâyet yakın bender iskelesidir. Şehrinin zemîni Bahr-i Rûm'un kenârında sâfî bâğ u bâğçe ve gülistânlı bayırlar dâmeninde cenûbdan şimâle tûlânî leb-i deryâda vâki‘ olmuş ma‘mûr u âbâdân ve henüz dahi yevmen-fe-yevmen amâristân olmada bir şehr-i benderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 381b ·
metinde göster ·
götürüp Sandıklı sahrâsındaki çiftliğimizden yedi bin koyun ve üç yüz kulunlu k …
Ammâ sene (---) târîhinde İlyâs Paşa Sultân Murâd-ı Râbi‘'e âsî olup hakîrden uluca hemşîremiz anın nâmzâdında iken âsî olunca peder hemşîremizi vermede tereddüd edüp inâd [u] muhâlefet edince hemân Ellez Paşa Ma‘nisa şehrinden elli bayrak sekbân ve sarıca haşarât ile imâmın ve a‘yân-ı vilâyet ulemâların ve kethudâsın ılgar ile Kütâhiyye'ye gönderüp ale'l-gafle hânemiz basdırup peder bâğa firâr edüp ol sâ‘at hemşîreyi cümle cevâhir cihâziyle alup hemşîreyi arabalar ile götürüp Sandıklı sahrâsındaki çiftliğimizden yedi bin koyun ve üç yüz kulunlu kısrak ve at ve gayri hayvânâtları alâ tarîki'l-cihâz Q 21aP 21a gasben alup Ma‘nisa'ya götürüp hemşîremiz nâmzâdı iken menkûhası olup Ellez Paşa'nın günden güne isyân [u] tuğyânı âşikâre olup Âsitâne tarafından ve gayri eyâletlerden üzerine asker-i bî-pâyân ile Küçük Ahmed Paşa serdâr ta‘yîn olunca Ma‘nisa'da karârı firâra mübeddel olup cümle askeriyle ve hemşîremiz ile bu Bergama'da mutahassın olunca peder cümle ta‘allukâtıyla Kütâhiyye şehrinden hicret edüp hânemizi sultân-ı şu‘arâ akrabâmız Firâkî Efendi'ye verüp cümlemiz Bursa'da Eyne Beğ mahallesindeki hânemizde meks edüp pederimiz hakîri ve Mahmûd nâm bir birâderimiz dahi alup Bursa'dan üçüncü günde İslâmbol'a dâhil olup beyt-i kadîmimizde meks edüp ertesi peder Sultân Murâd'a buluşup İlyâs Paşa'dan şikâyet edüp kırkıncı günde İlyâs Paşa bu Bergama'da münhedim olup Küçük Ahmed Paşa'yı kayd [u] bend ile Sultân Murâd huzûruna Üsküdar'da İstavriz Bâğçesinde getirüp ol mahâlde peder dahi huzûr-ı pâdişâha çıkup Sultân Murâd İlyâs Paşa'ya,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y39b ·
metinde göster ·