cereyân ederdi. Bu hayrât ibtidâ sâhibi Hârûnu'r-Reşîd (---) Zübeyde Hâtûn'un h …
Biri dahi sadaka-i câriyedir kim cebel-i Arafât'da cereyân ederdi. Bu hayrât ibtidâ sâhibi Hârûnu'r-Reşîd (---) Zübeyde Hâtûn'un hayrâtı idi. Arab u Urbân cereyân edecek yerlerin harâb edüp Süleymân Hân iki fersah yerde dörd aded uyûnlar zamîme edüp nehir-misâl cebel-i Arafât'a cereyân etdirüp anda havz-ı azîmler binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46a ·
metinde göster ·
… Süleymân Hân iki fersah yerde dörd aded uyûnlar zamîme edüp nehir-misâl cebel-i
Arafât'a
cereyân etdirüp anda havz-ı azîmler binâ etdi.
Biri dahi sadaka-i câriyedir kim cebel-i Arafât'da cereyân ederdi. Bu hayrât ibtidâ sâhibi Hârûnu'r-Reşîd (---) Zübeyde Hâtûn'un hayrâtı idi. Arab u Urbân cereyân edecek yerlerin harâb edüp Süleymân Hân iki fersah yerde dörd aded uyûnlar zamîme edüp nehir-misâl cebel-i Arafât'a cereyân etdirüp anda havz-ı azîmler binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46a ·
metinde göster ·
"Cebrâ’îl aleyhi's-selâm Hazret-i Âdem'e cennetde musâhabet eden melâ’ike-i mukarrebînlerden hedâyâ getirdi. Evvel ol helvâ ve cefne ve tike ve şed idi. Ammâ Cibrîl-i Emîn'in hedâyâsı yufka levaşe ekmeği ve buğday idi. Ve cennetden Hazret-i Âdem'e musâhabet etmesiyçün tûtî ve kumru kuşları getirdi. Ve Hazret-i Havvâ'ya kırlangıç ve güvercin ve tavuk kuşları getirdi ana sened derler. Ve kırlangıç kuşları Havvâ'nın yanından tayerân edüp âlemi geşt [ü] güzâr ederek Hindistân'da cezîre-i Serendîl'de Hazret-i Âdem'i bulup Âdem'in sakalı telinden bir kaç kıl alup Cidde'de Havvâ'ya getirdi. Havva'nın geysûları telinden Serendîl'de Âdem'e götürüp Havvâ ve Âdem birbirleriyle buluşmağa kırlankıç vâsıta olup Havvâ ve Âdem şehr-i Zilhicce'nin onuncu gününde Cebel-i Arafât'da görüşüp öpüşüp mücâma‘at etdikleriyçün Cebel-i Arafa derler. Anıniçün hâlâ kırlankıç Âdem ile hem-civârdır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
derler. Anıniçün hâlâ kırlankıç Âdem ile hem-civârdır."
"Cebrâ’îl aleyhi's-selâm Hazret-i Âdem'e cennetde musâhabet eden melâ’ike-i mukarrebînlerden hedâyâ getirdi. Evvel ol helvâ ve cefne ve tike ve şed idi. Ammâ Cibrîl-i Emîn'in hedâyâsı yufka levaşe ekmeği ve buğday idi. Ve cennetden Hazret-i Âdem'e musâhabet etmesiyçün tûtî ve kumru kuşları getirdi. Ve Hazret-i Havvâ'ya kırlangıç ve güvercin ve tavuk kuşları getirdi ana sened derler. Ve kırlangıç kuşları Havvâ'nın yanından tayerân edüp âlemi geşt [ü] güzâr ederek Hindistân'da cezîre-i Serendîl'de Hazret-i Âdem'i bulup Âdem'in sakalı telinden bir kaç kıl alup Cidde'de Havvâ'ya getirdi. Havva'nın geysûları telinden Serendîl'de Âdem'e götürüp Havvâ ve Âdem birbirleriyle buluşmağa kırlankıç vâsıta olup Havvâ ve Âdem şehr-i Zilhicce'nin onuncu gününde Cebel-i Arafât'da görüşüp öpüşüp mücâma‘at etdikleriyçün Cebel-i Arafa derler. Anıniçün hâlâ kırlankıç Âdem ile hem-civârdır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı gûr kazan: Hübût-ı Âdem'den sonra pîrleri Kâbil'dir. Zîrâ Kâbil karındaşı Hâbil'i bir kız tezvîci husûsıyçün rakîb olup katl eyledi ve na‘ş-ı Hâbil'i neyleyeceğin bilmedi. Âhir gördü kim bir zâğ-ı siyeh-rû gelüp Kâbil huzûrunda bir cevz-i Hindî yere minkârıyla eşüp gömdü. Kâbil bu gurâbın minkârıyla cevizi yere gömdüğün görüp hemân zemîni kazup Hâbil'in na‘şın zemîne gömdü. Hâlâ kabr-i Hâbil cebel-i Arafât'da Âdem Matbahı zemîninde medfûndur. Zîrâ ibtidâ Âdem Serendîl'e enüp andan cebel-i Arafât'da Havvâ ile buluşup Şîs ve Hâbil ve Kâbil ve Ram‘ân ve Alcıga ve Şelvâz ve Asîde ve niçe evlâd-ı Âdem, cebel-i Arafât'da müştakk olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
Havvâ ile buluşup Şîs ve Hâbil ve Kâbil ve Ram‘ân ve Alcıga ve Şelvâz ve Asîde …
Esnâf-ı gûr kazan: Hübût-ı Âdem'den sonra pîrleri Kâbil'dir. Zîrâ Kâbil karındaşı Hâbil'i bir kız tezvîci husûsıyçün rakîb olup katl eyledi ve na‘ş-ı Hâbil'i neyleyeceğin bilmedi. Âhir gördü kim bir zâğ-ı siyeh-rû gelüp Kâbil huzûrunda bir cevz-i Hindî yere minkârıyla eşüp gömdü. Kâbil bu gurâbın minkârıyla cevizi yere gömdüğün görüp hemân zemîni kazup Hâbil'in na‘şın zemîne gömdü. Hâlâ kabr-i Hâbil cebel-i Arafât'da Âdem Matbahı zemîninde medfûndur. Zîrâ ibtidâ Âdem Serendîl'e enüp andan cebel-i Arafât'da Havvâ ile buluşup Şîs ve Hâbil ve Kâbil ve Ram‘ân ve Alcıga ve Şelvâz ve Asîde ve niçe evlâd-ı Âdem, cebel-i Arafât'da müştakk olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
… l ve Kâbil ve Ram‘ân ve Alcıga ve Şelvâz ve Asîde ve niçe evlâd-ı Âdem, cebel-i
Arafât'da
müştakk olmuşlardır.
Esnâf-ı gûr kazan: Hübût-ı Âdem'den sonra pîrleri Kâbil'dir. Zîrâ Kâbil karındaşı Hâbil'i bir kız tezvîci husûsıyçün rakîb olup katl eyledi ve na‘ş-ı Hâbil'i neyleyeceğin bilmedi. Âhir gördü kim bir zâğ-ı siyeh-rû gelüp Kâbil huzûrunda bir cevz-i Hindî yere minkârıyla eşüp gömdü. Kâbil bu gurâbın minkârıyla cevizi yere gömdüğün görüp hemân zemîni kazup Hâbil'in na‘şın zemîne gömdü. Hâlâ kabr-i Hâbil cebel-i Arafât'da Âdem Matbahı zemîninde medfûndur. Zîrâ ibtidâ Âdem Serendîl'e enüp andan cebel-i Arafât'da Havvâ ile buluşup Şîs ve Hâbil ve Kâbil ve Ram‘ân ve Alcıga ve Şelvâz ve Asîde ve niçe evlâd-ı Âdem, cebel-i Arafât'da müştakk olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
… Serendil'de niçe zaman mücerred sâkin olup ba‘dehû Mekke-i Mükerreme'de Cebel-i
Arafat'da
Hazret-i Havvâ ile buluşduğuyçün Cebel-i Arefe dediler. Bi-kavli Muhammed ibn İ …
Der-beyân-ı ibtidâ tulû‘-ı kavm-i Abaza : Bi-kavli müverrih-i Tuhfe eydür: Kaçan kim Cenâb-ı Bârî Hazret-i Âdem'i edîm-i arzda yed-i kudretiyle halk etdikde Tatar sıfatlı halk edüp cennet-i me’vâsında civârına da‘vet edüp cümle melâ’ikeye emr 256a edüp Âdem'e secde etdiler, illâ İblis-i telbîs secde etmediğine delîl-i kat‘î âyet Arapça âyeti bürhândır. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî'nin [i]râdet-i ezelîsi ol imiş kim, Hazret-i Âdem belinden Hazret-i Risâleti getirüp rûy-ı arzda hâtemü'l-enbiyâ ve şefî‘-i dâreyn ide. Hazret-i Âdem'i gendüm bahânesiyle yer yüzüne indirüp Hindistân'da cezîre-i Serendil'de niçe zaman mücerred sâkin olup ba‘dehû Mekke-i Mükerreme'de Cebel-i Arafat'da Hazret-i Havvâ ile buluşduğuyçün Cebel-i Arefe dediler. Bi-kavli Muhammed ibn İshâk; Hazret-i Havvâ'dan kırk bin evlâdı Tatar sıfatında olup evlâd evlâd münteşir-i âlem oldu. Cennet'de Âdem Safîyy Lisân-ı Arabî ve Pârisî kelimât ederken rûy-ı arza hübût edince nisyândan Lisân-ı Arabî'yi ferâmûş edüp lisân-ı İbri ve Süryânî ve Dehaklı ve Derî lisânları kelimât ederlerdi kim hâlâ diyâr-ı Kuncistân'da ve Berberistân'da ve sa’ir karalar vilâyetlerinde tekellüm olunan elsine-i muhtelifelerdir. Tâ Tûfân-ı Nûh'a dek bu elsineler ile tekellüm edüp geçinirlerdi. Ba‘de't-tûfan Hazret-i {Nûh evlâdlarından Hâm ve Sâm ve Yâfes evlâdlarından cümle yetmiş iki millet ve yetmiş iki lisân peydâ oldu. Andan Hazret-i} İsmâ‘îl'de lisân-ı Arabî ve Fârisî istimâ‘ oldu. Andan sonra rûy-ı arza ecnâs-ı mahlûkât müstevlî olup elsine-i muhtelifeler şâyi‘ olup her diyârda birer lisân peydâ oldu. Ammâ ibtidâ lisân-ı gûnâ-gûn peydâ eden Hazret-i İdrîs'dir. Zîrâ Cenâb-ı Bârî ibtidâ ana niçe bin ilm ihsân edüp kâtib idi. Vahy ile nâzil olan suhufları tahrîr edüp mücelled ederdi. Kable't-tûfân cemi‘î kütüblerin Mısr-ı Atîk'in cânib-i garbında nehr-i Nîl aşırı cebel-i Heremeyendir kim anlara hâlâ Fir‘avn dağları derler, galatdır. Tûfândan mukaddem binâ eden Sarıd-ı köhnedir. Hazret-i İdrîs'in cümle kitâbların bu cebelde pinhân edüp ba‘de't-tûfân ol kitâbları çukarup cemî‘î hukemâ-yı kudemâlar tilâvet ederek yüz kırk yedi lisân-ı gûnâ-gûn andan münteşir olup İsmâ‘îl Nebî'den Arabî ve Fârisî zuhûr etdi. Hazret-i Ays'dan lisân-ı Türkî şâyi‘ oldu kim lisân-ı Tatar'dır. Hulâsa-i kelâm Arab ve Tatar'dan Cenâb-ı Hak bu cihânı (---) aded kavm-i gûnâ-gûnlar ile müzeyyen etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b–256a ·
metinde göster ·
Bu hadîs-i şerîf "Derûn-ı Dakâyık u Hakâyık" nâm kitâb kim Kemâl Paşazâde te’lîfidir, anda mastûrdur. Ammâ Hazret-i Âdem cennetden hübût etdikten sonra kendüye firâk-ı Rabbü'l-âlemîn eleminden nisyân el vurup ba‘dehû cebel-i Arafât'da Hazret-i Havvâ ile kırlangıç tayrı vâsıtalığıyla Âdem Nebî Havvâ'ya buluşup bi-emri Hüdâ lisân-ı Arabî'ye karîb lisân-ı İbrî kelimât etdiler. Lafz-ı İbrî yine Arabî hurufu kadardır ve yine ol harflerdir. Lâkin kalb-i hurûf olup İbrî derler başka bir lisândır kim cild-i (---) imizde mestûrdur. Hazret-i Âdem aleyhi's-selâmın evlâd-ı evlâdı münteşîr olup lisân-ı İbrî ve lisân-ı Süryânî ve lisân-ı İmrânî kelimât ederlerdi. Tâ kim Hazret-i İsmâ‘îl-i Nebî aleyhi's-selâm kırk yaşında mürsel peygamber oldukda ibtidâ lisân-ı Arabî anlardan âşikâre oldu. Ammâ lisân-ı Süryânî ve İmrânî ve niçe lisânlar kâtib-i Hazret-i İdrîs-i Nebî'den kalmışdır ammâ ilâ yevminâ hâzâ lisân-ı Arabî Cenâb-ı Hüdâ'nın medh etdüğü lisândır kim sûre-i (---) bi-lisân-ı Arabî buyurduklarından bir vâsi‘ lisândır kim hadd [u] pâyânı yokdur. Bir lüğât içün yetmiş lüğat vardır. Netekim Mekke'nin üç yüz ismi vardır. Meselâ Mekke ve Bekke ve Ka‘be ve Vâdi'n-Neml ve Mu‘allâ (---) esmâları vardır ve arslan içün üç yüz ismi vardır. Tâ bu mertebe lisân-ı vâsi‘ ve fesâhat ve belâğatlı elfâz-ı tumturâklı lisân-ı fasîhdir. Anınçün kelâm-ı ekâbirde "el-Arabî fesâhatün ve'l-Acemî zarâfetün ve't-Türkî kabâhatün ve sâ’irü'l-lisân galîzatün" demişler. Böyle bir vâsi‘ lisân-ı Arabî Arabistân gibi vâsi‘ arz-ı mukaddesde kavm [ü] kabâ’il-i Urbân'ın hadd [ü] pâyânı olmamak ile lisân-ı Arabî on iki lisândır. Her biri birinden mugâyir lehçe-i mahsûslarıyla tekellüm olunur ammâ cümleden fesâhat ve belâğat üzre lisân-ı Arabî ehl-i Mekke ve Tâ’if ve Hicâz ve Mevâl Urbânının fesâhât [u] belâğat üzre lisânlarıdır kim niçe kelâm-ı dürr-i meknûnları âyet-i şerîf ile kelimât olunur. Ammâ ehl-i Şâm dahi fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân kelâmın dürer-bârları vardır. Zîrâ ulemâ-yı Şâm meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 29a ·
metinde göster ·
… bi Mar‘aş'dır. Öte tarafı Ayntâb'dır kim mâbeyninde Şîr dağı vardır. Tâ cebel-i
Arafât'a
müntehî bir kûh-ı bâlâdır. Bu kûhlarda ve büleydelerde cümle Türkmân kavmi sâki …
Cümleden şehr içinde Alâüddevle câmi‘i haremindeki değirman gâyet serî‘ âsiyâbdır. Cümle cemâ‘at-ı kesîre bunun mîzâbından tecdîd-i vuzû‘ ederler. Bu şehrin cânib-i (---) bir yaylağ-ı kûh-ı bülend vardır. İsmine (---)(---) derler, bir cebel-i bülenddir kim vasfında lisân kâsırdır. Ol cebel-i müntehânın tâ zirve-i a‘lâsında bir havz-ı azîm vardır. Gûyâ buheyre-misâldır. İsmine Karagöl derler. Şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘at yerdir. Bu Karagöl havzı kurbunda bir sarnıc-ı azîm vardır. Tûlen ve arzen dörder yüz adımdır. Zamân-ı kadîmde Cimcime kayserin bu yaylalarda ve Göksun yaylasında yetmiş bin sürü koyunu ve keçisi ve câmûsı ve sığırı var imiş. Cümle çobânlar bu hayvânâtları sağup süd-i sûdını bu havza döküp andan şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘atlik yer altından beyâz mermer kâriz Cimcime sarâyında havzlara dökülüp andan cümle halka leben-i hâlis bezl olunurmuş. Mâ-bâkîsi matbah-ı Keykâvûs'unda harc olunup âyende vü revendeye südli aş bezl olunurmuş. Bu kayser Cimcime eyle dârâta mâlik imiş kim rûz-merre matbahına ve gayri levâzımâtına ve cümle koyunlarına beher yevm yetmiş katır yükü tuz harc olunur imiş. Tâ bu mertebe bir kayser-ı Rûm-ı Cem-şân imiş. Anın zamânında bu Mar‘aş eyle ma‘mûr imiş kim şehrin bir ucundan bir tarafına horos damdan dama sıçrayup bir dâma giriftâr olmazmış. Hâlâ yine bir ma‘mûr şehr-i müzeyyendir. Bu şehrin cânib-i şarkîsi dağları ardı Elbistân sahrâsıdır. Anda bir nehr cârîdir kim (---) dağlarından gelir Aksu derler, Mar‘aş ve Ayntâb'ın cümle pembe ve pirinci anda hâsıl olur. Ol nehrin beri cânibi Mar‘aş'dır. Öte tarafı Ayntâb'dır kim mâbeyninde Şîr dağı vardır. Tâ cebel-i Arafât'a müntehî bir kûh-ı bâlâdır. Bu kûhlarda ve büleydelerde cümle Türkmân kavmi sâkinlerdir kim lisân-ı kadîm kelimât ederler. İbtidâ lisânları Tatar-ı Buhârâ'dan (---)(---)(---) kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62a ·
metinde göster ·
… n huccâc ile yine şehr-i Tebrîz'e gelirmiş. Ol hisâb üzre bir gicede Tebrîz'den
Arafât'a
varup hacc edüp gelirmiş. Hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Ziyâret-i İmâm Boğabây: Uzun Hasan Sultân'ın imâmı imiş. Kırk bin re’s câmûsa mâlik olmağile Boğabây derlermiş. Her sene mâh-ı Zilhicce'nin yevm-i arefeden evvelki giceye terviye gicesi derler. Ol gice {Hazret-i Şeyh Rûmiyye şehrinden} gâ’ib olup üç aydan huccâc ile yine şehr-i Tebrîz'e gelirmiş. Ol hisâb üzre bir gicede Tebrîz'den Arafât'a varup hacc edüp gelirmiş. Hâlâ ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297a ·
metinde göster ·
… olup kırlangıç kuşu vâsıtası ile Hazret-i Havvâ ile mülâkî olduğu mahal Cebel-i
Arafât'dır
.
Andan makâm u mihrâb-ı Âdem Safî aleyhi's-selâm, cennet-i Me’vâdan ihrâc olunduğu demde bu câmi‘ mahalline gelüp niçe yıl makâm idinüp tazarru‘ u nâlişler ile tevbe vü istiğfâr edüp tevbesi kabûl olup kırlangıç kuşu vâsıtası ile Hazret-i Havvâ ile mülâkî olduğu mahal Cebel-i Arafât'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
ve} şehr-i Kûfe ve üçüncü şehr-i Mekke ve Bekke ve'r-râd-ı(?) Beyt-i Ka‘be'dir. …
Andan Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet Âdem'e ibâdetgâh içün Cennet-i Me’vâ'dan beyâz incü ile halk olmuş bir kasır gönderüp ana Beyt-i Ma‘mûr derlerdi. Emr-i Hakk ile bu Beyt-i Ma‘mûr hâlâ Mekke-i Mükerreme yerine vaz‘ olunup Hazret-i Âdem fermân-ı Hakk ile Kûfe'den Mekke zemîninde olan Beyt-i Ma‘mûr kasrına hicret edüp rûy-ı zemînde imâret-i Âdem Serendil'dir ve ikincisi {Beyt-i Cebel-i Arafât ve} şehr-i Kûfe ve üçüncü şehr-i Mekke ve Bekke ve'r-râd-ı(?) Beyt-i Ka‘be'dir. Ammâ bu şehr-i Kûfe Hazret-i Nûh Tûfânı'ndan mukaddem eyle imâr idi kim bir ucundan bir ucuna üç menzil yol idi. Tûfân-ı Nûh'da harâb olup yine ba‘de't-Tûfân Nûh Nebî imâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356b ·
metinde göster ·
… arına ve Lak dağları bâğlarına varınca leb-ber-leb benî Âdem olup gûyâ meydân-ı
Arafât
olup cümle cündullâh ile bu tîh-i çemenzâr temevvüc {edüp} Bahr-i Ummân-vâr çal …
Ammâ hamd-i Hudâ beri bizim tarafımızdaki sahrâ-yı Ciğerdelen ve deşt-i Murâd mâl-â-mâl âdem deryâsı gibi temevvüc edüp hâmûn-ı Ciğerdelen tâ Lara bayırlarına ve Lak dağları bâğlarına varınca leb-ber-leb benî Âdem olup gûyâ meydân-ı Arafât olup cümle cündullâh ile bu tîh-i çemenzâr temevvüc {edüp} Bahr-i Ummân-vâr çalkandı. Ve her koldan alaylar sâf sâf bağlandı.Ve cümle küffâr bu hâli görüp Ciğerdelen vâdîsinde ciğerleri dâğlandı. Ve tarfetü'l-ayn içre üç bin aded küffârın dest [ü] pâları bağlandı. Ve bizim Kadızâde İbrâhîm Paşalının pür-hûn olmuş yürekleri yağlandı. Ve hamd-i Hudâ mecrûh olan yiğitlerimizin zahmları sağlandı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105a ·
metinde göster ·
… dîk, / Olmuş idi bana ol şeyh-i Şakîk, / Savm-ı Dâvûd'a mukayyed idi ol, / "Men
araf
" sırrına böyle buldu yol, / İsmi Husrev idi hem şîrîn idi, / Yâr-ı hemrâz-ı seh …
Deşt-i Kıpçağa giderken nâgehân,Var idi yedi sekiz gamhâr-ı cân,Bir gulâmım var idi yâr-ı sadîk,Olmuş idi bana ol şeyh-i Şakîk,Savm-ı Dâvûd'a mukayyed idi ol,"Men araf" sırrına böyle buldu yol,İsmi Husrev idi hem şîrîn idi,Yâr-ı hemrâz-ı sehergâhım idi,Nâgehân nehr-i Ten'in sâhiline,Varıcak şehr-i Saraş dâhiline,Dedi memlûkum olan Husrev-i şîr,Böyle takdîr eylemiş Hayy-ı Kadîr,Ben hakîri bunda defn eyleyesin,İki günden sonra durup gidesin,Gitme illâ var selâmet Azağa,Bunda muhtâc olma sakın Kazağa,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 182b ·
metinde göster ·
… âm Alî ziyâretinde ve Mekke-i Mükerreme'de âdem deryâsı cem‘iyyeti olan Cebel-i
Arafât'da
ve Mısır kurbunda Seyyid Ahmedü'l-Bedevî ziyâretinde ve ana karîb nehr-i Nîl ke …
Ammâ bu hengâme-i bâzârı görmeyen bir cem‘iyyet-i kübrâ görmemişdir. Seyyâhân-ı berr [ü] bihâr-ı âlem ve nedîm-i benî âdem içinde meşhûr. Gerçi Alasonya şehrinde ve Dabra panayırında ve Dolyan panayırında ve Mitroviçse'de ve Ösek panayırında ve Arat'da ve Varat panayırında ve Eflak ve Boğdan mâbeyninde Fohşan panayırında ve Çerkezistân'da Şeyh Hasan bâzârında ve Acem vilâyetinde Gîlân bâzârında ve yine Acem'de Lahîcân bâzârında ve yine Acem'de imâm Rızâ Meşhedi cem‘iyyetinde ve Acem'in Erdebîl şehri Maktelü'l-Hüseyn'de ve Bağdâd'da Selmân-i Pâk teferrücünde ve yine Bağdâd kurbunda ziyâret-i imâm Hüseyin'de ve yine Bağdâd Kûfe'sinde imâm Alî ziyâretinde ve Mekke-i Mükerreme'de âdem deryâsı cem‘iyyeti olan Cebel-i Arafât'da ve Mısır kurbunda Seyyid Ahmedü'l-Bedevî ziyâretinde ve ana karîb nehr-i Nîl kenârında İbrâhîm Dessûkî'de ve şehr-i Dimyât'da ziyâret-i Şeyh Şatâ'da ve niçe yüz aded ma‘lûmumuz olan ibret-nümâ vâcibü's-seyr cem‘iyyet-i kübrâların Cebel-i Arafât'dan gayri bu Maşkolor panayuru cemi‘i bu dünyâda ve yeni dünyâda misli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242b ·
metinde göster ·
… üz aded ma‘lûmumuz olan ibret-nümâ vâcibü's-seyr cem‘iyyet-i kübrâların Cebel-i
Arafât'dan
gayri bu Maşkolor panayuru cemi‘i bu dünyâda ve yeni dünyâda misli yokdur.
Ammâ bu hengâme-i bâzârı görmeyen bir cem‘iyyet-i kübrâ görmemişdir. Seyyâhân-ı berr [ü] bihâr-ı âlem ve nedîm-i benî âdem içinde meşhûr. Gerçi Alasonya şehrinde ve Dabra panayırında ve Dolyan panayırında ve Mitroviçse'de ve Ösek panayırında ve Arat'da ve Varat panayırında ve Eflak ve Boğdan mâbeyninde Fohşan panayırında ve Çerkezistân'da Şeyh Hasan bâzârında ve Acem vilâyetinde Gîlân bâzârında ve yine Acem'de Lahîcân bâzârında ve yine Acem'de imâm Rızâ Meşhedi cem‘iyyetinde ve Acem'in Erdebîl şehri Maktelü'l-Hüseyn'de ve Bağdâd'da Selmân-i Pâk teferrücünde ve yine Bağdâd kurbunda ziyâret-i imâm Hüseyin'de ve yine Bağdâd Kûfe'sinde imâm Alî ziyâretinde ve Mekke-i Mükerreme'de âdem deryâsı cem‘iyyeti olan Cebel-i Arafât'da ve Mısır kurbunda Seyyid Ahmedü'l-Bedevî ziyâretinde ve ana karîb nehr-i Nîl kenârında İbrâhîm Dessûkî'de ve şehr-i Dimyât'da ziyâret-i Şeyh Şatâ'da ve niçe yüz aded ma‘lûmumuz olan ibret-nümâ vâcibü's-seyr cem‘iyyet-i kübrâların Cebel-i Arafât'dan gayri bu Maşkolor panayuru cemi‘i bu dünyâda ve yeni dünyâda misli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242b ·
metinde göster ·
. Ba‘dehu Sahratullâh'dır kim ana kudret nazarı ta‘alluk edüp cân ve cin kavimle …
Ba‘zı müfessirîn makâlîd-i evvel cebel-i Arafât'dır. Ba‘dehu Sahratullâh'dır kim ana kudret nazarı ta‘alluk edüp cân ve cin kavimlerine Kudüs-i şerîf secdegâh idi. Ol asırda dahi Sahratullâh ziyâretgâh idi. Benî âdemin dahi kıblegâhı idi. Nitekim bâlâda zikri sebkat etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213b ·
metinde göster ·
… Zilka‘de geldi. Konaklarımız müte‘addiddir. Bir gün gerü kalsak mahmil-i şerîf
Arafât'a
ermeyince cenâb-ı şerîfiniz şânına halel gelür. Sultânım buna bir çâre edelim. …
(ki) "Huccâcın gerisi şâm'dan gelemedi ve şiddet-i şitâdan meşâyih-i Urbân dahi develer getiremedi. Bir kaç nev‘a âlâm [u] şedâyid huccâc-ı müslimîne rahne verdi. İşte mâh-ı Zilka‘de geldi. Konaklarımız müte‘addiddir. Bir gün gerü kalsak mahmil-i şerîf Arafât'a ermeyince cenâb-ı şerîfiniz şânına halel gelür. Sultânım buna bir çâre edelim. şâm'dan gelen huccâc dahi gark olup mâldan cândan ayrılup bu kadar nehb [ü] gâret oldu" deyince hemân paşa hazretleri eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261a ·
metinde göster ·
"Âyâ halîmiz neye müncer olur? Zilka‘de'nin altı günü geçdi. Âyâ
Arafât'a
bu sene erebilmez miyiz?" deyüp Tarra köyünün cânib-i garbında bir bayır üzre b …
"Âyâ halîmiz neye müncer olur? Zilka‘de'nin altı günü geçdi. Âyâ Arafât'a bu sene erebilmez miyiz?" deyüp Tarra köyünün cânib-i garbında bir bayır üzre bir kubbe-i âlî var. Meğer Hazret-i Dânyâl Nebî aleyhi's-selâm suhuf nâzil olmuş bir peygamber imiş. Cümle huccâc anda varup du‘â eyleyüp kurbânlar edüp fukarâlara bezl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262b ·
metinde göster ·
yetişmeziz derken, siz bizi iki menzil gerü sevk edersiz. Pâdişâh başıyçün sizi …
"Bire âdemler, biz doğru yolumuzla gitsek Arafât'a yetişmeziz derken, siz bizi iki menzil gerü sevk edersiz. Pâdişâh başıyçün sizi şurada kelle ederim" dedikde ba‘zı şâmlılar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y263b ·
metinde göster ·
… ece bir yem beş altuna ve bir vukıyye beksumât üç altuna oldu. Ve huccâcın çoğu
Arafât'a
yetişmeden me’yûs oldular.
Beri tarafda cemî‘i huccâcın me’kûlâtları bu hâle uğrayınca ol gece bir yem beş altuna ve bir vukıyye beksumât üç altuna oldu. Ve huccâcın çoğu Arafât'a yetişmeden me’yûs oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·
… nakdır. Bir gün Medîne'de meks, bir gün Mekke'de meks olunursa on iki gün olur.
Arafât'da
vakfe ise mâh-ı Zilhicce'nin onunda olur.
Medîne'den Mekke'ye on konakdır. Bir gün Medîne'de meks, bir gün Mekke'de meks olunursa on iki gün olur. Arafât'da vakfe ise mâh-ı Zilhicce'nin onunda olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y276a ·
metinde göster ·
Ammâ elde bir arka kaşıyacak şart ve sünnetdir. Y 304b Zîrâ tâ Arafât'dan dönüp Mîne bâzârında kurbânlar kesilüp esbâb geymeyince tırnağile kaşınmak yokdur. Eğer kaşınırsan bir kurbân-ı cinâye lâzımdır. Anıniçün cümle huccâcın elinde birer arka kaşıyacağı vardır. Netîce bir uryân dervîş olup alâyık-ı dünyâdan berî olursun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y304a–Y304b ·
metinde göster ·
… eveleri ol ân gerüde Urbân alırlar. Kim kime bakar mahşerden bir nişândır. Zîrâ
Arafât'a
yetişmeğe dörd gün kaldı ve beş konağımız dahi var. Hudâ rahmet eyleye.
şükür akabesi: Allâhümme âfinâ, cümle hayvânât gark-ı rimâl ve müstağrak-ı arak-ı zülâl olarak kâmil bin adım yokuş yukaru ve bin adım eniş aşağı kum deryâsı kim cümle a‘yân-ı kibâr ve pîr [ü] sıgâr piyâde olup iki yerden gayret kuşağın kemerlerine bend kılup taht-ı revânları el üzre aşırup cümle ibâdullâh sadâ-yı Allâh Allâh diyerek feryâd [u] figân ederek akabeyi aşdılar. Ammâ yetmiş seksen mikdârı devâbbât makûlesi kaldı. Bu kalan develeri ol ân gerüde Urbân alırlar. Kim kime bakar mahşerden bir nişândır. Zîrâ Arafât'a yetişmeğe dörd gün kaldı ve beş konağımız dahi var. Hudâ rahmet eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y308a ·
metinde göster ·
… beyninde sa‘y eylemekdir. Ve başını yülütmek ve saçını kısaltmak vâcibdir. Ammâ
Arafât'dan
dönüp Mîne'de kurbân edüp tavâf-ı âhirde tırâş olup saçını kısaltmak ol zamân v …
Eğer piyâde ve eğer atlı bir kaç kerre umre etmek (---)(---) şartı ihrâm geymekdir. Ve rüknü tavâf-ı kudûm etmekdir. Ammâ vâcibi Safâ ve Merve mâbeyninde sa‘y eylemekdir. Ve başını yülütmek ve saçını kısaltmak vâcibdir. Ammâ Arafât'dan dönüp Mîne'de kurbân edüp tavâf-ı âhirde tırâş olup saçını kısaltmak ol zamân vâcibdir. Eğer tırâş olmam geysûdâr olurum, dersen ol dahi sünnetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y310a ·
metinde göster ·
… şerîfleri vardır. Ve alay-ı Muhammedî ile ma‘an Mekke-i mükerremeye dâhil olup
Arafât'a
bile çıkalım" deyü tesellî-i hâtır olacak kelimâtlar idince şerîf Sa‘d'in aklı …
"Ale's-sabâh otağımıza teşrîf buyurun. Sa‘âdetli pâdişâhımızın size hil‘at-i fâhire ve semmûr kürkü ve ibkâ ve mukarrer hatt-ı şerîfleri vardır. Ve alay-ı Muhammedî ile ma‘an Mekke-i mükerremeye dâhil olup Arafât'a bile çıkalım" deyü tesellî-i hâtır olacak kelimâtlar idince şerîf Sa‘d'in aklı başına gelüp kahve ve şerbet ve gülâb buhûrdan sonra on şemâme amber ve üç incü tesbîh ve bir kutu zî-kıymet hurde cevâhir ve on boğçe esbâb-ı tefârûk ve üç Habeşî gulâm hedâyâ verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y310b ·
metinde göster ·
revâne olup azîm debdebe vü dehdehe ile azîm hevdec ve mahfiller ve taht-ı revâ …
Ve şerîf derhâl kûs-i rıhletlerin döğüp Mîne ve Arafât'a revâne olup azîm debdebe vü dehdehe ile azîm hevdec ve mahfiller ve taht-ı revân-ı gûnâ-gûn ile deff ü kudüm cilcile ve tabl u kûs [ve] nakkâre ve Yemen deblekleri çalınarak gûnâ-gûn şâdumân ederek cemî‘i şürefâ şerîf Sa‘d'a mukarrer olduğundan bir şâdumân ile Mekke'den Arafât'a çıkmışlardır kim cemî‘i mücavirîn-i Mekke,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313b ·
metinde göster ·
… ederek cemî‘i şürefâ şerîf Sa‘d'a mukarrer olduğundan bir şâdumân ile Mekke'den
Arafât'a
çıkmışlardır kim cemî‘i mücavirîn-i Mekke,
Ve şerîf derhâl kûs-i rıhletlerin döğüp Mîne ve Arafât'a revâne olup azîm debdebe vü dehdehe ile azîm hevdec ve mahfiller ve taht-ı revân-ı gûnâ-gûn ile deff ü kudüm cilcile ve tabl u kûs [ve] nakkâre ve Yemen deblekleri çalınarak gûnâ-gûn şâdumân ederek cemî‘i şürefâ şerîf Sa‘d'a mukarrer olduğundan bir şâdumân ile Mekke'den Arafât'a çıkmışlardır kim cemî‘i mücavirîn-i Mekke,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313b ·
metinde göster ·
… ânibden deff ü kudüm sadâsı evce peyveste olarak cemî‘i şürefâ bir gün mukaddem
Arafât'a
bu tertîb üzre (---)(---)(---)(---) şerîf hazretleri Arafât'ın cânib-i erba‘ …
Bu yevm-i terviyede ehl-i Mekke'nin ıyd-ı Adhâları olur. (---)(---)(---)(---) libâs-ı fâhirelerin geyüp sürûr [u] şâdumân ederek bu cânibden deff ü kudüm sadâsı evce peyveste olarak cemî‘i şürefâ bir gün mukaddem Arafât'a bu tertîb üzre (---)(---)(---)(---) şerîf hazretleri Arafât'ın cânib-i erba‘asında olan Urbân şeyhlerine (---)(---)(---)(---) sahrâsının cânib-i erba‘asın ecnâs-ı mahlûkât olan Arab aşkıyâsı (---)(---)(---) dutup bir aylık yoldan niçe kerre yüz bin Urbân metâ‘ın getirüp Cebel-i Arafât'da ve Mîne'de bey‘ ederler. (---)(---) Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… r gün mukaddem Arafât'a bu tertîb üzre (---)(---)(---)(---) şerîf hazretleri
Arafât'ın
cânib-i erba‘asında olan Urbân şeyhlerine (---)(---)(---)(---) sahrâsının câ …
Bu yevm-i terviyede ehl-i Mekke'nin ıyd-ı Adhâları olur. (---)(---)(---)(---) libâs-ı fâhirelerin geyüp sürûr [u] şâdumân ederek bu cânibden deff ü kudüm sadâsı evce peyveste olarak cemî‘i şürefâ bir gün mukaddem Arafât'a bu tertîb üzre (---)(---)(---)(---) şerîf hazretleri Arafât'ın cânib-i erba‘asında olan Urbân şeyhlerine (---)(---)(---)(---) sahrâsının cânib-i erba‘asın ecnâs-ı mahlûkât olan Arab aşkıyâsı (---)(---)(---) dutup bir aylık yoldan niçe kerre yüz bin Urbân metâ‘ın getirüp Cebel-i Arafât'da ve Mîne'de bey‘ ederler. (---)(---) Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… ) (---) dutup bir aylık yoldan niçe kerre yüz bin Urbân metâ‘ın getirüp Cebel-i
Arafât'da
ve Mîne'de bey‘ ederler. (---)(---) Beyt:
Bu yevm-i terviyede ehl-i Mekke'nin ıyd-ı Adhâları olur. (---)(---)(---)(---) libâs-ı fâhirelerin geyüp sürûr [u] şâdumân ederek bu cânibden deff ü kudüm sadâsı evce peyveste olarak cemî‘i şürefâ bir gün mukaddem Arafât'a bu tertîb üzre (---)(---)(---)(---) şerîf hazretleri Arafât'ın cânib-i erba‘asında olan Urbân şeyhlerine (---)(---)(---)(---) sahrâsının cânib-i erba‘asın ecnâs-ı mahlûkât olan Arab aşkıyâsı (---)(---)(---) dutup bir aylık yoldan niçe kerre yüz bin Urbân metâ‘ın getirüp Cebel-i Arafât'da ve Mîne'de bey‘ ederler. (---)(---) Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
Yemen (---)(---)(---) Urbân koyunların bu Arafât'a getirmeseler cereb marazın …
Ve bu cebel-i Arafât'a Yemen (---)(---)(---) Urbân koyunların bu Arafât'a getirmeseler cereb marazına mübtelâ olup (---)(---)(---) elbette cümle hayvânâtları Arafât'a getirüp dağı ve taşı hayvânât dutup (---)(---)(---) dahi hacc edüp Arafât'a giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
Ve bu cebel-i Arafât'a Yemen (---)(---)(---) Urbân koyunların bu
Arafât'a
getirmeseler cereb marazına mübtelâ olup (---)(---)(---) elbette cümle hayvân …
Ve bu cebel-i Arafât'a Yemen (---)(---)(---) Urbân koyunların bu Arafât'a getirmeseler cereb marazına mübtelâ olup (---)(---)(---) elbette cümle hayvânâtları Arafât'a getirüp dağı ve taşı hayvânât dutup (---)(---)(---) dahi hacc edüp Arafât'a giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… eseler cereb marazına mübtelâ olup (---)(---)(---) elbette cümle hayvânâtları
Arafât'a
getirüp dağı ve taşı hayvânât dutup (---)(---)(---) dahi hacc edüp Arafât'a g …
Ve bu cebel-i Arafât'a Yemen (---)(---)(---) Urbân koyunların bu Arafât'a getirmeseler cereb marazına mübtelâ olup (---)(---)(---) elbette cümle hayvânâtları Arafât'a getirüp dağı ve taşı hayvânât dutup (---)(---)(---) dahi hacc edüp Arafât'a giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… ı Arafât'a getirüp dağı ve taşı hayvânât dutup (---)(---)(---) dahi hacc edüp
Arafât'a
giderler.
Ve bu cebel-i Arafât'a Yemen (---)(---)(---) Urbân koyunların bu Arafât'a getirmeseler cereb marazına mübtelâ olup (---)(---)(---) elbette cümle hayvânâtları Arafât'a getirüp dağı ve taşı hayvânât dutup (---)(---)(---) dahi hacc edüp Arafât'a giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
zevk ü şevk ederler. Ve bu şürefâ kavmi ehl-i hevâ kimesnelerden harc-ı ma‘âşla …
Ve çümle şürefâlar dahi Arafât'da zevk ü şevk ederler. Ve bu şürefâ kavmi ehl-i hevâ kimesnelerden harc-ı ma‘âşları bâd-i hevâdan gelüp cemî‘i İslâm diyârının Q 129b nezerâtları ile kifâflandıklarından ol kadar müsrif ü müsrifelerdir kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ Mekke'den Arafât'a varınca iki sâ‘at yerdir, bu mâbeynde her şürefâ haddine göre ikişer üçer dörder ve beşer bin altun harc masrûf ederler. Zîrâ bu çelebilere altundan gayri bir surre ve atıyye gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… dıklarından ol kadar müsrif ü müsrifelerdir kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ Mekke'den
Arafât'a
varınca iki sâ‘at yerdir, bu mâbeynde her şürefâ haddine göre ikişer üçer dörde …
Ve çümle şürefâlar dahi Arafât'da zevk ü şevk ederler. Ve bu şürefâ kavmi ehl-i hevâ kimesnelerden harc-ı ma‘âşları bâd-i hevâdan gelüp cemî‘i İslâm diyârının Q 129b nezerâtları ile kifâflandıklarından ol kadar müsrif ü müsrifelerdir kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ Mekke'den Arafât'a varınca iki sâ‘at yerdir, bu mâbeynde her şürefâ haddine göre ikişer üçer dörder ve beşer bin altun harc masrûf ederler. Zîrâ bu çelebilere altundan gayri bir surre ve atıyye gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… âm cümle şürefâ Mekke'den bu tertîb ve bu tezyîn-i âyîn-i şürefâ üzre Ka‘be'den
Arafât'a
çıkınca, ba‘dehu Mekke'den Mısır huccâcı ve askerî tâ’ifesi bâlâda zikri sebkat …
Hulâsa-i kelâm cümle şürefâ Mekke'den bu tertîb ve bu tezyîn-i âyîn-i şürefâ üzre Ka‘be'den Arafât'a çıkınca, ba‘dehu Mekke'den Mısır huccâcı ve askerî tâ’ifesi bâlâda zikri sebkat etdüği üzre bir hây hûy ile yevm-i terviyede telbiye-i "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" diyerek bir alay-ı azîm ile Arafât'a giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… m-i terviyede telbiye-i "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" diyerek bir alay-ı azîm ile
Arafât'a
giderler.
Hulâsa-i kelâm cümle şürefâ Mekke'den bu tertîb ve bu tezyîn-i âyîn-i şürefâ üzre Ka‘be'den Arafât'a çıkınca, ba‘dehu Mekke'den Mısır huccâcı ve askerî tâ’ifesi bâlâda zikri sebkat etdüği üzre bir hây hûy ile yevm-i terviyede telbiye-i "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" diyerek bir alay-ı azîm ile Arafât'a giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
… m-i terviyede telbiye-i "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" diyerek bir alay-ı azîm ile
Arafât'a
giderler. Andan huccâc-ı şâm ve asker-i cennet-meşâm dahi yine yevm-i terviyede …
Andan huccâc-ı şâm ve asker-i cennet-meşâm dahi yine yevm-i terviyede telbiye-i "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" diyerek bir alay-ı azîm ile Arafât'a giderler. Andan huccâc-ı şâm ve asker-i cennet-meşâm dahi yine yevm-i terviyede telbiye "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" diyerek saf saf ve mevc mevc pür-silâh Mahmil-i şerîf ile ubûr ederler. Ammâ bu şâm askeri ve emîrü'l-haccı Mısır askerine rağmen ol kadar pâk müsellah ve mükellef alay ile tertîb ü tezyîn ederek ubûr ederler kim ta‘bîr olunmaz. Bu mahalde kânûn-ı kadîm üzre Mısır, şâm ve Mekke alayların ve âlâyiş-i dünyâ ziynetleri Y 314b ile Arafât'a revâne oldukları tamâm oldu. Geldik imdi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a–Y314b ·
metinde göster ·
… îm üzre Mısır, şâm ve Mekke alayların ve âlâyiş-i dünyâ ziynetleri Y 314b ile
Arafât'a
revâne oldukları tamâm oldu. Geldik imdi,
Andan huccâc-ı şâm ve asker-i cennet-meşâm dahi yine yevm-i terviyede telbiye-i "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" diyerek bir alay-ı azîm ile Arafât'a giderler. Andan huccâc-ı şâm ve asker-i cennet-meşâm dahi yine yevm-i terviyede telbiye "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" diyerek saf saf ve mevc mevc pür-silâh Mahmil-i şerîf ile ubûr ederler. Ammâ bu şâm askeri ve emîrü'l-haccı Mısır askerine rağmen ol kadar pâk müsellah ve mükellef alay ile tertîb ü tezyîn ederek ubûr ederler kim ta‘bîr olunmaz. Bu mahalde kânûn-ı kadîm üzre Mısır, şâm ve Mekke alayların ve âlâyiş-i dünyâ ziynetleri Y 314b ile Arafât'a revâne oldukları tamâm oldu. Geldik imdi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a–Y314b ·
metinde göster ·