… n kelimâtları yigirmi tokuz hurûf ile kelimât ederler. Niçe kerre yüz bin akl-ı
Arasto bu
cihâna gelüp bir hurûf dahi nazîre diyememişlerdir, aceb hikmet-i Hudâ'dır. Amm …
Hikmet bu kim yine cümle lisânlarının kelimâtları yigirmi tokuz hurûf ile kelimât ederler. Niçe kerre yüz bin akl-ı Arasto bu cihâna gelüp bir hurûf dahi nazîre diyememişlerdir, aceb hikmet-i Hudâ'dır. Ammâ lisân-ı Fârisî'de çâ, pâ, jâ, gâ misilli hurûfları vardır. Ammâ aslı yine hurûf-ı teheccîdir. Ammâ lisân-ı Çerkes-i nâkesde ba‘zı kelimâtlarında saksığan kuşu sadâsı gibi kaleme gelmez boğazdan beyne'l-fükemeyhden kelâmlar var kim aslâ tahrîri mümkün değildir. El-ma‘nâ fî batni'ş-şâ‘ir mazmûnu üzre yine Çerkes kavmi anlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 151a ·
metinde göster ·
… . Bu ziyâret-i Gizlice Baba dahi bu âsitâneye yokuş yukarı hareme çıkarken kapu
arasındadır. Bu
âsitâne serâpâ nîl-gûn rasâs-ı hâs ile mestûr âsitâne-i azîmdir kim bir fersah …
Ziyâret-i Gizlice Baba Sultân: Bu er tâ Horâsân'dan yetmiş vakıyye nemed-pûşu ve hırka-i peşmînesiyle piyâdece gelüp bu âsitâneye kadem basdıkda kemâl-i muhabbet [ü] aşkından Seydî Battâl Gâzî'nin eşiği mermerin bûs ederken dendân urup ısırdıkda be-kuvvet-i Gizlice Baba mermeri koparup hûn-ı sirişkin atebe-i âliyeye döker. Ba‘dehû ol diş ile rahnedâr taşı eşiğinde kal‘ edüp Gizlice Baba Türbesi'nin dîvârında durur. Dişlerinin te’sîr etdüğü yerler âşikâre. Bu ziyâret-i Gizlice Baba dahi bu âsitâneye yokuş yukarı hareme çıkarken kapu arasındadır. Bu âsitâne serâpâ nîl-gûn rasâs-ı hâs ile mestûr âsitâne-i azîmdir kim bir fersah yerden mâvî kurşumlarının şa‘şa‘ası temavvüc-i deryâ gibi berk urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 8a ·
metinde göster ·
"Amân el-amân ey güzîde-i Âl-i Osmân, bir dahi sizin ihrâk bi'n-nâr etdiğiniz ve münhedim edüp bırakdığınız Marina kal‘asın ve Ribniçse kal‘asın ve Kamin kal‘asın ve (---)(---)(---)(---)(---) Bu cümle kal‘aları ahd-i İsâ ve ahd-i Meryem olsun bir dahi ta‘mîr ü termîm etmeyüp içlerine asker komayalım" deyü amân kâğızları gelüp, paşa-yı kâmkâr [u] müdebbir akl-ı Arasto-fikr bu ahd-i mîsâk üzre sulhnâme ve ahidnâmeler yazılup Dilâver Ağa'yı Kilis ceneraline ve hakîri İspilet ceneraline göndermeğe fermân edüp hakîr dahi pâk huddâmlarımla âmâde olup nâmeleri aldım. Ertesi ale's-seher paşanın dest-i şerîfin bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148b ·
metinde göster ·
… i kesîre mükâlemeleri bu maslahat içü[n] imiş. Ammâ üstâd-ı dûrbîn-fikr-i akl-ı
Arasto bu
mezkûr milleri bir san‘at ile vaz‘ edüp dizmişler kim ortadaki mil sehel bir mü …
Meğer her kankı elçi kendi hudûdu milinden düşmanı milinden içeri girirse barışalım, deyü mürâca‘at edüp tenezzül alâmeti ve mağlûbluk nişânesi imiş. Meğer cümle âheste âheste yürüyüp bu kadar lecc-i kesîre mükâlemeleri bu maslahat içü[n] imiş. Ammâ üstâd-ı dûrbîn-fikr-i akl-ı Arasto bu mezkûr milleri bir san‘at ile vaz‘ edüp dizmişler kim ortadaki mil sehel bir mürtefi‘ yokuş başına dikilidir ve iki elçi iki başındaki millerden orta mile ne mikdâr yürüyüp geldüğü nâ-ma‘lûm olsun içün orta mili böyle âlî yere dikmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45b ·
metinde göster ·
… berk edüp sandûkun başı ve ayağı ucuna birer delik delüp ulu ağaçların dalları
arasına bu
sandûku ağaca sarup sarmalayup mıhlayup korlar. Ba‘dehu ol deliklerden bal arıl …
Ve bu kavim gayri Çerkes gibi ölülerini yere gömüp toprağı yığın yığın etmezler. İri meşe ve pelîd ağaçlarını sandık gibi içlerini oyup ölülerin koyup ağzını muhkem berk edüp sandûkun başı ve ayağı ucuna birer delik delüp ulu ağaçların dalları arasına bu sandûku ağaca sarup sarmalayup mıhlayup korlar. Ba‘dehu ol deliklerden bal arıları girüp bal yaparlar. Bilürler kim ölüleri cennetlikdir. Eğer arılar bal yapmazsa "Vay ölümüz cehennemlikdir" deyü ağlaşırlar. Ve gâyet müte’ellim olup ol ölünün rûhiyçün beş on domuz boğazlayup kabaklara üleşdirirler. Ve zu‘m-ı bâtıllarınca mürdeleri başı ucundaki delikden cenneti temâşâ ede ve ayağı ucundaki delikden cehennemi seyr edüp azâbı anınla def‘ ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·