… rmân, Çerkez kirmân, Yâr kirmân ve Kerş kirmân ve Tamân kirmân, Şâhin kirmân ve
Arbat
kirmân ve İn kirmân, Gâzî kirmân ve Doğan kirmân ve Özi kirmân ve Ak kirmân isi …
Ammâ Tataristân kal‘alarının esmâları Biğ kirmân, Çerkez kirmân, Yâr kirmân ve Kerş kirmân ve Tamân kirmân, Şâhin kirmân ve Arbat kirmân ve İn kirmân, Gâzî kirmân ve Doğan kirmân ve Özi kirmân ve Ak kirmân isimli kal‘aları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296a ·
metinde göster ·
… lmediğine sebeb oldur kim geçen ayda yetmiş seksen bin Kılmah Tatarı Çigişke ve
Arbat
ve Orağzı nâm kal‘alarımız arasından Kırım'a girüp beş on bin ümmet-i Muhammed' …
"Vallâhi'l-azîm ve billâhi'l-kerîm babam da ve ben kulun da abd-i memlûkunuz gibiyiz, lâkin kendilerinin gelmediğine sebeb oldur kim geçen ayda yetmiş seksen bin Kılmah Tatarı Çigişke ve Arbat ve Orağzı nâm kal‘alarımız arasından Kırım'a girüp beş on bin ümmet-i Muhammed'i esîr edüp bu kadar kurâ vü kasabâtlarımız harâb u yebâb ve halkını kebâb edüp gitdi. Şimdi yine Kırım'a girmek üzre iken fermân-ı pâdişâhî gelüp sefer fermân olmuş. Cümle Kırım eyeleri ve cümle Kırım erenleri ve cemî‘i kadıları ve Kefe vezîri Ak Mehemmed Paşa ile cümle müşâvere edüp ‘Hânım sen sefere gidersen, cezîre-i Kırım elden gider. Elbette oğlun gönder’ deyüp müşâvere edüp efendimin kulluğuna beni bir iç gulâmı pâyesiyle gönderüp huzûr-ı şerîfine gelüp hamd [ü] senâ ol Allâh'a kim mübârek cemâl-i bâ-kemâliniz görüp pâypûş-ı bûsınızla şeref-yâb oldum" dedikde Köpürlüzâde bu kadar kelimât-ı piyâz-ı nâz [u] niyâzdan hazz edüp tebessüm-künân oldukda hemân Şehzâde-i cüvân-baht Ahmed Giray ibn sâhib-i taht {hemân} koynundan cemî‘i Kırım a‘yânının Kalmak kâfirinden feryâdnâmelerin dest be-dest Sadrıa‘zama verdikde sâhib-i sadr-ı âlî-kadr ol ân arzları kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmları olunca,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 113b ·
metinde göster ·
… hib-hurûc Benî Asfer Kalmık Kırım cezîresine Or ağzından içeri yâhûd Çikişke ve
Arbat
boğazlarından içre girir. Ve bizi Köpürlüoğlu Uyvar seferine da‘vet etmiş. Biz …
"Ne çâre biz dahi korkarım ki bir gün bu sâhib-hurûc Benî Asfer Kalmık Kırım cezîresine Or ağzından içeri yâhûd Çikişke ve Arbat boğazlarından içre girir. Ve bizi Köpürlüoğlu Uyvar seferine da‘vet etmiş. Biz Kalmık'a cevâb nice verüp sizin içün intikâm alayım" dedikde hemân kavm-i Noğay,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106a ·
metinde göster ·
Azak denizi kenârındaki Balısıra kal‘ası ve Çikişke ve
Arbat
kal‘aları önünde su çekilince kal‘alar karada kalup Ten nehri Kazağı dahi iki y …
Azak denizi kenârındaki Balısıra kal‘ası ve Çikişke ve Arbat kal‘aları önünde su çekilince kal‘alar karada kalup Ten nehri Kazağı dahi iki yüz pâre kayık ile Azak altında Kazıklı Özek boğazından çıkup cümle gemileri ile dosdoğru yeni kazılup su geçen Or kapusu boğazından geçüp Ölü denize girüp bir gece ale'l-gafle gelüp bizim Akkirmân kal‘amızın taşra varoşun urup bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı firâvân ve üsârâ-yı bî-pâyân alup yine yeni kesilen Or boğazından bî-bâk ü bî-pervâ geçüp yine dâr-ı menhûslarına giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
… oldurup yine cezîre-i Kırım'ın karaya ittisâli olup diyâr-ı Kırım ve Çikişke ve
Arbat
ve Balısıra kal‘aları yine su içinde kalup diyâr-ı Kırım ve kal‘a-i Akkirmân dâ …
Ba‘dehu yerine (---)(---) hân olup görürler kim hadd-i zâtında hâl mükedder olup Azak denizi tarafındaki kesilen mezkûr handakı sehel doldurup yine cezîre-i Kırım'ın karaya ittisâli olup diyâr-ı Kırım ve Çikişke ve Arbat ve Balısıra kal‘aları yine su içinde kalup diyâr-ı Kırım ve kal‘a-i Akkirmân dâr-ı emn ü emân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
… tân oturup tâ Kaçı deresinden tâ Gözlev kal‘asına ve Or kal‘asına ve Çikişke ve
Arbat
kal‘alarına varınca iki yüz elli pâre köylerde düşen da‘vâları hân huzûrunda nû …
Andan hânın sol tarafında nûreddîn sultân oturup tâ Kaçı deresinden tâ Gözlev kal‘asına ve Or kal‘asına ve Çikişke ve Arbat kal‘alarına varınca iki yüz elli pâre köylerde düşen da‘vâları hân huzûrunda nûreddîn sultân dinleyüp hükm-i hükûmât eder. Ammâ hân-ı âlî-cenâblar kalga sultâna ve nûreddîn sultâna hükm edüp yarlığ-ı belîğ-i şâhî, ya‘nî tuğrâ-yı garrâ-yı hânî yazup cümleye hükm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125a ·
metinde göster ·
burnundan Azak denizi sığ imiş, andan kaçup size gelüp haber etdik. Hemân durma …
"İşde biz Arbat burnundan Azak denizi sığ imiş, andan kaçup size gelüp haber etdik. Hemân durman, varalım Kırım adasın uralım ve Tatar'dan çok mâl alalım ve bu kadar esîrlerimiz kurtaralım" deyüp bu kadar küffâr Kalmık Kazaklar ile bu Arbat burnuna Azak denizi sığlığından [yol] bulup Kırım'a girüp Kırım'ı ale'l-gafle alan u tâlân edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr-i firâv[â]nlar alup tâ Güleçli Ahmed Efendi gölü câmi‘in ve Kerç kal‘ası etrâfların Kalmık urup yine bu Arbat burnundan Kalmık bu kadar mâl-ı ganâ’imle üç gün olur gideli, hemân Gâzî Mehemmed Geray Hân kırk yedi bin aded Tatar gâzîleriyle tarfetü'l-ayn içre atlanup Kırım'ın Or kal‘asından taşra çıkup gideli üç gün olmuş, Kalmığ'ın ardlarına düşüp bir gün bir gece yortup Heyhât içinde Kalmığ'a sataşup cümle Kalmıh'ı dendân-ı seyf-i Muhammedî'den geçirüp kırk yedi bin Kalmık atları ve Kırım'dan bile firâr eden Kazakları yine cümle esîr edüp Kırım'a gelirler. Ve her Kazak'ı birer eşedd-i ukûbetle katl ederler. Ba‘dehu bu Arbat kal‘asın inşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143a ·
metinde göster ·
… e bu kadar esîrlerimiz kurtaralım" deyüp bu kadar küffâr Kalmık Kazaklar ile bu
Arbat
burnuna Azak denizi sığlığından [yol] bulup Kırım'a girüp Kırım'ı ale'l-gafle a …
"İşde biz Arbat burnundan Azak denizi sığ imiş, andan kaçup size gelüp haber etdik. Hemân durman, varalım Kırım adasın uralım ve Tatar'dan çok mâl alalım ve bu kadar esîrlerimiz kurtaralım" deyüp bu kadar küffâr Kalmık Kazaklar ile bu Arbat burnuna Azak denizi sığlığından [yol] bulup Kırım'a girüp Kırım'ı ale'l-gafle alan u tâlân edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr-i firâv[â]nlar alup tâ Güleçli Ahmed Efendi gölü câmi‘in ve Kerç kal‘ası etrâfların Kalmık urup yine bu Arbat burnundan Kalmık bu kadar mâl-ı ganâ’imle üç gün olur gideli, hemân Gâzî Mehemmed Geray Hân kırk yedi bin aded Tatar gâzîleriyle tarfetü'l-ayn içre atlanup Kırım'ın Or kal‘asından taşra çıkup gideli üç gün olmuş, Kalmığ'ın ardlarına düşüp bir gün bir gece yortup Heyhât içinde Kalmığ'a sataşup cümle Kalmıh'ı dendân-ı seyf-i Muhammedî'den geçirüp kırk yedi bin Kalmık atları ve Kırım'dan bile firâr eden Kazakları yine cümle esîr edüp Kırım'a gelirler. Ve her Kazak'ı birer eşedd-i ukûbetle katl ederler. Ba‘dehu bu Arbat kal‘asın inşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143a ·
metinde göster ·
… üleçli Ahmed Efendi gölü câmi‘in ve Kerç kal‘ası etrâfların Kalmık urup yine bu
Arbat
burnundan Kalmık bu kadar mâl-ı ganâ’imle üç gün olur gideli, hemân Gâzî Mehemm …
"İşde biz Arbat burnundan Azak denizi sığ imiş, andan kaçup size gelüp haber etdik. Hemân durman, varalım Kırım adasın uralım ve Tatar'dan çok mâl alalım ve bu kadar esîrlerimiz kurtaralım" deyüp bu kadar küffâr Kalmık Kazaklar ile bu Arbat burnuna Azak denizi sığlığından [yol] bulup Kırım'a girüp Kırım'ı ale'l-gafle alan u tâlân edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr-i firâv[â]nlar alup tâ Güleçli Ahmed Efendi gölü câmi‘in ve Kerç kal‘ası etrâfların Kalmık urup yine bu Arbat burnundan Kalmık bu kadar mâl-ı ganâ’imle üç gün olur gideli, hemân Gâzî Mehemmed Geray Hân kırk yedi bin aded Tatar gâzîleriyle tarfetü'l-ayn içre atlanup Kırım'ın Or kal‘asından taşra çıkup gideli üç gün olmuş, Kalmığ'ın ardlarına düşüp bir gün bir gece yortup Heyhât içinde Kalmığ'a sataşup cümle Kalmıh'ı dendân-ı seyf-i Muhammedî'den geçirüp kırk yedi bin Kalmık atları ve Kırım'dan bile firâr eden Kazakları yine cümle esîr edüp Kırım'a gelirler. Ve her Kazak'ı birer eşedd-i ukûbetle katl ederler. Ba‘dehu bu Arbat kal‘asın inşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143a ·
metinde göster ·
… ırım'a gelirler. Ve her Kazak'ı birer eşedd-i ukûbetle katl ederler. Ba‘dehu bu
Arbat
kal‘asın inşâ ederler.
"İşde biz Arbat burnundan Azak denizi sığ imiş, andan kaçup size gelüp haber etdik. Hemân durman, varalım Kırım adasın uralım ve Tatar'dan çok mâl alalım ve bu kadar esîrlerimiz kurtaralım" deyüp bu kadar küffâr Kalmık Kazaklar ile bu Arbat burnuna Azak denizi sığlığından [yol] bulup Kırım'a girüp Kırım'ı ale'l-gafle alan u tâlân edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr-i firâv[â]nlar alup tâ Güleçli Ahmed Efendi gölü câmi‘in ve Kerç kal‘ası etrâfların Kalmık urup yine bu Arbat burnundan Kalmık bu kadar mâl-ı ganâ’imle üç gün olur gideli, hemân Gâzî Mehemmed Geray Hân kırk yedi bin aded Tatar gâzîleriyle tarfetü'l-ayn içre atlanup Kırım'ın Or kal‘asından taşra çıkup gideli üç gün olmuş, Kalmığ'ın ardlarına düşüp bir gün bir gece yortup Heyhât içinde Kalmığ'a sataşup cümle Kalmıh'ı dendân-ı seyf-i Muhammedî'den geçirüp kırk yedi bin Kalmık atları ve Kırım'dan bile firâr eden Kazakları yine cümle esîr edüp Kırım'a gelirler. Ve her Kazak'ı birer eşedd-i ukûbetle katl ederler. Ba‘dehu bu Arbat kal‘asın inşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143a ·
metinde göster ·
… rağup cümlesi cân bâzârına düşüp Kırım cezîresinin Çikişke nâm kal‘ası kurbunda
Arbat
geçidi nâm geçitden geçerken niçe Kalmıkları ve niçe yarar yiğitleri geçitde ga …
Nâhiye-i Nakşivân 197a ya‘nî ülke-i Şîrînli hudûduna bu kadar bin asker kadem basdığın Şîrîn beğleri görüp hemân karârları firâra mübeddel olup Kırım'da müselmân olan üç yüz aded Kalmık Tatarlarıyla ve üç yüz aded çatal atlı Tatarlarıyla cümle Şîrîn beğleri ehl [ü] ıyâlleri ve mâl [u] menâl-i firâvânların Mehemmed Geray Hân gibi bırağup cümlesi cân bâzârına düşüp Kırım cezîresinin Çikişke nâm kal‘ası kurbunda Arbat geçidi nâm geçitden geçerken niçe Kalmıkları ve niçe yarar yiğitleri geçitde gark olup kendileri cân kurtarup firâr etdikleri haberi hâna gelince hemân hân ardları sıra Şîrînlinin hasm-ı kavîleri olan Mansûrlu'dan ve karaçı halkından üç bin aded zor batır yiğitleri Sasıklık nâm geçitden anlar dahi geçüp Heyhât sahrâsı içre Şîrînli'yi kova kova ol Şîrînliler ile bile firâr eden üç yüz aded Kalmıklara Mansûrlular râst gelüp cümlesin kırarlar. Ammâ Şîrînliler yahşı koşkol çatal atlılar ile kal‘a-i Azak'da Süleymân Paşa'ya ve Monla Ganî Paşa'ya varup cân atup halâs oldular, ammâ birer at ile kalup mâl u menâlden ayrıldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b–197a ·
metinde göster ·
… dır. Bu cezîrenin şimâl cânibinde nısfı Menkûb kal‘ası ve Gözleve ve Çikişke ve
Arbat
ve Or Ağzı kal‘aları cümle Âl-i Cingiziyân hükmündedir. Ve bu Kırım adasının şa …
Ve Karadeniz'in tûlu bin yedi yüz mîl bir Bahr-i Siyâh'dır. Ancak iki cezîre vardır. Biri Kırım adasıdır ki Kırım pâdişâhları sikke ve hutbe sâhibidir. Anın Bâğçesarây'ında sâkin olurlar. Bu cezîre şekl-i müselles vâki‘ olmuş yedi yüz yetmiş mîl bir cezîre-i sedd-i İslâmdır. Cânib-i erba‘ası keferedir. Nısfı Âl-i Osmân hükmündedir. Kerş ve Kefe ve Sudak ve Menkûb ve Tat eli ve Balıklağa ve İnkirmân kal‘aları Âl-i Osmân tasarrufundadır. Bu cezîrenin şimâl cânibinde nısfı Menkûb kal‘ası ve Gözleve ve Çikişke ve Arbat ve Or Ağzı kal‘aları cümle Âl-i Cingiziyân hükmündedir. Ve bu Kırım adasının şarkında on sekiz mîl deryâ aşırı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y126a ·
metinde göster ·