Vezîr Pılak Mustafâ Paşa: Bosnavîü'l-asl olup lisân-ı
Arnavud
üzre "Pılak" koca demekdir. Ol isimile mülakkab bir vezîr-i gazûb [u] dilîr idi …
Vezîr Pılak Mustafâ Paşa: Bosnavîü'l-asl olup lisân-ı Arnavud üzre "Pılak" koca demekdir. Ol isimile mülakkab bir vezîr-i gazûb [u] dilîr idi. Mısır vezîri olup kapudan olup Ebâ Eyyûb'da medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 47b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı diğer: Bir kerre bir cirid peykânı ile tokuz kat incîr kökünden
Arnavud
kalkanın def‘a-i vâhidde zerk edüp iki karış güzer edüp yalman gösterüp Mısır d …
Evsâf-ı diğer: Bir kerre bir cirid peykânı ile tokuz kat incîr kökünden Arnavud kalkanın def‘a-i vâhidde zerk edüp iki karış güzer edüp yalman gösterüp Mısır dîvânına gönderdi. Hâlâ Mısır'ın Gavrî dîvânhânesinde maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72a ·
metinde göster ·
… rine yeniçeri ocağında neşv [ü] nemâ bulan Âkıl Kara Mustafâ Paşa kapudan oldu.
Arnavud
asl idi. Ammâ müdebbir ü kâmil [ve] hayr-hâh-ı devlet idi. Kapudanlık ile Bağdâ …
Yerine yeniçeri ocağında neşv [ü] nemâ bulan Âkıl Kara Mustafâ Paşa kapudan oldu. Arnavud asl idi. Ammâ müdebbir ü kâmil [ve] hayr-hâh-ı devlet idi. Kapudanlık ile Bağdâd seferine gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73b ·
metinde göster ·
Mehemmed Paşa sarâyında haste-hâl olup anda merhûm olduğunda Arnavud Paşa kendü …
Andan def‘a-i sânîde Kara Murâd Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Kul ile hüsn-i zindegânîsi olmaduğı ecilden sadâretden azl olunup eyâlet-i Şâm ihsân olunup Hamâ'da Arnavud Mehemmed Paşa sarâyında haste-hâl olup anda merhûm olduğunda Arnavud Paşa kendü türbesine Murâd Paşa'yı defn eder. Zîrâ Arnavud Paşa, Murâd Paşa sadâretinde bu türbeyi binâ ederken Arnavud Paşa'nın hedâyâsıyla bir kapucubaşısı Murâd Paşa'ya hedâyâları teslîm edince Murâd Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
… up Hamâ'da Arnavud Mehemmed Paşa sarâyında haste-hâl olup anda merhûm olduğunda
Arnavud
Paşa kendü türbesine Murâd Paşa'yı defn eder. Zîrâ Arnavud Paşa, Murâd Paşa sad …
Andan def‘a-i sânîde Kara Murâd Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Kul ile hüsn-i zindegânîsi olmaduğı ecilden sadâretden azl olunup eyâlet-i Şâm ihsân olunup Hamâ'da Arnavud Mehemmed Paşa sarâyında haste-hâl olup anda merhûm olduğunda Arnavud Paşa kendü türbesine Murâd Paşa'yı defn eder. Zîrâ Arnavud Paşa, Murâd Paşa sadâretinde bu türbeyi binâ ederken Arnavud Paşa'nın hedâyâsıyla bir kapucubaşısı Murâd Paşa'ya hedâyâları teslîm edince Murâd Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
… nda merhûm olduğunda Arnavud Paşa kendü türbesine Murâd Paşa'yı defn eder. Zîrâ
Arnavud
Paşa, Murâd Paşa sadâretinde bu türbeyi binâ ederken Arnavud Paşa'nın hedâyâsıy …
Andan def‘a-i sânîde Kara Murâd Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Kul ile hüsn-i zindegânîsi olmaduğı ecilden sadâretden azl olunup eyâlet-i Şâm ihsân olunup Hamâ'da Arnavud Mehemmed Paşa sarâyında haste-hâl olup anda merhûm olduğunda Arnavud Paşa kendü türbesine Murâd Paşa'yı defn eder. Zîrâ Arnavud Paşa, Murâd Paşa sadâretinde bu türbeyi binâ ederken Arnavud Paşa'nın hedâyâsıyla bir kapucubaşısı Murâd Paşa'ya hedâyâları teslîm edince Murâd Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
… yı defn eder. Zîrâ Arnavud Paşa, Murâd Paşa sadâretinde bu türbeyi binâ ederken
Arnavud
Paşa'nın hedâyâsıyla bir kapucubaşısı Murâd Paşa'ya hedâyâları teslîm edince Mu …
Andan def‘a-i sânîde Kara Murâd Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Kul ile hüsn-i zindegânîsi olmaduğı ecilden sadâretden azl olunup eyâlet-i Şâm ihsân olunup Hamâ'da Arnavud Mehemmed Paşa sarâyında haste-hâl olup anda merhûm olduğunda Arnavud Paşa kendü türbesine Murâd Paşa'yı defn eder. Zîrâ Arnavud Paşa, Murâd Paşa sadâretinde bu türbeyi binâ ederken Arnavud Paşa'nın hedâyâsıyla bir kapucubaşısı Murâd Paşa'ya hedâyâları teslîm edince Murâd Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
asl Harem-i hâsda perveriş bulup (---)(---) lıkdan (---)(---)(---)(---) Mel …
Zurnazan Mustafâ Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Arnavud asl Harem-i hâsda perveriş bulup (---)(---) lıkdan (---)(---)(---)(---) Melek Ahmed Paşa vezâretinde defterdâr olup tama‘-ı hâmından azl olunup niçe pes-pâye eyâlet ve sancaklara hâkim olup el-harîsu mahrûm mazmûnunca bir sâ‘at ya‘nî bir ân çâşnisi helâl lezzetin müşâhede etsin içün mührü verüp lezzeti demâğını mu‘attar etmeden bir sâ‘atde yine mührü alup Sipâhî Mehemmed nâm hâsekî mührü Deli Hüseyin Paşa'ya cezîre-i Girid'e götürüp Menekşe nâm mahalde eyyâm muhâlif olup Girid'e hâsekî geçmek sadedinde iken akîbince Âsitâne'den bir hâsekî dahi gelüp mühr-i şerîfi gerüye avdet etdirüp mührü Özü eyâletine mutasarrıf Siyâvuş Paşa'ya gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81a ·
metinde göster ·
… r hapsinden ıtlâkı fermân olundu. Ve Nogayoğlu'na Haleb ihsân olundu. Ve Hamâlı
Arnavud
Mehemmed Paşa'ya Tarabulus in‘âm olundu. Ve Basra Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa'ya …
Ol gün Mehemmed Hân silihdârlıkdan Murtazâ Paşa'ya ibtidâ vezâret ile Şâm ihsân olundu ve Diyârbekir'den Melek Ahmed Paşa'ya Bağdâd ihsân olundu. Ve Zileli Çavuşzâde Mehemmed Paşa'ya Kudüs-i şerîf ve Emîr Paşa'ya Mısır ihsân olunup Haydar Ağazâde'nin Mısır hapsinden ıtlâkı fermân olundu. Ve Nogayoğlu'na Haleb ihsân olundu. Ve Hamâlı Arnavud Mehemmed Paşa'ya Tarabulus in‘âm olundu. Ve Basra Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa'ya ibkâ olundu. (---)82a Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81b–82a ·
metinde göster ·
… remitçiler dükkânları vardır. Zîrâ bu mahallin deryâsı dibinden mâh-ı Temmûz'da
Arnavud
gavvâsları bir gûne tîn-i siyâh çıkarırlar kim bi-emrillâh bir diyâra mahsûs de …
Ve iki yüz kârhâne kiremitçiler dükkânları vardır. Zîrâ bu mahallin deryâsı dibinden mâh-ı Temmûz'da Arnavud gavvâsları bir gûne tîn-i siyâh çıkarırlar kim bi-emrillâh bir diyâra mahsûs değildir. Ba‘dehu ol tînı gemilerden çıkarup ma‘cenelere doldurup kırk gün durup kesb-i hevâ etdükden sonra ummâllar tîn-i zülâlin içine girüp püşt-i pâ ile tahmîr edüp andan kiremit ve tula edüp pişirdiklerinde bi-emrillâh siyâh levn iken ahmer-gûn kiremit olup cümle İslâmbol hânedânları bu kiremitden örtüldüğiyçün serâpâ İslâmbol kıpkırmızı nümâyândır. Anıniçün Pîrî Paşa kasabasının kiremidi ve tulası meşhûr ve teferrücgâh bâğçeleri bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123b ·
metinde göster ·
tâ’ifesidir. Sırıklar üzre ikişer üçer yüz beyâz bez tobralar içre teleme peyni …
Esnâf-ı teleme peynirciyân: Neferât 300, bunların dükkânları yokdur. Ekseriyyâ cümle Arnavu[d] tâ’ifesidir. Sırıklar üzre ikişer üçer yüz beyâz bez tobralar içre teleme peynirlerin doldurup sırıklara bağlayup omuzlarında gezdirüp "Teleme peynir" deyü feryâd edüp gezerler. Ammâ Hudâ âlimdir bir ter ü tâze peynirdir kim bal ile mahlût olsa, ısıcak ekmek ile tenâvül olunsa âdem şehîd olmalı olunca yemek mümkündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… Ermenî Haçatur idi. Andan Bezzâzistân önünde Aydın Ermenî. Ve Kalemkâr Tambûrî
Arnavud
Osmân Çelebi {idi}. Ba‘dehu Mısır'da sikkezânbaşı olup sene 1009 târîhinde Abdu …
Andan sonra üstâd-ı kâmil yine Unkapanı'nda Ermenî Haçatur idi. Andan Bezzâzistân önünde Aydın Ermenî. Ve Kalemkâr Tambûrî Arnavud Osmân Çelebi {idi}. Ba‘dehu Mısır'da sikkezânbaşı olup sene 1009 târîhinde Abdurrahmân Paşa, Vâlî-i Mısır iken merhûm olup evlâdlarına hemân kırk bin sikke-i hasene altun kaldı. Bu kalemkârların kârına bir merd-i hünerkâr kâdir değiller idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188a ·
metinde göster ·
: Dükkân 10, neferât 30. Bu dahi gedelec gibi bir turfe silâhdır, ammâ yine ok v …
Esnâf-ı cabcıyân-ı Arnavud: Dükkân 10, neferât 30. Bu dahi gedelec gibi bir turfe silâhdır, ammâ yine ok ve yay tarafıdır. Edirnekapusunda Arnavudlar işler. Bunlar dahi müsellah Arnavud eşkâlleriyle ubûr ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194b ·
metinde göster ·
… ine ok ve yay tarafıdır. Edirnekapusunda Arnavudlar işler. Bunlar dahi müsellah
Arnavud
eşkâlleriyle ubûr ederler}.
Esnâf-ı cabcıyân-ı Arnavud: Dükkân 10, neferât 30. Bu dahi gedelec gibi bir turfe silâhdır, ammâ yine ok ve yay tarafıdır. Edirnekapusunda Arnavudlar işler. Bunlar dahi müsellah Arnavud eşkâlleriyle ubûr ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194b ·
metinde göster ·
… ferâtlarıyla çıkup her kurâ ve kasabâtlarda mahbûb ve yarar ve tüvânâ Bulkar ve
Arnavud
ve Sırf ve Urum muğ-pîçeleri ve araya yedi sekiz bin değşirme oğlanı, kânûn-ı O …
Evsâf-ı tâ’ife-i değşirme-i gulâmân: Yedi senede bir yeniçeri ocağından yayabaşı cemâ‘atlerinden bir çorbacı Rûmeli diyârına beş altı yüz neferâtlarıyla çıkup her kurâ ve kasabâtlarda mahbûb ve yarar ve tüvânâ Bulkar ve Arnavud ve Sırf ve Urum muğ-pîçeleri ve araya yedi sekiz bin değşirme oğlanı, kânûn-ı Orhân Gâzî ve ta‘lîm-i Hacı Bektaş-ı Velî ile bu kadar bin gulâmları cem‘ edüp Üsküb şehrinde cümlesine kırmızı abâdan omuzu yırtmaçlı muvahhidî abâ ve başına kırmızı keçeden hayâl-i zıl Karagöz'ü şep-külâhı gibi külâhlar ile İslâmbol'a gelüp cümlesin birer ocağa defter ile tevzî‘ edüp her ocakda ve hânedânlarda ilm-i kemâl [u] ma‘rifet tahsîl edüp ba‘dehu Türk üstüne yarımşar akçe ve yarım çuka yıllık ile acemî oğlanları yazup güzîdesin tophâne ve cebehâne ve bostâncı ocağına verirler, zîrâ ağır pâdişâh hidmetleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
… kinde Avlonya dağları'nda sâkin olup Freng lisânıyla Arab lisânından hâsıl olma
Arnavud
lisânın peydâ etdiler. Hâlâ ol kavme Kuryeleş derler. Cümlesi âbâ ve ecdâdların …
Andan ba‘zı ümmet geysûdâr olup kimi başların yülüdür idi. Hele ibtidâ yülüyüp berberlere pîr olan İbrâhîm Nebî'dir. Hattâ Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldikde geysûdâr idi. Zîrâ cemî‘i Hâşimî ve Kureyşî mergûle geysûdârlar idi. Hâlâ yine Hâşimî ve Kureyşî'de saçlı Urbân çokdur. Hattâ Kureyş kabîlesinden Cebel-i Elheme nâm kübbâr-ı Arab'dan bir kimesne bir a‘râbînin gözün çıkarup şer‘ile Hazret-i Ömer, Cebel-i Elheme'nin gözün çıkarmağa fermân edüp ol gece Cebel-i Elheme firâr edüp Antâkıyye kıralı Hırkîl'e varup Şâm nevâhîlerinde Cebel-i Elheme sâkin olduğuyçün ol mahalle Cebeliyye derler. Andan dahi firâr edüp İşpanya hâkinde Avlonya dağları'nda sâkin olup Freng lisânıyla Arab lisânından hâsıl olma Arnavud lisânın peydâ etdiler. Hâlâ ol kavme Kuryeleş derler. Cümlesi âbâ ve ecdâdlarından gördükleri gibi cümle saçlı Ârnâbûdlardır. Anıniçün Arnavudlar'ın aslı Arab'dır kim ibtidâları Cebel-i Elheme'dir. Elbasan kurbünde medfûndur, ammâ mürted oldu derler. Ve hâlâ yine Mekke câniblerinde Kureyşîlerin çoğu saçlıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197b ·
metinde göster ·
… îz edüp kuyu kazup, baca edüp su getirelim" deyü müşâvere ederler. Bunlar cümle
Arnavud
tâ’ifeleridir, hakkâ ki makdûr-ı beşer değil san‘atdır.
"Şunda su vardır, kehrîz edüp kuyu kazup, baca edüp su getirelim" deyü müşâvere ederler. Bunlar cümle Arnavud tâ’ifeleridir, hakkâ ki makdûr-ı beşer değil san‘atdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205b ·
metinde göster ·
Beşinci, Baba Nâzlı kolu: Nefer 200, Çingâne ve şehir oğlanları şakîleridir. Baba Nâzlı keştîbân oyununda şeytân-ı cihândır. Oğlu Arnavud Kâsım taklîdinde mukallid-i sâhib-i kelâm mashara idi. Rakkâslarından Çâker Şâh ve Şeker Şâh ve Süğlün Şâh nâm gulâmlardır kim pâdişâh ma‘lûmlarıdır. Zîrâ her biri dîbâ ve şîb ü zerbâf etekliklerin kuşanup meydân-ı mahabbetde çârpâreleriyle tarz-ı Acemâne raks [u] çevelân etdikde gören üftâdeler vâlih [ü] hayrân olup her köşeden sadâ-yı hû ile hâne-i sûr pür-nûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a ·
metinde göster ·
… da cüvân-nigâr taklîdi ve hoppa taklîdi ve dilsizler taklîdi ve dilenci Arab ve
Arnavud
taklîdi ve Bekrî Mustafâ ile dilenci kör Arab taklîdi, mîrasyedi çelebi ve devr …
Şeyh Şâzilî'den sonra hayâl-i zılla şöhret veren oldur. Hayâl-i zıl perdesi içinde bir küçük perde dahi kurup gâyet hurde tasvîrler ile hayâl-i zıl oynatmak anın te’lîfi idi. Ve gâyet zen-dost olmağile hayâl-i zılda cüvân-nigâr taklîdi ve hoppa taklîdi ve dilsizler taklîdi ve dilenci Arab ve Arnavud taklîdi ve Bekrî Mustafâ ile dilenci kör Arab taklîdi, mîrasyedi çelebi ve devrânî çelebiler ve üç aşkıyâ çelebiler ve cüvân-nigâr ve cüvân ile nigâr hammâma girüp Gâzî Boşnak hammâmda cüvân-nigârı basup Karagöz'ü kîrinden uryân bağlayup hammâmdan çıkarmasın ve Hacı ivad babası Şerbetcizâde taklîdin, ve'l-hâsıl hayâl-i zılde üç yüz pâre taklîdleri vardır kim bir mukallid ana nazîre bir taklîd etmek mümkün değildir. Bir kere dinleyen mahabbet edüp elbette irşâd olması mukarrer idi. Zîrâ cemî‘i taklîdi tahkîk-i hakîkî olmak üzre netîce-i kelâmları cümle tasavvuf idi, yine böyle iken âdem gülmeden bayılırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
… ol bozasının ayakdan alır hümüllü ve salatalı Süleymâniyye'de Yâsemen bozası ve
Arnavud
Kâsım bozası ve Ayasofya'da Taşaklı bozası ve Unkapanı'nda Sinân bozası ve Momo …
Ammâ bu İslâmbol bozasının ayakdan alır hümüllü ve salatalı Süleymâniyye'de Yâsemen bozası ve Arnavud Kâsım bozası ve Ayasofya'da Taşaklı bozası ve Unkapanı'nda Sinân bozası ve Momo bozası ve'l-hâsıl ayakdan alır bozalar var kim Unkapanı'nın zelehor hammâlları bahis ile bozaları içüp arka hammâlıyken evine sırık hammâlları yükledüp götürürler, tâ bu mertebe keskin bozalar vardır. Ve Unkapanı'nda hammâl u cemmâller çok olmağile on üç bozahâne vardır, her birinde kırkar ve ellişer huddâmları, her birinde beşer altışar yüz boza bekrîsi cânlar vardır kim sabâhdan tâ gurûba dek bozahânede oturup caba boza içer hammâllar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… i ve manlifke takyalı, bağır yelekli, bâzûları sığalı, eli boza kürekli ve beli
Arnavud
işbata kılıçlı, şehbâz neferâtları ubûr edüp halk üzre boza darısı saçarak bir …
Ardları sıra bozacıbaşı yeşil takyalı ve kırmızı fesli ve manlifke takyalı, bağır yelekli, bâzûları sığalı, eli boza kürekli ve beli Arnavud işbata kılıçlı, şehbâz neferâtları ubûr edüp halk üzre boza darısı saçarak bir hây-hû ile ve gûnâ-gûn Arnavud şakaları ve murabba‘larıyla ubûr edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215a ·
metinde göster ·
… neferâtları ubûr edüp halk üzre boza darısı saçarak bir hây-hû ile ve gûnâ-gûn
Arnavud
şakaları ve murabba‘larıyla ubûr edüp giderler.
Ardları sıra bozacıbaşı yeşil takyalı ve kırmızı fesli ve manlifke takyalı, bağır yelekli, bâzûları sığalı, eli boza kürekli ve beli Arnavud işbata kılıçlı, şehbâz neferâtları ubûr edüp halk üzre boza darısı saçarak bir hây-hû ile ve gûnâ-gûn Arnavud şakaları ve murabba‘larıyla ubûr edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215a ·
metinde göster ·
Ammâ cümleden kabâ’il-i Hâşimî-i Kureyşî ve Ebathîdir kim Server-i kâ’inât ve Mefhar-i mevcûdât ol sülâle-i 256b Sâmî'den vücûda gelmişdir kim kevn ü mekân anınçün halk olup anın rû-yı âbına bâlâda tahrîr olunan elsîne-i muhtelife ve gûnâ-gûn kavm ile rûy-ı dünyâ müzeyyen olup ümmetlerinin destinde cümle milel-i muhtelife zâr [u] zebûnlardır. Kavm-i Arab'dan mâ‘adâ kabâ’il-i gûnâ-gûna acem derler. Anınçün ism-i şerîfleri "Seyyidü'l-Arab ve'l-‘Acem" deyü mevsûfdur. Bu bâlâda tahrîr olunan akvâmın netice-i ecdâdları Âdem-i Sânî, Hazret-i Nûh Necî evlâdlarından Sâm ve Hâm ve Yâfes'e müntehî olur. Dahi netice-i silsîle âhiri Âdem Safîy'de karâr bulur. Ez-în-cânib maksûd [u] merâmımız seyâhatnâmemizde Abaza kavminin ibtidâ zuhûru ahbâr-ı sikâdan Cevâhir-i Ahbâr tahrîr etmişlerdir kim ba‘de hicreti'n-Nebeviyye sene 25 târîhinde Hazret-i Ömer hilâfetinde kabâ’il-i Kureyş'den Beşe nâmında bir Arab meliki var idi. Ve hâkim-i kavî iktidâr idi. Irak ve Yesrib ve Bathâ ve Yemen ve Aden ve melik-i Seba‘ memleketlerine mutasarrıf idi. Bu mezkûr Beşe melikin beş evlâdı vücûda gelüp her biri birer fetâ bahâdır oldular. Büyük oğlu Cebel el-Hime ikincisi Arab ve üçüncüsü Keysû ve bu Keysû'nun üç oğlu oldu. Biri Keys, biri Mevâl, biri Tayy idi. Yine Beşe'nin dördüncü oğlu (---)(---)(---)(---)(---) hikmet-i Hudâ babaları Beşe, Arab melîki merhûm olup Hazret-i Ömer'in re‘yiyle mîr-i âşîretliği büyük oğlu Cebel el-Hime'ye tevcîh olundu. Bir gün bu Cebel el-Hime hatâ’en bir Arabın gözün çıkarup Arab huzûr-ı Hazret-i Ömer'e geçüp da‘vâ edince şer‘ ile Cebel el-Hime'nin gözün çıkarmak icâb etdi. Hemân Cebel el-Hime gayretinden nâmûs edüp ol gice cümle aşâ’ir [u] kabâ’iliyle ve dörd birâder-i cân-berâberiyle firâr edüp Antakiyye'de Harkil Krala varup bir karârgâh ister. Ol dahi Cebel el-Hime'ye Şam-ı Trablus dağların verüp leb-i deryâda bir şehr bünyâd eder. Hâlâ Cebeliyye şehri Cebel el-Hime binâsı olduğıyçün Cebeliyye derler. Bunda dahi kerr u ferr u dârât sâhibi olup Şam ve Medîne etrâfların nehb ü gârât başlayup üzerine Hâlid b. Velîd ve Esved ibn Mikdâd yüz bin asker ile hurûc edüp Cebel Cebelîde karâr edemeyüp gemilerle İspanya diyârına firâr edüp şehr-i azîm Avlonya dağlarında karâr etdiler. Kavm-i Kureyşî olduklarından sâkin olduğu dağlara Kuryeleş dağı ve Kuryeleş Arnavudu derler. Frenk lisânıyla muhtelit olduklarından Arnabud lisânı peyda etdiler. Hâlâ ol dağ Arnavudları cümle Arab gibi saçlı kavmdir. Ve şiğirleri ve türkileri Arab âğazeleridir. Anın içün Arnavud kavminin aslı Arabdandır kim cedleri Cebel el-Hime'dir. İlbasan kurbunda yatır. Ammâ mürted-i bî-dîn olmamışdır. Ba‘dehû evlâdı Dukad mürted olmuşdur. Avlonya ile Delvinye mâbeynindeki Dukad dağlarında sâkin olurlar. Esmerü'l-levn Arab gibi lehçeli ve saçlı Arnavudlardır. Ez-în-cânib Cebel el-Hime üzre gelen Hâlid ibn Velîd Cebel el-Hime'nin karındaşı Arab'ı ve Keysû'nun oğlu Keys'i ve Mevâl'i ve Tayy'ı kayd-bend ile Hicâz'a götürüp Bağdâd çölünde yurd verüp Keys, Keys urbânına melik oldu. Tay, Tay kabîlesine melik oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a–256b ·
metinde göster ·
ve Arab-ı Ummân ve Urbân-ı Tayy ve Urban-ı Keys cümle karındaş evlâdları ve Kur …
Çerkes ve Abaza ve Laz ve Arnavud ve Arab-ı Ummân ve Urbân-ı Tayy ve Urban-ı Keys cümle karındaş evlâdları ve Kureyşîlerdir kim Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezelîsinde rûy-ı arzı bu kavmler ile müzeyyen etmek imiş. Edîm-i arzı böyle imâr etdi. Arapça Ammâ vilâyet-i Abaz'da ibtidâ ma‘mûr olan aşîret-i Çaçlardır: Mikrilce dahi kelîmât ederler. Zîrâ nehr-i Faşa'nın karşu tarafı sâfî Mikrilistândır. Câc beğzâdeleri vardır. İsmi (---) on bin Aznavu askere mâliklerdir. Bir mezhebde değil, harâmî bahâdır kavmdir. Gâyet mahsûldâr dağları vardır. Cevizleri ve fındıkları ve zerdavaları çokdur. Silâhları, Arab gibi ok-yay ve harbedir. Atlısı azdır, piyâdeleri şehbâzdır, mahbûb u mahbûbeleri şehnâzdır. İskeleleri cânib-i garba iki konak gidüp Lakba derler, azîm iskeledir. Tarabefzûn'a üç yüz mildir. Ammâ gemiler kışlayamaz. Kıble ve gün doğusu gâyet şiddet üzre eser. Andan bir konak yine canib-i garba leb-i deryâ ile
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257a ·
metinde göster ·
… kireç ve cıbız ile mestûr sarây-ı büyût-ı ma‘mûrlardır. Cümleden sarây-ı cedîd
Arnavud
Mehemmed Paşa sarâyıdır kim nehr-i Âsî kenarında üç yüz hâneli ve müte‘addid kâ …
Cümle (---) mahalledir ve cümle (---) bin bâğ u bâğçeli havz u şadırvanlı sarây-ı âlîler ve gayri a‘yân [u] kibâr hâneleridir kim cümle hâk-i pâk ile ve kireç ve cıbız ile mestûr sarây-ı büyût-ı ma‘mûrlardır. Cümleden sarây-ı cedîd Arnavud Mehemmed Paşa sarâyıdır kim nehr-i Âsî kenarında üç yüz hâneli ve müte‘addid kâ‘alı ve iki hammâmlı ve haremi bâğ-ı cinânlı sarâydır kim meğer misli Şâm'da ola. Murtezâ Paşa'ya bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim ta‘bir olunmaz. Ve sarây-ı Şeyh İbrâhîm Efendi ibn Abdülkâdir el-Cîlânî ve Sarây-ı (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)25b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25a–25b ·
metinde göster ·
Mehemmed Paşa hammâmı kadar hammâm-ı rûşenâ bir diyârda görmedim. Evvelâ diyâr- …
Memdûhât-ı musanna‘ hammâmların bildirir: Cümle (---) aded hammâmdır ammâ Arnavud Mehemmed Paşa hammâmı kadar hammâm-ı rûşenâ bir diyârda görmedim. Evvelâ diyâr-ı Kırım'da Bâğçesarây içinde Muhammed Girây hammâmın gördüm ammâ bu nev binâ olmağile cemî‘i kıbâblarında billûr ve necef ve moran câm-ı münevverler ile rûşendir kim gûyâ derûn-ı hammâma nûr doğmuşdur ve anadan doğma nûr-ı İlâhî sîm-ten ü sîmîn-beden dilberin dellâk-i bî-bâk cüvânlar kâküllerin perîşân edüp her âdemin huzûrunda hizmete dururlar. Cümle futaları elvân harîr peştemâllerdir ve silecek ve havlı makrameleri cümle pâk u pâkîze bisâtdır ve derûn-ı hammâmda cemî‘i Hanefî kurnalarının ve havz-ı Şâfi‘înin lüleleri ve cümle taşları altun yaldızlı lüleler ve taşlardır. Ve'l-hâsıl cemî‘i huddâmları hûr [u] gılmân-misâl dilberân-ı urbândır. Andan (---) hammâmı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle şehr-i Sivas'a dâhil olup Kara Murtezâ Paşa efendimizle yine müşerref olup cân sohbetleri edüp niçe gûne seyr [u] temâşâlar edüp niçe bin ahvâl-i pür-melâle vâkıf olduk. Âkıbet Murtezâ Paşa efendimiz bir kevkeb u baht-ı sa‘âdet sâhibi vezîr-i âlî-şân olmağıla Âsitâne tarafından Sadrıa‘zam Kara Murâd Paşa mühür sâhibi olur deyü havfa düşüp gâh Azağ'a gâh Kazağ'a ve gâh Silifke ve Kars'a atmak murâd edindikde Murtezâ Paşa dahi Âsitâne tarafında Koca Vâlide Sultân'a ve kızlarağasına yigirmişer bin altun gönderüp kendüyi der-i devlete getirdmeğe amel etdi. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi eyâlet-i Bağdâd'dan ma‘zûlen Sivas'a dâhil olup evvelki Bağdâd'a gidişimizi yâd edüp "Hayfâ kim Bağdâd henüz yeniçeriler zulmünden harâb olmadadır" deyü te’essüf çeküp üç gün ol zemistânda şehr-i Sivas içre tekâ‘üd edüp Murtezâ Paşa efendimiz beher yevm yüzer koyun ve beşer yüz somar arpa ve onar bin nân ve sâ’ir sebzevât ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ şeker ve kahve ve misk u amber-i hâm ve za‘ferân u şem‘-i aseline varınca ta‘yînâtın verüp üç kerre ziyâfet-i azîm edüp birer İbrâhîm Hân kürkü geydirüp birer zerrîn rahtlı ve sîm zeynli küheylân atlar hedâyâ çeküp Melek Paşa'ya Murtezâ Paşa i‘zâz [u] ikrâm ederdi. Vedâ‘dan bir gün mukaddem Melek Paşa'ya beş katâr-ı katır raht [u] bisâtlarıyla keşîde edüp Melek Paşa Murtezâ Paşa emîrâhûruna bir semmûr kürk giydirdi ve Melek Ahmed Paşa dahi Murtezâ Paşa'yı hânesine da‘vet edüp bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim diller ile ta‘bîr olunup kalemler ile tahrîr olunmaz. Bu ziyâfet mahallinde âsitâne tarafından Murtezâ Paşa efendimizin ulağı Tatar Aliş gelüp ma‘zûllük haberi getirüp Murtezâ memnûn oldu ve ertesi Melek Ahmed Paşa vedâ‘laşup gitdükde hakîr beş sâ‘at bile gidüp anlar Yenişehir'e gitdiler. Hakîr yine Sivas'a gelüp tedârik-i râh görmeğe mukayyed iken âsitâne-i sa‘âdet tarafından Şâm-ı Tarabulus'dan ma‘zûl Hamâlı Arnavud Mehemmed Paşa'ya Sivas-ı Rûm eyâleti ihsân olunup sene (---) târîhinde mâh-ı (---) gurresinde müsellim gelüp dîvân-ı pâdişâhîde Murtezâ Paşa emr-i şâhîyi kırâ’at etdirüp "Bu mansıb-ı dünyâ bir el destmâli-misâl elden ele gezer. Paşa karındaşımıza Allah mübârek eyleye!" deyü Müsellim Kâfirzâdeye bir semmûr lipâçe geydirüp cümle a‘yân-i vilâyet müsellimi alup gitdiler. Paşa sarâyda on gün dahi meks edüp cemî‘i levâzımâtların görüp konakçıyla doğru Eskişehir'e gidüp eyâlet-i Sivas'a cümle sekiz ay mutasarrıf olmuşuzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90a ·
metinde göster ·
… uşdur, ammâ ma‘mûr u rûşen binâ bir câmi‘-i zibâdır ve Küçük Mâ (---) câmi‘i ve
Arnavud
câmi‘i ve Alaca Mescid câmi‘i ve 91b Zincirli Kuyu câmi‘i ve Kadı mahallesi c …
Der-sitâyiş-i cevâmi‘hâ-yı Zile: Cümle yetmiş beş aded ma‘bedgâh-ı kadîmlerdir. Evvelâ yukaru Kal‘a câmi‘i ve Ulucâmi‘i minârelidir. Ve Tabahâne câmi‘i ve Dudlu Bınar câmi‘i ve Kuyumcu Ömer Ağa câmi‘i ve Boyacı Hasan Ağa câmi‘i karîbü'l-âhd binâ olunmuşdur, ammâ ma‘mûr u rûşen binâ bir câmi‘-i zibâdır ve Küçük Mâ (---) câmi‘i ve Arnavud câmi‘i ve Alaca Mescid câmi‘i ve 91b Zincirli Kuyu câmi‘i ve Kadı mahallesi câmi‘i ve Yeni Mahalle câmi‘i ma‘lûmumuz olan mezgitgâh-ı kadîmler bunlardır. Bunlardan mâ‘adâ 64 aded mahalle mesâcidleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 91a–91b ·
metinde göster ·
… ımız cengleri görmüş üç bin ceng eri 103a Abaza ve Çerkez ve Gürcî ve Kürd ve
Arnavud
yiğitlerimiz var. Ve yüz elli baltacı tüfeng-endâz var ve kâmil câna başa kalma …
Bu hâlde iken paşa buyurdular kim "Ayâ bizden bir âkıl u hamûl u halûk kimesne kim var kim bu tâ’ife-i mütemerridîn huzûrumuzda sizden râzı olduk, deyü tesellî-i hâtırla gitdiler. Ayâ aslı ne ola, bundan kim haber getirebilir" dedikde cânib-i erba‘asına bir hayli nigerân edüp aslâ bir merd-i meydân gelüp, sultânım fermânınız olursa ben giderim, demediler. Hemân Kudde Mehemmed Kethüdâ eydür "Sultânım, bu eşirrâ-yı ecnâs def‘ine çâre budur kim bunlar bir alay çakkal u bakkal ve muhtekir sarraç ve gazzâz ve bezzâz ve cemmâl u hammâl kavimlerdir. Bunlar ölüm erleri değillerdir. Her biri İsmihân ü Ümmühân ve Gülistân u Bostân ve Râbi‘a vü Fâtıma'sından geçmezler. Bu bizim sarâyda hâlâ bin yedi yüz harc alır ağavât ve karakollukçu vardır ve karşu hânımızda Daşnık Mirza ve Hanifi Halîfe cengin görmüş ve Diyârbekir'de Sincâr dağında Saçlı Kürdü kırdığımız cengleri görmüş üç bin ceng eri 103a Abaza ve Çerkez ve Gürcî ve Kürd ve Arnavud yiğitlerimiz var. Ve yüz elli baltacı tüfeng-endâz var ve kâmil câna başa kalmaz dörd yüz iç ağaları var. Cümle altı bin aded asker olur. İbtidâ tenbîh edelim. Ayasofya kapusun sedd etsinler. Andan bostâncıbaşıya haber edelim, Servikapusu içre bostâncılar silâhlarıyla hâzır-bâş olsunlar. Hemân biz sarây kapusun açup üç bin atlı ve piyâde Bâb-ı hümâyûna doğru üç bin yiğit dahi Cebehâne yoluna çıkup bu halkın ardın alup Ayasofya kapusu kapanmış üç askerin ortasında kalan bakkâl ve çakkal gidilerini ortaya alup eyle kılıç uralım kim Tabanıyassı Mehemmed Paşa Haleb'de askere urmamış ola. Bu tarafa kaçanları muhzır ağa yoldaşları ve hânda olan âdemlerimiz kurşuma dutsunlar. Bir zamân dâsitân-ı dûstân söylene. Hemân sultânım, cümle tevâbi‘ât [u] levâhıkâta cebehâne verelim. Cebel-i Sincâr'dan ganâyim aldığımız bin mikdârı mükemmel tüfengimiz vardır. Ve tîr [ü] kemân hadden efzûndur" deyü bu gûne cenge tergîb edecek yollar gösterüp herkes cenge âmâde iken ayâ görelim dahi ne zuhûr eder, deyü müterakkıb iken Koskafurûnlu Muhzır Ağa tebdîl-i câme olup aşağı baltacıların Harem kapusundan taşra firâr etdiği haberi paşaya gelüp paşa hayli müte’ellim olup bed-du‘â edüp "iflâh olmasın" buyurdular. Yine Bâb-ı hümâyûn önünde dahi ziyâde sadâ-yı Allah Allah evce peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102b–103a ·
metinde göster ·
… Bosna diyârında Çimirne yaylası ve Hersek'de Morina yaylası ve İllok yaylası ve
Arnavud
Belgradı kurbunda (---)(---) yaylası hemân yalnız bir kûh-ı bâlâdır. Ve Elbasa …
Evvelâ Leh ile Erdel sekeli mâbeyninde kûh-ı Sahan samur nehr-i Tise ile nehr-i Turla başıdır. Nehr-i Turla, Leh içinden Kamaniçse kal‘ası ve Bender-i Çalındır kal‘ası altından cereyân edüp Kamerü'l-kam'da Akkirmân kal‘ası kurbunda Bahr-i siyâha munsab olur. Ammâ nehr-i Tise yine kûh-ı Samur'dan çıkup Erdel diyârının Husvar kal‘ası ve Kaşa sahrâsı ve Budin serhaddinde Soluk kal‘ası ve Segedin kal‘ası altından ubûr edüp cânib-i kıbleye cereyân ederek kal‘a-i Tetil altında Belgrad Tuna mukâbelesinden yukaru nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Kûh-ı Şahansamur ulu dağdır. Andan diyâr-ı Alaman'da Tuna ve nehr-i Tunaç başında Alaman dağı meşhûrdur. Andan Leh ile İsfaç mâbeyninde Korol dağı, ammâ küffârı yaylaya çıkmazlar. Aslında şehir arzları yayladır. Ol dağ yaylalık ile meşhûr değildir. Andan Bosna diyârında Çimirne yaylası ve Hersek'de Morina yaylası ve İllok yaylası ve Arnavud Belgradı kurbunda (---)(---) yaylası hemân yalnız bir kûh-ı bâlâdır. Ve Elbasan kurbunda Yanya yaylası ve Ohri ensesinde (---) yaylası ve Serez yaylası azîm temâşâgâhdır. Her sene yetmiş seksen bin âdem ve on kerre yüz bin ganem yaylağa çıkar ve Samakov yaylası ana karib Rila yaylası ve ana karib Despot yaylası Köstence ve Tatarbâzârcığı üzre vâki‘ olmuş yaylağ-ı azîmdir. Ve Bosna'da Köprez yaylası ve Poruluk yaylası
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 143a ·
metinde göster ·
… ve kal‘a-i Şin ve kal‘a-i Sîn ve kal‘a-i Bulgari ve kal‘a-i İzvornik ve kal‘a-i
Arnavud
Belgradı ve kal‘a-i Akkirmân ve cezîre-i Kırım'da İnkirmân ve kal‘a-i Sudak ve …
Hatta bu hakîr sa‘b kılâ‘lardan} kal‘a-i Afyonkarahisârı ve kal‘a-i Şabinkarahisârı ve kal‘a-i Mekü ve kal‘a-i Van-ı sedd-i imân ve kal‘a-i İmâdiyye ve kal‘a-i Markab ve kal‘a-i Hasan ve kal‘a-i Ermenak ve kal‘a-i Gerek, bunlar Anadolu kal‘alarıdır, ammâ diyâr-ı Rûm'da kal‘a-i Benefşe ve kal‘a-i Gördüs ve kal‘a-i Misistre ve kal‘a-i 211a Yayiçse ve kal‘a-i Şin ve kal‘a-i Sîn ve kal‘a-i Bulgari ve kal‘a-i İzvornik ve kal‘a-i Arnavud Belgradı ve kal‘a-i Akkirmân ve cezîre-i Kırım'da İnkirmân ve kal‘a-i Sudak ve kal‘a-i ibret-nümâ-yı Menkup. Bu bâlâda tahrîr olunan kılâ‘-ı Hudâyîleri bu abd-i kemter-i ahkar görmek müyesser olup ammâ bu kal‘a-i Mardin'e birisi müşâbih değildir. Zîrâ zirve-i a‘lâsına urûc edince kâmil iki fersahda çıkılır. Cânib-i erba‘asında üçer dörder menzil yerden nümâyân bir kal‘a-i sedd-i imândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b–211a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın cümle ahâlîsi Süleymân Hân asrından berü Boşnak ve
Arnavud
ve Rûm kavmi evlâdları olmağile cümle Sünnî vü şecî‘ ve mü’min ü muvahhidlerdir …
Ve bu kal‘anın cümle ahâlîsi Süleymân Hân asrından berü Boşnak ve Arnavud ve Rûm kavmi evlâdları olmağile cümle Sünnî vü şecî‘ ve mü’min ü muvahhidlerdir. Câ-be-câ ulemâları ve dârü't-tedrîsleri vardır. Ve kal‘aya bilmedikleri dönük ve mönük Kürd tâ’ifesin komazlar. Cümle birbirlerine akrabâ-yı muhibb-i sâdık olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245a ·
metinde göster ·
ve Boşnak ve Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Tatar ve gayrı benî Âdem-i mütenevvi‘d …
{Hikâye-i garîbe [vü] acîbe}: Hatta Süleymân Hân bu kal‘a-i Van'ı feth etdükde derûn-ı kal‘a-i Van'a asla Ekrâd kavmi komayup la‘netnâme tahrîr edüp cümle kavm-i Ervâm'dan Arnavud ve Boşnak ve Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Tatar ve gayrı benî Âdem-i mütenevvi‘den "Benem diğer nîst" diyen zor-âver fetâlardan on iki bin güzîde asker koyup bunlara beleğan-mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar edüp âhir ulûfeler ve me’kûlât [u] meşrûbâtların müstevfâ ta‘yîn edüp "Bu kal‘a-i vakfullahı size emânet kodum. Dîn-i mübîn uğuruna bu sedd-i üstüvârı ale'l-ittifâk gözedesiz!" deyüp çetr-i mülammâ‘ında hâb-âlûd oldukda hemân Hazret-i Ebâbekrini's-Sıddîk radıyallahu anh Süleymân Hân'ın vâkı‘asına girüp eydür: "Ey Süleymân! Ne hoş bu kal‘ayı Van kuluna emânet verdin. Bu kal‘aya Hazret-i Risâlet-penâh efendim ibtidâ nübüvvetinde ben İslâm ile müşerref olduğumda yarlığ-ı belîğle beni bu kal‘a-i Van'a elçiliğ ile gönderüp ibtidâ Van halkını ben İslâm ile müşerref edüp Câlût Melik deyrini câmi‘ etdim. Ol zamândan berü bu kal‘a-i Van benim himâyemdedir. Yürü {rumûz} "Gam yeme!" sene (---) târîhine dek evlâd-ı evlâdların mansûr [u] muzafferdir. Hemân sen diyâr-ı Alman'da Belgrad ve Malta ve Kızılelma ve Bağdâd ve gayrı diyâr deyrlerin feth [ü] fütûhâtına me’mûrsun. Yürü cenâb-ı Bârî sana yârî ola. Ben Van'ı bi-emrillah feth ederim." deyüp Süleymân Hân ol ân hâbdan bîdâr olup Ebussu‘ûd Efendi'ye nakl bi'l-mastar menâm-ı sâlihayı bir bir takrîr etdikde Ebussu‘ûd Efendi ve gayrı huzzâr-ı meclisler hamd ü senâ edüp Van kulları inkırâzu'd-deverân tenâsül bulmalarıyçün du‘â edüp cânib-i dârü's-saltanati'l-aliyye tarafına atf-ı ınân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256a ·
metinde göster ·
… ‘mîr ü termîm ederken kal‘a-i bâlâ Mihribân üzre gâret etmeğe Rûmeli eyâletiyle
Arnavud
Deli Yûsuf Paşa'yı ve Haleb Paşası Çerkes Muhammed Paşa'yı ve yeniçeri ağasıyla …
Çünki Serdâr-ı mu‘azzam Hüsrev-i Şîr diyâr-ı Acem'de Hemedân ve Dergezîn ve Bâğ-ı Cinân'ı ve Hille ve niçe nâmdâr kal‘aları muhâsara edüp amân u zamân vermeyüp on yedi pâre kılâ‘-ı metîneleri bilâ-ceng ü bilâ-cidâl feth edüp kendüleri Çiğ Ahmed kal‘asın ve Hille kal‘asın ta‘mîr ü termîm ederken kal‘a-i bâlâ Mihribân üzre gâret etmeğe Rûmeli eyâletiyle Arnavud Deli Yûsuf Paşa'yı ve Haleb Paşası Çerkes Muhammed Paşa'yı ve yeniçeri ağasıyla kırk oda kapu kulların ve dörd aşağı bölük sipahîlerin ve kifâyet mikdârı topçu ve cebeciler ile seksen aded şâhî toplar verüp kırk bin asker ile kal‘a-i Mihribân'ı muhâsaraya gönderir. Çünki asker-i İslâm kal‘a-i Mihribân altına varup vaz‘-ı hıyâm etdiler. Şâh-ı gümrâh tarafından elli bin güzîde pür-silâh ile Zeynel Hân nâmına bir hânlar hânı asker-i İslâm'ın mukâbelesinde meks-i çetr-i mülammâ‘ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 318a ·
metinde göster ·
Ta bu mertebe Mu‘âviye'yi ve Yezîd'i sevmezler. Bu ahvâle hakîr pek vâkıfım ve niçe Arnavud huccâcları Şâm'a geldiklerinde kabr-i Yezîd üzre gelüp teşelşül ve teğayyuz etdiklerin bu hakîr görmüşüm. Zîrâ hâlâ kabr-i Yezîd Şâm'da yeste-bârân-zede hânedir kim âyende vü revendelerin ârâmgâh-ı teşelşülhâneleridir. Bu ahvâle dahi vâkıfım ki bir kavm-i Yezîdî kabr-i Yezîd kurbünden ubûr ederken eğer etrâfı hâlî görürse elbette eğilüp Yezîd'in kabri üzre olan sidiği eteğin bulaşdırır yahûd bir vasla necâset kaldırup azâb-ı Yezîd'i tahfîf edüp ubûr eder. Andan ma‘lûmdur kim ol âdem dürüst Yezîdî'dir ve dahi Yezîd ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351b ·
metinde göster ·
… kûr kasr-ı bülendi münhedim edüp hâlâ esâsı ma‘lûmdur. Ammâ el-hâletü hâzihî bu
Arnavud
Depesi nâm mahalden bir çay cereyân eder ammâ ismi ma‘lûmum değildir. Bu mahall …
Ba‘dehû sene 815 târîhinde Timur Hân-ı Gürkân, Bağdâd üzre gelirken bu mezkûr kasr-ı bülendi münhedim edüp hâlâ esâsı ma‘lûmdur. Ammâ el-hâletü hâzihî bu Arnavud Depesi nâm mahalden bir çay cereyân eder ammâ ismi ma‘lûmum değildir. Bu mahallin (---)(---) içinden berü cereyân edüp nehr-i Habur-ı Karkaya'ya mahlût olur. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397b ·
metinde göster ·
… ayda tekmîl edüp derûn-ı kal‘aya müstevfâ asker ve cebehâne koyup muhâfazasına
Arnavud
Ahmed Paşa'yı kodu. Hâlâ Şehrezûl hâkinde ma‘mûr kal‘adır, ammâ kal‘a-i Musul'a …
Ve Musul'un cânib-i şarkında Şatt aşrı ara yatıda Musul'a karîb Şehrezûl hâkinde Acem 402a diyârıyla müşâ kal‘a-i Çiğ Ahmed kâh Musul'a ve kâh Şehrezûl'a ve kâh Acem destine girerdi. Mürûr-ı eyyâm ile harâb olmağile sene 1039 târîhinde Hüsrev Paşa Bağdâd üzre serdâr-ı mu‘azzam oldukda Musul'dan bu kal‘a-i Çiğ Ahmed üzre gelüp meks etdikde gördü kim bu kal‘a kân-ı bûm [u] gurâb ve harâb u yebâb olmuş. "Kal‘a-i Bağdâd'ın bu kal‘a, esbâb-ı fethine bâ‘isdir." deyü deryâ-misâl asker ile ta‘mîr ü termîmine mübâşeret edüp bir ayda tekmîl edüp derûn-ı kal‘aya müstevfâ asker ve cebehâne koyup muhâfazasına Arnavud Ahmed Paşa'yı kodu. Hâlâ Şehrezûl hâkinde ma‘mûr kal‘adır, ammâ kal‘a-i Musul'a karîbdir. Ve diyâr-ı Acem'de Hemedân ve Dergezîn ve Mihribân ve Bâğ-ı cinân şehirlerine dahi ikişer günlük yol karîbdir. Yine Musul'un şarkında ara yatıda Acem hudûdunda Sultâniyye kal‘asına bir menzil karîb şehr-i Übhur Hemedân hâkimi hükmünde daroğalık bir şehirdir ve bâğ-ı Merâm'dan nişân verir bir şehr-i cinândır kim diyâr-ı Acem'in âb-ı rûyıdır. Lâkin Musul'a karîbdir. Bu şehr-i Übhur'a gâyet karîb şehr-i Musul'a ara yatı ba‘îd şehr-i Zengân, şehr-i Hemedân hâkinde başka sultânlık ve daroğalıkdır. Bir yanı sahrâ-yı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 401b–402a ·
metinde göster ·
… Rûm Hasan Ağa ve Boşnak Mehemmed Ağa ve Kayıkçı Hüsâm Ağa ve şâmlı Mehemmed ve
Arnavud
şa‘bân Ağa ve niçe söz sâhibi eşkıyâlar eyitdiler:
"Kul Allâh'ındır. Sen bir mütevellîsin. Hemân bize vazîfemizi ver. Dîn uğruna ceng edelim" deyü her kafâdan bir sadâ zâhir olunca hemân Rûm Hasan Ağa ve Boşnak Mehemmed Ağa ve Kayıkçı Hüsâm Ağa ve şâmlı Mehemmed ve Arnavud şa‘bân Ağa ve niçe söz sâhibi eşkıyâlar eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6a ·
metinde göster ·
… m, asesbaşı ve subaşıya tenbîh buyurun. On bin meyhâneci ve bakkal ve çakkal ve
Arnavud
bozahâneci kefereleri ve yüz aded Sirem arabaları dahi gelüp cümle bin üç yüz a …
{Hakîr eyitdim}: "Sultânım, asesbaşı ve subaşıya tenbîh buyurun. On bin meyhâneci ve bakkal ve çakkal ve Arnavud bozahâneci kefereleri ve yüz aded Sirem arabaları dahi gelüp cümle bin üç yüz arabalar olup cebecibaşı ve topçubaşıdan dahi birkaç çorbacılar neferâtlarıyla alaya çıkup cebehâne ve topları alaydan sonra anlara teslîm edelim. Ve Kapudan paşa tarafından birkaç kapudanlar ile elleri kırbaçlı ve Silisreli vardiyânları bile gelüp kâfirler keşân ber-keşân çeküp ba‘de alay Tershâne-i âmireye götüreler" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64a ·
metinde göster ·
… inde iken Hasan Paşa gâfil bulunmayup hayli ceng ederken Murtazâ Paşa kahvecisi
Arnavud
Mehemmed, Hasan Paşa'nın depesinden bir hançer-i zü'l-ficcâm-ı mühlik urunca "H …
Vüzerâ ve mîr-i mîrânların cümlesin bî-te’essüf ve bilâ-usret Hasan Paşa'yı hüsn-i tedbîr ile Haleb'de Murtazâ Paşa sarâyında katl sadedinde iken Hasan Paşa gâfil bulunmayup hayli ceng ederken Murtazâ Paşa kahvecisi Arnavud Mehemmed, Hasan Paşa'nın depesinden bir hançer-i zü'l-ficcâm-ı mühlik urunca "Hay kahbe hîz" deyü Hasan ana hamle ederken âhir-i kâr Bitlisli İbrikdâr Deli Ahmed Hasan Paşa'yı yıkup başın kesüp Murtazâ Paşa'ya Kahveci Mehemmed ve Bitlisli Deli Ahmed başı getirdiklerinde ikisine birer kîse altun verüp Murtazâ Paşa yedi kerre secde-i şükür eyleyüp cenâb-ı Hakk'a hamd u senâ etdikden sonra cümle celâlî kelleleri birer keyd-i mekîn ü kemîn ile kimi ma‘nûken ve kimi şilim şilim ve dilim dilim ile ve kimi kemend-i ayyârân ile boğulup her biri birer hâl-i pür-melâl ile kelle paça olup başları pişmeden ve şiddet-i hârdan her baş şişmeden sâde tuz ile kutular içre basdırup fitrâklere asdırup Hasan Paşa ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Tayyaroğlu ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Vanlı Erciş Beği Deli Ferhâd Paşa ve Cân Mirzâ Paşa ve Ma‘nek Siyâvuş ve Beğzâde ve Deli Ferhâd Paşa oğlu Yahyâ Beğ'i (---) ve niçe celâlî haşerâtlarının kelleleri Murtazâ Paşa huzûruna gelüp galtân olmada ve ba‘zı celâlîler meyhâne ve bozahâne ve konaklarında zevk u safâda iken ve niçesi keyd-i mekînden emîn olduk zann edüp sûk-ı sultânîde bey‘ ü şirâda iken ve kimi bâğ u bâğçede ayş [u] işretde iken ve kimisi kahvehâne ve hammâmda ve hazz-ı nefsi olan seyr-i sulûklerde bulunduğu yerlerde bu celâlîlere bir tîğ-i âteş-tâb urdular kim Haleblilerin derûnlarındaki âteşleri teskîn olup kellelerin sarây meydânına yığup andan Haleb'in kal‘a kapuların küşâde edüp ahâlî-i Haleb'in ata dona kâdir olan şahbâzları atlanup taşra varoşda ve gök meydânda hayme vü hargâhlarıyla konan celâlîlere eyle kılıç urdular kim Haleb'in Çürük Kana suyuna benî Âdem kanı revân olup mahlût oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74b ·
metinde göster ·