kayayı selef üstâdları arslan gibi tasvîr edüp ol esedin ağzından ol âb gürleyü …
Ayn-ı arslan: Bir kayayı selef üstâdları arslan gibi tasvîr edüp ol esedin ağzından ol âb gürleyüp bir havz-ı azîme rîzân olur. Ammâ el-ıyâzen-billah ol kadar ıssıdır kim havz içinde kazganda aş niçe kaynarsa bu ayn-ı humme eyle kaynar. Hatta bu hummelere gelen ehl-i teferrüc bu aynda koyun ve sığır kellesi ve paçaları haşlarlar, tâ bu mertebe ıssıdır. Ammâ hikmet-i Hudâ-yı azîm bu mezkûr ıssı suya muttasıl mâbeyni üç adım kadar ba‘îd bir kaya deliğinden bir sovuk su çıkar kim rûz-ı nevrûzda bir âdem ol suya el sokmağa iktidârı olmaz. Ta bu mertebe şiddet-i bürûdet üzredir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245b ·
metinde göster ·
… giriftâr olup bar bar bâğırır ve çar çar çağırır. Paşalı fetâlarından bir yiğit
arslana bir
kurguşum urup {esed} mürd oldu.
Bir gice bu mahalde bir hay huy kopdu. Meğer bir arslan-ı Yezîdî, Şakakî Yezîdîlerinin bir câmûs-ı mefretin kovarak sakız gölüne câmûs gark olur. Esed-i Yezîdî dahi akîb-i câmûsa düşüp kovarak arslan dahi sakız ma‘deni içre gark olup câmûsu pençesiyle reşh urup var kuvvet-i bâzûsıyla câmûsu gölden taşra atmış ammâ câmûsun bir kolunu pençesiyle söküp silküp ayırmış ve câmûs kenâr-ı gölde kalmış ammâ arslan dahi câmûsu sakızdan taşra atdığı zorundan beli kırılup sakız ma‘deni içre kalmış. Ale's-sabâh temâşâsına vardık, fakîr arslan sakız ma‘deni dâmına giriftâr olup bar bar bâğırır ve çar çar çağırır. Paşalı fetâlarından bir yiğit arslana bir kurguşum urup {esed} mürd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
… mmâ niçe kerre varup ziyâret etdim, ammâ görmedim, ammâ bu türbe etrâfında olan
arslanlar bir
ferd-i âferîde merd ü zene zarar etmeyüp türbeye benî âdem varsa arslanlar çöle …
El-hâsıl ulu sultândır kim ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır. Ve her bâr merkad-i pâk-i pür-envârında Hasanî ve Hüseynî arslanlar gelüp ziyâret etdiklerin niçe bin âdemler görmüşlerdir. Hattâ "Bir esed dâ’imâ merkad-i şerîfin türbedâr ile bekler" dediler, ammâ niçe kerre varup ziyâret etdim, ammâ görmedim, ammâ bu türbe etrâfında olan arslanlar bir ferd-i âferîde merd ü zene zarar etmeyüp türbeye benî âdem varsa arslanlar çöle giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 1b ·
metinde göster ·
… cümle asker pür-silâh olup âmâde oldular, zîrâ nısfu'l-leylin şeb-i muzliminde
arslanlar bir
sürü gâv-ı beyâbânı kovarak asker içine câmûslar cânları havfinden girince cüml …
Menzil-i kal‘a-i harâb-ı Âşık: Bâlâda mevsûfdur, ammâ bu gece cümle asker pür-silâh olup âmâde oldular, zîrâ nısfu'l-leylin şeb-i muzliminde arslanlar bir sürü gâv-ı beyâbânı kovarak asker içine câmûslar cânları havfinden girince cümle asker şebhûn olunduk zann edüp iki sâ‘at bir hay huy olup tüfeng sadâsı evce peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 2a ·
metinde göster ·
… beyâz mermer üzre tasvîr olunmuşdur. Üstâd-ı nakkâş Freng-i Mânî mermer-bür bu
arslana bir
emek sarf etmiş kim gören anı zî-rûh zann eder. Ol ecilden bu kulleye arslan ku …
Mâ-tekaddem küffâr asrında bu küçük kapu dibindeki kullede bir gemi limanı kapusu var. Cümle kayıklar andan içeri kal‘anın içine girirler imiş. Hâlâ ol liman kapusu dîvâr ile örtülüdür kim bu liman kapusu kemeri üzre olan kullenin nehr-i Ten'e nâzır cânibinde on arşın yüksekde bir kanatlı arslan tasvîri var. Çâr köşe beyâz mermer üzre tasvîr olunmuşdur. Üstâd-ı nakkâş Freng-i Mânî mermer-bür bu arslana bir emek sarf etmiş kim gören anı zî-rûh zann eder. Ol ecilden bu kulleye arslan kullesi derler. Ammâ kavm-i Freng böyle kanatlı arslan tasvîrlerine San Marko ve Santa Marko derler. Hattâ Bundukânî dedikleri Venedik küffârının sancağ u bayraklarında taşıdıkları kanatlı esed sûretidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
… şimâlîsinde bâğlar içinde sultân-ı âşıkân kutbü'l-aktâbi'z-zamân Hazret-i şeyh
Arslan. Bir
ulu âsitânesi ve firâvân fukarâları ve imâreti ve câmi‘i vardır. Hattâ leyle-i …
Ve şehrin cânib-i şimâlîsinde bâğlar içinde sultân-ı âşıkân kutbü'l-aktâbi'z-zamân Hazret-i şeyh Arslan. Bir ulu âsitânesi ve firâvân fukarâları ve imâreti ve câmi‘i vardır. Hattâ leyle-i mubârekelerde şâm esvâkı içre bir asfarü'l-levn bir azîm arslan sûretinde gezdüğün niçe kimesneler müşâhede etmişlerdir. Hattâ bu âsitânede şeyh Bekkâr ile olan sergüzeştimiz ki, bâlâda tahrîr olunmuşdur, andan sonra bu şeyh Arslan rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîf tilâvet edüp savâbın rûh-ı pür-fütûhlarına hibe eyledim. Kuddise sırruh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y255a ·
metinde göster ·
… i gâfil olmayup gizli yarağın uryân edüp cevârîlere karşu durur. Ammâ yüz kağan
arslana bir
nefes nice tâkat getürsün.
Ve bu Aybeğ şecerüddürre üzre Musul beğinin kızın alup şecerüddürre gâyet güç gelüp bir gün bu Aybeği et-Türkmânî hammâmında gasl ederken şecerüddürre fursat bulup cevârîlerine koma edüp cümle cevârîler âlât-ı silâh ile Aybeğ üzre hammâmda hücûm edince Aybeğ dahi gâfil olmayup gizli yarağın uryân edüp cevârîlere karşu durur. Ammâ yüz kağan arslana bir nefes nice tâkat getürsün.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y21a ·
metinde göster ·