Esnâf-ı âb-ı gülâbcıyân: Dükkân 41, nefer 70, bunlar Bedâsten-i atîk önünde husrevânî küp kadar bakır kazganlar içre Edirneli hâtûnlar gülâb satarlar. Gayrıları dükkânlarda buhûr suyu ve mâ’-i kâdî ve mâ’-i gülâb ve mâ’-i amber ve mâ’-i aselbend ve mâ’-i mâverd ve mâ’-i yâsemen misilli ıtrıyyât makûlesi mâ’-i tayyibeler fürûht ederler. Pîrleri Itriddîn-i Hindî'dir. Kabri yine Hindistân'da Rey şehrinde medfûndur. Hazret-i Resûl, râyiha-i tayyibeden haz edüp bunlar dâ’imâ Hazret['e] gülâb hedâyâ getirirlerdi. Kemerin Hazret-i Alî bend edüp pîr oldu. Bu tâ’ife pür-silâh alayda ubûr ederken dükkânlarından iki tarafda olan temâşâcılar üzre gülâb ve mâ’-i buhûr nisâr ederek ubûr ederler. Cümle şâhrâh mu‘attâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b ·
metinde göster ·
… e ve kebâbe ve kâkûle ve darçın ve dâr-ı fülfül ve râvend ve sünbül-i Hıtâyî ve
aselbend ve
ûdü'l-kahr misilli 196b eşyâlar kim cümle üç bin yetmiş aded edviyelerdir kim …
Attârân-ı Mısır: Zindânkapusu hâricinde cümlesi pür-silâh olup seyishâne ve arabalar üzre zenbîller içre eğir ve zencebîl ve besbâse ve kebâbe ve kâkûle ve darçın ve dâr-ı fülfül ve râvend ve sünbül-i Hıtâyî ve aselbend ve ûdü'l-kahr misilli 196b eşyâlar kim cümle üç bin yetmiş aded edviyelerdir kim hukemâ-yı mutekaddimîn Tezkire-i Dâvûd'da cümlesi tabî‘atları ve hâssalarıyla ferâdâ ferâdâ tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196a–196b ·
metinde göster ·
… ükkân 25, neferât 30, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---). Bunlar dükkânların
aselbend ve
günlük ve sünbül-i Hıtâyî ve buhûr-ı nebî ile zeyn edüp mecmerler ile buhûr yak …
Esnâf-ı buhûrcıyân: Dükkân 25, neferât 30, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---). Bunlar dükkânların aselbend ve günlük ve sünbül-i Hıtâyî ve buhûr-ı nebî ile zeyn edüp mecmerler ile buhûr yakarak geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196b ·
metinde göster ·
… bir taş-ı kebîr çıkar ve ol taşı kaldırırlar. Bir râyiha-i amber ü hâm ve ûd u
aselbend ve
ıtr-ı Şâm râyihası çıkar kim cümle halkın dimâğları mu‘attar olur.
Ba‘dehû selâtînin bir Sünnîsi, üzerine bir sandûka eder. Türbedâr-ı mezkûr da İmâmın ta‘lîm-i rü’yâsı üzre sandûka-i mezkûru keferenin üzerine koyup az zamânda Şâh İsmâ‘îl Bağdâd'a istîlâ edüp "Bu İmâm ne belâ-yı benâm-ı hümâmdır?" deyü der-ceng-i evvel İmâmın kabri olmayup kabridir dediği yire gelüp mezkûr sandûkayı kırup ve kabri açup bir cesed-i mülevves bulup âteşe yakup İmâmı göyündürdüm zu‘munda olup seg ber-sahrâ gider. Âhir Süleymân Hân Bağdâd üzre gelirken bir çavuş İmâm-ı hümâm içün bir vâkı‘a görüp ba‘de'l-feth İmâmın kabr-i kadîmîsin Taşkın Hoca nâm müsinn-i benâm bir Sünnî-yi hümâm bilirmiş. Ol kişi zemîn-i İmâmı gösterüp kazarlar. Hakîkatü'l-hâl esâs-ı kadîmeler zuhûr ederken bir taş-ı kebîr çıkar ve ol taşı kaldırırlar. Bir râyiha-i amber ü hâm ve ûd u aselbend ve ıtr-ı Şâm râyihası çıkar kim cümle halkın dimâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343b ·
metinde göster ·
… sin" deyü cilbendinden bir mikdâr pembe ve bir mikdâr iğne ve iplik ve buhûr ve
aselbend ve
kâfûr ve amber-i hâm vasleleri paşaya verüp,
"Vallâhi pâdişâhım, hâlâ İşpanya kâfiristânı erenlerinden size selâm getiririm. Cenâb-ı şerîfinize Balorna(?) irşek size selâm gönderüp bu mektûbu ve bu kitâbı size gönderüp buyurdular kim şimden gerü Melek Dede, Tarîkat-ı Muhammediyye kitâbın okuyup Budin mansıbıyla amel edüp mekr-i zenândan halâs olup şimden gerü pamuk bezi esbâblar geysin" deyü cilbendinden bir mikdâr pembe ve bir mikdâr iğne ve iplik ve buhûr ve aselbend ve kâfûr ve amber-i hâm vasleleri paşaya verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44b ·
metinde göster ·
… ve âbnûs ve zakkûm ve tarfı(?) ve sâriye(?) ve hurmâ ve sanavber ve fısdık [ve]
aselbend ve
kâkûle-i habeş ve hıyarşember ve cümmeyz ve muz ve Şâm fısdıkı ve sakız ağacı v …
Ve yedi iklîmde olan ahcâr [u] eşcârât ve mehbûtât ve nebâtât [u] giyâhât ezhâriyyâtdan her ne kadar mevcûdât var ise bunda mevcûddur. Hattâ Yenidünyâ ağaçlarından binden mütecâviz göz görmemiş dıraht-ı müntehâların envâ‘ından palasanta ve sindiyân ve yenidünyâ ve sandâl ve kırmız ve çimşir ve âbnûs ve zakkûm ve tarfı(?) ve sâriye(?) ve hurmâ ve sanavber ve fısdık [ve] aselbend ve kâkûle-i habeş ve hıyarşember ve cümmeyz ve muz ve Şâm fısdıkı ve sakız ağacı ve sığala ağaçları ve elli gûne yedi kerre incir verir incir ağaçları ve yetmiş gûne üzüm verir engûr ağaçları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b ·
metinde göster ·
… ar şeb [u] rûz rûz-ı rûşen-misâl münevverdir. Ve çâr-kûşe dîvârların şemm etsen
aselbend ve
lâden râyihası gussâlin demâğın mu‘attar eder.
Ve cümle der ü dîvârlarından ve kubbe-i ser-nigûnlarından bir katre arak cereyân etmeyüp câm-ı billûr ve necef ve moranlı kubâb-ı mînâlar şeb [u] rûz rûz-ı rûşen-misâl münevverdir. Ve çâr-kûşe dîvârların şemm etsen aselbend ve lâden râyihası gussâlin demâğın mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y75b ·
metinde göster ·
… cevher haçlar ve alemler ve zî-kıymet buhûrdânlarda şeb [u] rûz ûd [u] amber ve
aselbend ve
sandal ve sünbül-i hıtâyî ve günlük ve kâfûr yakarlar kim beyni-i âdem ıtır-dem …
Ve Kumâme'den ziyâde ol kadar tezyîn etmişlerdir kim Rûm ve Arab [u] Acem ve Hind ü Sind'den cemî‘i Ermeni ankâları mücevher kanâdîller ve mücevher haçlar ve alemler ve zî-kıymet buhûrdânlarda şeb [u] rûz ûd [u] amber ve aselbend ve sandal ve sünbül-i hıtâyî ve günlük ve kâfûr yakarlar kim beyni-i âdem ıtır-dem olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y224b ·
metinde göster ·