{Der-beyân-ı kelb-i Kerbelâ}: Bu sahrâyı gören deryâ zann {ider}, talattum-ı bahr gibi şa‘şa‘a verüp temevvüc eder. Bi-emri Hudâ bu sahrâda İmâm Hüseyin ile Yezîd askeri ceng edüp Yezîdîlerin kelbleri şühedâ kanın yeyüp serâsime olup deşt-i hâmûna düşerler. İlâ hâze'l-ân ol kelblerin eblehlerinden bu Kerbelâ'da kalup deryâ gibi çölü görüp sudur deyü seğirderek varır, görse kim su değil. Andan bir yere dahi seğirdirler. İlâ mâşâallah kavm-i Yezîdî'nin kelbleri bu Kerbelâ'da böyle seğirdüp gezmededirler. Hatta bir âdem bî-meze boş yelenlik edüp gezse efvâh-ı nâsda darb-ı mesel olmuşdur kim "Behey âdem Kerbelâ kancığı gibi boş yire bî-fâ’ide yelek yelek ne gezersin, bir ser-i kârda olsana" derler. Temâşâ-yı sahrâ-yı Kerbelâ'dır vallahümme âfinâ. Sam yeli dahi çok olur. Bu çölde 6 sâ‘at ılgar ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349a ·
metinde göster ·
… er ile guzâta gûnâ-gûn ta‘ahhüdler ederek her bâr kendüleri meterisden çıkmayup
askeri cenge
terğîb ederdi.
Bu mahalde Seydî Ahmed Paşa'yı Serdâr Alî Paşa bir koldan kal‘a döğmeğe ta‘yîn eyleyüp Seydî Paşa "Sem‘an ve tâ‘e" deyüp cümle hayme [vü] hargâhların bozup bir gayrı yere kurup meks-i hıyâm edüp guzât-ı müslimîn içre gelmeyüp "Biz bu tarafları muhâfaza ederiz" deyü serdâra haber gönderdikde, serdâr-ı sâhib-i gayyûr "Olmaya illâ hayr" deyüp var kuvveti bâzûya getirüp cümle guzât-ı müslimîne ihsân [ü] in‘âm ve tîmâr ü ze‘âmetler bezl edüp sağîr ü kebîr ile hüsn-i ülfetler ile guzâta gûnâ-gûn ta‘ahhüdler ederek her bâr kendüleri meterisden çıkmayup askeri cenge terğîb ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b ·
metinde göster ·
… r-i İslâm'ın üç bin akçede bir cebelüleri ile ve beğinin askeriyle cümle üç bin
asker-i cengâveri
vardır ve yüz elli akçe kazâ ve nâhiyesi (---) aded kurâlardır.
Ba‘dehû Süleymân Hân tahrîri üzre Rûmeli eyâletinde başka sancakbeği tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden beğinin hâssı (---) akçedir. Taht-ı livâsında ze‘âmeti (---) ve tîmârı (---) var ve alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı var. Bu asâkir-i İslâm'ın üç bin akçede bir cebelüleri ile ve beğinin askeriyle cümle üç bin asker-i cengâveri vardır ve yüz elli akçe kazâ ve nâhiyesi (---) aded kurâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182a ·
metinde göster ·
… ile urulup bir kenârda mecrûhan durup kimesne mecrûh olduğun keşf-i râz etmeyüp
askeri cenge
terğîb edüp hamd-i Hudâ ba‘de'z-zuhr küffâr münhezim olup bu kadar kelle ve esî …
Âhır-ı kâr Hısım Mehemmed Paşa kasığından kurşum ile urulup bir kenârda mecrûhan durup kimesne mecrûh olduğun keşf-i râz etmeyüp askeri cenge terğîb edüp hamd-i Hudâ ba‘de'z-zuhr küffâr münhezim olup bu kadar kelle ve esîr ile ordu-yı İslâm'a Varat altında geldikde Hısım Mehemmed Paşa "Ben mecrûh oldum" deyü haber etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a ·
metinde göster ·
ile Sultân Gavrî'yi iki kerre yüz bin askeriyle münhedim edüp Gavrî Sultân ceng …
Selîm Hân dahi bu vâdîde seksen bin mükemmel asker-i cengâver ile Sultân Gavrî'yi iki kerre yüz bin askeriyle münhedim edüp Gavrî Sultân cengin gavrına erüp sultânlığı ol meydân-ı ma‘rekede bırağup Haleb'e andan Şâm'a andan Mısır'a firâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y318b ·
metinde göster ·