… yağımla şimdi ayağına düşüp Haleb dâmına giriftâr oldum ve cümle mâl-ı erzâk ve
askerimden
ayrılup işte şimdi huzûrunda yakam kıvırup önüne diz çökdüm. şu kadar ümmet-i M …
Hasan Paşa eydir: "Vallâhi ey bürâder-i cân berâberim. Ben Köpürlü zâlim havfinden bâğî ve dağî ve yağı oldum. Sen dahi emr-i pâdişâhîye itâ‘at 72a edüp Diyârbekir eyâletiyle yüz bin askere serdâr olup üstüme geldin. Ben dahi kuş-ı cânım halâs içün seninle ceng eyledim. Takdîr-i ezelde fursat u nusret benim imiş. Sû-i tedbîrin sebebiyle hezîmet senin imiş. N'edelim, n'eyleyelim? Takdîr-i ezel bu imiş kim pâdişâh-ı âlem-penâh havfinden kendü ayağımla şimdi ayağına düşüp Haleb dâmına giriftâr oldum ve cümle mâl-ı erzâk ve askerimden ayrılup işte şimdi huzûrunda yakam kıvırup önüne diz çökdüm. şu kadar ümmet-i Muhammed huzûrunda kanım ve katlim helâl olsun. İstersen öldür, istersen âzâd eyle. şânına ne lâyık ise anı eyle. Ben seninle ceng eyledimse cân u baş korkusundan etdim. Sen bana etme, sana da ederler. Pâdişâhdan benim bir katre kanım ricâ eyle" deyü Hasan Paşa ve gayrı vüzerâlar Murtazâ Paşa'dan ricâ edüp dîde-i pür-nemlerinden hûn-âlûd çekîde çekîde nemnâk yaşlar seyl-i revân olup Hasan Paşa bükâ eyledi. Huzzâr-ı meclis içre bir gırîv [ü] feryâd ve bir bükâ âriz oldu kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 71b–72a ·
metinde göster ·
… er. Biz Beç'den bu mahalle asâkir-i İslâmla gelüp cân kurtardık. Bir dahi benim
askerimden
ve evlâd-ı zevi'l-ihtirâmlarımdan nehr-i Raba'yı ve kal‘a-i Yanık'ı ubûr eden e …
"Yok bu mahalle cân kurtaran derler. Biz Beç'den bu mahalle asâkir-i İslâmla gelüp cân kurtardık. Bir dahi benim askerimden ve evlâd-ı zevi'l-ihtirâmlarımdan nehr-i Raba'yı ve kal‘a-i Yanık'ı ubûr eden evlâdlarım Yanık'da yanalar ve Beç'de peç ve pûç ve işleri hiç ve pîç pîç olalar bencileyin bu Cânkurtaran'a gelüp cân kurtaralar" deyü Beç kal‘ası ve Yanık kal‘ası altına varanlara beddu‘â edüp ba‘dehu buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71b ·
metinde göster ·
… n Uyvar'ın kal‘asın kurtarın’ dediniz. Size aldanup yigirmi otuz bin Hıristiyan
askerimden
ve bu kadar cebehâne ve hazînemden ayırup Uyvar kal‘asın askersiz kodurdunuz. T …
Fa[r]gaçi eydir: "Bire çufudlar, siz bana dediniz ki ‘Türk bu kal‘ayı almağa beri tarafa on bin âdemle geçdi ve köprüyü yapamayup Tuna taşdı ve Türk şaşdı. Hemân Türk'ü varın kırın, köprü başların alın Uyvar'ın kal‘asın kurtarın’ dediniz. Size aldanup yigirmi otuz bin Hıristiyan askerimden ve bu kadar cebehâne ve hazînemden ayırup Uyvar kal‘asın askersiz kodurdunuz. Tîz şunları kazığa {urun}" deyüp iki aded mel‘ûn mürtedleri dahi kal‘a handakı kenârında 106a kazığa urdukların Fargaçi kapudanı akîbince tâ Uyvar'a varınca kovanlar nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105b–106a ·
metinde göster ·
ayrılmam ve biz atlara binmeğe öğrenmişiz", dedikde anların cümle alay gemileri …
"Ben askerimden ayrılmam ve biz atlara binmeğe öğrenmişiz", dedikde anların cümle alay gemileri bizim zahîre gemilerimizi yedeğe alup top u tüfeng şâdımânları ederek nehr-i Tuna üzre Komaran'a doğru gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45b ·
metinde göster ·