… ile yorgun argın ve durgun, atlarımızın niçesi bu mahalde sâhibin ele verdi ve
askerimizin
girisi dökülüp gelmede. Cemâpur askeri gibi henüz cem‘ olmada. İleri varanlarım …
Hemân Melek Ahmed Paşalı Kürd Haydar Ağa bu iki yiğidin üzerlerine at sürüp ikisin dahi şehîd eyledi. Aceb sırdır kim ma‘nî okudukda "Kesipsen cân bâğçesinden / İki nihâlim felek" dediği ikisi şehid olması imiş. O biri vâkı‘asında "Elimdeki mumu söndürüp başıma urup başım düşdü zannetdim" dediği vâki‘a vâkı‘ olup rûhı çerâğı sönüp kellesi galtân olması imiş. Netîce bu arsagâh-ı hûn-âlûdda çevgân [u] şemşîr ile guzât-ı şebhûnciyân kelleleri galtân edüp lu‘bedebâzlık ederken meğer Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza ağalar âkıbet-endîş olup haymelerin sahrâya kurup kelepürlerin meydân-ı muhabbete koyup kendüler cümle pür-silâh yiğitleriyle çengelistân ve ormanistân ve hıyâbânistân içre kemîngâh edinüp bu sahrâda hayme vü hargâhları ve karakollukçu makûlesi harbendeleri kelle paça ve nehb ü gâret olunurken bunlar dağlar içre âheste rûşen pür-silâh olup vakt-i Hanefî ki oldu, kemîngâhdan yedi sekiz yüz cirid atlı yedi koldan orman içre yaralanmış arslan kemîngâhdan çıkar gibi çıkup şîr-i nerrende-i dirrende gibi Allah Allah na‘rasına rehâ buldurup bizden Allah Allah, anlardan Allah Allah vâveylâh iki İslâm askeri birbirine karılup katılup cenge âğâze edüp bir hücûm etdiler kim gûyâ her biri birer ejder-i heft-ser idiler. Hanifi Halîfe kendü askerine takviyet verüp "Koma kurdlarım!" deyüp başı kaba meydân-ı ma‘rekede yedi sekiz âdem akdardı. Üstünde ok kirpi gibi dizilmiş idi. Meğer bir kerevge zırhı var imiş. Atı dahi geyimli idi. Anların atları dinç, bizim atlarımız iki gün üç gice birer yem ile yorgun argın ve durgun, atlarımızın niçesi bu mahalde sâhibin ele verdi ve askerimizin girisi dökülüp gelmede. Cemâpur askeri gibi henüz cem‘ olmada. İleri varanlarımızdan der ceng-i evvel elli üç benâm âdem hâke düşdü ve Melekli Deli Dilâver Ağa, Hanifi Halîfe üstüne hamle edüp dizgin aşrı ana bir hışt-ı ipşiri eyle zerk eyledi kim cübbesinden güzer eyleyüp uyluğundan atına geçüp atı kıçın serpüp bir kenara çıkup derhâl refîkleri Hanifi Halîfe'nin başına üşüp yedek yetişdirince anlardan {bir yiğit} bizim Sivaslı Dilâver Ağa'nın altından mızrak ile atın yıkup Dilâver Ağa piyâde oklaşarak bizim alaya gelüp derhâl yine atlandı ve anlardan yine biri bizim Melekli Deli Şâhin Ağa'yı hışt ile urup arkasından iki karış yalman gösterüp alayımıza gelüp hıştı çıkarup sardılar. Ve bizim elvend ağalarından iki âdem akdarup henüz ceng karışmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 100a ·
metinde göster ·
her biri gûyâ ejder-i heft-sere dönüp ol gün hemân bism-i İlâh ile seksen bir b …
"Sen ki Hân-ı âlîşân karındaşımın kalgası ve kulum yalı ağasısın, kırkar bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr nökerâtla Boğdan diyârın fetihden sonra Eflâk diyârında isyân eden Mihne nâm la‘în ü pelîdin hakkından gelüp elin vilâyetin harâb ü yebâb edüp üsârâları ve mâl-ı ganâ’imleri helâl-i hoşunuz ola" deyü hatt-ı şerîf kırâ’at olundukda Tatar askerimizin her biri gûyâ ejder-i heft-sere dönüp ol gün hemân bism-i İlâh ile seksen bir bin Tatar ve dörd kerre yüz bin at ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı cây-ı bî-amân, ya‘nî kal‘a-i metîn Karaorman: Bu kal‘a sene 945 târîhinde kal‘a-i Kinin'e kahr etmek içün Gâzî Hüsrev Paşa binâ etmişdir. Câ-be-câ yerleri harâb olup bizim askerimizin şûr [u] şerlerinden cümle neferâtları kal‘a bırağup sarp dağlara firâr etmişler. Melek Ahmed Paşa efendimiz bu kal‘ayı kendü mâlıyla amâr edüp Bosna defterdârından kullarının bir yıllık ulûfe ve zahîrelerin verdirüp ve müstevfâ cebehâne ve mühimmât levâzımâtların koyup kullarını iskân etdirdi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 142a ·
metinde göster ·
eşbehlerinden her biri birer kal‘a değer nâdirü'l-akrân mehâbet ve salâbetde sâ …
Âhir-i kâr askerimizin eşbehlerinden her biri birer kal‘a değer nâdirü'l-akrân mehâbet ve salâbetde sâhib-kırân mertebesinde yetmiş iki aded güzîde yiğitlerimiz hâk-i mezellete düşüp sâ’ir karakullukçu ve gayri levendât gâzîlerinden üç yüz aded yiğitlerimiz dahi şehîd olup yüz on yiğitlerimiz dahi mecrûh olunca bu ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâlde beş bin aded küffârı dendân-ı tîğdan geçirdik. Ve demet demet küffârın lâşe-i murdârların Ciğerdelen sahrâsında ciğerlerin delüp bırakdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin cânib-i erba‘asındaki deşt-i hâmûnunda olan çemenzâr yerlerde evc-i âsumâna ser çekmiş dıraht-ı müntehâlar sâyesinde ol kadar teferrücgâh u ârâmgâh içün kasr-ı âlîler ve gûnâ-gûn nişîmenler ve müte‘addid soffalar ve müzeyyen mastabalar ile ârâste ve niçe âsâr-ı garîbeler ile pîrâste olmuş bir ferah-fezâ gül [ü] gülistân ve sünbül ü reyhânistân ve müşebbek bostânlı bir şehr-i İremdir, ammâ Tatar askerimizin havfinden cümle küffârları kal‘aya girüp pür elemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129a ·
metinde göster ·
… görünen asker cümle kâfir kıyâfetli ve kalpaklı kefereler idi, ammâ anlar bizim
askerimizin
yanlarında bir tufeyl gibi idi.
Ba‘dehu bir sâ‘at cânib-i şarka gidüp bir azîm sahrâ içre bir küme askere râst gelüp cümle hâzır-bâş olup üzerlerine varmada idik. Anlar bizi görüp gerü gerü gitmede. Meğer bizden pek havf etmişler, zîrâ biz otuz bin askerden yedi yüz aded yiğitlerimiz şehîd oldu, ammâ yine azîm askeriz ve bu kadar karaltı mâl-ı ganâ’imlerimiz var. Ol görünen asker cümle kâfir kıyâfetli ve kalpaklı kefereler idi, ammâ anlar bizim askerimizin yanlarında bir tufeyl gibi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185b ·
metinde göster ·
Hemân küffâr bizi kova kova meydân-ı vegâya çıkup mukaddemâ bizim pusuda olan gâzîlerimiz üç koldan kemîngâhlardan çıkup cümle yek-dil ü yek-cihet sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup küffârın ar[d]larından hücûm edince küffâr anlara bir kez düşünce biz dahi küffârın akîblerince düşüp küffâr-ı hâksâ[r] dörd bölük askerimizin miyânında kalup üç sâ‘at-i nücûmî germâ-germ ceng-i azîm edüp hamd-i Hudâ nesîm-i nusret bizden tarafa esüp şemşîr-i âteş-tâb ile küffârın urûkun kesüp cümle yigirmi altı bin küffâr-ı dûzah-karâr dendâ[n]-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp cümle atları ve esbâbları ve sâ’ir ganâ’imleri ganîmet olup andan doğru Harpunya kal‘ası varoşuna azîmet edüp handak kapuların bile sedd etmeyüp küşâde bırakmışlar ve küffârın kırıldığın derûn-ı hisârdaki küffârlar görüp dağlara henüz kaçmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 186a ·
metinde göster ·
… üp bire burada ne durursuz, deryâ gibi Türk askeri üzerinize geliyor, demişler.
Askerimizin
cânları başlarına sıçrayup yoldaşlarımız kaçmışlar. Biz dahi şu âteş başında ik …
"Vallâhi yuram, ya‘nî ağam, biz Yanık kal‘asından iki bin âdem bu mahalle gelüp iki gece idi yatup bu dereden gelen geçen Türk askeri üzre çıkalım, şikârlar alalım, Yanığ'a tafra ile varalım derken çaşıtlarımız gelüp bire burada ne durursuz, deryâ gibi Türk askeri üzerinize geliyor, demişler. Askerimizin cânları başlarına sıçrayup yoldaşlarımız kaçmışlar. Biz dahi şu âteş başında iki koyun kebâbımız var idi. Ana muntazır olup birkaç kadeh şarâb ziyâdece içüp uyuya kalmışız. İşte başımıza böyle hâl geldi" dedikde hemân bu kâfirleri soyup bellerine bakdım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Serdâr Alî Paşa'ya itâ‘at etmeyüp belki binden ziyâde toplar atdı. Ol gece Melek Ahmed Paşa efendimiz Rûmeli eyâletine mutasarrıf olmağile Rûmeli askerinden nısfu'l-leylde üç bin asker-i pür-silâh pusuya koyup kendüleri ale's-sabâh kâfire bek gösterdikde hemân küffâr-ı hâksâr bu kal‘a-i Köyvar'dan domuz sürüsü gibi çıkup görünen askerimiz üzre hov edüp bir hayli ceng [ü] cidâlden sonra bizim askerimiz yan verüp firâr eder şeklinde oldukları gibi küffâr-ı dûzah-karâr askerimizin akîbine düşüp kovarken kal‘a geriden hayli alarka olduklarında hemân Melek Ahmed Paşa efendimizin geceden kemîngâhlara koduğu asker-i İslâm ejder-i heft-ser gibi pusudan sadâ-yı Allâh Allâh ile çıkup küffâr iki asker ortasında kalup topa tutulmuş maymûna küffârı kıra kıra cân kurtulmayup bu kadar mâl-ı ganâ’imle guzât-ı Rûmeli muğtenim olup aşağı dere kenârındaki varoşu ihrâk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
… r, ammâ taburundan dahi çok alarka olmağa havf edüp âheste âheste gelerek bizim
askerimizin
meydân-ı ma‘rekede binden mütecâviz güzîdesi belki dahi ziyâdesi câm-ı eceli nû …
Netîce-i kelâm küffâr-ı dûzah-karâr Tatar'ın bu yan verdiği hâlin görüp kaçdı mülâhazasında olup taburunun cümle kapuların küşâde kılup ölüsü dirisine binüp balyemez topların taşra çeküp iki bin kadar arabaların tabur ve küren çatarak top tüfenglerin atarak erganon ve torompete ve luturyan boruları ve nâkûsların çalarak üzerimize cemapur askeri gibi gelir, ammâ taburundan dahi çok alarka olmağa havf edüp âheste âheste gelerek bizim askerimizin meydân-ı ma‘rekede binden mütecâviz güzîdesi belki dahi ziyâdesi câm-ı eceli nûş edüp bî-hûş zîr-i zeber yatdıklarını küffâr görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a ·
metinde göster ·
Hemân Or ağzından nîm sâ‘at Heyhât'a çıkınca bizim
askerimizin
üzerine bir karanlık zulmet çöküp birbirlerimizi görmeden kalup atlarımızın baş …
Hemân Or ağzından nîm sâ‘at Heyhât'a çıkınca bizim askerimizin üzerine bir karanlık zulmet çöküp birbirlerimizi görmeden kalup atlarımızın başların ve ellerimizde dizginlerimiz pusdan ve dumandan göremez olup asker içre bir gırîv [ü] feryâd kopup ne cânibe gideceğimiz nâ-ma‘lûm olunca ol mahalde paşanın oğlunu gâ’ib etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200a ·
metinde göster ·