… kiz cisr var. Ve bu şehr-i Bursa'nın niçe yüz esvâklarında dekâkînler üzre üzüm
asmaları
hâsıl olup salkım salkım gûnâ-gûn engürler ile âvîzeler olup hıyâban-ı sâyedâr …
Şehr-i Bursa'nın enderûn [u] bîrûnunda sağîr ve kebîr cümle kırk sekiz cisr var. Ve bu şehr-i Bursa'nın niçe yüz esvâklarında dekâkînler üzre üzüm asmaları hâsıl olup salkım salkım gûnâ-gûn engürler ile âvîzeler olup hıyâban-ı sâyedâr üzüm asmaları ile zeyn olmuş bâzârlardır. Ve ba‘zı meydâncıklarda çınar-ı müntehâ ve bîd-i ser-nigûn ile müzeyyen sûkları vardır. Zirâ bu şehir bâğ-ı İrem-misâl bir ravza-i Rıdvânlı şehrdir kim kırk yedi bin bâğ [u] bâğçe ve bostân [u] gülistândır, deyü tahrîr olunmışdur. Aşağı şehrin her hânesinde birer hadîka-i "İreme zâtü'l-imâd" misillü bâğçeler mukarrer olduğundan mâ‘adâ her birinde havz ve şâzirvân mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229a ·
metinde göster ·
… l olup salkım salkım gûnâ-gûn engürler ile âvîzeler olup hıyâban-ı sâyedâr üzüm
asmaları
ile zeyn olmuş bâzârlardır. Ve ba‘zı meydâncıklarda çınar-ı müntehâ ve bîd-i se …
Şehr-i Bursa'nın enderûn [u] bîrûnunda sağîr ve kebîr cümle kırk sekiz cisr var. Ve bu şehr-i Bursa'nın niçe yüz esvâklarında dekâkînler üzre üzüm asmaları hâsıl olup salkım salkım gûnâ-gûn engürler ile âvîzeler olup hıyâban-ı sâyedâr üzüm asmaları ile zeyn olmuş bâzârlardır. Ve ba‘zı meydâncıklarda çınar-ı müntehâ ve bîd-i ser-nigûn ile müzeyyen sûkları vardır. Zirâ bu şehir bâğ-ı İrem-misâl bir ravza-i Rıdvânlı şehrdir kim kırk yedi bin bâğ [u] bâğçe ve bostân [u] gülistândır, deyü tahrîr olunmışdur. Aşağı şehrin her hânesinde birer hadîka-i "İreme zâtü'l-imâd" misillü bâğçeler mukarrer olduğundan mâ‘adâ her birinde havz ve şâzirvân mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229a ·
metinde göster ·
… ertîb üzre şatranç nakşı tarh olup dikilmişdir. Ve hıyâbân-ı rez dedikleri üzüm
asmalarını
kamışdan örülmüş kafesler üzre yol yol hıyâbân-rez etmişlerdir kim benî Âdem sâ …
Bu bâğların cemî‘i dıraht-ı müsmirrâtları tertîb üzre şatranç nakşı tarh olup dikilmişdir. Ve hıyâbân-ı rez dedikleri üzüm asmalarını kamışdan örülmüş kafesler üzre yol yol hıyâbân-rez etmişlerdir kim benî Âdem sâye-i zıll-ı himâyesinde seyerân u deverân etdikçe safâ-yı hâtır bulur. 227b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227a–227b ·
metinde göster ·
… n geçmesine mâni‘ olmaya. Ba‘dehû mezkûr kakılan direkler üzerlerine uzun yaban
asmaların
örüp uzun çatal ağaçlarla örülen asmaları tâ Tuna dibine itiverüp endirirler ve …
Bu dalyan ta‘bîr etdikleri oldur kim nehr-i Tuna'nın Kili kal‘asından yukarusına Tuna'nın iki tarafında dağlar gibi yığılan yetmiş ve seksen arşın uzun gemi direklerin iki tarafdan iki yüz aded gemiler ile bin iki bin Eflâk ve Boğdan re‘âyâları gemiler içre girüp mezkûr gemi direklerin Tuna'nın iki tarafından Tuna dibine çırpı ile hemvâr kaka kaka karşu tarafdan ve beri tarafdan kazık direkler kakarak Tuna nehri ortasına gelüp arasın yigirmi direk kadar aralık korlar, zîrâ hîn-i mahalde Tuna üzre gidüp gelen gemilerin geçmesine mâni‘ olmaya. Ba‘dehû mezkûr kakılan direkler üzerlerine uzun yaban asmaların örüp uzun çatal ağaçlarla örülen asmaları tâ Tuna dibine itiverüp endirirler ve dahi asma ile öre öre tâ Tuna yüzüne örülmüş asmalar çıkup Tuna içi hasır ile örülmüş gibi olup bir karış balık geçmek muhâl olur. Gûyâ bu örülen asmalar gemi direkleriyle akçe tahtası gibi boğazı dar bir balık kapanı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b ·
metinde göster ·
… kılan direkler üzerlerine uzun yaban asmaların örüp uzun çatal ağaçlarla örülen
asmaları
tâ Tuna dibine itiverüp endirirler ve dahi asma ile öre öre tâ Tuna yüzüne örül …
Bu dalyan ta‘bîr etdikleri oldur kim nehr-i Tuna'nın Kili kal‘asından yukarusına Tuna'nın iki tarafında dağlar gibi yığılan yetmiş ve seksen arşın uzun gemi direklerin iki tarafdan iki yüz aded gemiler ile bin iki bin Eflâk ve Boğdan re‘âyâları gemiler içre girüp mezkûr gemi direklerin Tuna'nın iki tarafından Tuna dibine çırpı ile hemvâr kaka kaka karşu tarafdan ve beri tarafdan kazık direkler kakarak Tuna nehri ortasına gelüp arasın yigirmi direk kadar aralık korlar, zîrâ hîn-i mahalde Tuna üzre gidüp gelen gemilerin geçmesine mâni‘ olmaya. Ba‘dehû mezkûr kakılan direkler üzerlerine uzun yaban asmaların örüp uzun çatal ağaçlarla örülen asmaları tâ Tuna dibine itiverüp endirirler ve dahi asma ile öre öre tâ Tuna yüzüne örülmüş asmalar çıkup Tuna içi hasır ile örülmüş gibi olup bir karış balık geçmek muhâl olur. Gûyâ bu örülen asmalar gemi direkleriyle akçe tahtası gibi boğazı dar bir balık kapanı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b ·
metinde göster ·
… Tuna dibine itiverüp endirirler ve dahi asma ile öre öre tâ Tuna yüzüne örülmüş
asmalar
çıkup Tuna içi hasır ile örülmüş gibi olup bir karış balık geçmek muhâl olur. G …
Bu dalyan ta‘bîr etdikleri oldur kim nehr-i Tuna'nın Kili kal‘asından yukarusına Tuna'nın iki tarafında dağlar gibi yığılan yetmiş ve seksen arşın uzun gemi direklerin iki tarafdan iki yüz aded gemiler ile bin iki bin Eflâk ve Boğdan re‘âyâları gemiler içre girüp mezkûr gemi direklerin Tuna'nın iki tarafından Tuna dibine çırpı ile hemvâr kaka kaka karşu tarafdan ve beri tarafdan kazık direkler kakarak Tuna nehri ortasına gelüp arasın yigirmi direk kadar aralık korlar, zîrâ hîn-i mahalde Tuna üzre gidüp gelen gemilerin geçmesine mâni‘ olmaya. Ba‘dehû mezkûr kakılan direkler üzerlerine uzun yaban asmaların örüp uzun çatal ağaçlarla örülen asmaları tâ Tuna dibine itiverüp endirirler ve dahi asma ile öre öre tâ Tuna yüzüne örülmüş asmalar çıkup Tuna içi hasır ile örülmüş gibi olup bir karış balık geçmek muhâl olur. Gûyâ bu örülen asmalar gemi direkleriyle akçe tahtası gibi boğazı dar bir balık kapanı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b ·
metinde göster ·
… i hasır ile örülmüş gibi olup bir karış balık geçmek muhâl olur. Gûyâ bu örülen
asmalar
gemi direkleriyle akçe tahtası gibi boğazı dar bir balık kapanı olur.
Bu dalyan ta‘bîr etdikleri oldur kim nehr-i Tuna'nın Kili kal‘asından yukarusına Tuna'nın iki tarafında dağlar gibi yığılan yetmiş ve seksen arşın uzun gemi direklerin iki tarafdan iki yüz aded gemiler ile bin iki bin Eflâk ve Boğdan re‘âyâları gemiler içre girüp mezkûr gemi direklerin Tuna'nın iki tarafından Tuna dibine çırpı ile hemvâr kaka kaka karşu tarafdan ve beri tarafdan kazık direkler kakarak Tuna nehri ortasına gelüp arasın yigirmi direk kadar aralık korlar, zîrâ hîn-i mahalde Tuna üzre gidüp gelen gemilerin geçmesine mâni‘ olmaya. Ba‘dehû mezkûr kakılan direkler üzerlerine uzun yaban asmaların örüp uzun çatal ağaçlarla örülen asmaları tâ Tuna dibine itiverüp endirirler ve dahi asma ile öre öre tâ Tuna yüzüne örülmüş asmalar çıkup Tuna içi hasır ile örülmüş gibi olup bir karış balık geçmek muhâl olur. Gûyâ bu örülen asmalar gemi direkleriyle akçe tahtası gibi boğazı dar bir balık kapanı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b ·
metinde göster ·
Kapan oldur kim mezkûr kakılan direklerin ve örülen kafes
asmaların
tâ Tuna yüzü ortasında âdem beli kadar aşağı su içinde yine asmadan örülmüş beş …
Kapan oldur kim mezkûr kakılan direklerin ve örülen kafes asmaların tâ Tuna yüzü ortasında âdem beli kadar aşağı su içinde yine asmadan örülmüş beş kıt‘a kilim cirminde Tuna içre durur düz bir sahrâ kafesdir. Cümle Tuna balıkları evvel bahârda eşleri ve yoldaşları ve kardaşlarıyla Karadeniz yaylalarının Azak ve Özü ve Ölüdeniz ve Dirideniz yaylalarına çıkup gidem derken görse kim Tuna örülmüş, geçmek mümkün değil.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b ·
metinde göster ·
… bir kat ince beyâz ve mücellâ dîvâr şekilli çitdir. Üstâd-ı kâmil bu çiti yaban
asmalarından
örüp üzerine alçı ve beyâz kireç sürüp nûr-ı mücellâ kuğu-misâl bir kal‘adır, a …
Bu Tımış nehrinin batağı çatağı içre gûyâ bir su içinde kaplıbağa yatır gibi durur, dörd ayakların germiş, dörd aded tabya-i azîmleridir ve kaplıbağanın başı gûyâ iç kal‘adır ve kaplıbağanın vücûdu gûyâ kal‘anın cirmidir. Bu hisâb üzre şekl-i muhammesdir, lâkin ne taşdır ve ne tuladır. Cümle kalın meşe ve pelîd ağaçlarından mebnî bir palankadır. Taşra yüzü çit örme bir kat ince beyâz ve mücellâ dîvâr şekilli çitdir. Üstâd-ı kâmil bu çiti yaban asmalarından örüp üzerine alçı ve beyâz kireç sürüp nûr-ı mücellâ kuğu-misâl bir kal‘adır, ammâ iç kat dolma palankası iki kat sütûn-ı bâlâlardır kim mâbeynini üstâd-ı kâmil bennâ horasan ve kireç ve alçı ile eyle rıhtım etmiş kim bin yıl niçe yüz bin top-ı kûp gülleleri ursan palanka direklerinin aralarına gülleler girüp gâ’ib olur. Taş kal‘alar gibi topdan aslâ havf u haşyeti yokdur. Eğer palanka ağaçların âteşe uralım deseler deryâ-misâl sudan ve bataklardan yanına varılmaz ve etrâfında batakdan meterise girilmez ve iç kal‘adan ve dörd aded makas tabyalardan şayka toplar âdem gezdirmez, değil ki palankasın âteşe uralar. Bir vech ile kabza-i teshîre almak mümkün değildir, illâ muhâsaradan gayrı ilâc yokdur, zîrâ gâyet metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Eğer denirse "Ağaç kal‘a mürûr-ı eyyâm ile çürümez mi?" denirse, belî çürüyen sütûn-ı müntehâların kırk elli yılda bir çıkarup yerine bir dıraht-ı müntehâ korlar, zîrâ bu kal‘anın ta‘mîr ü termîmine me’mûr yetmiş aded ma‘mûr köyler me’mûrlardır, ammâ her dırahtı bataklık içre dura dura abanos olup polad-ı Nahçivânî olmuşdur. Ve dolma rıhtım dîvârı dahi sedd-i şirvanî olmuşdur kim bu dîvârın enniliği kâmil elli ayak ve ba‘zı yerleri altmış ayak âriz dîvârlardır kim üzerlerinde fârisi'l-hayl olanlar cirid oynasalar yerleri dar değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118a ·
metinde göster ·
Ve bu dîvâr üzre iki yüz aded top çitleri var kim yaban
asmalarından
örülmüş her birinin kaddi üçer âdem kaddinden bâlâ çitlerdir ve her birinin içl …
Ve bu dîvâr üzre iki yüz aded top çitleri var kim yaban asmalarından örülmüş her birinin kaddi üçer âdem kaddinden bâlâ çitlerdir ve her birinin içleri horasân ve kireç ve alçı ile rıhtım olmuş siper çitlerdir kim kal‘a dîvârından metîn çitlerdir kim her biri hammâm kubbesi kadardır. Bu çitler mezkûr Depedelen havâlesine karşu durup bu çit [ve] sepetler mâbeynlerinde kâmil elli pâre balyemez ve kâfire amân u zamân vermez top-ı serâmedleri dâ’imâ âmâde olup her topun yanlarında mühimmât [u] levâzımâtları ve huddâmâtları fitilleri ellerinde ve kılıçları bellerinde pür-silâh şehbâz u şehnâzlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… ve niçe meydânlarda gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar ve bîd-i ser-nigûnlar ve üzüm
asmaları
ve serv-i serâmedler ile hıyâbân-ı Acem-misâl olmuş bir sâyedâr şehr-i müzeyyen …
Evvelâ bu şehr-i azîmin cemî‘i şâhrâhları yan yana üçer ve dörder araba sığar vâsi‘ tarîk-i âmların cümlesi iri ve beyâz taşlar ile döşeli kaldırımlıdır. Her köşe başında cereyân eden çeşmesârların mâ-i hayâtı taşup çârsû-yı bâzârın sokaklarının yemîn ü yesârında sular akup bâzâr-ı hüsn içre ve ba‘zı şâhrâhlarda ve niçe meydânlarda gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar ve bîd-i ser-nigûnlar ve üzüm asmaları ve serv-i serâmedler ile hıyâbân-ı Acem-misâl olmuş bir sâyedâr şehr-i müzeyyen dâr-ı diyârdır kim diyâr-ı Rûmeli'nde deyyâr mânendi yokdur, ammâ ekseriyyâ kâfiristânın Donkarkız ve Danimarka ve Lonçat ve Amıstırdam ve Kaşa nâm şehirler[i] böyle eşcârât-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen şehr-i ma‘mûrelerdir, ammâ Siroz İslâm şehirlerinde gâyet müzeyyen belde-i mu‘azzamadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221a ·
metinde göster ·
… aroşda olup cümle sokaklar vâsi‘ olduğundan mâ‘adâ çârsû-yı bâzârları içre üzüm
asmaları
dikilüp cemî‘i şâhrâhlar münakkaş çadır gibi zeyn olup aslâ âfitâb-ı âlemtâbın …
Evvelâ bu Resime kal‘asının cümle imâret-i âbâdânları bu aşağı varoşda olup cümle sokaklar vâsi‘ olduğundan mâ‘adâ çârsû-yı bâzârları içre üzüm asmaları dikilüp cemî‘i şâhrâhlar münakkaş çadır gibi zeyn olup aslâ âfitâb-ı âlemtâbın şiddet-i harâret-i tâb-ı tüvânı bu bâzâr-ı hüsn içre bey‘ [u] şirâ eden benî âdemlere te’sîr etmez, gûyâ bir koyağistân-ı İremdir. Ve bir kumsal zemîn olmağile eyyâm-ı şitâda aslâ çamur olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287a ·
metinde göster ·
… ıraht-ı müntehâ sâyedâr eşcârından mâ‘adâ âbdâr ve lezîz tut dırahtları ve üzüm
asmaları
ile bu çârsû-yı hüsn sâyedâr olmuşdur kim cümle dırahtlar tertîb üzre dikilüp s …
Ve cümle iki aded hâncuğazlardır. Ve cümle iki yüz aded Kal‘aönü meydânında dükkânlardır. Ekseriyyâ mutâfları ve pâypûşçuları çokdur. Ve Çârsû-yı hüsn içre gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâ sâyedâr eşcârından mâ‘adâ âbdâr ve lezîz tut dırahtları ve üzüm asmaları ile bu çârsû-yı hüsn sâyedâr olmuşdur kim cümle dırahtlar tertîb üzre dikilüp sûk-ı sultânîyi tezyîn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 364a ·
metinde göster ·
Bu gölü temâşâ edüp bir sâ‘at bağlar içre ubûr etdik. Ammâ bu diyârın bâğları dıraht-ı müntehâ karaağaçlar üzre mâr-ı ecel gibi sarılmış üzüm asmalarıdır. Tilki ve çakal havfinden bâğları zemînde olmayup cümle ağaçlardadır. Ammâ gûnâ-gûn lezîz ve âbdâr şıralı engûrü olur. Bu bâğları ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y64a ·
metinde göster ·
… Bundan cânib-i kıbleye şâdumânlık kurâlar içre dıraht-ı bâlâlara sarılmış üzüm
asmaların
temâşâ ederek altı sâ‘atde,
Aydın livâsında kasabasız Q 45b bir kazâdır. Ancak nevâhîleri yigirmi pâre ma‘mûr kurâdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Birgi serdârı hükmündedir. Bir câmi‘i ve mesâcidi Y 89a ve bir hânı ve bir hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Ammâ haftada bir azîm bâzâr olur kim Keles bâzârı meşhûrdur. Bundan cânib-i kıbleye şâdumânlık kurâlar içre dıraht-ı bâlâlara sarılmış üzüm asmaların temâşâ ederek altı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y88b–Y89a ·
metinde göster ·
dirâgûş edüp her birinden beşer onar katır yükü engûr-i âbdarı ve dânedâr la‘lg …
Ve cemî‘i dırahtlarına engûr asmaları dirâgûş edüp her birinden beşer onar katır yükü engûr-i âbdarı ve dânedâr la‘lgûn hoşhâr kirazı olur. Ve Beğ yaylağı dâmeninde olmak ile âb-ı hayât suları var kim ta‘bîr olunmaz. Ve bu karyeden kalkup yine bu yaylağ içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y89a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘a içre bâğ u bâğçe dahi yokdur, ammâ câ-be-câ üzüm
asmaları
ve köhne eşcâr-ı acîbeler vardır. Cümle bâğları kayanın garbında bir top menzil …
Ve bu kal‘a içre bâğ u bâğçe dahi yokdur, ammâ câ-be-câ üzüm asmaları ve köhne eşcâr-ı acîbeler vardır. Cümle bâğları kayanın garbında bir top menzili ba‘îd Kepez(?) dağı dibinde üç bin aded bâğ-ı mahsûldâr ve her bâğda bir bâğdârı vardır, dar değildir, vâsi‘ evlerdir. Cümle ehl-i kal‘a altı ay bâğlarında sâkin olup mahsûl alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97a ·
metinde göster ·