… hayvân zâhir oldu kim hakkâ âb-ı 32b hayvân olup cümle hayvânât andan def‘-i
atşân edüp
ba‘dehu Şem‘ûn Halîfe ol câ-yı ma‘hûdda bir ma‘bed-i muhtasar bir ibâdethâne ed …
Sebeb-i imâreti ol idi kim Hazret-i Îsâ halîfelerinden Havâriyyûn Şem‘ûn İslâmbol'a gelüp ol câ-yı ferah-fezâda ibâdete meşgûl olup cemî‘i vahşî hayvânâtlar ile hüsn-i ülfet edüp ol mahlûklara su vermek içün zemîni hafr edüp ol kazdığı yerden bir âb-ı hayvân zâhir oldu kim hakkâ âb-ı 32b hayvân olup cümle hayvânât andan def‘-i atşân edüp ba‘dehu Şem‘ûn Halîfe ol câ-yı ma‘hûdda bir ma‘bed-i muhtasar bir ibâdethâne edüp mürûr-ı eyyâmdan sonra Pozantin Kıral ol uyûn-ı câriye üzre mezkûr deyr-i kebîri binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a–32b ·
metinde göster ·
… yi İslâmbol bir içim suya muhtâc olup cümle şûre çâh-ı mâlardan nûş edüp def‘-i
atşân edüp
kemâl-i müzâyaka ve kıllet çekilirmiş. Süleymân Hân İslâmbol'un garbîsinde bir …
Ve Süleymân Hân'ın İslâmbol içre bir hayrât-ı azîmi dahi hâlâ cârîdir kim Kırkçeşme kemerleri suyudurlar. Bir kat kemeri Yanko asrında binâ olunup İslâmbol içre kırk aded çeşme idi. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ münhedim olup zamân-ı Süleymân Hân'a gelince ahâlî-yi İslâmbol bir içim suya muhtâc olup cümle şûre çâh-ı mâlardan nûş edüp def‘-i atşân edüp kemâl-i müzâyaka ve kıllet çekilirmiş. Süleymân Hân İslâmbol'un garbîsinde bir menzil ba‘îd yerde âb-ı nâblar bulup ilm-i hendeseyle İslâmbol'a getirmeğe murâd edindikde Mi‘mâr Sinân:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45b ·
metinde göster ·
… am çıkup Kara Haydar'ı Işıklı nâm kasaba kurbunda bir hâne içre kapanup hâneye
ateş edüp
cümle tevâbi‘i cız-bız kebâbı gibi büryân olup Kara Haydar cân havliyle taşra ç …
Evvelâ Kara Haydar nâm şakî bir kadıyı katl eyleyüp Sultân İbrâhîm Hân'ın cülûsunda ısyân [u] tuğyân edüp niçe sene şakâvet edüp Sakaltutan-beli'nde ve Köprübeli'nde ve Felâketbeli'nde ve Direklibel'de ve Çengâllıbel'de ve Sarmaşıklıbel'de ve Domalıçbeli'nde ve İzmir kurbunda Sabuncubeli'nde bunun emsâli niçe yüz bellerde niçe bin kârbânı basup bellerinden kemerin yasup harâmîlik ederdi. Âhir Kara Mustafâ Paşa fermânıyla Anadolu eyâletinde nefîr-i am çıkup Kara Haydar'ı Işıklı nâm kasaba kurbunda bir hâne içre kapanup hâneye ateş edüp cümle tevâbi‘i cız-bız kebâbı gibi büryân olup Kara Haydar cân havliyle taşra çıkup katl edüp kelle-i murdârın der-i devlete gönderüp cemî‘î tarîk-ı âmlar emn [ü] emân oldu. Ammâ Kara Haydaroğlu nâm bir veled-i zinâsı zuhûr edüp babası mel‘ûnun kanın taleb 373a içün Anadolu vilâyetinde yigirmi sancak yerde niçe yüz bin ibâdullahı râhatda komayup tâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ibtidâsına gelince üç eyâlet yeri harâb u yebâb eyleyüp bir vech ile ele girmek muhâl oldu. Hattâ bu hakîrin Engüri kurbunda Balıkhisâr nâm karyede ale'l-gafle râst geldiğimiz mel‘ûnlardır kim mukaddemâ evsâfları beş ay mukaddem tahrîr olunmuşdur. Âhir-ı zamân-ı saltanat-ı İbrâhîm Hân evâhirinde Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından sâbıkan Türkmân Ağası Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Kara Haydaroğlu'nun ya başı, ya başın" deyü istimâlet emirleri gidüp kayd-ı hayât ile Hasan Ağa'ya ba‘de edâ-yı hizmet Türkmân ağalığı ta‘ahhüd olunup Hasan Ağa dahi bin kadar şehbâz u nâmdâr iş erleri ve dağ u râğ serverlerinin bahâdır [u] hünerverlerin başına cem‘ edüp bir gün Söğüd dağı nâm mahalde Kara Haydaroğlu'nu yataklandurup andan firâr eder. Ba‘dehû andan başına iki yüz nâm-ı be-nâm vâcibü'l-izâle cem‘ edüp Katırcıoğlu ve Akyakalıoğlu ve Oynağanlıoğlu ve Yeğen Hüseyin ve Kara Memi nâm hârâmîlerle şehr-i Isparta dağlarında ve Söğüd kûhlarında ve Aydın cebellerinde ve Sarıhan illerinde gezüp ehl-i tüccâr-ı berr [u] bihârı rencîde etdüğü İbrâhîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup Anadolu eyâletine mutasarrıf Vezîr Küçük Çavuş Paşa cümle Anadolu eyâletiyle varmak fermân-ı şehriyârî olup on bin askerle âsî ve harâmî mezkûrların üzerine varup Karahisâr altında iki asker birbiriyle mukâbele ve mukâtele ederken bi-emri Hudâ Kara Haydaroğlu vâcibi yedi yüz âdemiyle on bin derme ve çatma Anadolu askeri içine aç kurd koyuna girer gibi girüp askeri bozup kimin kırup kimin âzâd edüp ol mahalde Anadolu Valisi bir vezîr-i dânâyı kayd-bend ile Kara Haydaroğlu'nun önüne getirüp ırz-ı pâdişâhî vardır deyü Kara Haydaroğlu, Küçük Çavuş Paşa'yı atıyla ve donuyla ve bir kaç yakın huddâmıyla bir dahi hazretin sancağıyla üzerime gelme deyü ahd [ü] yemîn verüp âzâd eder. Bu esnâda paşanın ve gayrı Anadolu askerinin bâr [u] bengâhı ve hayme vü hargâhı ganâ’imiyle Katırcıoğlu nâm şimşîr-bâz eli kolu kan bî-îmân u bî-amân gelüp cümle şikârı Kara Haydaroğlu'nun önüne kodukda paşanın tuğ u sancağ ve bayrağ u tabl [u] alemin Kara Haydaroğlu görüp "Katırcıoğlu! İşte Allah bizi tuğ ve sancak ve tabl [u] alem sâhibi dağ paşası etdi" dedikde Katırcıoğlu eydür: "Neyleyeyim, paşayı ele getiremedim. Gidinin yöğrük atları var imiş ve bir kaç ..kilgen oğlanları var imiş, elimden kurtuldu" deyince Kara Haydaroğlu eydür: "Bre şimdi paşayı kayd-bend ile önüme eli bağlı ve ciğeri dâğlı getirdiler. Hâline merhamet edüp bir dahi üzerime gelmeyeceğine yemîn verüp âzâd etdim. İşte şimdi gitdi" deyince Katırcıoğlu eydür: "Bre gerçek mi? Ya sonra yine deryâ-misâl askerle üzerimize gelirse bizi öküz boynuzunda isek de bizi kırar. Hay Kara Haydaroğlu! Allah belâcığın versin. Bre ne âzâd etdin. Onların dirisiyle söyleşmekden ise ölüsüyle söyleşmek gerek" deyü atına süvâr olup fi'l-hâl paşaya erüp "Dur a bre .mlı kahbe" deyüp paşaya dal-kılıç olup paşa yedi âdemiyle Katırcıoğlu'na hamle edüp Katırcıoğlu'nun bir âdemin katl edüp birine dahi sataşırken Katırcıoğlu paşaya bir satûr-ı Katırcı niçe urursa kellesin terkiye alup yedi gulâmın kayd-bend edüp kelleyle ve atları ve gulâmlarıyla Kara Haydaroğlu önüne gelince Haydaroğlu ağlayup "Katırcıoğlu! Şimden gerü biz dahi başımız tedârükün görelim. Âhir işimiz tamâm oldu. Hemân gerçekden asker yazup Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu gibi ili vilâyeti urup celâlî olalım. Yâhûd deryâ-misâl asker ile Acem diyârında bir yer feth edüp anda karâr idelim" dedi. Katırcıoğlu eydür: "Bre iki el bir baş içindir. İpden kazıkdan kurtulmuş yiğit yazalım, mâl verelim, mâl alalım" deyüp niçe yüz harcu's-seyf ip sürüyenleri başlarına cem‘ edüp Kırşehri ve Beğşehri ve Akşehri ve Seydîşehri ve Eskişehri ve Alaşehri ve gayrı büleyde ve şehirleri harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek günden güne ısyân [u] tuğyânları ziyâde olup niçe ümmet-i Muhammed'in ehl [u] ıyâllerin alup kırmızı şâl ile kafadârları gibi gezdirüp fi‘l-i şenî‘lere başladılar. Hikmet-i Hudâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ertesi günü Kara Haydaroğlu katli hakkında yine Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Dünyâ âsûde-hâl ola" deyü bu târîh mısra‘ı mazmûnunca (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b–373a ·
metinde göster ·
Bu Pirevadi şehrine karîb Kazan balkanı dediklerinin aslı Muhammed Buhârî kim Sarı Saltuk'dur. "Anlar bir ejderi katl edüp bir ruhbân ben katl etdim" deyü da‘vâ-yı merd edince Muhammed Saltık Bay re’yiyle papas ile ikisi bir kazana girüp kazana ateş edüp papas herîse-misâl pişüp Saltık Bây taşra 111a çıkup ancak mübârek alnı arak-âlûd olup niçe bin küffâr imâna gelüp kendileri bu kerâmetden sonra Leh diyârına gidüp cümle kâfiristânda nâm [u] nişânı söylenüp muhabbet etdiklerinin aslı odur. Ba‘de's-seyâha yine bu Pirevadi mahallinde kazanda tabh olduğu mahalde merhûm olup kendilerin vasiyetiyle yedi tâbûta koyup yedi kral yedi tâbûtu alup bir cesed-i şerîfin Babadağı'na getirüp ter ü tâze defn ederler. Biri İdrone kral Edrine kurbunda Babaeskisi'nde defn ederler. İlâ hâze'l-ân defn olunaldan berü şeb [u] rûz kandili sönmemişdir. Bir tâbût Moskov diyârında, bir tâbût Leh diyârında (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110b–111a ·
metinde göster ·
… dır. Ba‘zı atşân u tecdîd-i vudû’ murâd edinen mü’ezzinân andan nûş edüp def‘-i
atşân edüp
şükr-i Sübhân ederler. Bu gûne havz u şadırvan bir câmi‘de yokdur. Evvelâ Bursa …
Ve minberinin midhatinde lisân kâsırdır kim makâm-ı Resûl-i Kibriyâ'dır. Üstâd-ı hurde-gîr-i kûh-ken-i mermer-bür minber-i münîfe bir gûne tîşe ü direfş-i nakkâb u becene vermiş kim gûyâ Karadeniz sâhilinde Anadolu tarafında Sinop kal‘asında Sultân Alâ’eddîn câmi‘inin minberidir kim ol dahi bu minber-i Selîmiyye gibi bu kevn-i gûr-ı devr-i devvârda misilleri binâ olunmamışdır. Ve bu Selîmiyye'nin 155a tâ ortasında makâm-ı mü’ezzinân-ı Bilâl-i Habeşî mahfili (---) aded sütûnlar üzre çâr-kûşe bir makâmdır kim onda cemî‘i üstâd-ı kâmil mü’ezzinân on iki makâmı ve yiğirmi dörd şu‘be ve kırk sekiz terkîbi ol makâmda icrâ ederler, bir mahfil-i latîfdir. Ve bu mahfilin tahtında bir küçük havz içre şadırvanı dükeli zamân cârî ve revâne olmadadır. Ba‘zı atşân u tecdîd-i vudû’ murâd edinen mü’ezzinân andan nûş edüp def‘-i atşân edüp şükr-i Sübhân ederler. Bu gûne havz u şadırvan bir câmi‘de yokdur. Evvelâ Bursa'da Yıldırım Bâyezîd Hân'ın Ulucâmi‘inde ola. Ammâ ol dahi gâyet azîm havzdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 154b–155a ·
metinde göster ·
… p ba‘zısına havz-ı latîfler inşâ edüp cümle benî âdem ve cemî‘i devâbbât def‘-i
atşân edüp
niçe yüz aynu'l-hayât misilli ay[n]-ı bî-hisâbın cümlesi şehir içre cereyân ede …
Niçe yüz çeşmesâr-ı uyûn-ı câriye kaynakların üzerlerine niçe yüz sâhibü'l-hayrâtlar kubbeler binâ edüp ba‘zısına havz-ı latîfler inşâ edüp cümle benî âdem ve cemî‘i devâbbât def‘-i atşân edüp niçe yüz aynu'l-hayât misilli ay[n]-ı bî-hisâbın cümlesi şehir içre cereyân eden nehr-i (---) karışup kıble tarafına cereyân ederek Kiremitlik nâm mahalde cümle uyûnlar bir yerden nehr-i Kösdem'e mahlût olduğu yerde bir âb-ı hayât âb-ı zülâl vardır kim ismine Şeker bınarı derler. Cemî‘i şehr-i Tırhala'nın sâhib-i tab‘ olanları at sakkâlarıyla su getirdüp Şeker bınarından nûş ederler. Hakkâ ki Şeker bınarı dedikleri kadar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 239b ·
metinde göster ·
… âhîm'in mahzenleri ile mâ-i zülâl leb-ber-leb olup cümle ibâdullâh andan def‘-i
atşân edüp
sâhibü'l-hayrât Ebülhayr Gâzî İbrâhîm Paşa ki sebeb-i sulh-i kal‘a-i Kandiye'di …
Ve bu şehir gâyet mürtefi‘ zemîn olmağile su gelmek muhâl olup şehrin şimâlinde bir hadenk menzili ba‘îd yerde bir çâh-ı mâ-i azîm hafr edüp Y 4b andan dollâblar ile atlar şeb [u] rûz çeküp şehir içre Zemzem-i İbrâhîm'in mahzenleri ile mâ-i zülâl leb-ber-leb olup cümle ibâdullâh andan def‘-i atşân edüp sâhibü'l-hayrât Ebülhayr Gâzî İbrâhîm Paşa ki sebeb-i sulh-i kal‘a-i Kandiye'dir ana hayr du‘âlar ederler. Ba‘dehu bu şehirden kalkup şarka iki sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y4a–Y4b ·
metinde göster ·
… e sene mürûr edüp hîle ile çalılar içinde bu kal‘ayı binâ edüp bir gün çalılara
ateş edüp
kal‘a zuhûr edüp anıniçün Bodurum derler.
Ve bu kapudan içeri hisâr-pîçe mâbeyni bir vâsi‘ meydândır, anı ubûr edüp bir kat kapu dahi vardır, şimâle nâzırdır. Ve bu mahalde dahi ibret-nümâ tasvîrler vardır. Ve bu kapunun solunda leb-i deryâda hîle ile kal‘a binâ etmek içün Menteş Bay oğullarından bir bodurumluk yer isteyüp yapdığı mahzenlerdir. Ba‘dehu niçe sene mürûr edüp hîle ile çalılar içinde bu kal‘ayı binâ edüp bir gün çalılara ateş edüp kal‘a zuhûr edüp anıniçün Bodurum derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y103a ·
metinde göster ·
… fevkânî altında aşren fe-aşr bir havz-ı azîmi var. Cümle devâbbât andan def‘-i
atşân edüp
ayınlarında tecdîd-i vuzû‘ olunur. Müsâfirîn ibâdet edüp sâhibü'l-hayrâta du‘â …
Ve bu hân-ı âlînin sahrâ-misâl beyâz taş kaldırım ile döşenmiş meydânın tâ vasatında niçe pâyeler üzre bir câmi‘-i fevkânî altında aşren fe-aşr bir havz-ı azîmi var. Cümle devâbbât andan def‘-i atşân edüp ayınlarında tecdîd-i vuzû‘ olunur. Müsâfirîn ibâdet edüp sâhibü'l-hayrâta du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y176b ·
metinde göster ·
… taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmetleri ve devâbbâtları def‘-i
atşân edüp
yine ol taşı tobraya koyup bilelerince gezdirirlerdi. Hîn-i ihtiyâcda yine asây …
Hemân Cenâb-ı İzzet'den bu âyet-i Tevrât, Kur’ân'da dahi vardır, nâzil olup Mûsâ Kelîmullâh emr-i Hak ile elindeki asâyı bir küçük taşa darb edince bi-emrillâh ol taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmetleri ve devâbbâtları def‘-i atşân edüp yine ol taşı tobraya koyup bilelerince gezdirirlerdi. Hîn-i ihtiyâcda yine asâyile ol taşı ururlardı âb-ı hayât mâ çıkardı. Hâlâ ol seng-i asfer şâm-ı şerîf'de Hazret-i Îsâ minâresinde makâm-ı Hazret-i Îsâ'da dîvâr içre mebnîdir. Cümle züvvâr bu taşa Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmişdir, deyü destlerin sürüp yüzlerine sürerler. Hemân i‘tikâd lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
… ü gelüp cânib-i garbda çöl içre gâyib olup cümle huccâc ol âb-ı rakîkden def‘-i
atşân edüp
vakt-i gurûba karîb cemî‘i devâbbâtların saky ederken üç katâr şütürü Urbân uru …
Ve bu mahalde bir ayn-ı câriye vardır. Tâ Halîlü'r-rahmân dağlarından berü gelüp cânib-i garbda çöl içre gâyib olup cümle huccâc ol âb-ı rakîkden def‘-i atşân edüp vakt-i gurûba karîb cemî‘i devâbbâtların saky ederken üç katâr şütürü Urbân urup alıcak vâveylâ kopunca paşa derhâl beş bayrak levendât ta‘yîn edüp akîblerince yetişüp ceng ede ede altı Y 265b kelle ve üç dil kayd-bend-i dil edüp develeri halâs edüp sâhiblerine teslîm olunup baş ve dil getiren gâzîlere kırkar altun ve gayriye üç altun ihsân olundu. Ve paşa dilleri söyledüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265a–Y265b ·
metinde göster ·
ve salât-ı ışâ dahi edâ olunup yüz bin meş‘al u fânûs ile cümle huccâc-ı müslim …
"Ey ümmet-i Muhammed gâfil mebâş! Bu gece Hayberistân Yahûdîleri içinden ubûr ederiz. Ümmet-i Muhammed'in kanın içerler, âgâh olun. Her kime mâlı ve cânı başı lâzım ise basîret üzre hâzır olsun" deyü tenbîh olunup ahşam radası olunup sakâbaşılar Sultân Murâd vâlidesi ve Sultân Mehemmed vâlidesinin evkâfı sularını ümmet-i Muhammed'e bezl edüp cümle huccâc def‘-i atşân edüp ve salât-ı ışâ dahi edâ olunup yüz bin meş‘al u fânûs ile cümle huccâc-ı müslimîn mâbeyni eyle çerâğân oldu kim gûyâ rûz-ı rûşen olup nısfu'l-leylde Hayberistân hudûduna dâhil oldukda ne‘ûzübillâh her köşe ve puçası kan kokar mugaylistândır. Ve câ-be-câ feryâd kopup der-akab üç Hayber Yahûdîsi getirüp kelle perrân parça etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y273b ·
metinde göster ·
… îm etdi kim ilâ hâze'l-ân ma‘mûr [u] âbâdândır. (---)(---)(---) huccâc def‘-i
atşân edüp
sâhibü'l-hayrâtı du‘â-yı hayr ile yâd ederler. Q 145bP 147b
Bu şehr-i Mekke içinde cereyân eden uyûna (---) derler. Ba‘dehu Zübeyde Hâtûn Mekke ile Cidde mâbeyne-hümâsında Hıdde nâm bir karye vardır, anda bir nehr-i azîmi kehrîz ve lağımlar ile bender-i Cidde'ye götürüp şehr-i Cidde'yi gark-ı âb edüp Cidde benderi dahi ma‘mûr [u] âbâdân olup ba‘dehu Cidde ve Mekke uyûnlarının ar-rahme telzîne(?) anlarının yolları harâb olup niçe mülûklerin devletleri mürûr edüp (---)(---)(---)(---) Sultân Selîm Hân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân bir Mısır hazînesi mâl sarf edüp ta‘mîr ü termîm etdi kim ilâ hâze'l-ân ma‘mûr [u] âbâdândır. (---)(---)(---) huccâc def‘-i atşân edüp sâhibü'l-hayrâtı du‘â-yı hayr ile yâd ederler. Q 145bP 147b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y355b ·
metinde göster ·
… ç yüz altmış göz kantaralar ile Nîl suyu gidüp iç kal‘ada olan ibâdullâh def‘-i
atşân edüp
Sultân Gavrî aleyhi rahmetü'l-Bârî hazretlerine du‘â ederler. Sekiz sene bu hak …
Başka sâkıye emîni vardır. Taht-ı hükûmetinde on bir mahalde cümle 36 dollâblardır. Ve cümle üç yüz sığır ve iki yüz huddâmları vardır. Senevî mâl-ı pâdişâhîden yüz elli kîse masrafı vardır. Azîm hayrât ve mühim hizmetdir kim Mısır'ın iç kal‘asına bu sâkıyelerden üç yüz altmış göz kantaralar ile Nîl suyu gidüp iç kal‘ada olan ibâdullâh def‘-i atşân edüp Sultân Gavrî aleyhi rahmetü'l-Bârî hazretlerine du‘â ederler. Sekiz sene bu hakîr dahi hayrât [u] hasenâtı âb-ı nâbından nûş etdik. Rûhiyçün Fâtiha. Ve bu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144b ·
metinde göster ·