… lvehhâb ibn Abdülkerîm ve Mevlânâ Muslihiddîn ve Mevlânâ Ca‘fer Efendi, Mevlânâ
Atâullâh
Efendi, Mevlânâ Mehemmed Çelebi ve Ahmed Çelebi, Ahaveyn Çelebi derlerdi. Mevlâ …
Asr-ı hümâyûnlarındaki ulemâlar zikridir: Beşiktaşî Yahyâ Efendi, Mevlânâ Mehemmed ibn Abdülvehhâb ibn Abdülkerîm ve Mevlânâ Muslihiddîn ve Mevlânâ Ca‘fer Efendi, Mevlânâ Atâullâh Efendi, Mevlânâ Mehemmed Çelebi ve Ahmed Çelebi, Ahaveyn Çelebi derlerdi. Mevlânâ Abdülkerîm bin Mehemmed ibn Hazret-i Şeyhülislâm Ebussu‘ûd Efendi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 58a ·
metinde göster ·
… câmi‘i hazîresinde Okcular'a nâzır bir revzen dâhilinde medfûndur. Celî hat ile
Atâyî
Çelebi güftesiyle târîhdir:
el-Mevlâ el-ma‘rûf Alî bin Abdürra’ûf: Sünbüle-i vücûdu diyâr-ı Zengibâr'dan idi. Sultân Bâyezîd câmi‘i hazîresinde Okcular'a nâzır bir revzen dâhilinde medfûndur. Celî hat ile Atâyî Çelebi güftesiyle târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 112a ·
metinde göster ·
… eyân-ı esmâ-i râcilân: Bektaş Ağa ve Hasin Ağa ve Halim Bay Ağa ve Kutlu Ağa ve
Atâ
Beğ ve Rızâ Beğ ve Sinân Beğ ve Şâdî Beğ. Ulemâları yâ-yı nisbî ile ma‘lûmlardı …
Der-beyân-ı esmâ-i râcilân: Bektaş Ağa ve Hasin Ağa ve Halim Bay Ağa ve Kutlu Ağa ve Atâ Beğ ve Rızâ Beğ ve Sinân Beğ ve Şâdî Beğ. Ulemâları yâ-yı nisbî ile ma‘lûmlardır. Meselâ Monlâ Birdinicî ve Monlâ Harbiridî ve Monlâ Şikâkî ve Monlâ Sûrânî ve Monlâ Halîlî ve Monlâ Habîbî derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195a ·
metinde göster ·
… Lokmân civârında bir merkad-i (...) âşiyânı var ma‘lûm-ı hâss u âmmdır. Mevtine
Atâ’î
Çelebi târîh demişdir:
Yedi kerre kazâ-i Üsküb'e mutasarrıf olmuşlardır. Âhir zemzeme-i enfâsı dem-beste-i menâfiz ve menâhir oldu. Sinn-i târîhi "ha, sin" 68 lafzıdır. Baba Lokmân civârında bir merkad-i (...) âşiyânı var ma‘lûm-ı hâss u âmmdır. Mevtine Atâ’î Çelebi târîh demişdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a ·
metinde göster ·
ve bir destgîr-i kân-ı şifâ bulup sevdâger-i âhiret olup seyyâh-ı âlem olalım" …
"Ey ihvân-ı mâ. Niçün böyle pür-zâr ve bî-karârsın. Gel senin ile cihângeştlik Y 3a edelim ve diyâr-ı Arabistân ve Hindustân'a gidelim. Ola kim Cenâb-ı Bârî bize bir pîşvâ-yı tarîk ve mürşid-i kâmil-i ehl-i tahkîk ve bir mûnis-i gamgüsâr ve bir yâr-ı gamhâr ve bir yâr-ı vefâdâr-ı sıddîk verüp şimden gerü tarîk-ı Hakk'a yönelüp bir sâhib-nazar-ı bahr-i atâ ve bir destgîr-i kân-ı şifâ bulup sevdâger-i âhiret olup seyyâh-ı âlem olalım" dedikde derûnumda yer edüp "İşte budur bana yâr u hemrâh olacak" deyü "evvelü'r-refîk sümme't-tarîk" deyüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden safâ ve sürûr etdim ve ikimiz mâbeyninde muharremât ve mükeyyefâtdan bir şey ile âlûde olmamak içün ahd ü yemîn etdik. Hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y2b–Y3a ·
metinde göster ·
… t-i dâreyne nâ’il olmuş musannif ve mü’ellif a‘izze-i kirâmdan mâldâr ve mün‘im
atâ-bahş
ilm-i kâfda Y 85b kâmil-ayâr sâhibü'l-hayrât kimesne imiş kim cevâmi‘ ve hayr …
Ve Kara Kadı hazretleri dahi kutbiyyete kadem basmış devlet-i dâreyne nâ’il olmuş musannif ve mü’ellif a‘izze-i kirâmdan mâldâr ve mün‘im atâ-bahş ilm-i kâfda Y 85b kâmil-ayâr sâhibü'l-hayrât kimesne imiş kim cevâmi‘ ve hayrâtları mevsûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y85a–Y85b ·
metinde göster ·
ve Bahr-i Ma‘ârif mecmû‘asından Fârisî Ashâb-ı Kehf yazıla} İlm-i remil ile mu‘ …
Ve çârsû içinde cisr başında Hazret-i Dânyâl {Atâ'dan ve Bahr-i Ma‘ârif mecmû‘asından Fârisî Ashâb-ı Kehf yazıla} İlm-i remil ile mu‘cizeleri zâhir u bâhir idi, salavâtullâhi aleyhi ve selâme. Bu ulu âsitânede bir kubbe-i nûr-ı münevver içinde merkad-i pür-envârları vardır. Ve cânib-i erba‘aları demir şebekedir. Eyle rûhâniyyet vardır kim âdem mebhût [u] mütehayyir olduğundan ma‘lûmdur kim ol âsitâne kabr-i Resûlullâhdır. Ve kurbunda mescidi kabr-i şerîfe muttasıldır. Ve çârsûya nâzır taş nerdübân ile çıkılır bir kapusu vardır. Ammâ bu makâmın haremi yokdur ve ziyâretgâh-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153b ·
metinde göster ·
… î ve ibn Harfûş ve ibn Haneş ve ibn Sa‘îd ve Benî İbrâhîm ve Benî Sâlim ve Benî
Atâ
ve Benî Atıyye ve Benî Safer ve Benî Zühd ve Benî Vahîdât. Ve meşâyih-i Nâbulus …
Evvelâ Benî (---) ve Âl-i Umûr ve Âl-i Reşîd ve Âl-i Ribâh ve Âl-i Ma‘ân ve Âl-i şehâb ve Âl-i Turâbî ve ibn Harfûş ve ibn Haneş ve ibn Sa‘îd ve Benî İbrâhîm ve Benî Sâlim ve Benî Atâ ve Benî Atıyye ve Benî Safer ve Benî Zühd ve Benî Vahîdât. Ve meşâyih-i Nâbulus ve meşâyih-i Aclûn ve meşâyih-i Benî Zeyt ve meşâyih-i Sıfed ve meşâyih-i Akke ve meşâyih-i Remle ve meşâyih-i Gazze ve meşâyih-i Kudüs ve meşâyih-i Halîlü'r-rahmân. Ve'l-hâsıl kânûn-ı pâdişâhî üzre şâm hazînesinden surre ve atıyye alan yetmiş yedi kavmin meşâyihleri tevâbi‘leri ile bi-esrihim cümlesi bu Müzeyrib sahrâsına gelüp kırk elli bin deve ile huccâca mâlları ile hidmet etmek kânûn-ı Süleymânî'dir ki bu sahrâda ecnâs-ı mahlûkâtdan güzer olunmaz. Ammâ herkes dâ’iresin gözetmeğe mukayyed olmak gerek, zîrâ sürmeden gözü çalup sürme Y 260b sürülmeyüp yerinde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260a–Y260b ·
metinde göster ·
… âl-i Harfûş ve âl-i Haneş ve âl-i Sa‘îd ve Benî İbrâhîm ve Benî Sevâlim ve Benî
Atâ
ve Benî Atıyye ve Benî Amrân ve Benî Havâlim ve Benî Havrân ve Benî Busrâ ve Be …
Evvelâ Benî Zühd ve âl-i Umûr ve âl-i Reşîd ve âl-i Ribâh ve âl-i Ma‘ân ve âl-i Şehâb ve âl-i Turâbî ve âl-i Harfûş ve âl-i Haneş ve âl-i Sa‘îd ve Benî İbrâhîm ve Benî Sevâlim ve Benî Atâ ve Benî Atıyye ve Benî Amrân ve Benî Havâlim ve Benî Havrân ve Benî Busrâ ve Benî Ca‘fer ve meşâyih-i Nâbulus ve meşâyih-i Sıfed ve meşâyih-i Akka ve meşâyih-i Remle ve meşâyih-i Filistîn ve meşâyih-i Gazze ve meşâyih-i Kudüs ve meşâyih-i Halîlü'r-rahmân ve meşâyih-i Kerek ve meşâyih-i Akabe ve meşâyih-i Sakar ve tevâbi‘i ile bi-esrihim yetmiş yedi meşâyih-i Urbân pây-bûs-ı şehriyârîyi bûs edüp herbiri iltifât [u] ihsân-ı Selîm Şâh ile behremend olup cümle aşâyir [ü] kabâ’illeri ile mutî‘ oldular. Ve cümlesi uğur-ı pâdişâhîde cân [u] baş ile hizmet etmeğe ta‘ahhüd edüp Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölün aşmağa dörd kerre yüz bin deve yükü su âl-i Osmân pâyine nisâr etmeğe âmâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y50b ·
metinde göster ·
ve Hayyallâh ve Abdülhâlık ve Abdüssamed ve Abdülgafûr ve Hamâullâh ve Hâşim ve …
Cedullâh ve Atâullâh ve Hayyallâh ve Abdülhâlık ve Abdüssamed ve Abdülgafûr ve Hamâullâh ve Hâşim ve Tâhâ ve Yâsîn ve Merzûk ve Hamdullâh ve Hamed ve Şerâbî ve Tâhir ve Abdülhay. Ve bu makûle esmâları var. Bu zikr olunan esmâlar avân esmâlarıdır. Havâsları mahallinde zikr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y242b ·
metinde göster ·
Senhûrî tarîk-ı âm üzre etle ağaçları sâyesinde bir kubbede medfûnlardır. Bir F …
eş-şeyh Atâullâh Senhûrî tarîk-ı âm üzre etle ağaçları sâyesinde bir kubbede medfûnlardır. Bir Fâtiha ile rûhun şâd edüp andan yine cânib-i garba bir malaka-i azîm gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y304b ·
metinde göster ·
… ale'l-ıtlâk pişvâ-yı tarîkat ve ser-çeşme-i şerî‘at Ebürrîş Hazret-i es-Seyyid
Atâullâh
Ebürrîş kuddise sırruhu'l-azîz hazretleri ol âsitâne-i mehbıtın içinde Q 277a …
Evvelâ şehirden yedi yüz adım kıble cânibine beled-i Hazret-i Ebürrîş kâmil iki yüz hânedir. Ekseriyyâ Hazret-i Ebürrîş'in evlâdları sâkin olur. Sâdât-ı kirâmdan çelebilerdir. Bir câmi‘i var, bir tabaka alçacık minâreli ve iki kapulu ve hareminde bir azîm nâbıka dırahtı var. Zemîninde ahâlî-i karyeden ba‘zı a‘yân-ı kibâr şurefâlar medfûndur. Ve hareminin bir kapusu kıbleye ve bir kapusu cânib-i şarka mekşûfdur. Ve câmi‘i ol kadar müzeyyen ve kebîr câmi‘ değildir, lâkin cemî‘i evkâtda ehl-i züvvârdan hâlî olmamağile cemâ‘at-i kesîresi çokdur. Ve bu câmi‘in sağ tarafında câmi‘e muttasıl bir sutûh altında bir kubbe-i münevver içinde ve sülâle-i âl-i abâ ve kutb-ı âfâk ve gavs-ı a‘zam-ı ale'l-ıtlâk pişvâ-yı tarîkat ve ser-çeşme-i şerî‘at Ebürrîş Hazret-i es-Seyyid Atâullâh Ebürrîş kuddise sırruhu'l-azîz hazretleri ol âsitâne-i mehbıtın içinde Q 277aP 274a gencîne-i râz gibi pinhândır, ve cemî‘i ta‘allukâtları dahi fıskıyyesinde bile medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y307b ·
metinde göster ·
Hamâlîzâde, kuddise sırruhu. şehr-i Mısır'da mütevelliddir. Bu Mahalle-i Kebîr …
{Ve ziyâret-i el-Mevlâ Abdülbâkî bin Mahmûd bin Atâüddîn Hamâlîzâde, kuddise sırruhu. şehr-i Mısır'da mütevelliddir. Bu Mahalle-i Kebîr mevleviyyetine mutasarrıf iken merhûm olup Sâbûniyye cisri başındaki zâviyenin sâhasında Rûm tarzı hice taşı ile mebnî târîhi ile mastûr alâmetiyle medfûndur. Tarîk-ı âm üzre olmak ile ziyâretgâhdır. Gâyet fasîh bedî‘ü'l-beyân olmağile Tevârîh-i Hıtat-ı Makrîsî'yi terceme etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y358b ·
metinde göster ·
… Bi-emrillâh'ın birâderzâdesi İbrâhîm el-Vâsık Billâh ve anın cenbinde Muhammed
Atâullâh
bin İbrâhîm Vâsık Billâh: bunları Melik Sâlih bu Kûs'a nefy edüp el-Müstekfî Bi …
{Ve Hâkim Bi-emrillâh'ın birâderzâdesi İbrâhîm el-Vâsık Billâh ve anın cenbinde Muhammed Atâullâh bin İbrâhîm Vâsık Billâh: bunları Melik Sâlih bu Kûs'a nefy edüp el-Müstekfî Billâh kubbesinde medfûnlardır. Hikmet-i Hudâ bunları Kûs'a nefy edeni dahi Mısır kulu gulû edüp el-Melikü'n-Nâsır oğlu el-Melikü's-Sâlih'i bu şehr-i Kûs'a sürüp ve mezkûr âl-i Abbâs pâdişâhlarının hâk-pâlarında merhûm olup cenblerinde medfûndur. Zîrâ men dakka dukka demişler, hakkâ ki eden bulur demişler.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y382b ·
metinde göster ·
… Fûnc'a tâbi‘ bir nâmdâr yarar beğdir. Ammâ hâlâ Hüseyin Beğ tarafından bu şehre
Atâullâh
Kan hâkimdir. Hüseyin Beğ kanına mektûblarımız vardır, deyince vâfir haz edüp k …
Bu kal‘a artık Fûncistân melikinin vezîri Kör Hüseyin Kan'ın hükmündedir. Kan bu diyârlarda vezîre yâhûd hâkime ıtlâk olunur. Bu kal‘a dahi Tavâşî Süleymân Paşa Mısır vezîri iken be-dest-i Özdemir feth olmuş, ammâ kırk günden yine Fûnc zâğı müstevlî olup ilâ yevminâ hâzâ anların kabza-i hükmündedir. Hâkimi Hasan Beğ Kelâpiş Urbânı kabîlesinden bir kimesnedir. On yedi bin zâğî bâğî ve dağî askere mâlikdir, ancak bu kal‘a hâricinde sâkin olurlar. On yedi kal‘aya hâkimdir. Gâhîce Fûncistân melikine dilgîr olup Mısır vezîrine tâbi‘ olur, lâkin hâlâ Fûnc'a tâbi‘ bir nâmdâr yarar beğdir. Ammâ hâlâ Hüseyin Beğ tarafından bu şehre Atâullâh Kan hâkimdir. Hüseyin Beğ kanına mektûblarımız vardır, deyince vâfir haz edüp kendinin İbrîm a‘yânından ve Sây a‘yânından mektûbların verdik. Ve bir sâde makrama verüp öpüp başına koyup bizi kal‘a içinde bir hâneye kondurup ta‘yînâtımız gönderdi. Ve iki fîl dişi hedâyâ verdi, ammâ bir bâr-ı belâ verdi kim her dendân-ı fîl ikişer yüz batman-ı Mısrî geldi. Götürmek mümkin olmamağile Sây kal‘asından bizimle refîk gelen elli heccânlı yüz yiğide birin hibe edüp birin dizdâra teslîm edin deyü sıhhat haberimiz i‘lâm edüp mezkûr refîkler kal‘a-i Sây'a rücû‘ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y395a ·
metinde göster ·