… etmişler. Andan Paşa iç kal‘aya çıkup kırk dörd karış Sultân Süleymân topların
atdırup
gülleleri tâ Çoban cisrine vardı. Bunda ziyâfet tenâvül olunup beğine ve dizdâr …
Sene (---) târihinde Azerbaycân pâdişâhı Sultân Uzun Hasan Ebü'l-feth havfinden müceddeden binâ etmişdir. Anınçün Hasankal‘ası nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir hüsündâr kal‘a-i gevher-nigûndur kim Pasin sahrâsına göğüs verüp eflâke ser çekmiş kal‘a-i âlîdir. Sene (---) târîhinde cebren ve kahren muhâsara ile Kara Yûsuf evlâdı Ekrâdları destinden (---) Hân Gâzî feth edüp eyâlet-i Erzurûm'da Pasin sancağı beğinin tahtıdır. Beğinin hâssı taraf-ı pâdişâhîden kânûn-ı Süleymân Hân üzre 12.400 akçedir. Erbâb-ı zü‘amâsı altıdır ve erbâb-ı timarı 325, alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Hîn-i gazada cümle cebelüleri ile bin beş yüz asker olup ve nısf kal‘a neferâtlarıyla paşa fermânıyla imdâda geldiler. El-azametullah kaçan paşa-yı zevi'l-ihtirâm bu kal‘a zîrinde meks etdikde kal‘ada bir yaylım tüfenk ve bir yaylım top-ı pür-renk [ve] alay-ı ceng eyledi kim zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp Kal‘a-i Hasan mürg-i semender-vâr âteş-i nemrûd içinde kaldı. Acem elçisi bu hâli görüp dem-beste kaldı. Bu mahalde Paşa-yı Aristo-tedbîr buyurdı-ı şerîf ile kal‘a dizdârına bir iç mehteri gönderüp "Tiz kal‘ayı donadup bedenler üzre cümle askerleri pür-silâh olup biz kal‘a temâşâsına vardıkda 290b cümle cebehâneyi müzeyyen edüp bir dem gülbâng-i Muhammedî getirüp bir yaylım tüfenk ve bir yaylım top atsınlar" deyü fermân-ı vezîr varup ba‘de'l-‘asr Paşa, pasin beği ziyâfetine Acem elçisiyle kal‘aya giderken sadâ-yı Allah Allah gülbâng evce peyveste olup top u tüfenk velvelesinden sît u sadâ-yı top ayyûka çıkup elçi engüşt-i ber-dehen olup "Hey kayser-zemîn şahı! Aceb kal‘a-i Hasan-âbâd'a mâliksin" dedi. Ba‘dehû kal‘aya dâhil olunca Ilıca kapusunun iç yüzünde iki kapu mâbeynin tuğulka ve serpenâh zırh u zereh külâh [u] gûnâ-gûn âlât-ı silâh ile iki kapu mâbeynin müzeyyen edüp bu Ilıca kapusundan cümle pür-silâh kullar şâhrâhın yemîn ü yesârına kat-ender-kat kal‘a neferâtları ta iç kal‘aya varınca selâma durup derûn-ı kal‘ada salât-ı Cum‘a edâ olunup taşra çıkınca azamet-i Hudâ kal‘anın cümle burc [u] bârûların filândıra ve gûnâ-gûn bayrak [ve] sancaklar ile tezyîn etmişler. Andan Paşa iç kal‘aya çıkup kırk dörd karış Sultân Süleymân topların atdırup gülleleri tâ Çoban cisrine vardı. Bunda ziyâfet tenâvül olunup beğine ve dizdârına birer hil‘ât-i fâhire ihsân olunup ondan paşa yine alay ile serâperdesine geldi. Ba‘dehû yüz elli akçe kadısı ve yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve müftî ve nakîbü'l-eşrâfı ve sâ’ir a‘yânı paşaya gelüp zemîn-bûs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 290a–290b ·
metinde göster ·
… 'ı feth edüp bu Van'a geldikde Pehlivân Sarı Solak'a ve Koca Hacı Süleymân'a ok
atdırup
kal‘a-i Van'ı aşırmışlardır. Hakkâ ki ebr-i kebûdlar içre görünmez bir kal‘a-i …
Ve bu İçkal‘ada ancak bir Sultân Süleymân câmi‘i var kim Hazret-i Dâvûd asrında Melik Câlût'un binâ etdüği yerdir kim her divelde ma‘bedhâneden gayrı şey olmayup deyr iken ana Ermenîler Vang derlerdi. Hâlâ ol deyrin ismiyle müsemmâ olup Vang'dan galat Van derler. Hâlâ Süleymân Hân Câmi‘idir kim minâresi {zelzeleden münhedim olup Yeniçeri Ağası Ömer Ağa nâm ağa minâre-i Muhammedî binâ etdi} ve kubbesi ve sâ’ir sarâyların dam u bâmları ta vakt-i zuhr olmayınca bu imâretler ebr-i kebûtlar içre görünmez. Ta bu mertebe eflâke kad çekmiş kal‘a-i serâmeddir. Niçe bin kemândâr pehlivânlar aşağıdan ok atup kal‘a aşıramamışlardır. Ammâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ kal‘a-i Revân'ı feth edüp bu Van'a geldikde Pehlivân Sarı Solak'a ve Koca Hacı Süleymân'a ok atdırup kal‘a-i Van'ı aşırmışlardır. Hakkâ ki ebr-i kebûdlar içre görünmez bir kal‘a-i âlem-ârâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252a ·
metinde göster ·
Aşağı varoşu: Beş bin hâne ve yedi kenîse ve altı yüz dükkân-ı müzeyyeneleri var. Bâğ u bâğçesinin içinden nehr-i Ovo akup ibtidâ tulû‘ı Akyaylalardan gelüp bu kal‘adan beş sâ‘at aşağı cânib-i cenûba akup nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Bu varoş-ı İremde İşpanya vezîrinin konağına muttasıl hakîre bir konak ile cümle ta‘[y]inât hedâyâlarımız verüp bir gece bu varoş-ı İremde zevk u safâ edüp azîm toplar ve fişengler atdırup andan yine kalkup cânib-i garba âb [u] hevâsı latîf sahrâlar içre kurâları ubûr edüp 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
Bunda muhâfazada kalan nûreddîn sultân kal‘adan niçe yüz aded şâhâne toplar
atdırup
azîm şâdımânlar olundukdan sonra asker-i İslâm'a yüz sığır ve yigirmi re’s at k …
Bunda muhâfazada kalan nûreddîn sultân kal‘adan niçe yüz aded şâhâne toplar atdırup azîm şâdımânlar olundukdan sonra asker-i İslâm'a yüz sığır ve yigirmi re’s at kebâbları ziyâfeti ile yüz fıçı boza nûş olunup cümle asker-i İslâm'ın esîrlerinden savka içün esîr başına beşer guruş alınup defter mûcebince bu sâl-i mübârekde bir sefere çıkışda yedi kerre gazâ olduğu bir târîhde tahrîr olunmamışdır. Ve yedi kerre uruşda cümle (---) bin kadar esîr ve üç kerre yüz bin at ve bilâ-hadd ü lâ-gâyet sâ’ir mâl-ı ganâ’im alındığı cümle tahrîr olunmuşdur. Hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkarın dahi eline on yedi esîr ve kırk re’s at girmişdir. Ba‘dehu Hân-ı âlîşân bu Or kal‘asında muhâfazaya kalup bu hakîre beş köle ve beş yorga at biri raht-ı tahtıyla ve bir semmûr ton-ı çekman ve hüddâmlarıma da birer at ve onar altun ve birer çuka kumâş ihsân etdikde bu hakîr Hân huzûrunda baş urup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b ·
metinde göster ·