… ber-cehennem yıkılup pâymâl-i rimâl olurlardı. Bir kâfirin cür’eti yok idi kim
atdan enüp
bir lâşe-i murdârların alup bir tarafa çıkara. Cümle kâfirler atdan ense bineme …
Ammâ bu küffârlar fârisü'l-hayl değillerdir. Bunlara cerîd-bâz gâziyân-ı şehbâzlarımız hışt urdukça Hudâ âlim u dânâdır kâfirin demir katlavîlerinden hıştlar kâfirin sîne-i pür-kînelerinden güzer edüp arkasından birer ikişer karış yalman gösterüp atdan tepeleri üzre cân ber-cehennem yıkılup pâymâl-i rimâl olurlardı. Bir kâfirin cür’eti yok idi kim atdan enüp bir lâşe-i murdârların alup bir tarafa çıkara. Cümle kâfirler atdan ense binemez, binse enemez. Tâ bu mertebe Halpuz kâfirlerin çoğu uyluklarından eğerlerine bağlı idi. Bu makûle kâfirleri bu sahrâd[a] topa dutulmuş maymuna döndürüp kıra kıra tamâm olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b ·
metinde göster ·
… na düşmüş bir alay inhizâmdan firâr etmiş âdemler ile Tuna kenârına gelüp hemân
atdan enüp
atın zîr-i zeber tengin berk edüp atımın yelesini halka gibi düğümleyüp yine at …
Çünki hakîr bu hâl-i ahvâl-i pür-melâli gördüm, hemân çadırıma gelmeyüp yanımda ne hidmetkâr ve ne refîk-i ber-karâr var, cümle cân bâzârına düşmüş bir alay inhizâmdan firâr etmiş âdemler ile Tuna kenârına gelüp hemân atdan enüp atın zîr-i zeber tengin berk edüp atımın yelesini halka gibi düğümleyüp yine atıma süvâr olup Tatar ile suları yıldırdığımız gibi nehr-i azîm Tuna'yı yıldırmağa hâzır-bâş oldum, ammâ henüz gerüden küffârın dahi büyük alayları gelmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a ·
metinde göster ·
"Efendim beş yüz araba zahîre işte getirdim" dedikde hemân Sadrıa‘zam
atdan enüp
eline asâsın alup hemân orada elli araba yeniçeri ocağına ve elli araba sipâh o …
"Efendim beş yüz araba zahîre işte getirdim" dedikde hemân Sadrıa‘zam atdan enüp eline asâsın alup hemân orada elli araba yeniçeri ocağına ve elli araba sipâh ocağına ve elli araba vüzerâlara ve elli araba mîr-i mîrânlara ve elli araba ümerâlara ve elli araba topçu ve cebeci ve sâ’ir halka 17a ve elli araba kendü askerine el-hâsıl beş yüz araba yükü zahîreyi cümle Âl-i Osmân askerine taksîm edüp atına süvâr olup hamd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16b–17a ·
metinde göster ·
… i tabakasına çıkar gibi yılma yokuşdur. Bunda kral at ile çıkup ikinci tabakada
atdan enüp
65a andan dörd beş tabakasına kâh piyâde ve kâh kol tezkereleriyle hammal kef …
Bu mezkûr yedi kat sarâya cümle dolaşa dolaşa üç dîvânhâne-i azîmi geçüp yüz toksan yedi kademe taş nerdübân ile urûc etdik. Ammâ iki kat tabaka dîvânhânelerin aşağı katları nerdübân değildir, hemân İslâmbol'da Ayasofya câmi‘i tabakasına çıkar gibi yılma yokuşdur. Bunda kral at ile çıkup ikinci tabakada atdan enüp 65a andan dörd beş tabakasına kâh piyâde ve kâh kol tezkereleriyle hammal kefereler yukaru tabakalara çıkarırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64b–65a ·
metinde göster ·
piyâde yürürdük, atlar üşüdükde yine atlara süvâr olup sehel tureyl [ü] cevelân …
Ol Allâh-ı âlim ü dânâya ma‘lûmdur kim bu hakîrin bir gulâmları ve bir refîklerinin vücûdlarına bir hatâ ermeyüp menzil be-menzil gelirdik. Ammâ ekseriyyâ atdan enüp piyâde yürürdük, atlar üşüdükde yine atlara süvâr olup sehel tureyl [ü] cevelânlar etdikde atlar dahi kızardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192a ·
metinde göster ·
bismillâhi deyüp âdem izin karışladım. Ka‘be hakkıyçün âdem izi kâmil dörd karı …
Hemân hakîr atdan enüp bismillâhi deyüp âdem izin karışladım. Ka‘be hakkıyçün âdem izi kâmil dörd karış gelüp dahi yeri harâret üzre ısıcak idi. Aklımız başımızdan gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344b ·
metinde göster ·