… yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para etmeğile bâkî
atebe-i aliyye-i
felek-fersâ-yı hâkânîye ve südde-i seniyye-i şehinşâhî-i sultâniyyeye hazîne-i …
Ve mahrûse-i Mısır'da asâkire ve huddâmât-ı huccâca ve huddâmân-ı kisveye ve gayrı ser-i kârda olanlara elzem-i levâzımından olup iştirâ olunan eşyâlar bahâsile müfredâtı defter-i rûznâmede Y 72a mazbût olduğu üzre otuz üç kîse ile iki bin dörd yüz yigirmi dörd para ki bâlâda tahrîr olunan ulemâ ve ümerâ ve hil‘at mevâdlarının mecmû‘u iki bin yedi yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para etmeğile bâkî atebe-i aliyye-i felek-fersâ-yı hâkânîye ve südde-i seniyye-i şehinşâhî-i sultâniyyeye hazîne-i âmire içün irsâliyye cümle bin iki yüz kîse-i Mısriyye ki bâlâda zikr olunan üzre üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para masârîf-i seneviyye zabt u tahrîr olunup îrâd-ı senevî masârîf-i seneviyye ile müsâvî olduğun zâhir ü mübeyyin oldukdan sonra bâlâda zikr olunan mutahassılât-ı senevîden mâ‘adâ vezîr-i muhterem-i müşârun-ileyh hazretlerinin sa‘y u tahsîlleri ile zamân-ı tasarruflarında târîh-i kitâba değin rûznâme ve mukâta‘ât ve defâtir-i aklâm-ı müteferrika nâtık olduğu üzre Âsitâne-i sa‘âdete irsâl buyurdukları icmâlden sonra ziyâde-i hazîne-i âmire yigirmi üç kîse ile yigirmi bin paraya bâliğ olduğun müşârun-ileyh vezîr-i mükerrem ve düstûr-ı muhterem mahzar-ı cumhûrda istintâk P 184a ve istifsâr buyurduklarında cümlesi defâtir-i mezkûrede mastûr olduğu üzre senevî dîvân-ı Mısır'a îrâd olunan mâlın mecmû‘u üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd paraya bâliğ olduğu ve masârîf-i seneviyye dahi rûznâme ve sâyir aklâmların yedimizde olan defâtirleri nâtık olduğu üzre Âsitâne-i sa‘âdet tarafına beher sene irsâli lâzım olan bin Q 186a iki yüz kîse ile ma‘an masârîf-i seneviyye üç bin tokuz yüz seksen bir kîse ile yigirmi dörd bin sekiz yüz kırk dörd para zabt u tahrîr olunup îrâd-ı senevî masârıf-ı seneviyye ile müsâvî ve bâlâda mezkûr olan mutahassılât-ı seneviyyeden mâ‘adâ vezîr-i müşârun-ileyh hazretlerinin sa‘y [u] himmetleri ile zamân-ı tasarruflarında târîh-i kitâbet-i sıhhat-nisâba dek rûznâme ve muhâsebe ve mukâta‘ât ve sâyir defâtir-i aklâm-ı müteferrika nâtıka olduğu üzre Âsitâne-i sa‘âdete irsâl buyurduları icmâlden sonra ziyâde cizye-i âmire yigirmi üç kîse ile yigirmi bin paraya bâliğ olduğun bi't-tav‘ insâf ikrâr ve i‘tirâf eyledikden sonra ba‘de'l-yevm hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn ile ma‘yûr olup düstûrü'l-amel olan defâtir kâyimmakâmlar zamânında hazîne-i âmireye ve sâyir îrâd u masârıf emvâlinin bir para ve bir hâbbesine zarâr u noksân ve halel ü husrân vâki‘ defterdâr-ı mezkûr ve sâyir erbâb-ı aklâm-ı mezkûre bi-esrihim deyn-i uhde Y 72b eylediklerinden sonra âye[t] sûre-i (---):
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y71b–Y72b ·
metinde göster ·
… diretü'l-asrda fukarâ-i Haremeyn-i şerîfeyn tarafına ve sâyir meşâyih-i kirâm-ı
atebe-i aliyye-i
husrevânîden bahş olunan mürettebât ve in‘âmât-ı ma‘âne sadaka-i câriye olmağın …
mazmûn-ı itâ‘at-nümûnu üzre itâ‘at-i emr-i pâdişâhî ve imtisâl-i fermân-ı zıllullâhdan semîn sâk-ı ihtimâm ve tahrîk-i akdâm etmekleri ile ba‘de'l-yevm dahi sezâvâr-ı istihdâm-ı umûr-ı dîn ü devlet olanlara imtisâl-i itâ‘at farz olduğuna vâkıf olup umûr-ı dîniyyede ve evâmir [ü] nevâhî-i vülât bi-umûr-ı muhâlefet şer‘a muhâlif olduğu ma‘lûmları olmağile min-ba‘de'l-yevm umûr-ı mezkûrede tağyîr ü tebdîl ve tahrîf ü tavzîh ve tahvîl cilveger-i muhallâ‘-ı zuhûr olmasından ictinâb edüp matbah-ı erzâk-ı âlem ve menba‘a-i Nîl-i kesîr cereyân-ı ma‘âyiş-i benî âdem olan mahrûse-i Mısır-ı nâdiretü'l-asrda fukarâ-i Haremeyn-i şerîfeyn tarafına ve sâyir meşâyih-i kirâm-ı atebe-i aliyye-i husrevânîden bahş olunan mürettebât ve in‘âmât-ı ma‘âne sadaka-i câriye olmağın âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y72b ·
metinde göster ·
… gelüp âsitânesine yüz sürüp şâdumânlar ederler. Ve Hudâ-yı Müte‘âl hakkıyçün ol
atebe-i aliyyeye
bir kerre yüz süren cümle emrâz-ı muhtelifeden ve memkûr ve meshûr olmuşlukdan …
Ve bu cem‘iyyet-i kübrâ anların da‘veti iledir. Dünyâ halîfelerinin niçe kerre yüz bin ulûfeli kulları vardır. Hîn-i mahalde başına asker cem‘ etmek murâd edinse cümle askerin zor-bâzû ile ve asker sürücüleri ile kıra kıra gücile bir yere cem‘ ederler. Ammâ bu kadar mahlûk-ı Hudâ Hind ü Sind'den Arab u Acem ve Rûm'dan "Yâ Bedevî" deyüp mülk [ü] emlâkin ve evlâd [u] iyâlin terk edüp şedd-i rahl ederek bu kadar mâl sarf ederek mevlûd-ı Bedevî'ye gelüp âsitânesine yüz sürüp şâdumânlar ederler. Ve Hudâ-yı Müte‘âl hakkıyçün ol atebe-i aliyyeye bir kerre yüz süren cümle emrâz-ı muhtelifeden ve memkûr ve meshûr olmuşlukdan ve cümle elem ü ıztırâbdan ve havf [u] hatardan halâs olup masûn u mahfûz olur, mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y294a ·
metinde göster ·