… ir tarafa bir kadem atmağa mümkün değil, zîrâ tekâzâ ol mertebede kim bir kadem
atsa
kazıyye ma‘lûm. Hemân Gülâbî Ağa, şeyh Yahyâ Efendi'ye teveccüh-i tâm ile nazar …
"Bire hay meded hâlim nice olur" deyü âlem-i hayrete düşüp hicâbından cümle vücûdu fıska fıska şişüp iki üç kerre ayağ üzre kalkup cânib-i erba‘aya nigerân edüp 37b görse kim bir âdem deryâsı içre gark olmuş bir tarafa bir kadem atmağa mümkün değil, zîrâ tekâzâ ol mertebede kim bir kadem atsa kazıyye ma‘lûm. Hemân Gülâbî Ağa, şeyh Yahyâ Efendi'ye teveccüh-i tâm ile nazar edüp derûn-ı dilden bir imdâd taleb edüp yine merkezinde oturduğu yer Kırklar makâmı idiği hâtırına hutûr edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a–37b ·
metinde göster ·
Atmeydânı'nda Sümüklü Dede: Dîvâna giden bir âdeme sümük
atsa
ol gün dîvânda elbette fâ’ideden hâlî olmazdı. Ve eğer bir âdem üzre tükürse dî …
Atmeydânı'nda Sümüklü Dede: Dîvâna giden bir âdeme sümük atsa ol gün dîvânda elbette fâ’ideden hâlî olmazdı. Ve eğer bir âdem üzre tükürse dîvânda mu‘âteb olması mukarrer idi. Böyle bir hidmete me’mûr meczûb-ı ilâhî idi. Hadîs-i Kudsî:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114b ·
metinde göster ·
… hi Ta‘âlâ çölde ve çölistânda ve berr ü beyâbânda şebekesin ya‘nî ağın kum üzre
atsa
gûnâ-gûn mâhîler ile ağı mâl-â-mâl olurdu. Hattâ bu hakîr Şâm-ı Şerîf'den Hacc- …
Bi-emrillâhi Ta‘âlâ çölde ve çölistânda ve berr ü beyâbânda şebekesin ya‘nî ağın kum üzre atsa gûnâ-gûn mâhîler ile ağı mâl-â-mâl olurdu. Hattâ bu hakîr Şâm-ı Şerîf'den Hacc-ı şerîfe giderken Bi’r-i Zümürrüd nâm mahalle vardığımızda cümle huccâc-ı müslimîn peştemâl peştemâl kum içinden ufacık ve iri balıklar getirüp pişirüp tenâvül etdik. Meğer Hazret-i Risâlet bu mahalle gazâdan gelüp meks eyledikde Nasrullâh-ı Semmâd'a emr edüp kumdan ağ ile balık sayd eder, böyle bir pîrdir ve mu‘cize-i Resûlullâh'dır kim hâlâ ol mahal zâhir ü bâhirdir ve Nasrullâh-ı Semmâd'ın türbe-i şerîfi (---) dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı mesîregâh-ı Balı Efendi korusu: Kûh-ı Vitoş'un zeylinde bir hiyâbânistân-ı kûyâgistân, dağistân-ı ormanistândır kim ok ursan geçmez ve kurguşum atsan işlemez bir ormandır. Evc-i âsumâna kadd-i bâlâ çekmiş serâmed dıraht-ı çınar, mişe ve kavak ve ar‘ar vardır. Misli meğer Bosna diyârında Revâne dağlarında ve Çemirne yaylalarında ola. Ammâ bu Balı Efendi korusunun her tarafında uyûn-ı câriyeler cereyân edüp her dıraht-ı bîd-i sernigûnun zıll [u] himâyesinde cemî‘i âşıkân-ı züvvâr-ı müştâkân zevk u safâ edüp tâ‘at [u] ibâdet-i Sübhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141b ·
metinde göster ·
… larından ve dirseklerinden ve tabyalardan bu kubura her ne kadar taş ve kumbara
atsalar
kubur içinde gezen âdemlere aslâ zarar isâbet etmez, ammâ serdengeçdiler bu kub …
Bir kubur Serdâr Ali Paşa kolunda idi ve bir kubur Sadrıa‘zam kolunda idi. Kubur ta‘bîr etdikleri oldur kim kal‘anın handakı içini kal‘a dîvârına varınca aykırı yarup iki üç âdem yan yana yürüyecek kadar bir yol ederler, ol handak yol içinde benî Âdem selâmet kal‘a dîvârına gidüp gelmek içün ol yol üzre kalın top kundağı tahtaları ve meşe ve çam direkleri döşeyüp dahi üstüne niçe bin tobra toprak döşeyüp içi kubur gibi mahfûz bir yol olduğundan kubur yolu derler, kal‘anın topu altındadır ve kal‘a makaslarından ve dirseklerinden ve tabyalardan bu kubura her ne kadar taş ve kumbara atsalar kubur içinde gezen âdemlere aslâ zarar isâbet etmez, ammâ serdengeçdiler bu kuburları yapınca niçe yüz âdem şehîd olur, ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112a ·
metinde göster ·
… na ihâta etmişdir kim ol su gûyâ gayyâ deresinden cereyân edüp kal‘adan bir taş
atsan
aşağı dereye ol taş hayli zamândan sonra ener.
Ve bir hâl ile bu kal‘aya lağım ve toprak sürmek kâr eylemez. Gerçi şimdiki zamânımızın savaş-ı perhâşına göre sademât-ı topa dayanmaz, tîz münhedim olur, ammâ bir vech ile yürüyüş edüp yanına varılmaz, zîrâ bu hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir burunda bir yalçın kanara püşte üzre vâkı‘ olup cânib-i selâsın nehr-i Diçina ihâta etmişdir kim ol su gûyâ gayyâ deresinden cereyân edüp kal‘adan bir taş atsan aşağı dereye ol taş hayli zamândan sonra ener.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140a ·
metinde göster ·
… enûbîsinde ve şarkîsinde ol kadar havâleleri çokdur kim her havâleden birer taş
atsalar
kal‘a içine düşer.
Ve bu kal‘a Venedik körfezinin içinde Nova boğazından içeri yüz mîl içeri girmiş bir küçük körfezcik dahi vardır, ol boğazın nihâyetinde şekl-i gûnâ-gûn bir Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ cânib-i kıblesinde ve cenûbîsinde ve şarkîsinde ol kadar havâleleri çokdur kim her havâleden birer taş atsalar kal‘a içine düşer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157b ·
metinde göster ·
… ırmışlar, ammâ bir acâ’ib lâzımlı kal‘a yeri dar boğazdır. Bir tüvânâ yiğit taş
atsa
karşuya taş erişir.
Lisân-ı Latince (---) demekdir. Nova tarafında kâfirin Perast kal‘asına karîb Kotur boğazının ağzında bir daracık boğazdır. Zamân-ı kadîmde bunda bir kulle-i azîm var imiş. Ba‘dehu küffâr Sultân Osmân zamânı zorbalara altun yedirüp bu Veriga kullesin yıkdırmışlar, ammâ bir acâ’ib lâzımlı kal‘a yeri dar boğazdır. Bir tüvânâ yiğit taş atsa karşuya taş erişir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158a ·
metinde göster ·
… olunan mahallerden bu kal‘aya top atılsa gülleleri aşırı gider ve topları aşağı
atsalar
toplar kendülerin kundakdan taşra atar.
Evvelâ cânib-i şarkîsi ve cânib-i kıblesi ve cânib-i cenûbîsi tarafları köy köy üzre ma‘mûr u âbâdân sahrâ-yı mahsûldârın cânib-i garbîsi nihâyetinde Karabağdala nâm bir bayır-ı mürtefi‘ zeylinde ensesi bâğlar ve dereler ve depeli yere vâki‘ havâlesi azacık iki iç kal‘ası vardır, ammâ ol havâle mülâhaza olan yerlerden bu kal‘aya zevâl yokdur, zîrâ ol havâle add olunan mahallerden bu kal‘aya top atılsa gülleleri aşırı gider ve topları aşağı atsalar toplar kendülerin kundakdan taşra atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36a ·
metinde göster ·
… Nemse'nin hakkâ ki âteş-feşândır, ammâ ancak belinde bir şişi var, kaçan tüfeng
atsa
bir çatal ağaç üzre koyup tüfeng atar, Osmânlı gibi koldan tüfeng atamaz, gözle …
Ba‘dehu Nemse Macar üzre musallat olup re‘âyâ etdi, ammâ Macar kavmi yanında Nemse çufud gibidir, aslâ yürekleri yokdur ve kılıç urup ata binüp fârisü'l-hayl değildir, ammâ yayan tüfenglisi Nemse'nin hakkâ ki âteş-feşândır, ammâ ancak belinde bir şişi var, kaçan tüfeng atsa bir çatal ağaç üzre koyup tüfeng atar, Osmânlı gibi koldan tüfeng atamaz, gözlerin yumup tevekkülli tüfeng atarlar. Ve siyâh şapkaları büyükdür ve pabuçlarının burunları uzundur ve ökçeleri yüksekdir. Ve yaz u kış ellerinden eldivanları çıkmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49b ·
metinde göster ·
gerek. Meğer bu avret zâniye imiş, hâkimleri bu avreti dutup siyâset edüp kendü …
Bir vâdîde beş on bin kefere vü fecereler cem‘ olup bir avret-i mahbûbeyi bir salıncağa bindirüp durur. Meğer elçi paşaya temâşâ etdirmek içün bu avreti âteşe atsalar gerek. Meğer bu avret zâniye imiş, hâkimleri bu avreti dutup siyâset edüp kendülerinin zabt [u] rabtların paşaya bildirmek isterler. Paşa aslâ ve kat‘â nazar etmeyüp mehterhâne faslı ederek ubûr etdikde hakîr birkaç yârân ile temâşâ etmeğe kaldık. Çünki bu meydân-ı siyâsetde dağlar gibi odun yığılup niçe yüz yerden âteşler edüp ân-ı sâ‘atde odunlar yanup âteş-i Nemrûd eflâke peyveste olunca hemân İslâmbol'da bayram salıncağı gibi serâmed gemi direklerinden mebnî salıncağın ipleri yerine cümle zencîr ipler idi. Hemân bir âdem salıncak direklerinin başına çıkup oturdu ve fakîre avretin elleri ve ayakları bir yerde tor top bağlı, salıncak tahtı dahi demirden, anın üstünde {avret} oturup feryâd [u] figânı âsumâna çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… keşân olmuş teng kayaların arasından nehr-i Tuna eyle serî‘ cereyân eder kim ok
atsan
suya ermez ve cemî‘i gemiler dahi berk-ı hâtif gibi şakıyup ubûr ederler. Tâ bu …
Ve bu Güvercin kayası boğazının iki tarafı semâya kad keşân olmuş teng kayaların arasından nehr-i Tuna eyle serî‘ cereyân eder kim ok atsan suya ermez ve cemî‘i gemiler dahi berk-ı hâtif gibi şakıyup ubûr ederler. Tâ bu mertebe teng boğazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94b ·
metinde göster ·
… dırgalar müstevfâ geçerler, zîrâ beri cânibden öte cânibe bir fetâ âdem el taşı
atsa
yetişir. Tâ bu mertebe yakın adacıkdır. Ve dahi liman kenârınca giderek bir bin …
Bu mezkûr dîvâr-ı germenin karşusunda bir uzunca ve karaca adacık vardır. Kıbleden cânib-i garba tûlânîce vâki‘ olup başka bir dağcuğazdır. Bu adacık ile kal‘a kayası mâbeyni bir sığlık boğazdır kim derinliği bir kulaçdır, ammâ adacıkdan tarafa kadırgalar müstevfâ geçerler, zîrâ beri cânibden öte cânibe bir fetâ âdem el taşı atsa yetişir. Tâ bu mertebe yakın adacıkdır. Ve dahi liman kenârınca giderek bir binâ-yı azîm kemerlerle dağlardan ve kayalardan Avarin kal‘asına su getirmişler, ammâ mürûr-ı eyyâm ile ba‘zı yerleri münhedim olup amâr etmediklerinden suları gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267a ·
metinde göster ·
… andak aşırı olan havâle kayalardandır, zîrâ bu mahallin havâle kayalarından taş
atsan
kal‘a içine el taşı düşer, tâ bu mertebe havâle kayaları vardır kim bu kayalard …
Bu kal‘anın ölümü kara tarafındaki handak aşırı olan havâle kayalardandır, zîrâ bu mahallin havâle kayalarından taş atsan kal‘a içine el taşı düşer, tâ bu mertebe havâle kayaları vardır kim bu kayalardan kurşum kal‘a içre tavuk gezdirmez. Ol ecilden bu kal‘anın kara cânibi sarp ender sa‘bdır. Ve cümle beş yüz adım kara cânibi kara taşlı karadır. Mâ‘adâ bu kal‘anın cânib-i erba‘ası deryâdır. Hemân bu kal‘a cezîre olmağa beş yüz adım kayalı yeri kalmışdır, eğer anı kesseler bu kal‘a be-dürüstî cezîre olurdu. Ve hâlâ bu kal‘a dâ’iren-mâdâr yalçın kaya üzre vâki‘ olmuşdur. Cenûb tarafı bir çâh-ı gayyâ-misâl seng-i hârâ olduğundan mâ‘adâ ol taraflarda aslâ kal‘a dîvârı olmayup hemân bir kal‘a-i Hudâyîdir. Ve dahi yukaru kal‘aların şimâl tarafında aşağı varoş kal‘asına ener kal‘anın büyük kapusu önünde bir lonca köşkü var, limana nâzırdır kim cümle liman ve aşağı şehir ayak altında nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 280a ·
metinde göster ·
… ammâ Hanya cânibindeki kayalardan bu kal‘aya bir şâhbâz ve tüvânâ yiğit el taşı
atsa
taş erer. Tâ bu mertebe karaya yakın adacıkdır. Kurşum atsa evlâ bi't-tarîk kal …
Bir yerden varılacak yerleri yokdur, ammâ Hanya cânibindeki kayalardan bu kal‘aya bir şâhbâz ve tüvânâ yiğit el taşı atsa taş erer. Tâ bu mertebe karaya yakın adacıkdır. Kurşum atsa evlâ bi't-tarîk kal‘asında kefereler durmaz, ammâ niçe kemîngâhları vardır, aslâ kefereleri görünmez. Ammâ eğer himmet-i Âl-i Osmân olsa Hanya tarafındaki burundan bu Suda'ya varınca el taşı (...) deryâyı beş on pâre gemi gark edüp doldurmak mümkindir, yâhûd karadan darabât-ı top-ı kûb sademâtıyla bu kal‘acığı hâke berâber münhedim etmek emr-i seheldir, ammâ himmet-i azîm ister. Hattâ sene (---) târîhinde Kapudan Voynık Ahmed Paşa bu kal‘aya donanma-i hümâyûn ile eyi hücûm edüp sarılmış, ammâ emr-i Hudâ şehîd olunca cümle gemiler çekilüp gitdiklerinde kal‘anın fethi müyesser olmayup ilâ hâze'l-ân dest-i küffârda bir sûr-ı limandır. Hudâ-yı Müte‘âl fethin müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 285b ·
metinde göster ·
… üvânâ yiğit el taşı atsa taş erer. Tâ bu mertebe karaya yakın adacıkdır. Kurşum
atsa
evlâ bi't-tarîk kal‘asında kefereler durmaz, ammâ niçe kemîngâhları vardır, asl …
Bir yerden varılacak yerleri yokdur, ammâ Hanya cânibindeki kayalardan bu kal‘aya bir şâhbâz ve tüvânâ yiğit el taşı atsa taş erer. Tâ bu mertebe karaya yakın adacıkdır. Kurşum atsa evlâ bi't-tarîk kal‘asında kefereler durmaz, ammâ niçe kemîngâhları vardır, aslâ kefereleri görünmez. Ammâ eğer himmet-i Âl-i Osmân olsa Hanya tarafındaki burundan bu Suda'ya varınca el taşı (...) deryâyı beş on pâre gemi gark edüp doldurmak mümkindir, yâhûd karadan darabât-ı top-ı kûb sademâtıyla bu kal‘acığı hâke berâber münhedim etmek emr-i seheldir, ammâ himmet-i azîm ister. Hattâ sene (---) târîhinde Kapudan Voynık Ahmed Paşa bu kal‘aya donanma-i hümâyûn ile eyi hücûm edüp sarılmış, ammâ emr-i Hudâ şehîd olunca cümle gemiler çekilüp gitdiklerinde kal‘anın fethi müyesser olmayup ilâ hâze'l-ân dest-i küffârda bir sûr-ı limandır. Hudâ-yı Müte‘âl fethin müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 285b ·
metinde göster ·
… uğu ve kal‘a-i Sud[a] bu limanın intihâsında Hanya tarafı hâkine karîb olup taş
atsan
Suda kal‘asına erişür olduğu mukaddemâ bu dahi bâlâda tahrîr etdiğimizde içine …
Menzil-i kal‘a-i Apokoron: Bunun dahi evsâfı bin yetmiş yedide tahrîr olunmuşdur. Andan yine cânib-i garba Suda limanı kenârında deverân ederek yüz mîl limanın temâşâ edüp ağzı yıldız cânibine nâzır bir liman-ı azîm olduğu ve kal‘a-i Sud[a] bu limanın intihâsında Hanya tarafı hâkine karîb olup taş atsan Suda kal‘asına erişür olduğu mukaddemâ bu dahi bâlâda tahrîr etdiğimizde içine girmedik idi, zîrâ ol zamân dâr-ı harb olup şimdi dâr-ı emân bir kân-ı bî-îmân kefere kal‘ası olup atlarımızdan cümle enüp bir kayığa pür-silâh süvâr olup kal‘a-i Suda'ya geçdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320b ·
metinde göster ·
… basarım ile her ne tarafa nazarım tîrini şast ber-kabza-i sa‘y kavsı ile çeküp
atsam
ol ân nişân ururdum. Bi-emri Hudâ sayf u şitâda ne cânibe azîmet etsem elbetde …
Bu hakîr Evliyâ âlem-i şebâbda ve devr-i felek-i pür-şitâbda bu kuvâ-yı beden terakkîde iken kuvvet-i basarım ile her ne tarafa nazarım tîrini şast ber-kabza-i sa‘y kavsı ile çeküp atsam ol ân nişân ururdum. Bi-emri Hudâ sayf u şitâda ne cânibe azîmet etsem elbetde ol diyâra vasıl olurdum. Ammâ İslâmbol'da altı ay meks edüp başıma zindân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y2a ·
metinde göster ·
… n bir âb-ı hayât su cereyân eder. Sekiz rûzgârdan mahfûzdur. Ve ne cânibe demir
atsan
a‘lâ yatakdır.
Kal‘a-i Serçecik'e yanaşdık. Menteşe hâkinde Dârâhiyye kazâsı nâhiyesinde leb-i deryâda bir sarı yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i şeddâdî imiş. İçinde âbâdân yokdur. Ancak bir a‘lâ kapulu limanı var, iki yüz pâre gemi alur. Ve bu liman içre dağlardan bir âb-ı hayât su cereyân eder. Sekiz rûzgârdan mahfûzdur. Ve ne cânibe demir atsan a‘lâ yatakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111b ·
metinde göster ·
Bu hakîr ana yüz kantâr bârûd-ı siyâh ile altı hazîneli bir Kandiye kal‘ası lağımı atsam Ehrâm dağların ihrâm gibi havâya münkalib edüp ân-ı sâ‘atde ka‘r-ı zemînde Nîl'e âsâr-ı binâdan temeli bile kalmazdı. Ammâ hakîkatü'l-hâl vech-i arzda böyle bir binâ-yı azîm görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y233a ·
metinde göster ·
… lin kayaları birbirine karîb dar boğazdır kim bir tüvânâ zorâver fetâ el kayası
atsa
bir tarafdan bir tarafa taş yetişir, tâ bu mertebe dar boğazdır.
Bu mahalde gemiler ra‘d gibi Nîl ile dağlardan uçar. Urbân gemicilerinden gayrı bir âdem bu cür’ete tahammül etmeyüp cümle tüccârı taşra çıkup boğazı ubûr edince karadan giderler. Bu mahallin kayaları birbirine karîb dar boğazdır kim bir tüvânâ zorâver fetâ el kayası atsa bir tarafdan bir tarafa taş yetişir, tâ bu mertebe dar boğazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y388b ·
metinde göster ·
… âhdan üç kerre yüz bin zâğî dagî asker gelir. Ammâ bu askerin cümlesine bir taş
atsan
zağar gibi perîşân olurlar. Zîrâ ac u zâc ve muhtâc bî-sebât derme çatma cüyûşd …
Cümle Habeş kavmi ve Fûncistân ve Dumbistân ve Alevistân ve Abâbide kavmi ve sultânları bu Kara Nâ’ib'in emrine fermânberlerdir kim aceb istidrâcdır. Ha dese bu üç pâdişâhdan üç kerre yüz bin zâğî dagî asker gelir. Ammâ bu askerin cümlesine bir taş atsan zağar gibi perîşân olurlar. Zîrâ ac u zâc ve muhtâc bî-sebât derme çatma cüyûşdur. Cümlesi çekirge bacak ve ağac bıçak, belinde nacak, açlıkdan salıncak gibi salınır, ac, bir habbeye muhtâc kavmdirler. Bu Kara Nâ’ib'in derdinden paşalar hemân gümrük emîni pâyesinde hükm edüp taşra vilâyetlerin hükmü Kara Nâ’ib elindedir. Hâlâ beş bin Ceberti tüfeng-endâz askere ulûfe ve kisve verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y440a ·
metinde göster ·
beyrek elüŋ var olsun dir-idi uruz atsa elüŋ var olsun dir-idi yigenek atsa elü …
kaçan-kim budaġ atsa beyrek elüŋ var olsun dir-idi uruz atsa elüŋ var olsun dir-idi yigenek atsa elüŋ var olsun dir-idi şir şemseddin atsa elüŋ var olsun dir-idi güyegü atsa elüŋ ḳurısun
kaçan-kim budaġ atsa beyrek elüŋ var olsun dir-idi uruz
atsa
elüŋ var olsun dir-idi yigenek atsa elüŋ var olsun dir-idi şir şemseddin atsa e …
kaçan-kim budaġ atsa beyrek elüŋ var olsun dir-idi uruz atsa elüŋ var olsun dir-idi yigenek atsa elüŋ var olsun dir-idi şir şemseddin atsa elüŋ var olsun dir-idi güyegü atsa elüŋ ḳurısun
… daġ atsa beyrek elüŋ var olsun dir-idi uruz atsa elüŋ var olsun dir-idi yigenek
atsa
elüŋ var olsun dir-idi şir şemseddin atsa elüŋ var olsun dir-idi güyegü atsa el …
kaçan-kim budaġ atsa beyrek elüŋ var olsun dir-idi uruz atsa elüŋ var olsun dir-idi yigenek atsa elüŋ var olsun dir-idi şir şemseddin atsa elüŋ var olsun dir-idi güyegü atsa elüŋ ḳurısun
… z atsa elüŋ var olsun dir-idi yigenek atsa elüŋ var olsun dir-idi şir şemseddin
atsa
elüŋ var olsun dir-idi güyegü atsa elüŋ ḳurısun
kaçan-kim budaġ atsa beyrek elüŋ var olsun dir-idi uruz atsa elüŋ var olsun dir-idi yigenek atsa elüŋ var olsun dir-idi şir şemseddin atsa elüŋ var olsun dir-idi güyegü atsa elüŋ ḳurısun
… ek atsa elüŋ var olsun dir-idi şir şemseddin atsa elüŋ var olsun dir-idi güyegü
atsa
elüŋ ḳurısun
kaçan-kim budaġ atsa beyrek elüŋ var olsun dir-idi uruz atsa elüŋ var olsun dir-idi yigenek atsa elüŋ var olsun dir-idi şir şemseddin atsa elüŋ var olsun dir-idi güyegü atsa elüŋ ḳurısun