… lün ve keklik ve çil ve ördek ve sürhâb ve balıkcıl ve toy ve karabatak şekilli
avlar
ile alayköşkü dibinden ubûr ederler.
Bu tâ’ife-i sayyâdân küheylân atlar üzre ellerinde Edil doğanları ve dal doğanları ve sunkur ve toykun ve karçığa ve şâhîn ve zağanos ve balaban ve çakır ve taştülek ve devlingec ve karakuş [ve] atmaca ve karagöz nâm bâzlar(lar)iyle tablbâzlarına turralar urarak terkilerinde sayd [ü] şikâr etdikleri kaz ve turna ve turac ve süğlün ve keklik ve çil ve ördek ve sürhâb ve balıkcıl ve toy ve karabatak şekilli avlar ile alayköşkü dibinden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
… dırahtistân içre meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâs edüp keklik avı ve mâhî
avları
ve tereyağları ve kuzu kebâbları zevkleri eyledik. Bu Bakacak nâm mahalle anınç …
Menzil-i Bakacak: Bunda dahi dırahtistân içre meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâs edüp keklik avı ve mâhî avları ve tereyağları ve kuzu kebâbları zevkleri eyledik. Bu Bakacak nâm mahalle anınçün bakacak derler kim leyle-i Ramazânın hilâli nümâyân olur mu ve olmaz mı deyü hilâl-i Ramazâna bakdıklarıyçün "bakacak" derler. Eğer hilâli görürlerse ol Bakacak mahallinde âteşler yakup aşağı şehre işâret ederler. Anda dahi kal‘adan toplar atılur sabahı sâ’im olurlar. Bakacak mahalli fîl hortumu-misâl şehre hâyil bir yalçın kayadır. Âdem aşağı bakmağa cür’et edemeyüp, aklı perîşân olur. Bu mahalden Bursa'nın Filedâr sahrâsında olan kurâ ve kasabât u mezâri‘ ve bâğ u besâtîn nehr-i Nilüfer ile saky olmuş sahrâ, nakş-ı bukalemun olmuş sahîfe-i evrâk gibi nümâyândır. Ol kadar âlî kûh-ı bülenddir kim şehr-i Bursa altına girüp Ulu Câmi‘ ve iç kal‘a ve Bedâsten semtleri aslâ görünmez. Ammâ ba‘îd yerleri bir bir temâşâ olunur bir mekân-ı âlîdir. Bu mahalde eflâke ser çekmiş yalçın kayalar vardır kim kimi ejderhâ gibi kimi fil-sıfat, kimi keştî, kimi ukâb gibi gûnâ-gûn eşkâl-i garîbe ve acîbeli muhavvif ve mehîb kayalar vardır. Andan yine atlara süvâr olup kıble cânibine yokuş yukaru yine sünbülistân ve tûtyâ-yı reyhânistân içre ubûr ederken bu mahallerde dıraht-ı müntehâlar yokdur. Ancak çemenzâr [u] şükûfezâr yerlerdir. Beşinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… şu tarafındaki âdemler ile kimi musâhabet eder ve kimi şebeke ve olta ile balık
avlarlar
. Ve bu cisrin yemîn ü yesârında dahi niçe pencereli hücreler vardır. Üstâd-ı şî …
Bu kapulardan içeri yemîn ü yesârda cisrin temeli berâberliğinde cisrin altında hânlar vardır kim âyende vü revendegânlar yemîn ü yesârdan geldiklerinde mihmân olurlar. Ve cisrin kemeri altında müte‘addid hücreler vardır ve demir pençereli şâhnişînlerde müsâfirîn meks edüp kemerin karşu tarafındaki âdemler ile kimi musâhabet eder ve kimi şebeke ve olta ile balık avlarlar. Ve bu cisrin yemîn ü yesârında dahi niçe pencereli hücreler vardır. Üstâd-ı şîrînkâr kasd edüp "Cisrin kemerine bâr olmasın" deyü bu kantara-i ibret-nümânın için boş edüp kat-ender-kat revzenli ve kâ‘alı hücreler de eylemiş. Bu cisrin yemîn ü yesârında korkulukları cümle polad-ı Nahçevânî demirdendir, ammâ üstâd-ı haddâd dahi var makdûrun sarf edüp bir gûne musanna‘ şebeke korkuluklar etmiş kim hakkâ ki yed-i tûlâsın ayân etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
… âkin enlidir. Tuna tuğyân etdikde bu handakdan Tuna nehri cereyân edüp balıklar
avlarlar
sa‘b handakdır.
Ve bu kal‘anın Tuna tarafındaki dîvârların nehr-i Tuna yüzü dörd yüz arşın yerin harâb etmişdi. Melek Ahmed Paşa eli vilâyeti üşürüp temelinden bir esâs-ı kavî bırağup müceddeden binâ etdikde evvelkiden binâ-yı metîn ve müstahkem oldu, ammâ bu tarafın Tuna döğmek ile handakı yokdur, ammâ büyük kal‘anın kara tarafında bataklı âdem kaddi ve dahi âlîce handakı vardır, lâkin enlidir. Tuna tuğyân etdikde bu handakdan Tuna nehri cereyân edüp balıklar avlarlar sa‘b handakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
… akt-i şitâda kazı ve ördeği gâyet çok olup sayyâdlar şeb [ü] rûz niçe bin ördek
avlarlar
.
Ba‘dehû sene 735 târîhinde zor-ı bâzû ile Rûm keferesi elinden Orhân Gâzî feth edüp kal‘a dibindeki ıssı gölünde ördekleri çok olduğundan lisân-ı Türk'de Ilıbat, ya‘nî Isıcak Sulu Ördek kal‘ası derler. Sebeb-i tesmiyesi oldur. Hakkâ ki gölünün suyu ılıdır ve vakt-i şitâda kazı ve ördeği gâyet çok olup sayyâdlar şeb [ü] rûz niçe bin ördek avlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85b ·
metinde göster ·
Ammâ aslâ sayd etmezler. Her kim kasd edüp bu mahalde balık
avlarsa
yâhûd balık otu dökerse ol âdem elbette iflâh ve berhordâr olmayup gitdikce mur …
Ammâ aslâ sayd etmezler. Her kim kasd edüp bu mahalde balık avlarsa yâhûd balık otu dökerse ol âdem elbette iflâh ve berhordâr olmayup gitdikce murdâr olup âhir-i kâr belki berdâr olur, ammâ bu havuzdan aşağı geçüp şehir ucundaki cisir başına varan balığı sayd ederlerse anda zarar yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
… üp gülbâng-ı Muhammed çekerek her biri karavulhânelerinde gölden gûnâ-gûn balık
avlarlar
.
Ve bu kal‘a dîvârı üzre üç yüz yerde karavulhâne odaları var kim her birinde mazgal delikleri olup şeb [ü] rûz dîdebânları "Allâh yeğdir yeğ" deyüp gülbâng-ı Muhammed çekerek her biri karavulhânelerinde gölden gûnâ-gûn balık avlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181a ·
metinde göster ·
… avâlesi olan bayırlar serâpâ bâğlar ve halkının kârı ağlardır kim cümlesi balık
avlarlar
. Ve bu şehrin maşrık tarafı dağlarının ardları Eflak vilâyetidir kim bu şehir â …
Cümle üç yüz aded tahtânî ve fevkânî kimi kârgîr ve kimi cümle haşebden tahta örtülü evlerdir. Ve bir câmi‘ ve bir mescid ve bir medrese ve bir mekteb ve yüz on aded dükkânları var, ammâ bezzâzistânı yokdur. Lâkin her metâ‘ bulunur. Ve kal‘anın handak kenârında bir hammâmı ve bir hân-ı tüccârânı var. Ve nehr-i Tuna kenârınca ma‘mûr ve mükellef bâğçeli Rûm keferesi evleri ve bir kenîseleri var. Ve kal‘anın havâlesi olan bayırlar serâpâ bâğlar ve halkının kârı ağlardır kim cümlesi balık avlarlar. Ve bu şehrin maşrık tarafı dağlarının ardları Eflak vilâyetidir kim bu şehir âhıru'l-hudûd olup, Eflak serhaddidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96a ·
metinde göster ·
"Yok Osmânlı Yanbolu ve İslimye'de ve Pravadi şehri dağlarında tavşan
avlarmış
. Biz de Kırım'dan atlanup Edirne'de veyâ Selânik'e varınca âdem avlayalım" deyü …
"Yok Osmânlı Yanbolu ve İslimye'de ve Pravadi şehri dağlarında tavşan avlarmış. Biz de Kırım'dan atlanup Edirne'de veyâ Selânik'e varınca âdem avlayalım" deyü niçe nâ-sezâ cevâblar söylediler. Âkıllar ve iş erleri kartlar ve atalıklar aslâ bu sözlere kulak dutmayup heleci ve keleci sözlere vücûd vermeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144a ·
metinde göster ·
ve şikârlarınız kanlı olup Allâhu Te‘âlâ murâdınız üzre fursatlar ver[e]" dedik …
"Gâzîler sabâhlarınız hayr olup avlarınız ve şikârlarınız kanlı olup Allâhu Te‘âlâ murâdınız üzre fursatlar ver[e]" dedikde kimi selâm aldı ve kimi "Geçe geçe dahi sabâh uzakdır" dedi, ammâ lisânları gayri gûne bir hoşça fasîh u belîğ Türkçe söyleyemediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297b ·
metinde göster ·
… ir karış balık avlasa tecrîm ederler, ammâ tâze gulâmları her gece kefal balığı
avlarlar
, tecrîm etmeyüp sayd etdiği kefal balığının ücretin verirler. Ve bu mahalde der …
Ve bunun cenûb tarafı ada ada sığ yerlerdir. Niçe yüz aded balık dalyanları var kim cümle mîrîdir. Bir âdem bir karış balık avlasa tecrîm ederler, ammâ tâze gulâmları her gece kefal balığı avlarlar, tecrîm etmeyüp sayd etdiği kefal balığının ücretin verirler. Ve bu mahalde deryâ içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 341a ·
metinde göster ·
… revzenleri suya nâzırdır. Ba‘zı yârânlar pençerelerde oturup gölden nâzük balık
avlarlar
, ammâ her gece nisâ tâ’ifesi evlerinde balık avlanup her bâr lezîz balık yerler …
Ve bu şehir göl kenârında vâki‘ olmağile ba‘zı hânedân-ı azîmlerin şâhnişîn ve maksûreleri göl kenârında olup cümle revzenleri suya nâzırdır. Ba‘zı yârânlar pençerelerde oturup gölden nâzük balık avlarlar, ammâ her gece nisâ tâ’ifesi evlerinde balık avlanup her bâr lezîz balık yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 372a ·
metinde göster ·
… igirmi aded dekâkînler vardır. Kahvehânelerde oturan kimesneler volta ile balık
avlarlar
.
Altıncı, Kantaratü'l-cemâmîz, bir göz vâsi‘ cisr-i azîmdir. Üstünde şâhnişînli ve hücreli iki yanında kahvehâneler ve yigirmi aded dekâkînler vardır. Kahvehânelerde oturan kimesneler volta ile balık avlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y130b ·
metinde göster ·
… de etin vücûdu yokdur. Zîrâ şehr-i azîm değildir, halkı fukarâlar, balık yerler
avlarlar
.
Ve sekiz kahvehânesi var. Sûku'l-Attârîn'i sehlce müzeyyendir. Haftada bir gün azîm bâzârı durur turup ol gün koyun eti ve deve sığır eti bulunur. Gayrı günlerde etin vücûdu yokdur. Zîrâ şehr-i azîm değildir, halkı fukarâlar, balık yerler avlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y355a ·
metinde göster ·
… aş kesmese ḳan dökmese ad komazlar-ıdı pay püre bigüŋ oġlı atlandı ava çıḳdı av
avlar-iken
babasınuŋ tavlası üzerine geldi imraḫor başı ḳarşuladı
gözel yaḫşı yigit oldı ol zamānda bir oġlan baş kesmese ḳan dökmese ad komazlar-ıdı pay püre bigüŋ oġlı atlandı ava çıḳdı av avlar-iken babasınuŋ tavlası üzerine geldi imraḫor başı ḳarşuladı
… a ḳażılıḳ atuma biner-idüm babamuŋ aġ ban ivinden çıḳar-idüm arḳu bili ala ṭaġı
avlar-idüm
ala geyik ṣıġın geyik ḳovar
ls selcen ḫatun daḫı burada ṣoylamış görelüm ḫanum ne ṣoylamış aydur ḳalḳubanı yirümden ṭurur idüm yilisi ḳara ḳażılıḳ atuma biner-idüm babamuŋ aġ ban ivinden çıḳar-idüm arḳu bili ala ṭaġı avlar-idüm ala geyik ṣıġın geyik ḳovar