Muhâsara-i sânî: Kal‘a-i Kostantıniyye Hicret-i Fahr-i âlem'in elli ikinci senesinde alemdâr-ı Resûlullâh olan Ebâ Eyyûb-ı Ensârî aleyhi rahmeti'l-Bârî hazretleri ve Hazret-i Abdullâh ibn Abbâs ve Abdullâh bin Zeyd hazretleri ve niçe bin Sahâbe-i kirâm ile elli bin şecî‘ ü dilîr asker-i İslâm iki yüz pâre zevraka süvâr olup Mesleme hazretleri dahi akîb-i askerden imdâdâ gelüp cümle asker eyyâm-ı muvâfık ile yine Rodos'a varup anda muhâfazada olan asâkir-i İslâm'a zahîre ve imdâd koyup İslâmbol'un Yedikulle tarafında keştîleri limana koyup cânib-i berden kal‘ayı muhâsaraya meşgûl olup yine keştîler cânib-i erba‘ayı nehb ü gâret ederek harâb [ü] yebâb edüp asker-i İslâm ganîmet ederlerdi. Altı ay bu minvâl üzre subh [u] şâm Şâm-ı cennet-meşâm askeri küffâr-ı bed-girdâr [u] murdâr ile ceng-i kavî eyleyüp hikmet-i Hudâ cümle cüyûş-ı muvahhidîn gülbâng-i Muhammedî'ye rehâ buldurup yürüyüş ederken serdâr-ı zafer-şi‘âr olan Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri zemberek sehm-i kazâsına uğrayup şehîd oldu. Ammâ kavl-i sahîh maraz-ı ishâlden merhûm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20a ·
metinde göster ·
… edüp tâ Âhûrkapu berâberliği olunca ka‘r-ı zemînden sular zâhir olup kâmil bir
ay bu
temel içre âteş-i Nemrû[d]lar yakup kurşum akıdup gûyâ bir rusâs-ı nîlgûn bahr …
"Bu câmi‘in cemî‘i mühimmât [u] levâzımât masârıfın benden alın ve bu resme bir câmi‘ binâ edin" deyü Ayasofya'nın vaz‘-ı esâsın ta‘lîm {etdi.} ibtidâ zemîn-i ka‘ra varınca hafr edüp tâ Âhûrkapu berâberliği olunca ka‘r-ı zemînden sular zâhir olup kâmil bir ay bu temel içre âteş-i Nemrû[d]lar yakup kurşum akıdup gûyâ bir rusâs-ı nîlgûn bahr oldu. Bu kurşum deryâsı temelde yedi yıl durup ba‘dehu Ağnados nâm bir ilm-i hendesede âmil-i tâm mi‘mâr-ı benâm zâhir olup Hazret-i Hızır temeline vekîlü'l-harc ve nâzır olup kırk bin ummâl ve yedi bin hammâl ve üç bin bennâ cem‘ olup meşveretleri ile Ayasofya'nın kurşum temeli üzre üç bin amûd-ı müntehâ üzre tâklar ve toloz kubbeler inşâ etdiler kim altı su sarnıcı olup zelzeleden masûn u mahfûz olmak mülâhazasıyla ibtidâ 34a temelin bu yüzden itmâm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b–34a ·
metinde göster ·
Hâlâ ol hayr du‘â sebebiyle cümle ünâsı mu‘ammer ve mu‘ammere ve ehl-i zevk ve ehl-i şevk sulehâ-yı ümmetden garîb-dost âdemleri vardır. Ba‘dehû Bâyezîd-i Velî şehzâdeliği âleminde Amasiyye hâkimiyken her sene yaylağa gelüp altı ay bu şehr-i Lâdik'de yaylalanup zevk u safâ etmeğiçün pâdişâhlara mahsûs ürd-i behişt-âsâ bir bâğçe-i dilküşâ edüp hâlâ bâğçe üstâdı ve kırk aded sivri külâhlı bostâncı huddâmları ve korucuları ve taylakçıları vardır. Çayırı büyük emîr-i ahûr tarafından zabt olunur. Bir hâkim-i aslîsi dahi Dârü's-sa‘âde ağası tarafından bir ağa gelüp maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem olmak üzre cemî‘î tekâlif-i örfîden mu‘âf [u] müsellem şehr-i sâlimdir. Zîrâ merhûm ve mağfûrun leh Sultân Ahmed Hân vâlidesi Bülbül Hâtûn evkâfıdır. Eyâlet sâhibi Sivas valisi tarafından bir avân şehre girüp müdâhale etmeğe kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344b ·
metinde göster ·
… hezârân neğamâtı hayât-ı câvidân verir. Ahâlî-i Konya ehl [u] iyâlleriyle sekiz
ay bu
bâğ-ı Merâm'da sâkin olup zevk [u] sefâ edüp felekden kâm alırlar. Niçe bin bâğ …
Husûsan bülbül-i gûyâ-yı hezârın hezârân neğamâtı hayât-ı câvidân verir. Ahâlî-i Konya ehl [u] iyâlleriyle sekiz ay bu bâğ-ı Merâm'da sâkin olup zevk [u] sefâ edüp felekden kâm alırlar. Niçe bin bâğ evleri ve külbe-i ahzânları ve cevâmi‘ ü mesâcid ü musallâ ve hân u hammâmât ve çârsû [vü] bâzâr var kim Konya şehrine gelmeğe muhtâc değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14a ·
metinde göster ·
… m on kerre yüz bin koyunlarıyla Kuyruk yıldızı ya‘nî Ülker yıldızı doğunca altı
ay bu
yaylalarda kesb-i hevâ ve kesb-i tarâvetler edüp döl döş sâhibi olurlar. Niçe b …
Sebeb-i tesmiyyesi kûh-ı Beyaz'dan galat Payas derler bir yaylağ-ı azîmdir kim ol etrâflarda olan Türkmân ve Urbânlardan iki kerre yüz bin âdem on kerre yüz bin koyunlarıyla Kuyruk yıldızı ya‘nî Ülker yıldızı doğunca altı ay bu yaylalarda kesb-i hevâ ve kesb-i tarâvetler edüp döl döş sâhibi olurlar. Niçe bin âb-ı hayâtdan nişân verir uyûn-ı câriyeleri vardır kim her biri hayât-efzâ-yı cân-fezâ yaylağ u âb-ı zülâllerdir. Ve bu şehrin halkı; gâyet garîb-dost Oğuz tâ’ifesi vardır ve gâyet musallî ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i sülûk ve dervîş-nihâd âdemleri vardır. Ve me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından beyâz ve hâs ekmeği ve yaylasında pişi lavaşa yufka ekmeği ve üzümü ve inciri ve turuncu (---)(---) memdûhdur ammâ yaylalarında kışa karîb bir üzümü olur, bir diyâra mahsûs değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20b ·
metinde göster ·
sahrâ-yı çemenzâr [u] lâlezâr-ı Kâğızhâne'de eyle îyş u ışretler olmuşdur kim d …
deyüp ol ân paşaya varup Kâğızhâne'ye gitmeğe izn alup kırk altun masrûf ve iki koyun ve gayri me’kûlât [u] meşrûbât-ı bî-kıyâs alup hakîrin yâr-ı gâr-ı münâsiblerinden beş altı ağa ile haymelerimiz alup Kâğızhâne nehrinin sâhilinde dıraht-ı çınar sâyesinde meks edüp gice ve gündüz sohbet-i hâssa başlayup gûyâ her şeb [u] rûz Hüseyin-i Baykara zevki ederdik. Mâh-ı Recebü'l-müreccebin gurresinden tâ şehr-i Ramazânu'l-mübârekin hilâli nümâyân olunca kâmil iki ay bu sahrâ-yı çemenzâr [u] lâlezâr-ı Kâğızhâne'de eyle îyş u ışretler olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü kalemler ile tahrîr olunmaz. İslâmbol'un cemî‘i a‘yân [u] eşrâfları ve mîrâsyedi hoppa çelebileri bu Kâğızhâne fezâsında üç bin mikdârı münakkaş hayme vü hargâhlar ve çerge ü sahâbe ve nâmûsiyyeler ile vâdî-i hâmûnu zeyn edüp her şeb cümle hayemâtları niçe kerre yüz bin kanâdiller ile ve şem‘-i asel ve şem‘-i rîch ve meşâ‘il ü fânûs-ı me’nûs-ı ahterân ile çerâğân ederlerdi. Ve her serâperde-i a‘yânda her şeb hânende ü sâzende ü mutrıbân ve Ahmed kolu ve Cevâhir kolu ve Nazlı kolu ve Garibânî kolu ve Akîde kolu ve Zümrüd kolu ve Postâlcı kolu ve Potakoğlu kolu ve Haşota kolu ve Semmûrkaş kolu nâmân kol kol mezkûr çengiler çeng u rebâb ve santur ve tanbûr ve ud ve çertây ve kânûnları üzre her şeb gânâgûn fasl-ı Fâryâbî edüp tâ sabâha dek bir hây hu olurdu kim gûyâ Deccâl hurûc etmişdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
… e cümle umûr-ı mu‘azzama ve azl ü nasb anların re‘y [u] tedbîriyle idi. Tâ altı
ay bu
minvâl üzre Dervîş Mehemmed Paşa sâhib-i firâş sadrıa‘zam, Melek Ahmed Paşa kâ’ …
Bu azîmetden sonra üç kerre sûre-i Mu‘avvizeteyn'i tilâvet edüp 173b Mehemmed Paşa'nın vechine ve endâmına üfleyüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ yerimizde sâkin olduk. Biemrillahi Te'alâ ağzının yârı ve sâlyarı akmayup sehel ifâkat buldum, deyüp bu hakîre bir kafa kürk-i semmûr ve bir kîse guruş ihsân etdi. Netîce bu uslûb-ı sâbık üzre yedi gün müdâvemet edüp azîmetler kırâ’at ederdim. Ol gün paşa efendimiz Mehemmed Paşa'dan müfârakat edüp doğru sa‘âdetlü pâdişâha varup sadrıa‘zam ahvâlin i‘lâm eyledikde pâdişâh-ı zîşân kızlarağasıyla sadrıa‘zama vâfir hedâyâlar gönderüp hâl [ü] hâtırdan su‘âl etdiler. Anlar dahi "Ben sâhib-i firâş oldum. Umûr-ı müslimîn mu‘attal olmasun içün karındâşımız Melek Ahmed Paşa'yı kâ’im-i makâm eylen" deyü ricâ edüp dârüssa‘âde ağasıyla telhîs eyledi. Ve arzı hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup sene (---) târîhinin mâh-ı (---) günü efendimiz Melek Ahmed Paşa, Bıyıklı Çerkes Mehemmed Paşa'nın yerine emâneten kâ’im-i makâm-ı âlîşân olup sa‘âdetlü pâdişâhdan bir semmûr hil‘at-i fâhire giyüp umûr-ı müslimîne takayyüd eyleyüp her bâr yine Dervîş Mehemmed Paşa selâmına varup hâl ü hâtır soruşup sâhib-i firâş iken yine cümle umûr-ı mu‘azzama ve azl ü nasb anların re‘y [u] tedbîriyle idi. Tâ altı ay bu minvâl üzre Dervîş Mehemmed Paşa sâhib-i firâş sadrıa‘zam, Melek Ahmed Paşa kâ’im-i makâm-ı mu‘azzam olup elbette üç ay gurresinde mevâcib çıkmak mukarrer idi. Ve tershâne mühimmât [u] levâzımâtı her cihetden âmâde idi. Ve cezîre-i Girid'e üç bin asker-i imdâd ve hazîne elbette giderdi. Bu mâbeynde sadrıa‘zam kâh hoş-hâl kâh mizâcı pür-melâl olup hikmet-i Hudâ sehel ifâkat bulmuşken Çerkes âdemîsi olup Tatar ile üsdiğinden bir semiz at eti yiyüp ve kımız nâm at südü içüp ve peynirli Çerkes pasdası yeyüp hasta oldu. Bu ta‘âmlar ise cümle kabızdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173a–173b ·
metinde göster ·
… ur‘a ve fırka fırka edüp müşebbek bostânlara cereyân etdirmişlerdir. Kâmil yedi
ay bu
Şat kenârında gece gündüz bir hây [u] hûy ve sâz [u] işret edüp Hüseyn-i Baykar …
Evvelâ cümleden meşhûr-ı âfâk olan diyâr-ı Rûm-ı Yunan'da Konya Merâmı ve Adalya'da İstanâz bâğı ve Mısır'da Feyyûm bâğı ve Şâm'da Mencik bâğı ve Darende'de Darende bâğı ve Malâtıyye'de Aspuzan bâğı; cümle bunlar meşhûr-ı âfâk olup manzûrumuz olduğu üzre evsâfları tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu Diyârbekir sâhil-i Şattu'l-Arab'da olan Reyhân bâğı ve müşebbek bostânı Rûm u Arab u Acem'de nazîri yokdur. Kaçan kim evvel-bahâr faslında Şattu'l-Arab'un tuğyânı mahalli ubûr edüp mâ’-ı zülâli ber-karâr cereyân etmeğe başladıkda Diyârbekir ahâlîsinin bây [u] gedâsı cümle ehl [ü] ıyâlleriyle sâhil-i Şatt'a rıhlet edüp kenâr-ı bahrde âbâ vü ecdâdlarından irsile intikâl etmiş hudûdlarında hayme vü hargâhlariyle meks edüp bostânlarına kavun ve karpuz ve gûnâ-gûn sebzevât ve şükûfe eküp kâr ederler. Ammâ bunda bir gûne reyhân ekerler kim herkesün hudûdu kenârında eküp bir ayda gûyâ olup mızrak kaddi oldukda ol reyhândan 208a içerisi görünmek ihtimâli yokdur. Ve Şattu'l-Arab kenârında cümle külbe-i ahzânlarının der-i dîvârları ve bâbları ve sütûhları cümle reyhândandır. Ve cümle reyhânın yine kökleri zemînde olup cemî‘i bergleri sebz-gûn olup durmadadır ve dâ’imâ zemînden tarâvet bulup büyümededir. Bir hâne reyhân dîvârından görünmek ihtimâli yokdur. Tâ bu mertebe sık reyhânlı külbe-i reyhânlardır kim şeb [u] rûz içinde sâkin olan merd [ü] zenânun dimâğları reyhân ve sâ’ir gül [ü] gülistân [ve] ergavânistân [u] sünbülistânından mu‘attar olur. Ve her bâğun harem bâğları dahi böyle reyhândan külbe-i seyrânlardır. Ve her külbede havz u şadırvânlar cümle Şat nehrindendir. Her bâğ u bostânlar mâ-beyninde Şatt'ı tur‘a tur‘a ve fırka fırka edüp müşebbek bostânlara cereyân etdirmişlerdir. Kâmil yedi ay bu Şat kenârında gece gündüz bir hây [u] hûy ve sâz [u] işret edüp Hüseyn-i Baykara zevkleri ederler. Ve yine cemî‘i ehl-i sanâyi‘ bu bostân faslında kâr [u] kisblerine meşgûl olup cemî‘i ma‘kûlât [u] meşrûbât mevcûddur. Niçe bin âdem şehre çıkup gûnâ-gûn kâr edüp yine ba‘de'l-asr gürûh-gürûh kenâr-ı Şat'da bâğlarına gelüp zevk u safâya meşgûl olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207b–208a ·
metinde göster ·
… â-mâl hayvânâtlar olup lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe yüz bin keklik şikâr olunup üç
ay bu
mahallerde şehr-i Bitlîs içre keklik fürûht olunup ol mahalde cümle ahâlî-i Bit …
Ve eyle sayyâddır kim tülekhânesinde sayf [u] şitâda niçe yüz doğan ve çakır ve balaban ve zağanos ve şahin ve sayağı ve sunkur ve toygun ve kırgıl ve karcığa ve kücügez ve devlengeç ve karakuş ve atmaca ve karagöz nâm tuyûrları kendüye râm edüp Bitlîs derelerinde senede bir kerre keklik göçgünü mahallinde bir günde yetmiş bin keklik alduğu sicillâtda müsbetdir, ammâ bu şikâr hânın fermânıyla yılda bir kerre cümle aşîreti Kürdleri üç gün dağları süzerek 228a Bitlîs deresi hûş u tuyûr ve gûnâ-gûn vahşî canavarlar ile dere ve depeler ile mâl-â-mâl hayvânâtlar olup lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe yüz bin keklik şikâr olunup üç ay bu mahallerde şehr-i Bitlîs içre keklik fürûht olunup ol mahalde cümle ahâlî-i Bitlîs koyun ve kuzu etlerinden müstağnî olurlar. Bu şikâra beyne'l-Ekrâd helû derler. Niçe yüz bin Ekrâdın hâyuhûları ile dağlar içre velvele-nâk olur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b–228a ·
metinde göster ·
… r. Hatta ba‘zı sene Van deryâsı eyyâm-ı bahârda cûş [u] hurûşa gelüp yedi sekiz
ay bu
kal‘a deryâ içre kalup ancak Âdilcevâz tarafında bir incecik yolu kalır ve cüml …
Evvelâ Van deryâsı kenârında bir alçak kayalı zemîn püşt üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî seng-tıraş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her taşı fil cüssesi kadar var ve dürr-i yektâ gibi beyâz ve müzeyyen bir kal‘a-i münevverdir. Cümle (---) aded kullelerdir ammâ çâr rükninde olan kulleler gâyet sedd-i metîn ebrâclardır kim her biri birer sedd-i Kahkahâ'dan nişân verir kulle-i metînelerdir. Ammâ havâlesiz bir kal‘a olmağile dîvârı ol kadar âlî değildir. Ammâ gâyet arîz dîvârlardır kim üzerinde atlı cirid oynasa mümkindir ve etrâfında asla handakı yokdur. Hatta ba‘zı sene Van deryâsı eyyâm-ı bahârda cûş [u] hurûşa gelüp yedi sekiz ay bu kal‘a deryâ içre kalup ancak Âdilcevâz tarafında bir incecik yolu kalır ve cümle iki kapusu vardır. Cânib-i garba nâzır Âdilcevâz kapusu, büyük kapudur ve cânib-i (---)(---) kapudur. Ve bu kal‘a dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Bu cirmde olan sûr-ı kavî içre cümle bâğsız ve bâğçesiz tahtânî ve fevkânî hâk-i amber-pâk ile mestûr bin elli aded hâne-i ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245a ·
metinde göster ·
… fer bulamayup yıkılup gitmişdir. Sonra sene (---) târîhinde Kel Rüstem Hân yedi
ay bu
kal‘ayı muhâsara edüp bu türâb üzre dahi türâb yığup kal‘aya zafer bulma sadedi …
Cümle ihtiyâr-ı Van eyitdiler: "Sultânım, bu türâbı üç yılda bu Van kayasına Timur sürüp yığmışdır. Âhir zafer bulamayup yıkılup gitmişdir. Sonra sene (---) târîhinde Kel Rüstem Hân yedi ay bu kal‘ayı muhâsara edüp bu türâb üzre dahi türâb yığup kal‘aya zafer bulma sadedinde iken Âl-i Osmân tarafından Demirkazık Halîl Paşa ve Kara Murtezâ Paşa imdâda yetişüp Kel Rüstem Hân metrislerin bırağup firâr ederken biz dahi Van'ın üç kapusun açup ale's-seher ceyş-i Acem'i basup kıra kıra sekiz bin kelle ve üç bin diri ve yetmiş bin gülle ve bin şüdde barûd ve sekiz yüz katar deve ve bu kadar bin kara çubuk atlar ve sâ’ir hayme vü hargâhlar ve bu kadar ordu-yı bâzâr-ı şâhî ve üç yüz yigirmi aded darbzen top-ı sipâhî ve yigirmi aded balyemez top-ı gümrâhî bırakdırup ana göre mâl-ı ganâ’im bırakdırup hâlâ ol zamândan berü bu türâb yığılı kalmışdır" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b ·
metinde göster ·
… t-i hârdan ve cebehânesizlikden bî-tâb u tüvân kalup kâmil bu minvâl üzre dokuz
ay bu
Bağdâd'ı muhâsara etdiler ve niçe bin âlâm-ı şedâyid çekdiler.
Âl-i Osmân Şâh ile ve kal‘a-i Bağdâd ile ceng etmeden ve zahîre kılletinden ve şiddet-i hârdan ve cebehânesizlikden bî-tâb u tüvân kalup kâmil bu minvâl üzre dokuz ay bu Bağdâd'ı muhâsara etdiler ve niçe bin âlâm-ı şedâyid çekdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 311b ·
metinde göster ·
… gâh-ı sayd-ı şikârlarda ol kadar keklik [ve]turaç süglün avlanır kim kâmil altı
ay bu
İmâdiyye şehrinde av eti tenâvül olunur, niçe bunun emsâli şikârgâh-ı mesîregâh …
Ve yetmiş aded mesîregâhları kûhlar içre ayn-ı zülâller kenârlarında vardır kim eğer her birin birer birer ta‘rîf ü tavsîf etsek Seyâhatnâme-i müsevvedâtımızı tahrîr etmeğe mâni‘ olur. Ammâ bu teferrücgâhlar İmâdiyye kal‘asının cânib-i etrâfında birer mesâfe-i ba‘îde kûh-ı bülendlerde ve dere vü depelerde vâki‘ olup atlar ile gidilüp keklik ve turaç ve çil ve süglün sayd-ı şikârına gidildikde varılır mesîregâhlardır. Ve kûh-ı bâlâlarında kaplan ve hirre-i beyâbânî ve kepş-i Ucânî ve âhû-yı kûhî saydı teferrücü olur kim bu dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve bu mesîregâh-ı sayd-ı şikârlarda ol kadar keklik [ve]turaç süglün avlanır kim kâmil altı ay bu İmâdiyye şehrinde av eti tenâvül olunur, niçe bunun emsâli şikârgâh-ı mesîregâh-ı hıyâbân-ı kûyâh yerleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 381a ·
metinde göster ·
şehirde şeyhzâde Çelebi ve Hazînedâr Mehemmed Ağa ve Ya‘kûb Ağa ve Ya‘kûb Çavuş …
Dörd ay bu şehirde şeyhzâde Çelebi ve Hazînedâr Mehemmed Ağa ve Ya‘kûb Ağa ve Ya‘kûb Çavuş ve Durganlı Mehemmed Ağa ve niçe a‘yân [u] kibârlar ile zevk u şevkler ederken efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya Âsitâne-i sa‘âdet tarafından bir kapucubaşıyla hatt-ı şerîf gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 175a ·
metinde göster ·
Menûçehrzâde, Ejder'i katl etdiği mağâraların kurbunda yedi yerde germâb ılıcalarına cümle kibâr-ı kâfiristân haymeleriyle gelüp meks edüp bir ay bu ılıcalarda ıyş [u] işret edüp âb-ı germâsından nûş edüp cemî‘i ahlât-ı fâsideden arı olup bir dahi hekîm eşribesine muhtâc olmazlar, böyle menâfi‘-i kesîreli germâblardır. Ve bu şehir kadîm olmağile ibtidâ lisân-ı Macar-ı füccâr bu diyârda peydâ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9a ·
metinde göster ·
… arından (---) avcılar odasının cümle neferâtları odabaşı ve çorbacılarıyla altı
ay bu
cây-ı hıyâbânda sâkin olup sayd [u] şikârların pâdişâha ve cümle vüzerâ ve vüke …
Menzil-i Mandıra-yı pâdişâhî: Istıranca dağı içinde bir âsitâne-i Hacı Bektaş Velî ocağıdır. Yeniçeri odalarından (---) avcılar odasının cümle neferâtları odabaşı ve çorbacılarıyla altı ay bu cây-ı hıyâbânda sâkin olup sayd [u] şikârların pâdişâha ve cümle vüzerâ ve vükelâlara hedâyâ gönderirler. Pâdişâhın niçe bin sığırları 51b ve niçe bin aded koyunları bunda durup mandıra gulâmları âyende vü revende müsâfirîne hidmet etdikleri cümle cild-i evvelde mufassalan tahrîr olunmuşdur. Andan yine tekrâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51a–51b ·
metinde göster ·
… n kullesi tâ zirve-i a‘lâsında bahâr eyyâmlarından tâ rûz-ı kâsıma varınca altı
ay bu
iç kal‘a kullesi üzre on fitîlli kandîl çerâğdân yanar, zîrâ deryâda gezen gemi …
Bu kal‘adan âdem Bahr-i Siyâh'a nazar etse deryâda gezen gemiler sinek gibi görünür. Ve bu iç kal‘ada olan serâmed nârin kullesi tâ zirve-i a‘lâsında bahâr eyyâmlarından tâ rûz-ı kâsıma varınca altı ay bu iç kal‘a kullesi üzre on fitîlli kandîl çerâğdân yanar, zîrâ deryâda gezen gemiler bu kandîl fânûsu görüp bilirler kim Balıklava kal‘asıdır, andan doğrulup geldiklerinde Balıklağı limanına girüp selâmete dâhil olurlar. Ammâ rûz-ı kâsımdan sonra Karadeniz'de gemiler gezmek ihtimâlleri yokdur, zîrâ hakkâ ki Bahr-i Siyâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121a ·
metinde göster ·
… yle ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim Âl-i Osmân askeriyle Özdemiroğlu Osmân Paşa yedi
ay bu
Çoçka burnundan karşu Kırım vilâyetine şiddet-i şitâdan geçemeyüp bunda oturup …
Kal‘a-i Tuzla: Bu dahi vîrân oluyor. Bunu Azak Kazağı harâb etmişdir, ammâ hadd-i zâtında lâzımlı değildir. Lâkin zamân-ı kadîmde eyle ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim Âl-i Osmân askeriyle Özdemiroğlu Osmân Paşa yedi ay bu Çoçka burnundan karşu Kırım vilâyetine şiddet-i şitâdan geçemeyüp bunda oturup aslâ İslâm askeri zarûret çekmemişler. Ve hâlâ bu cezîre-i pâdişâhîde akçe ile müsâfirler bir şey alsalar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146b ·
metinde göster ·
hâl üzre hırren fe-hırren ceng-i azîmler ederek günden güne guzât-ı müslimîn ka …
El-hâsıl altı ay bu hâl üzre hırren fe-hırren ceng-i azîmler ederek günden güne guzât-ı müslimîn kal‘aya bir kurşum menzili yakın varıldı, ammâ dahi lağım yerleri değil idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289b ·
metinde göster ·
… niçe cânlar savma‘alarına revâne olurlar. İlâ hâze'l-ân bu kış meydânında altı
ay bu
tertîb üzre tâ‘at-ı Sübhân edüp sohbet-i hâssu'l-hâs ederler.
Der-vasf-ı mesken-i meydân-ı fukarâ: Bu mezkûr Bâyezîd-i Velî kasrının karşu cânibinde kâr-ı kadîm ibret-nümâ bir fukarâ meydânı var kim içine beş altı yüz kadar fukarâ alur. Buna kış meydânı derler. Bir acâ’ib mihmânhâne sarây-ı dervîşândır kim etrâfında niçe yüz dollâblar vardır. Her dollâbın birer dervîşi olup postu üzre cülûs edüp tâ‘at [u] ibâdâta meşgûllerdir. Kapusu bir sarâ[y]-ı azîm dervezesi gibi vâsi‘ olup bu meydân içre arabalar ile odunlar gelüp ocakda âteşler yanup etrâfında cümle fukarâlar cem‘ olup "Herkes kıssadan hisse" deyü sergüzeşt [ü] serencâmların nakl edüp gûnâ-gûn mübâhase-i ilm-i şer‘iyye ve niçe gûne tevârîhler kırâ’at olunup cân sohbetleri ederler. Ve niçe kurbânları kebâblar edüp ve mümessek helvâlar pişüp nısfu'l-leylde cümle ahbâb ta‘âmları yeyüp sâhib-i hayrâtlara hayr du‘âlar edüp ba‘dehu üç kerre gülbâng-ı Muhammedî çeküp herkes postlarında merkezlerine ve niçe cânlar savma‘alarına revâne olurlar. İlâ hâze'l-ân bu kış meydânında altı ay bu tertîb üzre tâ‘at-ı Sübhân edüp sohbet-i hâssu'l-hâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 378b ·
metinde göster ·
… a‘îd Arab ve Birgilili Celâlî Cennetoğlu nâmân celâlî-i harâmiyân beşer altışar
ay bu
kal‘ayı muhâsara edüp Q 48bP 48b aslâ bir vecih ile zafer bulmayup hâ’ib ü …
Ve bu kal‘a gâyetü'l-gâye metîn ü müstahkem olmağile celâlî havfinden cemî‘i a‘yân-ı vilâyetin zî-kıymet esbâbları bu kal‘ada pinhândır, zîrâ Karayazıcı ve Celâlî Sa‘îd Arab ve Birgilili Celâlî Cennetoğlu nâmân celâlî-i harâmiyân beşer altışar ay bu kal‘ayı muhâsara edüp Q 48bP 48b aslâ bir vecih ile zafer bulmayup hâ’ib ü hâsir gitmişlerdir. Tâ bu mertebe Van ve Mardin kal‘ası-misâl kal‘a-i bülenddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y94a ·
metinde göster ·
minvâl üzre minâreler ve bâlâda tahrîr olunan kubbelerin ortasında ve her tâkla …
Tâ huccâc-ı müslimîn gidince bir ay bu minvâl üzre minâreler ve bâlâda tahrîr olunan kubbelerin ortasında ve her tâkların vasatında birer kanâdîller ile minâreler ve Harem-i şerîf etrâfı sekiz bin kanâdîller ile münevver olup gûyâ rûz-ı rûşen olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y338b ·
metinde göster ·
… e bir marîze mübtelâ olur. Ol ecilden paşalar ve sâhib-i tab‘ olan a‘yânlar bir
ay bu
Nîl'den içmeyüp Bi’r-i Matariyye'den nûş ederler. Gâyet âb-ı hoş-güvârdır. Ve b …
Menâfi‘-i bi’r-i âb-ı Matariyye: Ve Mısır paşalarının sâhib-i tab‘ olanları Nîl tuğyânında yeşil cereyân eder, ba‘dehu humret üzre olur. Ol mahalde paşalar ve sâhib-i tab‘ olanlar Nîl'i içmezler. Sebebi oldur kim Mısır'ın tur‘aları ve halîcleri içre sene-i sâbıkdan kalmış semm-i helâhilden nişân verir yeşil suları kalmışdır. Yeni Nîl gelince ol yeşil suları halîclerden sürüp Q 243a cereyân ederek Mısır'dan ubûr eder. Ol yeşil sudan her kim nûş ederse elbette bir marîze mübtelâ olur. Ol ecilden paşalar ve sâhib-i tab‘ olan a‘yânlar bir ay bu Nîl'den içmeyüp Bi’r-i Matariyye'den nûş ederler. Gâyet âb-ı hoş-güvârdır. Ve bir müferrih havâdâr yerdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b ·
metinde göster ·
… hîn-i fethde bizzât Hazret-i Amr ibnü'l-Âs elli bin cüyûş-ı muvahhidîn ile yedi
ay bu
kal‘ayı muhâsara edüp ceng-i azîm ile feth olup hâlâ hatîbi tilâvet etmeğe minb …
Zamân-ı kadîm şehr-i azîm olmağile ziyâretleri bî-hisâbdır. Evvelâ hîn-i fethde bizzât Hazret-i Amr ibnü'l-Âs elli bin cüyûş-ı muvahhidîn ile yedi ay bu kal‘ayı muhâsara edüp ceng-i azîm ile feth olup hâlâ hatîbi tilâvet etmeğe minbere kılıc ile çıkar. Ol feth günlerinde altı yüz Sahâbe-i kirâm şehîd olup hâlâ kubbeleri ve târîhleri ve isim resimleri ile mastûrdurlar. Ammâ tahrîri mümkin değil, şuğl-i kesîr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y445a ·
metinde göster ·