Bânî-i hâmis: Yanko ibn Mâdyân oğlu Puzantin nâm kıral Ungurus diyârından cüyûş-ı müşrikîn ile İslâmbol'a gelüp babamın binâsı ve tahtıdır deyü şehr-i Makdon'ı müceddeden ta‘mîr ü termîm edüp taht edindi. Yüz sene mu‘ammer olup İslâmbol'u eyle amâr etdi kim hemân bıtrîk ve ruhbândan altı kerre yüz bin kıssîs var idi. {Anıniçün İslâmbol'un bir ismi dahi Puzanta'dır.} Puzantin dahi Tuna nehri buzu üzre at ile ubûr ederken buz meksûr olup Puzantin'in ömrü buz gibi şikeste olup vücûdu buz gibi eridi. Ol sene yine bir zelzele-i kübrâ olup İslâmbol münhedim olup ancak Hazret-i Süleymân'ın binâ etdüği kasır ve Ayasofya câmi‘i yerindeki ma‘bedgâh-ı Hazret-i Süleymân kalup yetmiş sene harâb [ü] yebâb kalup yılan ve çıyan ve bûm ve masasa kânı oldu. Ba‘dehu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
… hakkında cemî‘i müvverrihân-ı mütekaddimîn tahrîrleri üzre İslâmbol sûrunun ve
Ayasofya
binâsının keyfiyyet-i binâsı bu yüzden tafsîl [ü] beyân ederler kim yedinci ⟦10 …
Bânî-i sâbi‘: Binâ-yı şehr-i Makdon hakkında cemî‘i müvverrihân-ı mütekaddimîn tahrîrleri üzre İslâmbol sûrunun ve Ayasofya binâsının keyfiyyet-i binâsı bu yüzden tafsîl [ü] beyân ederler kim yedinci 10b kerrede ta‘mîr [ü] termîm eden Ebü'l-beşer Hazret-i Âdem Safî aleyhi's-selâm vech-i arza hübût etdükden sonra beş bin elli iki sene mürûr etdükde Yanko ibn Mâdyân'ın nebîresinden Vezendon nâm bir pâdişâh-ı zîşân zuhûr edüp cihâna ferr ü şevket salup cemî‘i memâlik-i Rûm'a ve bilâd-ı Frengistân ve Kızılelma'ya ve diyâr-ı Alman'a ve Karaman ve Yûnâniyan'a ve Bahr-i Rûm içre ve Ummân [u] Okyûnûs'da olan cümle cezâyirâta ve sâhil-i bahreynde olan bi'l-cümle memâlik-i mahrûse kılâ‘lara hükmü câri olup bi't-tamâm mülûk-i âfâk fermânına râm oldukdan sonra şehr-i Makdon'a gelüp gördü kim dedesi Yanko'nun binâ etdüği o şehr-i kadîm harâb [ü] yebâb olmuş, hemân sâ‘at Makdon'da meks edüp cemî‘i hukemâ ve kehene ve âsafları ile meşveret edüp cümle memâlik zabtı içün İslâmbol'u tahtgâh edinmek içün binâsına şürû‘ etdükde rû-yı arzda fermân-beri olan pâdişâhlara haber gönderüp her diyârın ilm-i hendesede üstâd-ı kâmil mi‘mâr ve ummâl ve bennâlarından on kerre yüz bin âdem cem‘ olup tâli‘-i imâreti seretân olsun deyü tenbîh edüp Edirnekapusu cânibinde bir rasad peydâ edüp bir mîl minâre üzre bir nâkûs ihdâs edüp âmâde idi. Sa‘d sâ‘at oldukda ol çanı çalup cemî‘i bennâlar ellerinde olan taş ve kireçleri zemîne bırağup esâs etmeğe muntazır dururlardı. Hikmet-i Hudâ bir leylek bir yılanı şikâr edüp ber-hevâ âşiyânına getirirken ol yılan leylek murgunun minkârından rehâ bulup hikmet-i Rabbânî mezkûr rasad çanının üzerine yılan düşünce çan çalınup cemî‘i ummâllar ellerinde olan hacerâtları ve cibs-i Horasânîleri zemîne bırağup tarfetü'l-ayn içre esâs-ı sûr bir zirâ‘-ı melikî zemînden âlî oldu. Cemî‘i müneccimîn ve kehhânîn
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a–10b ·
metinde göster ·
… milyon mâl-ı hazâyinleri Sirem ve Semendire arabalarına tahmîl edüp İslâmbol'da
Ayasofya
deyrine mübâşeret etdükde Hazret-i Hızır gelüp
{Der-beyân-ı bânî-i Ayasofya-yı kebîr}: Ve bu Vezendo Kıral'ın bir duhter-i pâkîze-ahteri Makdona şehirlerinden Sofya şehrinde mütevellid olup babasının İslâmbol'u binâ etdüğin istimâ‘ edüp iki bin milyon mâl-ı hazâyinleri Sirem ve Semendire arabalarına tahmîl edüp İslâmbol'da Ayasofya deyrine mübâşeret etdükde Hazret-i Hızır gelüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11a ·
metinde göster ·
… e memlûdur. Ve câ-be-câ yerlerin ta‘mîr içün ve rahnedâr yerlerin gözetmek içün
Ayasofya
altında kayıklar vardır.
"Mühimmât [u] levâzımâtların benden alın ve şu resm-i musanna‘ üzre vaz‘-ı esâs eylen" deyü Hazret-i Hızır ta‘lîmiyle Ayasofya'nın binâsına şürû‘ etdiler. İbtidâ zemînin ka‘ra varınca hafr-ı azîm edüp bir ay kâmil temeline rusâs-ı hâssı eridüp nehr-i azîm gibi akıdup ibtidâ zemîne kurşum temel bırakdılar. Anın üzerine bin bir amûd-ı müntehâlar üzre tâklar ve toloz kubbeler inşâ etdiler kim altı su sahrîci olup âb-ı rahmet ile mâl-â-mâl ola. Ve İslâmbol'da zelzele-i azîmeler olmağile cümle binâların esâsın boş edüp zelzeleden emîn olmak mülâhazasıyla Ayasofya'nın zîr-i zemînin sahrîc etdiler. Hâlâ Kırkçeşme Suyu ile memlûdur. Ve câ-be-câ yerlerin ta‘mîr içün ve rahnedâr yerlerin gözetmek içün Ayasofya altında kayıklar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11a ·
metinde göster ·
… hri içre dâ’imâ çerâğân idi, söndü ve tâk-ı Kisrâ ve Kızılelma deyri kubbesi ve
Ayasofya
kubbesi ve bu Kostantîn binâ etdüği mezkûr Erzâyil kilisası dahi esâsından münh …
Cümleden biri bir âsâr-ı azîm etdi kim dillerde dâstân-ı dostân bir deyr-i ibret-nümâ idi kim ismine Erzâyil derler idi. İslâmbol'un tâ vasatında iki Karaman mâbeyninde bir kenîse-i nâdirü'l-asr idi kim hemân içinde papas ve kıssîs ve bıtrîkden on iki bin dalâlet-âyîn müşrikîn ile mâl-â-mâl idi. Niçe yüz sene ma‘mûr durup Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-ı mâderden müştak oldukları gece âteş-gede-i Nemrûd, Urfa şehri içre dâ’imâ çerâğân idi, söndü ve tâk-ı Kisrâ ve Kızılelma deyri kubbesi ve Ayasofya kubbesi ve bu Kostantîn binâ etdüği mezkûr Erzâyil kilisası dahi esâsından münhedim olup ba‘de'l-feth Gâzî Mehemmed Hân'ın yümn-i mukdimiyle Belde-i Tayyibe ya‘nî şehr-i Kostantıniyye feth [u] teshîre geldikde mezkûr deyrin esâsı üzre Sultân Mehemmed Hân bir câmi‘ binâ etmişdir kim hâlâ ma‘bedgâh-ı müslimîndir. İnşâ’allâh mahallinde tavsîf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12a ·
metinde göster ·
Bu sene-i mezbûrda yine Kostantîn kıyâma gelüp Ayasofya deyrinin cânib-i erba‘asına binbir kubâb-ı azîmeler binâ edüp herbirinde âyîn-i dîn-i millet-i iryâziliye olurdu kim dîn-i Hazret-i Mesîh-i enfâsdır. Evvelâ binâ olunan kubâb-ı âlînin biri hâlâ Arslanhâne ve Nakkâşhâne olan kubbe-i nühtâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
… dâr-ı ulûmlar ve dâr-ı müsâfirîn ü mücâvirîn ve mihmânhâne ve tîmârhâneler ile
Ayasofya
etrâfın ârâste ve şehr-i Makdonya'yı pîrâste edüp mezkûr bin bir kubâbların tâ …
Biri dahi Bâb-ı Hümâyûn dâhilinde hâlâ cebehâne olan kubbe-i köhne bünyâddır kim ilâ yevminâ cebehâne-i Âl-i Osmân ile mâl-â-mâldır kim hisâb [u] kitâbdan hâric ve âric bir dahme-i Efrâsiyâb-misâl bir âlât-ı silâhhânedir. Bu gûne kubâb-ı azîmler ve dâr-ı şifâlar ve dâr-ı ulûmlar ve dâr-ı müsâfirîn ü mücâvirîn ve mihmânhâne ve tîmârhâneler ile Ayasofya etrâfın ârâste ve şehr-i Makdonya'yı pîrâste edüp mezkûr bin bir kubâbların tâ vasatında Tavukbâzârı nâm mahalde evc-i âsumâna ser çekmiş seng-i sumparadan bir serâmed amûd-ı müntehâ inşâ edüp tâ zirve-i a‘lâsına beyâz mermer-i hâm üzre bir tuyûr timsâlin ihdâs etdirüp her sene ol murg-ı bî-rîğ te’sîr-i vefk ile sayha urup perr [ü] bâlin küşâde edince azamet-i Hudâ ekâlîm-i seb‘ada ne kadar murg-ı zeyrek ve tuyûr-ı sığırcık-ı pür-reng var ise cemî‘i dünyâ hadîkalarına müstevlî olup minkârlarına birer zeytûn ve nâhuneynlerine ikişer zeytûn alup her tayr üçer dâne zeytûn hedâyâ ile İslâmbol'a gelüp mezkûr amûdun zeylinde olan kilar kubbesinin zirvesindeki delikden zeytûnları bırağup edâ-yı hidmet edüp giderlerdi. Aceb te’sîrât-ı mutalsamâtdır. Ve bu zeytûnları cemî‘i ruhbânlar tenâvül edüp def-i cû‘ ederlerdi. Bu gûne niçe bin mutalsamât-ı acîbler olduğu mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
{Netîce-i kelâm Kostantîn'in ömrü bu İslâmbol kal‘ası amârıyla âhir olup murg-ı dili, bâz-ı ecelden kurtulmayup kafes-i tenden tayerân edüp bir hâkim-i âdil ve dîn-i Îsâ'da kâmil olduğundan ehl-i cennetdir, derler. Cümle saltanatı (---) sene olup yerine oğlu Mikra Kostantîn kıral olup ol dahi dîn-i Îsâ üzre şân u şöhret ve şevket verüp Ayasofya anın zamânında binâ olunup hamd-i Hudâ ma‘bedgâh-ı müslimîn olup bâng-i Muhammedî verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14b ·
metinde göster ·
câmi‘ine yâhûd şehri cüst [ü] cû etmeğe çıkdıkda bu kapudan çıkar, cenûb tarafı …
Andan Servikapusu pâdişâhlar tebdîl-i câme olup Ayasofya câmi‘ine yâhûd şehri cüst [ü] cû etmeğe çıkdıkda bu kapudan çıkar, cenûb tarafına mekşûf bir bâb-ı kebîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15b ·
metinde göster ·
deyrinin cenûbunda dörd aded amûd-ı müntehâ beyâz mermerler üzre bilâ-teşbîh Ce …
On dördüncü tılısmât-ı acîbe: Ayasofya deyrinin cenûbunda dörd aded amûd-ı müntehâ beyâz mermerler üzre bilâ-teşbîh Cebrâ’îl ve İsrâfîl ve Mîkâ’îl ve Azrâ’îl kerrûblarının timsâlleri var idi. Biri cânib-i şarka, biri garba, biri şimâle, biri cenûba müteveccih dururlardı. Yılda bir kerre Cebrâ’îl sûreti kanat kakup sayha ursa şark cânibi ganîmet olur derlerdi. İsrâfîl sûreti kanat ursa garbda kaht [u] galâ olur derlerdi. Mîkâ’îl sayha ursa şimâl cânibinde bir sâhib-hurûc zuhûr eder derlerdi. Azrâ’îl sayha ursa cemî‘i dünyâda tâ‘ûn olur deyü havf ederlerdi. Bu timsâller Hazret-i Fahr-i âlem vücûda gel[dik]de ser-nigûn olup hâlâ mezkûr amûdlar Ayasofya Çukurçeşmeleri kurbünde dörd aded mermer amûdlar râyegân temâşâgâhdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
… âller Hazret-i Fahr-i âlem vücûda gel[dik]de ser-nigûn olup hâlâ mezkûr amûdlar
Ayasofya
Çukurçeşmeleri kurbünde dörd aded mermer amûdlar râyegân temâşâgâhdır. Andan,
On dördüncü tılısmât-ı acîbe: Ayasofya deyrinin cenûbunda dörd aded amûd-ı müntehâ beyâz mermerler üzre bilâ-teşbîh Cebrâ’îl ve İsrâfîl ve Mîkâ’îl ve Azrâ’îl kerrûblarının timsâlleri var idi. Biri cânib-i şarka, biri garba, biri şimâle, biri cenûba müteveccih dururlardı. Yılda bir kerre Cebrâ’îl sûreti kanat kakup sayha ursa şark cânibi ganîmet olur derlerdi. İsrâfîl sûreti kanat ursa garbda kaht [u] galâ olur derlerdi. Mîkâ’îl sayha ursa şimâl cânibinde bir sâhib-hurûc zuhûr eder derlerdi. Azrâ’îl sayha ursa cemî‘i dünyâda tâ‘ûn olur deyü havf ederlerdi. Bu timsâller Hazret-i Fahr-i âlem vücûda gel[dik]de ser-nigûn olup hâlâ mezkûr amûdlar Ayasofya Çukurçeşmeleri kurbünde dörd aded mermer amûdlar râyegân temâşâgâhdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a ·
metinde göster ·
binâsıyçün Hızır göstermegile Hızır Ma‘deni derler. Cümleden latîf ve kat‘ etme …
Ma‘âdin-i sâlis: Edirnekapusu hâricinde Dâvûd Paşa Bâğçe-i hâssı kurbünde yedi yerde ma‘âdin-i hacer vardır kim böyle bir sun‘-ı Girdigâr bir diyârda yokdur. Bu kadar bin yıldan berü İlâ-yevminâ hâzâ beher yevm niçe bin haml-i hımâr u bağl {taş} taşınup deryâda katre ve güneşde zerre mikdâr tenezzül bulmamışdır. Zîrâ be-emr-i Sânî‘ kesb-i hevâdan rûz-merre bitmededir. Ammâ Hızır Ma‘deni derler bir sengîn taşdır. Ayasofya binâsıyçün Hızır göstermegile Hızır Ma‘deni derler. Cümleden latîf ve kat‘ etmesi sehel âsân bir hacer-i makbûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… gelüp kâfirden rehin almadan kal‘aya bî-bâk [u] bî-pervâ dâhil olup doğru 20b
Ayasofya
deyrine varup ikişer rek‘at salât-ı hâcet kılup;
Andan ba‘zı Sahâbe-i kirâm bâri gelmiş iken kal‘aya girüp Ayasofya'da iki rek‘at namâz kılalım deyü kıraldan izin alup ve harâcların alup cengden ferâgat etdiler. Ve Mesleme ve Ebâ Eyyûb-ı Ensârî bin mikdârı pür-silâh âdemleri ile zîr-i kal‘aya gelüp kâfirden rehin almadan kal‘aya bî-bâk [u] bî-pervâ dâhil olup doğru 20b Ayasofya deyrine varup ikişer rek‘at salât-ı hâcet kılup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20a–20b ·
metinde göster ·
… olup der-akab emîrü'l-mü’minîn önüne getirüp ol ân halîfe amân vermeyüp kıralı
Ayasofya
çanlığına berdâr 23a etdiler. Ve cümle asâkir-i İslâm mâl-ı ganâyimle diyâr-ı …
Muhâsara-i tasi‘-i Makdonya-yı Kostantıniyye: Bâlâda tahrîr olunan hâdise-i kübrâ[dan] bir sene ubûr edüp üçüncü senesinde yine Hârûnu'r-Reşîd hûn-ı Ashâb-ı güzîni Rûm kâfirlerinden taleb etmek içün yer götürmez deryâ-misâl asker ile Bağdâd-ı dâd-âbâddan hurûc edüp kat‘-ı menâzîl ederek kal‘a-i Malatıyye'ye gelüp Ca‘fer Gâzî kim Seyyid Battâl'dır, Hârûnu'r-Reşîd anı yüz yetmiş bin cüyûş-ı muvahhidîn ile Kostantıniyye üzre talî‘a-ı asker edüp Battâl Gâzî Rûm'a gitmede. Hârûnu'r-Reşîd dahi akîb-i askere kafâdâr dündâr olup menâzil kat‘ ederek İslâmbol'un boğazın alup gelen gemileri ahz [ü] kabz edüp cümle asker ile karşu İslâmbol tarafına geçüp cânib-i erba‘ayı nehb [ü] gâret ederek İslâmbol'u muhâsara edüp mahsûr olan küffâra zâd [ü] zevâd(a) gelmemek ile cümlesi cû‘undan amân ile taşra çıkınca Hârûn küffâra aslâ amân vermeyüp Seyyid Battâl Gâzî bunlara bir kılıç urmuşdur kim yine küffârın tevârîhleri üzre üç kerre yüz bin küffâr seyf-i âteş-tâbdan geçdi ve yetmiş bin esîr nüfûs-ı müte‘addid cân kayd [ü] bend olup guzât-ı müslimîn ol kadar mâl [u] menâl ile muğtenim olup götürmede âciz olup âhir bin pâre gemiye bu kadar mâl-ı hazâyini mâl-â-mâl edüp Haleb iskenderûnu'na gönderdiler. Ol mahalde Tekur Yağfûr-ı bî-nûr kıral-ı dâll idi, dest-ber-kafâ la‘în esîr olup der-akab emîrü'l-mü’minîn önüne getirüp ol ân halîfe amân vermeyüp kıralı Ayasofya çanlığına berdâr 23a etdiler. Ve cümle asâkir-i İslâm mâl-ı ganâyimle diyâr-ı Bağdâd'a gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22b–23a ·
metinde göster ·
… nısfın tâ kulleye varınca ümmet-i Muhammed zabt edüp İslâmbol'un dahi nısfında
Ayasofya
câniblerinde {kefereler} sâkin olup {ümmet-i Muhammed ile cümle küffâr} i‘tidâl …
"Amân ey Yıldırım Hân murâdınız üzre sulh edelim" deyü derûn-ı dilden tekur-ı la‘în sulha tâlib [ü] râğıb olup beher sene ikişer kerre yüz bin altun harâc vermeği kabûl etdiler. Yıldırım Hân bu sulhu kabûl etmeyüp kadîm-i eyyâmda Ömer ibn Abdül‘azîz fethinde ve Hârûnu'r-Reşîd asrındaki gibi Galata ve İslâmbol kal‘asının nısfında ke'l-evvel ümmet-i Muhammed sâkin olup câmi‘ ve imâretler edeler ve kal‘a hâricinde olan bâğ u bâğçelerin mahsûlâtları öşrü cümle ümmet-i Muhammed'in olmak üzre Yıldırım Hân sulh isteyüp bi'z-zarûrî tekur kıral bu sulhu kabûl edüp İslâmbol içre yigirmi bin âdem koyup Edirnekapusu ve Eğrikapusu ve Ebû Ensârî bâblarından tâ Unkapanı'ndan Zeyrekbaşı ve Karaman'dan yine Edirnekapusuna gelince hudûd kesilüp İslâmbol içre ümmet-i Muhammed leb-ber-leb olup Cibâlikapusu içre yine Gül Câmi‘, âb-ı gülâb ile mülevvesât-ı küffârdan tathîr olunduğıyçün Gül Câmi‘ derler. Ve ana karîb Sirkeci tekyesin yine mahkeme-i şer‘-i mübîn edüp Galata kal‘asına dahi altı bin asker koyup Galata'nın nısfın tâ kulleye varınca ümmet-i Muhammed zabt edüp İslâmbol'un dahi nısfında Ayasofya câniblerinde {kefereler} sâkin olup {ümmet-i Muhammed ile cümle küffâr} i‘tidâl üzre geçinirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 24a ·
metinde göster ·
Andan Ebü'l-feth teberrüken iki rek‘at salât-ı hâcet kılmağa
Ayasofya
deyrine girmeğe kasd edince içinde ve cânib-i erba‘asında sâkin olan on iki bin …
Andan Ebü'l-feth teberrüken iki rek‘at salât-ı hâcet kılmağa Ayasofya deyrine girmeğe kasd edince içinde ve cânib-i erba‘asında sâkin olan on iki bin ruhbân Ayasofya'ya kapanup dam u bâmlardan ve kulle çanlar[ın]dan asâkir-i İslâm'a zemberek ve neft ü katrân yağdırup alarka etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
deyrine sarıca arı gibi sarılup üç gün üç gece ceng-i azîm olup elli üçüncü gün …
Hemân Ebü'l-feth asâkir-i İslâm ile Ayasofya deyrine sarıca arı gibi sarılup üç gün üç gece ceng-i azîm olup elli üçüncü günde Ayasofya-i Kebîr feth olup ibtidâ Sultân Mehemmed Ayasofya içre girüp niçe ruhbânı katl edüp elindeki livâ-yı Resûlullâhı mihrâb mahalline diküp ibtidâ ezân-ı Muhammedî'yi Sultân Mehemmed tilâvet edüp sâ’ir guzât-ı müslimîn ruhbânıyâna kılıç urup derûn-ı Ayasofya hûn-ı müşrikîn ile mâl-â-mâl oldu. Hemân Ebü'l-feth Gâzî dal-tîrkeş olup alâmetim olsun içün bir hadeng-i çâr-cenâh Ayasofya kubbesinin tâ ortasına atdı. Hâlâ alâmet-i tîr-i Mehemmed Hân nümâyândır. Ve bir hünkâr solağı sol eliyle bir kâfîri katl edüp sağ elin kâfirin kanına bulayup Sultân Mehemmed'in huzûrunda bir pertâb edüp elinin kızıl kanın bir beyâz mermere sürüp pençe nakşı edüp alâmet etdi. Hâlâ ol kanlı solak pençesi türbe kapusundan içre girdikde karşu köşede beş âdem kaddi bâlâda bir pençe-i kebîr-i sâhib-dilîr zâhir ü bâhirdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
Hemân Ebü'l-feth asâkir-i İslâm ile Ayasofya deyrine sarıca arı gibi sarılup üç gün üç gece ceng-i azîm olup elli üçüncü günde Ayasofya-i Kebîr feth olup ibtidâ Sultân Mehemmed Ayasofya içre girüp niçe ruhbânı katl edüp elindeki livâ-yı Resûlullâhı mihrâb mahalline diküp ibtidâ ezân-ı Muhammedî'yi Sultân Mehemmed tilâvet edüp sâ’ir guzât-ı müslimîn ruhbânıyâna kılıç urup derûn-ı Ayasofya hûn-ı müşrikîn ile mâl-â-mâl oldu. Hemân Ebü'l-feth Gâzî dal-tîrkeş olup alâmetim olsun içün bir hadeng-i çâr-cenâh Ayasofya kubbesinin tâ ortasına atdı. Hâlâ alâmet-i tîr-i Mehemmed Hân nümâyândır. Ve bir hünkâr solağı sol eliyle bir kâfîri katl edüp sağ elin kâfirin kanına bulayup Sultân Mehemmed'in huzûrunda bir pertâb edüp elinin kızıl kanın bir beyâz mermere sürüp pençe nakşı edüp alâmet etdi. Hâlâ ol kanlı solak pençesi türbe kapusundan içre girdikde karşu köşede beş âdem kaddi bâlâda bir pençe-i kebîr-i sâhib-dilîr zâhir ü bâhirdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
hûn-ı müşrikîn ile mâl-â-mâl oldu. Hemân Ebü'l-feth Gâzî dal-tîrkeş olup alâmet …
Hemân Ebü'l-feth asâkir-i İslâm ile Ayasofya deyrine sarıca arı gibi sarılup üç gün üç gece ceng-i azîm olup elli üçüncü günde Ayasofya-i Kebîr feth olup ibtidâ Sultân Mehemmed Ayasofya içre girüp niçe ruhbânı katl edüp elindeki livâ-yı Resûlullâhı mihrâb mahalline diküp ibtidâ ezân-ı Muhammedî'yi Sultân Mehemmed tilâvet edüp sâ’ir guzât-ı müslimîn ruhbânıyâna kılıç urup derûn-ı Ayasofya hûn-ı müşrikîn ile mâl-â-mâl oldu. Hemân Ebü'l-feth Gâzî dal-tîrkeş olup alâmetim olsun içün bir hadeng-i çâr-cenâh Ayasofya kubbesinin tâ ortasına atdı. Hâlâ alâmet-i tîr-i Mehemmed Hân nümâyândır. Ve bir hünkâr solağı sol eliyle bir kâfîri katl edüp sağ elin kâfirin kanına bulayup Sultân Mehemmed'in huzûrunda bir pertâb edüp elinin kızıl kanın bir beyâz mermere sürüp pençe nakşı edüp alâmet etdi. Hâlâ ol kanlı solak pençesi türbe kapusundan içre girdikde karşu köşede beş âdem kaddi bâlâda bir pençe-i kebîr-i sâhib-dilîr zâhir ü bâhirdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
… emân Ebü'l-feth Gâzî dal-tîrkeş olup alâmetim olsun içün bir hadeng-i çâr-cenâh
Ayasofya
kubbesinin tâ ortasına atdı. Hâlâ alâmet-i tîr-i Mehemmed Hân nümâyândır. Ve bi …
Hemân Ebü'l-feth asâkir-i İslâm ile Ayasofya deyrine sarıca arı gibi sarılup üç gün üç gece ceng-i azîm olup elli üçüncü günde Ayasofya-i Kebîr feth olup ibtidâ Sultân Mehemmed Ayasofya içre girüp niçe ruhbânı katl edüp elindeki livâ-yı Resûlullâhı mihrâb mahalline diküp ibtidâ ezân-ı Muhammedî'yi Sultân Mehemmed tilâvet edüp sâ’ir guzât-ı müslimîn ruhbânıyâna kılıç urup derûn-ı Ayasofya hûn-ı müşrikîn ile mâl-â-mâl oldu. Hemân Ebü'l-feth Gâzî dal-tîrkeş olup alâmetim olsun içün bir hadeng-i çâr-cenâh Ayasofya kubbesinin tâ ortasına atdı. Hâlâ alâmet-i tîr-i Mehemmed Hân nümâyândır. Ve bir hünkâr solağı sol eliyle bir kâfîri katl edüp sağ elin kâfirin kanına bulayup Sultân Mehemmed'in huzûrunda bir pertâb edüp elinin kızıl kanın bir beyâz mermere sürüp pençe nakşı edüp alâmet etdi. Hâlâ ol kanlı solak pençesi türbe kapusundan içre girdikde karşu köşede beş âdem kaddi bâlâda bir pençe-i kebîr-i sâhib-dilîr zâhir ü bâhirdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
ismiyle müsemmâ kenîseyi temâşâ etdükde gördü kim bu makâm bir binâ-yı azîm ve …
Ammâ Ebü'l-feth Gâzî Ayasofya ismiyle müsemmâ kenîseyi temâşâ etdükde gördü kim bu makâm bir binâ-yı azîm ve bünyân-ı metîn-i kadîmdir ki mühendis-i hired [u] hurdedân ve mi‘mâr Ağnados nâm tab‘-ı selîm [u] sâhib-iz‘ân bu binânın metâneti erkânında hayrân ve bu bünyânın tarh-ı esâs ve ref‘-i kubbesin gören vâlih [ü] ser-gerdân olur. Hemân Gâzî Mehemmed Hân bu mâ‘bed-i kadîmi telvîsât [u] müzahrafât-ı hûn-ı keşîşândan ve esnâm [u] evsândan derûn-ı deyri tathîr edüp niçe bin yerde amberdânlar ve micmerdânlar ile ûd [u] amberler yakup câmi‘ içre guzât-ı müslimînin demâğları mu‘attar olup ân-ı sâ‘atde bir müfîd ü muhtasar mihrâb ü minber ve mahfil ü minâre ile ol makâm-ı behişt-irtisâmı ibret-nümâ-yı huld-ı berîn bir câmi‘-i müslimîn edüp ibtidâ yevm-i cum‘ada cemî‘i guzât-ı müslimîn hâzır olup salâlar kırâ’at olunup mü’ezzinân Arapça âyetin savt-ı hazîn ile âgâze edince hemân Akşems[eddîn] ve Kara Şemseddîn hazretleri kalkup Sultân Mehemmed'in koltuğuna girüp Akşemseddîn imâmesin Ebü'l-feth'in ser-i sa‘âdetine geydirip imâmesi üzre bir ablak turna teli sokup ve eline bir uryân kılıç verüp sağ tarafında Akşemseddîn, sol tarafında Kara Şemseddîn ta‘zîm [u] tekrîm ile Mehemmed Hân'ı minbere çıkarup dâvûdî bülend âvâz ile Elhamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn deyince cümle guzât-ı müslimîne bir hâlet el verüp bir gırîv ü feryâd-ı şâdumânî etdiler. Kâ‘ide-i uslûb-ı hatîb üzre hutbeyi edâ edüp nüzûl etdükde teberrüken ve teyemmünen Akşemseddîn hazretleri Sultân Mehemmed Hân'dan me’zûn olup imâmet etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30b ·
metinde göster ·
… dyânî düşdü. Ve üç bin sarây ve iki bedâsten ve yedi bin dekâkîn dahi düşdü. Ve
Ayasofya
câmi‘iyle yedi deyr-i azîmi dahi Sultân Mehemmed'e verdiler.
Ve yigirmi bin kîse zeheb-i Tâkyânûsî ve Yanko ibn Mâdyânî düşdü. Ve üç bin sarây ve iki bedâsten ve yedi bin dekâkîn dahi düşdü. Ve Ayasofya câmi‘iyle yedi deyr-i azîmi dahi Sultân Mehemmed'e verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31a ·
metinde göster ·
… deryâ, şimâlî tarafı Karadeniz, cânib-i şarkîsi Akdeniz ve cenûbî tarafı 32a
Ayasofya
câmi‘idir kim merece'l-bahreyne vâkı‘ olmuş {bir şehirdir}.
tahrîr olunmuşdur. Üstâd-ı Ferhâd-pîşe eyle bir Sarây-ı cedîd inşâ etmişdir kim devr-i Âdem'den beri ilm-i mi‘mârîde mühendisân-ı âlem eyle bir sarây-ı ferah-fezâ inşâ etmemişdir. Ve seyyâhân-ı âlem bu atlas-ı gerdûnde nazîrin görmemişdir. Zîrâ leb-i deryâya vâkı‘ olup iki cânibi deryâ, şimâlî tarafı Karadeniz, cânib-i şarkîsi Akdeniz ve cenûbî tarafı 32a Ayasofya câmi‘idir kim merece'l-bahreyne vâkı‘ olmuş {bir şehirdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b–32a ·
metinde göster ·
… pâkîze-ahteri Makdonya şehirlerinden Sofya şehrinde mütevellide olmağile ismine
Ayasofya
derlerdi. Babasının İslâmbol kal‘asının cânib-i erba‘asın müceddeden binâ etdüğ …
Ba‘dehu hübût-ı Âdemden sonra beş bin elli iki senesi ubûr edüp Yanko ibn Mâdyân'ın nebîresinden Vezendon nâm bir kıral-ı hümâm zuhûr edüp İslâmbol'u yedinci kerresinde anlar dahi amâr edüp cihân-ârâ bir pâdişâh-ı zîşân olduğu bâlâda yedinci fasılda musarrahdır. Ol Fezendon'un bir duhter-i pâkîze-ahteri Makdonya şehirlerinden Sofya şehrinde mütevellide olmağile ismine Ayasofya derlerdi. Babasının İslâmbol kal‘asının cânib-i erba‘asın müceddeden binâ etdüğin istimâ‘ edince iki bin milyon hazîne ile babası Fezendon'a gelüp Hazret-i Süleymân'ın ibâdethânesin tevsî‘ etmeğe mübâşeret edüp bezl-i mâl ederken Hazret-i Hızır gelüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b ·
metinde göster ·
… ece andan dahi firâr edüp yine İslâmbol'daki Fezendon Kıralı'na gelüp anın kızı
Ayasofya
bânîsi Ay Sofya kıza gelüp mülâkât oldukda,
Ve niçe yüz mi‘mâr [u] mühendis tarz [u] tarhında ser-i kârlığa mübâderet edüp her biri hezâr ahsend edecek hünerler ızhâr edüp ihsân alurlardı. Ammâ cümle mi‘mârlara pîşvâ Ağnados mi‘mâr idi. Ve vaz‘-ı nefîs üzre inşâ ederdi. Tâ ki bu binâ-yı azîm tâk-ı Kisrâ-misâl çârtâk pâyeleri mahalline dek tamâm olup bir gecede mi‘mâr başı olan Ağnados gâ’ib oldu. Ve Hazret-i Hızır dahi görünmedi. Meğer Ağnados mi‘mâr tebdîl-i câme olup Kızılelma diyârına varup anda dahi Rim Papanın izniyle bir deyr-i gama mübâşeret edüp anı dahi nısfına dek yedi yılda tamâm edüp bir gece andan dahi firâr edüp yine İslâmbol'daki Fezendon Kıralı'na gelüp anın kızı Ayasofya bânîsi Ay Sofya kıza gelüp mülâkât oldukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a ·
metinde göster ·
kâmil kırk senede 34b tamâm edüp enderûn [u] bîrûnunda on iki bin ruhbân hudd …
Ve'l-hâsıl Ayasofya kâmil kırk senede 34b tamâm edüp enderûn [u] bîrûnunda on iki bin ruhbân huddâmânı var idi. Hattâ vilâdet-i Resûl-i Kibriyâ'dan 882 sene (sene) mukaddem İskender-i Kübrâ asrında tâ’ife-i Yûnâniyân kavm-i Kabâbıta-i nâbıta destinden Mısır'a istîlâ edüp bu Ayasofya'ya Mısır'ı vakf etdiler. Tâ bu mertebe ma‘mûr oldu kim millet-i nasârânın bilâ-teşbîh ka‘beleri idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34a–34b ·
metinde göster ·
kubbesinin kıble tarafından nısfı münhedim olup niçe kerre binâ etdiler, aslâ m …
Ammâ beri İslâmbol tarafından Ayasofya kubbesinin kıble tarafından nısfı münhedim olup niçe kerre binâ etdiler, aslâ mümkün olup ta‘mîr ü termîme bir çâre olmayup münhedim olurdu. Âhir Hazret-i Hızır bir şeyh-i zâl sûretinde cümle ruhbâna görünüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34b ·
metinde göster ·
"Yâ Muhammed, sen dünyâya geldiğin gece bizim Kostantıniyye'de
Ayasofya
nâm bir deyrimizin kıblesi tarafı münhed[im] oldu. Bir kaç kerre binâ etdük tem …
"Yâ Muhammed, sen dünyâya geldiğin gece bizim Kostantıniyye'de Ayasofya nâm bir deyrimizin kıblesi tarafı münhed[im] oldu. Bir kaç kerre binâ etdük temel tutmadı. Mübârek ağzın yarından bu cevâhir kumkuma içre birez ilkâ eyle kirece karışdırup ma‘bedhânemizi ta‘mîr edelim ola kim ber-karâr ola" deyü ricâ etdiler. Derhâl ricâları hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup Hazret-i Risâlet hokka içre mübârek ağzı yarından ilkâ edüp kâ’im ü dâ’im 35a olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34b–35a ·
metinde göster ·
, İslâmbol kal‘asının cânib-i şarkîsi nihâyetinde Âhûrkapu tarafı deryâsına bin …
Evvelâ câmi‘-i Ayasofya, İslâmbol kal‘asının cânib-i şarkîsi nihâyetinde Âhûrkapu tarafı deryâsına bin adım ve şimâlî tarafına Sarâyburnu deryâsına bin adım ba‘îd bir püşte-i âlî üzre eflâke ser çekmiş bir kubbe-i serâmeddir kim bu günde eyle bir kubbe-i azîm binâ olunmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
… hlîz vardır. En gerüdeki medrese dehlîzinin kıble kapusundan tâ mihrâba varınca
Ayasofya
(Sofya) câmi‘inin tûlu (---) adımdır ve arzı bir yandan bir yanına (---) adımdı …
Ve câmi‘in tûlu, kıble kapularının tarafında üç kat taşra dehlîz vardır. En gerüdeki medrese dehlîzinin kıble kapusundan tâ mihrâba varınca Ayasofya (Sofya) câmi‘inin tûlu (---) adımdır ve arzı bir yandan bir yanına (---) adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
… er biri birer sedd-i Kahkahâ ve sedd-i Ye’cûc-misâl sedd-i bî-sütûnlardır. Hâlâ
Ayasofya
câmi‘inin etrâfında ol pâyeler zâhir ü bâhir olup Ayasofya anlar ile metânet bu …
Ol asırda Bursa'da Ulu Câmi‘'i ve Edirne'de Eski Câmi‘i Yıldırım Hân içün binâ eden Mi‘mâr Alî Neccâr hayâtda olmağile fi'l-hâl Ebü'l-feth Kostantîn'e dostluğa binâen sûret-i mahabbetden görünüp Ayasofya'nın ta‘mîr [ü] termîmiyçün Koca Mi‘mâr Alî'yi Tekur'a gönderüp kıral gâyet haz edüp Ayasofya'nın cânib-i erba‘asına azîm pâyeler inşâ etdi kim her biri birer sedd-i Kahkahâ ve sedd-i Ye’cûc-misâl sedd-i bî-sütûnlardır. Hâlâ Ayasofya câmi‘inin etrâfında ol pâyeler zâhir ü bâhir olup Ayasofya anlar ile metânet bulmuşdur. Ammâ Ayasofya'nın sağ tarafındaki Sarıkcılar dükkânları mâbeyninde olan pâyenin içini Mi‘mâr Alî iki yüz kademe minâre yolu gibi yol eyledikde kıral-ı dâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36a ·
metinde göster ·
… bî-sütûnlardır. Hâlâ Ayasofya câmi‘inin etrâfında ol pâyeler zâhir ü bâhir olup
Ayasofya
anlar ile metânet bulmuşdur. Ammâ Ayasofya'nın sağ tarafındaki Sarıkcılar dükkâ …
Ol asırda Bursa'da Ulu Câmi‘'i ve Edirne'de Eski Câmi‘i Yıldırım Hân içün binâ eden Mi‘mâr Alî Neccâr hayâtda olmağile fi'l-hâl Ebü'l-feth Kostantîn'e dostluğa binâen sûret-i mahabbetden görünüp Ayasofya'nın ta‘mîr [ü] termîmiyçün Koca Mi‘mâr Alî'yi Tekur'a gönderüp kıral gâyet haz edüp Ayasofya'nın cânib-i erba‘asına azîm pâyeler inşâ etdi kim her biri birer sedd-i Kahkahâ ve sedd-i Ye’cûc-misâl sedd-i bî-sütûnlardır. Hâlâ Ayasofya câmi‘inin etrâfında ol pâyeler zâhir ü bâhir olup Ayasofya anlar ile metânet bulmuşdur. Ammâ Ayasofya'nın sağ tarafındaki Sarıkcılar dükkânları mâbeyninde olan pâyenin içini Mi‘mâr Alî iki yüz kademe minâre yolu gibi yol eyledikde kıral-ı dâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36a ·
metinde göster ·
… üzre eyle pâyeler binâ etdim ki âhir zamânda Hallâc-ı Mansûr yay çillesi önünde
Ayasofya
kubbesi top [u] çevgân-misâl galtân olup fenâ bulmaya. Ta‘mîr etmek benden feth …
"Pâdişâhım metânet üzre eyle pâyeler binâ etdim ki âhir zamânda Hallâc-ı Mansûr yay çillesi önünde Ayasofya kubbesi top [u] çevgân-misâl galtân olup fenâ bulmaya. Ta‘mîr etmek benden feth etmek senden ola. Ve sana bir minâre yeri inşâ edüp anda du‘â etdim. Hemân fethine bezl-i ihtimâm eyle" deyince cümle huzzâr-ı meclis Fâtiha-i ümmü'l-kitâb kırâ’at etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36a ·
metinde göster ·
… makâm-ı Ebâ Eyyûb-ı Ensârî: Hicretin elli ikinci senesinde serdâr olup bâ-sulh
Ayasofya
içre iki rek‘at namâz kılduğı mahalle makâm-ı Eyyûb Sultân derler. Terlerdireğ' …
Andan makâm-ı Ebâ Eyyûb-ı Ensârî: Hicretin elli ikinci senesinde serdâr olup bâ-sulh Ayasofya içre iki rek‘at namâz kılduğı mahalle makâm-ı Eyyûb Sultân derler. Terlerdireğ'in kıblesindeki mihrâbdır. Hâlâ evkât-ı hamsede anda cemâ‘atden hâlî değildir. Ve sulehâ-yı ümmetden çok kimesneler leyle-i mübârekelerde anda i‘tikâfa girirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a ·
metinde göster ·
… Süleymân: Minberin sağ tarafındaki yeşil mihrâb makâm-ı Süleymândır kim ibtidâ
Ayasofya
zemîninde ibâdetgâh-ı kadîm olan ol mahaldir. Hâlâ niçe kimesneler anda teheccü …
Makâm-ı Hazret-i Süleymân: Minberin sağ tarafındaki yeşil mihrâb makâm-ı Süleymândır kim ibtidâ Ayasofya zemîninde ibâdetgâh-ı kadîm olan ol mahaldir. Hâlâ niçe kimesneler anda teheccüd, işrâk, ebvâbîn salâtın anda edâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a ·
metinde göster ·
… ümâyûnları olup du‘â-yı istiskâ içün üç gün nâdîler nidâ edüp "Leyle-i Kadir'de
Ayasofya
câmi‘inde ihyâ olup cem‘ olalar ve Ayasofya câmi‘i ne kadar âdem alur add oluns …
Ol Gülâbî Ağa hikâyet eder: Bir gün Sultân Selîm-i Sânî asrında tâ‘ûn-ı azîm olup şehr-i İslâmbol içre eyle tâ‘ûn-ı ekber olur kim İslâmbol'un yigirmi yedi kapusundan taşra beher yevm üç bin âdem cenâzesi çıkdığı Selîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup du‘â-yı istiskâ içün üç gün nâdîler nidâ edüp "Leyle-i Kadir'de Ayasofya câmi‘inde ihyâ olup cem‘ olalar ve Ayasofya câmi‘i ne kadar âdem alur add olunsun" deyü fermân-ı şerîf sâdır olunca el-azametullâh Ayasofya-i Kebîr içre âdem deryâsı cem‘ olup {omuz} omuzu sökmeyüp benî âdem zânû-be-zânû çıtâ-çıt oturup eş-Şeyh Beşiktaşî Yahyâ Efendi hazretlerinin va‘z [u] nasîhatına muntazır olmuşlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a ·
metinde göster ·
… nâdîler nidâ edüp "Leyle-i Kadir'de Ayasofya câmi‘inde ihyâ olup cem‘ olalar ve
Ayasofya
câmi‘i ne kadar âdem alur add olunsun" deyü fermân-ı şerîf sâdır olunca el-azam …
Ol Gülâbî Ağa hikâyet eder: Bir gün Sultân Selîm-i Sânî asrında tâ‘ûn-ı azîm olup şehr-i İslâmbol içre eyle tâ‘ûn-ı ekber olur kim İslâmbol'un yigirmi yedi kapusundan taşra beher yevm üç bin âdem cenâzesi çıkdığı Selîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup du‘â-yı istiskâ içün üç gün nâdîler nidâ edüp "Leyle-i Kadir'de Ayasofya câmi‘inde ihyâ olup cem‘ olalar ve Ayasofya câmi‘i ne kadar âdem alur add olunsun" deyü fermân-ı şerîf sâdır olunca el-azametullâh Ayasofya-i Kebîr içre âdem deryâsı cem‘ olup {omuz} omuzu sökmeyüp benî âdem zânû-be-zânû çıtâ-çıt oturup eş-Şeyh Beşiktaşî Yahyâ Efendi hazretlerinin va‘z [u] nasîhatına muntazır olmuşlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a ·
metinde göster ·